Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1495
2025/233
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1495 Esas
KARAR NO: 2025/233 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2021/10 Esas - 2022/402 Karar
TARİH: 28/04/2022
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 13/02/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin otomotiv sektöründe öncü bir şirket olduğunu, 2013 yılında kurulan www...com isimli web sayfasının müvekkili şirket tarafından kurulduğunu, bu platform vasıtasıyla ikinci el araç piyasalarında güvenilir, şeffaf ve adil bir satış ortamı yaratıldığını, somut olayda davalı ... Otomotiv adına kayıtlı ... plakalı aracın Kartal ...Noterliği'nin 04.03.2020 tarihli ... yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmesi ile müvekkili adına geçtiğini, müvekkili şirketin ise aynı gün aracı ... Otomotiv'e sattığını, ancak ... Otomotiv'in satıştan vazgeçmesi nedeniyle henüz teslim edilmeden aracın iade alındığını, aracın 29.04.2020 tarihinde dava dışı ...'a satıldığını, aracın müşteriye tesliminden sonra sürücü ve yolcu hava yastıklarında işlem yapılmış olduğu ve torpido kaplamasında kabarmalar olduğunun müvekkili şirkete bildirildiğini, bu bildirim üzerine Bilirkişi Raporu düzenlendiğini, aracın sürücü, yolcu hava yastığı ile torpidosunun değişmesinin gerektiğinin tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından katma değer vergisi dahil 37.471,66 TL onarım masrafı yapıldığını, davalı tarafa araçtaki ayıp nedeniyle yapılan masraf anlatıldığında bu talebin karşılanmadığını, davalı şirketin bu zarardan sorumlu olduğunu, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında akdedilen sözleşmenin 6.maddesi gereği her türlü zararını davalıdan talep etme hakkının bulunduğunu, ara buluculuk görüşmelerinden bir sonuca ulaşılamadığını, izah edilen tüm bu nedenlerle müvekkili şirketin dava konusu araçta yaptığı onarım masrafları için şimdilik 1.000,00 TL'nin 10.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi birlikte davalı şirketten tahsil edilerek müvekkili şirkete verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinden satın alınan aracın aynı gün ... Otomotiv'e satıldığını, her ne kadar ... Otomotiv'in satıştan vazgeçtiği iddia edilse de aracın el değiştirmesi nedeniyle müvekkiline ikame edilen bu davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, satış sözleşmesine konu olan aracın iki farklı firma tarafından ekspertiz raporunun mevcut olduğunu, 13/02/2020 tarihli ekspertiz raporunun 8.ve 10. sayfasında müvekkili davalıdan talep edilen onarım masraflarının davacı yanın otomobili satın almadan önce olduğunu bilebilecek durumda olduğunu, cevap dilekçesinin ekinde sunulan ekspertiz raporunda pano ve göstergelerde standart dışı onarım, kapı kollarının çizik, araç genelinde çizikler mevcut olduğu, direksiyon simidinin sonradan kaplanmış olduğunun ifade edildiği, sabit olan bu hususların ekspertiz raporlarında açıkça belirtilmesi nedeniyle gizli ayıp olmadığını, davacının ayıp ortaya çıkar çıkmaz hemen ihbar etmesi gerektiğini, davacının ayıp ihbar süresine uymadığını, geçerli ve süresi içinde yapılmış ihbar mevcut olmadığından davalı müvekkilden onarım masraflarını istemesinin haksız ve yersiz olduğunu, davacının sunmuş olduğu sözleşmede davalı müvekkilinin imzasının ya da kaşesinin bulunmadığını, sözleşmenin kabulünün mümkün olmadığını, açıklanan tüm nedenlerle haksız ve hukuki mesnetten yoksun olarak ikame edilen davanın reddinin gerektiğini iddia etmiştir. Davacı vekili 24/02/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile netice-i talebini 35.638,26-TL'ye yükseltmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 28/04/2022 tarih ve 2021/10 Esas - 2022/402 Karar sayılı kararında; " Yukarıda açıklamalar ışığında somut olaya tekrar dönersek; öncelikle davacı davalıya süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı bir delil kanıtlayamamıştır. Mahkememizce dava dilekçesinde araçtaki ayıbın aranarak davalıya bildirildiği ve böylece ihbar edildiği ileri sürüldüğünden davacı vekiline işbu konuda davalıya yemin teklif hakkı hatırlatılmasına ve talep gereği süre verilmesine rağmen davacı vekili tarafından ısrarlı bir şekilde yemin teklif etmesi gerekenin davalı satıcı şirket olduğu ve dolayısıyla ispat yükünün de davalıda olduğu yönünde açık beyanlarda bulunulmuş ve yemin teklifinden kaçınmışlardır. Ayrıca tanıkların da araçtaki teknik konularda dinletileceği beyan edildiğinden davacının ihbar olgusunu ispat edemediği, olayda TBK' nin 225. maddesinde düzenlenen satıcının ağır kusuru da bulunmadığından alıcı davacının aracı satış anındaki mevcut haliyle kabul etmiş sayılacağı sonucunu ulaşılmıştır. Binaenaleyh, davacının süresinde hukuka uygun olarak ayıp ihbarında bulunmadığı sonuç ve kanaatiyle, TMK'nin 6 ve HMK'nin190 maddeleri gereğince ispat edilemeyen davanın esastan reddine karar verilmiştir. "gerekçesi ile, '' Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;İstanbul Anadolu 13.Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/10 E. 2022/402 K. Sayılı dosyasında gerekçeli kararın taraflarına 09.06.2022 tarihinde ödeme icra emri ile birlikte tebliğ edildiğini; gerekçeli kararda özetle; "Dava dilekçesinde araçtaki ayıbın aranarak davalıya bildirildiği ve böylece ihbar edildiği ileri sürüldüğünden, davacının ihbar olgusunu ispat edemediği, olayda TBK' nin 225. maddesinde düzenlenen satıcının ağır kusuru da bulunmadığından alıcı davacının aracı satış anındaki mevcut haliyle kabul etmiş sayılacağı sonucunu ulaşılmıştır.Binaenaleyh, davacının süresinde hukuka uygun olarak ayıp ihbarında bulunmadığı sonuç ve kanaatiyle, TMK'nin 6 ve HMK'nin190 maddeleri gereğince ispat edilemeyen davanın esastan reddine," karar verildiğini; işbu dilekçeleri ile hukuka aykırı tesis edilen Yerel Mahkeme kararının ortadan kaldırılması talebimizin arzı zaruretinin hasıl olduğunu, İşbu dosya tahtında alınan kök rapor ve ek rapor ile müvekkili şirketin dava konusu aracın gizli ayıplı olması sebebiyle 35.638,26 tl onarım masrafı yapmış olduğu tespit edilmesine rağmen yerel mahkemece hukuka aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, 04.09.2021 tarihli Bilirkişi Raporu ile Müvekkili Şirketin taleplerinde haklı olduğunun, 35.638,26 TL alacaklı olduğunun açıkça ortaya konduğunu; ayrıca bu hususun 13.11.2021 tarihli Bilirkişi Ek Raporu ile bir kez daha teyit ve tespit edildiğini, Davalı Şirketin oluşan tüm bu zararlardan doğrudan sorumluluğunun mevcut olduğunu; davalı şirketin Müvekkili Şirket ile akdetiği Sözleşme tahtında da her türlü zararını Müşteri'den talep etmeye yetkili olduğu hükmünün mevcut olduğunu; öte yandan, Sözleşmenin Sorumluluk başlıklı 6. Maddesi tahtında özetle; "...'a alıcılardan gelen şikayet, iddia ve talepler neticesinde ... tarafından gerek görülmesi durumunda alıcıların araçları incelenecek ve bu minvalde ...'un ödemek durumunda kalacağı her türlü tazminat, zarar, araç bedeli, uzlaşma bedeli, faiz vekalet ücreti, yargılama giderleri ile araç alım satım masrafları da dahil olmak üzere bilimum masrafları müşteriye rücu hakkı saklıdır, müşteri ...'un bu yetkisini kabul eder. Müşteri, bu nedenlerle ...'dan araç bedeli de dahil olmak üzere hiçbir ad altında bedel/tazminat talep edemez." yönünde hüküm mevcut olduğunu, Bu minvalde, Müvekkili Şirket’in uğradığı zararların 04.09.2021 tarihli Bilirkişi Raporu ile de ortaya konması sebebiyle Davalı Şirket'ten fer’ileri ile birlikte iadesi/tahsili gerekmekte iken işbu davanın reddine karar verilmesi taraflar arasında akdedilen sözleşmeye, hukuka, hakkaniyete aykırılık teşkil etmekte olup Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak yapılacak yeni yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Gerekçeli kararda hükmedildiğinin aksine ayıp ihbarı TTK 18/3 maddesi kapsamındaki durumlardan biri olarak sayılmamış olduğundan ayıp ihbarının şekil koşuluna bağlı olmadığını, gerekçeli kararda "Ayıp ihbarının yapıldığını ileri süren kişi 6102 sayılı TTK’nın 18/3 maddesi uyarınca öngörülen şekilde yapıldığını kanıtlamalıdır. 6102 sayılı TTK’nın 18 maddesine göre, davacı diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar NOTER ARACILIĞIYLA, TAAHHÜTLÜ MEKTUPLA, TELGRAFLA VEYA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA KULLANILARAK KAYITLI ELEKTRONİK POSTA SİSTEMİ ile yaptığını kanıtlamalıdır." şeklinde hüküm kurulduğunu, gerekçeli kararda hükmedildiğinin aksine ayıp ihbarının TTK'nın ilgili düzenlemesinde sayılan hallerden biri olmayıp tacirler arasında dahi olsa satım sözleşmesi neticesinde ayıp ihbarında kanunun aradığı şekil şartlarının aranmamakta olduğunu; TTK'nın 18.maddesinin 3.fıkrasında "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." şeklinde düzenleme mevcut olduğunu; ilgili kanun düzenlemesinden de görüleceği üzere şekil şartı aranan durumlar arasında ayıp ihbarı sayılmadığını; ilgili kanun hükmünün istisnai nitelikte bir hüküm olup bu hükümde hangi durumların madde kapsamında girdiği tahdidi bir şekilde sayıldığını; istisnai nitelikte hükümlerin genişletici yoruma tabi tutulmasının mümkün olmadığını, bu nitelikteki hükümler ancak daraltıcı yoruma tabi tutulabileceklerini; bu nedenle ilgili kanun hükmünde sayılmayan durumların madde kapsamına dahil edilmesinin mümkün olmadığını; ticari satımlarda ayıp ihbarının noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılmasının zorunlu olmadığını; bu nedenle ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ispat edilebileceğini; Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 14.06.2016 tarihli bir kararında;“…Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre; ayıp ihbarının şekil koşuluna bağlı olmadığı ve ayrıca; hukuki bir işlem değil “hukuki işlem benzeri bir fiil” olması nedeniyle süresi içerisinde ayıp ihbarının yapıldığının tanık da dahil olmak üzere her türlü delille kanıtlanabileceği kabul edilmektedir…” şeklinde hüküm tesis ettiğini; yine Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 09.03.1998 tarihli bir kararında; "...Davacı, satıma konu emtiadaki ayıbın gizli ayıp olduğunu ileri sürmüş olup, bu konuda delillerini ibraz etmiş tanık dahi göstermiştir. Ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı hususu tanıkla dahi kanıtlanabilir. O halde, davacı vekilinin ayıp ihbarının süresinde yapıldığına ilişkin tanıkları dinlenip, diğer deliller ile birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir...” şeklinde son derece isabetli bir hüküm tesis ettiğini; yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle ve Yargıtay içtihatları da göz önüne alındığında tacirler arasında akdedilse dahi satım sözleşmesine dayanan ayıp ihbarında kanunda sayılan şekil şartlarına uyulması aranmamakta olduğunu; somut uyuşmazlıkta da Müvekkili Şirket tarafından ayıp ihbarı davacı şirkete sözlü olarak bildirildiğini ve ayıp ihbarı yükümlülüğü yasal süresi içerisinde yerine getirildiğini; müvekkil Şirket'in ayıp ihbarı bakımından kanunun aradığı şekil şartlarına uyma yükümlülüğünün bulunmamakta olduğunu,Sonuç olarak Yerel Mahkemece ilgili hususta yerleşik Yargıtay içtihatlarına, TTK hükümlerine, hukuka aykırı hüküm tesis edilmiş olup işbu hükmün kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Gerekçeli kararda hükmedildiğinin aksine müvekkili şirketin yasal süresi içerisinde dava konusu aracın incelenmesi ve gizli ayıbın tespit edilebilmesi için yükümlülüklerine uygun olarak hareket ettiğini, somut uyuşmazlıkta Davalı ... ("Davalı Şirket") Müvekkil Şirket ile bir Sözleşme akdetmiş ve ... plakalı ... şasi numaralı ... marka benzinli sedan aracın Müvekkil Şirket'e satışını talep ettiğini, tarafların anlaşmaları akabinde Kartal ... Noterliği'nin 04.03.2020 tarihli, ... yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmesi ile Davalı Şirket adına kayıtlı ... plakalı ... şasi numaralı ... marka benzinli otomobil Müvekkil Şirket'e satıldığını, ikinci el araç sektöründe de faaliyet gösteren Müvekkili Şirketin, aynı gün Kartal ... Noterliği'nin 04.03.2020 tarihli, ... yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmesi ile Müvekkil Şirket adına kayıtlı dava konusu araç dava dışı ... Sanayi Ticaret Ltd. Şti'ne ("... Otomotiv") satıldığını ancak söz konusu aracın ... Otomotiv'in satıştan vazgeçmesi sebebi ile araç henüz bu şirkete teslim edilmeden, satışın ertesi gün Kartal ... Noterliği'nin 05.03.2020 tarihli, ... yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmesi ile iade alındığını, daha sonra Müvekkili Şirket adına kayıtlı dava konusu aracın Kartal ... Noterliği'nin 29.04.2020 tarihli, ... yevmiye numaralı Araç Satış Sözleşmesi ile dava dışı müşteri ...'a satıldığını, dava konusu aracın bu müşteriye tesliminden sonra aracın üzerinde yapılan kontrollerde sürücü ve yolcu hava yastıklarında işlem yapılmış olduğu ve torpido kaplamasında kabarmalar olduğu tespit edildiğini ve bu durumun Müvekkil Şirket'e bildirildiğini, gerekçeli kararda ilgili hususta "Davacı tacir olup ticari satımlarda ayıp ihbarının olay tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 23/1-c maddesinde belirtilen süreler içinde yapılması gerekir. Hükme göre; Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği;" şeklinde hüküm kurulduğunu; somut uyuşmazlıkta aracın gizli ayıplı olduğunun ve işbu ayıbın olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkamayacak nitelikte olduğunun izahtan vareste olduğunu; bu nedenle ayıbın tespit edilmesi akabinde satıcıya bildirilmesi gerektiğini; Müvekkili Şirket'in, davaya konu aracı aynı gün ... Otomotiv'e satmış olduğu, aynı gün aracı ... Otomotiv'den iade aldığı, akabinde dava dışı ...'a satmış olduğu ve davaya konu araçta mevcut olduğu iddia edilen ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğu göz önüne alındığında, müvekkili şirketin söz konusu ayıbı tespit edebilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağını; dava dışı ...'tan Müvekkili Şirket'e gelen bildirim ve şikayete istinaden ayıbın ortaya çıkarılabilmesi için derhal Bilirkişi Raporu ("Rapor") tanzim ettirildiğini ve hazırlanan Rapor'da; "Aracın üzerinde yapılan kontrollerde sürücü ve yolcu hava yastıklarında işlem yapılmış olduğu torpido kaplamasında kabarmalar olduğu tespit edilmiştir. Araç üzerinde bulunan sürücü ve yolcu hava yastıklarının işlem görmüş olduğu ve değişmesi gerektiği, torpido kaplamasının onarım işlemi görmüş olduğu ve değişmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. ... Ticaret A.Ş firması tarafından araç için KDV DAHİL 37.471,66 TL onarım masrafı yapılmıştır. Yapılan incelemede araç üzerinde standart dışı yapılan hava yastıkları ve torpido üzerindeki işlemlerin aracın eski hasarlarına bağlı olduğu ve ... Ticaret A.Ş firmasına satılmadan önce gerçekleştiği kanaatine varılmıştır." tespitlerinin yapıldığını, rapordaki tespitlerde de görüleceği üzere araçtaki mevcut ayıplar gizli ayıp niteliğinde olup olağan gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacağını; bu ayıplar bakımından Müvekkili Şirket'in herhangi bir kusuru, kastı, ihmali yahut sorumluluğunun bulunmadığını; Müvekkili Şirketin dava dışı ... tarafından gelen bildirim ve şikayet akabinde derhal Rapor tanzim ettirmiş ve araçtaki mevcut gizli ayıbı tespit ettirdiğini, akabinde müşterinin şikayeti, söz konusu Rapor'daki tespitler ve yapılan incelemeler neticesinde dava konusu araçta hem hukuki ve ticari sorumluluk kapsamında hem de müşteri memnuniyeti adına gerekli tüm onarımların yaptırıldığını; Müvekkili Şirket tarafından dava konusu araca toplamda 37.471,66 TL onarım masrafı yapıldığını; bu hususun işbu dosya tahtında aldırılan kök raporda ve ek raporda da isabetle tespit edildiğini, bunun üzerine Davalı Şirket, Müvekkil Şirket tarafından aranarak araçtaki ayıpların aktarıldığını, araçta yapılan onarımlara ilişkin bedelin tahsilinin talep edildiğini ancak Davalı Şirketçe Müvekkili Şirket'in bu talebinin kabul edilmediğini; Müvekkil Şirket'in tüm iyi niyetli müzakere süreçleri yoğun uğraşlarına rağmen sonuçsuz kaldığını ve Müvekkil Şirket söz konusu ticaret sebebiyle çok ciddi bir zarara uğradığını ve mağdur olduğunu, bu bağlamda; Müvekkil Şirket’in araçta yaptırdığı onarımlar kapsamında minimum 37.471,66 tl zararı oluştuğunu; yukarıda belirtilen bilirkişi raporu ile de dava konusu araçta 37.471,66 tl onarım masrafı yapıldığı hususunun vurgulandığını, işbu dosya tahtında aldırılan bilirkişi raporlarında da haklılıklarının ortaya konduğunu, işbu bedellerin 10.09.2020 ve 11.09.2020 tarihli faturalarla da sabit olduğunu; bu minvalde, ilgili bedelin 10.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte Davalı Şirket'ten tahsili gerekmekte iken taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine, hukuka, hakkaniyete aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, İzah edilen tüm bu nedenlerle taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümlerine, hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak tesis edilen yerel mahkeme kararının kaldırılarak yapılacak yeni yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmesini talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenler doğrultusunda; sair her türlü dava, talep ve şikayet hakları saklı kalmak kaydıyla; işbu istinaf başvurusuna konu dosyanın duruşmalı olarak incelenmesi talebinin kabulüne, yukarıda izah edilen sebeplerle istinaf incelemesi neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve taleplerimiz doğrultusunda işbu davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacıdan satın alınan ve dava dışı müşteriye satılan araçta ortaya çıktığı iddia olunan ayıp nedeniyle karşılanan onarım masrafının davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı yan; davacı şirkete ait www...com isimli web sayfası üzerinden ikinci el araç alım satım işi yaptığını, davalıdan 04/03/2020 tarihinde satın alınan aracın aynı gün dava dışı ... Otomotiv'e satıldığını, bu firmanın satıştan vazgeçmesi üzerine fiziken henüz teslim edilmemiş bulunan aracın tescil kaydının ertesi gün geri alındığını, ardından aracın 29/04/2020 tarihinde dava dışı ...'a satıldığını, bu müşterinin şikayeti üzerine yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, araç davalıdan satın alınmadan önce sürücü ve yolcu hava yastıklarının onarılmış olduğunun, torpido kaplamasında daha önce yapılan onarım nedeniyle kabarmalar olduğunun tespit edildiğini, bu ayıpların giderilmesi için gereken 37.471,66 TL onarım masrafının davacı tarafından karşılandığını, durumun davalıya şifahen bildirilmesine rağmen onarım masrafının davacıya ödenmediğini ileri sürmüştür. Davalı yan; davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu sözleşmede davalının ünvan, kaşe veya imzasının bulunmadığını, davacıya noter üzerinden satış yapıldığını, aracın dava tarihindeki maliki davacı olmadığından davacının aktif husumeti bulunmadığını, aracın satışından önce ekspertiz incelemesi yapıldığını ve satıştan önce gerçekleştirilen onarımlara ilişkin bilgilerin bu raporda mevcut olduğunu, tacir olan davalının basiretli davranma yükümlülüğü altında olduğunu ve ayıp iddiasını dayandırdığı onarımları bilebilecek durumda olduğunu, öte yandan süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı da bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, davacının davalı ile aralarında bağıtlandığını iddia ettiği çerçeve nitelikli sözleşme, dava konusu araca ilişkin noterde düzenleme şeklinde yaptırılan satış sözleşmeleri, davacının bu araç için yapmış olduğunu belirttiği onarım masraflarına ilişkin faturalar, aracın davacıya satılmasından önce düzenlenen ekspertiz raporu, aracın ilk tescilinden itibaren tüm malik bilgilerini gösterir trafik kayıtları dosya arasına alınmış, makine mühendisi bilirkişiden kök ve davalı itirazları üzerine ek rapor alınmış, akabinde davacıya süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığına ilişkin davalı yana yemin teklif edilip edilmeyeceğinin açıklanması için kesin süre verilmiş, verilen kesin süre içerisinde karşı tarafa yemin edilmemesi ve ara karardan rücu talep edilmesi üzerine, bu konuda ispat yükünün davacı üzerinde olduğu gerekçesi ile rücu talebi reddedilmiş, dava konusu araçtaki ayıp bakımından davalının ağır kusurlu olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapıldığının da ispat olunamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu araç satışına ilişkin sözleşme davacı ile davalı arasında olup, davacı varlığını iddia ettiği ayıp nedeniyle yaptığı onarım masraflarını TBK'nun 227/1-3 bendi uyarınca kendi akidinden talep etmektedir. Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği, aracı davacıdan satın alan dava dışı ikinci ve üçüncü alıcıların kendi akitleri olmayan davalıya karşı ayıba dayalı herhangi bir talepte bulunmaları mümkün olmayıp, dava konusu talep bakımından davacının aktif husumeti mevcuttur. Husumet def'i değil itiraz mahiyetinde bulunduğundan, davalının aktif husumet itirazının mahkemece değerlendirilmemesi yerinde olmamış ise de, bu eksiklik eleştirilmekle yetinilmiştir. Dosyaya mübrez trafik tescil kayıtlarına göre davalının davacıya sattığı dava konusu aracın on altıncı maliki olduğu, dava konusu araçta varlığı iddia olunan hava yastığı ve torpido kaplaması onarımına ilişkin bilgilerin satış öncesinde düzenlenen ekspertiz raporunda yer almadıklarının, olağan muayene ile tespit edilemeyeceklerinin bilirkişi raporu ile tespit edildiği, gizli ayıplara ilişkin ihbar külfeti bakımından TTK'nun 23/1-c bendi atfı ile tacirler arası satımlara da uygulanan TBK'nun 226/2 fıkrası uyarınca, gizli ayıbın ortaya çıkması halinde derhal satıcıya ihbarının gerektiği, davacı tarafından, müşterisinin şikayeti üzerine yaptırıldığı belirtilen inceleme üzerine düzenlenen rapor tarihinin 31/08/2020, onarım faturalarının tarihinin ise 10/09/2020 ve 11/09/2020 olduğu, davacı tarafından dosyaya davalıya süresinde ayıp ihbarında bulunulduğuna dair herhangi bir delil sunulmadığı, davacı tarafından ayıp ihbarının TTK'nun 18/3 fıkrasındaki şekillerde yapılmasının zorunlu olmadığı belirtilmiş ise de, dosyaya ihbar külfetinin yerine getirildiğine dair bu hükümde yer alan ihbar şekilleri haricinde başka bir yolla ihbarda bulunulduğuna dair delil de sunulmadığı, mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere davacının tanık dinletmek istediği vakıanın ayıba ilişkin teknik hususlar olduğu, yoksa ihbar külfetine ilişkin tanık dinletme talebinin bulunmadığı, dava tarihinin 07/01/2021 olması karşısında, davanın kendisinin de süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı olarak kabul edilemeyeceği, davalının dava konusu aracın on altıncı maliki olması nedeniyle, diğer ifade ile aracın davalıya dek on altı kez el değiştirmiş olması nedeniyle, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, ayıp iddiasına konu hava yastığı ve torpido kaplaması onarımlarının kimin mülkiyeti döneminde gerçekleştirildiğinin tespit edilemeyeceği, TTK'nun 225 maddesi uyarınca, satıcının ağır kusurlu olması halinde veya satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından ihbar külfetinin yerine getirilmemiş olması nedeniyle sorumluluktan kurtulma imkanı mevcut değil ise de, aracın on altıncı maliki olan davalının, hava yastığı ve torpido onarımlarını kendisinin yaptığı ve davacıdan gizlediği, yahut kendisi tarafından araç devralınmadan önce gerçekleştirilen bu onarımları bildiği veya bilmesi gerektiği hususlarının davacı tarafından ispat olunamadığı, karşı tarafa yemin de teklif etmeyen, böylece süresinde ihbar külfetini yerine getirdiğini ispat edemeyen davacının, TBK'nun 227/1 maddesinde düzenlenen seçimlik hakları kullanamayacağı, yine davacı tarafından, dava dilekçesi ekinde sunulan matbu nitelikteki, davalı tarafın unvanı, kaşesi ve imzasını taşımayan çerçeve sözleşmeye davalının taraf olduğunun ispatlanamadığı, bu nedenle davacının bu sözleşmenin altıncı maddesinde yer alan düzenlemeye istinaden de davalının sorumluluğuna gidemeyeceği, bu açıklamalar ışığında mahkemece davanın reddine dair verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/02/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.