Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1415
2025/231
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİD
OSYA NO: 2022/1415 Esas
KARAR NO: 2025/231 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2021/487 Esas - 2022/477 Karar
TARİH: 31/05/2022
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 13/02/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında ticari iş ilişkisi kurulmuş olup, takip konusu ekteki faturalar tahsil edilemediğinden Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı ancak davalı-borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borca kısmi itirazda bulunduğu; borçlunun yetki itirazı taraflarınca kabul edilerek dosyanın Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü ... Esas no ile devam ettiği; yetkili icra müdürlüğünden borçluya yeniden ödeme emri tebliğ edildiği ve borçlunun yeniden kısmi itirazda bulunarak 20.300,00 TL ödeme yaptığı; müvekkili şirketin tekstil alanında faaliyet gösteren bir şirket olup davalı borçlu ile aralarında ticari mal alım satımı yapıldığı; bu alışveriş neticesinde müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek mal tesliminin yapılarak ekte sunulu faturaların davalı borçluya gönderildiği; taraflar arası ticari ilişkiden kaynaklanan faturaların ödenmemesi sebebiyle müvekkili şirketin cari hesap kayıtlarında davalı borçludan alacaklı durumda olduğu; davalı/borçlunun borcunu İcra takibinden önce ödememekte ısrar etmesi üzerine icra takibi yapıldığı ve davalı borçlunun takibe kısmi itirazı nedeniyle takibin durduğu; huzurdaki dava Aaçılmadan önce taraflarınca zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğu ve yapılan görüşmeler neticesinde anlaşma sağlanamadığı; tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun anlaşılacağı; davalının söz konusu itirazlarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu; müvekkil şirketin, borçlunun haksız ve dayanaksız itirazı neticesinde huzurdaki davanın ikame edildiği ve müvekkilinin uğradığı zarar ve mağduriyetinin giderilmesi amacı ile takip bedelinin % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasının talep edildiği belirterek icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin aynı dosya üzerinden devamına, asıl alacak üzerinden Y20 oranından aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkil şirket aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ve davalı müvekkilinin yetkiye ve borca kısmi itirazı üzerine dosyanın yetkili icra müdürlüğüne gönderilerek Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numarasına kaydedildiği; davalı müvekkile yeniden ödeme emri gönderildiği; Bakırköy ... İcra Müdürlüğü' nün ... E sayılı dosyasına, davalı müvekkili tarafından, kısmi itiraza istinaden, 20.300,00 TL ödeme de yapıldığı; iş bu icra takibinin haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle yasal süresi içerisinde borca itiraz edilerek takibin durdurulması üzerine Davacının huzurdaki haksız davayı ikame ettiği; davalı müvekkilinin, tekstil sektöründe ticaret yapmakta olup davacı şirketten de üretimini yaptıracağı ürünler için 9100 pamuk 3 iplik satın aldığı; ancak davacının, işin bitim tarihinde işi süresinde ve eksiksiz olarak tamamlayamadığı; anlaşma konusu malı, zamanında teslim edemediği; bu nedenle taraflar arasındaki sözlü iş anlaşmasının iptal edildiği; bu hususun taraflar arasındaki whatsapp yazışması ile sabit olduğu; şöyle ki; davacı şirket yetkilisi ..., 18.12.2020 tarihinde davalı müvekkile göndermiş olduğu whatsapp mesajında "iade dışında bugün ödeme bekliyorum senden abi 23 bin bakiyen var iade düştükten sonraki rakam." diye yazdığı; taraflar arasında iadenin söz konusu olduğu ve bakiyenin icra takibine konu edilen tutardan daha düşük olduğunun yazışma ile sabit olduğu; 18.12.2020 tarihinde taraflar arasında iade açık olduğu halde davacı şirket tarafından haksız olarak 13.01.2021 tarihinde icra takibi başlatıldığı; davacı tarafından bahse konu fatura bedeli karşılığı mal teslim edilmediği, davalı müvekkilinin davacıdan böyle bir fayda sağlamadığı; bahsedilen mal tesliminin gerçekleştiği hususunun ispat yükümlülüğünün davacı tarafa ait bulunduğu; iddia edildiği gibi davalı müvekkilinin, davacıya karşı bahse konu fatura veyahut başkaca bir borcu bulunmadığı; davacı taraf tarafından müvekkil şirkete gönderilen fatura ürün teslimi olmadığı ve hatanın düzeltileceğinin gerek sözlü gerek ise yazılı olarak teyit edilmesi üzerine yasal süresinde iade edilemediği; bilindiği üzere; tek başına faturaya itiraz edilmemiş olmasının fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediği gibi faturanın kesinleşmesini de sağlamadığı; asla kabul manasına gelmemekle birlikte davacının, davalı müvekkile fatura edebileceği bir işin varlığının söz konusu olması halinde mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığı, işin süresinde ve ayıptan ari yapılıp yapılmadığının tespiti ile taraflar arasındaki alacak-borç miktarının bu hususa göre belirlenmesi gerektiği belirterek usul ve yasaya aykırı kötü niyetli huzurdaki davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 31/05/2022 tarih ve 2021/487 Esas - 2022/477 Karar sayılı kararında; "Dava, davacının davalıdan cari hesaptan kaynaklı borcunun tahsiline ilişkin başlattığı icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalıya mal satımı yapıp, malı teslim ettiklerini fakat cari hesap alacaklarının ödenmediğini, bu nedenle icra takibi başlattıklarını iddia ederek, icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı, iplik alımı konusunda anlaşmaya varıldığını fakat malın zamanında teslim edilmemesi sebebiyle anlaşmanın iptal edildiğini, 20.300-TL borcun icra dosyasına ödendiğini, ürünün teslim edilmesinin beklendiği fakat teslim edilmemesi neticesinde iade faturası düzenlendiğini, davacı yetkilisinin iade bedelin düşülmesi sonrası borcun 23 bin tl olduğu yönünde mesajının bulunduğunu, bu nedenle borçlarının bulunmadığını iddia ederek davanın reddini talep etmiştir. Uyuşmazlık, davacının mal alım satımına konu ürünleri davalıya teslim edip etmediği, teslim edilmediği iddia edilen ürünlerin iadesinin kabul edilip edilmediği, iade nedeniyle 23.000-TL üzerinden borç kaydı için anlaşılıp anlaşılmadığı ile icra takibine yapılan itirazın yerinde olup olmadığına ilişkindir. Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının tetkikinde alacaklı ... Ltd.Şti. tarafından borçlu ...’e yönelik 58.957,79-TL alacağın tahsili için takip yapıldığı, borçlunun 20.300-TL kısmi ödeme gerçekleştirdiği (yetkisiz Bakırköy İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına), bakiye kısım için süresi içinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu davanın İİK nun 67.Maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı tespit edilmiştir.Bu kapsamda taraf ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmekle; taraf defterlerinin lehe delil niteliğine haiz olduğu, davacı defter kayıtlarından; takibe konulan alacağın 2020 yılına ait ve toplam bedeli 118.957,78-TL olan 7 adet faturaya ilişkin olduğu, davalının 60.000-TL ödemesinin defterlerde kayıtlı olduğu, icra ve dava tarihi itibariyle davacı defterlerinde davalının 58.957,79-TL borçlu gözüktüğü, davalı tarafça yetkisiz icra dosyasına yapılan 20.300-TL ödemenin deftere kaydedilmediği, bu alacağın mahsubu ile davacının davalıdan, defter kayıtları uyarınca 38.657,79-TL alacaklı gözüktüğü tespit edilmiştir. Davalı defter kayıtlarından ise; dava konusu alacağa dayanak 7 adet faturadan; 20.10.2020 tarihli ve 4.046,34-TL bedelli faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, kalan 6 faturanın ise defterlere işlendiği (davacı fatura bedellerinden daha yüksek bedelle) icra takip tarihi itibariyle davalının davacıya 41.674,57-TL borçlu gözüktüğü, dava tarihi itibariyle ise davalıya 2.747,29-TL borçlu gözüktüğü tespit edilmiştir. Bu kapsamda; taraf ticari defterlerindeki kayıtlar arasındaki farklılığın, 20.10.2020 tarihli 4.046,34-TL bedelli fatura ile davacı tarafından düzenlenen 04.12.2020 tarihli ve 38.627,28-TL bedelli faturaya karşılık, davalının düzenlediği 04.06.2021 tarihli 38.627,28-TL bedelli iade faturasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Somut olayda; taraflar arasında mal alım satımına ilişkin bir ticari ilişkinin mevcut olduğu anlaşılmakla, 20.10.2020 tarihli ve 4.046,34-TL bedelli faturanın davalı kayıtlarında yer almadığı, bu faturaya ilişkin davalıya teslim edilen ürünlere dair bir sevk irsaliyesi veya BA bildiriminin de bulunmadığı, taraf defterlerinde kayıtlı 6 faturaya (uyuşmazlık konusu 04.12.2020 tarihli 38.627,28-TL bedelli fatura dahil olmak üzere) ait sevk irsaliyelerinde bulunan imzalar davalıca inkar edilmiş olsa da, işbu faturalara ilişkin BA bildiriminin davalı tarafça yapıldığı, dolayısıyla faturalara ilişkin malların davalıya teslim edildiği yönünde karinenin söz konusu olduğu, aksinin davalı tarafça ispat edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte 04.12.2020 tarihli faturaya ilişkin sevk irsaliyesinde kayıtlı 744 kg ifadesinin silinerek “704 kg teslim alındı” ifadesi ile ürünlerin teslim alındığı görüldüğünden, teslim edilmeyen 40 kg ürün bedeli 1.944,00-TL bulunmuştur. Davacı 744 kg mal teslimi sağlandığını iddia etmişse de, kalan 40 kg malın teslim edildiğini ispata yarar bir delili mahkememize sunmamıştır. Davalı, dosyaya sunduğu 18.12.2020 tarihinde gerçekleştiği iddia edilen bir kısım mesaj dökümleri ile 04.12.2021 tarihli faturanın iadesininin davacı tarafça kabul edilerek, bakiye borcun 23.000-TL üzerinden belirlendiği yönünde anlaşmalarının bulunduğu iddia etmekle, bu hususta şirket yetkilisinin isticvabına karar verilmiş, şirket yetkilisi yazışmaların kendisi tarafından veya Menaf adlı şirket çalışanınca gerçekleştirilmediğini beyan etmiştir. Sonuç olarak; davacının 04.12.2020 tarihli, 38.627,28-TL bedelli faturasının BA bildiriminin davalıca yapıldığı, bu faturaya ilişkin iade faturasının yaklaşık altı ay sonra 04.06.2021 tarihinde düzenlenmiş olması, faturaya ilişkin iadenin davacı tarafça kabul edildiği yönündeki davalı iddiasının da ispat edilmemiş olması dikkate alınarak, davalının 04.06.2021 tarihli iade faturası hesaplamaya dahil edilmemiştir. Dolayısıyla, taraflarca defterlerine kaydedilmiş ve BA-BS bildirimleri yapılmış 6 fatura karşılığı olan 118.957,78-TL bedelden, davalının yaptığı 60.000-TL ödeme, davacı defterlerinde kayıtlı olmayan ve sevk irsaliyesi de sunulmayan 4.046,34-TL bedelli fatura, yetkisiz icra dairesine davalıca yapılan 20.300-TL ödeme, davacı 744 kg mal teslimi sağlandığını iddia etmekle, kalan 40 kg malın teslim edildiğini ispata yarar delili mahkememize sunmadığından, davalıya teslim edilmeyen 40 kg mal bedeli olan 1.944,00-TL‘de mahsup edilerek, davacı alacağı 32.677,78-TL olarak tespit edilmiş ve davanın kısmen kabulüne, alacaklar fatura ve cari hesap kaynaklı olduğundan likit olmakla, davalı itirazında haksız çıktığından davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir."gerekçesi ile, '' Davanın Kısmen KABULÜNE, Büyükçekmece ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden davacı alacaklı tarafından, davalı borçlular aleyhine yürütülen icra takibine yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, asıl alacak miktarı olan 32.677,78-TL üzerinden TAKİBİN DEVAMINA, Devamına karar verilen alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Davalı itirazında haksız çıktığından ve alacağın likit olması sebebiyle İCRA İNKAR TAZMİNATI TALEBİNİN KABULÜ ile 32.677,78-TL toplam alacağın % 20'si üzerinden hesaplanan 6.535,55-TL icra inkar tazminatının davalı borçlulardan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin savunma ve itirazları ile sundukları delilleri yeterince tahkik ve tetkik etmeden karar verdiğini, Davalının davacı şirket ile üretimini yaptıracağı ürünler için %100 pamuk 3 iplik satın alınması hususunda anlaştığını; ancak davacının işin bitim tarihinde işi süresinde ve eksiksiz olarak tamamlayadığını ve anlaşma konusu malı zamanında teslim edemediğini; bu nedenle taraflar arasındaki sözlü iş anlaşmasının iptal edildiğini; bu hususun taraflar arasındaki whatsapp yazışması ile de sabit olduğunu, 18.12.2020 tarihinde davalıya gönderilmiş olan whatsapp mesajında "iade dışında bugün ödeme bekliyorum senden abi 23 bin bakiyen var iade düştükten sonraki rakam." diye yazdığını; taraflar arasında iadenin söz konusu olduğunun ve bakiyenin icra takibine konu edilen tutardan daha düşük olduğunun yazışma ile sabit olduğunu, Davacı tarafından davalıya gönderilen faturanın, ürün teslimi olmadığı ve hatanın düzeltileceğinin gerek sözlü gerek ise yazılı olarak teyit edilmesi üzerine yasal süresinde iade edilemediğini, tek başına faturaya itiraz edilmemiş olmasının fatura içeriğinin kabulü anlamına gelmediği gibi faturanın kesinleşmesini de sağlamadığını; asla kabul manasına gelmemekle birlikte davacının, davalıya fatura edebilecek bir işin varlığının söz konusu olması halinde mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığı, işin süresinde ve ayıptan ari yapılıp yapılmadığının tespiti ile taraflar arasındaki alacak-borç miktarının bu hususa göre belirlenmesi gerektiğini; dosyaya sundukları dilekçelerinde de detaylı olarak belirttikleri emsal Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, Davacı vekilinin, dava dilekçesinde delilleri arasında sevk irsaliyelerinden bahsetmediği gibi dava dilekçesi ekinde de sunduğu delilleri arasında da sevk irsaliyeleri bulunmadığnı, mahkeme tarafından hazırlanan 16.06.2021 tarihli tensip tutanağının 7. maddesinde de aynen "...Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi halinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceğinin işbu tensip tutanağının tebliği ile birlikte ihtarına..." tensiben karar verildiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu' nun "Ön inceleme duruşmasına davet" başlıklı 139 ve "Ön inceleme duruşması" başlıklı 140/5. maddesine göre; dava dilekçesinde delil olarak ileri sürülmeyen sevk irsaliyelerine sonradan dayanılamayacağını, mahkemenin 26.10.2021 tarihli duruşma tutanağından HMK 318. Maddesine atıf yaparak taraflara delillerini sunmaları ve dilekçelerine eklemedikleri belgeleri eklemeleri konularında yeniden süre verilmesine yer olmadığına karar vermişse de, devamında davacı şirkete mal teslimine ilişkin delillerini sunmak üzere süre verdiğini, HMK'nun 145/1 maddesinde sonradan delil göstermenin koşullarının düzenlendiğini, mahkeme ara kararın bu koşulların oluştuğuna dair bir gerekçe gösterilmeksizin davacı tarafından sonradan delil gösterilmesine izin verildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun da HMK 145 maddesinin, dava ve cavp dilekçelerinde hiç ileri sürülmeyen delillerin sonradan sunulabileceği şeklinde anlaşılmaması gerektiğini belirtttiğini, Mahkeme tarafından imza itirazının incelenmediğini; davacı tarafından sonradan sunulan sevk irsaliyelerinin hukuka uygun olarak sunulduğu kabul edilse dahi; söz konusu sevk irsaliyelerindeki imzaların davalı müvekkiline ait olmadığının beyan edildiğini ancak Muhterem Mahkemece bu itirazımız konusunda bir değerlendirme yapılmadığını, malın teslim edildiğinin, teslim makbuzu, sevk irsaliyesi, irsaliyeli fatura ile ispat edileceğini; kuşkusuz, bu belgelerin imzalı ve de imzaların, alıcıya veya alıcının çalışanına ait olması gerektiğini, ancak davacı vekili tarafından sunulan sevk irsaliyelerindeki imzaların davalı müvekkillerine ait olmadığını, imza itirazı konusunda herhangi bir inceleme yapılmadığını; hatta; davacı vekilinin 07.03.2022 tarihli "Bilirkişi raporuna itiraz ve beyan dilekçesi"nin 2. Maddesinde "aralarındaki güven ilişkisinden kaynaklı olarak zaman zaman sevk irsaliyelerine mal teslim edilmiş olmasına rağmen imza alınmadığı olmuştur." diyerek dosyaya sunulmuş sevk irsaliyelerindeki imzaların mevcudiyetini şüpheli hale getirdiğini, davalı müvekkilin teslim almadığı bir mal dolayısıyla, kim tarafından imzalandığı dahi belli olmayan irsaliye dikkate alınarak, borçlu addedilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı vekilinin dilekçesinde de kabul ettiği üzere; tarafların arasındaki güven ilişkisinden kaynaklı olarak, icra takibinin açıldığı ve arabuluculuk görüşmelerinin başladığı tarihe kadar herhangi bir şekilde faturaya itiraz/iade yapılmadığını; davacı tarafın mal tesliminde imza almadığı irsaliyeleri sonradan doldurmak suretiyle mal teslim etmiş gibi göstererek Mahkemeyi yanıltma amacını taşıdığını göstermekte olduğunu, eksik inceleme ile dosyada var olan delillerin göz ardı edilerek düzenlenmiş olan bilirkişi raporuna ve sevk irsaliyelerindeki imzalara itirazlarının değerlendirilmeden, söz konusu raporun hükme esas alındığını, Mahkeme tarafından 12.04.2022 tarihli ara kararıyla; ...' nin, söz konusu whatsapp yazışmasının kendisine ait olup olmadığı ve yazışmada bahsi geçen iadenin 04.12.2020 tarihli 38.627,28 TL bedelli faturanın iadesine ilişkin olup olmadığı hususunda isticvabına karar verilmişse de; 31.05.2022 tarihli duruşmaya şirket yetkilisi olduğu tespit edilen ...'ın katıldığını, davacı şirket yetkilisi olarak görünen ...'ın beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını; davacı şirket ile davalı müvekkili arasındaki ticari ilişkide ...'ın hiç bulunmadığını; davalının müvekkili tarafından tanınmadığını; davacı şirket ile olan ticari ilişkide tüm görüşmeler ve yazışmaların ... isimli kişi ile yapıldığını, ...'nin sicil kayıtlarında davacı şirket ile kardeş şirketler olan ve aynı adreste faaliyet gösteren ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi' nin yetkilisi olarak görünmekte olduğunu, ... isimli kişinin, davacı şirket yetkilisi ve/veya çalışanı olduğunu, o sebeple davacı şirket ile ilgili ticari ilişki kapsamında görüşmelerin kendisi ile yapıldığını; ...'ın, 31.05.2022 tarihli duruşmada önce ...' yi tanımadığını beyan ettiğini ancak sonrasında sorulan soruya istinaden ...' nın sahibi olduğunu bildiğini beyan ettiğini, aynı adreste, aynı faaliyet konusu ile iştigal eden, nace kodları aynı, hatta şirket telefon numaraları da aynı olan şirket yetkililerinin birbirini tanımadığını beyan etmesinin dahi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu; iki şirket arasında fiili ve organik bir bağ olduğu ve söz konusu whatsapp yazışmasından davacı şirket yetkilisi görünen kişinin bilgi sahibi olmadığının gerçeğe aykırı olduğunu, isticvabın yeminsiz yapıldığını ancak hâkimin, isticvap olunacak tarafa doğruyu söylemesi hususunu hatırlattığını; bu şekilde verilecek tavsiyenin sadece ahlâkî bir değer taşımakta olduğunu; bu nedenle doğru bilginin aktarılmamasının kötüniyetin bir göstergesi olarak kabul edilmesi gerektiğini, İleri sürerek, yukarıda ve dosyada, mübrez dilekçelerinde arz ve izah ettikleri ve edecekleri nedenlere binaen; öncelikle icranın geri bırakılmasına, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, dairemizce yeniden yargılama yapılacak ise talepleri gibi davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; iplik satışı ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki kısmi itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, taraflar arasındaki iplik satışına ilişkin sözlü anlaşmanın sona erdiğine yönelik savunmalarının ve bu konudaki whatsapp yazışmasının hatalı değerlendirildiği, isticvap edilen davalı şirket yetkilisinin beyanın kabul edilemeyeceği, yazışmanın yapıldığı kişinin davacı şirketin kardeş şirketinin yetkilisi olduğu, davacı tarafından delil olarak dayanılmayan sevk irsaliyelerinin HMK 145 maddesine dayalı olarak sonradan dosyaya sunulamayacağı, sevk irsaliyelerindeki imzaya itirazlarının değerlendirilmediği yönündedir. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, takip dosyası, tarafların ilgili yıllara ait BA-BS formları, açık hesaba dayanak faturalar ve sevk irsaliyeleri dosya arasına alınmış, tarafların ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davacı şirlket yetkilisi isticvap edilmiş, akabinde tahkikat bitirilerek istinafa konu karar verilmiştir. Dava konusu takip dosyası kapsamından, davacının davalı aleyhine 04/02/2021 tarihinde 58.957,79-TL bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, davalının aynı gün ve yasal sürede dosyaya 20.300,00-TL ödeyerek borca kısmi itiraz ettiği anlaşılmıştır.Dosya içeriği deliller ve mali bilirkişi incelemesi kapsamına göre; takip ve dava dayanağı açık hesaba konu yedi adet fatura bulunduğu, takip tarihi itibariyle davacının kendi defterlerine göre davalıdan 58.957,79-TL alacaklı göründüğü, dava tarihi itibariyle icra dosyasına davalı tarafından yapılan ödemenin mahsubu sonucu 38.657,79-TL alacaklı hale geldiği, takip tarihinde davalının kendi defterlerine göre davacıya 61.674,57-TL borçlu göründüğü, davalının aynı gün yaptığı 20.300,00-TL ödeme düşüldüğünde borcun 41.674,57-TL'ye düştüğü, yine takip tarihinden sonra 04/06/2021 tarihinde kesilen ancak davacı defterlerinde kayıtlı olmayan 38.627.28-TL iade faturasını defterlerine kaydeden davalının dava tarihi itibariyle borcunun 2.747,29-TL'ye düştüğü, açık hesaba konu faturadan 27/10/2020 tarihli 4.046,54-TL bedelli faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı, bunun dışındaki tüm faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, mahkemece davalı defterlerinde kayıtlı olmayan faturanın talep edilen alacaktan düşüldüğü, diğer altı faturanın davalı tarafından vergi dairesine alım olarak beyan edilmiş olmaları karşısında içeriklerinin teslim edildiklerinin davacı tarafça ispat edilmiş olduğu, buna göre davalının bu faturaların bağlı olduğu sevk irsaliyelerindeki imzalara yaptığı itirazların incelenmediğine yönelik istinaf sebebinin yerinde olmadığı; davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu ve davacı şirket yetkilisi ... ile yapıldığını iddia ettiği yazışmaların dökümü olduğu belirtilen metin incelelendiğinde, davacı şirket yetkilisinin ... olmaması, yazışmanın gerçek olup olmadığı bir yana, dava dışı "... Sanayi ve Ticaret Ltd" firması yetkilisi ile yapıldığının bizzat davalının sunduğu dökümde yazılı olması, isticvap edilen davacı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan ...'ın bu yazışmanın kendisi tarafından veya kendi şirketi adına yapılmadığını beyan etmiş olması, yazışmanın gerçek olduğu kabul edilse dahi, dava dışı ... Şirketi'nin yetkilisi olduğu sicil kayıtlarından anlaşılan dava dışı ... ile yapıldığının cevap dilekçesinde açıkça belirtilmiş olması karşısında, bu yazışmanın davacı ile davalı arasındaki iplik satış ilişkisi ile ilgili olduğu ispat edilemediği gibi, "iade dışında bugün ödeme bekliyorum senden abi 23 bin bakiyen var iade düştükten sonraki rakam." şeklindeki 18/12/2020 tarihli mesajın, taraflar arasındaki sözleşmenin iptal edildiğini ispata elverişli bir delil olarak kabul edilemeyeceği, buna bağlı olarak takip tarihinden dört ay sonra düzenlenen ve davacı defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturasının davacı alacağı hesabında dikkate alınmamasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı; davalı yanın ilk derece yargılamasında ileri sürmediği organik bağ iddiasını HMK'nun 357/1 fıkrası uyarınca istinaf yargılamasında ileri süremeyeceği; davacının delil olarak kendi ticari defterlerine, faturalara ve ba-bs formlarına dayanmış olması karşısında, bu faturalara bağlı sevk irsaliyelerine de delil olarak dayanmış bulunduğu, mahkemenin davalının ileri sürdüğü istinaf sebepleri gerekçede karşılanmak suretiyle, davalıya teslim edildiği davacı tarafça ispat olunan faturalara konu ürün bedelleri üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verdiği, davalı yanın aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.232,21-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 680,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.551,51-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/02/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.