Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1355

Karar No

2025/229

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1355 Esas
KARAR NO:2025/229 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARAS:2021/96 Esas - 2022/156 Karar
TARİH:17/02/2022
DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
KARAR TARİHİ:13/02/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... A.Ş.' nin (bundan sonra “müvekkil şirket” veya “... AŞ” olarak anılacağını ) ... A.Ş.’de (bundan sonra “davalı” veya “... AŞ” olarak anılacağını ) %19,8 oranında pay sahibi olduğunu, müvekkili şirketin, 10.02.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında, pay sahipliğinden doğan haklarının kullanımına haksız ve hukuka aykırı bir şekilde izin verilmediğini, pay sahipliği haklarının, özellikle de azınlık haklarının kullanmasına mâni olunduğunu, davalı şirket yönetim kurulu tarafından, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 14 Ocak 2021 tarihinde (Sayfa:578; Sayı: 10245), ... A.Ş.’nin olağanüstü genel kurul toplantısının 10.02.2021 tarihinde saat 11:00’da şirket merkezinde (... Maslak/ İstanbul) yapılacağının ilan edildiğini, belirtilen yer, tarih ve saatte toplantı yapıldığını, müvekkili şirketi temsilen Av. ...' in toplantıya katıldığını, Genel kurul toplantısında alınan 2 ve 3 no.lu gündem maddeleri kapsamında alınan kararların tamamına müvekkili şirket yetkili temsilcisi tarafından itiraz edildiğini ve her bir karara muhalefet şerhinin ayrı ayrı tutanak yazılmış olduğunu, ayrıntılı ve gerekçeli olarak izah edildiği üzere ... AŞ’nin 10.02.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümlerine, şirket esas sözleşmesine, genel kurul yönetmeliğine (Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik) ve ... AŞ Genel Kurul İç Yönergesi’ne aykırı olup yoklukla malul olduğunu, batıl olup iptali gerektiğini, Anonim şirket genel kurul kararlarının yokluğunun genel hükümlere göre talep edilmesinin mümkün olmadığını, yoklukla malul olan bir işlemden hiçbir hukukî sonuç doğmayacağını, izah edildiği üzere kanunî gerekliliklere uyulmadan düzenlenen toplantılarda alınan kararların yok hükmünde olduğunu,10.02.2020 tarihli genel kurulda, müvekkili ... AŞ’nin pay sahipliğinden doğan hak ve imtiyazları kullanımı gerçekleşmediğinden, toplantıda alınan kararların – kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle - iptalini talep etme hak ve yetkisi bulunduğunu, payların toplam itibari değerinin 8.680.000.-TL olup toplam hisse adedinin 86.800’ olup, davalı ... AŞ Pay Sahipleri, Payların Toplam İtibari Değeri,..., ... A.Ş 17.186,40 adet B grubu, ... 9.548 adet B grubu; ... 42.268,60 adet A grubu, ... A.Ş. 15.624 adet A grubu,... 2.170 adet A grubu... 2 adet A grubu , ... 1 adet A grubu Pay şeklinde olduğunu, Şirket esas sözleşmenin 7. maddesi gereği, şirketin payları A ve B gruplarından oluştuğunu; 8. maddesine göre B grubu pay sahiplerinin 3 kişilik Yönetim Kurulunda bir aday gösterme imtiyazları bulunduğunu, Müvekkili ... A.Ş.'nin ... A.Ş.’nin %19,8 hissesine sahip olup, B grubu hisselerinin %64,285’ne sahip olup, B grubunun geri kalan %35,715’i diğer dava dışı pay sahibi ..’e ait olduuğunu, Müvekkilimiz şirket tarafından, B Grubu adayını belirlemek için ...’ü 09.01.2020 tarihinde saat 14:00’da ... Şişli/İstanbul adresinde toplantıya davet edildiğini, ...'e toplantı davet yazılarının tebliğ edilmesine rağmen belirlenen yer ve saatte hazır olmaması üzerine B Grubunun adayı ... çoğunluk kararıyla belirlendiğini, Grubu adına toplantıya katılan ...’e oy kullanma ve aday gösterme konusunda vekâlet verildiğini, müvekkili şirket adayı olan ...dan da görev kabul beyanı alındığını, buna karşılık B Grubu payların çoğunluğunu oluşturan müvekkili ... AŞ’nin gösterdiği aday olan ... yerine, azınlık olan ...’ün esas sözleşme ve kanuna aykırı olarak önerdiği aday seçildiğini, 14 Ocak 2021 tarihli ...’de 10.02.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının gündem başlıklarının “1- Toplantı Başkanlığı seçimi ve Genel Kurul tutanaklarının imzalanması için Toplantı Başkan1ığı’na yetki verilmesinin onaylanması,2- Görev süresi dolan Yönetim Kurulu Üyeleri yerine yeniden seçim yapılması,3- Pay sahiplerinden ....’nin “...sayılı icra dosyasında her gün artmakta olan zararın durdurulabilmesi için atılacak adamların açıklıkla görüşülmesi” talebinin görüşülmesi ve karara bağlanması, gerekli görülürse bu hususta yeni seçilecek Yönetim Kurulu’na talimat ve yetki verilmesi,4- Dilek ve istekler.” olduğunu, şirket esas sözleşmesinin 9 . Maddesinin şu şekilde olduğunu; "Şirket A grubu pay sahipleri tarafından aday gösterilerek seçilen Yönetim Kurulu üyelerinden biri ve B grubu pay sahipleri tarafından aday gösterilerek seçilen yönetim kurulu üyesinin müşterek koyacakları imzası ile her konuda ve en geniş manada temsil ve ilzam olunur" esas sözleşmenin 9. Maddesine göre Yönetim Kurulunun her konuda karar, temsil ve ilzamı ancak A grubu ve B grubu tarafından gösterilen yönetim kurulu üyelerince onaylanması ile mümkün olduğunu, oysa toplantıya katılan ... A.Ş.'ye şirket hisselerinin hisse senetlerinin devri ile yapıldıığnı ve hem hisse senetlerinin basılması hem de devrin onaylanması işlemlerinin yalnızca iki A grubu tarafından gösterilen yönetim kurulunun onay ve imzası ile gerçekleştirildiğinden hem hisse senetlerinin oluşturulması ve basılmasına ilişkin hem de ortaklığın kabulüne ilişkin kararların kesin hükümsüz olduğunu, bu bağlamda da ... A.Ş.'nin şirket hissedarı ve ortağı olmadığını, genel kurul toplantı tutanağının giriş bölümünde ... A.Ş.'nin pay devri ve ortaklığı ile genel kurula katılma ile oy hakkını kullanmasının mümkün olmadığı hususunda genel kurul tutanağına muhalefet şerhlerinin düşüldüğününü, tüm bu nedenlerden ötürü Genel Kurula katılma ve oy hakkı bulunmayan ... A.Ş.’ nin genel kurula katıldığı ve oy kullandığı (yetkisiz katılma) sebebi ile Genel Kurul toplantısının yokluğunun tespitine karar verilmesini, bu talepleri kabul edilmez ise toplantıda alınan kararların batıl olduğunun tespitine, bu talepleri de kabul görmez ise alınan kararların iptaline karar verilmesini mahkemeden talep ettiklerini, 1. Toplantının (2) numaralı gündem maddesine ilişkin açıklama ve gerekçelerinin; Genel kurul toplantısının (2) numaralı gündem maddesi yönetim kurulu üyeleri yerine yenilerinin seçimine ilişkin olduğunu, davalı şirketin esas sözleşmesinin 8. maddesi gereği B grubu pay sahiplerine, yönetim kurulu için bir adat önerme hakkı tanındığını, bu maddede önerilecek aday seçilme şekli “… B grubu hissedarlar tarafından gösterilen…” ibaresine yer verildiğini, buna göre, bu adayın B grubu pay sahipleri tarafından belirlenmesi gerekeceğini, bu belirlemenin, B grubu pay sahiplerinin kendi aralarında alacakları bir kararla yapılması gerektiğini, bunun sağlanması için müvekkili şirket tarafından, diğer B grubu hissedarı olan ...’e, kararın alınması için davet gönderilmiş ise de, bu pay sahibinin, davete icabet etmediğini, bu yüzden çoğunluğu oluşturan B Grubu müvekkili şirket tarafından B grubu adına ...aday gösterildiğini, B Grubu’nun adayı ...' nun, Noter onaylı beyanıyla seçilmesi halinde görevi kabul ettiğini belirttiğini ve bu beyanın toplantıda arz edildiğini, buna karşılık diğer B Grubu hissedarı ...’ün önerdiği aday olan ... A grubu pay sahiplerinin desteğiyle seçildiğini, bu karara karşı müvekkili şirket tarafından muhalefet şerhi düşüldüğünü, esas sözleşmede, açık bir şekilde öngörüldüğü üzere B grubu adayının, bu grubun çoğunluğu tarafından seçilmesi gerekirken, B grubu içinde azınlık olan pay sahibinin önerdiği adayın seçilmesinin kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, bu nedenle bu kararın geçersizliğinin tespit edilmesi gerektiğini, 8. Maddenin amacının açıkça B grubu hissedarları A Grubu Hissedarlar karşısında korumak ve yönetimde hak sahibi olabilmelerini sağladığını, bu kapsamda B Grubu için ayrı bir şart getirilmediğinden de bunun ortak irade mümkün değilse çoğunluk hakkı kapsamında yapılması gerektiğini, oysa somut olayda B grubu hissedarları içinde küçük hissedar konumundaki ...' ün müvekkilinin haklarını ızrar etmek, A Grubu karşısında şirket yapısı ve B Grubu hissedarlarını korumak için getirilen 8. Maddeyi bertaraf edip esas sözleşme ve kanunun arkasından dolaşmak amacı ile A Grubu hissedarları ile anlaşarak ayrı bir aday gösterdiklerini, bu eylemin esas sözleşme, ilgili madde ve amacına ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, TTK m. 360 ile şirket esas Sözleşmesi’nin 7. ve 8. maddesine aykırı olarak B Grubu içinde çoğunluğu oluşturan müvekkili ... AŞ’nin önerdiği aday olan ...’nun değil de B Grubu içinde azınlığı oluşturan ...’ün önerdiği adayın seçilmesi kararının hukuka aykırı batıl olduğunu tescil dahi edilmemesi gerektiğini, 2 no.lu gündem maddesi kapsamında alınan kararın esas sözleşmeye aykırı, anonim şirketin temel yapısını bozan ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu nazara alınarak butlanının tespitine mahkeme aksi kanaatte ise yine aynı açık sebepler kapsamında iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, toplantının 3. numaralı gündem maddesinin, davalı şirketin pay sahibi olan “....’nin “... sayılı icra dosyasında her gün artmakta olan zararı durdurulabilmesi için atılacak adımların görüşülmesi talebine” yönelik olduğunu, bu gündem başlığı için; “Yönetim Kurulu’na... dosyasının alacaklısı ile sulh görüşmesine başlaması, ihalenin feshi davasından feragat edilmesi karşılığında icra dosyasının bakiye borcunun Şirketimizden talep veya tahsil edilmemesinin temini hususunda anlaşmaya varması, alacaklı tarafın şirketimiz menfaatlerine olan başka bir öneride bulunması halinde bu önerinin kabul edilmesi, bu madde özelinde alınacak tüm kararların ve imzalanacak tüm sözleşmelerin Yönetim Kurulu’nun bütün üyeleri tarafından birlikte imzalanması hususlarında yetki ve talimat verilmesi 17.186,40 adet olumsuz oy toplamına karşılık ... olumlu oy ile oyçokluğu ile karar verildi ( s. 7). şeklinde karar verildiğini, bu şekilde verilen karar ile şirketin davalı ... AŞ’nin tek malvarlığı konumundaki ...’taki 3490 m2 arsaya sahip 40.132 inşaat yapı alanı ruhsatlı taşınmaz üzerinde şirket ve pay sahipleri menfaatine aykırı olarak tasarrufta bulunma yetkisi verildiğini TTK m. 408/2 gereği, “önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı” için genel kurul yetkili olduğu hüküm altına alındığını, bu hususta somut uyuşmazlıktaki gibi yönetim kuruluna yetki verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yönetim Kurulu üyelerinin seçimine ilişkin kararın geçersizliğine karar verilmesi halinde, şirketi yönetecek bir yönetim ve temsil organı olmayacağından, davalı şirketin geçici yönetimi ve genel kurulun toplantıya çağrılması için kayyım atanmasını talep ettiklerini, somut olayda alınan kararlar bakımından özellikle yönetim kurulu üye sayısının belirlenmesi ve üyeler için seçim yapılmasına ilişkin gündemim 2. maddesinde alınan kararın uygulanması esas sözleşme ve hukuka aykırı olduğu gibi hem şirket, hem müvekkil hem de üçüncü kişiler bakımından telafisi güç zararların doğmasına yol açacak nitelikte olduğunu, bu sebeple üye seçimi kararının icrasının durdurulması yönünde tedbir kararı alınmasını talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, 3 no.lu gündem maddesi ile alınan kararın açıkça toplantı ve karar nisabına aykırı olması sebebiyle hukuka aykırı olduğunu , ayrıca bu karar kapsamında dolaylı ve muvazaalı işlemler ile şirketin yegane varlığı olan taşınmazın satılarak müvekkilinin ortaklık hakları ızrar edilmeye çalışıldığını, bu kararın uygulanması halinde şirketin yegane malvarlığı kaybedileceğinden geri döndürülmesi imkansız zarar ortaya çıkacağını ve nihai olarak mahkemece iptal kararı verilse dahi bir anlamı kalmayacağını, bu sebeple de öncelikle 3 no.lu gündem maddesinin uygulanmaması ile tescil ve ilanının yapılmaması eğer yapılmışsa uygulanmaması ile birlikte ilgili kararın tescil ve ilanına tedbiren karar verilmesini mahkemece bu talepleri kabul görmez ise İstanbul İi, Sarıyer İlçesi, ...., ... ada, ... parsel numaralı taşınmaz üzerine devredilemez şerhi işlenmesi ve devam eden İstanbul 4 İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/863 E (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi 2020/2522 E ) sayılı dosyasından feragat yetkisinin dava süresince kaldırılması/sınırlandırılması yönünden tedbiren karar verilmesini talep ettiklerini belirterek açıklanan nedenler ile fazlaya ilişkin dava, talep ve itiraz hakları saklı kalmak kaydıyla; Gündemin 2. maddesindeki yönetim kurulu üye seçimi kararının icrasının ve 3. maddesindeki davalı şirketin tek malvarlığı taşınmaza ilişkin verilen yetki ve talimat verilmesine ilişkin kararların TK m. 449 uyarınca tedbiren durdurulmasına; bu yönde ... 'de tescil ve ilanlarının yapılmamasına yapılmışsa kararın tescil ve ilanına, bu halde şirketin yönetimsiz kalma ihtimali doğduğu için şirket yönetim işlerinin sürdürülebilmesi ve genel kurulun yeniden çağırlabilmesi için kayyım tayinine, bu talepleri kabul görmez ise; İstanbul ili, Sarıyer İlçesi, ... Mah., ... ada, ... parsel numaralı taşınmaz üzerine devredilemez şerhi işlenmesi ve devam eden İstanbul 4 İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/863 E (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi 2020/2522 E ) sayılı dosyasından feragat yetkisinin dava süresince kaldırılması/sınırlandırılması yönünden ihtiyati tedbire, davalı şirket genel kurulunda alınan 2 ve 3 no.lu gündem maddelerine ilişkin alınan kararların yoklukla malül olduğunun tespitine, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde alınan kararların batıl olduğunun tespitine, yoklukla malullük ya da butlan talepleri kabul görmemesi halinde ise alınan kararların iptaline, yargılama masraflarının davalı taraftan tahsili ile vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın ...' ın %19,8 orana tekabül eden B grubu hissedarı olduğunu, 10.02.2021 tarihli olağan üstü genel kurul toplantısının 2 ve 3 nolu gündem maddelerine göre alınan kararların yokluk ile malul olduğunun tespiti, hükümsüzlüğü ve her halükarda iptali talebi ile huzurdaki davayı açtığını, her halükarda genel kurul toplantısından, alınan kararlardan haberdar olan davacının huzurdaki davayı yasal süre içerisinde açmamış ise davanın süre yönünden reddini talep ettiklerini, dava dilekçesinde, ... A.Ş.’nin toplantıya yetkisiz olarak katıldığı, zira yapılan pay devrinin usulüne uygun bir yönetim kurulu kararı ile onanıp pay defterine işlenmediği iddia edilmekte ise de, bu beyan ve buna bağlı taleplerin de süresinde olmadığını, davacının tüm taleplerine karşı zamanaşımı/hak düşümü itirazında bulunmakta, davanın evvela süre yönünden reddini talep ettiklerini, davanın aktif ve pasif husumet yokluğu sebebi ile reddi gerektiğini, 10.02.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısın yok hükmünde sayılabilmesi için, davacı tarafın bu toplantıya katılamamış olmasının, iş bu toplantının hiç yapılmamış olmasının gerektiğini, buna karşılık 10.02.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı tutanağı ile davacının toplantıya katıldığını, toplantı ve karar nisabının sağlandığını, davacının görüş ve önerilerde bulunduğunu, olumsuz da olsa oy kullandığının görüldüğünü, bu halde, yasal unsurlara sahip, davacının katıldığı, gelinen aşamada ticaret sicil gazetesinde yayınlanmakla yürürlüğe konulan 10.02.2021 tarihli olağanüstü genel kurul kararının yok hükmünde olduğundan bahsedilmesinin hukuki dayanağı olmadığını, davacı tarafın 10.02.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı ile ilgili ileriye sürdüğü sebeplerin tamamının usuli sebepler olup, iptal edilebilirlik kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, ancak genel kurul toplantısının usulüne uygun bir çağrı ile yapıldığını, davacının da yer aldığı hisse sahibi olan şirket ortaklarının tamamının toplantıya katıldığını, toplantıda olağanüstü gündemine ilişkin taraflara söz hakkı tanıyarak görüşme ve oylama yapıldığını, netice itibari ile yasal toplantı nisabı ile toplantı yapılıp ve yasal karar nisabı ile karar alındığını, kararların kanun ve esas sözleşmede belirlenen çoğunluk ile alındığının açık olduğunu, somut olayda yokluk ile yahut iptali kabil bir genel kurul kararı olmamasına rağmen, davacının birbirinden tamamen farklı olan iki talebi aynı anda ileriye sürmesinin, olayda gerçekleşmeyen tüm usul kaidelerinin hiçbir delil ve ispat olmadan sıralanmak sureti ile ileriye sürülmesinin, huzurdaki davada çelişki bir yaklaşım olduğunu, toplantı gündemine ve hukuka uygun biçimde kararlar alındığını, hukuki mesnetten yoksun davanın reddini talep ettiklerini, yönetim kurulunun hukuka uygun bir biçimde seçildiğini, şirket esas sözleşmesinin 8. maddesinde, yönetim kurulu için 2 üye adayının A grup, 1 üye adayının ise B grup hissedarlar tarafından gösterilmesinin kararlaştırıldığını, şirket esas sözleşmesinin herhangi bir bölümünde, B grubu hissedarlardan yüksek pay sahibi hissedarın gösterdiği adayın seçilmesine dair herhangi bir düzenleme mevcut olmadığını, davacının da ikrar ettiği üzere, 1 üyenin B grubu hissedar ...’ ün gösterdiği ve yüksek oyu alan aday olarak seçildiğini, bu sebeple sırf davacının gösterdiği aday seçilmediği için yönetim kurulu seçimine dair kararın iptalinin talep edilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ... A.Ş.’nin toplantıya yetkisiz olarak katıldığı iddiasının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, ... A.Ş.’nin şirket ortağı olduğunu, davacı tarafın Keleşoğlu ... A.Ş.’nin ortak olarak şirkete kabul kararının hukuka aykırı olduğunu ileriye sürmekte ise de, bu hususun huzurdaki davada ileriye sürülmesinin ve tartışılmasının mümkün olmayıp, davacının söz konusu yönetim kurulu kararının iptali için kanunda öngörülen süre içerisinde herhangi bir dava da açmadığını, iş bu sebeple ortaklar pay defterinde hak sahipliği sabit olan ... A.Ş.’nin olağanüstü genel kurula katılmasının ve oy kullanmasının davaya dayanak kılınmak istenmesinin hukuki mesnetten yoksun olduğunu, yetki yönünden herhangi bir eksiklik mevcut olmadığını, 8-3 numaralı gündem maddesi çerçevesinde alınan kararın iptali için dava açılmasının hukuki mesnetten yoksun olduğunu, şirket ortaklarının, şirkete zarar verecek faaliyetlerden kaçınmak ile yükümlü olduğunu, 3 numaralı gündem maddesi açısından şirket malvarlığının neredeyse tamamını oluşturan taşınmaz ve üzerindeki yarım kalan bina ile ilgili ... Sayılı dosyası ile yürütülen icra takibi ile ilgili oluşan şirket zararlarını durdurmak için oluşturulmuş bir gündem olduğunu, şirketin devamı ile doğrudan alakalı olan böyle bir gündem ile ilgili alınan kararın, mesnetsiz iddia ve hukuka aykırı dayanaklar ile tartışmaya açılmasının, başlı başına güven ve sadakat yükümlülüğüne aykırı olduğunu, davanın birbiri ile çelişen talepleri ihtiva eden, herhangi bir hukuki dayanak olmaksızın, tamamen şirket işleyişini durdurmak amacı ile açılmış kötü niyetli bir dava olduğunu, somut olayda genel kurulun kanuna ve esas sözleşmeye uygun biçimde yapıldığını, şirket yönetiminin usulüne uygun bir biçimde teşekkül ettiğini, alınan kararların şirketin fiili durumuna, hukuka ve şirket ortaklarının tamamının menfaatine uygun olduğunu, davacının dava açmaktaki hukuki menfaatini, zararını izah edemediğini, buna karşılık kayyım atanmasının, kararların yürütülmesinin geri bırakılması gibi, davanın esasını çözümlemeyi amaçlayan, dosya muhtevasına uygun olmayan ihtiyati tedbir taleplerinde bulunulduğunu, somut olayda davacının haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek delil sunamadığı gibi, halihazırda ihalenin feshi dava sürecinin devam ettiği açıkça ortada iken, alınan kararların icrası ile şirketin telafisi imkansız zararlarının oluşacağına yönelik iddianın tamamen mesnetsiz olduğunu, iş bu sebeple davanın esasını çözümlemeye yönelik, şartları oluşmayan kayyım tayini ve ihtiyati tedbir talebinin reddini talep ettiklerini belirterek açıklanan nedenler ile davanın esasını çözümlemeye yönelik, şartları oluşmayan kayyım tayini ve ihtiyati tedbir talebinin reddine, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 17/02/2022 tarih ve 2021/96 Esas - 2022/156 Karar sayılı kararında; " Anonim şirket genel kurul kararlarının butlanın düzenlendiği 6102 sayılı TTK'nın 447. Maddesinde, a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararların batıl olacağı düzenlenmiştir.Genel kurul kararlarının yokluğu ise TTK'da düzenlenmiş bir konu olmayıp borçlar hukukunun genel hükümlerine göre değerlendirilecek bir konudur. Butlan, genel kurul karanın içeriği itibariyle kanunun emredici hükümlerine aykırı olmasını ifade ettiği halde yokluk, hukuki işlemin kurucu şekli unsurlarını düzenleyen emredici hukuk kurallarına aykırılık nedeniyle hukuki işlemin varlık kazanamamasını ifade eder (Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2014, s.28-29). Örneğin hiç çağrı yapılmadan toplanan bir genel kurul, çağrısız genel kurulun koşullarını taşımıyorsa, bu toplantıya genel kurul toplantısı denilemeyeceği gibi, alınan kararlar da genel kurul kararı olmayacaktır; yani alınan bu kararlar yok hükmünde olacaktır.Dava, davalı şirketin 10/02/2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında 2 ve 3 nolu gündem maddelerinde alınan kararların TTK 446, 447, TBK 19 ve 27 maddelerine dayalı olarak butlanına, yokluğunun tespitine ve iptali talebine ilişkindir.TTK'nın 446. Maddesine göre toplantıda hazır bulunupta karara olumsuz oy veren ve muhalefetini tutanağa geçirten toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın olumsuz oy kullanmış olsun veya olmasın çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına veya oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ileri süren pay sahipleri iptal davası açabilecekleri, TTK'nın 445.maddesinde de 446.madde de belirtilen kişilerin kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararlarına aleyhine karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabileceği düzenleme konusu yapılmıştır. Kanun maddesinde düzenlenen süre hak düşürücü süre olup; istemin 10/02/2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısına ilişkin olup dava tarihi olan 12/02/2021tarihi itibariyle davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı izahtan varestedir. Mahkememizce yapılan yargılama, dosya kapsamı deliller ile uyumlu olması nedeniyle içeriğine itibar edilen bilirkişi heyeti raporu ve tüm dosya kapsamı deliller birlikte incelenip değerlendirildiğinde, dava konusu genel kurul toplantı tutanağına göre, gündemin 2. Maddesine ilişkin müzakerelerden sonra, A Grubu Pay Sahiplerinin gösterdiği adaylar arasından ...’ in ve ...’ in 3 yıl süreyle görev yapmak üzere A Grubunu temsilen Yönetim Kurulu üyeleri olarak atanmalarına, B Grubu Pay Sahiplerinin gösterdiği adaylar arasından ...’ın 3 yıl süreyle görev yapmak üzere B Grubunu temsilen Yönetim Kurulu üyeleri olarak atanmasına 17.186,40 adet olumsuz oy toplamına karşılık 67.443,60 olumlu oy çokluğu ile karar verildiği, Şirket esas sözleşmesinin Yönetim Kurulu ve Süresi başlıklı değişik 8. maddesine göre yönetim kurulu en fazla 3 yıl için seçilecek 3 kişiden oluşur. Bunlardan 2 üye A Grubu ve 1 üye B Grubu hissedarlar tarafından gösterilen adaylar arasından seçilir.TTK.m.360’a göre, “Esas sözleşmede öngörülmek şartı ile, belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. Bu amaçla, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede öngörülebileceği gibi, esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı da tanınabilir. Genel kurul tarafından yönetim kurulu üyeliğine önerilen adayın veya hakkın tanındığı gruba ve azlığa mensup adayın haklı bir sebep bulunmadığı takdirde üye seçilmesi zorunludur”. TTK.m.360’ın gerekçesi ise; " Bu madde, yönetim kurulunda temsil edilme hakkını hem paysahibi gruplarına hem azlığa hem de pay gruplarına tanımıştır. Kârda, oyda, tasfiye payında veya diğer herhangi bir malvarlığı hakkında imtiyazlı olan bir pay grubuna yönetim kurulunda temsil hakkı tanınabilir. Söz konusu hak, imtiyaz gibi her paya değil, belirli paysahipleri grupları ile belirli pay gruplarına ve azlığa bir bütün olarak tanınmaktadır. Böylelikle bu hükümde 478 inci maddeye bir istisna getirilmiştir. Bu istisna tarihi sebeplere dayanmaktadır. Çünkü 6762 sayılı Kanunda bu tür bir istisnaya yer verilmiş olmamasına rağmen Yargıtayın otuz yılı aşkın süreden beri uygulanan yerleşik içtihadı “grup imtiyazı”nın tanınması yönündedir”. TTK.m.360’daki düzenleme gereğince, Türk Hukuku bakımından esas sözleşme ile bunlardan herhangi birinin kabulü mümkündür. Somut olayda, esas sözleşmenin değişik 8. Maddesi ile A Grubu paylara 2, B Grubu paylara 1 yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı tanındığı, genel kurulda YK üyeleri, ilgili gruplardaki pay sahipleri tarafından gösterilen adaylar arasından yine GK tarafından yapılacağı, TTK.m.360/1’e göre, haklı sebeplerin bulunması durumu hariç olmak üzere, genel kurul önerilen adaylar arasından seçim yapmak zorunda olduğu, esas sözleşmenin değişik 8. Maddesinin metni incelendiğinde A ve B grubu paylara yönetim kuruluna üye gönderme hakkı tanınmadığı, aday gösterme hakkı tanındığı, gösterilen adaylar arasından yönetim kurulu üyelerinin yine genel kurul tarafından seçileceğinin söylenebileceği, dava konusu genel kurul toplantısında, bu gündem maddesinin müzakeresinde A Grubu pay sahiplerinin 3, B Grubu pay sahiplerinin ise 2 aday önerdiği, genel kurulda çoğunluk pay sahiplerinin oylarıyla A Grubu pay sahipleri tarafından önerilen adaylardan 2 tanesi, B Grubu tarafından önerilen adaylardan 1 tanesinin yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, A grubu pay sahipleri tarafından önerilen 1 adayın ve B grubu pay sahipleri tarafından önerilen 1 adayın yönetim kuruluna seçilmediği, esas sözleşmede “2 üye A Grubu ve 1 üye B Grubu hissedarlar tarafından gösterilen adaylar arasından seçilir” şeklinde çoğul ifade kullanıldığı, esas sözleşme metninde, B Grubu hissedarlara “yönetim kuruluna üye gönderme hakkı” veya “bağlayıcı aday önerme hakkı” tanındığına veya bu hakkın B Grubu pay sahipleri tarafından grup halinde kullanılabileceğine dair bir açıklık bulunmadığı, bu haliyle mahkememizce ulaşılan kanaate göre de; dava konusu 10.02.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 2 nolu karar yönünden, davalı şirket esas sözleşmesinin değişik 8. Maddesinde, şirketteki A ve B grubu pay sahiplerine tanınan yönetim kuruluna aday gösterme hakkının, B Grubu pay sahiplerinin tümü tarafından birlikte kullanılması gereken grup imtiyazı niteliğinde olmadığı, bu gruplarda yer alan hissedarların her birine yönetim kuruluna aday gösterme hakkı tanındığı, esas sözleşmeye ve TTK.m.360’a uygun olarak, 10.02.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 2 nolu karar ile, şirketin toplam 3 yönetim kurulu üyesinin 2 tanesinin A Grubu pay sahiplerinin önerdiği, 1 tanesinin de B Grubu pay sahiplerinin önerdiği adaylar arasından seçildiği, esas sözleşmenin bu hükmü sebebiyle genel kurul çoğunluğunun iradesinin yalnızca gösterilen adaylar arasından seçim yapabilme yönünde sınırlandırılmış olduğu, dolayısıyla 2 nolu kararın yokluğu, butlanı veya iptali koşullarının bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Gündemin 3. Sırasında görüşülen, Yönetim Kuruluna .... Dosyasına ilişkin konuda, yapılan müzakerelerden sonra, dosya alacaklısı ile sulh görüşmeleri yapılmasına başlaması, ihalenin feshi davasından feragat edilmesi karşılığında icra dosyasının bakiye borcunun şirketimizden talep veya tahsil edilmemesinin temini hususunda anlaşmaya varması, alacaklı tarafın şirketimiz menfaatlerine olan başka bir öneride bulunması halinde bu önerinin kabul edilmesi, bu madde özelinde alınacak tüm kararların ve imzalanacak tüm sözleşmelerin yönetim kurulunun bütün üyeleri tarafından birlikte imzalanması hususlarında yetki ve talimat verilmesine 17.186.40 adet olumsuz oy toplamına karşılık 67.443,6 olumlu oy ile oy çokluğu ile karar verilmiştir. TTK.m.408/2-f hükmünde önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı hususunu genel kurulun devredilmez yetkileri arasında sayılmıştır. Dava konusu olayda zaten bir genel kurul kararı olduğundan, yönetim kuruluna bir yetki devrinden söz edilemeyeceği, 3.nolu gündem maddesinin müzakerelerinden sonra genel kurul kararıyla sulh görüşmeleri yapılması ve alacaklı tarafından kabul edilmesi halinde ihalenin feshi davasından feragat karşılığında taşınmazın alacaklıya geçişine onay verilmiş olup, bunun işlemlerinin tamamlanması için 3 yönetim kurulu üyesi tarafından imzalanması yönünde karar alındığı, Anonim şirket genel kurulunun, önemli miktarda şirket varlığının satışına dair kararları hangi nisapla alacağı konusunda bir açık düzenleme olmamakla birlikte, önemli miktarda şirket varlığı satışının fiilen şirketin sona ermesi sonucunu doğuracağı, bu sebeple genel kurulun devredilmez yetkileri arasında sayıldığı ve bu konuda, fesih kararları için aranan yetersayılarla karar alınabileceğinin kabul edilmesi gerekeceği, TTK.m.529/1-d atfıyla, TTK.m.421/3-4 gereğince şirketin feshi için, dolayısıyla önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı için, esas sermayenin %75’inin olumlu oyu gerekli olduğu, davalı şirketin esas sözleşmesinin 16/c maddesinde gayrimenkul tapu satışının yapılmasının esas sermayenin %90’ının olumlu oy vermesine bağlandığı, bu konuda hem toplantı yeter sayısı hem de karar yetersayısının %90 olarak belirlendiği, genel kurul müzakerelerinden anlaşıldığına göre, üzerinde yarım inşaat bulunan ve şirketin tek ve önemli malvarlığı niteliğinde olan ... Mah ... Ada, ... Parsel de kayıtlı gayrimenkul üzerinde inşaat yapılabilmesi için,,,Bank ...Bankasından kredi kullanıldığı, inşaatın tamamlanamadığı, kredi borcunun da ödenemediği, alacaklı bankanın başlattığı icra takibi sonunda taşınmazın ... dosyasından icra vasıtasıyla satıldığı, 3 nolu genel kurul kararında yönetim kuruluna yetki verildiği şekilde, ihalenin feshi davasından feragat edilip taşınmazın alıcıya devri karşılığında bakiye borcun sıfırlanması ihtimalinde oluşacak sonucun şirketin ve tüm ortakların yararına olacağı, bu halde mahkememizce toplanan delillerden sonra oluşan kanaate göre, dava konusu edilen 3. Nolu kararla ilgili olarak, konuyu gündeme koyan yönetim kurulu ve olağanüstü genel kurul toplantısında konuyu müzakere eden şirketin genel kurulunun kendiliğinden şirketin önemli veya tek taşınmazını satıp elden çıkarmaya karar vermiş olmadıkları, bu kararın genel kurulda olağan yetersayılarla alınabileceği, 3 nolu kararın %75’i aşan nisapla alınmış olduğu, sonuç olarak kararın yokluğu, butlanı veya iptali koşullarının bulunmadığı anlaşıldığından davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile, '' Davacının davasının REDDİNE,Mahkememizce verilen karar gereğince 25/06/2021 tarihli tedbir kararımızın KALDIRILMASINA,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan kaldırılması gerektiğini,İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında genel kurul gündeminin (2) numaralı kararına ilişkin hatalı değerlendirmeler yapıldığını, gerekçeli kararda genel kurul gündeminin (2) numaralı kararına ilişkin olarak (s. 9-10), "B Grubu hissedarlara “yönetim kuruluna üye gönderme hakkı” veya “bağlayıcı aday önerme hakkı” tanındığına veya bu hakkın B Grubu pay sahipleri tarafından grup halinde kullanılabileceğine dair bir açıklık bulunmadığı," belirtildiğini; bu değerlendirmenin hatalar içerdiğini, esas sözleşmenin 8. maddesinin ilgili kısmının şu şekilde olduğunu: “…Yönetim Kurulu üyeleri en çok 3 yıl için seçilebilir. Bu üyelerden 2 üye A grubu ve 1 üye B Grubu hissedarlar tarafından gösterilen adaylar arasından seçilir…” bu hüküm çerçevesinde, hem A grubu pay sahiplerine hem de B grubu sahiplerine yönetim kuruluna "aday önerme hakkı" tanındığını; düzenlemenin "... B Grubu hissedarlar tarafından gösterilen adaylar.." ibaresinin bunu doğrulamakta olduğunu; burada yönetim kurulu üyelerinin, A ve B grubu tarafından "önerileceği"nin düzenlendiğini; dolayısıyla, hem A grubu hem de B grubu için "aday önerme hakkı" tanındığını; esas sözleşmenin bu hükmünün mahkemece hatalı bir şekilde yorumlandığını, nitekim 8. maddenin amacının açıkça B grubu hissedarları A Grubu Hissedarlar karşısında korumak ve yönetimde hak sahibi olabilmelerini sağlamak olduğunu; bu kapsamda B Grubu için ayrı bir şart getirilmediğinden de bunun ortak irade mümkün değilse çoğunluk hakkı kapsamında yapılması gerekli olduğunu; oysa somut olayda B grubu hissedarları içinde küçük hissedar konumundaki ... müvekkilin haklarını ızrar etmek, A Grubu karşısında şirket yapısı ve B Grubu hissedarlarını korumak için getirilen 8. Maddeyi bertaraf edip esas sözleşme ve kanunun arkasından dolaşmak amacı ile A Grubu hissedarları ile anlaşarak ayrı bir aday göstermiştir. açıkça bu eylem esas sözleşme, ilgili madde ve amacına ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, nitekim, 20.12.2021 tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda, A ve B gruplarına tanınan hakkın, aday önerme hakkı olabileceğine ilişkin şu değerlendirme yapıldığını, "... Önemli Not : Mahkeme’nin yaptığı görevlendirme sebebiyle doktrindeki görüşler ve Yargıtay kararlarındaki durum yukarıda izah edilmiş ve somut dava konusu esas sözleşme hükmü ve genel kurul kararı bunlar çerçevesinde usulünce tartışılmıştır. Dolayısıyla yukarıda ulaşılan ve aşağıda özetle tekrar edilecek kanaat, objektif ve bilimsel esaslara göre bilirkişilirin değerlendirmesi olup, Mahkeme için hiçbir bağlayıcılığı yoktur. Hukuki tavsif ve takdir tamamen Mahkeme’ye ait olduğundan, dava konusu esas sözleşme hükmünün B Grubu paylara “grup imtiyazı” verdiği, hatta bunun “yönetim kuruluna üye gönderme” veya genel kurul için “bağlayıcı aday önerme hakkı” niteliğinde olduğu da kabul edilebilir. Takdir Mahkeme’ye aittir."Davada iddiaları yönünden İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi...'ten bilimsel görüş ve hukuki mütalaa talep edilmiş olup bir örneği dosyada mübrez hukuki mütalaasında değerlendirme yapıldığını;"Bu hususta öğretide kabul olunduğu üzere, aday önerme hakkına sahip olan pay sahiplerinin arasında bir toplantının yapılması ve bir karar alınması zorunludur . Bu toplantı, aday önerme toplantısıdır. Birden fazla pay sahibinin olduğu gruplarda, pay sahipleri ancak kendi aralarında yapacakları bir toplantıyla iradelerini açıklayabilirler. Bunun için hak sahibi grup içinde yer alan bütün pay sahiplerinin toplantıdan haber edilmesi gereklidir. Ancak adayın belirlenmesi ağır, şekilci formalitelere bağlanmamalıdır. Bu toplantının şekil ve esaslarına ilişkin TTK’da bir hüküm bulunmamaktadır. Öğretide, bu toplantıya ilişkin olarak esas sözleşmede tamamlayıcı nitelikte hükümlerin öngörülebileceği; esas sözleşmede hüküm öngörülmemişse, genel kurul ile imtiyazlı pay sahipleri özel kuruluna ilişkin düzenlemelerden yararlanılabileceği ifade edilmektedir . Ayrıca imtiyazlı pay sahipleri genel kuruluna ilişkin özel hükmü olan TTK m. 454’ün doğrudan doğruya uygulanmaması gerektiği ifade edilmelidir .Yönetim kuruluna önerilecek adayın seçimi için yapılacak toplantıda, pay sahipleri özel kurulunun toplantı ve karar yetersayılarının uygulanmaması gerektiği; TTK m. 418’deki adi toplantı nisaplarının uygulanması, toplantıda hazır bulunanların oylarının çoğunluğu ile karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir . Ayrıca, aday önerme toplantısının bir toplantı nisabına tabi olmadığı, karar yetersayısı için nispi çoğunluk kuralının geçerli olduğu da savunulmaktadır . (Çamoğlu, No. 588a; Pulaşlı, No. 212; Karasu, s. 37 Kendigelen, s. 265.)... TTK m. 360 çerçevesinde B grubu pay sahiplerine aday önerme hakkı tanınması üzerine aday önerme toplantısında aday olarak önerilen ...’nun seçilmemesinin hukuka aykırı olduğu; gündemin (2) numaralı maddesinin TTK m. 360’a, esas sözleşmenin 8. maddesine ve dürüstlük kuralına aykırı olduğundan geçersiz olduğu," bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının ortadan kaldırılması ile taleplerinin kabulüne karar verilmesini arz ettiklerini,Genel kurul gündeminin (3) numaralı kararının, şirketin tek taşınmazının satıp elden çıkartmaya yönelik olmadığının değerlendirmesinin hukuka aykırı olduğunu, gerekçeli kararda, genel kurulun 3 numaralı kararına ilişkin olarak "dava konusu edilen 3. Nolu kararla ilgili olarak, konuyu gündeme koyan yönetim kurulu ve olağanüstü genel kurul toplantısında konuyu müzakere eden şirketin genel kurulunun kendiliğinden şirketin önemli veya tek taşınmazını satıp elden çıkarmaya karar vermiş olmadıkları, bu kararın genel kurulda olağan yetersayılarla alınabileceği, 3 nolu kararın %75’i aşan nisapla alınmış olduğu" değerlendirilmesine yer verildiğini, bu değerlendirmeye, davalı şirketin tek taşınmazının söz konusu olması karşısında katılmanın mümkün olmadığını, söz konusu taşınmazın, herkesin kabulünde olduğu üzere, davalı şirketin TEK taşınmazı ve tek malvarlığı olduğunu, davalı şirketin, esas sözleşmesinin 16 maddesinin "c" bendi gereği, gayrimenkulun tapu satışı dahil diğer bütün işlemler, şirketin sermayesinin en az %90’nı oluşturan pay sahiplerinin kararı ile yapılabeceğini, esas sözleşmesinin bu hükmüne aykırı bir şekilde, (3) numaralı gündem başlığında yönetim kuruluna “Yönetim Kurulu’na ... dosyasının alacaklısı ile sulh görüşmesine başlaması, ihalenin feshi davasından feragat edilmesi karşılığında icra dosyasının bakiye borcunun Şirketimizden talep veya tahsil edilmemesinin temini hususunda anlaşmaya varması, alacaklı tarafın şirketimiz menfaatlerine olan başka bir öneride bulunması halinde bu önerinin kabul edilmesi, bu madde özelinde alınacak tüm kararların ve imzalanacak tüm sözleşmelerin Yönetim Kurulu’nun bütün üyeleri tarafından birlikte imzalanması hususlarında yetki ve talimat verilmesi..." yetkilerinin verildiğini, burada yönetim kuruluna verilen; i) sulh görüşmesine başlanması, ii) ihalenin feshi davasından feragat edilmesi karşılığında icra dosyasının bakiye borcunun talep veya tahsil edilmemesinin temini hususunda anlaşmaya varması, iii) alacaklının önerilerinin kabulüne ilişkin bu yetkilerin, doğrudan esas sözleşmenin m. 16-c hükmünün kapsamına girdiğini, zira her ne kadar, bu hükümde sadece satıştan bahsedilmişse de, bu hükmün kapsamına satışa benzer işlemelerin de girdiğinden şüphe duymamak gerektiğini, burada amacın şirketin tek malvarlığı olan taşınmazın yönetim kurulunun hukuka aykırı ve keyfi müdahalelerinden korumak olduğunu, söz konusu bu genel kararı ile esas sözleşmenin m. 16-c hükmünün dolanılmaya çalışıldığını, ayrıca, 20.12.2021 tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda, (3) numaralı karara ilişkin hatalı yorumlara yer verilmişse de, haklılıklarını ortaya koyar şekilde"... Mahkeme tarafından, dava konusu 3 nolu kararın “taşınmaz tapu satışı” olarak nitelendirilmesi durumunda, davalı şirket esas sözleşmesinde “gayrimenkul tapu satışı” için aranan %90 yetersayının mevcut olmadığı, dolayısıyla bu ihtimalde alınan 3 nolu kararın butlanının veya iptalinin gündeme gelebileceği değerlendirilmektedir. " değerlendirmesinde bulunulduğunu, ayrıca yine Huzurdaki davada iddialarız yönünden İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi ...'ten bilimsel görüş ve hukuki mütalaa talep edilmiş olup bir örneği dosyada mübrez hukuki mütalaasında; "Nitekim TTK m. 408/2-f’nin, “önemli miktarda şirket varlığının toptan satışının” karşılığını, şirket esas sözleşmenin 16. Maddesinin “c” bendinde yer verilen, “gayrimenkulün tapu satışı” hususu oluşturmaktadır. Dolayısıyla, şirket esas sözleşmenin 16. maddesinin “c” bendinde yer alan “tapu satışı işlemini”, TTK m. 408/2-f hükmünün kapsamında kabul edilmesi gerekir. Dolayısıyla esas sözleşmede kararlaştırıldığı üzere, bu hususta bir karar alınabilmesi için pay sahiplerinin %90’ının olumlu oyuna ihtiyaç bulunmaktadır. (3) numaralı gündem maddesi için alınan kararda bu çoğunluk sağlanmamıştır. Bu karar için 67.443,6 oyla karar alınmıştır. Bu oylar, toplam oyların (toplam = 84.630) %79,69’na tekabül etmektedir. Gerekli olan % 90’lık oy çoğunluğu sağlanmamıştır. Kanunda veya esas sözleşmede aranan toplantı ve karar yetersayılarına aykırı olarak alınan kararlar yok hükmündedir . Kanunda aranan nisaplar esas sözleşmeyle ağırlaştırılmış olabilir. Bu şekilde esas sözleşmeyle ağırlaştırılan nisaba uyulmadan alınan kararlar da yok hükmündedir. Nitekim bu hususta Yargıtay bir kararında şu şekilde karar vermiştir: “…Davacı şirket anasözleşmesinin…11 inci maddesinin (d) bendi ikinci fıkrasında; “Genel Kurul toplantıları ve toplantılardaki karar nisabı, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabidir” denildikten sonra üçüncü fıkrada ”Ancak statü tadilleri, sermaye tezyidi, kar dağıtım kararlarında ve yönetim kurulunun teşkilinde % 70 oy çokluğu ile karar alınacaktır.” Denilmektedir. Anasözleşme ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, uyulması zorunlu bulunduğundan, gerekli karar nisabını taşımayan kararlar iptali kabil değil, yoklukla sakat kararlardır. Mahkemece, bu husus gözden kaçırılarak, anasözleşmenin emredici hükmüne aykırı olarak (davalı ticaret sicili memurluğunun tescilden imtinaya dair kararının iptaline) karar verilmesi hatalı olmuştur…” (Yargıtay 11. HD, T. 01.10.2001, 7442 E-7269 K: Karar için bkz: Moroğlu, s. 141)." (3) numaralı gündeme ilişkin alınan kararın, esas sözleşmede aranan toplantı ve karar yetersayısı sağlanmadan alınmış olduğundan, alınan kararın yok hükmünde olduğu sonuç ve kanaatlerine varmış bulunuyorum" değerlendirmesi yapıldığını,Mahkemece eksik inceleme yapıldığını; genel kurulun (3) numaralı gündem başlığına ilişkin "gündeme bağlılık ilkesine" aykırı davranıldığı hususundaki itirazlarının nazara alınmadığını, (3) numaralı karara ilişkin ...’de ilan edilen gündem başlığı ile bu hususta alınan karar arasında çelişkiler, uyumsuzluklar bulunduğunu, bu kararda, ilan edilen gündem konuları dışında konular da da karar alındığını, “Gündeme bağlılık ilkesine” aykırı bu kararın, salt bu ilkeye aykırılığı nedeniyle geçersizliğine karar verilmesi gerektiğini, nitekim yine Huzurdaki davada iddialarımız yönünden İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi ...'ten bilimsel görüş ve hukuki mütalaa talep edilmiş olup bir örneği dosyada mübrez hukuki mütalaasında "İlan edile gündem başlığında “... sayılı icra dosyasına ilişkin adımların görüşüleceğine yer verilmişken, alınan kararda bu gündem başlığının dışına çıkıldığı, gündem konusu hususların görüşüldüğü görülmektedir. Gündemde açık bir şekilde ilan edilmemesi rağmen, (i) sulh görüşmesine başlanması, (ii) ihalenin feshi davasından feragat edilmesi karşılığında icra dosyasının bakiye borcunun davalı şirketten talep veya tahsil edilmemesinin temini hususunda anlaşmaya varması ve (iii) alacaklı tarafın davalı şirket menfaatlerine olan başka bir öneride bulunması halinde bu önerinin kabul edilmesi hususları, aslında gündemde olmayan başlıklardır. Dolayısıyla ilan edilen gündeme nazaran, alınan kararda konunun kapsamı genişletilmiştir. Bu yönüyle bu kararın TTK m. 413/2 hükmüne aykırı olduğu düşünülmektedir." değerlendirmesi yapıldığını, mahkemece bu iddianın hiç incelenmediğini, 20.12.2021 tarihli bilirkişi heyet raporuna karşı olan itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini, yeni birlirkişi atanması talebinin gereğinin yapılmadığını, 20.12.2021 tarihli Bilirkişi Heyet Raporunun hatalı, eksik ve yetersiz olması dahi kendi içerisinde farklı görüş ve çelişkiler barındırması ve dosyada mübrez olan mütalaa ile çelişkili olması nedeniyle; itirazları doğrultusunda, şirketler hukuku alanında uzman bir veya birden fazla ticaret hukukçusundan yeni bir rapor alınması talep edilmesine rağmen, bu talepleri incelenmeden karar verildiğini, raporlar arasındaki çelişki ve raporun kendi içerisinde ki fark ve çelişkilerin giderilmediğini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan ve re’sen dikkate alınacak sebeplerle, fazlaya ilişkin dava, talep ve itiraz hakları saklı kalmak kaydıyla; İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/96 Esas ve 2022/156 Karar sayılı ve 17.02.2022 tarihli ilamının istinaf incelemesi yapılarak ortadan kaldırılmasına, haklı davaları ile dava dilekçelerinde yer alan tüm taleplerinin kabulüne, yargılamanın duruşmalı olarak yapılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davalı şirketin 10/02/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında 2 ve 3 nolu gündem maddelerinde alınan kararların yoklukla malul olduklarının tespiti, bu olmadığı takdirde batıl olduklarının tespiti, bunun da mümkün olmaması halinde iptali istemlerine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı taraf; davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısına katılan pay sahiplerinden dava dışı ... Holding'e yapılan hisse devrinin geçersiz olduğunu, toplantıya katılmaması gereken kişinin katılımı ile alınan kararların yoklukla malul olduğunu, toplantının iki nolu gündem maddesi ile şirket yönetim kurulu üyeliğine A grubu hissedarların gösterdiği adaylardan iki, B grubu hissedarların gösterdiği adaylardan bir kişi seçilmiş ise de, bu seçimin de yoklukla malul olduğunu, zira şirket ana sözleşmesinin sekizinci maddesine göre B grubu hissedarların kendi aralarında alacakları kararla aday göstermeleri gerektiğini, oysa toplantıdan önce kendisine davet gönderilen diğer B grubu hissedarın toplantıya katılmadığını, bu nedenle B grubu hissedarlar içerisinde çoğunluk para sahip olan davacı şirketin bir aday gösterdiğini, toplantıya katılmayan ve B grubu hissedarlar içerisindeki azlık para sahip olan dava dışı hissedarın da B grubu adına ayrı bir aday gösterdiğini, yapılan oylama sonucu B grubu hissedarların gösterdiği adaylar arasında, davacının gösterdiği adayın seçilmesi gerekirken, dava dışı diğer B grubu hissedarın gösterdiği adayın seçildiğini, esas sözleşme ile B grubu hissedarların oluşturduğu gruba aday gösterme konusunda imtiyaz tanındığını, bu nedenle adayında B grubu hissedarların kendi aralarında alacakları karar ile belirlenmesi gerektiğini, ayrı ayrı aday gösterilemeyeceğini, yine toplantının üç nolu gündem maddesi ile alınan kararın davalı şirketin tek taşınmazının satışına ve bu satışın gerçekleştirilmesi için seçilen yönetim kuruluna yetki verilmesine yönelik olduğunu, böyle bir kararın şirket ana sözleşmesinin 16 maddesi uyarınca bu ancak toplam hisse sayısının en az %90 ının olumlu oyuyla alınabileceğini, bu nedenle anılan kararın da yoklukla malul olduğunu, yokluk taleplerinin kabul edilmemesi halinde bu kararların TTK'nun 447 maddesi uyarınca, pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikte haklarını sınırlayıcı ve anonim şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunması hükümlerine aykırı nitelikte kararlar olmaları nedeniyle batıl olduklarını, bunun da kabul edilememesi halinde kanun ve esas sözleşme hükümleri ile dürüstlük kuralına aykırı olan kararların TTK'un 445 maddesi uyarınca iptali gerektiğini ileri sürmüştür.Davalı yan; genel kurula katılıp oy kullanan davacının yokluk ve butlan talep etme hakkı bulunmadığını, davacının şirket paydaşlarından ... A.Ş.'nin hisse devrinin geçersizliği yönündeki iddiası yersiz olduğu gibi, bu davanın konusunu da teşkil etmediğini, kararların toplantı ve karar nisaplarına uygun alındığını, süreleri dolan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerinin seçildiğini, davacı iddiasının aksine esas sözleşmenin sekizinci maddesinde yalnızca yönetim kurulu üyelerinin A ve B grubu hissedarların gösterecekleri adaylar arasından seçileceklerinin düzenlendiğini, yoksa A ve B grubu hissedarın oluşturdukları gruplara tanınmış bir imtiyaz bulunmadığını, üç nolu gündem maddesi ile alınan kararın ise, davalı şirkete ait taşınmazın satışına yönelik olmadığını, davalı şirketin kendisine ait taşınmaz üzerinde yapılacak inşaatın finansmanı için hissedar ...tarafından kredi çekildiğini, kredinin teminatı olarak taşınmaza ipotek konduğunu, inşaatın tamamlanamadığını, kredinin geri ödenememesi nedeniyle hem davalı hem de dava dışı hissedar şirket aleyhine ipotek takibi başlatıldığını ve taşınmazın ihale yolu ile ... A.Ş.'ye satıldığını, açılan ihalenin feshi davasının reddedildiğini, bölge adliye mahkemesince kararın kaldırılarak davanın kabul edildiğini, Yargıtay tarafından istinaf kararının bozulduğunu, davanın halen derdest olduğunu, takibe konu borcun her geçen gün arttığını, gündemin üç nolu kararı ile, alacaklı ile davalı şirket lehine bir anlaşmaya varmak, buna göre gerekirse ihalenin feshi davasından feragat etmek üzere görüşme yapılmasına, bu konuda yönetim kuruluna yetki verilmesine karar verildiğini, ipotekli taşınmazın hali hazırda zaten ihale edilmiş olduğunu, bu karar ile taşınmazın satılması yetkisi verilmediğini, toplantı ve karar nisabının da sağlandığını, davacı şirketin kendi gösterdiği adayın seçilmemesi nedeniyle iş bu davayı ikame ettiğini, yokluk, butlan veya iptal koşullarının oluşmadığını savunmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, davalı şirketin sicil kayıtları, dava konusu genel kurul toplantı tutanağı ve hazirun cetveli, İstanbul 4 İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/863 Esas sayılı ihalenin feshi dosyası celbedilmiş, davacı tarafından sunulan hukuki mütalaa dosya arasına alınmış, dosya bir mali müşavir bir hukukçu bilirkişiden oluşan heyete tevdi edilerek rapor alınmış, akabinde tahkikat bitirilerek davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemece yönetim kurulu seçimine ilişkin esas sözleşmenin 8 inci maddesinin hatalı yorumlandığı, gündemin iki nolu kararının geçersiz olduğu, mahkemece gündemin üç nolu kararının içeriğinin hatalı yorumlandığı, bu karar ile yönetim kuruluna verilen yetkilerin dolaylı olarak taşınmaz satışına ilişkin olduğu, esas sözleşmenin 16 ıncı maddesinin dolanılmaya çalışıldığı, mahkemece gündemin üç nolu kararına ilişkin gündeme bağlılık ilkesinin ihlal edildiği itirazlarının değerlendirilmediği, dosyaya sunulan hukuki mütalaa ile rapor arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve itirazlarının değerlendirilmesi için hukukçu bilirkişilerden oluşan yeni bir heyetten rapor alınması taleplerinin değerlendirilmediği yönündedir. Davalı şirketin toplam 8.680.000,00-TL esas sermayesinin, 86.800 adet paya bölünmüş olduğu, davacı ... A.Ş'nin 1.718.640,00-TL esas sermaye karşılığı 17.186,40 adet B grubu paya, ...'ün 954.800,00-TL esas sermaye karşılığı 9.548 adet B grubu paya; ... 4.226.860,00-TL karşılığı 42.268,60 adet A grubu paya, ... A.Ş.'nin 1.562.400,00-TL esas sermaye karşılığı 15.624 adet A grubu paya, ...'in 217.000,00-TL esas sermaye karşılığı 2.170 adet A grubu paya,...'nin 200,00-TL esas sermaye karşılığı 2 adet A grubu paya ve ...'ın 100,00-TL esas sermaye karşılığı 1 adet A grubu paya sahip olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısına ilişkin çağrı ilanında gündem maddelerinin; "1- Toplantı başkanlığı seçimi ve Genel Kurul tutanaklarının imzalanması için Toplantı Başkanlığı’na yetki verilmesinin onaylanması, 2- Görev süresi dolan Yönetim Kurulu Üyeleri yerine yeniden seçim yapılması,3- Pay sahiplerinden ....’ nin “...sayılı icra dosyasında her gün artmakta olan zararın durdurulabilmesi için atılacak adımların açıklıkla görüşülmesi” talebinin görüşülmesi ve karara bağlanması, gerekli görülürse bu hususta yeni seçilecek Yönetim Kurulu’ na talimat ve yetki verilmesi, 4- Dilek ve istekler " şeklinde olduğu görülmüştür. Dava konusu 10/02/2021 tarihli genel kurul toplantı tutanağına ilişkin hazirun cetveli incelendiğinde, ... dışındaki pay sahiplerinden oluşan 8.463.000,00-TL esas sermaye karşılığı, 84.630 adet payın toplantıda temsil edildiği, tüm kararların davacının 17.186,40 adet olumsuz oyuna karşılık, 67.443,60 adet olumlu oy ile alındığı, davacının gündemin iki ve üç nolu kararlarına karşı olumsuz oy kullandıktan ve oylama bittikten sonra muhalefet şerhini tutanağa geçirttiği görülmüştür. Dava tarihinin 12/02/2021 olduğu, iptal istemi bakımından davanın TTK'nun 445 maddesi uyarınca üç aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davalı şirketin adresi itibariyle mahkemenin kesin yetkili olduğu tespit edilmiştir.Gündemin iki nolu maddesinin; " Gündemin görev süresi dolan Yönetim Kurulu üyeleri yerine yeniden seçim yapılması maddesine geçildi. A Grubu Pay Sahiplerinden ... söz aldı; “Ana Sözleşmenin 8.maddesi uyarınca; Yeni Yönetim Kurulu Üye sayısının 3 kişi olarak aynı kalmasının, Yönetim Kurulu’nun 2 üye A Grubu ve 1 Üye B Grubu Pay Sahipleri tarafından gösterilecek adaylar arasından teşekkül etmesinin, A Grubu Pay Sahiplerini temsilen 3 yıllığına görev yapmak üzere aday olarak önerdiğimiz ...... T.C. Kimlik No'lu ...’ın Yönetim Kurulu üyesi olarak atanmasının oylamaya sunulmasını teklif ederim.” Dedi. A Grubu Pay Sahiplerinden ... vekili Av ... söz aldı; “A Grubu Pay sahiplerini temsilen 3 yıllığına görev yapmak üzere aday olarak önerdiğimiz ...’ in Yönetim Kurlu üyesi olarak atanmasının oylamaya sunulmasını teklif ederim.” Dedi. Aynı zamanda ...’ in görev kabul beyanını Toplantı Başkanına sundu. A Grubu Pay Sahiplerinden .... vekili Av ... söz aldı; “A Grubu Pay sahiplerini temsilen 3 yıllığına görev yapmak üzere aday olarak önerdiğimiz .......... T.C. Kimlik No'lu ...” in Yönetim Kurlu üyesi olarak atanmasının oylamaya sunulmasını teklif ederim.” Dedi. Aynı zamanda ...” in görev kabul beyanını Toplantı Başkanına sundu.B Grubu Pay Sahiplerinden ... vekili Av ... söz aldı; “B Grubu Pay sahiplerini temsilen 3 yıllığına görev yapmak üzere aday olarak önerdiğimiz ........ T.C. Kimlik No'lu ...” ın Yönetim Kurlu üyesi olarak atanmasının oylamaya sunulmasını teklif ederim.” Dedi. Aynı zamanda ...” ın görev kabul beyanını Toplantı Başkanına sundu.B Grubu Pay Sahiplerinden ... A.Ş. Vekili Av ... söz aldı; “Şirket Esas Sözleşmesi uyarınca ...” ın aday gösterilmesine itiraz ediyoruz. Esas Sözleşme” nin 8.maddesi kapsamında B Grubu hissedarların yönetimde yönetim haklarını kullanabilmesi için tanınan aday gösterme hakkı bu grubun kendisine tanınmıştır. Anonim Şirketin temel ilkesi pay çoğunluğu olup, gruba tanınan hakların kullanımı da ancak bu ilkenin doğru uygulanması ile mümkündür. Bu kapsamda B grubu olarak tanınan imtiyazı nasıl kullanılacağına ilişkin toplantı yapılmış bu toplantıya B Grubu diğer hissedarı ... davet edilmiş, tebligat kendisine ulaşmış ancak toplantıya katılmamıştır. Bu aşamada hem toplantıya katılmayıp hem de grup içerisinde daha düşük pay sahibi olan ...” ün aday göstermesi mümkün olmadığı gibi imtiyazı da ortadan kaldırmaktadır. Nitekim imtiyazın temel amacı A Grubu hissedarlar karşısında B Grubunun da yönetimde yetkisini kullanabilmesine ilişkindir. Lakin B Grubundaki küçük hissedarın diğer A Grubundaki hissedarla anlaşarak kendi aday göstermesi ve diğer A Grubu Hissedarların da olumlu oyuyla o adayın seçilmesi açıkça esas sözleşme ve kanunun arkasından dolanmaktır. Bu kapsamda biz B Grubu pay sahipleri toplantısındaki alınan karar ve tutanağı sunuyoruz. Bizler aday olarak .......... T.C. Kimlik No'lu Adnan Karasu” yu gösteriyoruz” dedi. Aynı zamanda ...” nun görev kabul beyanını Toplantı Başkanına sundu.B Grubu Pay Sahiplerinden ... vekili Av ... söz aldı; “8.maddenin lafzı son derece açık olup, yoruma kapalıdır. Bu maddeye göre Yönetim Kurulu 3 üyeden oluşur. Bunların 2 sinin A Grubu üyelerden | ininde B Grubu hissedarlar tarafından gösterilen adaylar arasından seçileceği yazılıdır. Bu haliyle esas sözleşmenin ilgili maddesindeki hüküm yerine gelmiştir. Hiçbir şekilde anılı madde ve esas sözleşmenin diğer maddeleri imtiyazlara ve A Grubu, B Grubu hissedarların kendi içinde yapacağı genel kurul toplantılarına cevaz vermemektedir. Kaldı ki şirketin bugüne kadar işleyişi de yönetim kuruluna aday gösterme ve bunların seçilmesi de tamamen bu anlatılan biçimde olmuştur. Buradaki amaç 3 kişilik yönetim kurulu içinde | tane B Grubu hissedar veya onun göstereceği temsilcinin olmasıdır. İlaveten bugüne kadarki işleyişe, bu günkü genel kuruldaki aday gösterme usulüne bakıldığında işbu amaç hasıl olmuştur.... A.Ş. vekilinin itirazı tamamen bizi devre dışı bırakmak yönetim kurulu üyesi olabilme amacına yöneliktir. Oysaki yapılacak seçim sonucunda yüksek oyu alacak olanın seçilmesi esas kabul edilmelidir. ... A.Ş. Tarafından müvekkilime gönderildiği iddia edilen ihtarname/davet mektubu müvekkilimin şahsına tebliğ olmamış, müvekkilim 65 yaş üstü olup, pandemi nedeniyle sınırlamalara tabi biridir. Hem bu husus hem de genel kurulun 1 gün öncesinde hiçbir kanun ve mevzuata uygun olmayan bir toplantı, gayri resmi bir görüşme, iyi niyet çerçevesinde dahi kabul edilemez. Ama dahası, ... A.Ş. nin yapmış olduğu toplantı davetinin ana sözleşmede veya ilgili mevzuatta dayanağı olmayıp, yok hükmündedir. Bizim daha düşük hisse oranına sahip olmamız yönetim kurulunda görev almamızın, ya da yönetim kurulunda B Grubu hissedar temsilcisi tayin etmemizin önünde engel değildir. Şirket esas sözleşmesi, Türk Ticaret Kanunu ve ilgili yönetmelikler bu hisse oranı daha düşük olan hissedarın yönetim kurulu üyesi olabilmesi veya temsilci önerebilmesi hususunda bir engel veyahut sınırlama getirmemiştir. Sonuç olarak aday gösterme usulümüz esas sözleşmeye uygundur. Genel Kurulun bu hususları göz önünde bulundurarak karar almasını talep ediyoruz.” Dedi B Grubu Pay Sahiplerinden ... A.Ş. Vekili Av ... söz aldı; “Esas Sözleşmenin 8.Maddesinde yönetime aday gösterme ve yönetim kuruluna üye atama hakları B grubuna verilmiştir. Bu sebeple grubun bu hakkı kullanması gerekmektedir. Bu kapsamda grup da toplantısını yapmış, çoğunluk oyuyla hakkını kullanmıştır. Haksız önerilen kişinin genel kurulda oylanması mümkün değildir.” Dedi. A Grubu Pay Sahiplerinden ... vekili Av ...söz aldı; “...’ nun önceki dönemlerde diğer Yönetim Kurulu üyeleriyle birlikte hareket etmeyip, tek başına ve Şirket aleyhine ve zararına gerçekleştirmiş olduğu iş ve işlemler nazara alındığında Yönetim Kurulu üyesi olmasının Şirket menfaatine uygun düşmediği kanaatindeyiz.” Dedi Toplantı Başkanı Pay Sahiplerinin yukarıda anılı taleplerini oylamaya sundu. Yapılan açık oylama sonucunda;Ana Sözleşmenin 8.maddesi uyarınca; yeni Yönetim Kurulu üye sayısının 3 kişi olarak aynı kalmasına ve Yönetim Kurulu’ nun 2 üye A Grubu ve 1 üye B Grubu pay sahipleri tarafından gösterilecek adaylar arasından teşekkül etmesine 17.186,40 adet olumsuz oy toplamına karşılık ... olumlu oy ile oyçokluğu ile karar verildi. A Grub Pay Sahiplerinin gösterdiği adaylar arasından; ....T.C. Kimlik No'lu, ....... adresinde mukim ...’in ve ....T.C. Kimlik No'lu, ....... adresinde mukim...’ in 3 yıl süreyle görev yapmak üzere A Grubunu temsilen Yönetim Kurulu üyeleri olarak atanmalarına 17.186,40 adet olumsuz oy toplamına karşılık ... olumlu oy çokluğu ile karar verildi. ...’ in ve ...’ in ibraz edilen Görev Kabul Beyanları Toplantı Başkanı tarafından tutanak ekine eklendi. A Grubu Pay Sahiplerinin gösterdiği diğer aday olan....T.C. Kimlik No'lu ...’ın A Grubunu temsilen Yönetim Kurulu üyesi olarak atanmamasına 17.186,40 adet olumsuz oy toplamına karşılık ... olumlu oy çokluğu ile karar verildi. B Grubu Pay Sahiplerinin gösterdiği adaylar arasından ....T.C. Kimlik No'lu, ....... adresinde mukim ...’ ın 3 yıl süreyle görev yapmak üzere B Grubunu temsilen Yönetim Kurulu üyeleri olarak atanmasına 17.186,40 adet olumsuz oy toplamına karşılık 67.443,60 olumlu oy çokluğu ile karar verildi. ...’ ın Görev Kabul Beyanı Toplantı Başkanı tarafından tutanak ekine eklendi.B Grubu Pay Sahiplerinin gösterdiği adaylar arasından ....T.C. Kimlik No'lu Adnan Karasu’ nun B Grubunu temsilen Yönetim Kurulu üyesi olarak atanmamasına 17.186,40 adet olumsuz oy toplamına karşılık 67.443,60 olumlu oy çokluğu ile karar verildi. B Grubu Pay Sahiplerinden ... A.Ş. vekili Av ... söz aldı; “Karara açıkça muhalefet ediyoruz. Esas Sözleşme ve hukuka aykırı olarak yönetim kurulu seçilmiştir.” Dedi." şeklinde olduğu anlaşılmıştır. Gündemin üç nolu maddesinin; "Gündemin pay sahiplerinden ....'nin '... sayılı icra dosyasında her gün artmakta olan zararın durdurulabilmesi için atılacak adımların açıklıkla görüşülmesi' talebinin görüşülmesi ve karara bağlanması, gerekli görülürse bu hususta yeni seçilecek Yönetim Kurulu'na talimat ve yetki verilmesi maddesine geçildi.B Grubu Pay Sahiplerinden ... A.Ş. vekili Av. ... söz aldı. “3 no.lu gündem ve bu gündeme ilişkin yapılan çağrı usule aykırıdır. Nitekim gündemin belirlendiği ve çağrının yapıldığı tarihte yönetim kurulunun yönetime ilişkin süresi dolmuştur. Türk Ticaret Kanunu'na göre süresi dolan yönetim kurulunun yegane yetkisi yalnızca yeni yönetimin seçilebilmesi için genel kurulun çağrılabilmesinden ibarettir. Bu gündem tanınan istisnai yetkinin dışındadır. Bu sebeple yönetimin böyle bir gündem için karar alma ve çağrıda bulunma yetkisi olmadığından usulsüz çağrı sebebiyle bu genel kurulda gündemin tartışılması mümkün değildir. Ayrıca gündem konusu dava yıllardır sürmektedir. Davayı takip eden avukatların vekaletleri de aynen devam etmektedir. Bu kapsamda ivedi görüşülmesi gereken bir husus da yoktur. Gündemin görüşülmemesini ancak yeni yönetimle usulüne uygun çağrı yapılırsa bu husus genel kurulca görüşülebilir.” dedi.B Grubu Pay Sahiplerinden ... vekili ... söz aldı; “Gündemin 3. Maddesi şirket açısından ve ortaklar açısından acele diğer bir tabirle ivedi hususlar olduğundan bu olağanüstü genel kurul toplantısında gündeme getirilmiş olması sadece normal değil aynı zamanda zaruridir. Çünkü Türk Ticaret Kanunu'nun 375. Maddesi Yönetim Kurulu üyeleri için zorunlu ve devredilmez görevler arasında; yönetim kurulunun şirketin bozulan mali yapısıyla ilgili neler yapması gerektiği, hangi önlemleri alması gerektiği konusunda açık ve nettir. Hükümler emredici hüküm niteliğindedir. Söz konusu dava dosyasıyla ilgili bozmayla birlikte yeni bir durum ortaya çıktığında bu hususun görüşülmesi ve bundan yola çıkarak şirketin bozulan mali yapısıyla ilgili hangi önlemlerin alınması gerektiğinin müzakere edilmesi ticari işleyişe uygun olduğu gibi kanuna özellikle TTK M.375 ve devamına göre zaruridir. Biz bu genel kurulda ve bu genel kurulda seçilecek yönetim kurulunun yapacağı İlk toplantıda gündemin 3. Maddesinde yazılı dava dosyası ve bozulan mali yapının ivedilikle nasıl düzeltileceği konusunda gündeme almasını, karara bağlamasını ve icra etmesini talep ediyoruz. Bunun aksi durumu şirketin ve dolayısıyla müvekkilimin zarar görmesi sonucunu doğurabilir.” dedi.Yönetim Kurulu Başkanı ... söz aldı; “Şirket avukatlarının vekaletname süresi bitmiştir. Bu husus Bölge Adliye Mahkemesi'nin duruşma tutanağında da vardır" dedi. Diğer taraftan B Grubu Pay Sahiplerinden ... vekili ...'ın da izah ettiği gibi; işbu gündem maddesinin görüşülmesi halinde, şirketin mali durumunun bir daha düzeltilemeyecek şekilde ortakların zararına bozulması, geri dönüşü olmayacak zararlara yol açılması nedeniyle pay sahiplerine, görevimizin mesuliyeti uyarınca çağrıda bulunduk.”B Grubu Pay Sahiplerinden ... vekili ... söz aldı; “Gündeme geçilip geçilmemesi hususunda oylama yapılmasını talep ederim. Nedeni; ... A.Ş. vekilinin bu gündemin görüşülmesine geçilmesine yönelik itirazı olmasıdır.”dedi.Toplantı Başkanı gündemin görüşülmesi hususunu oylamaya sundu. Yapılan açik oylama neticesinde; 3 Nolu Gündem maddesinin görüşülmesine 17.186,40 adet olumsuz oy toplamına karşılık 67.443,6 olumlu oy ile oyçokluğu ile karar verildi. B Grubu Pay Sahiplerinden ... A.Ş. vekili Av. ... söz aldı. “Karara muhalifiz.” dedi.Yönetim Kurulu Başkanı ... söz aldı; “Sayın Pay Sahiplerimizin bildiği gibi, Şirketimizin mülkiyetinde bulunan ... ... Ada, ... Parsel'de kayıtlı gayrimenkul üzerinde inşaat yapılabilmesi için ... Bank... Bankasından kredi kullanılmış, ancak inşaatın tamamlanamadığı gibi, kredi borçları da ödenememiştir. Bunun üzerine Alacaklı Banka icra takibi başlatmış ve taşınmaz 18/09/2018'da ... dosyasından 97.860.000,00-TL bedelle ... A.Ş. tarafından satın almıştır. Şirketimiz tarafından, yapılan ihalerlin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle İstanbul 4.İcra Hukuk Mahkemesinde ihalenin feshi davası açılmış, dava Yerel Mahkeme tarafından reddedilmiştir. Şirketimiz tarafından bu karara itiraz edilince Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2020 tarihli kararı ile ihalenin feshi talebinin kabul edilmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi'nin bu kararı yakın tarihte Yargıtay tarafından, dayanılan gerekçenin hukuka uygun olmadığı izah edilerek bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi 23.02.2022 tarihinde yapacağı bir duruşma ile Yargıtay'ın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verecek, uymaya karar verirse Şirketimizin diğer iddialarını incelemeye geçecektir. Bölge Adliye Mahkemesi 23.02.2021 tarihinde Yargıtay kararına karşı israr kararı vermediği takdirde Şirketimizin sair iptal gerekçelerinin kabul edilmeme ve ihalenin feshi davamızın reddedilmesi ihtimali mevcuttur. Böyle bir halde, çok kısa süre içerisinde ihale kesinleşecek ve maalesef gayrimenkul ihaleyi kazanan şirket üzerine tescil edilecektir. İhalenin kesinleşmesi durumunda, Şirketimiz, mülkiyetinde bulunan gayrimenkulü kaybetmiş olacak ve fakat icra dosyasına hala büyük miktarda borçlu olmaya devam edecektir. ... 05.02.2021 tarihinde alınan son kapak hesabına göre bakiye borç miktarı 310.023.826,57 TL'sına ulaşmıştır. Yani gayrimenkulün satışından elde edilecek rakam borcun neredeyse %30'unu karşılamaktadır. Tüm ortakların bildiği gibi, ihale feshedilse bile, bu Şirketimizi kredi borcundan kurtarmayacaktır. Takip talebindeki asıl alacak miktarı 21,069,768.54 İsviçre Frangı'dır ve bu bedele yıllık % 10,9375 İsviçre Frangı temerrüt faizi uygulanmaktadır. Yabancı para cinsinden olan borç büyük miktardaki faiz de eklenerek artacak, ancak gayrimenkul bu günkü pandemi şartları ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle aynı oranda değer kazanmayacaktır. İhalenin feshi davası henüz derdest iken, alacaklı taraf ile görüşerek şirketimiz menfaatine bir uzlaşı bunulabileceği ve ihalenin feshi davasından feragat karşılığında tüm kredi borcunun silinmesinin temin edilebileceği düşünülmektedir. Her gün artmakta olan zararın bir an önce durdurulması için durumu Pay Sahiplerinin değerlendirmesine sunar, talimatlarını bekleriz.” dedi.A Grubu Pay Sahiplerinden ... vekili Av. ... söz aldı; “Yönetim Kurulu Başkanının açıklamaları uyarınca; Şirketimiz Yönetim Kurulu'na ... dosyasının alacaklısı ile sulh görüşmelerine başlaması, ihalenin feshi davasından feragat edilmesi karşılığında icra dosyasının bakiye borcunun Şirketimizden talep veya tahsil edilmemesinin temini hususunda anlaşmaya varması, alacaklı tarafın şirketimiz menfaatlerine olan başka bir öneride bulunması halinde bu önerinin kabul edilmesi, bu madde özelinde alınacak tüm kararların ve imzalanacak tüm sözleşmelerin Yönetim Kurulu'nun bütün üyeleri tarafından birlikte imzalanması hususlarında yetki ve talimat verilmesinin oylamaya sunulmasını talep ederim.” dedi.B Grubu Pay Sahiplerinden ... A.Ş. vekili Av. ... söz aldı; “Bu gündem sadece müvekkilimin şirket içindeki ortaklık haklarının ızrar edilmesi için getirilmiştir. Alacaklı taraf ile harici ve muvazaalı işlemlerle şirketin neredeyse yegane malvarlığı olan taşınmazı müvekkilin hakları ızrar edilerek haricen kullanılmaya çalışılmaktadır. Görülen davada şirketimiz lehine yapılan savunmalar ve gidişat yine şirketimiz lehinedir. Böyle bir davadan vazgeçilmesi hele ki şirket menfaati bahane edilerek vazgeçilmesinin gündeme getirilmesi mümkün değildir.” dedi.A Grubu Pay Sahiplerinden ... vekili Av. ... söz aldı; “Çok acil tedbir alınmazsa yüksek maliyetle edinilen arsa kaybedilmek zorunda kalınacak üzerine de icra dosyası alacaklısına çok büyük borcumuz kalmaya devam edecektir. A Grubu Pay Sahiplerinden ... vekili Av. ...'nun vekili tarafından teklif edilen kararın alınması uygun olacaktır.” dedi.B Grubu Pay Sahiplerinden ... vekili ... söz aldı;Her şeyden önce şirketin bozulan mali yapısının düzeltilmesi, borcun tasfiye edilmesi, Malvarlığını aşan tutarda bir borç varsa bunun da yönetim kurulu üyeleri tarafından Yapılacak görüşmelerle ortadan kaldırılması hususunun hem şirket hem de ortakların menfaatine olduğunu görüyoruz. Bu anlamda 3. Gündem maddesi hakkındaki önerinin referans alınmak kaydıyla daha geniş bir yetkinin yönetim kuruluna verilebileceğini düşünüyoruz. Borç miktarı taşınmazın değerini aştığı halde, borcun şirkete ve dolayısıyla pay sahiplerine en az yük getirecek şekilde minimuma indirilmesi ve bu yönde bununla İlgili çözüm önerilerini olumlu değerlendiriyoruz. Bununla birlikte dava dosyasıyla ilgili olarak bozma sonrasında ortaya çıkan durum şirketin aleyhinedir. Bu haliyle bu dava dosyasının mutlaka veya büyük ölçüde şirketin lehine sonuçlanacağı varsayımıyla hareket edilmesi doğru değildir.” dedi.Toplantı Başkanı, A Grubu Pay Sahiplerinden... vekili Av....'nun yukarıda anılı talebini oylamaya sundu. Yapılan açık oylama sonucunda; Yönetim Kurulu'na ... dosyasının alacaklısı ile sulh görüşmelerine başlaması, ihalenin feshi davasından feragat edilmesi karşılığında İcra dosyasının bakiye borcunun Şirketimizden talep veya tahsil edilmemesinin temini hususunda anlaşmaya varması, alacaklı tarafın şirketimiz menfaatlerine olan başka bir öneride bulunması halinde bu önerinin kabul edilmesi, bu madde özelinde alınacak tüm kararların ve imzalanacak tüm sözleşmelerin Yönetim Kurulu'nun bütün üyeleri tarafından birlikte imzalanması hususlarında yetki ve talimat verilmesine 17.186,40 adet olumsuz oy toplamına karşılık 67.443,6 olumlu oy ile oyçokluğu ile karar verildi.B Grubu Pay Sahiplerinden ... A.Ş. vekili Av. ... söz aldı. “Karara muhalifiz. Şirket esas sözleşmesinin 16. Maddesine göre, gayrimenkul tapu satışının yapılması ancak hissedarların %90'ının katılımı ve olumlu oyuyla mümkündür. Burada yapılan gündem görüşmesi neticesinde yönetime verilmek istenen yetki dolaylı gayrimenkul satışı niteliğindedir. Nitekim şu anda devam eden ihalenin feshi davasından feragat edilmesi borca karşılık alacaklıya sulhen bu taşınmazın önerilmesi ve diğer tüm işlemler taşınmazın devri niteliğindedir. Olumsuz oy kullandığımız nazara alındığında şirket esas sözleşmesinin 16. Maddesi uyarınca gerekli çoğunluk sağlanmadığından karar alınamamıştır. Aksine yapılmış tüm işlemler hukuka aykırı ve sakattır." dedi. " şeklinde olduğu anlaşılmıştır.Davacı yanın dosyaya sunulan hukuki mütalaa ile rapor arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve itirazlarının değerlendirilmesi için hukukçu bilirkişilerden oluşan yeni bir heyetten rapor alınması taleplerinin değerlendirilmediğine yönelik istinaf sebebi; HMK'nun 266 maddesi uyarınca çözümü ancak teknik uzmanlık gerektiren hususlarda uzman görüşüne başvurulabilecek olması, takdiri delil mahiyetindeki bilirkişi raporunda yer alan hukuki değerlendirmeler gibi, davacı tarafından sunulan hukuki mütalaa içerisinde yer alan değerlendirmelerin de mahkemeyi bağlamayacak olması, dava konusu kararların gerçesiz olup olmadıkları, şirket ana sözleşmesine aykırılık içerip içermedikleri, karar nisabının mevcut olup olmadığı hususunda hukuki değerlendirme ve takdir yetkisinin münhasıran mahkemeye ait olması karşısında yerinde görülmemiştir.Davalı şirket esas sözleşmesinin sekizinci maddesi; "Şirketin işleri ve idaresi genel kurul tarafından Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde seçilecek (3) üyeden oluşan bir yönetim kurulu tarafından yürütülür. Yönetim Kurulu üyeleri en çok 3 yıl için seçilebilir. Bu üyelerden 2 üye A Grubu ve 1 üye B Grubu hissedarlar tarafından gösterilen adaylar arasından seçilir. Görev süresi sona eren yönetim kurulu üyeleri yeniden seçilebilir. " hükmünü havidir. Mahkemece, davalı şirket esas sözleşmesinin anılan hükmü, TTK'nun 360 maddesi düzenlemesi ve madde gerekçesi ile birlikte değerlendirilmiş olup, esas sözleşme ile yönetim kuruluna aday gösterme hakkının, B grubu pay sahiplerinin tümü tarafından birlikte kullanılması gereken grup imtiyazı niteliğinde olmadığına, A ve B grubu hissedarların her birinin yönetim kuruluna aday gösterebileceklerine, esas sözleşme ile genel kurula sadece bu adaylar arasından seçim yapma zorunluluğu getirildiğine dair kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, nitekim A grubu hissedarlardan üçünün de ayrı ayrı üç aday gösterdikleri, öte yandan, davalı şirketin 06/11/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında da yönetim kurulu üyesi seçiminin benzer şekilde yapıldığı, davacının bu toplantıda alınan kararlara muhalif kalmasına rağmen iptal davası açmadığı, toplantı sonucu, şirket esas sözleşmesine uygun şekilde iki yönetim kurulu üyesinin A grubu hissedarların gösterdikleri adaylar arasından, bir yönetim kurulu üyesinin de B grubu hissedarların gösterdikleri adaylar arasından seçildikleri, kararın TTK'nun 418 maddesinde düzenlenen toplantı ve karar nisaplarına uygun alındığı, yokluk, butlan veya iptal edilebilirlik koşullarının oluşmadığı, davacının dava dilekçesinde, hisse devrinin geçersiz olduğu iddiası ile pay sahipliğine itiraz ettiği dava dışı ... İnşaat firmasının, şirket pay defterinde ve sicil kayılarında pay sahibi olarak göründüğü, bu firmaya yapılan hisse devrinin geçersiz olup olmadığı eldeki davanın konusunu oluşturmadığı gibi, bu hissedarın oyu yok sayılsa, yahut olumsuz olarak kabul edilse dahi toplantı ve karar nisabının oluştuğu, davacının akdi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalı şirket esas sözleşmesinin on altıncı maddesi; "Genel Kurul toplantıları ve toplantılardaki nisap Türk Ticaret Kanunu’ nun hükümlerine tabidir. Ancak Şirketin aşağıda belirtilen kararları, şirket hissedarlarından en az %90’ ının hazır bulunduğu ya da temsil edildiği olağan ve olağanüstü genel kurul toplantılarında yine toplam hisse sayısının en az %90’ ının oyu ile alınması gerekmektedir,a-Şirket Sermayesinin artırımı veya azaltılması, b-Şirketin ödemelerinin askıya alınması, konkordato ilan edilmesi, iflas erteleme talebinde bulunulması, şirketin iflasının talep edilmesi,c-Gayrimenkul tapu satışının yapılması, d-Şirket ana sözleşmesinin tadil edilmesi, değiştirilmesi ve yeni bir madde eklenmesi"hükmünü havidir. İstanbul 4 İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/863 esas, 2019/264 karar sayılı dosyasında davalı şirket tarafından ipotekli şirket taşınmazının paraya çevrilmesi yolu ile takip kapsamında yapılan ihalenin feshine yönelik davalı isteminin reddedildiği anlaşılmıştır.Dairemizce UYAP sistemi üzerinden yapılan inceleme neticesinden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23 Hukuk Dairesi'nin 22/06/2020 tarihli, 2019/1300 esas, 2020/991 karar sayılı kararı ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve satış isteme süresinin dolduğu gerekçesi ile ihalenin feshi şikayetinin kabulüne karar verildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu sonucunda Yargıtay 12 Hukuk Dairesi'nin 22/10/2020 tarih, 2020/7008 esas ve 2020/9085 karar sayılı kararı ile ve alacaklı tarafından ilk satış talebinin süresinde olduğu, sonraki taleplerin süresinde olmamasının sonuca etkili olmadığı takibin düşmediği, borçlunun diğer istinaf nedenlerinin incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile istinaf kararının bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23 Hukuk Dairesi'nin 23/02/2021 tarihli, 2020/2522 esas, 2021/311 karar sayılı ilamı ile göre Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verildiği, davalı şirket tarafından ileri sürülen ihalenin feshi nedenlerinin incelendiği ve yalnızca,İİK'nın 363/4 ve 364/3. maddeleri uyarınca istinaf ve temyiz satıştan başka icra işlemlerini durdurmayacağı, bu hükümlere göre takibe yönelik itiraz ve şikayetler hakkında verilen icra mahkemesi kararlarının istinaf veya temyizi halinde satışa gidilemeyeceği, bu hususun mahkemece de resen dikkate alınması gerektiği, her şikayet, şikayet tarihindeki durum ve şartlara göre inceleneceğinden, takibe yönelik itiraz veya şikayetlere ilişkin kararların ihaleden önce istinaf veya temyizi üzerine sonradan kararın istinaf başvurusunun esastan reddi veya onama üzerine kesinleşmesi halinde ihale yönünden geriye etkili sonuç doğmayacağı, dosya içeriğinden, borçlunun İstanbul 4.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/760 esas sayılı dosyasında takibe yönelik şikayette bulunduğu, mahkemenin 12/09/2018 tarihli kararı ile şikayetin reddine karar verdiği, bu karara karşı ihale tarihinden önce 12/09/2018 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşıldığından, İİK'nın 363/4. maddesine göre kararın istinaf sonucu beklenmeden ihale yapılmasının doğru olmadığı gerekçesi ile ihalenin feshi şikayetinin kabulüne temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği anlaşılmıştır. Anılan istinaf kararının dava konusu genel kurul toplantısının yapıldığı tarihten sonra verildiği tespit edilmiştir. Öncelikle dava konusu toplantının üç nolu gündem maddesinde görüşülen ve karara bağlanan hususların, davalı şirketin ilan edilen olağanüstü genel kurul toplantısı çağrısında belirlenen gündemin kapsamı dışında olmadığı anlaşıldığından, davacının gündeme bağlılık ilkesinin ihlal edildiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Mahkemenin gerekçesinde davacının istinaf sebebini de karşılar şekilde açıkladığı üzere, genel kurul toplantısında alınan kararın, davalı şirketin taşınmazının satışına ilişkin olmadığı, davalı şirket taşınmazı üzerinde ipotek bulunduğu, taşınmazın ipotek takibi neticesinde zaten ihale edilmiş olduğu, bu ihalenin feshi için şikayet yoluna başvurulduğu, davanın derdest olduğu, genel kurulda gündemin üç nolu maddesi ile alınan kararların anılan ipoteğin teminat altına aldığı alacağın, davacı şirket lehine koşulların oluşması kaydıyla tamemen tasfiye edilmesi için kredi alacaklısı ile görüşme yapılması, buna göre davalı şirket lehine koşulların sağlanması ve ihalenin feshi davası henüz derdest iken tüm kredi borcunun silinmesi kaydıyla, ihalenin feshi davasından feragat edilmesi ve bunu genel kurulda kabul edilmesi halinde şirket yönetim kuruluna bu görüşmeleri yapmak üzere yetki verilmesi konusunda olduğu, dolayısıyla toplantı ve karar nisabının, esas sözleşmenin on altıncı maddesine değil, TTK'nun 418 maddesindeki toplantı ve karar nisabına tabi olduğu, kararın olağan toplantı ve karar nisabına uygun şekilde alındığı, yokluk, butlan veya iptal edilebilirlik koşullarının oluşmadığı, az yukarda iki nolu genel kurul kararına ilişkin açıklamalarda değinildiği üzere, davacının dava dilekçesinde, hisse devrinin geçersiz olduğu iddiası ile pay sahipliğine itiraz ettiği dava dışı Keleşoğlu İnşaat firmasının, şirket pay defterinde ve sicil kayılarında pay sahibi olarak göründüğü, bu firmaya yapılan hisse devrinin geçersiz olup olmadığı eldeki davanın konusunu oluşturmadığı gibi, bu hissedarın oyu yok sayılsa, yahut olumsuz olarak kabul edilse dahi toplantı ve karar nisabının oluştuğu, davacının akdi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,7‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 13/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim