mahkeme 2021/1572 E. 2023/2118 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/1572

Karar No

2023/2118

Karar Tarihi

28 Aralık 2023

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1572 Esas
KARAR NO: 2023/2118 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2020/333 Esas - 2021/581 Karar
TARİHİ: 02/06/2021
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 28/12/2023
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilin bir takım gıda malzemesinin alışı konusunda davalı ile anlaştığını ve bu doğrultuda 50.100,00 TL lik mal bedelini havale yolu ile gönderdiğini, davalının anlaşma konusu ürünleri göndermediğini, noterlikten ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye karşı ihtar olarak ihtarname çekildiğini ve gönderilen tutarın geri iadesinin talep edildiğini, buna rağmen ödeme yapılmadığını, havale tutarının ödenmesi için arabuluculuğa başvurulduğunu fakat anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle davanın kabulüne, havale olarak gönderilen tutarın işleyecek en yüksek faiz bedeli ile davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, taraflar arasında şifai olarak alım satım sözleşmesi yapıldığını, buna göre davacı tarafından sipariş edilen ürünlerin müvekkil şirketçe üretildiğini, paketlenip teslime hazır hale getirildiğini, şifai sözleşme sırasında malların konacağı depo hazır olduğundan ürünleri kendi taraflarınca alacaklarını belirttiklerini fakat halen teslim alınmadığını, whatsapp yazışmalarında belirtildiği gibi müvekkil şirket mallarının teslime hazır olmasına rağmen karşı tarafın malları almadığını, müvekkil şirket tarafından ihtarname çekildiğini, ihtarnameye rağmen ürünlerin alınmadığını, ürünlerin bozulması ihtimali de düşünülerek taraflarında Sulh Hukuk mahkemesinde dava açıldığını, talebin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle red kararı verildiğini, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 02/06/2021 tarih 2020/333 Esas - 2021/581 Karar sayılı kararında; "Dava, ticari satımdan kaynaklı ödenen bedelin iadesine alacak davasıdır. Usulünce duruşma açılmış, tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/135 değişik iş dosyasının incelenmesinde davacısının dosyamız davalısı olup mahkemesince 2019/147 karar sayılı değişik iş talebinin yargılamayı gerektirmekle reddine karar verildiği, İstanbul 13. BAM 2020/1188 esas ve 2020/212 karar sayılı ilamıyla onandığı görülmektedir.İncelenen tüm dosya kapsamına,tarafların iddia ve savunmalarına göre; taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının davacının verdiği siparişi davalının teslim edip etmediği, davacı yönünden alacaklı temerrüdü koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.Tüm bu belirlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında, bir ticari ilişkinin olduğu, alacağının davacı tarafından bedelin ödendiği, davalı muhasebe kayıtlarına göre kabul edildiği, bu ödemenin davacı borçlu şirketin borcundan mahsup edildiği anlaşılmıştır.6098 sayılı TBK'nın 97.maddesine göre; karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir. Mevcut durumda davacı tarafından çek vasıtasıyla ödeme yapılması önerilmiştir.Alacaklının temerrüdünü düzenleyen TBK'nın 106.maddesinde yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kenisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur. Böyle bir durum karşısında borçlunun ne yapması gerektiği 107.maddede belirtilmiş olup, alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini, ifa yerindeki hakim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hakim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir. Diğer bir deyişle tevdi mahalli tayinini istemek temerrüde düşen alacaklıya karşı borçluyu koruyan ve onu borcundan kurtulmasını sağlayan bir hak olup ancak bu nedenle hakimden tediye/tevdi mahalli tayini isteyebilmektedir. Başka bir anlatımla borçlunun hakimden tediye mahalli tayini isteyebilmesinin ön koşulu alacaklının temerrüde düşmüş bulunmasıdır.Somut olayda davalının davacıya siparişlerinin hazır olup 10 gün içerisinde alınmasını talep ettiği, ihtarname çektiği, davalının da bu ihtarnameye itiraz etmediği kabulünde olup davacı taraf bir ticaret şirketi olup, taciridir ve 6102 sayılı TTK'nun 18/3. maddesi uyarınca, tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağı öngörülmüştür.Eldeki dava dosyası kapsamı incelendiğinde davalı şirketin davalı şirkete sözleşmeye konu malların teslimini bildirmekle davalı şirketin edimini T.T.K madde 18 e yerine getirdiği bu haliyle davacı tarafın davaya konu siparişlerin alınması yönündeki edimini yerine getirdiği davacının bu nedenle bedelin iadesini istemesinin tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme hükümlerine aykırı olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek yargılamaya son verilmiştir."gerekçesi ile, Davanın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Müvekkili şirket tarafından davalıya bir takım gıda malzemesi siparişi verilmiş olup bu doğrultuda 50.110,00 TL mal bedeli ... Bankası A.Ş. Kanalıyla 07.02.2019 tarihinde havale edildiğini; müvekkilinin üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirmesine rağmen davalı tarafından aradan geçen uzun süreye rağmen malların teslim edilmediğini; müvekkili şirket tarafından şifahen aradan geçen süreye rağmen malların teslim edilmediğini bu sebeple bedelin iadesinin talep edildiğini belirttiğini; talebe rağmen bedelin iade edilmemesi üzerine arabuluculuk kurumuna başvurulduğunu ve neticede dava açıldığını; Bakırköy 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 020/333E. 2021/581K. Sayılı ve 02.06.2021 tarihli ilamı ile davanın reddine karar verildiğini; iş bu kararın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup reddi gerektiğini, Yerel mahkemenin, davalı tarafından siparişlerin hazır olduğunu 10 gün içerisinde alınmasının talep edildiğine dair ihtarname çekildiği, ihtarnameye itiraz edilmediği , tacirler arasında temerrüde düşürmenin TTK 18.madde hükmüne göre yapılmadığı, bu sebeple bedelin iadesi isteminin tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme hükmüne aykırı olacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verdiğini; iş bu kararın hatalı olup kabulünün mümkün olmadığını; aradan geçen uzun süre içerisinde şifahen ve defaten bedelin iadesinin istendiğini; davalı tarafın malların bir kısmının hazır olduğunun bildirilmesi karşısında müvekkili tarafından gönderilen karşı ihtarname ile teslimin kabul edilmeyeceği ve bedelin iadesinin talep edildiğini; yerel mahkeme tarafından kararın gerekçesinde alacaklının temerrüde uğradığına karar verilmişse de bu tespitin yerinde olmadığını; TBK' nin 106.madde hükmüne göre "Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur." düzenlemesinin yer aldığını, alacaklının temerrüdü için borçlunun ciddi, gerçek ve usulüne uygun bir ifa teklifini alacaklının haklı bir sebep olmaksızın reddetmesi veya haklı bir sebep olmadan ifa kısmında üzerine düşen hazırlıkları yerine getirmemesinin gerekli olduğunu; somut olayda alacaklının temerrüdü şartlarının oluşmadığını; davalı tarafından ifaya yönelik teklifin aradan yaklaşık 8 ay geçtikten sonra yapıldığının ve sipariş edilen malların yalnızca bir kısmının hazır olduğunun ihtar edilmesi karşısında gerçek ve usulüne uygun bir ifa teklifinin olmadığının görüleceğini, Kabul anlamına gelmemek kaydı ile usulüne uygun bir teklifin olması halinde borcun miktarı belirli ve tamamı muaccel olduğu takdirde, alacaklının kısmi ifa teklifini kabul etmek zorunda olmadığını, ( Borcun “muaccel” olması, alacaklı tarafından talep edilebilir hale gelmesi demektir. ) alacaklının kısmi ifayı reddetmesinin kendisini herhangi bir yükümlülük altına sokmayacağını; iksine borçlunun borcunun aynen devam edeceğini ve borçlunun yaptığı kısmi ifa teklifinin hukuken bir sonuç doğurmayacağını; böylece borcun yerine getirilmemiş olacağını ve alacaklı borcun yerine getirilmemesi sebebiyle, hukuk düzeninin kendisine bahşettiği mekanizmalara başvurabileceğini, (SEROZAN, s. 116; EREN, s. 881) davalı tarafından müvekkile tebliğ edilen Bakırköy ...Noterliği ... yevmiye numaralı 02.10. 2019 tarihli ihtarname içeriğinden görüleceği üzere sipariş edilen malların yarısının hazır olduğunun belirtilmiş olup müvekkilinin kısmi ifa teklifini kabul etme zorunluluğunun bulunmadığını; bu doğrultuda alacaklının temerrütünden söz edilemeyeceğinin açıkça tespit edileceğini; davalının kısmi ifa teklifinin aradan yaklaşık 8 ay geçtikten sonra yapıldığı göz önüne alındığında bu teklifin MK 2.maddeye aykırı yapıldığının açıkça ortada olduğunu; kısmi ifanın varlığı halinde kabul için kısmi ifanın tarafların menfaatlerine uygun olup olmadığının tespiti gerektiğini; somut durumda müvekkilinin kısmi ifada menfaatinin bulunmadığını; borçlunun kısmi ifada menfaati bulunuyorsa alacaklının kısmi ifayı elde etmekte menfaatinin bulunup bulunmadığının belirleneceğinin; Yerel mahkeme tarafından bu hususta herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadığını, Müvekkil şirket yönünden alacaklının temerrüt şartlarının oluşmadığının açık olup kabul anlamına gelmemek kaydı ile müvekkilinin temerrüte düşmüş olduğu varsayımında dahi temerrüt borcun sona ermesine neden olmadığını; alacaklının temerrüde düşmüş olmasının, kural olarak borçlunun borcunun sona ermesine neden olmadığını; Oğuzman/Öz, 367; Necip Kocayusufpaşaoğlu/Hüseyin Hatemi/Rona Serozan/Abdülkadir Arpacı, Borçlar Hukuku, Genel Bölüm, C. III, Rona Serozan, İfa, İfa Engelleri, Haksız Zenginleşme, 6. Bası, İstanbul 2014, sh.147 Borçlar Kanununun 107.madde hükmüne göre "Alacaklının temerrüde düşmesi durumunda borçlu, hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, teslim edeceği şeyi tevdi ederek borcundan kurtulabilir. Tevdi yerini, ifa yerindeki hâkim belirler. Bununla birlikte ticari mallar, hâkim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdi edilebilir." Davalı tarafından tevdii mahali tayini talebinde bulunulmuş olup Küçükçekmece 2.Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/135 D. İş 2019/147K. Sayılı kararı ile " taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, bu sebeple ifa yeri, ifa zamanı gibi sözleşme şartlarının yerine getirilip getirilmediğinin denetlenemediği, dosyada mevcut tarafların birbirine gönderdiği ihtarnamelere göre ifa zamanına ve malların süresinde hazırlanıp teslime hazır hale getirilip getirilmediğine ilişkin taraflar arasında ihtilaf olduğu, alacaklının temerrütü ve diğer hususların tespitinin yargılamayı gerektirdiği bu sebeple TBK'nın 107.maddesinde düzenlenen tevdii mahalli belirlenmesinin yasal şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle REDDİNE" karar verilmiştir. Karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi 2020/118E. 2020/212K. Sayılı ilamı ile "taraflar arasındaki sözlü anlaşmanın ifa yeri, ifa zamanı gibi şartlarının , talep eden tarafından ispatlanamadığı, dosyada mevcut tarafların birbirine gönderdiği ihtarnamelere göre ifa zamanına göre ifa zamanına ve yerine ilişkin ihtilaf olduğu, alacaklının temerrütü ve diğer hususların tespitinin yargılamayı gerektirdiği, bu sebeple TBK'nın 107.maddesinde düzenlenen tevdii mahalli belirlenmesinin yasal şartlarının oluşmadığı , tevdii mahalli tayinine konu malların ticari mal olduğu TBK'nın 107/2 maddesi son cümlesine göre talep eden borçlunun ticari malları hakim kararı olmadan da bir ardiyeye tevdii edebileceği , buna göre talep edenin tevdii mahalli belirlenmesi isteminde hukuki yararın bulunmadığı" reddine karar verildiğini; davalı tarafından alacaklının temerrütünün mevcut koşullarda ispatlanamadığını; aynı zamanda davalının ifa talebinde samimi olmadığı gerçek ve usulüne uygun bir ifa talebinin olmadığının açıkça ortada olduğunu; davalının ifaya yönelik işlemleri gerektiği gibi yerine getirmediği, TBK'nın 107.maddesine göre bir ardiyeye de tevdii edebileceği göz önüne alındığında bu işlemleri yapmayan davalının ifa teklifinde kötüniyetli olduğunun açıkça ortada olduğunu, Müvekkili tarafından sipariş verilmiş olup 07.02.2019 tarihinde bedel havale edildiğini; davalı tarafından ifa teklifinin ise aradan yaklaşık 8 ay geçtikten sonra yapıldığını; siparişi verilen malların gıda malzemesi olduğu, ifa teklifinin sipariş tarihinden yaklaşık 8 ay sonra yapıldığı göz önüne alındığında somut olayda ifanın davacı/alacaklı müvekkili şirket yönünden faydasız olacağının açıkça anlaşılmakta olduğunu; Yerel mahkeme tarafından iş bu hususun değerlendirilmemiş olup eksik ve hatalı değerlendirmeye dayalı kararın kabulünün mümkün olmadığını; aynı zamanda yerel mahkeme tarafından her ne kadar davalı şirketin ihtarname gönderdiği, tacirler arasında temerrüde düşürmeye ilişkin ihbar ve ihtarların noter aracılığı ile taahhütlü mektupla, telgrafla veya elektronik imza yolu ile yapılabileceğinin belirttiğini ve müvekkilinin bu yönde bir işleminin olmadığının belirtilmişse de bu hususun kabul edilemeyeceğini; müvekkili tarafından şifahen ödemenin iadesinin talep edilmiş olup davalı tarafından gönderilen ihtarname içeriğine cevap verildiğini; aynı zamanda uyuşmazlık konusunda arabuluculuğa başvurulduğunu, görüşmeler yapıldığını, davalı tarafından tevdii mahalli tayini talebinde bulunulduğunu; tüm bu hususlar doğrultusunda davalının temerrüte düşmediği değerlendirilmesinin kabul edilemez olduğunu, İleri sürerek, yukarıda belirtilen ve resen takdir edilecek sebepler doğrultusunda, tehiri icra taleplerinin kabulüne, İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/333E. 2021/581K. Sayılı ve 02.06.2021 tarihli ilamının istinaf incelemesi ile kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ticari satış sözleşmesine konu gıda ürünlerinin davalı tarafından teslim edilmemesi nedeniyle, ödenen satış bedelinin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan, taraflar arasındaki sözlü gıda ürünleri alımı anlaşması kapsamında davalıya 07/02/2019 tarihinde 51.000,00-TL gönderildiğini; ancak davalının ürünleri teslim etmediğini, bu konuda telefonla yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, davalı tarafından gönderilen, ürünlerin yarısının hazır olduğuna ve on gün içerisinde teslim alınmasına aksi halde tevdii mahalli tayin ettirileceğine ilişkin 02/10/2019 tarihli ihtarnameye 14/10/2019 tarihli ihtarname ile cevap verildiğini, ürünlerin süresi içerisinde üretilip teslim edilmediğinin, aradan geçen uzun zamana rağmen 07/02/2019 tarihinde yapılan ödemenin de ellerinde bulunduğunun belirtildiği ve bu tutarın tebliğden itibaren en geç üç gün içerisinde iade edilmesi gerektiğinin ihtar edildiğini ileri sürmüş, 51.000,0-TL nin 07/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davalı yan, tarlar arasındaki sözlü satış sözleşmesi kapsamında, 50.100,00-TL karşılığında davacı tarafından sipariş verilen 5760 adet ..., 5760 adet ..., 2880 ..., 1200 adet ..., 1080 adet ..., 5760 ..., 1500 adet ... ve 1500 adet ... anlaşma uyarınca şirket tarafından üretilerek paketlenip teslime hazır hale getirildiğini, ürünlerin halen davalı şirket adresinde bulunduğunu, davacının buna rağmen ürünleri teslim almadığını, bu hususun tevdii mahalli tayini dosyasına mübrez whatssap yazışmaları ile sabit olduğu, bunun üzerine davacıya 02/10/2019 tarihli ihtarnamenin çekildiğini, on gün içerisinde ürünlerin teslim alınmaması halinde tevdii mahalli tayin ettirileceğinin ihtar edildiğini, ancak davalının cevabi ihtarname ile ödeme iadesi istemesi üzerine, tevdii mahalli tayini için Küçükçekmece Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurulduğunu, mahkemece sözlü sözleşmeden ifa yeri ve ifa zamanı anlaşılamadığından talep reddedilmiş ise de, davacının alacaklı temerrüdüne düştüğünü savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, havale dekontu, ihtarname örnekleri ve Küçükçekmece 2 Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/135 D.İş esas, 2019/147 D. İş karar sayılı dosyası celbedilmiş, davacının kendisine yapılan ifa teklifini haklı sebep olmaksızın kabul etmeyerek alacaklı temerrüdüne düştüğü, borçlu temerrüdü koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile dava reddedilmiştir. TBK'nun 207/2 fıkrası uyarınca, taraflar aksini kararlaştırmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdür. TBK'nun 90/1 fıkrası uyarınca taraflarca ifa zamanı kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç doğumu anında muaccel olur. TBK'nun 84/1 fıkrası uyarınca borcun tamamı belli ve muaccel ise, alacaklı kısmen ifayı reddedebilir. TBK'nun 89/2 fıkrası uyarınca aksine anlaşma yoksa, para ve parça borçları dışında tüm borçların ifa yeri doğdukları sıradaki borçlunun yerleşim yeridir. TBK'nun 106/1 fıkrası uyarınca, yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa temerrüde düşmüş olur. Somut olayda, taraflar arasında gıda ürünleri satışına yönelik sözlü anlaşma yapıldığı, davacı tarafından davalıya 07/02/2019 tarihinde 50.100,00-TL satış bedeli gönderildiği, dava tarihine dek ürünlerin davacıya teslim edildiği uyuşmazlık konusu değildir. İstinaf önüne gelen uyuşmazlık davacının alacaklı temerrüdüne düşüp düşmediği, buna göre davacının tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun temerrüdü sonucu sözleşmeden dönme ve bedel iadesi hakkını kullanıp kullanamayacağı hususlarındadır. Taraflar arasındaki sözleşmede ifa yeri ve ifa zamanı kararlaştırılmamış olup, satış konusu ürünlerin niteliğine göre cins borcu mahiyetinde oldukları ve ifa yerinin TBK'nun 89/2 fıkrası uyarınca teslim borçlusu davalının yerleşim yeri olduğu, yine sözleşmede ifa zamanı da kararlaştırılmadığı için, tarafların TBK'nun 207/2 ve 90 maddeleri uyarınca aynı anda ifa ile yükümlü oldukları, her iki tarafın borcunun anlaşma ile doğup muaccel olduğu davacının semeni ödediği, davalının borcunun da anlaşma tarihi tespit edilemediğinden en geç 07/02/2019 tarihinde muaccel olduğu anlaşılmıştır. Davalı yan cevap dilekçesinde davacı ile 50.100,00-TL karşılığında 5760 adet ..., 5760 adet ..., 2880 ..., 1200 adet ..., 1080 adet ..., 5760 ..., 1500 adet ... ve 1500 adet ... ürününün satışı konusunda anlaşıldığını ikrar etmiştir. Davalının 02/10/2019 tarihli ihtarnamesi incelendiğinde, anlaşılan bu ürünlerin yarısının üretilip, paketlendiği ve teslime hazır hale getirildiği belirtilmiş, kalan yarısının ise ambalaj vehammaddesinin hazır olduğu, kalan ödeme yapıldığı takdirde teslime hazır edileceği hususlarının bildirildiği görülmektedir. Davacı cevap dilekçesinde 50.100,00-TL'nin tüm ürünlerin bedeli olduğunu kabul ettiği, şu halde ihtarname ile ürünlerin yarısının hazır olduğunun bildirilmesinin kısmi ifa teklifi olduğu, TBK'nun 84/1 fıkrası uyarınca tamamı belli ve muaccel teslim borcunun kısmen ifası teklifini davacının reddedebileceği ve alacaklı temerrüdüne düşmeyeceği, ödemenin 07/02/2019 tarihinde yapılmış olması, davalının aradan yaklaşık sekiz ay geçtikten sonra 02/10/2019 tarihinde kısmi ifa teklif etmiş olması karşısında, davacının kısmi ifayı reddetmesinin dürüstlük kuralına aykırılık da teşkil etmeyeceği, nitekim davacının bu ihtarnameye 14/10/2019 tarihli ihtarname ile cevap vererek, ürünlerin yarısının teslimi yönündeki ihtarın kabul edilmediğini, 07/02/2019 tarihinde gönderilen 50.100,00-TL'ye rağmen ihtara konu ürünlerin süresinde taraflarına gönderilmediğini, tam tersine aradan geçen uzun süreye rağmen sipariş edilen malların üretilmediğini ve taraflarına teslim edilmediğini beyan ederek, gönderilmiş olan 50.100,00 TL'nın tebliğden itibaren üç gün içinde 07/02/2019 itibaren işleyecek avans faizi ile iadesini talep ettiği, buna göre davacının TBK'nun 106/1 fıkrası uyarınca alacaklı temerrüdüne düştüğünden bahsedilemeyeceği, mahkemenin aksi yöndeki kabulünün yerinde olmadığı tespit edilmiştir.TBK'nun 117/1 ve 2 fıkraları uyarınca muaccel bir borcun borçlusu kural olarak alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. TBK'nun 123/1 fıkrası uyarınca, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri borçlu temerrüdüne düşerse diğeri, ifa için uygun bir mehil verebilir veya hakimden mehil isteyebilir. Aynı kanunun 124 maddesinde süre verilmesine gerek bulunmayan haller düzenlenmiş olup, borçlunun içinde bulunduğu durum veya tutumdan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa veya temerrüt sonucu borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa yahut borcun ifasının belirli bir zaman veya sürede gerçekleşmemesi üzerine ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa, süre verilmesine gerek olmayacaktır. Temerrüde düşen tarafın verilen sürede borcunu ifa etmemesi halinde veya süre vermenin gerekmediği bir durumun varlığında, alacaklı TBK'nun 125 maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından birini kullanabilir. Bu seçimlik haklardan biri de sözleşmeden dönmedir. Dönme halinde taraflar karşılıklı ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Somut olayda davacı 14/10/2019 tarihli ihtarnamesi ile davalıyı muaccel teslim borcu bakımından temerrüde düşürmüştür. Ancak davacının sözleşmeden dönüp verdiği semenin iadesini isteyebilmesi için kural olarak davalıya uygun bir mehil vermesi gerekmektedir. Davalıya süre verilmesini gerektirmeyen durumun varlığını ispat yükü ise davacı üzerindedir. Davacının TBK'nun 124 maddesinde düzenlenen hallerden birinin varlığını ispat edememiş olması, davalının ise ürünün yarısının hazır olduğunu diğer yarısının ise malzemelerinin hazır olduğunu beyan etmiş olması karşısında, ifa için davalıya uygun bir süre vermesi gereken davacının, bu süreyi vermeden doğrudan semen iadesi istemesi, diğer deyişle sözleşmeden dönmeye yönelik seçimlik hakkını kullanması mümkün değildir. Aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır. Yukarıda yapılan tüm açıklamalar çerçevesinde mahkemece, TBK'nun 123/1 ve 125 maddeleri uyarınca davacı bakımından sözleşmeden dönme hakkının kullanılması ve semen iadesini talep koşullarının oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile alacaklı temerrüdü koşullarının oluştuğundan bahisle davanın reddine karar verilmesi yerinde değil ise de, karar sonucu itibariyle doğru olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 210,55‬- TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/12/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim