mahkeme 2021/1525 E. 2023/2112 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/1525

Karar No

2023/2112

Karar Tarihi

28 Aralık 2023

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1525 Esas
KARAR NO: 2023/2112 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2017/1065 Esas - 2021/415 Karar
TARİHİ: 01/04/2021
DAVA: Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)
KARAR TARİHİ: 28/12/2023
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı şirketin aile şirketi olduğunu, başlangıçta ve uzun yıllar yine bir aile şirketi olarak %10 pay ile davalı şirketin ortağı olan ... San. Tic. A.Ş. ile birlikte 4 aile bireyinin eşit oranlarda kalan hisselerin sahibi bulunduğu toplam beş ortaklı bir yapıya sahip olduğunu, aile bireyi olarak şirket ortağı olan kişiler ise 1 baba (...) ile 1 erkek (...) ve 2 kız (..., ...) çocuğu olduğunu, davalı şirketin gençliğinde ve sağlığında baba ..., son yıllarda ise erkek kardeş ... tarafından yönetildiğini, müvekkilinin de içerisinde bulunduğu kız kardeşlerin ise şirket yönetimine sadece kendilerinden imza istendiğinde getirilen belgelere imza atmakla katıldıklarını, müvekkilinin %15 hisse oranı ile huzurdaki davanın ikamesi hususunda azınlık hakkı sahibi olarak tek başına dava şartını taşımakta ise de; fazlaya ilişkin hisse payları yönünden talep ve dava hakkını saklı tuttuklarını, davalı şirketin önceleri petrol istasyonu işletmeciliği yapmışsa da üzerinde petrol istasyonu kurulu taşınmazın 2015 yılında ... Holding A.Ş. tarafından satılması üzerine bu faaliyeti sona erdiğini, bugün itibariyle ise Sapanca’da bulunan arsa üzerinde kurulu ve kiraya verilen otelden elde edilen kira geliri ile mevcudundaki arsaları kat karşılığı inşaat sözleşmeleri doğrultusunda müteahhite vermiş olup, şirketin payına düşen taşınmazların satışının devam ettiğini, şirketin başkaca bir faaliyeti kalmadığını, şirket adına kayıtlı bulunan taşınmazlar kiraya verilirken gerekli özenin gösterilmediğini ve daha önceki kiracılardan yüklü miktarlarda kira alacakları tahsil edilemediğini, şirket yönetiminde gerekli özenin gösterilmediğini, şirket çıkarları gerektiği gibi korunmadığını,... Ada ... parsel ve ... Ada ... parselde kayıtlı taşınmazlar, kat karşılığı inşaat sözleşmeleri doğrultusunda müteahhite verildiğini ve ... parsel üzerine ... katlı ofis ve işyerleri ile ... parsel üzerine ... Blok ... kattan ... Blok ... kattan oluşan ofis ve işyerleri yapıldığını, bu taşınmazların ise bir kısmının satıldığını, diğerlerinin satışı da devam ettiğini, yapılan bu inşaat işleri ve satışlarda, gayrimenkuller gerçek değerleri üzerinden gösterilmeyerek Şirket karının kayıtlarda düşük olmasının sağlandığını, şirketi bu güne kadar özellikle de son yıllarda yöneten ... bu yolla, Şirket kaynaklarını kendi menfaatine kullandığını, aile şirketi olan davalı şirket karar ve tasarruflarda davacı ortağa hiç bir bilgi verilmeden oğul ...’nın çıkarları doğrultusunda ve keyfine göre idare edilmekte olup; ortaklar arasındaki güven ilişkisi tamamen ortadan kalktığını, davalı şirket yönetim kurulu, gündeminin 7. sırasındaki “Şirket sermayesinin 470.000,00 TL’den 5.000.000,00 TL’ye çıkarılmasına” ilişkin teklifle birlikte 24.11.2017 tarihinde Genel Kurul toplantısı yapmaya karar vererek bu hususu ticaret sicil gazetesinde ilan ettiğini, şirketin şu an itibariyle sermaye ihtiyacı bulunmayıp aksine kar payı dağıtması gerektiğinden bahisle öncelikle, ileride telafisi imkansız zararlara sebebiyet vermemek adına müvekkili ve şirketin haklarının korunması amacıyla huzurdaki yargılama tamamlanıncaya dek davacı müvekkilinin ve şirketin haklarının korunması amacıyla davalı şirkete kayyım atanmasına, davalı şirketin ... Bankası nezdindeki banka hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasına, davalı şirketin işbu dilekçede bildirilen mal varlıkları ile uyap’a entegre sistemler üzerinden yapılacak sorgulama neticesinde davalı şirkete ait olduğu tespit edilen diğer menkul ve gayrimenkul malları üzerine 3. kişileri devri önlemek yönünden ihtiyati tedbir konulmasına, davalı şirketin ttk 531. maddesi uyarınca fesih ve tasfiyesine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davalı müvekkilin ortaklıktan çıkartılarak şirketin karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değeri üzerinden hesaplanacak pay bedelinin (HMK 107 maddesi kapsamında şimdilik 70.500,00 TL’nin) yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı taraf, her ne kadar şirketin faaliyetinin bulunmadığı, kar payı dağıtılmadığı, sermaye artırımının kötü niyetle yapıldığı, şirkette aktif rol oynayamadığı ve şirketin keyfiyete göre yönetildiği iddiasıyla ortaklar arasındaki güven ilişkisinin ortadan kalktığından bahisle işbu davayı açmışsa da, davacının tüm iddiaları hukuki dayanaktan yoksun ve asılsız olup, tamamen kötü niyetli olduğunu, anonim şirketin feshine karar verilebilmesi için gereken haklı sebep mevcut olmadığını, davacı taraf, kişisel husumet nedeniyle ve tamamen kötü niyetle huzurda bir takım taleplerde bulunduğunu ve dahi şirketin feshini talep ettiğini, söz konusu ettiği ve kötü niyetle "her nasıl olmuşsa" diyerek, bilmiyormuş gibi yaptığı, kendi imzasına havi belgeli, makbuzlu hisse devirleri ve dahi söz konusu ettiği diğer hususlar üzerinden geçen süre nazara alındığında, bunlara dair iddia ve talepleri zamanaşımına uğradığını, bu nedenle, ilgili taleplerinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, şimdi 83 yaşında olan baba ..., konu şirketin kurucusu, sermayedarı, hiç yoktan ortaya çıkaranı ve adeta gece gündüz çalışarak, yokluk ve açlık günlerinden bir ömür harcayarak bugünlere getireni olduğunu, özellikle son zamanlarda baba ...’nın aniden rahatsızlanması ve ölümle burun buruna gelmesi üzerine, haksız ve fahiş talep elde etmek amacıyla bu kötü niyetli ihtirasını artık gizlemez olmuş ve baba ...’nın giderek iyileşmesine rağmen, ne olursa olsun akla mantığa aykırı fahiş taleplerle biran önce varlığa kavuşmak için adeta harekete geçmiş ve elinden geleni ardına koymamaya başladığını, davacının, istediği zaman şirketin faaliyetiyle ilgili bilgi ve belgeleri inceleme hakkı ihlal edilmediğini, davacı ... şirketle ilgili şirket yönetiminden bugüne kadar baba ...’nın ani rahatsızlığından hemen sonra 22.02.2017 tarihinde, 2013,2014,2015 yıllarına ait finansal tabloları inceleme talebinde bulunmuş, iş bu talebinin gereği Bakırköy ... Noterliği’nin 28.02.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarı ile yerine getirildiğini, davacının, müvekkilinin şirketin 22/08/2017 tarihli genel kurul toplantısına katıldığını, ortaklardan ...’ya olmadık haksız hakaretlerde bulunmaya başladığını, olmadık karışıklıklar çıkarmaya çalıştığını, her türlü kötü niyetli tavrı sergilediğini, daha sonra 24.11.2017 tarihli genel kurul toplantısına da iki avukat, bir mali müşavir ile katıldığını ve yine aynı kötü niyetinde ısrarla her türlü karışıklığı yine çıkarmaya çalıştığını, bütün bu tutumlarına rağmen yönetim kurulu faaliyet raporları, denetçi raporu, bilanço ile kar ve zarar cetveli ile kurumlar vergisi beyannamesi örneğini dahil her türlü belgenin bakanlık temsilcisi huzurunda ıslak imzalı asılları davacıya teslim edildiğini, davacının bugüne kadar yapılan tüm genel kurul toplantılarına usulüne göre çağrılmış ve çağrı üzerine bütün genel kurul toplantılarına katılmış, toplantılarda alınan kararlarla ilgili toplantı tutanaklarını imzalamış, şirketin takip eden son 24/11/2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına kadar yapılan tüm genel kurul toplantılarında alınan kararlarla ilgili tutanaklara herhangi bir itirazi şerh koymadığı gibi, herhangi bir dava da açmış değildir ve dahi tüm bu işlemler baba ... sağlıklı ve işin başında olduğu dönemlerde vuku bulduğunu, hisse devirlerinin baba ...’nın sağlığında ve başkanlığında ve fiilen işin başında bulunduğu dönemlerde yapılan işlemler olmakla, bu işlemlere ait gerekli tüm tutanaklar zamanında ve usulüne uygun olarak tanzim olunmak üzere istanbul ticaret odası dahil tüm yetkili mercilere ibraz ve teslim edildiğini, ayrıca, davacı taraf tüm bu toplantılara yukarıda belirtildiği üzere usulüne uygun çağrı ile katılmış, şirketin takip eden sonraki son genel kurul toplantısına kadar herhangi bir ihtirazi kayıt koymaksızın tutanakları imzaladığını, bunca yıl sonra, kötü niyetli olarak, huzurdaki beyan ve taleplerinin zaman aşımına uğradığı açık olduğundan, zaman aşımı itirazında bulunduklarını, hisse devirleri hususundaki kötü niyetli itirazlarının zaman aşımı nedeni ile de ayrıca reddini talep ettiklerini, eski kanun zamanında gerçekleşen olaylar hakkında, yeni kanun hükümleriyle vaz olunan konulardan biri olan "fesih" talep edilemeyeceğini, şirketin faaliyette olmadığı iddiası gereceği yansıtmadığını, sermaye artırımı şirketin borçlarını ödemek maksadıyla yapıldığını, 6102 Sayılı TTK’nın 531.maddesinin somut olaya uygulanamayacağından, dava için haklı sebep bulunmadığından, davacının haklı sebep olarak dayandığı olay ve davaları davacının kendisinin yarattığından, davacının açıkça kötü niyetli hareket ettiğinden, amacının gözettiği şahsi ve fahiş menfaat talepleri uğruna şirkete ve kardeşlerine zarar vermek olduğundan, davacıya şirketle ilgili bilgi verilmediği hususunun gerçek dışı olduğundan, davacının çekmiş olduğu bütün ihtarnamelere cevap verildiğinden, davalı şirket kayıtlarının TTK hükümleri çerçevesinde tüm ortakların incelemesine açık olduğundan bahisle davacı tarafın taleplerinin zaman aşımı nedeniyle reddine, neticede haksız, mesnetsiz ve tamamen kötü niyetli davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 01/04/2021 tarih 2017/1065 Esas - 2021/415 Karar sayılı kararında; "Dava, davalı şirketin TTK 531. maddesi uyarınca fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Ekonomi ve Finans Uzmanı ticaret ve Borçlar Hukuku öğretim üyesi Dr. ..., Yeminli Mali Müşavir ... ve inşaat mühendisi ... tarafından hazırlanan 28/12/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda "...davalı şirketin haklı nedenle feshi ya da davacının şirketten çıkması şartlarının gerçekleşmediği ancak sayın mahkemenin aksi kanaatte olması halinde fesih kararının son çare olarak düşünülmesi gerektiği, somut olayda çoğunluk pay sahiplerinin şirketin devamı yönünde irade göstermeleri hususu dikkate alındığında fesih ve tasfiye yerine davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesinin gerektiği, davacının ayrılma payının esas sermaye payının gerçek değerine uygun olarak belirlenmesi gerektiği, ayrılma payı belirlenirken ayrıca şirket öz varlığının hüküm tarihine en yakın tarihteki rayiç değeri üzerinden hesaplanması gerektiği, bu yönde karar verilmesi halinde şirketin tasfiye rayiç değerinin hesaplanması sonucu davacıya isabet eden hisse bedelinin 31/03/2020 tarihi itibariyle 13.498.154,80 TL olarak hesaplandığı...." görüş ve kanaatiyle rapor tanzim edildiği görülmüştür.TTK.m.531 uyarınca haklı sebeplerin varlığı halinde şirket sermayesinin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahiplerinin, haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceği, mahkemece, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, pay bedellerinin karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenmesi suretiyle davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme de karar verebileceği, öngörülmüştür.Şirketler hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanılması esas olup; düzenleme uyarınca, ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakimce değerlendirilmesi zorunlu kılınmıştır.Yargıtay, konuyla ilgili verdiği bir kararında, bir aile şirketinin haklı sebeple feshi talebi ile ilgili olarak “... Dava konusu şirketin ana sözleşmesinde yer alan faaliyet amaçlarım gerçekleştirmeye yarar bir kısım taşınmazlarını elinden çıkardığı, 2006yılından beri gayri faal durumda olduğu, ortaklar arasında yaşanan ihtilaflar nedeniyle davaların süregeldiği ve bu itibarla davada haklı nedenlerle fesih koşullarının gerçekleştiği sabit ise de...” demek suretiyle, ortaklığın, anasözleşmesinde yer alan faaliyet amaçlarını gerçekleştirmeye yarar bir kısım taşınmazlarını elinden çıkarmış olmasını, 2006 yılından dava tarihi olan 2011 yılına kadar gayri faal durumda olmasını ve ortaklar arasında ihtilaf yaşanmasını aile şirketleri bakımından haklı sebep olarak kabul etmiştir (Yarg. 11. HD 02.06.2014, E. 2014/3669 K. 2014/10238).Sürekli hukuki ilişkilere son verme imkanı sağlayan haklı sebeple fesih kavramının temelinde, dürüstlük kuralı ve kişilik haklarının korunması ilkesi bulunmaktadır. Zira, hiç kimseden kendisi için çekilmez bir hale gelen bir hukuki ilişkiye devam etmesi beklenemez. Bu nedenle, tarafların şahsını ilgilendiren veya taraflar dışındaki olaylar, sözleşme ilişkisini taraflardan birisi için çekilmez hale getiriyorsa, haklı sebeple fesih hakkı doğmaktadır.Haklı sebep, her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Duruma bağlı olarak, şirket ortakları arasındaki anlaşmazlık ve husumet, şirketin mahkemece feshi için haklı bir neden olarak görülebilir (Y. 11. HD.’nin E. 2000/55, K. 2000/1242 sayı ve 21.2.2000 tarihli kararı; Y. 11. HD.’nin E. 2003/2194, K. 2003/8154 sayı ve 22.9.2003 tarihli kararı). Mali hakların özellikle kar payı hakkının ihlali, ortaklığa katılım, bilgi alma, denetleme haklarının ihlali, amaç ve konunun öznel olarak imkânsız hale gelmesi (TTK. m. 529/1-b), ortaklığın kar elde edemez, mali durumu kötülemiş hale gelmesi (TTK. m. 376), organların işlevsiz, çalışamaz hale gelmesi (TTK. m. 530), kötü yönetim, iş göremezlik, kişisel anlaşmazlıklar da haklı sebep olarak sayılmaktadır (Erdem, s. 111 vd.; Y. 11. HD.’nin E. 2004/7433, K. 2005/1213 sayı ve 15.2.2005 tarihli kararı). Ortakların davranışları ortaklığın faaliyetlerini önleyecek, zarara uğratacak yahut karşılıklı güveni sarsmış ve ortaklar artık bir arada olamayacaklar ve ortaklık faaliyetlerini sağlıklı şekilde yürütemeyecekler ise haklı sebeplerin varlığını kabul gerekir. Buna göre söz konusu maddede düzenlenen hususlarda karar verilmesinin ön şartı haklı nedenlerin varlığının ispatıdır.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, celp edilen bilgi ve belgeler,, bilirkişi rapor ve ek raporları ile tüm dosya kapsamına binaen; davacının talebi, davalı şirketin TTTK nun 531.maddesi uyarınca feshi ve tasfiyesi taleplerinden ibarettir. Davalı şirketin haklı nedenle feshi ya da davacının şirketten çıkması şartlarının gerçekleşmediği, şirketler hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanması esas olup düzenleme uyarınca ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketin ayakta tutacak diğer çözüm yollarının değerlendirilmesi gerekir. (İstanbul BAM 13 HD.2019/108esas 2021/472 karar) tarafların kusuru, şirketin mali yapısı itibariyle kuruluş amacına gerçekleştirilebilir olup olmadığı ve diğer çözüm yollarına ilişkin bilirkişi inceleme raporları alınmış, fesih nedenlerinin oluşmadığı anlaşılmış, haklı fesih şartları oluşmadığından şirketin mali yapısı, kuruluş amacı, mali yapısı itibariyle kuruluş amacını gerçekleştirebilecek olup olmadığı dikkate alınarak ayrılma akçesine karar verilmemiş olup aşağıdaki şekilde davanın reddine ilişkin hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, Davanın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, yerel mahkemece verilen davanın reddi kararının; dosya kapsamındaki deliller hiçbir şekilde değerlendirilmeksizin ve kendi içerisinde tutarsız olarak, somut olay ve durumlara özgülenmemiş olarak, somut ve açık olarak gerekçelendirilmeden, davanın neden reddedildiğine dair bir gerekçe dahi yazılmadan ve soyut olarak verilmiş bir karar olduğunu; bu nedenlerle hakkaniyete ve hukuka açıkça aykırı olduğunu, Mahkemece, uzmanlık alanındaki hukuki konularda bilirkişi raporu alınamayacağını; mahkemenin kendi uzmanlık alanındaki hukuki değerlendirmeyi bizzat yapması gerektiğini; dosyada bilirkişilerin, kendilerine verilen görev ve yetkinin tamamen dışına çıkarak “VI. Hukuki Değerlendirme” başlığı altında, mahkemenin görev alanını ihlal edecek şekilde hukuki mütalaa verdiklerini; mahkemece de, bilirkişi raporundaki diğer teknik kısımlar tamamen görmezden gelinerek bu hukuki mütalaa kısmına göre karar verilmiş olmasının hukuka usule ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dava konularında bilirkişilerin ancak, TTK 531. madde kapsamında haklı nedenle fesih ve haklı çıkma nedenlerine ilişkin somut vakıaları tespit edebileceklerini; Bilirkişilerin tespit ettikleri bu somut vakıalar üzerinde hukuki değerlendirme ve yorum yapamayacaklarını, Nitekim yerel mahkemece de 02.05.2020 tarihli duruşmada bilirkişilere “…Davalı şirketin ticari defter ve belgeleriyle taşınır, taşınmaz ve tüm malvarlığı üzerinde inceleme ve keşif yapılarak tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm dosya kapsamına göre şirketin haklı nedenle feshi ve haklı nedenle çıkma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, haklı nedenle çıkmaya hükmedilmesi halinde davacı paydaşa ödenmesi gereken payının gerçek değerinin ne olduğunun tespiti….” görevi verildiğini, bilirkişilerden ...'in de dosyalarına hukukçu sıfatı ile değil, finans uzmanı sıfatı ile bilirkişi olarak atandığını, bilirkişinin, finans uzmanı olarak somut vakıaları tespit etmesi gerekirken yetkisini aşıp, kendisini mahkemenin yerine koyarak yine kendi yaptığı tespitler ile çelişir şekilde son derece tarafgir, zorlama bir şekilde hukuki değerlendirme başlığı altında hukuka uygun olmayan yorumlarda bulunduğunu, Bilirkişinin ek raporda; TTK 411 ve 412. maddelerden bahisle, azlık paya sahip şirket ortağının şirketi genel kurul toplantısına davet edebileceği belirtilmek suretiyle, azlık paya sahip ortağın başka bir hakkı bulunamayacağı, ortaklıktan çıkmayı talep edemeyeceği gibi hukuk mantığı, Türk Ticaret Kanununun genel mantığı, kanun maddeleri, madde gerekçeleri ve düzenlemeleri ile bağdaşmayan, somut olayla da bağdaşmayan, son derece tarafgir soyut bir yorum yaptığını; baba ve üç çocuğunun ortak olduğu ancak bugün itibariyle baba ve diğer kız kardeşin vefatıyla ortakları iki kardeşten ibaret hale gelen şirkette azlık paya sahip kız kardeşin genel kurulu toplantıya çağırsa bile her türlü kararı %68 oranla çokluk paya sahip erkek kardeşin tek başına alacağı gerçeğinin hiç dile getirilmediğini; bu güne kadar yapılan tüm genel kurullarda alınan kararların da çokluk paya sahip erkek kardeş tarafından tek başına alındığının da perdelendiğini; hukuki inceleme yapan bilirkişinin, bu bölümde objektif hukuk kurallarından ve Türk Ticaret Kanununun düzenlemelerinden uzaklaşıp, kanun maddelerini aracı kılmak suretiyle tarafgirliğine dayanak haline getirmeye çalıştığını, Yerel mahkemece de, raporun diğer tüm teknik kısımları göz ardı edilerek, karar vermeye elverişli olmayan, tarafgir ve hukuka aykırı “hukuki değerlendirme kısmı” esas alınmak suretiyle hukuka uygun olmayan karar verildiğini; kararın öncelikle bu nedenle bozulması gerektiğini, Bilirkişi raporundaki “VI. Hukuki Değerlendirme” bölümü esas alınmak suretiyle verilen Yerel Mahkeme kararının kendi içerisinde tutarsız ve somut gerekçeden yoksun olduğunu, kararda; bilirkişi raporunun teknik tespitleri hiç değerlendirilmezken, “VI. Hukuki Değerlendirme” bölümünün yer aldığı 34. ve 35. sayfalarında zikredilen bilirkişilerin yorum cümlelerinin birebir aynen kopyala yapıştır yöntemi ile karara gerekçe olarak yazıldığını; üstelik bilirkişilerin bu yorumları emsal gösterdikleri Yargıtay kararları ile de tamamen tezat oluşturmakta olup yerel mahkeme kararına da bu tutarsızlığın aynen alındığını, Söz konusu Yargıtay kararlarının aslında dosyalarındaki somut vakıalar ile örtüşmekte olup, raporun teknik kısımlarında bu hususların tespit edildiğini; davalarında da, davalı şirketin bir aile şirketi olup, şirket hakim ortağı erkek kardeş ile davacı ortak kız kardeş arasında geri dönülemez ağır anlaşmazlıklar ve husumet olduğu, tarafların birbirlerine karşı pek çok dava açtıkları ve davaların halen derdest olduğu, davalı şirketin ana sözleşmesindeki faaliyet konularında faaliyet göstermediği, şirketin çok uzun yıllardır kar elde ettiği halde kar payı dağıtmadığının dosya kapsamında sabit olduğunu; buna rağmen davanın reddi kararının tutarsız olduğunu ve hukuka aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme kararında ilk olarak; ortaklığın, ana sözleşmesinde yer alan faaliyet amaçlarını gerçekleştirmeye yarar bir kısım taşınmazlarını elinden çıkarmış olmasını, gayri faal durumda olmasını ve ortaklar arasında ihtilaf yaşanmasını, Yargıtayın aile şirketleri bakımından haklı sebep olarak kabul ettiğini (Yarg. 11. HD 02.06.2014, E. 2014/3669 K. 2014/10238), sürekli hukuki ilişkilere son verme imkanı sağlayan haklı sebeple fesih kavramının temelinde, dürüstlük kuralı ve kişilik haklarının korunması ilkesi bulunduğu, zira, hiç kimseden kendisi için çekilmez bir hale gelen bir hukuki ilişkiye devam etmesinin beklenemeyeceği, bu nedenle, tarafların şahsını ilgilendiren veya taraflar dışındaki olaylar, sözleşme ilişkisini taraflardan birisi için çekilmez hale getiriyorsa, haklı sebeple fesih hakkının doğacağı, haklı sebebin, her olayın özelliğine göre değerlendirilmesi gerektiği, duruma bağlı olarak, şirket ortakları arasındaki anlaşmazlık ve husumetin, şirketin mahkemece feshi için haklı bir neden olarak görülebileceği hususlarının Y. 11. HD.’nin E. 2000/55, K. 2000/1242 sayı ve 21.2.2000 tarihli, Y. 11. HD.’nin E. 2003/2194, K. 2003/8154 sayı ve 22.9.2003 tarihli kararları da emsal gösterilmek suretiyle belirtildiğini, Tüm bu tespitlerden sonra yerel mahkemenin, dosyada yapılan yargılamaya göre yukarıda sayılan sebeplerin var olup olmadığını değerlendirmesi gerekirken hiçbir somut değerlendirme yapılmaksızın ve somut gerekçe belirtilmeksizin davanın reddi kararı verildiğini, yerel mahkemenin emsal gösterdiği Yargıtay 11. HD. 2014/3669 E., 2014/10238 K. sayılı kararında; aile şirketinin haklı sebeple feshi talebi ile ilgili olarak ortaklar arasında yaşanan ihtilaflar nedeniyle davaların süregelmesi gerekçesiyle davada haklı nedenlerle fesih koşullarının gerçekleştiği yönünde karar verildiğini; yerel mahkemenin, emsal gösterdiği Yargıtay kararındaki gerekçeyle birebir örtüşen davalarında, ortak kardeşler arasındaki husumeti görmezden gelerek değerlendirmediğini; davalı şirketin başlangıçtan itibaren uzun yıllar baba ve üç çocuğunun eşit şekilde ortak olduğu bir aile şirketi olduğunu; şirketi baba finanse ederek her üç çocuğunu da şirkete eşit şekilde ortak ettiğini; Babanın yaşlılık ve hastalık yılları olan son yıllarda ise her nasıl olmuşsa erkek çocuk lehine ortaklık pay oranlarının değiştiğini ve şirketin ortaklık paylarının ... (Baba) % 2, ... (Oğul) % 68, ... (Kız) % 15, ... (Kız) % 15 olduğunu; görüldüğü üzere babanın yaşlılık ve hastalık yıllarında ortaklık paylarının ...’ya geçtiğini ve adı geçen ortak da şirketi kendi çıkarları doğrultusunda kötü yönetmeye başladığını, Davalı şirket vekilinin, dosyadaki beyanlarında adeta hakim ortak ... vekili gibi, hatta vekil olmaktan öte kendisi gibi bir tavır ve ifade ile “ Kurucu baba ... aniden rahatsızlanmıştır ve bir süre sonra da vefat etmiştir. İşte bu aşamada davacı birdenbire ortaya çıkmış, kendisine avukatlardan ve muhasebecilerden bir ekip kurmuş, erkek kardeş müvekkil ...’nın karşısına dikilmiş…” ibarelerini kullandığını; bu ibareler tek başına dahi ortaklar arasında husumet bulunduğunu ortaklığın çekilmez hale geldiğini ortaklık pay çoğunluğunu bir şekilde ele geçiren hakim ortak ...’nın tepeden bakarak azınlık paya düşürdüğü kardeşini dışladığını, şirket kararlarına dahil etmediğini, şirket kaynaklarını kendi çıkarları doğrultusunda kullandığını ve şirketi kötü yönettiğini açıkça gözler önüne sermekte olduğunu, Bilirkişi raporunda ortakların birbirlerine karşı pek çok dava açtığının tespit edildiğini; davalı aile şirketinin ortaklarından olan baba ...'nın 22.05.2018 tarihinde, kız kardeş ...'nın ise 17.12.2019 tarihinde vefat ettiğini; davalı aile şirketinin halihazırda iki kardeşin ortak olduğu bir şirket haline dönüştüğünü; bu iki ortağın, 2017 yılından itibaren birbirlerine ve eşlerine karşı pek çok hukuk, ceza ve uzaklaştırma talepli davalar açtıklarını; bu davaların; davalı şirket ortakları davacı müvekkili ... ve kardeşi ...’nın babaları ... hakkında açılan vesayet davası kapsamında 20.12.2017 tarihinde tıbbi heyetçe evde gerçekleştirilen muayenenin hemen sonrasında ...’nın eşi ...'nın müvekkili ...’e saldırdığını ve kendisini darp ettiğini; üstelik kendisi saldırıda bulunmasına rağmen Bakırköy 6. Aile Mahkemesinin 25.12.2017 tarih, 2017/495 D. İş dosyası ile müvekkilleri hakkında uzaklaştırma kararı aldırdıklarını; işbu tedbir kararının itirazları üzerine Bakırköy 7. Aile Mahkemesi tarafından iki aya indirildiğini, 20.12.2017 tarihinde gerçekleşen olay neticesinde müvekkili ...’in de “Künt kafa travması sonrası vertekste ödem ve abrazyon”, “Saçlı deri içerisinde abrazyon”, “Saçlarda kırılma ve kopmalar”, “Sağ ve sol kolda ekimozlar” tespit edildiği müvekkili tarafından alınan adli muayene raporları ile sabit olduğunu, bu raporlar ve olay anına ait görüntülerin de ibrazı suretiyle hakim ortak ...’nın eşi ... aleyhinde Bakırköy 5. Aile Mahkemesinin 2018/30 D. İş sayılı dosyasından dört ay süre ile uzaklaştırma kararı alındığını, tedbir süresinin hitamında müracaatları üzerine tedbir kararının iki ay süre ile uzatılmasına karar verildiğini, Akabinde müvekkili ..., eşi ... ve dava dışı diğer kız kardeş ...'nın ... ile eşi, ...’nın fiziksel ve psikolojik şiddet içeren eylemleri nedeniyle gündelik hayatlarını sürdürmekte zorlandıklarına dair açıklamaları içeren dilekçeleri ile müracaatları kapsamında Bakırköy 6. Aile Mahkemesinin 2018/545 D. İş E. sayılı dosyasında 2018/543 K. sayılı talebin kabulü ile 2 ay süreli koruma tedbir kararı verilerek davalı şirket ortağı ...’nın bulundurulması ve taşınmasına kanunen izin verilen silahlarının kolluğa teslim edilmesine ve kendisinin ve eşinin uzaklaştırılmasına karar verildiğini, Bakırköy 9. Aile Mahkemesinin 2019/58 D. İş sayılı dosyasından verilen 06.02.2019 tarihli kararla taleplerinin kabulü ile 2 ay süreli koruma tedbir kararı verildiğini, Bu olay ile ilgili Bakırköy 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/647 E. sayılı dosyasında ceza davası açıldığını, 2020/194 K. sayılı karar ile her iki tarafa da ceza verildiğini ve HAGB’na karar verildiğini, Bu davalar dışında taraflar arasındaki diğer davaların ise aşağıdaki tabloda gösterildiğini,
DAVACI DAVALI MAHKEME DOSYA NO KONUSU ... ... Bakırköy 7. Sulh Hukuk Mah. 2017/2463 E. 2018/454 K. Vesayet ... ... Holding A.Ş. Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mah. İST BAM 4. H.D. 2017/1041 E. 2019/864 K. Bam. D. No: 2020/49 E. Tasfiye veya ortaklıktan çıkma, davacının ortaklıktan çıkmasına karar verildi. ... Holding A.Ş. ... A.Ş. Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mah. (Birleşen Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mah.) İST. BAM 13. H.D. 2018/154 E. (Birleşen 2018/157 E.) Bam D. No: 20196/1814 E. Pay Devrinin Tespiti ve Tescili ... ... Bakırköy 7. Sulh Hukuk Mah. 2018/560 E. 2020/254 K. Vesayet Mirasçılar Bakırköy 8. Sulh Hukuk Mahkemesi 2018/18 Tereke Tereke Tespiti ... ... Ürünleri A.Ş Bakırköy 2. ATM. İST BAM. 13. H.D. 2018/48 E. 2019/212 K. BAM D. No: 2019/1306 E 2016 Gen. Kur. İptal ... ... Ürünleri A.Ş Bakırköy 5. ATM İST BAM 13. H.D. 2018/825 E. 2019/1125 K. BAM D.No: 2019/2638 E. 2017 Gen. Kur. İptal ... ... Bakırköy 6. ATM. 2018/532 E. 2016 Gen. Kur. Yöneticinin sorumluluğu ..., ... ... BAkırköy 11. Asl. H. 2018/201 E. Tenkis ..., ... ... Bakırköy 8. Sulh Hukuk 2018/1709 Paylı Mülkiyete Dönüştürme ... ..., ... Bakırköy 5. Sulh Hukuk Bak 7. Asl. H. 2018/933 E. 7. AHM D.No: 2020/190 E.2020/257 K. Apartmana Yönetici Atanması ... ..., ..., ... Bakırköy 1. Asl H. 2018/655 El atmanın önlenmesi ve yapılan masrafların tazmini ... ... Bakırköy 11.Asl. H. 2019/63 E. 2020/145 K. itirazın iptali ... ... Holding A.ş. Bakırköy 7. ATM 2019/584 E. 2016-17-18 Gen. Kur. İptal ... ... Arabulucu Bak. 6. ATM. 2019/954 E. Yöneticinin sorumluluğu (... Holding) ... ... Holding A.ş. Bakırköy 1. ATM. 2020/224 E., 2020/272 K. Tasfiye veya ortaklıktan çıkma ... ... Ürünleri A.Ş. Bakırköy 5. ATM. 2020/224 E. Tasfiye veya ortaklıktan çıkma ... Müdahil ... Hasımsız Bakırköy 9. Sulh Hukuk Mah. 2019/54 E. ... Tespiti ... ... Bakırköy C. Başsavcılığı 2020/11300 Sor. Nitelikli Dolandırıcılık(petrol ist. Satışı ve alınan ev) Davalara ilişkin karar ve belgelerin bilirkişi raporuna itiraz dilekçeleri ekinde dosyaya ibraz edildiğini; taraflar arasındaki işbu davaların varlığının dahi tek başına iki ortaklı aile şirketinin feshi için haklı sebep teşkil etmekte olduğunu, İki ortaktan ibaret şirketin ortaklarının, değil şirkete ait işleri müzakere etmek, aynı ortamda dahi bulunamaz hale geldiklerini; iki ortaklı aile şirketi olan davalı şirkette ortaklar arasında giderilemeyecek ölçüde ve ağır şekilde güvenin zedelendiği, ortakların birbirlerine güvenmedikleri ve anlaşmazlığın ortaya çıktığını, bu durumda şirket ortaklığının devam etmesinin mümkün olamadığı, ortaklığın devam ettirilmesinin temel kişilik haklarını zedeleyeceğinin açıkça ortada olduğunu; ortaklık yapısı aynı olan, davacı müvekkili ile diğer ortak ...’nın ortak olduğu diğer aile şirketi ... Holding A.Ş. ile ilgili olarak aynı konuda açılan davanın delil olarak dosyaya sunulmuş olup, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesince 2017/1041 E. 2019/864 K. sayılı karar ile “Davanın kabulü ile davacının ortaklıktan çıkmasına izin verilmesine ve 3.550.446,63 TL ortaklıktan çıkma payının karar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine…." karar verildiğini; kararın dosyada mevcut olmasına rağmen bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde bir kez daha sunulduğunu, Söz konusu ... Holding davasında alınan 12.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda; mülkiyeti ... Holding’e ait ve davalı ... Turizm şirketi tarafından işletilen K.çekmece ... Mevkiindeki 2977 m2 alanlı ... Parsel sayılı akaryakıt istasyonunun 06.08.2015 tarihinde 8.650.000,00 TL + KDV bedelle satıldığı, emsal satış değerleri dikkate alındığında gerçek satış değerinin 18.000.000,00 TL +KDV olacağı, bu satıştan, 2015 yılında şirketi temsil ve ilzama münferiden yetkili olan yönetim kurulu üyeleri ... ve ...’nın sorumlu olduğu, bu satış nedeniyle şirketin toplam 12.347.003,65 TL kardan mahrum kaldığının tespit edildiğini, ... Holding, söz konusu akaryakıt istasyonunu 06.08.2015 tarihinde ... San. Ve Tic. A.ş.'ne 8.650.000,00 tl + kdv bedelle satmış iken aynı gün 06.08.2015 tarihinde, ...'ın kurucu ortağı ve yetkilisi ...’den Bakırköy ... Mahallesinde Kain ... Ada, ... Pafta, ... Parsel Sayılı 950,13 m2 li yalı dairesinin alındığını ancak bu taşınmazın davalı şirketin yöntim kurulu üyesi ...'ya 170.000 tl bedelle satılmış gösterildiğini, Hakim ortak ... yaptığı bu muvazaalı bir işlemlerle, bir yandan davalı şirketin işlettiği akaryakıt istasyonunu değerinden düşük bedelle satılmış gösterdiğini, bir yandan da petrol istasyonundan şirketin elde etmesi gereken geliri şirket dışına çıkararak kendisine mal edindiğini; ...'nın, yaptığı bu işlemle bir yandan şirketi, şirket ortaklarını 10.000.000. TL gibi çok büyük bir miktarda zarara uğrattığını; bunun karşılığında da aradaki farkı şirket dışına çıkararak kendisine mal edindiğini, Davalı şirket kayıtlarından da görüldüğü üzere söz konusu akaryakıt istasyonunun satılması ile şirketin amaç konusu kapsamındaki faaliyetlerinin durduğunu; davalı şirketin halihazırdaki tek faaliyet konusunun baba ...’nın verdiği arsalar üzerine kat karşılığı inşaat sözleşmeleri doğrultusunda inşaatları tamamlanmış taşınmazlarının satılmasını beklemek olduğunu, bu faaliyetin de şirketin amaç konusu ile bağdaşmadığını; davalı şirketin ana sözleşmesinde faaliyet konusunun; petrol, her türlü petrol ürünleri ve bunlardan mamul maddeler ile kimyevi maddelerin alımı, satımı, komisyonculuğu, ticaretini yapmak olduğunu; Şirketin esas sözleşmesinde inşaat yapıp satmanın faaliyet konusu olmadığını; Şirketin ana sözleşmesindeki faaliyet konusunu yapmaması, bu faaliyetinin durması nedeniyle de haklı sebebin gerçekleştiğinin ortada olduğunu, Davalı şirket, Baba ...’ya olan borcu ödeme gerekçesi ile hakim ortak ...’nın oyları ile sermaye artırımı yapılmasına, müvekkili davacıdan artırılan sermaye miktarının istenerek tahsil edilmesine karar verdiğini ancak bu işlemlerin üzerinden bir yıldan fazla zaman geçmesine rağmen ...’ya olan 12.000.000 TL borcun ödenmediğini; borç ödeme bahanesi ile müvekkili davacıdan 717.000.-TL tahsil edildiğini, ancak borcun ödenmediğini; ...’nın alacağının mirasçı olarak ½ sinin müvekkili davacıya ait olduğnuu; yani davalı şirketin “müvekkil davacıya, sana olan 6.000.000. TL (=12.000.000/2) borcumuzu ödeyebilmek için bize sermaye artırımı olarak 717.000 TL ver demiştir.” Müvekkilden bu meblağı tahsil ettiğini ancak, davalı şirketin halen borcunu ödemediğini; bu olayın tek başına dahi ortaklar arasındaki çıkar çatışmasının, husumetin ve şirketin kötü yönetilmesinin boyutunu tek başına kanıtlamakta olduğunu, Müvekkili davacı tarafından ... aleyhine Bakırköy 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/201 E. sayılı dosyasında açılan tenkis davasına gelen ... hesap hareketlerinden; davalı şirketin ...’ya borç ödemesi olarak gönderdiği meblağların aynı gün şirket çalışanına elden çektirildiği, böylelikle yaklaşık 7.000.000 TL civarında bir paranın şirket yönetim kurulu üyeliği dışında geliri olmayan hakim ortak ... tarafından sahiplenildiğini ve davalı şirkete borç verilmiş gibi gösterildiğini, Davalı şirketin bugüne kadar kar dağıtmadığını, Bilirkişilerce davalı şirketin kar dağıtmadığının tespit edildiğini ancak yetkilerini aşarak kendisini mahkemenin yerine koymak suretiyle kar dağıtmamanın haklı neden olmadığı yönünde hukuka aykırı ve tarafgir yorumlarda bulunulduğunu; oysaki şirketlerin amacının faaliyet gösterdikleri konuda kar elde ederek ortaklara dağıtılması olduğunu; davalı şirketin yıllar itibariyle kar elde ettiği halde bugüne kadar kar dağıtmadığını; iile şirketi olan davalı şirkette, müvekkili davacıya kar payı verilmemesine rağmen şirketin hakim ortağı olan ve şirketteki tüm kararları münferit imzası ile alan diğer ortağa yönetim kurulu üyesi olarak sürekli olarak huzur hakkı ödenmekte olduğunu, şirketin tüm imkanları hakim ortak ve ailesi tarafından kullanılmakta olduğunu; ... ve ailesinin yıllardır şirket imkanlarından faydalanmakta olduğunu, şirket araçlarını ve şirket telefonlarını ailece kullanıp tüm masraflarını şirketten karşılamakta olduklarını; hatta evlerinde ev işlerinde çalışan ...’yü de şirketten sigorta ettirip, maaşını da şirketten ödediklerini; bu hususun dosyaya gelen SGK dökümleriyle de sabit olduğunu, Dosyaya 17.09.2018 tarihinde sundukları dilekçelerinde izah ettiklerini, davalı şirketin % 68 ortağı ve yönetim kurulu başkanı ... ile eşi ve bu davada davalı şirket vekili de olmuş Avukat ...’nın 14.03.2018 tarihinde tescil edilen ... Anonim Şirketini kurdukları, bu şirketin 20.03.2018 tarih ve 9540 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen ana sözleşmede; Şirketin kurucularının ... ve ... olduğu, sermayesinin 2.000.000.-TL olduğu, 1.000.000.-TL sının ..., 1.000.000.-TL sının ... tarafından nakdi olarak taahhüt edildiği, şirket konusunun inşaat taahhüt işleri olduğunun görülmekte olduğunu; ... Anonim Şirketi’nin anasözleşmesinden davalı ... Ürünleri A.Ş. ile işletme konuları, faaliyet alanları birebir aynı olduğunun görülmekte olduğunu; ... Anonim Şirketinin, davalı ... Turizm ile aynı ticari işleri yapmakta olduğunu; ... Anonim Şirketinin ilk merkezinin, davalı şirketin kat karşılığı olarak müteahhite yaptırdığı taşınmaz olduğunu; rekabet yasağı hükümlerinin ihlal edildiği, hakim ortağın çıkarları doğrultusunda davalı şirktin kötü yönetildiğinin açıkça ortada olduğunu, Davalı şirketin hesap hareketleri incelendiğinde, mülkiyeti davalı şirketin % 68 ortağı ve yönetim kurulu başkanı ...'ya ait Sapanca Dibektaş’taki bir arsanın 2016 yılından bu yana davalı ... Turizm tarafından yıllık 1800 TL bedelle kiralanmakta olduğunun görüldüğünü; davalı şirketin iştigal alanının dışında, şirketin ticari amaçları ile hiçbir ilgisi bulunmayan arsa nitelikli taşınmazın, hangi amaçla hakim ortak ve yönetim kurulu başkanı ...'dan kiralanmakta olduğunun davalı şirket tarafından izah edilemediğini, Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/118 Talimat dosyasında 13.11.2019 tarihinde yapılan keşif esnasında, şirket taşınmazlarının tamamen boş olduğu, şirket arsalarına bitişik ve bilirkişilerce tetkikini istedikleri ... parsel nolu davalı şirket hakim ortağı ve yöneticisi ...’ya ait taşınmazda ev bulunduğu, şirket çalışanı gibi gösterilen ...’nin de burada çalıştığının görüldüğünü, Müvekkili davacının bilgi edinme hakkının engellenmekte olduğunu; Üsküdar ... noterliğinden gönderilen 05.01.2018 tarih ve ... nolu ihtarnameye davalı şirketin Bakırköy ... Noterliğinden gönderdiği 12.01.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarıyla davacı müvekkile başkaca bilgi ve belge verilmeyeceğini açıkça ihtar ettiğini, Davalı şirketin, hakim ortak tarafından kendi çıkarları doğrultusunda kötü yönetildiğine dair bu hususular yerel mahkemece dikkate alınmamış ve değerlendirilmemiştir. Bilirkişilerce yapılan mali değerlendirmede, davalı şirketin özvarlığının güçlü olduğu, şirketin alacaklarının borçlarının 2,66 katı olduğu, mali durumunun iyi olduğu, davacı müvekkilinin ortaklıktan çıkarılmasının şirketin mali yapısını bozmayacağının tespit edildiğini; böylece öz varlığı güçlü olan ve ticari alacakları ticari borçlarının 2,66 katı olan davalı şirkette, müvekkili davacının ortaklıktan ayrılmasının davalı şirketin finansman yapısını etkilemeyeceğinin sabit olduğunu, Nitekim yerel mahkemece emsal gösterilen Yargıtay 11. HD. nin 2014/3669 E., 2014/10238 K. sayılı kararında da “…. dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporları ve belgelerden aile şirketi vasfındaki davalı şirketin halen elinde bulundurduğu malvarlıklarıyla şirket ana sözleşmesinde yer alan amaçları rahatlıkla gerçekleştirebilecek durumda olduğu, davacı ortakların ortaklıktan ayrılması halinde şirket ana sözleşmesinde yapılacak değişiklikle şirketin amaçlarının değiştirilebileceği, esasen davacı ortakların da ortaklıktan çıkmayı isteyip sadece ödenecek pay bedeli hususunda diğer ortaklarla anlaşamadıkları hususu gözetildiğinde şirketin, haklı nedenle feshi yerine davacı ortakların pay bedellerinin taraflarına ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkarılmalarına karar verilmesinin somut olaya uygun olacağı…” yönünde karar verdiğini, Dosya kapsamında; davalı şirketin bir aile şirketi olduğu, halihazırda kurucu ortak baba ve diğer kız kardeşin vefatı ile davalı şirketin ortaklarının iki kardeşten ibaret olduğu, ortaklar olarak iki kardeşin değil şirkete ait işleri müzakere etmek, aynı ortamda dahi bulunamaz hale geldiği, ortak iki kardeş arasında giderilemeyecek ölçüde ağır şekilde güvenin sarsıldığı ve husumet oluştuğu, bu cümleden olmak üzere menfaatler dengesi gözetildiğinde şirket ortaklığının devamının müvekkili açısından çekilmez hal aldığının kabulü gerektiği, şirketin uzun yıllar kar elde ettiği halde kar dağıtmadığı, davacı ile gerek davalı şirket gerekse davalı şirket hakim ortağı arasında pek çok dava bulunduğu, davalı şirketin %68 paya sahip kardeşin tek başın aldığı kararlarla kendi çıkarları doğrultusunda kötü yönetildiği, davalı şirketin ana sözleşmesindeki faaliyet konularında faaliyet göstermediği, davacı müvekkilinin ortaklıktan çıkarılması halinde davalı şirketin mali yapısının bozulmayacağının sübut bulduğunu, Ancak sübut bulan bu sebepler ve vakıalar Yerel Mahkemece tamamen göz ardı edilerek, değerlendirilmeden davanın reddine karar vermesi, Yargıtayın yerleşik kararlarına, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, İleri sürerek, yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasına ve yeni hüküm tesis edilerek talepleri doğrultusunda davalarının kabulü ile davalı şirketin TTK 531. maddesi uyarınca fesih ve tasfiyesine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davacı müvekkilin ortaklıktan çıkartılarak şirketin karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değeri üzerinden hesaplanacak pay bedelinin yasal faizi ile birlikte davacı müvekkile ödenmesine, bu mümkün görülmez ise yasa ve usule uygun yargılama yapmak üzere dosyanın yerel mahkemeye iadesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; TTK'nun 531 maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenle fesih ve tasfiyesine karar verilmesi, bunun kabul görmemesi halinde davacı ortağın hüküm tarihine en yakın tarihteki ortaklık payı değeri kendisine ödenerek haklı nedenle ortaklıktan çıkarılması istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İlk derece mahkemesi tarafından; tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin haklı nedenle feshi ya da davacının şirketten çıkması şartlarının gerçekleşmediği, şirketler hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanmasının esas olduğu, düzenleme uyarınca ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının değerlendirilmesinin gerektiği, tarafların kusuru, şirketin mali yapısı itibariyle kuruluş amacının gerçekleştirilebilir olup olmadığı ve diğer çözüm yollarına ilişkin bilirkişi inceleme raporları alındığı, fesih nedenlerinin oluşmadığı, haklı fesih şartları oluşmadığından şirketin mali yapısı, kuruluş amacı, mali yapısı itibariyle kuruluş amacını gerçekleştirebilecek olup olmadığı dikkate alınarak ayrılma akçesine de karar verilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi heyet raporundaki teknik tespitleri hiç değerlendirmeksizin, raporun hukuki değerlendirme kısmındaki tespitleri kopyalayarak, somut iddialarını karşılamayan soyut gerekçe ile davanın reddine karar verdiği; davalı şirketin iki ortaklı bir aile şirketine dönüştüğüne, kardeş olan ortakların, şirkete ait işleri müzakere etmek bir yana, aynı ortamda dahi bulunamaz hale geldiklerine, ortaklar arasındaki güvenin giderilemeyecek ölçüde ve ağır şekilde güvenin zedelendiğine, bu durumda şirket ortaklığının devam etmesinin mümkün olamadığına yönelik iddialarının mahkemece hiç değerlendirilmediği, şirketin mali yapısının davacının ortaklıktan çıkmasına ve kendisine çıkma payının ödenmesine karar verilmesi halinde bozulmayacağının ve şirketin bu durumda dahi kuruluş amacını gerçekleştirecek iktisadı yapıda olduğunun bilirkişi raporundaki mali veriler ile tespit edildiğini, ancak mahkemece ortaklıktan çıkma taleplerinin de gerekçesiz reddedildiği yönündedir. 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir" hükmünü havidir. Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce taktir edilecektir. Anonim şirketlerde fesih davası hakkının kullanılması açısından haklı sebeblere örnek olarak; genel kurulun olağan toplantısının sürekli şekilde yapılamaması, azınlık pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme haklarının kullanımının devamlı şekilde ihlal edilmesi, çoğunluğun gücünü sistematik olarak ve azınlığın haklı menfaatlerini ihlal edecek şekilde kullanması, azınlık pay sahiplerine finansal açıdan ağır zararlar verilmesi, şirket kar etmesine rağmen, hiç kar payı dağıtılmaması veya yıllara veya yıllara göre azalan oranda kar payı dağıtılarak, azınlık pay sahiplerinin mali haklarının ağır ve sürekli biçimde ihlal edilmesi gibi durumlar örnek gösterilebilir. Anonim şirketlerde haklı sebeple fesih kurumu, kişi ortaklıklarının haklı sebeple feshinden ayrılır. Kişi ortaklıklarında haklı sebeple fesih davasının düzenlenme amacı, ortaklığı oluşturan ve devamını sağlayan işbirliği ve güven unsurları ortadan kalktığı veya önemli ölçüde zayıfladığı hallerde, ortaklığı bu şekilde devam ettirmenin ortaklar için çekilmez olması durumunda, ortaklara, ortaklığı sona erdirme imkanı tanımaktır. Kişi ortaklıklarında, ortaklar arasındaki güven ilişkisi ve yoğun işbirliği sebebiyle, haklı sebeple feshi dava hakkı, anonim şirketten farklı olarak, ortaksal bir haktır. Çoğunluk prensibine göre yönetilen ve bir sermaye ortaklığı olan anonim şirkette ise haklı sebeple feshi dava hakkı ortaksal bir hak olarak değil azınlık hakkı olarak düzenlenmiştir(bkz. ŞAHİN, Ayşe; Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi, Vedat Kitapçılık, 1. Bası, İstanbul 2013, s. 13 vd;). Anonim şirket çoğunluk prensibinin geçerli olduğu bir sermaye şirketi olması sebebiyle; pay sahiplerinin kendi aralarında söz konusu olabilecek fikir ayrılıkları veya ihtilaflar kural olarak feshe dayanak teşkil eden haklı sebep olamazlar (bkz. ERTAN, Füsun Nomer; Anonim Ortaklığın Haklı Sebeple Feshi Davası - TTK m. 531 Üzerine Düşünceler; İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt:73, Sayı:1, Yıl:2016, s.421-440, s.426,) Kural bu olmakla birlikte, kişi ortaklıkları ile önemli benzerlik gösteren aile ortaklığı mahiyetindeki anonim ortaklıklarda, fikir ayrılığını aşan ve ortaklığı bu şekilde devam ettirmenin ortaklar için çekilmez olmasına sebep olacak kişisel sebeplerin de haklı sebep sayılarak ortaklığın feshine veya davacı pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilebileceği kabul edilebilecektir(bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi 2019/2942 esas, 2021/1647 karar sayılı, 24/02/2021 tarihli ilamı). Somut olayda; davalı şirketin, kardeşlerden ...'nın ölümü ile iki ortaklı bir aile şirketine dönüştüğü, davacı ile diğer ortak ...'nın kardeş oldukları, iki ortak arasında, gerek davalı şirket, gerekse dava dışı diğer aile şirketleri ile ilgili hukuk ve ceza davalarına da yansımış çok sayıda ihtilaf bulunduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, davacının haklı sebebin varlığına ilişkin diğer nedenler yanında, kardeş olan iki ortak arasındaki ihtilafların bir araya gelerek karar almalarına engel olacak düzeye ulaştığını ileri sürdüğü, mahkemece davacının bu iddialarının yerinde olup olmadığı ve bu ihtilafların haklı sebep teşkil edip etmeyeceği gerekçeleri ile tartışılıp değerlendirilmek gerekirken, davalı şirketin mali yapısı itibariyle kuruluş amacını gerçekleştirebilecek durumda olması nedeniyle haklı sebeple fesih koşullarının oluşmadığı, ayrılma akçesine de bu sebeple karar verilmediğinden ibaret gerekçe ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamış, davacı vekilinin buna yönelik istinaf sebepleri yerinde bulunmuştur. 6100 sayılı HMK’nun 297 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiş olup, bu düzenlemeye uygun olarak verilmeyen kararın istinaf aşamasında denetlenmesine imkan bulunmamaktadır. 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca, mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması hali, kararın kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesi sebepleri arasındadır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve kaldırma kararı doğrultusunda dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/04/2021 tarih ve 2017/1065 Esas - 2021/415 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 28/12/2023 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim