mahkeme 2025/1189 E. 2025/1300 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/1189
2025/1300
15 Eylül 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1189
KARAR NO: 2025/1300
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/09/2024
NUMARASI: 2023/693Esas - 2024/912Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:18/07/2023
Davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirket tarafından davalıya 03.01.2022 onay tarihli sipariş formu gereğince 41.000 USD+KDV karşılığında 2000 adet modem satışı yapıldığını,üç adet fatura düzenlendiğini davalı tarafından yalnızca 4.000-USD bedelli bir ödeme yaptığını, kalan borcun vadesinde ödenmediğini, bu durum üzerine müvekkili şirketin faturaların ödeme vadesinin geçtiğini mail üzerinden belirttiğini ve fatura bedellerinin ödenmesini talep ettiğini, kalan borcun ödenmemesi nedeniyle müvekkili şirketin bu kez de ihtarname ile borcun ödenmesini talep ettiğini, ihtarın 09.06.2022 tarihinde posta aracılığıyla tebliğ edilmişse de davalı tarafından kalan ödemelerin yapılmadığını, bu nedenle davalı/borçlu aleyhine Bakırköy ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile 33.559-USD üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini beyanla itirazın iptaline, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; müvekkili firmaya iletilen 14.10.2022 tarihli mutabakat mektubu içeriğinde müvekkilinin borcu bulunmadığının belirtildiğini, müvekkili firmaya usulüne uygun olarak faturaların tebliği ve itiraz imkanı tanınmadığını ürünlerin tam olarak müvekkili firmaya teslim edilmediğini ve müvekkili firma yetkilileri tarafından da teslim edilen ürünlere ilişkin olarak teslim alınmak istenmediği ve iade talep edildiğinde ise iade sürecinin olmadığı şeklinde dönüşle bu talebin kabul edilmediğini, oysa müvekkili tarafından talep edilmeyen ürünlerin adeta zorlama bir şekilde müvekkili firmaya bırakıldığını, davacı tarafın teslim ettiği iddia edilen ürünlerin müvekkili firma nezdinde kolileri dahi açılmadan halen durduğunu,davacı tarafça ilgili ürünlerin iade alınmadığını, bu durum nedeniyle de müvekkili firmanın bir sorumluluğu olmayacağını bildirildiğini ve davacı tarafa bu nedenle de müvekkili firmanın herhangi bir borcu bulunmadığını yine davacı tarafça icra takibinin USD olarak başlatılmasının ve talep edilen faiz oranları da fahiş nitelikte olduğunu ve hiçbir şekilde talepleri kabul etmediklerini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taraflar arasında satımdan kaynaklı ticari ilişkinin bulunduğunu, tacir olan tarafların ticari defterlerine göre 34.285- USD davacı lehine alacak kaydı bulunduğu,ancak takip talebinde 32.285 USD'nin talep edildiğinin denetime elverişli bilirkişi raporunda tespit edildiğini, satıma konu ürünlerin davalıya teslimi konusunda ihtilaf bulunmadığı, davalı şirket yetkilisinin 22/05/2024 tarihli duruşmadaki beyanında da ürünlerin kendilerinde durduğunun ve paketlerinin açılmadığının beyan edildiği, ürünlerin tam olarak teslim edilmediği savunmasının yerinde olmadığını,sözleşmeden dönme koşullarının oluşmadığı, faturaların içeriğinde USD karşılıklarının belirtildiğini ve davacının USD cinsinden takip yapabileceği,davalı taraf takip öncesinde usulüne uygun temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle, 32.285-USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4.a maddesi uyarınca USD döviz faizi işletilerek takibin devamına, fazla istemin reddine alacak miktarı üzerinden %20 oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davalı vekili; mahkemece eksik araştırma ile hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğini, bilirkişi raporunda mutabakat metnine yönelik itirazların değerlendirilmediğini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, 14.10.2022 tarihli mutabakat mektubu içeriğinde müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığının belirtildiğini, bilirkişi tarafından gönderilen mailin tarihi de dikkate alınmadan rapor düzenlendiğini,müvekkilince imzalanan taraflar arasında bir cari mutabakat metni dosyaya sunulmadığını, bilirkişi tarafından sunulan raporda; "Davalı şirket tarafından sunulan 2022 yılı defterlerin açılış ve kapanış tasdikinin mevcut olduğu görülmüştür." şeklinde defterlerin usulüne uygun tutulduğunun tespit edildiğini, borcun dolar cinsinden olmayıp ticari defterlerde de dolar şeklinde yapılan bir kayıt bulunmadığını, müvekkili şirketin ticari kayıtları yalnızca (TL) cinsinden tutulduğunu, alacak miktarı ise 32.285-USD olarak talep edildiğini, müvekkili şirketin yasal defterlerine göre borç tutarı 348.362,11-TL olduğunu modem cihazlarının teslimi sırasında müvekkili tarafından ürünlerin iadesi talep edilmiş ancak bu talep davacı tarafça kabul edilmeyip, ürünler müvekkili şirkete iradesi dışında ve zorlama bir şekilde yapıldığını, alacağın miktarına ve ödeme şekline dair haklı itirazları bulunduğunu, yapılan ödemelerin borçtan düşülmediğini, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarına aykırı şekilde USD cinsinden karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.2-Davacı vekili; somut olayda, faturada açıkça yer alan vadeye rağmen ödeme yapılmadığını,temerrüt ihtarına gerek olmaksızın temerrüt oluştuğunu, davalıya 09.06.2022 tarihli yazılı ihtarname gönderildiğini, icra takibinden önce e-posta yoluyla defaatle ödeme talepleri yapıldığını ve bu yazışmalarda davalı tarafın borcu kabul ettiğini, borçlunun e-posta ile “satamıyoruz, ödeme yapamıyoruz” tarzındaki beyanları da doktrinde zımni temerrüt beyanı olarak değerlendirildiğini, davalı tarafın temerrüde düştüğünün sabit olduğunu, kararın işlemiş faiz talebinin reddine ilişkin kısmın kaldırılmasına, faiz talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava; üç adet fatura alacağının davalıdan tahsili istemi ile başlatılan itirazın iptaline ilişkindir.Davacı alacaklı tarafından 10.11.2023 tarihinde başlatılan icra tarikibnde 19.1.2022 tarih ... numaralı 24.190-USD , 07.02.2022 tarihli ... numaralı 12.095-USD, 16.03.2022 tarihli ... numaralı 12.095-USD bedelli faturalara dayalı olarak, ... numaralı fatura bakiyesi için 8,095-USD ve diğer iki fatura bedelleri toplamı ile birlikte toplam , 32.285-USD asıl alacak, ..her üç fatura için toplamda 1.274,12-USD işlemiş faiz ile birlikte toplamda 33.559,12-USD alacağın,asıl alacağa 3095 sayılı 4.a maddesi uyarınca faiz işletilerek tahsili için ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Bilirkişiden alınan kök raporda; davacı tarafından davalı adına düzenlenen 3 adet faturanın toplam tutarı 48.380-USD olduğunu ayrıca davacı şirket tarafından davalı şirket adına 13.704-TL tutarında kur farkı faturası düzenlendiğini, davalı tarafından iki farklı tarihte yapılan ödemeler mahsup edildikten sonra davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre davalının 32.285 USD borcu bulunduğu, davalı şirket tarafından gelinen aşamaya kadar ticari defter, kayıt ve belgeler ibraz edilmediğini, mutabakatın 2021 yılına ilişkin olduğunu, dava ve takip konusu 2022 yılına ilişkin olmadığını, neticede davalı ticari defter, kayıt ve belgelerine göre davacının davalıdan olan asıl alacağının 3 adet faturaya ilişkin olarak 32.285 USD'den ibaret olduğunu, takip tarihindeki kura göre harca esas TL karşılığının 32.285-USD x 18,5793-TL/USD= 599.832,70-TL olduğunu, fatura üzerindeki vadelerin geçerli olduğunun kabul edilmesi halinde, davalı aleyhine başlatılacak icra takibinde talep edilebilecek faizin toplam 714,09-USD olarak hesaplandığı, ek raporda; üç adet faturadan kaynaklı olarak takipte 12.095 + 12.095 + 8.095-USD = 32.285- USD bakiye alacak talep edildiğini, üç adet fatura toplamı 24.190-USD + 12.095,00 USD + 12.095-USD = 48.380-USD olduğunu, davalının ödemeleri mahsup edilerek 48.380-USD - 14.095-USD =34.285-USD olduğunu, davacı talebi 32.285-USD olduğuna göre, taleple bağlılık ilkesi gereği bu tutarın dikkate alınacağını, buna göre, icra takibinde 32.285-USD asıl alacak 714,09-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 32.999,09-USD alacağın tahsilinin talep edilebileceğini bildirmiştir.Tüm dosya kapsamına göre; bir adet kur farkı faturasının takibe konu olmadığı ihtilafın üç adet mal faturalarından kaynaklandığı, mal faturaları 19.1.2022 tarih ... numaralı 24.190-USD, 07.02.2022 tarihli ... numaralı 12.095-USD bedelli, 16.03.2022 tarihli ... numaralı 12.095-USD bedelli olmak üzere toplam 48.380-USD bedellidir. Her iki tarafın ticari defterleri fatura ve ödemeler konusunda mutabık olup, sipariş mektubunda ödemelerin USD yapılacağı açıkça belirtildiği gibi, faturalar USD cinsi düzenlendiğinden kayıtların TL tutulduğunu, borcun USD olmadığına ilişkin istinaf nedeni yerinde değildir. Yine vadesi geçen faturaların ödenmediğine ilişkin e-posta yazışmaları dosyaya sunulmuştur. Ayrıca davalı taraf bir yandan alacağın TL cinsinden istenebileceğini savunurken diğer yandan cari hesap mutabakatında borç bulunmadığının teyit edildiğini savunmaktadır. Takibe konu faturalara karşılık yaptığı ödemeler her iki tarafın kayıtlarına göre 06.07.2022 tarihinde 4.000-USD, 24.03.2022 tarihinde 12.095-USD olmak üzere toplamı da 16.095-USD ettiği halde bilirkişi kök ve ek raporda 12.095+4000=14.095-USD tesbiti ve bu tutarın kararın gerekçesine de yazılarak davacı alacaklının talebiyle bağlı sayılarak 32.095-USD alacaktan sorumlu olduğuna gerekçede yer verilmesi doğru olmamıştır. Davacı, icra takibinde; ... numaralı faturanın bakiyesini 24.190-16.095-USD ödeme düşülerek 8095-USD talep ettiği böylelikle ödemelerin tamamının ilk düzenlenen faturadan düştüğü anlaşılmaktadır.Davacı alacaklı vekili davalının icra takibine konu faturaların vadesinin dolduğunu davalının temerrüde düştüğünü ileri sürmüştür. Temerrüt, en kısa tanımıyla, alacaklı tarafından talep edilebilir (muaccel) hale gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir ve kural olarak, bu tür (muaccel) bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Temerrüt için aranan ihtar hukuki işlem benzeri fiil mahiyetinde olup, alacaklının alacak miktarını belirterek borçludan borcun ifasını istemesi, ifayı kabule hazır olduğunu bildirmesi anlamına gelir. İhtar kural olarak şekle tabi olmayıp, yapılmadığı itirazı vaki olursa aksinin ispatı, niteliği gereği alacaklıdan beklenir.6098 sayılı TBK’nın 117. maddesi/2. fıkrasına göre "borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş … ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur". Eğer böyle bir tarih belirlenmemişse bu kez aynı maddenin 1. fıkrası uygulanır ve bu fıkrada da muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olacağı belirtilmiştir. Nihayet böyle bir ihtar da yoksa temerrüt icra takibi ya da dava açılmasıyla gerçekleşir. Ancak; fatura üzerinde bulunan vade tarihi ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur. (Yargıtay 19 HD. 2017/3266-2018/4228 E-K sayılı ilamı)Alacağın muaccel olması ile temerrüt birbirinden farklı olgulardır. Fatura üzerinde yazılı olan ödeme tarihleri temerrüt tarihi olarak kabul edilemez. VUK hükümlerince faturanın muhteviyatı belirlenmiş olup, fatura üzerinde yazılı bulunan vadenin alacağın muaccel olduğu tarihi göstermesi ve salt faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle taraflarca kararlaştırılmış kesin vade olarak kabul edilemeyecektir. Ne var ki somut olayda, faturalara dayalı alacak yönünden takip öncesinde 08.06.2022 tarihinde bir temerrüt uyarısı yapıldığı ve 09.06.2022 tarihinde karşı yana tebliğ edildiği, bu ihtarda ödeme için 3 gün süre verildiği ve ihtarın tebliğinden sonra 4.000-USD ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda da fatura vadelerinden itibaren işlemiş faiz hesaplandığı anlaşılmaktadır. İşlemiş faiz bakımından, temerrüt ihtarından sonra ki dönem için hesaplama yapılması gerekmektedir. Davacı alacaklı vekili uyaptaki verilere göre hesaplama yaptığını ileri sürmekte ise de; dosyada kamu bankalarının en yüksek oranda uyguladığı mevduat faizlerini belirleyecek veri olmadığı, bilirkişi tarafından da vade tarihinden itibaren hesaplama yapıldığı gibi hesaplamayı yaptığı oranların 3095 sayılı kanun 4.a maddesinde ki oranlar olup olmadığı denetlenememektedir. Mahkemece; asıl alacak bakımından alacaklının talebiyle bağlı sayıldığına ilişkin gerekçenin düzeltilmesi , temerrüde esas dönemde 3095 sayılı kanunun 4.a maddesinde ki oranlar tesbit edilerek işlemiş faiz bakımından hesaplama yapılarak bir karar verilmesi gerekirken takipten evvel işlemiş faize hak kazanmadığı gerekçesiyle işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; asıl alacak bakımından taleple bağlı sayılarak kabulüne karar verilmesi ve işlemiş faiz isteminin reddine ilişkin karar yerinde olmadığından her iki yan vekilinin istinaf başvurularının kabulüne kararın kaldırılmasına, dava yeniden görülmek üzere dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/09/2024 Tarih 2023/693 Esas - 2024/912 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının (davacı 615,40-TL, davalı 14.514,48-TL) istek halinde kendilerine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/09/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.