mahkeme 2023/955 E. 2025/1352 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/955
2025/1352
16 Eylül 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/955
KARAR NO:2025/1352
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:07/11/2022
NUMARASI: 2021/101Esas -2022/699Karar
DAVA: İtirazın İptali (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:08/02/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ:07/11/2022
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirketin %10 ortağı ve eski yönetim kurulu üyesi olduğu:çoğunluğun 2020 yılı temmuz ayında davacıdan 250.000-TL borç istemesi üzerine davalı şirket hesabına 16/07/2020 tarihinde 250.000-TL' nin banka kanalıyla transfer edildiği;dekonta "borç olarak verilen" ibaresi yazıldığı;davacı tarafından davalıya Bakırköy ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiği; davalı şirketin, diğer bir eski yönetim kurulu üyesi vasıtasıyla gönderdiği cevabi ihtarnamesinde davacı tarafından talep edilen bu tutarın kendisine ödenmeyeceği, bu paranın şirketçe sermaye avansı olarak kayıtlara alındığının belirtildiği; davalı şirketin sermaye artırımı yapacağı veya ortaklardan sermaye avansı toplayacağı yönünde genel kurul kararı bulunmadığı öne sürülerek, davalı-borçlunun İstanbul ... İcra Dairesinin...esas sayılı icra dosyasına yaptığı itirazının 250.000-TL yönünden iptaline ve alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir
CEVAP: Davalı vekili; davacının, dava dilekçesinde davalı şirkete borç ödemesi yaptığını belirttiği, davalı şirkete aktarılan bedellerin “sermaye avansları” olarak kayıt altına alındığını, covid-19 pandemisinin yarattığı küresel krizin, yegane faaliyeti ...’nda bulunan ... Otel'in işletilmesi olan davalı müvekkili şirketi etkilediğini, turizm faaliyetlerinin yasaklanmasına ilişkin muhtelif tarihli idari karar ve yaptırımlar nedeniyle de konaklama işletmesi uzunca bir süreden bu yana kapatılmış ve faaliyetlerine ara vermek zorunda kaldığını, davacının şirketin kuruluşundan kısa bir süre öncesine kadar şirkette "yönetim kurulu üyesi" olarak görev yaptığını,şirketin içinde bulunduğu mali durum ve operasyonlarının tümünden haberdar olduğunu, davalı şirketin gerek davacıya gerekse diğer pay sahiplerine karşı borcu bulunmadığını öne sürerek davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı tarafından dosyaya sunulan ve takip dayanağı olan banka dekontunda davacı tarafından davalı şirket hesabına gönderilen 250.000-TL'nin "borç olarak verilen" açıklaması yazıldığı, aksinin ispat yükünün davalıya ait olduğunu, davalı tarafından söz konusu ödemenin davalı şirketin ihtiyaçları için harcandığını, şirketin diğer ortakları tarafından da ödeme yapıldığını, söz konusu ödemenin sermaye avansı olarak alındığını ve örtülü sermaye olarak değerlendirilebileceği savunmasında bulunulmuşsa da davalı şirket tarafından usulünce alınmış bir sermaye arttırım kararı bulunmadığını, davacı tarafından yapılan ödemenin iştirak taahhütnamesine istinaden veya sermaye borcuna mahsuben yapılmış bir ödeme olmadığını, borç olarak verilen notu ile gönderildiği, sermaye arttırımı yapılsa dahi ortakların iradeleri dışında sermaye arttırımına katılmaya zorlanamayacaklarını,ortakların payı oranında sermaye artırımına katılmaları bir hak olup borç veya yükümlülük olmadığı ,aksini kabulün tek borç ilkesini düzenleyen TTK 480/1 ve TTK 421/2/a hükümlerine aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle itirazın iptaline,alacağın %20'si oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili; davacının para gönderdiği dönemde yönetim kurulu üyesi ve halen ortağı olduğu müvekkili şirkete sermeye yedeklerine konulmak dışında bir sebeple borç para veremeyeceğini, üçüncü kişilere borç para verebilecek kişiler kanunla belirlenmiş ve çalışmaları belli bir regülasyona bağlandığını, davacı eğer bu parayı şirketin ödemelerinde kullanılmak ve sermaye yedeklerine kaydedilmek üzere şirkete vermedi ise bu takdirde tefecilik yaptığını ve suç teşkil ettiğini davacı taraf "borç olarak" verdiğini iddia ettiği tutarı bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi uygulanmasını isteyerek icra eliyle suç işleme kastını gösterdiğini, davanın kabulü kararı ile suça yasal zemin oluşturulduğunu, şirket yönetiminin şirket ortağının şirkete örtülü sermaye olarak koyduğu parayı bu aşamada yukarıda özetlenen gerekçelerle geri ödemekten imtina ettiğini ileri sürerek davanın reddine, davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Davacı şirket ortağı tarafından "borç" açıklaması ile davalı şirkete havale edilen paranın iadesi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davalı taraf ise davacı tarafından şirkete gönderilen parayı inkar etmemekle birlikte diğer ortaklar tarafında da ödemeler yapıldığını, ödemenin örtülü sermaye olarak kabul edilmesi gerektiğini ve gönderilen paranın şirketin kayıtlarında sermaye avansı olarak kayıtlı olduğunu dolayısıyla iade edilemeyeceğini savunmuştur.TTK'nın 480(1) maddesine göre "Kanunda öngörülen istisnalar dışında, esas sözleşmeyle pay sahibine, pay bedelini veya payın itibari değerini aşan primi ifa dışında borç yükletilemez. Pay sahipleri taahhüt ettikleri sermayeyi ödemekle yükümlüdür.Somut olayda; davacı tarafından ortağı olduğu şirkete "borç" açıklaması ile 16.07.2020 tarihinde 250.000-TL para gönderilmiş olup davacı 27.11.2020 tarihinde ihtarın tebliğinden itibaren bir hafta içinde borcun iadesi istenilmiştir. Davacı tarafça dekonta "borç"açıklaması yazıldığından paranın borç olarak gönderildiği hususunda davacı lehine karine oluşmuştur.Başka bir hukuki sebeble gönderildiğini ispat yükü davalı üzerindedir.Davalı şirketin sermaye artırımı kararı aldığı ileri sürülmemiştir.Ancak ,şirket kayıtlarında sermaye avansı olarak kaydedilmiştir.Davalı şirketin parayı hangi hesaba kaydettiğinin davacı bakımından bir önemi yoktur. Sermaye dışında bir ödeme yükümlülüğü getirilebilmesi içinde oy birliğiyle alınan bir karar gerektiğinden ,gönderilen paraların şirkete harcandığı ,bütün ortakların ödeme yaptığına ilişkin bir savunmada yerinde değildir. Anonim şirketlerde geçerli tek borç ilkesi ve pay sahibinin sermaye artırımına katılmaya zorlanamayacağı gözetildiğinde borç olarak verilen paranın davacıya iadesi gerektiği yolunda ki ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Davalı vekilinin örtülü kazanç aktarımı bakımından yapılan incelemede ;konuya ilişkin olarak Gaziantep Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 18.10.2018 tarihli özelgesinde " şirketin gerçek kişi ortağından borçlandığı paralarla ilgili olarak herhangi bir faiz ödemesi durumunda, gerçek kişi ortağa ödenecek faiz bedelinin emsallere uygun olması gerekmektedir. Emsallere uygun faiz bedelinin tespitinde Kanunun 13 üncü madde hükmü ve 1 seri numaralı Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı Hakkında Genel Tebliğinde açıklanan yöntemlerden işlemin mahiyetine en uygun olanının kullanılacağı tabiidir."denilmiştir.Özelgede açıklandığı üzere şirketin ortağına borçlanması durumunda emsallerine uygun bir faiz işletileceği de kabul edilmektedir.Ortaktan alınan borç nedeniyle vergisel bir kısım yükümlülükler doğduğu anlaşılmakla birlikte , bu yükümlülüklerin borcun varlığına ve miktarına bir etkisi olmadığı , borç alanın borcu geri ödemekten imtina etmesinin yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.Muhasebe sistemi bakımından bir kısım istisnaları olduğu muhakkak ise de ; şirketin ihtiyaçları için harcandığıda kabul edilmesine karşın ortağın tefecilik kasdıyla davrandığı savunması iyiniyet kurallarına aykırı bulunmuştur.İcra takibine bakıldığında , icra takip tarihinden evvel işlemiş faiz talep edilmediği ,ancak takipden sonra işleyecek faiz bakımından sonra ise infazda tereddüt yaratacak şekilde en yüksek mevduat faizi işletilmesi talep edildiği ve mahkemece takipdeki koşullarla itirazın iptaline karar verildiğinden bu husus resen incelenmiştir.Açıklanan nedenlerle ;şirketin ortağından aldığı borcu iade ile yükümlü olduğunun kabulünde hukuka aykırılık bulunmadığı ,takipde talep olunan faizin belirsizlik taşıdığı ,taraflar arasında bir faiz anlaşması olmadığı gözetilerek,faizin kanunda belirtilen şekilde düzeltilmesi gerekmiştir.Yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden kararın kaldırılmasına ,yeniden karar verilerek itirazın iptaline ,250.000-TL nin 3095 sayılı kanunun 2 maddesi uyarınca takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/11/2022 Tarih 2021/101 Esas - 2022/699 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; Davanın kabulüne, davalı borçlunun, İstanbul .. İcra Dairesinin.. esas sayılı dosyasına yönelik itirazın iptaline; 250.000-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına ,Alacağın %20'si oranda hesaplanan 50.000-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine ,İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 17.077,50-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 4.253,60-TL'nin mahsubu ile kalan 12.823,90-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,Davacı tarafça yatırılan 4.321,40-TL peşin haçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından sarf edilen 2.200-TL bilirkişi ücreti, 250-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 2.450-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 38.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazine'ye ödenmesine,"Davalı tarafından yatırılan 4.270-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine Davalı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.16/09/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.