Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/397
2026/259
12 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2023/397
KARAR NO:2026/259
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/11/2022
NUMARASI: 2022/239 Esas - 2022/805 Karar
DAVA:Alacak
DAVA TARİHİ:31/05/2018
İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/02/2026
Davanın reddine ilişkin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacılar vekili; davacı ... ile davalı arasında 06/04/2011 tarihinde işletme ruhsatı sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin 10 yıl yürürlükte kalacağının, ihlal olmadığı takdirde aynı süre ile yenileneceğinin kararlaştırıldığını, bu sözleşmeye ek protokoller yapıldığını ve ek protokolün 3. maddesi uyarınca müvekkili tarafından davalıya sözleşmenin teminatı olmak üzere 15.000-USD'nin verildiğini, 01/04/2008 tarihinde işletme ruhsatı sözleşmesinde değişiklik ek sözleşmesi bağıtlanarak sözleşme süresinin 31/12/2015 tarihine kadar uzatıldığını, ayrıca davacı ... ile davalı ... arasında 21/05/2008 tarihli Ana Franchaise sözleşmesi akdedildiğini ve yine aynı tarihte bu sözleşmeye ek protokoller yapıldığını, 25/07/2008 tarihli sözleşmenin süresinin 31/12/2015 tarihinde sona erecek şekilde kararlaştırıldığını, sözleşmeye ek protokolde müvekkili ...'in yükümlülüklerinin teminatını teşkil etmek üzere ...'a 300.000-USD ödeyeceğinin kararlaştırıldığını ve bu bedelin ödendiğini, tarafların çalışmalarının 2010 yılına kadar sorunsuz devam ettiğini, ancak bu tarihten sonra davalı tarafından mal ve ürün satışı gerçekleştirilmediğinden sözleşmelerin 08/06/2011 tarihli ihtarnameler ile 15/06/2011 tarihi itibariyle feshedildiğini, davalı tarafından sözleşme ile ek sözleşme ve protokollerin ağır bir biçimde ihlal edildiğini, buna rağmen sözleşmenin başında müvekkilleri tarafından davalıya verilen teminatların müvekkillerine iade edilmediğini belirterek davalıya teminat olarak verilen 15.000-USD'nin 15/06/2011 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili ....’ya ödenmesine, 300.000-USD'nin 15/07/2011 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkili ...’e ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacı yanca imzalanan sözleşmelerin, ödeme tarihleri göz önüne alındığında alacağın veya tazminatın talep edilebilme hakkının geçtiğini, ayrıca müvekkilinin temerrüdü gerçekleşmediğinden alacağın henüz talep edilebilir olmadığını, müvekkilinin davacıların yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle sözleşmeleri 04/01/2011 tarihli yazı ile feshettiğini, fesihten sonra davacılar tarafından gönderilen ihtarnamelere cevap verildiğini ve işbu cevabın ardından 15.06.2011 tarihinde davacıların sözleşmeleri feshettiklerini huzurdaki dava ile dile getirdiklerini, müvekkili şirkete bu konuda herhangi bir ihtarat yapılmadığını belirterek davanın reddine kadar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece 10/12/2020 tarihli (2018/504 E 2020/612 K sayılı) kararıyla davacıların kendisini sözleşme ile bağlı tutmadığını davalıya bildirdiği ve ödediği teminatın iadesini istediği 15.06.2011 tarihi itibariyle dava konusu tutarların davalı uhdesinde kalmasının davalının bu tutar kadar davacı aleyhine zenginleştiği anlamına geldiği, bu itibarla zamanaşımı süresinin başlangıcının dönme iradesinin davalıya ulaştığı 15.06.2011 tarihi olduğu, alacağın 01.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK.dan önce muaccel olduğu için 818 Sayılı BK.ya göre 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, 15.06.2011 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Dairemiz'in 03/03/2022 tarihli (2021/1736 E. 2022/342 K. Sayılı) ilamıyla davacının alacağını sözleşme hükümlerine dayandırması sebebiyle somut olayda sebebsiz zenginleşme için öngörülen zamanaşımı süresinin değil, sözleşmenin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. Maddesi (6098 S.lı TBK m.146) gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Mahkemece; davacının, davaya konu edilen teminat tutarının iade koşullarının gerçekleştiğini geçerli delillerle ispat etmesi gerektiği, tarafların dayandıkları fesih iddialarını ispatlayamadıkları, sözleşmenin haklı ya da haksız nedenlerle sona erdirilip erdirilmediği belirlenemediğinden, sözleşmelerin teminatı olarak başlangıçta ödenen paraların iade koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilemediği, eldeki davada ispat yükünün davacı yan üzerinde olduğu, davacının davasını yasal deliller ile kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili; bahsi geçen sözleşmelerde müvekkilleri tarafından davalıya ödenen teminat tutarlarının sözleşmenin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde iade edileceğinin düzenlendiğini, 15.000-USD'nin iadesi için sözleşmenin sona ermesi dışında bir şart bulunmadığını, bu nedenle bu tutarın müvekkili şirkete iadesi için koşullarının oluştuğunu, 300.000-USD teminat için ise sözleşmenin kim tarafından feshedildiğinin belirlenmesi gerektiğini, davalının ileri sürdüğü fesih ihbarının TTK'nın 18/III karşısında geçerliliği bulunmadığını, sözleşmelerin davalının yükümlülüklerini ağır biçimde ihlal etmesi nedeniyle müvekkilleri tarafından 08/06/2011 tarihinde feshedildiğini, müvekkili tarafından davalıya verilen siparişlerin yerine getirilmediğini, davalının yükümlülüklerine aykırı davrandığını, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ileri sürmüş ise de buna ilişkin hiç bir delil ibraz edilmediğini, teminatların davalının olası zararların tazmini için davalıya verildiğini, dolayısıyla davalının zarara uğradığının davalı tarafından ispatının gerektiğini, 25/07/2008 tarihli sözleşmenin 5. maddesinde 300.000-USD teminatın iadesi koşullarının açıkça düzenlendiğini, bahsi geçen tutarın davalıya cezai şart olarak verilmediğini, oysa davalının bir zararının bulunması halinde mahsup yoluna gidebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava; taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin teminatı olarak verilen paraların sözleşmelerin feshedilmesi sebebiyle iadesi istemine ilişkindir.Davacı vekili, müvekkillerinden ... ile davacı arasında düzenlenen 06/04/2001 tarihli sözleşme nedeniyle müvekkili ...'in davalıya teminat olarak 15.000-USD ödediğini, yine müvekkillerinden ... ile davalı arasında düzenlenen 25/07/2008 tarihli sözleşme nedeniyle müvekkili ... tarafından davalıya sözleşmenin teminatı olarak 300.000-USD ödendiğini, davalının teminat tutarlarını uhdesinde tutması için bir sebep bulunmadığını belirterek, teminat tutarlarının iadesi talebinde bulunmuştur. Davalı vekili ise davacıların sözleşmeden kaynaklanan yükümlülük ihlalleri nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Taraflar arasında davacı ... ... ile davalı arasında 06/04/2001 tarihli sözleşmenin akdedildiği, davacı şirketin davalıya bu sözleşme kapsamında 15.000-USD teminat ödemesi yaptığı, davacılardan ... ile davalı arasında 25/07/2008 tarihli sözleşme akdedildiği, sözleşme kapsamında bu davacı tarafından davalıya 300.000-USD teminat ödemesi yapıldığı, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 2011 yılında sona erdiği hususları ihtilaf dışı olup, uyuşmazlık, davacıların akdi ilişkiyi ihlal edip etmedikleri, davalının zarara uğrayıp uğramadığı, teminatın iadesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususundadır.
Davacı şirket ile davalı arasındaki 06.04.2001 tarihli İşletme Ruhsatı Sözleşmesine Ek Protokol'ün 2'nci maddesinde davacı şirketin davalıya 15.000-USD ödeyeceği, sözleşmenin herhangi bir sebeple devam etmemesi halinde, bu tutarın davacı şirkete iade edileceği kararlaştırılmıştır. Davacı ... ile davalı arasında 25/07/2008 tarihli protokolde ise sözleşmeye uygun olarak hareket edilmesinin güvencesini teşkil etmek üzere davalıya 300.000-USD ödeneceği, sözleşmenin sona ermesi veya davacının ihlali dışında bir nedenle sözleşmenin daha önce feshedilmesinden 1 ay sonra davacının sözleşmedeki tüm koşullarına uygun hareket etmiş olması koşulu ile teminatın davacıya iade edileceği kararlaştırılmıştır. Sözleşme hükümlerinin incelenmesinde bahsi geçen teminat ödemelerinin, davacıların bağlı oldukları sözleşme hükümlerini ihlalleri halinde davalıda meydana gelecek zararları güvence altına almak için yapıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra davalının davacıdan başkaca bir alacağının bulunmaması ve davalının davacılardan kaynaklı nedenle bir zararının bulunmaması halinde teminat olarak alınan tutarların iadesi gerekir.Bahsi geçen hükümlere göre teminatın iadesinin öncelikli koşulu taraflar arasındaki sözleşmelerin sona ermesidir. Davalı, davacıların satış ve stok raporlarını iletmedikleri, gelişim çizelgesine uymadıkları, ... ve ...'da bulunan mağazalarda yenileme işlemlerinin yapılmadığı gerekçesiyle sözleşme ilişkisine son verildiğine ilişkin 04/01/2011 tarihli e-postaları davacılara göndermiş, davacılar ise sipariş edilen ürünlerin zamanında ve eksiksiz olarak teslim yükümlülüğünün 3 gün içinde yerine getirilmemesi halinde sözleşmenin feshedilmiş sayılacağına dair 08/06/2011 tarihli ihtarnameyi keşide etmiştir. Her iki taraf da sözleşmeyi haklı nedenle feshettiklerini ileri sürmüşler ise de feshe gerekçe olarak ileri sürdükleri hususlarla ilgili haklılıklarını gösteren bir delil ibraz etmemişlerdir. Ancak her iki tarafın da iradesi sözleşme ilişkisinin sona erdirilmesi yönünde olduğu ve 2011 yılında sözleşme ilişkisinin sona erdiği anlaşılmakla teminatın iadesi için ilk şart gerçekleştiğinden davalının teminat olarak aldığı tutarları tutmakta haklılığının incelenmesi gerekmektedir. Davalının bahsi geçen tutarları uhdesinde tutabilmesi için davacıların sözleşme hükümlerini ihlal etmesi ve ihlal nedeniyle davalının zarara uğraması ya da davalının davacılardan herhangi bir şekilde alacaklı olması gerekmektedir. Bu husustaki ispat yükü ise davalının üzerindedir.Davalı, davacının eylemleri nedeniyle somut bir zarar iddiasında bulunmadığı gibi zarara ilişkin herhangi bir delil de sunmamıştır. Davalının ileri sürdüğü ihlal iddialarının kabulü halinde dahi somut bir zararı gösteren delil ibraz edilmemiştir. Yine bahsi geçen tutarların davacılardan olan alacaklarından mahsup edildiğine dair bir iddia da ileri sürülmemiştir. Bu durumda davalının teminat olarak aldığı bu tutarları uhdesinde tutmakta haklılığını ispatlayamadığından davanın kabulü gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Buna karşılık davacı 15.000-USD için 15/06/2011 tarihinden itibaren 300.000-USD için ise 15/07/2011 tarihinden itibaren faiz talebinde bulunmuş ise de temerrüt iddiasına dayanak 08/06/2011 tarihli ihtarnamelerde bahsi geçen tutarların iadesine yönelik bir talep bulunmadığından, temerrüt olgusunun dava ile gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle; davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından, davanın kabulüne, 15.000-USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 S.lı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ya, 300.000-USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 S.lı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e ödenmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/11/2022 Tarih 2022/239 Esas - 2022/805 Karar sayılı kararın HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA,Davanın kabulü ile; 15.000-USD'nin 31/05/2018 tarihinden itibaren 3095 S.lı Kanun'un 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca 1 yıllık Dolar cinsi mevduata uygulanan en yüksek oranda işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ya ödenmesine,300.000-USD'nin 31/05/2018 tarihinden itibaren 3095 S.lı Kanun'un 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca 1 yıllıkDolar cinsi mevduata uygulanan en yüksek oranda işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e ödenmesine,İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 96.734,74-TL karar ve ilam harcından, davacılar tarafından yatırılan 22.151,88-TL nin mahsubu ile kalan 74.582,86-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacılar tarafça yatırılan 22.187,78-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacılara verilmesine,Davacılar tarafından sarf edilen 1.803-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Davacı .... için takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak adı geçen davacıya ödenmesine,Davacı ... için takdir olunan 206.815,20-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak adı geçen davacıya ödenmesine"Yatırılan 359,80-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacılara iadesine,Davacılar tarafından yapılan 108,50-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.12/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.