Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/205
2026/205
5 Şubat 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/205
KARAR NO: 2026/205
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:24/05/2022
NUMARASI: 2018/910 Esas - 2022/520 Karar
DAVA:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/09/2018
İSTİNAF KARAR TARİHİ:24/05/2022
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; müvekkilinin 2009 yılında davalıya borcuna karşılık sadece rakam yazılı olan 38.455-TL bedelli bonoyu davalıya verdiğini, sonrasında bu borca ilişkin olarak davalı ile 29.12.2014 tarihli sözleşme imzalandığını, bu sözleşmede müvekkilince davalıya borcuna karşılık olarak ... plaka sayılı aracın verilmesi, araç satışından sonra davalının bir alacağı kalmayacağının belirtildiğini, müvekkilinin ceza evinde olduğu sırada eşi tarafından sözleşmede belirtildiği şekilde davalının kardeşi...'a 13.05.2015 tarihinde araç devri yapılarak borcun kapatıldığını, davalının da bonoyu müvekkilinin eşine iade ettiğini, ancak davalının müvekkilinin eşine sahte senet düzenleyerek verdiğini, nitekim davalının müvekkilinden aldığı senede dayalı olarak Bakırköy 4. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında müvekkili aleyhine kambiyo senedine dayalı takip başlattığını, bonolar karşılaştırıldığında yazıların aynı fakat müvekkilinin imzasının sahte olduğunun anlaşılacağını, diğer taraftan bonoda düzenleme tarihi olarak gösterilen 12.01.2018 tarihinde müvekkilinin İstanbul'da olmayıp Tekirdağ'da iş nedeniyle yatılı kaldığını, bu nedenle tanzim tarihinde müvekkilinin bonoyu imzalamasının mümkün olmadığını belirterek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine,davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarının takip konusu bono ile ilgisi olmadığını, kaldı ki davacının takip konusu bonoya bir itirazının olmadığını, davacı tarafça müvekkiline verilen bir araç bulunmadığından davacının 29.12.2014 tarihli belgedeki edimini yerine getirmediğini, bu belgenin takip konusu bono ile bir ilgisi bulunmadığını, tanzim tarihi 12.01.2018, ödeme günü ise 12.03.2018 tarihi olup, davacı tarafın dayanak kabul ettiği 29.12.2014 tarihli belgeden yaklaşık 4 yıl sonra tanzim edilen bir bono olduğunu, tüm bunlara birlikte davacı borçlu tarafın müvekkiline dava konusu icra takibine dayanak olan bonodan başkaca borçlarının da bulunduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, söz konusu bononun ... plakalı aracın satımı gerçekleştikten sonra bedelsiz kalacağının belirtildiği, aracın davalının kardeşi...'a satıldığı, ...'un aracı kardeşi adına devraldığını kabul ettiği, sözleşmede yazılı plaka ile devredilen araç plakasının aynı olduğu, sözleşme gereklerinin yerine getirildiği, buna göre senedin bedelsiz kaldığının kabulünün gerektiği, senet üzerindeki imzaya itiraz olmadığı, bedelsiz kalan senedi kullanma suçu nedeniyle Bakırköy 47. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/966 Esas sayılı dosyasında; "Katılan ile sanık arasında alacak verecek ilişkisine istinaden senedin düzenlenerek katılan tarafından imzalanıp alacaklı olan ...'a verildiği, senet borcuna karşılık katılana ait ... plakalı aracın devrinin sanığın kardeşi...'a yapılıp aralarında alacak verecek ilişkisi kalmadığına dair yazılı protokol yapıldığı, protokol gereği verilen senedin katılanın eşine iade edilmesi gerektiği, sanığın ise gerçek senedi iade etmek yerine, keşide yeri ve ödeme tarihi yazılmadığı için resmi belge haline gelmemiş senet görünümü verilen belgeyi müştekinin eşine iade ettiği, uhdesinde tuttuğu gerçek senedi de bedelsiz kaldığı halde takibe koyduğu, sanığın savcılık ifadesinde katılanın iddia ettiği senet ile kendisinin icra takibine konu ettiği senedin ilgisinin olmadığını, katılandan aldığı senedi kimseye teslim etmediğini beyan ederek suçlamayı kabul etmediği, dosya içindeki 11/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda inceleme konusu 1 ve 2 no'lu senedin ön yüzündeki yazı ve rakamlar ile mevcut mukayese yazı ve rakamların sanığın el ürünü olduğunun belirlendiği, sanığın bedelsiz kalmış bir senedi kullanarak üzerine atılı suçu işlediği" gerekçesiyle TCK'nın 156/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre söz konusu bononun ... plakalı aracın satımı gerçekleştikten sonra bedelsiz kalacağının belirtildiği, araç satımının davalının kardeşi... adına yapıldığı, devir gerçekleştiği halde senedin takibe konulmasında davalının kötüniyetli olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, takip konusu senet nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, senet bedelinin %20'si olan 7.691-TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Davalı vekili; davacının takibe dayanak bonoya bir itirazı olmadığını, 29.12.2014 tarihli belgenin, işbu sözleşmenin tanzim tarihinden önceki döneme ait borçlara ilişkin olup, bu sözleşmenin takip konusu bono ile bir ilgisi bulunmadığını, kaldı ki icra takibine konu bononun tanzim tarihi 12.01.2018 olup, ödeme tarihinin ise 12.03.2018 tarihi olduğunu, davacının iddialarına dayanak kabul ettiği 29.12.2014 tarihli belgenin takip konusu bono ile ilgisi olduğunun kabulü halinde dahi, müvekkiline yapılan bir araç devri olmadığını, aracın devrinin...'a veya başka bir üçüncü kişiye yapılabileceği hususunda anlaşma bulunmadığını, davacının ekonomik olarak dar boğazda olduğu bir dönemde aracını borçlarına karşılık devretmeyi amaçladığını, davacının...'a da borcu bulunduğunu, davacının aracını da bir ödeme aracı olarak gördüğünü, müvekkiline kötü niyet atfedilerek kötü niyet tazminatına mahkum edilmesinin kabul edilemeyeceğini, ayrıca davacının müvekkiline ve başkaca üçüncü kişilere oldukça fazla borcu bulunduğunu, müvekkiline de tek borcunun icra takibine konu bonodan kaynaklanmadığını, davacı lehine müvekkilinin kendi kredi kartından harcamalar yaptığını, ayrıca davacının kullandığı kredilerin de kefil olan müvekkili tarafından ödendiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, davalı tarafça takibe konu edilen bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi sadece inkâr etmekle yetinir ise, başka bir deyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmüş ise, ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalıya düşer.Fakat menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Kambiyo senedi niteliğinde olan bono ise, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu yazılı delillerle ispat etmekle yükümlüdür.Somut olayda; borcuna karşılık olmak üzere davacı tarafından keşide edilmiş olan 12.01.2018 düzenleme, 12.03.2018 ödeme tarihli 38.455-TL bedelli bononun davalı tarafından Bakırköy 4. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü takibe konulduğu, takibin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı vekilince; taraflarca imzalanan 29.12.2014 tarihli sözleşme gereğince müvekkilinin eşi tarafından davalıya olan borcuna karşılık davalının kardeşine araç devrinin yapılarak borcun kapatıldığı, ancak davalının müvekkilinin eşine sahte senet iade ederek asıl senedi takibe koyduğu ileri sürülmüştür.Taraflarca imzalanan 29.12.2014 tarihli sözleşmede; davacı tarafça davalıya alacağı karşılığında ... plakalı aracın teslim edildiği, araç satışından sonra iki taraf arasında alacak verecek kalmayacağı, davacıdan bir hak talep edilmeyeceği ve hesabın kapandığı düzenlenmiş olup, söz konusu araç satışının ise davalının kardeşi...'a 13.05.2015 tarihinde gerçekleştirildiği sabittir. Davacının şikayeti üzerine başlatılan ceza soruşturmasına yaptırılan bilirkişi incelemesinde, davalı tarafça davacıya iade edilen ve takibe konu edilen iki ayrı bono üzerindeki yazı ve rakamların davalının eli ürünü olduğu tespit edilmiş olup, davalı ise savunmasında, alacağı karşılığında davacıdan 38.455-TL bedelli bonoyu aldığını ve takibe koyduğunu, davacının kendisine senet bedelini ödeyemeyeceğini söyleyerek araç vermeyi teklif ettiğini, kendisinin de kabul ettiğini, ancak aracın devrinin kendisine yapılmayıp kardeşine yapıldığını, davacının kardeşine de borcu bulunduğunu, aralarındaki sözleşmede aracın başka birisine devri ile ilgili bir hüküm bulunmadığını beyan etmiştir. Buna karşılık davalının kardeşi... ise işbu davada tanık sıfatıyla alınan beyanında, davacıdan olan alacağına karşılık davacının aracını kardeşi adına kendisinin devir aldığını kabul etmiştir.Davalı hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan dolayı açılan kamu davasında ise mahkemece; senet borcuna karşılık katılana ait aracın sanığın kardeşi...'a devredildiği, taraflar arasında alacak verecek ilişkisi kalmadığına dair protokol düzenlendiği, protokol gereği verilen senedin katılanın eşine iade edilmesi gerektiği, sanığın ise gerçek senedi iade etmek yerine, keşide yeri ve ödeme tarihi yazılmadığı için resmi belge haline gelmemiş senet görünümü verilen belgeyi müştekinin eşine iade ettiği, uhdesinde tuttuğu gerçek senedi de bedelsiz kaldığı halde takibe koyduğu gerekçesiyle, isnat olunan suçtan cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır Davalı hakkında ceza yargılamasında mahkumiyet hükmü verilmişse de, CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder. Bu nedenle somut olayda davalı hakkında açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmü, TBK'nın 74. maddesi anlamında mahkumiyet hükmü ve maddi olguların belirlenmesi yönünden hukuk hakimini bağlayıcı olduğu da kabul edilemez. Ancak davalı söz konusu yargılamada ve işbu davadaki savunmasında davacının eşi adına kayıtlı aracın işbu dava konusu senede dayalı borca karşılık devredilmediğini, devrin kardeşinin davacıdan olan alacağı karşılığında kardeşine yapıldığını ileri sürmüşse de, davalının kardeşi bizzat mahkemedeki ifadesinde aracın davalı kardeşinin davacıdan olan alacağı karşılığında kardeşi adına kendisine devredildiğini kabul etmiştir. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşme hükmü gereği aracın devri ile birlikte dava ve takip konusu borcun ödendiğinin kabulü gerekmekte olup, bono bedelsiz hale gelmiştir. Davalı tarafından davacının kendisine başkaca borçlarının da olduğu ileri sürülmüşse de, taraflar arasındaki sözleşmede açıkça araç devri ile birlikte borcun sona ereceğinin kabulü karşısında bu savunmaya da itibar edilmemiştir. Bu nedenle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Diğer yandan İİK'nın 72/5 maddesine göre; “Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça takibin kötü niyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır.Açıklanan nedenlerle,takip ve dava konusu bonodan kaynaklanan borcun araç devri yapılarak ödenmiş olmasına, bonoyu takibe koyan davalının kötü niyetli hareket ettiği anlaşıldığından, mahkemece menfi tesbit davasının kabulüne ,davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 2.626,86-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 656,71-TL harcın mahsubu ile kalan 1.970,15-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 36-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.