Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/761
2025/216
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/761
KARAR NO: 2025/216
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/11/2021
NUMARASI: 2020/652 Esas - 2021/811 Karar
DAVA: Tazminat
Davanın reddine ilişkin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacılar vekili; müvekkili şirketlerin ortaklarının ..., ... ve ... olduğunu, ...’ın 14.10.2017 tarihinde vefatı ile çocukları ... ve ...’ın mirasçı olarak kaldıklarını, Mirasçıların şirketlerin pay defterine yazılmak üzere başvurusu üzerine müvekkillerinin TTK’nın 493. maddesinden doğan murise ait payları gerçek değeri ile devralma hakkını kullandığını ve hisselerin mirasçılara intikaline onay vermediğini, gerçek değeri karşılığında bu hisseleri devralacağını ihtar ettiğini ve bağımsız değerleme kuruluşlarınca tespit edilen değerleri kendilerine bildirdiğini, mirasçıların kendilerine önerilen payların gerçek değerine itiraz ederek TTK'nın 493/5 maddesi hükmüne dayalı olarak Bursa 1. ATM'nin 2018/519, 520 ve 521, Bursa 2. ATM'nin 2018/497, 498 ve 499, Gebze ATM'nin 2018/249 esas sayılı dosyaları ile her bir şirket aleyhine ayrı ayrı hisse değerinin tespiti davaları açtıklarını, söz konusu davaların derdest olduğunu, bu davalar devam ederken mirasçıların 18.07.2019 tarihli dilekçeleri ile ... şirketine ait değerleme raporu alarak dosyaya sunduklarını, müvekkili şirketlerin böyle bir rapordan haberi bulunmadığını, raporun hazırlanması için talepte bulunmadıklarını, söz konusu raporun tamamen müvekkillerinin bilgi ve onayı dışında hazırlandığını, müvekkillerince bu raporun dosyalara sunulmasına itiraz edildiğini, mahkemelerin de bu rapora itibar etmeyerek değer tespiti için bilirkişi incelemesi aşamasına geçtiklerini, ...’ın söz konusu raporu değişik kurum ve kuruluşlara ve en önemlisi bankalara 05.10.2020 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile gönderdiğini, sürmekte olan davalar ile ilgili yorumlarda bulunduğunu ve mahkemelerin bu raporu esas alarak karar vereceğini belirttiğini, davalıların TBK’nın 49. maddesi uyarınca haksız fiil hükümlerine göre sorumlu bulunduğunu, müvekkili şirketler nezdinde hiçbir inceleme yapılmadan hazırlanan raporu kullanmalarının hukuka aykırı olduğunu, söz konusu raporun ticari sır niteliğinde ve gizli hazırlanan bir rapor olduğunu, davalının müvekkili şirketlerin ticari sırlarını içeren gizli raporu müvekkilinin bilgisi dışında üçüncü kişilere verdiğini, üçüncü kişiler tarafından sözde bir değerleme raporu oluşturulduğunu, raporun davalı ...’ın talebi üzerine hazırlandığını, davalı değerleme şirketinin eyleminin 26.12.2012 tarihli RG'de yayımlanan Bağımsız Denetim Yönetmeliğine aykırı olduğunu, bağımsız denetim şirketinin müvekkilinin onayı dışında ticari sır taşıyan gizli bir belgeyi esas alarak değerleme yaptığını, süreçten hiçbir şekilde müvekkili şirketlere bilgi vermediğini, yönetmelikte belirlenen güvenilirlik, bağımsızlık ve tarafsızlık yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini, bu nedenle raporun hazırlanmasının ve üçüncü kişilere ibraz edilmesinin bu yönetmeliğe Türk Ticaret Kanununa aykırı olduğunu, raporun davalı ... tarafından devam eden dava süreçlerine etki etmek, üçüncü kişiler nezdinde müvekkili şirketler aleyhine algı oluşturmak ve şirketleri zarara uğratmak amacıyla kullanıldığını, davalıların söz konusu hukuka aykırı davranışlarında kusurlu olduklarını, davalıların eylemleri nedeniyle müvekkili şirketlerin maddi ve manevi olarak ciddi zarara uğradığını, rapor nedeniyle şirketlerin çalışmakta olduğu bankalar ile sorunlar yaşadığını ve itibarlarının olumsuz etkilendiğini, davalıların eylemleri ile müvekkili şirketlerin uğradığı zararlar arasında uygun illiyet bağı bulunduğunu belirterek, davalı ... şirketi tarafından hazırlanan 17.06.2019 tarihli değerleme raporunun hükümsüz olduğunun tespitine, söz konusu raporun üçüncü kişiler ile paylaşılması nedeniyle müvekkili şirketlerin uğradığı zarara karşılık her bir şirket için 10.000-TL olmak üzere toplam 70.000-TL maddi tazminatın ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, raporun üçüncü kişiler ile paylaşılması nedeniyle müvekkili şirketlerin uğradığı itibar kaybı nedeniyle her bir şirket için 10.000-TL olmak üzere toplam 70.000-TL manevi tazminatın ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: 1-Davalı ... vekili; davacıların tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, somut olayda davacılar tarafından bir hak veya hukuki ilişkinin var olup olmadığının veya bir belgenin sahte olup olmadığının tespitinin talep edilmediğini, zira dava konusu rapor gerçek olup taraflarca sahteliğinin ileri sürülmediğini, dolayısıyla davacının taleplerinin tespit davası olarak ileri sürülebilmesinin mümkün olmadığını, ayrıca davacıların görülmekte olan bir davaya delil olarak sunulan raporun bir başka mahkemeden iptalini talep etmekte hukuki yararı bulunmadığını, davacıların ancak raporun sunulduğu davada rapora itiraz edebileceklerini,değerleme raporunun 18.07.2019 tarihinde değer tespit davalarına sunulduğu, raporun davacı şirketlere tebliğ edildiğini ve davacı şirketler tarafından 28.08.2019 tarihinde rapora itiraz edildiğini, ancak mahkemelerce davacıların değerleme raporunun dosya içerisinden çıkarılması talebinin reddine karar verildiğini,müvekkilinin dava dışı kardeşi ... ile birlikte davacı şirketlerde 1/3 oranında hissedar olduğunu, murise ait payların TTK‘nın 494/2 maddesi gereğince herhangi bir işleme gerek olmaksızın derhal mirasçılarına geçtiğini, mirasçılar tarafından hisselerin adlarına tescili talep edildiğini, davacı şirketlerin ise şirket hisselerinin gerçek değerinden satın alınacağını ve mirasçıların pay defterine hissedar olarak yazılmayacağını ihtar ettiğini, mirasçılara yapılan teklifin şirket gerçek değerlerinin çok altında olması sebebiyle müvekkili ve dava dışı kardeşi tarafından hisselerin gerçek değerin tespiti için davalar açıldığını, davacı şirketlerde hissedar olan müvekkilinin hem miras hakkı hem de kişisel menfaati gereği şirketlerin değerini tespit ettirme ve gerçek değerini öğrenme hakkı bulunduğunu, geçersizliği talep edilen değerleme raporunun Bursa 1. ATM dosyalarında verilen ara kararı doğrultusunda uzman görüşü olarak hazırlatıldığını, bu kapsamda müvekkili tarafından mahkemece verilen ara karar doğrultusunda şirketlerin gerçek değerinin tespiti amacıyla rapor hazırlaması için bağımsız denetim şirketi olan diğer davalı ... ile anlaşma yapıldığını, tarafların HMK‘nın 293. maddesi gereğince dava konusu ile ilgili olarak uzmanından bilimsel görüş alabileceklerini, raporun davacı şirketlerin denetlenmesine ilişkin bir rapor olmayıp tamamen özel rapor niteliğinde bilimsel görüş olduğunu, raporun hazırlanma dayanağının Bağımsız Denetim Yönetmeliği değil doğrudan HMK‘nın 293. maddesi olduğunu, raporun bir denetim faaliyeti neticesinde değil, devam etmekte olan davalarda mahkemece kurulan ara kararlara istinaden hazırlandığını, davacı şirketlerin değerleme davasına güncel evraklar sunmaması nedeniyle değerleme raporunun müvekkilinin elinde bulunan belgelere göre yapıldığını, söz konusu değerleme raporunun hazırlanmasından önce Bursa 2. ATM'nin dava dosyalarına müvekkilince verilen 19.02.2019 tarihli dilekçe ile şirketlerden bir takım bilgi ve belgelerin istenmesi ile ... şirketine yerinde inceleme yetkisi verilmesinin talep edildiğini, ancak davacı şirketlerin bu taleplerini kötü niyetli olarak reddettiklerini ve bağımsız denetim şirketinin inceleme yapmasına muvafakat etmediklerini, davacı şirketlerin asıl amacının şirket değerlemesi yapılmasına engel olmak ve şirketin gerçek değerinin ortaya çıkmasını engellemek olduğunu, davacı şirketlerin bir yandan değerleme dosyalarına bilgi ve belge sunmadıklarını, bir yandan da eldeki belgelere göre hazırlanan raporun geçersiz olduğunu ileri sürdüklerini, bunun üzerine müvekkilinin şirket ortağı sıfatıyla elinde bulunan tüm bilgi ve belgeler ile daha önce dava dışı ... şirketi tarafından yapılan değerleme raporunu diğer davalı ... firmasına vererek şirketin gerçek değerini hesaplattığını, davacı şirketler ile ilgili bilgi ve belgelerin müvekkili tarafından davacı şirketlerin yönetim kurulu kurulu üyesi olan muris babası ...’dan temin edildiğini, murisin vefatından önce şirketlerle ilgili muhtelif bilgi ve belgeleri kendilerine verdiğini, çeşitli rapor ve dosyaları müvekkili ile paylaştığını, bir kısım bilgi ve belgelerin de miras kaldığını, müvekkilinin de babasından aldığı bu belgeler doğrultusunda miras hakkı gereği hukuki menfaati bulunduğundan diğer davalı ...’ya dava konusu raporu hazırlattığını, müvekkili tarafından üçüncü kişi ve kurumlara gönderilen ihtarnameler sebebiyle davacı şirketler tarafından açılan haksız rekabet sebebiyle maddi ve manevi tazminat davasının İstanbul 11. ATM'nin 2018/625 esas sayılı dosyasında görüldüğünü, mahkemece kesin olarak reddine karar verildiğini, işbu davada verilen karar ile müvekkili tarafından gönderilen ihtarnamelerin hak arama hürriyeti kapsamında kaldığı ve tamamen bilgilendirme amaçlı olduğunun sabit hale geldiğini, ayrıca dava konusu ihtarname ve yazılarla anayasal haklarını kullandıkları, ihtarlarda yer alan beyan ve ifadelerin bilgilendirme ve uyarı amaçlı olduğu, hak arama hürriyeti kapsamında kaldığı,ticari itibarı sarsıcı nitelikte kabul edilemeyeceği kanaatine varıldığı belirtilerek davanın reddedildiğini, davacıların olay nedeniyle maddi veya manevi olarak zarara uğramasının söz konusu olmadığını, nitekim davacılar tarafından müvekkili aleyhine raporun üçüncü kişi ve kurumlar ile paylaşılması sebebiyle açılan tazminat davasının reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, dolayısıyla müvekkili tarafından dava konusu raporun devam eden dava dosyalarına sunulmasını haksız fiil teşkil etmediğinin kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2-Davalı ... AŞ vekili; dava konusu olayda ... ve ...’ın babaları Mehmet Yıldırım’ın vefatı üzerine murisin sahip olduğu hisselerin değerinin tespiti için dava açtıklarını ve davaların derdest olduğunu belirterek müvekkiline ... grubu şirketlerinin varlık değerinin tespiti için başvurduklarını, ... ve ... ile müvekkili arasında 30.07.2018 tarihli hisse değerleme sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca müvekkilinin kendisine sunulan belgeler kapsamında bir değerlendirme yaparak değerleme raporu hazırladığını, müvekkilinin özel hukuk ilişkisi kapsamında sözleşme yaparak edimlerini bu sözleşme kapsamında yerine getirdiğini, müvekkilinin davacılar ile herhangi bir ilişkisinin ve davacılara karşı bir yükümlülüğü bulunmadığını, müvekkilinin yükümlülüğü kendisine sunulan bilgiler kapsamında rapor hazırlamak olup, raporun nasıl ve nerede kullanılacağı ile ilgili bir tasarruf yetkisi olmadığını, raporda müşterilerin raporu sadece mahkeme ve kamu kuruluşlarına yasal talep olması halinde sunabileceğinin açıkça yazılı olduğunu, bunun ihlal edilmesi nedeniyle müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davacı ... Holding tarafından müvekkiline 08.07.2019 ve 25.07.2019 tarihlerinde iki ihtarname gönderilerek bu davaya gerekçe hazırlanmaya çalışıldığını, raporun hazırlandığı bilgisine ulaştıkları belirtilerek raporun sunulması, çoğaltılmaması taleplerinde bulunduğunu, müvekkilince ihtarnameye cevaben raporların müşterilerin temin ettiği kayıt bilgi ve belgelere göre müşterilerin kendi kullanımları için hazırlandığının, herhangi bir kişi veya kuruma karşı isnat içermediğinin belirtildiğini, bu nedenle müvekkili aleyhine açılan davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini,yapılan işin imzalanan sözleşme kapsamında özel amaçlı bir değerleme hizmeti olduğunu, sözleşmenin 9. maddesi ile müvekkilinin müşteriler ve grubun gizli bilgilerini, ticari sırlarını üçüncü kişilerden saklı tutmayı taahhüt ettiğini, bu taahhüdünü de yerine getirdiğini, raporun değerleme raporu olup bağımsız denetim raporu niteliğinde olmadığını,hazırlanan değerleme raporunun kısıtlı bilgi ve belgelere dayanılarak hazırlandığını, raporda değerleme çalışmalarının ... ve danışmanları tarafından sunulan kısıtlı bilgi ve belgeler esas alınarak yürütüldüğünün açıkça belirtildiğini, ayrıca bilgisine ulaşılmayan şirketlerin değerleme kapsamı dışında kaldığının ve grubun toplam varlık değeri tespit edilirken bu hususun göz önünde bulunması gerektiğinin de ifade edildiğini, değerleme raporunun 7. sayfasında, rapor hazırlanırken grup yönetimi ile herhangi bir iletişim kurulmadığı, gruptan herhangi bir bilgi veya belgenin müvekkiline iletilmediğinin, değerleme sürecinde bilgi temininin sınırlı bir şekilde ...’dan sağlandığının belirtildiğini,raporun 15. sayfasında değerleme çalışmalarında baz alınan verilerin ... tarafından sunulan ... grubu için 2015 ve 2016 yıllarında ... tarafından hazırlanmış taslak değerleme çalışmalarından ve sunulan diğer bilgilerden elde edildiğinin belirtildiğini, yapılan işin Bağımsız Denetim Yönetmeliğine tabi bir denetim olmadığını, davacıların zarar gördüklerini iddia ettikleri fiilin raporun banka gibi özel kurumlarla paylaşılması eylemi olduğunu, raporun müvekkili tarafından paylaşılmadığını, değerleme raporunun HMK‘nın uzman görüşü başlıklı 293. maddesinde belirtilen uzman görüşü niteliğinde olduğunu, raporun takdiri bir delil olup hakimi bağlayıcı nitelikte olmadığını,raporun üçüncü kişi ve kurumlarla paylaşılması fiili ile dolayısıyla bir zarar oluşmuş ise bu fiil ile müvekkili şirket arasında illiyet bağı bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; dava konusu değerleme raporunun davalılar ve dava dışı ... arasında düzenlenen 30.07.2018 tarihli sözleşmeye istinaden Yıldırım grubunun varlık değerini tespit etmek üzere düzenlendiği, raporun amacının davalı ... ile dava dışı ...’a ve mahkemelere alacakları kararlarda yardımcı olacak bağımsız değerleme görüşü sunmak olduğu, raporun TTK uyarınca finansal tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun denetimi olmadığı, raporun Bağımsız Denetim Yönetmeliğine tabi bir denetim raporu olmadığı, raporun sadece somut olayla ilgili olarak uzman görüşü olabileceği, yine dosya kapsamında davacının rapor nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığı veya uğrama ihtimalinin olacağını ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili; müvekkili şirketlerde pay sahibi ...’ın 14.10.2017 tarihinde vefatı üzerine mirasçı olarak çocukları ... ile ...’ın kaldığı, mirasçıların pay defterine yazılma isteminin müvekkili şirketler tarafından kabul edilmeyerek gerçek değeri karşılığında bu payların devralınacağının bildirildiğini, mirasçıların ise kendilerine önerilen payların gerçek değerini kabul etmeyerek pay değerinin tespiti davaları açtıklarını, yargılamalar sırasında davacının mahkeme dosyalarına davalı ... tarafından düzenlenen değerleme raporunu sunduğunu, müvekkilinin rapordan haberi olmadığı gibi hazırlanması için talepte bulunmadığını, hazırlanmasına onay vermediğini, mirasçı ...’ın raporu değişik kurum ve kuruluşlara ve ayrıca bankalara 05.10.2020 tarihli ihtarname ile gönderdiğini, mahkemece incelenmesi gereken hiçbir hususun incelenmediğini, söz konusu raporun müvekkili şirketlerin onayı dışında hazırlanmış olması ve davalı tarafından üçüncü kişilerle paylaşılmasının dahi davanın kabulü için geçerli bir neden olduğunu, raporun müvekkili şirketleri ticari anlamda zor durumda bırakmak ve ticari sırlarını üçüncü kişilere açmak amacıyla kullanıldığını, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında maddi olayların gereği gibi değerlendirilmediğini, bilirkişilerce müvekkili şirketler nezdinde inceleme yapılmadığını, hiçbir inceleme yapılmaksızın zarara ilişkin somut veri sunulmadığından zarar hesabı yapılamayacağının belirtilmesinin kabul edilemez olduğunu, ayrıca bilirkişilerin hukuki değerlendirme yaparak raporun hukuki niteliği ile ilgili yorumlarda bulunduklarını,davanın konusu söz konusu raporun niteliği olmayıp raporun hukuka aykırı olarak hazırlanması ve kullanılması olduğunu, raporun uzman görüşü niteliğinde olduğu düşünülse bile raporun hazırlanış ve kullanım şeklinin hukuka aykırı olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini, zira raporun müvekkili şirketlere maddi ve manevi olarak ciddi zarar verdiğini, rapor nedeniyle müvekkillerinin çalışmakta olduğu bankalar ile sorunlar yaşadıklarını, dava konusu rapor Bağımsız Denetim Yönetmeliğine tabi bir rapor olup yönetmeliğe aykırı olarak hazırlandığını, davalı denetim şirketinin müvekkili şirketlerin paylarının değerlendirmesini yaparken müvekkillerinden bir iş teklifi veya talep almadığını, müvekkili şirketler nezdinde hiçbir sıfatı bulunmayan üçüncü kişinin talebi ile müvekkillerinin onayı dışında elde edilen ve ticari sır taşıyan gizli bir belgeye esas alarak değerleme yaptığını, dolayısıyla davalının güvenilirlik, bağımsızlık, tarafsızlık yükümlülüklerine aykırı hareket ettiğini, davalı denetim şirketine hangi belgelerin sunulduğunun, bu belgelerin nasıl elde edildiğinin ayrı bir tartışma konusu olduğunu, raporda müvekkili şirketlerin kesinlikle bilgisi ve onayı olmayan şekilde birtakım belgeler alınarak bu belgelerin sunulduğunu, raporun bu doğrultuda hazırlandığının anlaşıldığını, ... tarafından hazırlanan raporun ise ticari sır içeren ve gizli hazırlanan bir rapor olduğunu, davalının bu raporu nasıl elde ettiğinin bilinmediğini, müvekkili şirketlerin ticari sırlarını içeren gizli bir raporun müvekkillerinin bilgisi ve onayı dışında üçüncü kişilere verilerek sözde bir değerleme raporu oluşturulduğunu, raporun davalı ... tarafından devam eden dava süreçlerine etki etmek, üçüncü kişiler ve kuruluşlar nezdinde müvekkili şirketler aleyhine algı oluşturmak ve müvekkili şirketleri zarara uğratmak amacıyla kullanıldığını, söz konusu raporun dolaşımda olmasının müvekkili şirketlerin iradesine ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davalı ... ile davacı şirketler arasında görülen dava dosyalarına ibraz edilmek üzere davalı tarafından diğer davalı ... şirketine davacı şirketlerin hisse değer tespitine ilişkin rapor hazırlatılması ve raporun yargılama dosyalarına ibrazı nedeniyle, söz konusu raporun hükümsüzlüğünün tespiti ile uğranılan maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı şirketlerin ortaklarından 1/3 pay sahibi ...'ın 14.10.2017 tarihinde ölümü üzerine mirasçı olarak geriye çocukları olan davalı ... ile dava dışı ...'ın kaldığı, mirasçılar tarafından davacı şirketlerde muristen intikal eden payların intikali ile pay defterine kaydedilmesi istemiyle davacı şirketlere ihtarnameler keşide edildiği, davacı şirketlerce murisin payına tekabül eden gerçek değerinin miktarı bildirilerek şirketler TTK'nın 493/4 maddesi kapsamında payları gerçek değerinden satın alarak, murise ait payların mirasçılara intikaline onay vermemeye ve mirasçıları pay defterine yazmamaya karar verdiğinin bildirildiği, davacı mirasçılar tarafından ise TTK'nın 493/5 maddesi gereğince hisselerin gerçek değerinin tespiti istemiyle davacı şirketler aleyhine Bursa ve Gebze mahkemelerinde davalar açıldığı, söz konusu dava dosyalarına işbu davanın konusu olan ve davalı ... şirketince hazırlanan değer tespit raporunun ibraz edildiği, davacı mirasçı ... tarafından muhtelif bankalara gönderilen 05.10.2020 tarihli ihtarname ile yaşanan süreç anlatılarak hisse değerinin tespiti için mahkemece bilirkişi atandığı, bilirkişi tarafından hesaplanacak hisse değerinin kendisine ödeneceği, şirketlerce bilirkişi ücretinin yatırılmaması halinde ise dosyaya sunmuş oldukları ... şirketince hazırlanan değer tespit raporuna göre karar verilmesinin talep edileceği belirtilerek, murisin ölümü ile murise ait şirket hisselerinin kendilerine intikal ettiği, bu süreçte hisseleri sattığına yönelik gerçek dışı ifadelere itibar edilmemesi, şirketlerin muristen intikal eden paylar yönünde tasarrufta bulunma hakkının olmadığı hususlarının ihtar edildiği anlaşılmaktadır. Davacı şirketler tarafından, davalının bankalara keşide ettiği söz konusu ihtarnameye dayalı olarak haksız rekabetin tespiti ile uğranılan zararın tahsili istemiyle İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/625 esas sayılı dosyada açılan davada mahkemece yapılan yargılama sonucunda, ihtarnamenin kötüleme niteliği taşımadığı, davalının eyleminin hak arama özgürlüğü kapsamında bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 397 vd. maddelerinde anonim şirketlerin bağımsız denetçiler tarafından denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş olup, denetim konu ve kapsamı şirketin finansal tabloları ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporları olarak belirlenmiştir. 26.12.2012 tarihli RG'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bağımsız Denetim Yönetmeliğinin 4. maddesinde ise bağımsız denetim; finansal tablo ve diğer finansal bilgilerin, finansal raporlama standartlarına uygunluğu ve doğruluğu hususunda, makul güvence sağlayacak yeterli ve uygun bağımsız denetim kanıtlarının elde edilmesi amacıyla, denetim standartlarında öngörülen gerekli bağımsız denetim tekniklerinin uygulanarak defter, kayıt ve belgeler üzerinden denetlenmesi ve değerlendirilerek rapora bağlanması olarak ifade edilmiştir. Davalı ... tarafından diğer davalı ... şirketine hazırlatılan rapor ise bu kanun ve yönetmelik anlamında bir bağımsız denetim raporu olmayıp, davalı tarafından sağlanan sınırlı bilgiler ile davacı şirketlerin 2016-2016 yıllarında danışmanlık firması ... tarafından hazırlanan taslak değerleme raporu esas alınarak düzenlenmiş olan hisse değeri tespit raporudur. Bu rapor davalı tarafça yargılaması süren hisse değeri tespitine ilişkin yargılama dosyalarına sunulmuş olup, HMK'nın 293. maddesi kapsamında uzman görüşü niteliğindedir. Rapora esas alınan bilgiler ise ... taslak raporu ile davacının şirketlerde ortak ve yönetim kurulu üyesi olan muris babasından elde edildiği ve intikal ettiği bildirilen sınırlı bilgilere dayanmaktadır. Bu haliyle davalı ... şirketince değer tespit raporu düzenlenmesinin başlı başına haksız fiil olarak kabulü mümkün değildir. Davalı tarafından bankalara keşide edilen ihtarnamede haksız rekabet unsuru bulunmadığı kesinleşmiş mahkeme kararı ile tespit edilmiş olup, ihtarname içeriğinde yer alan ifadeler ise süreci anlatan ve davacı şirketlerin tüzel kişiliğini ve ticari itibarını zedeleyici bir unsur içermeyen niteliktedir. Değer tespit raporunun bankalara gönderildiğine dair bir delil de bulunmamaktadır. Bu nedenle dava konusu raporun hazırlanması ile davacının keşide ettiği ihtarnamenin haksız fiil olarak kabulü mümkün değildir. İlave olarak raporu hazırlayan davalı ... şirketinin raporun kullanılmasından dolayı herhangi bir sorumluluğu söz konusu olmadığı gibi, tamamen talep üzerine hazırlanan özel amaçlı değer tespit raporu içeriğinde de davacı şirketlere yönelik herhangi bir isnat veya kötüleme bulunmadığı anlaşılmakla, somut olayda her iki davalı bakımından da haksız fiil sorumluluğu koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.