Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/683
2025/214
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/683
KARAR NO: 2025/214
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/12/2018
NUMARASI: 2016/1136 Esas - 2018/1170 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan)
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında 18.05.2012 tarihinde imzalanan nakliye sözleşmesinin konusunun müvekkili şirketin davalıya kiraladığı ve davalıya ait araçlar ile müvekkili şirket müşterilerinin taşıma işinin yerine getirilmesi olduğunu, müvekkili şirkete ait 27 adet çekici ve 27 adet dorsenin mülkiyeti muhafazalı olarak davalıya satıldığını,davalı şirketin bu araçlara 5 adet ilave araç ekleyerek, sözleşmenin ekinde davalı şirketin taahhüt ettiği yıllık sefer sayısı ve bu seferlerin ücretlerinin kararlaştırıldığını, Almanya seferleri için 2012 yılında gerekli sefer sayısına ulaşıldığını, 2013 , 2014, 2015 ve 2016 yıllarında 294 adet seferi farklı tedarikçilere yaptırdığını, İsveç seferleri için 2012 yılında davalının taahhüt ettiği 202 seferden 9 adet seferi gerçekleştirmediğini, 2013 yılında 405 seferden 218,5 seferi gerçekleştirmediğini, davalının 2014, 2015 ve 2016 yıllarında da yine taahhüt ettiği seferleri gerçekleştirmemesi nedeniyle müvekkilinin bu yıllarda 1.382 seferi farklı tedarikçilere yaptırıdğını, müvekkili tarafından davalı aleyhine İstanbul 15. ATMnin 2014/1267 esas sayılı dosyasında satış işleminin iptali talepli dava açıldığını, tarafların 17.03.2015 tarihinde imzaladıkları protokol ile sulh olduğunu, sulh protokolünün 3.3 maddesinde, davalı tarafından müvekkiline 510.000-Euro ödeneceği ve buna ek olarak 20.000-Euro bedelli senet vermeyi taahhüt ettiğini,20 adet çekici ve dorsenin trafik kayıtlarındaki mülkiyeti muhafaza şerhlerinin kaldırılarak müvekkili şirket adına tescilinin kararlaştırıldığını,bu aşamada müvekkili şirket tarafından davalıya avans çeki olarak ... Bankasına ait ... numaralı 26.11.2016 keşide tarihli 298.416-TL bedelli bir adet çek verildiğini, ancak çekin karşı tarafa tahsil amacıyla verilmediğini, zira müvekkilinin davalıdan 1.000.000-TL’nin üzerinde alacağının bulunduğunu, çek dolayısıyla müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığını belirterek, müvekkilin söz konusu çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili; müvekkili ile davacı firma arasında akdedilen nakliye sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlık nedeniyle davacı tarafından müvekkili aleyhine açılan davanın sulh ile sonuçlandığını,sözleşme gereği 510.000-Euro ve 20.000-Euro toplamı 530.000-Euro’nun müvekkili tarafından davacıya ödendiğini, yine protokol gereği araçların devirlerinin de davacı adına yapıldığını, müvekkili şirketin davacıya devredilecek araçlarla ilgili fatura düzenlediğini ve ödenmesi gereken KDV için dava konusu çekin alındığını, zaten protokole göre davanın sulh ile sona ermesi nedeniyle yargılamadan doğabilecek her türlü masraf, harç, vergi ve giderlerden davacının sorumlu olduğunu,davacı tarafça çekin teminat olarak verildiğinin iddia edildiğini, tarafların daha önce yaptıkları sulh protokolü ile aralarındaki bütün uyuşmazlıkları sonlandırdıklarını, sulh sözleşmesinin gerekleri tam olarak yerine getirildikten sonra verilen çekin tahsil amaçlı verilmediğini ileri sürmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zira çekin tahsil amaçlı verilmeyecek olması halinde bu durumun sulh protokolüne yazılması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; 17.03.2015 tarihli sulh protokolünün 3.4 maddesinde, işbu protokolün 3.3 maddesine göre ödenecek 530.000-Euro'nun ...'in mülkiyeti muhafaza kaydıyla satış sözleşmelerine istinaden ...’ya bugüne kadar ödediği toplam 598.000-Euro tutarındaki ödeme ve ... nezdindeki 187.082,30-TL tutarındaki bedelin, mülkiyeti muhafazalı satışı yapılan ancak protokolün 3.2 maddesine göre ...’ya iade edilecek olan on adet dorse ve çekicinin kira bedeli ile davaya konu olup bu protokol kapsamında mülkiyeti tamamen kendisine kalacak olan araçların kalan satış bedeline mahsup edileceği, bu kapsamda ...'in davaya konu 45 adet araca ilişkin ödediği bedellerin iadesi hususunda ...’dan hiç bir talebi olmadığı, gerek cari hesap gerekse sözleşmeler bakımından ...’yı en geniş manada ibra ettiğinin kabul ve taahhüt edildiği, davacının ticari defterlerinde davalıya 1.842.983,89-TL borçlu olduğu, protokol gereği yapılan işlemlerin ticari defterlere usulüne uygun kayıt edilmediği,imzalanan sulh protokolünde dava konusu çeke ilişkin açıklama bulunmadığı, davacı tarafça 27.10.2016 tarihli tahsilat makbuzuyla davalıya teslim edilen dava konusu çekin davalıya ne için verildiğinin anlaşılamadığı, davalının ticari defterlerine göre davacı tarafından verilen çekin teminat çeki olmadığı, ilgili çekten dolayı davacı 298.416-TL borçlu olup, çeki borcuna karşı karşılık verdiği,teminat çeki olmadığı, araçların KDV ve noter masrafı karşılığı cari hesaba ilişkin olarak davalı tarafından alınan çekin iadesi gerekmediği belirtilerek, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; müvekkilince davalı aleyhine İstanbul 15. ATMnin 2014/1267 esas sayılı dosyasında açılan davada müvekkili ile davalının 17.03.2015 tarihinde imzaladıkları protokol gereği sulh olduklarını, 20 adet çekici ve dorsenin trafik kayıtlarındaki mülkiyeti muhafaza şerhinin kaldırılarak müvekkili şirket adına tescilinin kararlaştırıldığını, bu şerhlerin kaldırılması aşamasında müvekkili tarafından davalıya avans çeki olarak dava konusu çekin verildiğini,çekin davalı tarafından bankaya ibraz edilerek tahsil edildiğini, davanın sebepsiz zenginleşme davasına dönüştüğünü,eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda müvekkilinin davalıya 1.842.983,89-TL borçlu olduğu tespitinin gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi raporunun aksine müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu, müvekkili alacaklı olduğu halde kendisini borçlandırmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu çek nedeniyle müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davacı tarafından davalıya verilen çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Çekin yargılama sırasında ibraz ve tahsil edilmesi nedeniyle dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşmüştür. Somut olayda; taraflarca akdedilen 18.05.2012 tarihli nakliye sözleşmesi akdedildiği, yine 30.05.2012 tarihli mülkiyetin saklı tutulması kaydıyla satış sözleşmeleri ile davacı ...'ya ait yarı römork ve çekicilerin davalı ... şirketine satışının yapıldığı, taraflar arasında yaşanan ihtilaflar üzerine davacı tarafından satış sözleşmelerinin iptali ile araçların iadesi ve adına tescili istemiyle İstanbul 15. ATMnin 2014/1267 esas sayılı dosyasında dava açıldığı, yargılama sırasında taraflarca 17.03.2015 tarihli sulh protokolü imzalandığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda protokol hükümlerinin aynen yerine getirilmesine karar verildiği, davalı tarafça düzenlenen 27.10.2016 tarihli tahsilat makbuzu ile davacı tarafından davalıya keşidecisi davacı ve lehtarı davalı olan dava konusu ... Bankasına ait ... seri numaralı 26.11.2016 keşide tarihli 298.416-TL bedelli çekin verildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekilince çekin davalıya hem avans olarak hem de teminat olarak verildiği ileri sürülmüştür. Çek, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilen bir ödeme aracı olup, çekin bu niteliği ve ayrıca peşin satış karinesi uyarınca çeki avans olarak verdiğini ve karşılığında davalı tarafça mal veya hizmet verilmediğini ispat yükü davacı üzerindedir. Diğer yandan çek, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü, çekin teminat olarak verildiğini, dolayısıyla bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı, ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı/kesin delille ispatlayabilir. Eldeki davada çekin avans veya teminat olarak verildiğine dair taraflarca düzenlenmiş bir sözleşme hükmü bulunmamaktadır. 17.03.2015 tarihli sulh protokolünün 3.2 maddesinde, davaya konu 45 adet araç içerisinden ekli listede yer alan 10 adet ve çekicinin mülkiyetinin ...’ya ait olduğunun ... tarafından kabul edildiği, tarafların bu araçların ... adına tescil edilmesi hususunda anlaştıkları, 3.3 maddesinde, ...'in ...’ya 510.000-Euro ödeme yapacağı ve 20.000-Euro değerinde senet teslim edeceği, ...'in yapacağı bu ödemelerin mülkiyeti muhafaza kaydı ile satışı yapılan ancak protokol kapsamında ...’ya iade edilecek olan 10 adet dorse ve çekicinin kira bedeli ile davaya konu olup bu protokol kapsamında mülkiyeti tamamen kendisinde kalacak olan araçların kalan satış bedeline mahsup edileceği, bu kapsamda ...'in davaya konu 45 ada adet araca ilişkin ödediği bedellerin iadesi hususunda ...’dan hiç bir talebinin olmadığını ve ...’yı ibra ettiğini kabul ettiği, 3.5 maddesinde, davanın sulh yoluyla sona erdirilmesi sebebiyle mahkemeden doğabilecek her türlü masraf, harç, vergi ve giderlerden ...’nın sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır. Görüldüğü üzere protokolde davalıya avans veya teminat olarak çek verileceğine dair bir hüküm yoktur.Davalının ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde, protokol gereği davalı tarafça davacıya devredilen araçların KDV ve davalı tarafça yapılan masraflara ilişkin noterlik makbuzları tutarı toplamının çek bedeliyle örtüştüğü, cari hesabın davacıya hitaben düzenlenen söz konusu masraf faturalarıyla kapatıldığı tespit edilmiştir. Davacının ticari defterlerinde ise çekin 27.10.2016 tarihinde davalıya borç olarak kaydedildiği, davacının kendi ticari defterlerine göre davalıya 1.842.983,89-TL borçlu olduğu belirlenmiştir. Bu tespitler doğrultusunda dava konusu çekin davacı tarafça davalıya teminat olarak verildiğinin kanıtlanamadığı, davalı tarafça yapılan araç devirleri sırasında ödenen KDV ile Noterlik masraflarının çek bedeli ile örtüştüğü ve sulh protokolünde masrafları davacının üstlendiği dikkate alındığında, çekin davacının üstlendiği ve davalı tarafça yapılan söz konusu masraflar nedeniyle davalıya tahsil amacıyla verilmiş olduğu sonucuna varılmış olup, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle,istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.