Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/318
2024/1768
4 Aralık 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/318
KARAR NO:2024/1768
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:01/06/2021
NUMARASI:2016/196 Esas 2021/703 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:04/12/2024
Davanın kısmen kabulüne-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; müvekkili tarafından davalı borçlu aleyhine İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile 47.137,04-TL tutarındaki asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ettiğini,taraflar arasında 19.10.2010 tarihinde lojistik hizmet sözleşmesi imzalandığını, davalının 01.01.2014-30.01.2015 tarihleri arasında müvekkili tarafından düzenlenen faturalardan kaynaklanan borcunu ödemediğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili;davacının müvekkiline ait ürünleri depolama ve dağıtım hizmetleri işini üstlendiğini,davacının uhdesinde bulunan ürünlerin müvekkilinin bilgisi olmadan dört kez taşındığını ve sonrasında kaybolduğunu, davacının stok kayıtlarını güncel ve doğru tutmadığını, irsaliyeleri yanlış kestiğini, kaybedildiğini veya süresinde müvekkiline gönderilmediğini, bu sebeple müvekkilinin faturalarını süresinde kesemeyerek cezai müeyyidelerle karşılaştığını, depodaki personel yetersizliğinin müvekkilinin siparişlerini ve sevkiyatlarını yavaşlattığını, davacının 19.02.2014 tarihinde gönderdiği e-postada kabul ettiği zarar bedelinin müvekkiline ödenmediğini, 30.09.2014 tarihinde yapılan sayım sonuçlarına göre davacı ile müvekkili kayıtları arasında ciddi farkların olduğunu, davacı kayıtlarının düzensizliği nedeniyle müvekkilinin kayıtlarının istenildiğini ve müvekkili şirket tarafından gönderildiğini, davacı tarafından gönderilen 24.12.2015 tarihli mailde 39.000-TL tutarlı iade faturalarının kabul edildiği belirtilmesine rağmen mutabakat çalışmalarını tamamlamak için cari hesap ekstrelerinin gönderilmediğini, 30.12.2014 tarihli mailde ise faturayı beyanname süresince alamayacakları bilgisi verildiğini, davacı tarafça müvekkili şirketin zararı kabul edilmekle birlikte haksız bir şekilde müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; alınan 04.02.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacı kayıtlarına göre davalıdan 47.134,04-TL alacağının bulunduğu, bununla birlikte davacı kayıtlarında bulunan 3 adet fatura toplamı (1.140,47+10.935,11+ 5.195,66) 17.271,24-TL'nin davalı kayıtlarında olmadığı, faturaların tebliği ve hizmetin yapıldığına ilişkin belge bulunmadığı, alacaklı bulunduğu 47.134,04-TL tutardan 3 fatura toplamı 17.271,24-TL mahsup edildiğinde, davacının davalıdan 29.862,80-TL alacaklı olduğu,davalı taraf, davacının uygulamaları dolayısıyla 39.000-TL zarara uğradığını iddia etse de somut delil sunmadığı ve zararını ispat edemediği, davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 29.862,80-TL alacaklı olduğu gerekçesiyle,davalının takibe itirazının 29.862,80-TL asıl alacak bakımından iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilerek devamına, fazla istemin reddine, % 20 oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline,davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:1- Davacı vekili;üç adet fatura bedeli alacağın 17.271,24-TL eksik hesaplandığını,tebliğ evraklarının sunulduğunu,faturaların BA-BS formaları ile de uygunluk gösterdiğini,faturaların teslim edildiğine dair kesin delil niteliğinde olduğunu belirterek, reddedilen kısım bakımından kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2-Davalı vekili; taraflar arasındaki ihtilafın 31.12.2013 tarihli 26.256-TL'lik fatura ile "hatalı istifleme tazminatı" açıklamalı 8.797,89-Euro bedelli faturadan kaynaklandığını, söz konusu faturanın müvekkilinin defterlerinde kayıtlı olup vade farkı olmadığını, müvekkili şirketçe 04.07.2013 tarihinde "hatalı istifleme tazminatı" açıklaması ile 8.797,89-Euro bedelli faturanın davacıya gönderildiğini, davacının bu faturaya süresinde itiraz etmediğini, 30.12.2013 tarihinde bu faturaya istinaden bir fatura düzenlediğini, müvekkilinin de bunun üzerinde 31.12.2013 tarihli "Hatalı istifleme tazminatı" açıklaması ile yeni bir fatura düzenleyerek davacıya gönderdiğini, davacının 19.02.2014 tarihinde gönderdiği mailde; "C/H ekstreniz incelenmiş olup farkımız ... no'lu 8.847,89-Euro faturanızdan kaynaklanmaktadır. İlgili faturanız henüz kayıtlarımıza alınmamıştır.Süreç devam etmektedir. 8.847,89 Euro karşılığı 26.256,42-TL'ye karşılık gelmektedir. İlgili fatura hasar faturası olup, operasyondaki arkadaşlarımız hasar tazminatı için sigortaya müracaat etmişler, ancak sigorta fatura 10.000-TL üzeri olması nedeniyle sigorta kapsamına almamıştır. Sizden sigortadan tazmin edilmesi amacıyla ilgili iade faturasının iptal edilerek,10.000-TL altı olacak şekilde 3 ayrı fatura şeklinde bize iade faturası düzenlemenizi rica ederiz... " denildiğini, sonraki süreçte davacının bu zarar bedelini müvekkiline ödemeyi reddettiğini, 30.09.2014 tarihinde yapılan sayım sonuçlarına göre ise davacı ile müvekkili şirket kayıtları arasında ciddi farklar bulunduğunu, davacı tarafça gönderilen 24.12.2014 tarihli mailde "Bu vesile ile sayım sonuçlarına göre oluşan 39.000-TL'lik iade faturalarınızı kabul etme yönünde attığımız adım karşılığında, kalan bakiyemizin yıl sonu kapanmadan ödenmesi hususunda desteğinizi önemle rica ederiz" denildiğini, müvekkilinin bu mail üzerine 30.12.2014 tarihinde davacının gönderdiği ekstrede görülen bakiye 26.021-TL'yi davacıya ödediğini, ancak davacı tarafça gönderilen 30.12.2014 tarihli mailde "Üst yönetim tarafından sizden bilgi geri dönüşü olmadığından 39.000-TL'lik kabul edilecek faturayı beyanname surecine alamayacakları bilgisini vermişlerdir." denildiğini, davacı tarafça müvekkili şirketin zararı kabul edildiğini, davacının 31.12.2013 tarihli hatalı istif faturasını defterlerine işlemediğini, müvekkilinin sayımda ortaya çıkan zararları sebebiyle, daha önceki faturanın davalı tarafça işlenmemesi sebebiyle 14.05.2013-22.09.2014 tarihleri arasında kesilen ve toplamı 39.000-TL'yi bulan 6 adet faturanın 24.12.2014 tarihli elektronik posta ile davacı tarafça kabul edildiğinin bildirilmesi üzerine bakiyenin davacıya ödendiğini müvekkilinin 21.01.2015 tarihinden sonra davacıdan hizmet almadığını,30.01.2015 tarihli faturanın dayanağı olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, taraflar arasında akdedilen lojistik hizmet sözleşmesi kapsamında, davacı tarafça davalıya verilen depolama ve dağıtım hizmetlerinden kaynaklanan hizmet bedeli alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen 14.09.2017 tarihli bilirkişi raporunda; davacının kendi defterlerine göre davalıdan takip tarihi itibariyle 47.136,98-TL alacaklı, davalının kendi ticari defter kayıtlarına göre ise davacıya takip tarihi itibariyle 29.865,30-TL borçlu olduğu, davacı tarafından davalıya düzenlenen 17.01.2014 tarihli 755,20-TL, aynı tarihli 553-TL, 21.02.2014 tarihli 476-TL, 24.07.2014 tarihli 1.140,47-TL, 31.12.2014 tarihli 10.935,11-TL ve 30.01.2015 tarihli 5.196,66-TL olmak üzere toplam 19.055,44-TL tutarlı faturaların davalı kayıtlarında yer almadığı, ayrıca davacı tarafından davalıya yapılan toplam tutarı 1.748,20-TL olan virman işleminin davalı kayıtlarında bulunmadığı, söz konusu faturalar ile virman kayıtları dışında taraf defterlerinin birbirini doğruladığı, davacı çalışanı tarafından davalıya 30.12.2014 tarihinde gönderilen mail ile sayım sonucunda davalının 39.000-TL zarara uğratıldığının kabul edildiği, bu nedenle bu tutarın oluşan davacı alacağından mahsubu ile davacının takip tarihi itibariyle 8.136,98-TL alacak talep edebileceği bildirilmiştir.Tarafların itirazları üzerine alınan 01.08.2018 tarihli bilirkişi raporunda; taraf şirketlere ait 2014 yılı BA-BS farkının, ay içinde kesilen faturaların 5.000-TL sınırını geçmemesinden kaynaklandığı, 2015 yılında ise davalı şirketin BA bildirimleri yönünden davalı ile vergi dairesi arasında gerek belge sayısı gerekse tutarlar arasında fark bulunmasından dolayı vergi dairesi bilgileri ile uygunluk göstermediği belirtilmiştir.Farklı bilirkişiden alınan 04.02.2020 tarihli raporda; davacının ticari defterlerine göre davalıdan takip tarihi itibariyle 47.134,04-TL alacaklı, davalının ise kendi ticari defterlerine göre 320 kodlu hesapta davacıya 29.865,30-TL borçlu, 120 kodlu hesapta ise 28.115,07-TL alacaklı olduğu, davacı kayıtlarında bulunan 24.07.2014 tarihli 1.140,47-TL, 31.12.2014 tarihli 10.935,11-TL ve 30.01.2015 tarihli 5.196,66-TL tutarlı üç faturanın davalı kayıtlarında bulunmadığı, bunlardan 24.07.2014 ve 30.01.2015 tarihli faturaların teslimine ilişkin belge sunulmadığı, 31.12.2014 tarihli faturanın ise teslim kaydı bulunduğu, davalının 39.000-TL zararına ilişkin iade faturasının sunulmadığı, davacının teslim belgesi sunamadığı 3 fatura toplamı 17.271,24-TL'nin mahsubu ile 29.862,80-TL alacağı bulunduğu belirtilmiştir.Bilirkişi kurulunca düzenlenen 04.02.2021 tarihli ek raporda ise; taraf defterleri arasındaki farkın davacı kayıtlarında bulunan 24.07.2014 tarihli 1.140,47-TL, 31.12.2014 tarihli 10.935,11-TL ve 30.01.2015 tarihli 5.196,66-TL olmak üzere toplam 17.271,24-TL tutarlı faturaların davalı kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığı, 24.07.2014 tarihli vade farkı açıklamalı olup teslimine ilişkin belge sunulmadığı gibi dayanağının da bulunmadığı, 31.12.2014 ve 30.01.2015 tarihli faturalar ise hizmet bedeline ilişkin olup hizmetin verildiğine dair delil sunulmadığı, davacı defterlerindeki alacaktan bu üç fatura bedelinin düşülmesi sonucunda davacının 29.862,80-TL alacaklı olduğu, davacı tarafça gönderilen mailde belirtilen 39.000-TL tutarlı zarara ilişkin davalı tarafça fatura sunulmadığı, sadece mail çıktısına dayalı olarak davalının 39.000-TL zarar alacağı bulunduğu yönünde kanaate ulaşılamadığı yönünde görüş bildirilmiştir.Somut olayda; davacı tarafından davalıya verilen depolama ve dağıtım hizmetlerinden kaynaklanan hizmet bedeli alacağı talep edilmiş olup uyuşmazlık; davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan 24.07.2014 tarihli 1.140,47-TL, 31.12.2014 tarihli 10.935,11-TL ve 30.01.2015 tarihli 5.196,66-TL bedelli olmak üzere toplam 17.271,24-TL tutarlı davacı faturalarının davalı kayıtlarında yer almaması ile davalının davacıya hitaben düzenlediği bir kısım faturaların davacının ticari defter kayıtlarında yer almamasından kaynaklanmaktadır. Davacının düzenlediği 24.07.2014 tarihli 1.140,47-TL bedelli fatura vade farkına ilişkin olup faturanın davalıya tebliği kanıtlanamadığı gibi dayanağı yoktur.31.12.2014 tarihli 10.935,11-TL tutarlı hizmet bedeli faturasının tebliğ evrakı sunulmamıştır.30.01.2015 tarihli 5.196,66-TL tutarlı depolama ve sipariş hazırlama hizmet bedeli faturası davalıya teslim edilmiş ve davalı tarafça yasal sürede itiraz edilmemiştir. Bu durumda davalıya teslimi ve içeriği hizmetin verildiği kanıtlanamayan 1.140,47-TL ve 10.935,11-TL tutarlı fatura bedellerinin davacının defterlerinde tespit edilen 47.137,04-TL alacaktan düşülmesi sonucunda davacı alacağı 35.061,46-TL olarak tespit edilmektedir.Sunulan kayıtlara göre depolama sırasında zarar gören davalının mallarına ilişkin olarak davalı tarafça tutanaklar düzenlendiği, bu nedenle oluşan zararların davalı tarafça muhtelif yansıtma faturalarına konu edildiği, yine bu kapsamda davalı tarafından düzenlenen 04.07.2013 tarihli 8.797,89-Euro tutarlı hatalı istifleme tazminatı açıklamalı faturanın düzenlendiği, ancak söz konusu zarar ve yansıtma faturalarının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşılmaktadır. Ancak davalı tarafça sunulan ve davacının inkar etmediği e-posta yazışmalarında; davacının 19.02.2014 tarihinde davalıya gönderdiği e-postada aynen "C/H ekstreniz incelenmiş olup farkımız ... no'lu 8.847,89-Euro faturanızdan kaynaklanmaktadır. İlgili faturanız henüz kayıtlara alınmamıştır. Süreç devam etmektedir. 8.847,89 Euro karşılığı 26.256,42-TL'ye karşılık gelmektedir. İlgili fatura hasar faturası olup, operasyondaki arkadaşlarımız hasar tazminatı için sigortaya müracaat etmişler, ancak sigorta fatura 10.000-TL üzeri olması nedeniyle sigorta kapsamına almamıştır. Sizden sigortadan tazmin edilmesi amacıyla ilgili iade faturasının iptal edilerek, 10.000-TL altı olacak şekilde 3 ayrı fatura şeklinde bize iade faturası düzenlemenizi rica ederiz..." denilmiştir. Yine davacı tarafından davalıya gönderilen 24.12.2014 tarihli e-postada; "... Geçmiş dönemde yanlış yönlendirmeler neticesinde oluşan konularda daha önce de defaten paylaştığım 39.000-TL'lik iade faturalarınız sistemimize tanımlanmış ve beyanname sürecine dahil edilmiştir. ... Bu vesile ile sayım sonuçlarına göre oluşan aşağıda dökümü verilmiş 39.000-TL'lik iade faturalarınızı kabul etmiş olmamız yönünde attığımız adım karşılığında,kalan bakiyemizin yıl sonu kapanmadan ödenmesi hususunda desteğinizi önemle rica ederiz" şeklinde beyanda bulunulmuş olup, 30.12.2014 tarihli e-postada ise geri dönüş olmadığından üst yönetimin 39.000-TL'lik faturayı beyanname sürecine almayacakları bilgisinin verildiği davalıya iletilmiştir. Davacının söz konusu yazışmalardaki açık kabulleri doğrultusunda davalının 8.847,89-Euro tutarlı faturasının da aralarında bulunduğu zarar yansıtma faturalarının toplam 39.000-TL olarak davacı tarafça kabul edildiği sonucuna varılmakta olup, bu tutarın davacının yukarıdaı belirlenen 35.061,46-TL alacağından mahsubu gerekmektedir. Bu mahsup işlemi sonucunda ise davacının bakiye alacağı kalmadığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalıdır. Diğer yandan davacı takipte haksız olsa da kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından, davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak "davanın reddine,davacı vekilinin başvurusu nedeniylekarar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/06/2021 Tarih 2016/196 Esas 2021/703 Karar sayılı kararın HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın reddine, Koşulları olmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine"Verilen karara göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun konusu kalmadığından bir karar verilmesine yer olmadığına,İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gerekli 427,60-TL harcın peşin ve tamamlama harcı toplamı 569,93-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 142,33-TL'nin talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 1.800-TL bilirkişi ücretinden ibaret yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalı lehine takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, " İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının (davacı 59,30-TL, davalı 509,97-TL) istek halinde kendilerine iadesine,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/12/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.