Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/274
2025/219
13 Şubat 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/274
KARAR NO: 2025/219
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/11/2021
NUMARASI: 2017/128 Esas 2021/899 Karar
DAVA: Alacak (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne ilişkin kararın davacı/karşı davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı-karşı davalı vekili; müvekkili şirketin 01.08.2011 tarihinden itibaren davalı şirketin Tokat ve Amasya bölgesi tek yetkili bayisi sıfatıyla davalıya hizmet verip bayilik-acentelik yaptığını, müvekkilinin bayiliği üstlenmeden önce davalının bölgede cirosu yıllık en fazla 100.000-TL civarlarında iken müvekkili tarafından bayilik üstlenildikten sonra cirosunun hızla arttığını ve son 10 aylık dönemde 7.227.975,43-TL'ye yükseldiğini, buna rağmen davalının sözleşmeyi Beyoğlu ... Noterliğinin 31.10.2016 tarihli ihtarı ile haksız olarak feshettiğini, davalının ihtarında yer alan fesih gerekçesinin müvekkili şirkete 163.475-TL haksız ödeme yaptığını, ancak davalının fesih ihbarından ve zarara uğradığı iddiasından sonraki tarihlerde müvekkili tarafından verilen siparişler ile toplam 1.552.557,10-TL tutarında ürün verdiğini, dolayısıyla davalının ihtarından sonra dahi müvekkili ile rutin çalışmasına devam ettiğini, bunun da fesih ihtarında belirttiği iddialara davalının inanmadığını gösterdiğini, davalının ihbarında 12-13 Temmuz 2016 tarihinde yaptığı bir inceleme neticesi ile sözleşmenin feshedildiğini bildirdiğini ve fesih tarihinin ihbar tarihi olan 31.10.2016 'tarihinden 1 ay sonrasında olduğunu, davalının haklı fesih sebebi tespit etmiş ise derhal fesih hakkını kullanması gerektiğini, ancak davalının inceleme tarihinden uzunca bir süre geçtikten sonra yani sözleşme ilişkisi sürdürüldükten sonra feshi kullandığını, ticari olarak uzun bir süre geçtikten sonra artık haklı sebep taşısa dahi o fesih sebebinin kullanılmasının hukuken mümkün olmadığını,davalının Sivas bölgesi bayisine müvekkilinin bölgesinde fiilen satış yaptırarak sözleşme bölgesini ihlal ettiğini, fesihten sonra müvekkilinin bölgesinin Sivas bayisine verildiğini, sözleşmenin 17/2 maddesi gereği bir ihlal durumunda davalının ihlalin giderilmesi talebine rağmen 5 gün içerisinde düzeltilmemesi halinde fesih hakkına sahip olduğunu, ancak bu konuda müvekkiline yapılan bir bildirim bulunmadığını, sözleşmenin 5 yıl süreli akdedildiğini, süre dolmasına rağmen ticari ilişkinin devam etmesi nedeniyle belirsiz süreli hale geldiğini, TTK'nın 121. maddesi gereği 3 ay önce feshin ihbarı gerektiğini,müvekkilinin davalının ürünlerini bölgede tanıttığını ve büyük bir müşteri ağı geliştirdiğini, sözleşmenin feshiyle bu ağın davalıya kaldığını, menfaat sağlamaya devam edeceğini, sözleşmenin feshi üzerine müvekkilince davalıya Bakırköy ... Noterliğinin 10.11.2016 tarihli ihtarnamesi gönderilerek uğradığı zararların tazmininin talep edildiğini, ancak davalının ihtara cevap vermediğini belirterek, denkleştirme tazminatı olarak 50.000-TL, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğranılan zarar karşılığı olarak 20.000-TL, sözleşmeye güvenerek ve davalının talimatı ile yapılan yatırım giderleri olarak 30.000-TL, sözleşmenin feshi nedeniyle iş akdi feshedilmek zorunda kalınan işçilere ödenen tazminat bedelleri için 5.000-TL, sözleşmeye güvenilerek alınan araçların fesih ile atıl kalması ve elden çıkarılması nedeniyle 5.000-TL, uğranılan kar kaybı olarak 10.000-TL, davalının sözleşme süresinde satış bölgesini ihlal etmesi nedeniyle 5.000-TL maddi tazminat ile 100-TL manevi tazminatın ihtar tarihi olan 10.11.2016 tarihinden itibaren reeskont avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı-karşı davacı vekili; tarafların 01.08.2011 tarihli sözleşme ile 5 yılı aşkın süre ile ticari ilişki yürüttüklerini, davacı tarafın sözleşmeye aykırı eylemleri tespit edildiğinden, müvekkilinin sözleşmeyi fesihten başka çaresi kalmadığını, davacının satış yapmadığı ürünlerden satış yapmış gibi gösterdiğini ve bu şekilde haksız ciro primi tahsil ederek müvekkili şirketi zarara uğrattığını, müvekkili tarafından sözleşme haklı sebeple derhal feshedilebileceği halde sözleşmenin 17/1 maddesine dayanarak sözleşmenin bildirimli feshi yoluna gidildiğini ve 1 ay süre verilerek sözleşmenin feshedildiğini, davacının HMK’nın 107. maddesine aykırı olarak belirsiz alacak davası açtığını,davacının zararını belirleyebilecek durumda olduğunu,davanın usulden reddi gerektiğini, sözleşme 17. maddesinde her bir tarafa herhangi bir neden bildirmeden sözleşmeyi 1 ay önceden yazılı bildirimle fesih hakkı tanındığını, davacının iş yerinde yapılan denetimde davacının ... sistemine girdiği 1.687.803-TL’lik faturanın ticari saha harcaması (TTS) hak eden modern satış müşterilerine yapılmış satış gibi gösterilerek gerçeğe aykırı olarak işlendiğinin tespit edildiğini, davacının satış yaptığını beyan ettiği faturalar nedeniyle müvekkilinin davacıya 163.475-TL tutarında TTS hakedişi ödediğini, ancak gerçekte faturalar bulunmadığından müvekkilince yapılan ödeme nedeniyle davacının haksız kazanç elde ettiğini ve müvekkili şirketi aldatarak zarara uğramasına sebep olduğunu, davacının gerçekte yapmadığı satışları yapmış gibi göstererek ahlaka sığmayan faaliyetlerde bulunan davacının giderebileceği bir ihlal bulunmadığından, davacıya sözleşmenin 17/2 maddesindeki 5 günlük ihlal giderim süresi tanınmasının beklenemeyeceğini, davacıyı mağdur etmemek adına fesihte 1 ay süre verildiğini, davacıya bölgesinde münhasırlık verilmediğini, sözleşmenin 2. maddesinde; davacının müvek kilinin müstahdemi ve temsilcisi olmadığı, davalıya tekel hakkı tanınmadığından müvekkilinin ürünleri dilediği kişilere satmakta ve sattırmakta serbest olduğunun belirtildiğini, müvekkilinin sözleşme gereği davacı bölgesinde 3. kişiye satış yaptırabilecek iken böyle bir şey yapmadığını, müvekkilinin iyi niyetle stokları teslim almasının davacı lehine yorumlanamayacağını, davacının stok malları iade ettikten sonra müvekkiline sipariş verdiğini, müvekkilinin de ihtirazi kayıtla sözleşme süre sonuna kadar davacıya mal göndererek davacıyı mağdur etmediğini, taraflar arasındaki ilişkinin acentelik ilişkisi olmayıp satış ve dağıtım yapılmasına ilişkin olduğunu, sözleşmenin belirsiz süreliye dönüşmesinin fesih hükmünü geçersiz kılmadığını, sözleşmenin haklı feshi sonucunda davacının denkleştirme tazminatı talep edemeyeceği, ayrıca müvekkilinin ürünlerin bölgede tanıtılmasına ihtiyacı bulunmadığını, haklı fesih nedeniyle davacının sözleşme nedeniyle yaptığı yatırım, katlandığı işçilik tazminatlarını ve aldığı araçlar nedeniyle uğradığı sözde zararını talep edemeyeceğini, taahhüt ettiği hizmetler için bu yatırımları yapmak zorunda olduğunu, davacının yaptığı tüm masrafları kendisine ödenen hak ediş, komisyon ve iskontolarla karşıladığını, davacı tek satıcı olmayıp müvekkilinin de distribütörler veya kendi başına satış yapma hakkı bulunduğunu, tüm distribütörlerin aynı sözleşme koşullarına tabi olduğunu, davacının iddiaları ile haksız rekabet hükümleri arasında illiyet bağı bulunmadığını,sırfleşme ilişkisinin sona erdirilmesinin itibar zedelemeyeceğini, bu nedenle manevi tazminat talep edilemeyeceğini belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
KARŞI DAVA: Davalı-karşı davacı vekili; davacı-karşı davalının sözleşmeyi ihlal ederek müvekkili şirketi aldatmak suretiyle zarara uğrattığını, müvekkilince sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğini, fesih ihtarında davacının ... Panorama sistemine girdiği 1.687.803-TL’lik faturanın ticari saha harcaması hak eden modern satış müşterilerine yapılmış satış gibi gösterilerek, gerçeğe aykırı olarak işlendiğinin, davacının satış yaptığını beyan ettiği faturalar nedeniyle müvekkilinin davacıya 163.475-TL tutarında ticari saha harcaması hak edişi ödeyerek zarara uğradığının tespit edildiğinin belirtildiğini, bu tespitin akabinde konu ile ilgili olarak Erdikler Bağımsız Denetim firmasına denetim yaptırıldığını, bu firma tarafından düzenlenen 06.03.2017 tarihli rapor ile müvekkilinin tespitlerinin doğrulandığını ve davacının gerçekte yapmadığı satışlara karşılık toplam 249.464,67-TL iskonto bedeli ödeyerek zarara uğradığının ortaya çıktığını, davalının gerçekte olmayan faturaları ... Panorama sistemine girerek müvekkili şirkete kestiği iskonto faturaları ile haksız kazanç elde ettiğini belirterek, şimdilik 10.000-TL’nin davacı-karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.
TALEP ARTIRIM: Davalı-karşı davacı vekili 24.09.2021 tarihli dilekçesiyle karşı dava değerini 183.438-TL artırarak 193.438-TL'ye yükseltmiştir.
KARŞI DAVAYA CEVAP: Davacı-karşı davalı vekili; davalı-karşı davacının zararı olsaydı fesihten çok sonraki tarihlerde dahi ödeme yapmayacaklarını ve takas haklarını kullanacaklarını, müvekkili bayiden kaynaklı kusur bulunmadığını, davalı-karşı davacının iddiasının ancak uzman bilirkişiler vasıtasıyla her iki tarafın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde ortaya çıkacağını ve dosyaya mütalaa olarak sunulan ve tek taraflı olarak sadece şirket bilgisayar sisteminin incelenmesi ile alınan belgeyi kabul etmediklerini belirterek, karşı davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME ARARI: Mahkemece; uyuşmazlığa konu ... serisi faturaların ... programı veri tabanında olduğu, bilirkişi raporlarında ... programında yer alan .. serisi numaralı faturaların toplam tutarının 2.816.532-TL olduğu, ... serisi faturaların toplam miktarı üzerinden hesaplanan prim miktarının 163.475 TL olduğu görüşü bildirilmiş olmakla, sözleşmenin haklı feshine sebebiyet veren davacnın feshe bağlı alacak taleplerinin reddinin gerektiği ve haksız tahsil ettiği ... serisi fatura prim miktarı yönünden karşı davanın kabulüne karar verildiği gerektiği belirtilerek, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile 193.438-TL'nin 31/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı-karşı davalı vekili; davalının feshi haksız olup karşı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirketin, haklı nedenle fesih hakkını kullanmadığını,davalının feshe haklı nedenin sebebiyet verdiğini iddia edemeyeceğini, dağıtım sözleşmesinin belirli veya belirsiz süreli olması ayrımına gidilmeksizin haklı nedenle fesih imkanı tanındığını, ancak feshin haklı fesih olabilmesi için feshin derhal ve önelsiz olarak yapılması gerektiğini, fesih hakkı olan tarafın, fesih sebebini öğrenmesine rağmen uzun bir süre sözleşmeyi sürdürmesinin, fesih hakkından vazgeçtiği anlamına geldiğini, davalının kendi beyanlarında, Temmuz ayında yapılan denetimde ... hakediş ödemelerinin bir kısmının haksız tahsil edildiğinin fark edildiğini beyan etmesine rağmen sözleşmeyi derhal önelsiz feshetmeyerek aradan aylar geçtikten sonra 31.10.2016 tarihinde önel vererek sözleşmeyi feshettiğini, aradaki 3 aylık sürede taraflar arasındaki ticari alışverişin aynı şekilde devam ettiğini, ... adlı sistemin davalının kontrolünde olan bir sistem olup, delil olarak kabul edilemeyeceğini, davalı tarafın söz konusu program kayıtlarını görüyor olmasına rağmen aylarca hukuki bir girişimde bulunmamasının, aksine her ay sonunda müvekkili şirket ile mutabakat yapmasının ve ihtarname sonrasında da aylarca da ticari ilişkiyi devam ettirmesinin, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu gösterdiğini, davalının fesih ihtarından sonra müvekkili tarafından kendisine verilen teminatı 24.01.2017 tarihinde kesintisiz olarak iade etmesinin de hiç bir zararı olmadığını gösterdiğini, bilirkişi incelemelerinde tarafların ticari defter kayıtlarının genel olarak uyumlu olduğu, taraflar arasında devamlı surette mutabakat yapıldığı hususlarının tespit edildiğini, vergi dairesi ve onaylı ticari defter kayıtları gereğince müvekkilinin söz konusu dönemde kesinlikle ... seri fatura kullanmadığının sabit olduğunu, mahkemece bu kayıtlar yok sayılarak davalının her zaman müdahale edebileceği bir bilgisayar kaydının dikkate alınmasının kabul edilemeyeceğini, davalının sözleşmenin 17. Maddesi gereği 1 aylık süreyi uyguladığını beyan etmekte ise de, 5 yıl süreli sözleşmenin süresinin sona erdiğini, fesih önelinin TMK'nın 2. maddesi ve işin niteliği dikkate alınarak hakkaniyete uygun bir şekilde hakim tarafından belirlenmesi gerektiğini,davalı tarafından verilen 1 ay sürenin iyi niyetli olmadığını belirterek, kararın kaldırılıp davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, taraflarca akdedilen dağıtım sözleşmesinin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği iddiasına bağlı denkleştirme tazminatı, yatırım bedellerinden kaynaklanan maddi tazminat, kar kaybı ve manevi tazminat; karşı dava ise gerçeğe aykırı fatura kullanılarak tahsil edildiği iddia edilen iskonto bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Somut olayda; taraflarca, davalının ürettiği ürünlerin davacı tarafından dağıtım ve satışının yapılmasına ilişkin olarak 01.08.2011 tarihli dağıtım sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin davalı tarafından, davacının gerçekleştirerek ... sistemine girdiği satış kayıtlarının doğru olmadığı, ticari saha harcamaları desteğinin davacı dağıtıcı tarafından 1.687.803-TL tutarlı faturaların sisteme TTS hak eden modern satış müşterilerine yapılmış gibi gösterilerek gerçeğe aykırı olarak işlendiğinin ve bu faturalar karşılığında davacıya 163.475-TL hak ediş ödendiğinin tespit edildiği,haksız ödemeler nedeniyle zarara uğradığı gerekçesiyle 31.10.2016 tarihli ihtarname ile bir ay sonra geçerli olmak üzere feshedildiği anlaşılmaktadır. Dağıtım sözleşmesinin 2. maddesinde, dağıtıcının faaliyet alanı Tokat ili ve Amasya ili Taşova ilçesi olup, dağıtıcıya tekel hakkı tanınmadığından ...'nin (davalı) ürünleri dilediği kişilere satmakta, dağıtmakta, sattırmakta ve dağıttırmakta serbest olduğunun; 9. maddesinde, taraflar arasındaki ihtilaflarda ...'nin ticari defter ve kayıtlarının esas alınacağının kabul ve beyan edildiğinin; 17. maddesinde; sözleşmenin feshedilmediği sürece ancak her durumda imza tarihinden itibaren en fazla 5 yıl geçerli olduğu, taraflardan herhangi birisinin en az 1 ay önceden yazılı bildirimde bulunarak tek taraflı olarak sebep göstermeksizin feshetme hakkına sahip olduğu, dağıtıcının sözleşmedeki yükümlülüklerinden birini ihlali halinde ihlalin giderilmesi mümkün olup da ...'nin ihlalin giderilmesi talebini yazılı ihtarından itibaren 5 gün içinde düzeltilmezse, ...'nin sözleşmeyi derhal ve tek taraflı feshetme hakkına sahip olacağının hüküm altına alınmıştır. Davalı tarafça delil olarak dayanılan Erdikler firmasınca düzenlenen 06.03.2017 tarihli özel amaçlı raporda; 2016 yılında Panorama programına davacı tarafından toplam 3.442.944,53-TL satış tutarı girildiği, bu tutardan kaynaklanan iskontonun 542.105,69-TL olduğu, programa davacı tarafından girilmiş olan ticari saha harcamalarına ilişkin faturaların incelenmesinde, farklı tarihlerdeki birden fazla müşteriye düzenlediği bazı faturaların aynı matbu numarayı taşıdığı, bu şekilde girişi yapılan faturalardan birisinin gerçeği yansıtmadığı, dolayısıyla hiç düzenlenmemiş olabileceği, bazı faturaların tarih ve sıra takip etmediği, bu kapsamda daha sonra düzenlenmiş bazı faturaların sıra numarasının önceki tarihli faturadan daha düşük olduğu, bazı faturalarda matbu tarih ve numara bulunmadığı, davacının sisteme girdiği bazı faturaların ilgili satış noktalarına sorulduğunda, satış noktalarının yasal kayıtlarında yer almadığının teyit edildiği, söz konusu faturaların VUK 231 maddesine aykırı olup hiç düzenlenmediği kanaatini uyandırdığı, bu şekilde düzenlenen faturalara dayalı iskonto tutarının 249.464,67-TL olduğu bildirilmiştir. Mahkemece davacının ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemelerinde; davalının ihtarnamesi ekinde bulunan satışların ve satışlara yönelik fatura bilgilerinin davacının yasal defter kayıtlarında yer almadığı, davacının 2016/01-2016/06 dönemlerine ait aylık BS beyannamelerinde ihtarname ekinde belirtilen satışlara ilişkin bir kayda rastlanmadığı, davacının kullandığı satış faturalarının seri ve sıra no'larını gösteren yazıda ... seri no'lu satış faturası bulunmadığı, ancak ihtarname ekinde belirtilen faturaların bu seri numarasına ait olduğu, davacının kayıtlarında 163.475-TL tutarında prim faturasına veya bu faturaya ait tahsilat kaydına rastlanmadığı, 2017 yılı kayıtlarında borç/alacak bakiyesi bulunmadığı tespit edilmiştir. Davalının ticari defter kayıtları ile davalı tarafça kullanılan ... programının incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporlarında; davalı tarafından davacıya 2016 yılı içinde toplam 871.111,37-TL ödeme yapıldığı, davalı tarafından davacıya ödenen 163.475-TL kadar zarara uğradığı, davacının bilgisayar programına yüklediği ileri sürülen ... serisi faturaların ... programının veri tabanında bulunduğu, ... programında yer alan ... serisi faturaların toplam tutarının 2.816.532-TL olduğu, bu faturaların sisteme davacı ... Gıda tarafından yüklendiği, bu faturaların davalının 31.10.2016 tarihli ihtarnamesi ekindeki faturalar olduğu, ... serisi faturaların toplamı üzerinden prim miktarının 193.438-TL olduğu görüşü bildirilmiştir. Bu tespitler doğrultusunda taraflar arasındaki ilişkide davacı tarafından modern kanal müşterisi olarak sınıflandırılan müşterilere yapılan satışlarda davalı tarafça belli oranda iskonto uygulanarak satış bedeli miktarlarına göre iskonto ödemesi yapıldığı, bağımsız denetim firmasınca düzenlenen rapor ve bu rapordaki tespitleri doğrulayan mahkemece alınan bilirkişi raporlarına göre davacı tarafça aslında modern kanal müşterilerine satış yapılmadığı halde satış yapılmış gibi gösterilerek düzenlenen faturalar doğrultusunda davalıdan haksız olarak iskonto bedeli tahsil edildiği, 2016 yılı içinde bu şekilde tahsil edilen tutarın 193.438-TL olduğu belirlenmiştir. Buna göre davacının eylemi davalı açısından sözleşmeyi haklı nedenle fesih hakkı doğurmuş olup, davalı tarafça da sözleşme bu gerekçeyle haklı sebeple feshedilmiştir. Davalı tarafça fesih ihtarında davacıya 1 aylık fesih öneli tanınmış olması, davacı elinde bulunan stok ürünlerin iade alınması veya bu süreçte ihtirazi kayıtla davacının siparişlerinin yerine getirilmesi sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği gerçeğini değiştirmemektedir. Davacı tarafça;davalıya ait ... programının delil olarak değerlendirilemeyeceği, taraflar arasında her ay mutabakat yapıldığı, müvekkilince söz konusu dönemde ... seri fatura kullanılmadığı ileri sürülmüştür. Ancak davalı tarafça sunulan, davacının gerçeğe aykırı olarak düzenlediği tespit edilen ve davacının BS beyannamelerinde yer almayan ... serisi faturalar ... programında kayıtlı olup sisteme bu fatura girişlerinin davacı tarafından yapıldığı, sözleşme gereği taraflar arasındaki ihtilaflarda ...'nin ticari defter ve kayıtlarının esas alınacağının kabul edildiği, davacı tarafça ... program kaydının aksini ispatlar nitelikte herhangi bir delil ibraz edilmediği görülmektedir. Davacının gerçeğe aykırı fatura kullanımının davalı tarafça ancak özel denetim yaptırılarak tespit edilebildiği de dikkate alındığında, taraflar arasında dönem içerisinde mutabakat yapılması da sonuca etkili değildir. Sözleşmenin davalı tarafça haklı sebeple feshi karşısında, davacının sözleşmeden kaynaklanan ve feshe bağlı bağlı denkleştirme tazminatı, yatırım bedellerinden kaynaklanan maddi tazminat, kar kaybı ve manevi tazminat talep etme koşulları oluşmamıştır. Buna karşılık davacı tarafça gerçeğe aykırı fatura kullanılarak davalıdan haksız olarak 193.438-TL iskonto bedeli tahsil edildiği tespit edilmekle, davalının bundan kaynaklanan zararından davacı sorumludur. Bu nedenle mahkemece asıl davanın reddi ile karşı davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalı vekilinin asıl ve karşı davada verilen karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı/karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Asıl dava nedeniyle alınması gereken 615,40-TL, karşı dava nedeniyle alınması gereken 13.213,75-TL olmak üzere toplam 13.829,15-TL istinaf karar harcından, davacı/karşı davalı tarafından asıl ve karşı davaya yönelik yatırılan toplam 5.601,24-TL peşin istinaf karar harcının mahsubu ile kalan 8.227,91-TL harcın davacı/karşı davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı/karşı davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.