mahkeme 2022/1470 E. 2025/1345 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1470

Karar No

2025/1345

Karar Tarihi

16 Eylül 2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1470
KARAR NO: 2025/1345
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/04/2022
NUMARASI: 2021/189 Esas 2022/384 Karar
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/02/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/09/2025
Davanın kısmen kabul, kısmen reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; davalının verdiği siparişlere uygun olarak davacı şirket tarafından imal edilen ürünlerin davalıya teslim edildiğini, bu ürünlerin karşılığında düzenlenen faturaların davalıya teslim edildiğini, ancak bir kısım bedelin ödenmediğini, bunun üzerine davalı şirket aleyhine Bakırköy 13. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, icra takibine davalı tarafından haksız yere itiraz edildiğini, itirazdan sonra davalı şirket tarafından bir kısım ödeme yapıldığını,icra takibinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğü tarafından dikkate alınacağını, davalı şirketin icra takibi sonrasında bir kısım iade faturaları düzenleyerek davacıya gönderdiğini, ancak davalı şirketin borcunu ödememek amacıyla kötü niyetli olarak düzenlediği iade faturalarının kabul edilmediğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; müvekkili şirketin Türkiye'de bulunan tekstil firmalarının ürünlerinin yurt dışında bulunan yabancı firmalara ihracına aracılık ederek bu aracılığının karşılığında komisyon aldığını, davacı ile de bu şekilde çalışıldığını, müvekkilinin mal alıp ihracat yapmadığını, ihraç edilen maldan kar ya da zarar edenin davacı şirket olduğunu, müvekkilinin ihracat bedeli üzerinden komisyon faturası düzenleyen aracı şirket olduğunu, yurt dışı firmasının farklı 2 grup siparişinin davacıya iletildiğini, ilk grup siparişlerin ihracatı yapılarak ihracat ödemesinin gerçekleştirildiğini, ancak 2. grup siparişte davacı firmanın teslim tarihinden çok geç ve oldukça eksik adet ürün sevkiyatı gerçekleştirdiğini, 7.239 adet ürün yerine 5.173 adet ürünün, teslim edilmesi gereken süreden de çok sonra teslim edildiğini, maillerde bu hususun davacı tarafından ikrar edildiğini, ürünlerin davacı tarafından gümrüğe teslim edildiğini, ürün adetlerinin doğru teslim ve bildirilmesine ilişkin sorumluluğun davacıya ait olduğunu, İngiltere'de bulunan firmanın zaten gecikmiş olan siparişi iptal ettiğini, yurt dışı firmanın davacı firmaya malı iade etmeyi teklif ettiğini, ancak hatalı olduğunu bilen davacının iadeyi kabul etmediğini, bu nedenle davacı firmanın da talep ettiği gibi iskonto yapılarak reklamasyon faturası ile sorunun çözüldüğünü, müvekkili şirketin kendisine gönderilen bu faturayı 31.12.2020 tarihli 19.657,10-GBP, 195.466,27-TL bedelli reklamasyon debit faturası ile davacıya yansıttığını, ancak davacının haksız yere faturayı e-fatura sisteminden reddederek malların tamamını iade almaktansa kesinti yapılmasını da kabul etmesine rağmen, kendi kusurundan kaynaklı zararlara dayalı reklamasyon yansıtma faturasını reddederek işbu davayı açtığını,faturaların müvekkiline gönderilmediğini, bu sebeplerle takibe konu faturaları ve fatura bedelini kabul etmediklerini, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmadığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre davacı tarafın davalıdan 19.897,09-GBP alacaklı göründüğü, davalının eksik ve geç teslim iddiasında olduğu, ayıp ihbarı ile ilgili olarak TTK 23/c ve BK 223 maddelerine göre ayıbın şekli ve süresine ilişkin hükümlerinin olayda uygulanması gerektiği, davalı tarafça ayıbın varlığını, usulüne uygun ve süresinde ayıp ihbarında bulunulduğunu kanıtlayan delil sunulmadığı, bu nedenle davalının ayıba bağlı haklardan faydalanamayacağı, davacının davalıdan 19.897,09 GBP alacağını talep edebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının 19.878,09-GBP asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar alacak üzerinden devamına, fazla istemin reddine, alacağın %20'sine tekabül eden 40.946,60-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: 1-Davacı vekili; davalının takip tarihi 23.12.2020 itibariyle takibe konu alacak miktarında borçlu olduğunun sabit olduğunu, davalının itirazdan sonra kısmi ödeme yaptığını, bu durumda kısmi ödemenin icra aşamasında dikkate alınması gerektiğini, kök bilirkişi raporunda takip tarihi itibariyle 26.491,99-GBP talep edilebileceğinin belirtildiğini, bu nedenle davalının itirazının haksız olduğunu, dava itirazın iptali olduğundan takip tarihinden sonraki ödemelerin asıl alacaktan düşülerek dava tarihi itibariyle talep edilebilecek miktarın belirlenmesinin hatalı olduğunu, bu durumun borçlunun alacağın ferilerinden kurtulması anlamına geldiğini,bu konuda kararda gerekçe bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.2-Davalı vekili; yurt dışına mal tesliminin davacı tarafından geç ve eksik yapılması nedeni ile verdiği zararın giderilmesi için müvekkili şirketin aracılık ederek sorunu uzlaşma ile çözmeye çalıştığını, yaşanan tüm bu gecikmeler sebebi ile araya giren pandemi ile sevkiyatların durduğunu, bu nedenle İngiltere'de bulunan firmanın zaten gecikmiş olan siparişi iptal ettiğini, yurt dışı firmanın davacı firmaya malı iade etmeyi teklif ettiğini, ancak hatalı olduğunu bilen davacının iadeyi kabul etmediğini,davacının talep ettiği gibi iskonto yapılarak reklamasyon faturası ile sorunun çözüldüğünü, müvekkili şirketin kendisine gönderilen faturayı 31.12.2020 tarihli 19.657,10-GBP, 195.466,27-TL bedelli reklamasyon faturası ile davacıya yansıttığını, ancak davacının faturayı e-fatura sisteminden reddettiğini, ticari defterler ile müvekkilinin davacı adına ihracat yapıp komisyon alan aracı olduğunun kanıtlandığını, davacının malların tamamını iade almaktansa kesinti yapılmasını da kabul etmesine rağmen,reklamasyon faturasını reddederek işbu davayı açtığını, reklamasyon faturasının ayıp ihbarı niteliğinde olduğunu, ayrıca yazışmalarda indirimi kabul ettiğini, 11.360,09-TL'kur değerleme faturasının her 3 aylık vergi döneminde yapıldığını, davacının da 31.12.2021 tarihine kadar kur değerlemesi yapması gerektiğini, ancak rapor tarihinde kur değerlemesinin henüz yapılmadığını, ek raporda da bu hususun dikkate alınmadığını, Türk Lirası üzerinden tutulan alacağın yabancı para olarak istenemeyeceğini, bu durumun 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ve Maliye Bakanlığı tebliğine aykırı olduğunu, ayrıca alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddinin gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, ticari satıma dayalı fatura alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı tarafından üretilip ihraç kayıtlı satış faturaları ile davalıya teslim edilen tekstil ürünlerinin davalı tarafından yurt dışında bulunan alıcılara satışının gerçekleştirildiği, davacı tarafından söz konusu faturalara dayalı alacağın tahsili istemiyle başlatılan takibe davalının itiraz ettiği anlaşılmaktadır.Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen kök ve ek bilirkişi raporunda; davacı tarafın 2020 yılında davalıya 20 adet 1.196.634,53-TL tutarlı GBP para biriminden ihraç kayıtlı fatura düzenlediği, faturaların her iki tarafın defterlerine kayıt edildiği, davalının faturalara itiraz etmediği, takip tarihinda davacının defterlerine göre davalıdan 269.520,12-TL alacaklı olduğu, davalının defterlerine göre davacıya 274.884,79-TL karşılığı 26.492,13-GBP borçlu olduğu, taraflar arasında TL olarak bulunan 5.364,67-TL farkın tarafların kendi ticari defterlerine kayıt işlemlerini farklı döviz kurlarından yapmasından kaynaklandığı,takip talebinde 26.491,99-GBP istenildiği davalının kayıtlarında ise davacının takip tarihinde 26.492,13-GBP (İngiliz sterlini) alacaklı olduğu, taleple bağlılık ilkesi gereği 26.491,99-GBP alacak talep edebileceği, davacı tarafın takip tarihinden sonra davadan önce davalı taraf lehine 5 adet ve 67.512,87-TL tutarlı kayıt işlemi yaptığı ve dava tarihi itibariyle 202.007,25-TL alacaklı olduğu, davalı tarafın ise takip tarihinden dava tarihine kadar kendi lehine 274.898,62-TL=26.420,66 GBP tutarlı kayıt işlemi yaptığı ve dava tarihi itibariyle davacıdan 13,83-TL alacaklı, davacı tarafa 71,47 GBP borçlu olduğu, davalı tarafın kendi lehine yaptığı 5 adet ve 68.072,26-TL tutarlı kayıt işleminin davacının ticari defter ve kayıtlarında 5 adet ve 67.512,87-TL olarak yer aldığı, taraflar arasında 559,39-TL kur farkı tutarı dışında işlemlerin birbirini teyit ettiği, davalı tarafın kendi lehine yaptığı 2 adet ve 206.826,36-TL (195.466,27-TL+11.360,09-TL) tutarlı kayıtların davacıda bulunmadığı, davalının 195.466,27-TL kaydının 31.12.2020 tarihli "reklamasyon debit" açıklamalı 195.466,27-TL tutarlı fatura olduğu, faturanın davacı defterlerine işlenmediği, davalı tarafından BS ve davacı tarafın BA formunda beyan edilmediği, söz konusu e-faturanın davacı tarafından reddedildiği, davalının 11.360,09-TL tutarlı kayıt işleminin ise 31.12.2020 tarihli 11.360,09-TL tutarlı mahsup fişi olup davacı tarafın yasal defterlerinde bulunmadığı, mahsup fişinin açıklamasına kur farkı yazdığı, davalının 5 adet belgedeki toplam 6.763,56-GBP ödemesinin ödeme tarihine kadar işleyen faiz ve asıl alacaktan düşülmesi sonucunda davacının dava tarihi itibariyle davalıdan 19.878,09-GBP alacak talep edebileceği belirtilmiştir.Tarafların ticari defter ve kayıtlarından anlaşıldığı üzere davacı tarafça imal edilen tekstil ürünleri düzenlenen ihraç kayıtlı faturalar ile davalıya satıldığı, ürünlerin ihracat, alıcıya teslim ve bedel tahsili işlemleri davalı tarafından yapılmdığı,davacının bu şekilde düzenlediği tüm satış faturalarının davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalı tarafça davacıya kısmi ödemeler yaptığı tespit edilmekle , davalı, davacı tarafından kendisine satışı yapılıp teslim edilen ürün bedellerinden sorumludur.6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi; "Konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir." hükmünü haizdir. Anılan yasa hükmüne göre taraflarca aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır. Dilerse yabancı para borcunu aynen, dilerse TL karşılığını öder. Vadede ödeme yapılmaması halinde ise seçim hakkı alacaklıya geçmektedir. Yine uyuşmazlık konusu davacı faturalarının tamamı yabancı para (İngiliz Sterlini) birimi üzerinden düzenlenmiş olup, bu durum taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir. 13.09.2018 tarihinde yürürlüğe giren Türk Parasının Kıymetinin Korunması Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararında; Türkiye’de yerleşik kişilerin bakanlıkça belirlenen haller dışında kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dahil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden ve dövize endeksli olarak kararlaştırılamayacağı, bu kararın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde, söz konusu bentte belirtilen ve daha önce akdedilmiş yürürlükteki sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bulunan bedellerin, bakanlıkça belirlenen haller dışında, Türk parası olarak taraflarca yeniden belirleneceği belirtilmiştir. Bu karara dayalı olarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca çıkarılan ve 16.11.2018 tarihli RGde yayımlanan 2018/32-52 sayılı Tebliğin 7/b maddesinde, ihracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimlerin döviz cinsinden kararlaştırılabileceği, 8/9 maddesinde ise, Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmalarının mümkün olduğu düzenlenmiştir.Somut olayda,alacak yurt dışı ihraç kayıtlı menkul satış sözleşmesinden kaynaklandığından, davacının alacağını yabancı para cinsinden talep etmesi mümkündür.Davacının takip tarihi itibariyle 26.491,99-GBP alacaklı bulunduğu hususunda tarafların ticari defterleri birbirini doğrulamaktadır. Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup davacı defterlerinde kaydı bulunmayan 31.12.2021 tarihli iki adet işlemden 11.360,09-TL tutarlı işlem davalının yaptığı kur değerlemesinden kaynaklanmakta olup, bu tutar davacı alacağından mahsup edilemez. Davalının aynı tarihli 19.657,10-GBP (195.466,27-TL) tutarlı faturası ise "reklamasyon debit" açıklamalı olup, davacı tarafça süresinde itiraz edilmesi nedeniyle fatura davacının defterlerinde kayıtlı değildir. Davalı tarafça faturanın dayanağı, yurt dışına gönderilen ürünün eksik ve gecikmeli teslimi nedeniyle yurt dışı alıcı tarafından kendilerine yansıtılan reklamasyon bedeli olarak açıklanmıştır. Ancak davalı tarafça, söz konusu reklamasyon faturasına dayanak herhangi bir delil, bu kapsamda yurt dışındaki alıcı tarafından kendilerine düzenlenmiş bir fatura veya dayanağı herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Davalının davacıya söz konusu reklamasyon faturasını düzenlemekte haklı olduğunu ispatlayamadığından, icra takibinden,malların tesliminden iki aydan fazla bir süre sonra düzenlenen reklamasyon faturasının davalı lehine kabul edilmemesi yerindedir. Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede borçlunun itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre gerçekleşen bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur (Yargıtay HGK'nin 2017/11-80 Esas, 2017/889 Karar sayılı ve 03/05/2017 tarihli; 2011/19-532 Esas, 2011/640 Karar sayılı ve 19/10/2011 tarihli; 2011/13-29 Esas, 2011/56 Karar sayılı ve 09/02/2011 tarihli kararları). Diğer yandan icra takibine başlanılmasından sonra, itirazın iptali davasının açıldığı tarihten önce TBK'nın 100. maddesine göre, yapılan ödemenin öncelikle işlemiş faiz ve takip masraflarına mahsup edileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Eldeki davada davalının takip tarihinden sonra, davadan önce olmak üzere 30.12.2020 tarihli 2.856,18-GBP (1.365,44+1.490,74), 19.01.2021 tarihli 1.533,42-GBP, 25.01.2021 tarihli 241,58-GBP, 24.02.2021 tarihli 2.132,38-GBP olmak üzere toplam 6.763,57-GBP ödemesi ise davacı taraf defterlerinde kayıtlı olup, davacı alacağından düşülmesi gerekmektedir. Bu ödemelerin TBK'nın 100. maddesi gereğince öncelikle işlemiş faiz ve ferilerden düşülmesi gerekmekte ise de, mahkemece ödemelerin sadece işlemiş faizden düşülerek diğer feriler yönünden bir değerlendirme yapılmadan yapılan hesaplamaya göre karar verilmesi yerinde değildir. Bu nedenle mahkemece takip-dava tarihleri arasındaki kısmi ödemelere ilişkin TBK'nın 100. maddesi kapsamında bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.Dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin ise icra müdürlüğünce infazda dikkate alınması gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/189 Esas - 2022/384 Karar sayılı 21/04/2022 tarihli kararının, HMK'nun 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA;"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"İstinaf yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının (Davacı 80,70-TL, davalı 3.496,59-TL) istek halinde kendilerine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/09/2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim