mahkeme 2022/1329 E. 2026/4 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/1329
2026/4
2 Ocak 2026
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1329
KARAR NO : 2026/4
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/03/2022
NUMARASI: 2016/155 Esas - 2022/166 Karar
DAVA: Menfi Tespit, Maddi Tazminat
DAVA TARİHİ : 08/02/2016
Birleşen İstanbul Anadolu 1. ATM'nin 2020/435 Esas Sayılı Dosyasında:
DAVA: Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 07/09/2020
Birleşen İstanbul Anadolu 5.ATM'nin 2021/325 Esas Sayılı Dosyasında:
DAVA: Menfi Tespit, Tazminat
DAVA TARİHİ : 18/05/2021, 07.09.2020, 18.05.2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 02/01/2026
Davanın reddine ilişkin kararın davacılar ve feri müdahil vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı ...; ortağı ve yöneticisi bulunduğu ...Ltd. Şti’nin ... firmasından ... şantiyesinde kullanılmak üzere yangın hidroforu satın aldığını, sözleşmeye göre cihaz bedelinin %30’u olan 18.900-ABD Dolarının 05.12.2013 tarihinde ödendiğini, kalan miktarın da cihazın gümrüğe gelmesi ile 90 gün vadeli şirket çeki ile ödeneceğini, davalı firma tarafından çeklere aval verilmesi halinde malların tesliminin yapılabileceği beyanı karşısında baskı ile aval imzalı çekler verildiğini, ...şirketinin yaşadığı maddi sıkıntılar nedeni ile ...'ya verilen 74.760-ABD Doları tutarındaki çeki vadesinde ödeyemediğinden, davalı şirket tarafından ...ve kendisi hakkında icra takibinde bulunulduğunu, ... şirketi tarafından ...şirketine yapılan takibin mevcut koruma tedbiri nedeni ile iptal olduğunu, ...’nun hidroforun çalışmasını engelleyen tutumu nedeniyle konunun çözümü için tarafların bir araya gelerek mutabakat yapıldığını, bu mutabakata göre davalının yangın hidroforunu devreye alacağını, 74.760-ABD Dolarının karşılığı olan 156.100-TL’nin...tarafından davacı ve ...şirketi adına ...’ya ödeneceğini, hacze karşı kendisinin açmış olduğu davadan feragat edileceğini, ...’nun parasını aldığı için icra takibini kaldıracağını, cari hesabı kapatacak şekilde ...tarafından karşı tarafa aynı miktarda fatura kesileceğini, bu mutabakata göre davalı ... firmasının işveren ... grubundan 74.760-ABD Doları tutarındaki borcun karşılığı olan 156.100-TL’yi ayrı bir sözleşme ve fatura karşılığında tahsil ettiğini, öncesinde kendisinin de açtığı davadan feragat ettiğini, ancak davalının parasını almasına rağmen icra takibinden vazgeçmediğini, çekten dolayı davalıya borcunun kalmadığını, çekte bulunan avalin davalının baskı ve tehdidi nedeniyle irade fesadı sonucu verildiğini, davalının haksız haciz uygulaması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek, takibe konu çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, baskı altında alınan şahsi avalin iptaline karar verilmesini, davalının maddi ve manevi tazminat ile kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
ISLAH: Davacı 20.03.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle; takip konusu 74.760-USD'lik çeke dayalı borcun dava dışı ... şirketi tarafından 156.000-TL olarak davalıya ödenmesiyle davacının alacağının kalmadığını, davalının alacaklı olmamasına rağmen kötü niyetli olarak alacaktan çok daha yüksek değerde mal varlığına haciz koydurduğunu, bu nedenle kendisi ve şirketinin iş yapamaz hale geldiğini ve maddi manevi zarara uğradığını belirterek, 74.760-USD bedelli çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, 210.000-TL maddi tazminatın 22.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davalı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; davacının ortağı ve yöneticisi olduğu ...şirketi ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişki sonucu dava dışı ...şirketinin borçlarına istinaden 17.03.2014 tarihli çekin keşide edildiğini, davacının da çekte avalist sıfatıyla sorumluluk altına girdiğini, çekin ödenmemesi üzerine ...ve davacı aleyhine İstanbul Anadolu 9. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını,borçlu şirketçe imzaya itiraz edilerek 16.04.2014 tarihinde İstanbul Anadolu 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/253 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, ...şirketince 20.05.2014 tarihli dilekçe ile davadan feragat edildiğini,kararın kesinleştiğini, bu süreçte dava dışı ...şirketi hakkında İstanbul 21. ATM nin 2014/123 Esas sayılı dosyasında görülen iflasın ertelenmesi davasında 28.04.2014 tarihinde tedbir kararı verildiğinden şirket yönünden takibin durduğunu, hakkında takip kesinleşen davacı yönünden ise takip işlemlerine devam edildiğini ve davacı üzerinde kayıtlı bulunan araçlara UYAP üzerinde haciz konulduğunu, davacının 27.04.2015 tarihinde İstanbul Anadolu 14. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında borca itiraz davası açtığını,davanın reddine ilişkin kararın davacının temyizi üzerine Yargıtay’a gönderildiğini ve kararın henüz kesinleşmediğini, davacı tarafça İstanbul Anadolu 14. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında haciz kesinleşme tarihinin 22.05.2014 olarak tespiti istemiyle dava açıldığını,davanın reddine ilişkin kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, sonraki bir tarihte davacı tarafından İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/185 Esas sayılı dosyası ile aynı talepli dava açıldığını, davacının irade fesadı iddiasının yerinde olmadığını, davacının avalist sıfatıyla aynen keşideci gibi sorumlu olduğunu, 156.000-TL’lik ödemenin takip konusu çekle ilgisi olmayıp dava dışı ... şirketine verilen... sistemleri mühendislik ve teknik hizmet bedeli olduğunu, borcun ödendiğini ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, davacının Anadolu 14. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında açtığı davanın tarafları, sebebi ve konusu aynı olduğundan davanın derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini, işbu davadaki maddi tazminat talebinin ise yine İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/185 esas sayılı dosyasındaki taleple aynı olduğundan bu taleple ilgili olarak da derdestlik itirazında bulunduklarını, dava 5 günlük hak düşürücü süre içinde açılmadığından davanın süre yönünden reddi gerektiğini, davacının icra takibi nedeniyle maddi zarara uğradığı iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili İstanbul Anadolu 1. ATM nin 2020/435 esas. sayılı dosyada ; davalı tarafça dava konusu çeke dayalı olarak aldığı ihtiyati haciz kararı ile alacak miktarından çok daha yüksek değerde bulunan taşınmazları, araçları ve banka hesapları üzerine haciz konulduğunu, oysa borcun ödenmiş olduğunu, davalının alacaklı olmadığını bilerek haciz işlemleri yaptığını, davalının 13 ayrı çek ile ...şirketinden 23.231-USD ve 418.978,28-Euro tahsilat yaptığını kabul ettiğini, ancak düzenlediği 75.960,11-Euro ve 171.100-USD bedelli faturaya ait irsaliyelerde alıcı imzasının bulunmadığını, davalının kötü niyetli olarak zarar verme kastıyla hareket ettiğini, davalının haksız haciz işlemleri nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek, belirsiz alacak davası şeklinde 1.000-TL maddi zararın, hissedarı olduğu ...şirketinin uğradığı zarar sebebiyle belirsiz alacak davası şeklinde şimdilik 1.000-TL maddi zararın, ...şirketinin iflasa uğratılması ve borçlarını ödeyememesi sebebiyle maruz kalınan maddi zararlara karşılık belirsiz alacak davası şeklinde şimdilik 1.000-TL maddi zararın ve manevi zararlarının giderilmesini teminen 60.000-TL manevi tazminatın 09.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; davacının işbu dava konusu haksız ihtiyati haciz iddiasına dayalı olarak asıl davada sunduğu ıslah dilekçesiyle 210.000-TL maddi tazminat talep ettiğini, davacının ayrıca İstanbul Anadolu 28. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/185 esas sayılı dosyasında sunduğu ıslah dilekçesiyle de haksız hacze dayalı maddi ve manevi tazminat talep ettiğini, mahkemece davanın reddine karar verildiğini, davacının son olarak İstanbul Anadolu 10. ATM'nin 2018/11 esas sayılı dosyasında aynı şekilde İstanbul Anadolu 9. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra dosyasında haksız haciz yapıldığı iddiasıyla tazminat talebinde bulunduğunu, taleplerin her dosyada aynı olduğunu, bu nedenle işbu davanın derdestlik nedeniyle reddinin gerektiğini, hacizlerin üzerinden 7 yıl geçmiş olmakla davanın zamanaşımına uğradığını, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacının ödeme iddiasına dayanak olarak ileri sürdüğü 16.07.2014 tarihli faturanın iade faturası olup, çeke dayalı borcun bu fatura ile ödenmesinin mümkün olmadığını, 27.8.2019 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu çekin 27.11.2013 tarihli 96.760-USD tutarlı fatura kapsamında verildiğinin, davacıların sonuçta müvekkiline 55.860-USD borçlu olduğunun belirlendiğini, dolayısıyla davacının ödeme iddiasının yerinde olmadığını, davacının haksız olduğunu iddia ettiği hacizlerle ilgili olarak İstanbul Anadolu 12. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/669 esas sayılı dosyasındaki usulsüz tebligat ve taşkın haciz nedeniyle şikayet davasında, haciz konulan taşınmazların üzerindeki ipoteklerin taşınmazların değerinden fazla olduğunun ve 3 araç üzerinde 47, 48 ve 49 adet haciz bulunduğunun belirlendiğini, ...şirketi hakkında başlattıkları takipten 19 gün sonra iflas erteleme kararı verildiğini, bu nedenle şirketin ekonomik durumunun başlattıkları icra takibi ile ilgisinin olmadığını, haksız haciz koşullarının bulunmadığını, davacının 3. kişilere olan borçlarından müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA: Davacı müflis ...şirketi iflas masası vekili birleşen İstanbul Anadolu 5. ATM nin 2021/325 esas sayılı dosyasında ; davalı tarafça başlatılan İstanbul Anadolu 9. İcra Dairesinin ... esas sayılı takibe konu çekin kayıtsız şartsız ödeme vaadi içermediğini, müvekkili ile davalı yüklenici arasında ... inşaatı... hidroforu temin ve devreye alınması konusunda sözleşme imzalandığını, takip konusu çekin de bu nedenle verildiğini, davalının edimlerini yerine getirmediğini, çekin teslim edildiği 06.03.2014 tarihinde müvekkilinin davalıdan alacaklı durumda olduğunu, davalı şirket genel müdürünün mahkeme huzurundaki ifadesinde alacağın bir kısmı tahsil edilmiş olup 50.000-USD alacağın kaldığını beyan ettiğini, buna rağmen davalı tarafça 74.760-USD üzerinden takip yapıldığını, davalıya 18.900-USD avans ödemesi yapıldığını, müvekkilinin davalıdan olan 156.000-TL fatura alacağı, 14.519,91-TL fatura alacağı ve 18.900-USD avans alacağının davalının alacağı ile takas edilmesiyle borcun sona erdiğini, davalı tarafça haksız olarak müvekkilinin tüm mal varlığı ile hak ve alacakları üzerine alacağın üzerinde bir miktarda haciz konulduğunu, şirketin tahsilatları önlenerek iflasa sürüklendiğini, haksız ihtiyati haciz ile iflas arasında illiyet bağı bulunduğunu, ihtiyati haciz haksız olduğundan uğranılan zararların tazmininin gerektiğini belirterek, müvekkilinin çek sebebiyle davalıya 158.648-TL borçlu olmadığının tespitini, çekin iptalini, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, belirsiz alacak davası olarak müvekkilinin ihtiyati haciz ve dava tarihlerindeki mal varlığı ve aktifleri arasındaki farka ilişkin 1.000-TL, sermaye ve değer kaybına ilişkin 1.000-TL, şirketin kâr mahrumiyeti olarak 1.000 TL ve şirketin hakediş alamaması nedeniyle oluşan zarara ilişkin 1.000-TL maddi tazminatın 09.04.2014 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; davacının asıl davada davacı şahıs yanında davaya asli müdahil olarak katıldığını, yine asıl dava davacısının açmış olduğu İstanbul Anadolu 10. ATM'nin 2018/11 esas sayılı dosyası ile işbu davanın dava sebebi ve konusu aynı olduğundan davanın derdestlik nedeniyle reddinin gerektiğini, icra takibi 09.04.2014 tarihinde başlatılmış olup 7 yıl sonra açılan işbu davanın zamanaşımına uğradığını, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, çekin kambiyo senedi vasfını taşıdığını, 27.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu çekin 27.11.2013 tarihli 96.760-USD tutarlı fatura kapsamında verildiğinin, davacının sonuçta müvekkiline 55.860-USD borçlu olduğunun belirlendiğini, dolayısıyla davacının ödeme iddiasının yerinde olmadığını, davacının haksız olduğunu iddia ettiği hacizlerle ilgili olarak İstanbul Anadolu 12. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/669 esas sayılı dosyasındaki usulsüz tebligat ve taşkın haciz nedeniyle şikayet davasında, haciz konulan taşınmazların üzerindeki ipoteklerin taşınmazların değerinden fazla olduğunun ve 3 araç üzerinde 47, 48 ve 49 adet haciz bulunduğunun belirlendiğini, ...şirketi tarafından takip ve ihtiyati haciz tarihinden önce iflas erteleme davası açıldığını, bu nedenle davacının icra takibi ve hacizler nedeniyle iflasa sürüklendiği iddiasının yerinde olmadığını, davacının haksız haciz ve kötü niyet iddialarının hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; asıl davada; davalının ileri sürdüğü derdestlik itirazının yerinde olmadığı, davacının 20.03.2017 tarihli ıslah talebinin geçerli olduğu, tazminat davasında hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı, davalı şirket tarafından ...şirketine gönderilen teklif formundan, 1 adet SPP marka, elektrikli, 1 adet Diesel ve 1 adet Jockey marka yangın pompası ve ekipmanlarının 12-14 hafta içerisinde teslim edilmesi konusunda anlaşma yapıldığı, satışa konu malzemelerin bedelinin KDV hariç 63.000- ABD Doları olarak hesaplandığı, bu bedelin %30’unun 60 gün vadeli çek ile, kalan bakiyesinin malzeme gümrüğe geldiğinde 90 gün vadeli çek ödeneceğinin kararlaştırıldığı, dava konusu 74.760-USD tutarlı çekin keşidecisinin müflis ..., lehtarının ise davalı ... olduğu, çekte davacının aval veren sıfatı ile imzası olduğu, çekin vadesinde bankaya ibraz edildiği ve karşılıksız işlemine tabi tutulduğu, müflis şirket tarafından faturalara ve içeriğine süresinde itiraz edilmediği, davalı şirket tarafından düzenlenen bütün faturaların feri müdahil şirketin ticari defterlerinde yer alması sebebiyle faturalar içeriğindeki malların tesliminin ispatlandığı, ...şirketinin ticari defterlerinde davalı firma için 725.402,38-TL borç kaydedildiği, karşılığında 678.951,01-TL alacak kaydedilmek suretiyle 46.451,37-TL alacaklı hale geldiği, hesap hareketlerine göre ise davalı şirkete toplam 1.225.282,79-TL borç kaydedildiği, karşılığında 1.236.471-TL alacak kaydederek müflis şirketin defterlerinde 11.188,21-TL borçlu hale geldiği, davalı şirketin defterlerinde 2.875,49-Euro ve 55.860-USD tutarında alacaklı, 2.456,68-TL tutarında borçlu gözüktüğü, müdahil şirket ile davalı şirket arasında 10.09.2013 tarihine kadar olan süreçte tarafların ticari defterlerinin birebir uyumlu olduğu, davalı şirketin bütün faturalarının müflis ...şirketi defterlerinde kayıtlı olduğu, müdahil müflis şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olup davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmayan 572.429,47-TL borç kaydı ve 452.168,07-TL alacak kaydı olmak üzere bakiye 120.261,40-TL tutarında borç gözüktüğü, bu kayda kendi defterlerinde borçlu gözüktüğü 11.188,21-TL’nin de eklenmesiyle, müflis şirketin kendi defterlerinde 131.449,61-TL tutarında borçlu hale geldiği, işbu tutarın davalı şirketin defterlerinde alacaklı gözüktüğü tutara denk geldiği, bu sebeple davalı şirketin kendi defterlerine göre 55.860-USD, 2.875,49-Euro alacaklı ve 2.456,68 TL borçlu gözüktüğünden, davalının 58.641,82-USD tutarında alacaklı olduğu, işbu tutardan dava konusu çekin karşılıksız çıkması sonucu banka tarafından ödenen 503,33-USD sorumluluk bedeli de düşüldüğünde, davalı şirketin 58.138,49-USD tutarında alacaklı olduğu, 22.11.2013 tarihli sözleşmeye (teklif formu) göre malzeme bedelinin KDV hariç 63.000-USD, KDV dahil bedelinin ise 74.340-USD olduğu, bedelin %30’u oranında 18.900-USD tutarlı faturaya karşılık olarak müdahil ...şirketi tarafından davalı şirkete 29.11.2013 tarihinde 28.01.2014 vadeli, 18.900-USD tutarlı çekin verildiği, bu çekin her iki şirketin defterlerinde de kayıtlı olduğu ve ödemesinin yapıldığı, bakiye 55.440-USD’lik tutarın karşılığı olarak ise 27.05.2014 vadeli 55.440-USD tutarlı karşılıksız çıkan çekin verildiği, davalı şirketin ticari defterlerinde müflis şirket adına düzenlenen 27.11.2013 tarihli 96.760-USD tutarlı fatura bulunduğu, fatura bedelinin 22.000-USD’lik kısmına karşılık müflis şirketin defterlerinde kayıtlı 06.11.2013 vadeli 22.000-USD tutarlı çekin bulunduğu, bu çekin her iki şirketin defterlerinde de kayıtlı olduğu ve ödemesinin yapıldığı, bakiye 74.760-USD’lik tutar karşılığı olarak ise 25.02.2014 vadeli, 74.760-USD tutarlı çekin verildiği, bu çekin de karşılıksız çıktığı, 25.02.2014 tarihli 74.340-USD tutarlı faturadan bakiye 55.440-USD’lik kısma karşılık verilen 27.05.2014 vadeli 55.440-USD tutarlı çek ve 27.11.2013 tarihli 96.760-USD tutarlı faturadan bakiye 74.760-USD’lik kısma karşılık verilen 25.02.2014 vadeli 74.760-USD tutarlı çeklerin karşılıksız çıkması üzerine, müflis şirket tarafından davalı şirkete toplamı 130.200-USD olan 25.440-USD tutarlı, 30.000-USD tutarlı ve 74.760-USD tutarlı çeklerin davalı şirkete teslim edildiği, işbu çeklerin de davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı ve çeklerin karşılıksız çıktığı, dava konusu çekin 27.11.2013 tarihli 96.760-USD tutarlı faturaya karşılık verilen çekin karşılıksız çıkması üzerine verildiği, dosyaya sunulan 156.000-TL tutarlı faturanın müdahil ...şirketi tarafından davalı şirket adına düzenlenen 16.07.2014 tarihli, “... ... ...ve Teknik Hizmetler Bedeli” açıklamalı fatura olduğu, davacının yetkilisi olduğu müdahil ...şirketinin ... şirketine olan borcuna karşılık dava dışı ... şirketi tarafından davalı şirkete yapılan 156.000-TL’lik ödemenin dava konusu çeke karşılık verildiği konusunda somut belge bulunmadığı, dava dışı ... şirketinin davalı şirkete yaptığı ödemenin, takip konusu çek bedeline ilişkin olduğu hususundaki ispat yükü bu iddiayı ileri süren davacının üzerinde olup, davacının ise bu ispat yükünü yerine getiremediği kanaatine varıldığı, davacının çek üzerinde bulunan avalinin geçerli olduğu, bu nedenle asıl davada davacının menfi tespit isteminin reddine karar vermek gerektiği, davacının gerek kendisinin, gerekse feri müdahil ...şirketinin çekten dolayı borçlu olmadığını ispat edemediği ve menfi tespit davasının dayanağı olan takibin başlatılmasında davalı şirketin haklı olduğu kanaatine varıldığından davacının haksız haciz iddiasına dayalı maddi tazminat isteminin reddine karar vermek gerektiği, birleşen 2020/435 esas sayılı davada; derdestlik itirazına konu İstanbul Anadolu 28. AHM'nin 2016/185 esas sayılı dosyasında mahkemece davacının dava konusu edilmeyen maddi ve manevi tazminat istemini ıslah ile ileri sürmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle ıslahın reddine asıl talep olan feragatin iptali talebi hakkında da karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği ve kararın istinaf edilmeden kesinleştiği, dava konularının aynı olmadığı,Anadolu 10. ATM'nin 2018/11 esas sayılı dosyasında ise aynı davacı tarafından aynı davalı aleyhine haksız haciz iddiasına dayalı maddi tazminat talep edildiği ve davanın takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verildiği, her iki dava konusunun aynı olduğu, ancak davacının birleşen 2020/435 esas sayılı davayı İstanbul Anadolu 10. ATM'nin 2018/11 esas sayılı dosyasında ve mahkemenin 2016/155 esas sayılı dosyalarında talep ettiği miktarla tahsilde tekerrür olmamak üzere açtığı, bu durumda 1. ATM'nin 2018/11 esas sayılı dosyasındaki davanın haksız haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası yönünden ek dava niteliğinde olduğu ve derdestliğin mevcut olmadığı, davalının zamanaşımı definin yerinde olmadığı, davacının haksız hacizden doğan tazminat talep edebilmesi için dava konusu çekten dolayı borçlu olmadığını ispat etmesi gerektiği, davacının kendisinin ve feri müdahil ...şirketinin çekten dolayı borçlu olmadığını ispat edemediği ve menfi tespit davasına konu takibin başlatılmasında davalı şirketin haklı olduğu kanaatine varıldığından davanın reddine karar vermek gerektiği, birleşen 2021/325 esas sayılı davada; verilen kesin süreye rağmen davacı tarafça eksik kalan peşin nispi harcın tamamlanmadığı, işbu birleşen dava ile derdestlik itirazına konu İstanbul Anadolu 10. ATM'nin 2018/11 esas sayılı dosyasındaki davanın davacıları farklı olduğundan derdestliğin mevcut olmadığı, davanın zamanaşımına uğramadığı, davacının asıl davada ve işbu davada davalıya borçlu olmadığını ispat edemediğinden ve menfi tespit davasının dayanağı olan takibin başlatılmasında davalı şirket haklı bulunduğundan, davacının tüm maddi tazminat istemlerinin reddi gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen 2020/435 esas sayılı davanın reddine, birleşen 2021/325 esas sayılı davada menfi tespit davasının açılmamış sayılmasına, tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı ... vekili; mahkemece tahkikatın usule aykırı olarak sonlandırıldığı, bildirdikleri delillerin dikkate alınmadığını, davalının cari hesap kayıtlarının incelenip değerlendirilmediğini, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, davalı ile ...şirketinin farklı kayıtlar ihtiva eden ticari defterlerinin hükme esas alınamayacağını, tanık dinletme taleplerinin reddedilmesinin usule aykırı olduğunu, davalının edimini yerine getirip getirmediğinin tespiti için teknik bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekirken mahkemece bu konuda inceleme yaptırılmadığını, feri müdahil ...şirketinin takas definin dikkate alınması gerektiğini, çek bedelinin ... firması tarafından davalıya 156.000-TL olarak ödenmesiyle borcun sona erdiğini, davalı şirket yetkililerinin ifadelerinde 50.000-USD alacak bulunduğunu beyan ettiklerini, bu nedenle alacağın varlığı ve miktarının yargılama gerektirdiğini, iki şirket arasındaki cari hesap alacağına yönelik bir kefaletinin bulunmadığını, eser sözleşmesine dayalı çeke ilişkin olarak bedele hak kazandığını davalının ispatlaması gerektiğini, asıl ve birleşen 2020/435 esas sayılı dava bakımından haksız haciz nedeniyle uğranılan zararlarının giderilmesi gerektiğini belirterek, asıl ve birleşen davadaki maddi tazminat talepleri saklı kalmak üzere kararın kaldırılarak menfi tespit ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil müflis ...şirketi iflas masası vekili; davalının eser sözleşmesi kapsamında çek bedeline hak kazandığını ispat edemediğini, mahkemece tanık dinletme istemlerinin reddinin hatalı olduğunu, davalının cari hesap ve yevmiye defter kayıtlarının dikkate alınmadığını, teslim alan imzası bulunmayan irsaliyelerin davaya etkisinin değerlendirilmediğini, miktarı belirsiz olan alacağın kambiyo takibine konu edilemeyeceğini, bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, davalının edimlerini yerine getirdiğini ispat edemediğini, devreye alma ve çalıştırma belgesini ibrazdan kaçındığını, bu nedenle çekin bedelsiz olduğunu, davalının usulüne uygun tutulmayan ticari defterlerinin lehine delil olarak kabul edilemeyeceğini, borcun ... firmasınca davalıya yapılan 156.000-TL ödeme ile sona erdiğini, bu nedenle müvekkilinin takas kapsamında borçtan kurtulduğunu, davacının takipte kötü niyetli olması nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı müflis ...şirketi iflas masası vekili; birleşen 2021/325 esas sayılı dava bakımından mahkemece bildirdikleri deliller toplanmadan karar verildiğini, davalı tarafça yapılan haciz işlemlerinin haksız olduğunu, mahkemece ıslah taleplerinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tahkikatın tümü hakkında beyanlar alınmadan tahkikatın sonlandırılmasının hak ihlali olduğunu, menfi tespit davasının haklılığı nedeniyle tazminat taleplerinin kabulünün gerektiğini, davalı şirket yetkililerince alacağın 50.000-USD civarında olduğu ifade edildiğinden, bu tür alacağın kambiyo takibine konu edilmesinin mümkün olmadığını, borcun ... firmasınca davalıya yapılan 156.000-TL ödeme ile sona erdiğini, davalının bu parayı başka bir ilişki nedeniyle aldığını ispatlaması gerektiğini, davalının ticari defter kayıtlarına göre borcun bulunmadığını, eser sözleşmesi kapsamında düzenlenen çek bedeline hak kazandığını ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu, davalının edimini yerine getirdiğini ve yangın hidroforunu devreye aldığını kanıtlayamadığını belirterek, kararın tazminat talepleri yönünden kaldırılarak haksız ihtiyati hacizden kaynaklanan tazminat istemlerinin kabulünü talep etmiştir.
GEREKÇE: Asıl ve birleşen davalar, kambiyo takibine konu çek nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile haksız ihtiyati haciz ve haciz iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş olup, asıl davada verilen hüküm davacı ile feri müdahil tarafından menfi tespit ve haksız ihtiyati hacizden kaynaklanan manevi tazminat, birleşen 2020/435 esas sayılı davada verilen hüküm davacı ... tarafından haksız ihtiyati hacizden kaynaklanan manevi tazminat, birleşen 2021/325 esas sayılı davada verilen hüküm ise davacı ... şirketi haksız ihtiyati hacizden kaynaklanan maddi tazminat istemleri yönünden istinaf edilmiştir.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi sadece inkâr etmekle yetinir ise, başka bir deyişle bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmüş ise, ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalıya düşer. Fakat menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Kambiyo senetleri ise kural olarak soyut borç ikrarını içeren senetlerdir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür.
Somut olayda; birleşen davada davacı müflis ...şirketi ile davalı ... şirketi arasında, 22.11.2013 tarihinde ... tarafından düzenlenen teklif formu ile... pompası ve ekipmanlarının KDV hariç 63.000-USD bedelle ...şirketine satışı konusunda anlaşıldığı, teklif formunda ayrıca bedelin %30’u olan 18.900-USD'nin 60 gün vadeli çek ile kalanın ise malzeme gümrüğe geldiğinde 90 gün vadeli çek ile ödeneceğinin, ödemelerde fatura tarihindeki efektif satış kurunun göz önüne alınacağının hüküm altına alındığı, %30'luk avans kısmının davacı ... tarafından davalıya çek ile ödendiği, keşidecisi ...şirketi, avalisti ..., lehtarı ... şirketi olan 17.03.2104 keşide tarihli 74.760-USD bedelli çekin ...tarafından ... şirketine verildiği, çekin ibrazında karşılıksız çıktığı, alacaklı ... tarafından 74.760-USD bedelli çeke dayalı olarak borçlular ... ve ...şirketi aleyhine 07.04.2014 tarihinde ihtiyati haciz talep edildiği, İstanbul Anadolu 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/117 D.İş 2014/117 karar sayılı karar ile ihtiyati haciz isteminin kabul edildiği, aynı çeke dayalı olarak alacaklı tarafından borçlular aleyhine İstanbul Anadolu 9. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında 09.04.2014 tarihinde kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı ve takibin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Asıl davada davacı ..., takip konusu çekte avalist konumundadır. 6102 sayılı TTK'nın 702/2 maddesi uyarınca, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Bu nedenle aval verenin borcu bağımsız bir borç olup, aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa dahi aval verenin sorumluluğu devam eder. Dolayısıyla aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir. Aval veren, hamile karşı senet metninden anlaşılan mutlak defileri ileri sürebilir, ancak asıl borçlu ile hamil arasındaki şahsi defileri ileri süremez. Aval verenin sorumluluğu ancak kendisi ya da lehine aval verilen tarafından borcun ödenmesi, ibra, zamanaşımı ve kambiyo senedinin zayi olmasıyla sona erebilir.
Davacı avalist ile feri müdahil keşideci tarafından, dava ve takip konusu çek bedelinin davalıya dava dışı ... şirketince ödendiği ileri sürülmüştür.
Tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde; feri müdahil/birleşen davada davacı ... şirketinin ticari defterlerinde 11.188,21-TL borçlu olduğu, davalı ... şirketinin ticari defterlerinde ise Türk Lirası hesabında ...şirketine 2.456,68-TL borçlu, yabancı para hesaplarında ise 2.875,49-Euro ve 55.860-USD alacaklı durumda bulunduğu, davalı tarafından davacıya hitaben 27.11.2013 tarihli 96.760-USD bedelli ve 25.02.2014 tarihli 74.340-USD bedelli faturaların, davacı tarafından davalıya hitaben ise 16.07.2014 tarihli 156.000-TL bedelli faturanın düzenlendiği, faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının kendi defterlerinde kayıtlı olup davalıda olmayan borç-alacak kayıtlarının incelenmesi sonucunda davacı şirketin kendi defterlerine göre davalıya 131.449,61-TL borçlu hale geldiği, bu tutarın davalının kendi defterlerindeki alacak miktarına denk geldiği, buna göre davalının davacıdan 58.138,49-USD alacaklı olduğu, 22.11.2013 tarihli teklif formuna istinaden davalı şirket tarafından davacı/feri müdahil ...şirketine hitaben 25.02.2014 tarihli KDV dahil 74.340-USD bedelli faturanın düzenlendiği, bu faturaya istinaden davacı tarafından yapılan 18.900-USD ödeme sonucunda kalan 55.440-USD için davacı tarafından davalıya 27.05.2014 tarihli 55.440-USD tutarlı çekin verilmiş olduğu, ancak çekin karşılıksız çıktığı, yine davalı tarafından davacıya hitaben düzenlenmiş olan 27.11.2013 tarihli 96.760-USD tutarlı faturanın 22.000-USD’lik kısmı davacı tarafça davacıya çek ile ödenmiş olup kalan 74.760-USD’lik borç için 25.02.2014 tarihli 74.760-USD tutarlı çekin verilmiş olduğu, bu çekin de karşılıksız çıktığı, karşılıksız çıkan çek bedelleri toplamı olan 130.200-USD için davacı tarafça davalıya 25.440-USD tutarlı, 30.000-USD tutarlı ve 74.760-USD tutarlı çeklerin teslim edildiği, bu çeklerin de karşılıksız çıktığı, bu bağlamda dava konusu çekin 27.11.2013 tarihli 96.760-USD tutarlı faturaya karşılık verilen çekin karşılıksız çıkması üzerine verildiği kanaatine varıldığı, davacı tarafından davalıya hitaben düzenlenen 16.07.2014 tarihli 156.000-TL bedelli “... ... ...ve Teknik Hizmetler Bedeli” açıklamalı fatura düzenlenmiş olup, taraflar arasındaki e-posta yazışmalarına göre davacının davalıya olan 75.000-USD borcunun kesin hak edişin onaylanmasından sonra vadeli çekle ödeneceği belirtilmesine rağmen davalıya böyle bir çekin verilmediği, dolayısıyla davacının davalıya olan borcuna karşılık dava dışı ... şirketi tarafından davalı şirkete yapılan 156.000-TL’lik ödemenin dava konusu çeke karşılık yapıldığı konusunda somut bir belge bulunmadığı bildirilmiştir.
Davacı ... tarafından davalıya düzenlenen 156.000-TL tutarlı fatura davalı şirket tarafından ticari defterlerine kaydedilmiş olup, davalının aynı tutarlı olarak dava dışı ... firmasına düzenlemiş olduğu fatura bedelinin de davalıya ... şirketince ödenmiş olduğu tarafların kabulündedir. Taraflar arasındaki e-posta yazışmalarından; davalı tarafça davacı ...'tan işbu dava konusu çek bedeli yanında davalıya ...'ın vermiş olduğu 30.000-USD ve 25.440-USD bedelli çeklerin de ödeneceğinin taahhüt edilmesinin talep edildiği, 156.000-TL ödemenin ise işbu dava konusu çek bedeline dayalı olarak yapılacağı hususunda bir kabul bulunmadığı görülmektedir. Buna göre mahkemece ödemenin işbu dava konusu çek bedeline mahsuben yapıldığının kanıtlanamadığı yönündeki tespiti yerindedir. Davalı tarafça edimlerinin yerine getirilerek... sisteminin devreye alındığı hususu ise, davacı ...'nun İstanbul Anadolu 14. İcra Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde açıkça kabul edilmiştir. Mahkemece tahkikatın sona erdirilmesinde usule aykırılık bulunmadığı gibi davacı ile feri müdahilin bildirdikleri deliller toplanmış olup, davanın niteliği ve miktarı itibariyle iddianın tanıkla ispatı da mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece asıl ve birleşen davada menfi tespit istemlerinin reddine karar verilmesi yerindedir.
İİK'nın 259/1. maddesinde, ihtiyati haciz isteyen alacaklının hacizde haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır. Haksız ihtiyati hacizden dolayı alacaklının maddi tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için; borçlunun malları için ihtiyati haciz kararı alınmış ve bu kararın yerine getirilmiş olması, ihtiyati haciz koydurmuş olan alacaklının haksız çıkmış olması, borçlu veya üçüncü kişinin, malları üzerine ihtiyati haciz konulmuş olmasından bir zarara uğramış görmüş olması ve zarar ile haksız ihtiyati haciz arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. İhtiyati haciz haksız ve bundan dolayı da bir maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Buna karşılık haksız ihtiyati haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için, davalının kötüniyetinin ve ağır kusurunun varlığı gereklidir. Dolayısıyla haksız ihtiyati haciz koyduran alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından olup, manevi tazminat yönünden davalının kötü niyetli veya ağır kusurlu olması ve zarar koşullarının birlikte bulunması gerekir. Haksız haciz iddiası bakımından ise haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir. Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur. Haksız hacze dayalı manevi tazminat istemi bakımından ise haciz yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli veya ağır kusurlu bulunması gerekmektedir.
Somut olayda davacıların menfi tespit istemlerinin yerinde olmadığı belirlenmiş olmakla, davalı şirketin menfi tespit davasının dayanağı olan ihtiyati haciz ve başlatılan icra takibinde yapılan haciz işlemlerinde haklı olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle haksız haciz ve haksız ihtiyati haciz nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat talep koşulları oluşmamıştır. Birleşen 2021/325 esas sayılı davada davacı ... şirketi vekilince sunulan ıslah dilekçesi ile davanın tamamen ıslahı kapsamında davalıdan olan alacaklarının takip konusu alacak ile takas edildiği belirtilerek, davalıdan olan alacağın takip konusu alacaktan takas edilmesi, aksi halde 156.000-TL fatura alacağının takip borcundan düşülmesi talep edilmiş ise de, söz konusu iddia ve talepler dava dilekçesinde ileri sürülmüş olduğundan ayrıca ıslah konusu edilmesine gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece haksız haciz iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemleri bakımından asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı ve feri müdahil vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı ... ile asıl davada feri müdahil/birleşen davada davacı müflis ... ... Ltd. Şti. vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Davacı ...'ndan alınması gereken asıl davada 732-TL, birleşen davada 732-TL olmak üzere toplam 1.464-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 161,40-TL harcın mahsubu ile kalan 1.302,60-TL harcın asıl ve birleşen davada davacı ...'ndan alınarak Hazine'ye ödenmesine,
Asıl davada feri müdahil/birleşen davada davacı Müflis ... ...Ltd Şti İflas Masası'ndan alınması gereken asıl davada 732-TL, birleşen davada 732-TL olmak üzere toplam 1.464-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 161,40-TL harcın mahsubu ile kalan 1.302,60-TL harcın asıl davada feri müdahil/birleşen davada davacı Müflis ... ...Ltd Şti İflas Masası'ndan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Davacı ... ve feri müdahil/davacı Müflis ... ...Ltd Şti İflas Masası tarafından yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 02/01/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.