Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2022/1038

Karar No

2024/1770

Karar Tarihi

4 Aralık 2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1038
KARAR NO: 2024/1770
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/12/2021
NUMARASI: 2021/125 Esas - 2021/930 Karar
DAVA: Alacak (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili, kamyon galerisi işleten ve ikinci el araç alıp satan müvekkilinin davalıdan 29/05/2020 tarihinde ... plakalı ... markalı ikinci el kamyonu 80.000-TL'ye satın aldığını, devir sırasında plakanın ... olarak değiştirildiğini; sonrasında 26/06/2020 tarihinde müvekkilinin kamyonu dava dışı ... şirketine 95.000-TL'ye sattığını, satıştan sonra yapılan hasar sorgusunda kamyonun ağır hasar kaydı olduğunun görüldüğünü, bu sebeple kamyondaki değer kaybının 12.500-TL olarak tespit edildiğini ve müvekkilince bu bedelin dava dışı alıcıya 26/06/2020 tarihinde iade edildiğini; aracın 29/05/2020 satım tarihindeki kasko değeri 131.996-TL iken, ikinci satışın yapıldığı 26/06/2020 tarihindeki kasko değerinin 149.305-TL olduğunu, yani iki fiyat arasındaki farkın makul olduğunu; müvekkilinin kamyonu aldığı tarihte yapılan hasar sorgusunda aracın kazası ve buna bağlı olarak Tramer kaydı olmadığını, ancak gerçekleşen kazaların tramer kayıtlarına geç düşmesini fırsat bilerek davalının müvekkilini 12.500-TL maddi zarara uğrattığını; satış sürecinde ağır hasar kaydı bilgisinin müvekkiline verilmediğini, müvekkilinin ağır hasarı bilemeyeceğini ve ayıbın müvekkilinden gizlenmediğinin davalı tarafından ispatlanması gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 12.500-TL maddi zararın satışın yapıldığı tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili, müvekkilinin davaya konu kamyonu trafikten çekme belgeli ve hasarlı olarak 05/02/2020 tarihinde 58.140-TL'ye satın aldığını, tamir edildikten sonra yine trafikten çekme kaydıyla 29/05/2021 tarihinde davacıya 80.000-TL'ye satıldığını, 29/05/2020 tarihinde noterde düzenlenen satış sözleşmesinde, "....Ayrıca alıcı; trafikten çekilmiş olan aracını trafiğe çıkarmayacağını, aracı yalnızca tescil birimine bildirdiği adreste bulunduracağını ve bu adres dışında bir yere taşımak istediğinde aracın taşıma tarihinden bir hafta önce ilgili tescil birimine bildirimde bulunarak çekici yardımı ile taşınmasını sağlayacağını, ... trafikten çekilmiş araçlar için öngörülen yükümlülüklere aykırı davranılması durumunda doğacak sorumlulukları kabul ettiğini beyan ve taahhüt eder." şeklinde beyanda bulunduğunu; davacının kamyonu kasko değeri 131.996-TL olduğu halde hasar kaydı ve çekme belgesi olduğundan 80.000-TL'ye satın aldığını, kasko bedelinin altında fiyattan satılmasının aracın hasarlı olduğunu ve davacının bunu bildiğini gösterdiğini; hasar kaydı olmasaydı 2012 model aracın 250.000-TL'den aşağıya satılamayacağını, sözleşmede aracın hasarından ötürü trafikten çekme belgeli olduğunun sabit olduğunu; araç alım satım işiyle iştigal eden davacının 2012 model bir aracı, hasar kaydı bulunmadığı halde 250.000-TL'den aşağıya satılmayacağını bildiğini, zaten davacının da o nedenle aracı 95.000-TL'ye üçüncü bir kişiye sattığını; davacının dava dışı alıcıya 12.500-TL iade ettiğine dair bir banka dekontu olmadığını; kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığını, zira davacının aracı 29/05/2021 tarihinde satın aldığını, 26/06/2021 tarihinde üçüncü kişiye sattığını, o sırada hasar kaydının çıktığını iddia ettiğini, ancak 23/12/2021 tarihinde arabulucuya başvurduğunu ve bu tarihe kadar da ayıp ihbarında bulunmadığını, TTK 23'e göre açık ayıbın 2, gizli ayıbın da 8 gün içinde, TBK 223'te de olağan gözden geçirmeyle ortaya çıkmayan ayıbın derhal bildirilmesinin düzenlendiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, tarafların tacir olduğu, aracın kasko değeri ile satış değeri arasındaki bariz fark, satış sırasında aracın trafikten çekme kaydının varlığı, aşamalardaki satış bedelleri, aracın ağır hasarlı olarak trafikten çekildiğinin satış sırasında sabit olması, davacının aldığı bedel ile sattığı bedel arasındaki fark, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi kayıtları ile fotoğraflarda aracın hasarının açıkça görülmesi karşısında benimsenen makine mühendisi bilirkişi raporuna göre, davacının aracı ayıplı haliyle bilerek ve görerek aldığı; teslimden itibaren muayene yükümlülüğüne aykırı davranarak üçüncü kişiye sattıktan yaklaşık altı ay sonra ayıp iddiasına dayandığından süresi içinde muayene ve ayıp ihbarında bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, aracın kazaya karıştığı 25/10/2019 tarihinden müvekkilin aracı dava dışı kişiye sattığı 26/06/2020 tarihine kadar geçen süreçte hasar ve Tramer kaydı bulunmadığını, tramer kaydında ''ağır hasar'' şerhi olduğunun dava dışı kişiye satıldığı 26/06/2020 tarihinde öğrenildiğini, müvekkilinin Tramer kaydını sorgulama yükümlülüğü olmadığını; hasarı müvekkiline bildirmeyen davalının ağır kusurlu olduğunu, TBKnın 225' maddesine göre ağır kusur durumunda ayıbın süresinde bildirilmediğinden dolayı sorumluluktan kurtulunamayacağını; 25/10/2019 tarihinde gerçekleşen kazanın Tramere yaklaşık 6 ay sonra işlenmesini fırsat bilen davalının yanıltma ve bilgi gizleme kastının olduğunu; aracın uygun fiyata alınmasının tek nedeninin çekme belgesi olduğunu, bilirkişi raporunda aracın rayiç değerinin kasko değerinden çok daha fazla olması hususunun aracın hasarlı haliyle satıldığını göstermekte olduğu şeklinde ifade edildiğini, aracın hasarlı haliyle satıldığı hususuna katılmakla birlikte bu durumun müvekkilinin bu hasarı aracı satın alırken bildiği şeklinde yorumlanmasına katılmadıklarını, zira müvekkilin aracı uygun fiyata almasındaki haklı nedenin aracın çekme belgeli olması olduğunu, satış bedeli üzerinden yapılan değerlendirmenin doğru olmadığını; aracın ayıplı olmadığının ispat yükünün davalıda olduğunu ve dava dışı kişiye müvekkili şirket yetkilisi ...'ın dava dışı alıcı şirket yetkilisi ...'a 12.500-TL gönderdiğini gösteren dekontun dosyaya sunulduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, ticari araç satım sözleşmesi kapsamında davalı satıcının davacı alıcıya ayıplı araç sattığından bahisle araçtaki ayıptan dolayı değer kaybı istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre; alıcı devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. TBK'nın 225/1. maddesinde de ağır kusurlu olan satıcının, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacağı düzenlenmiştir. Somut olayda, İzmir ... Noterliği'nin 29/05/2020 tarih ... yevmiye nolu araç satış sözleşmesi ile satıma konu 2012 model kamyonun 80.000-TL bedelle satıldığı, satış sözleşmesinin satıcı beyanı kısmında, nitelikleri ve bedeli yazılı aracı alıcıya halihazır durumu ile satarak bedelini peşin aldığını ve aracı teslim ettiği; alıcı beyanı kısmında, aracı halihazır durumu ile görüp beğenerek ve bedelini peşin ödeyerek teslim aldığını, trafikten çekilmiş aracı trafiğe çıkarmayacağını; tarafların ekspertiz raporu ibraz edilmeksizin satışın yapılmasını istediklerini belirttikleri ve sözleşmede sigorta ile ilgili yükümlülüğün alıcı tarafından üstlenildiği görülmüştür. Kamyonun 29/05/2020 tarihli satış sözleşmesinde sigorta ile ilgili yükümlülük davacı alıcı tarafından üstlenilmiş; davacı, aracı satın aldıktan yaklaşık 1 ay sonra ağır hasarlı olduğunun öğrenildiğini iddia etmiş ise de, davacı araç alım satım işiyle iştigal eden tacir olup basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü çerçevesinde aracı satın aldığı tarihte veya kanunen belirlenen yasal süreler içinde aracın servise götürülerek veya sigorta acenteleri aracılığıyla gerekli muayeneler yaptırılarak basit bir araştırma sonucu ağır hasar kaydının bulunup bulunmadığı öğrenilebilecektir. Bu nedenle TBK'nın 225. maddesi anlamında davalının ağır kusurundan söz edilmeyecektir. Kaldı ki aracın hasarlı olarak alındığı, davacının sunduğu 15/09/2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz ve istinaf dilekçesinde belirtilmiştir. Bilirkişi tarafından aracın emsallerinden oldukça düşük değerde satıldığı ve aracın 25/10/2019 tarihli kazada ağır hasar aldığından trafikten çekildiği belirlenmiştir. Davacı aracı trafikten çekmeli olarak mevcut haliyle satın almış ve satıcı bu hususta garanti taahhüt etmemiştir. Ayrıca davacı ayıbı 26/06/2020 tarihinde öğrendiğini belirtmesine rağmen, davalıya her hangi bir ihbarda bulunmamış olup, bu hususu 23/12/2021 tarihinde arabuluculuk görüşmesinde davalıya bildirdiği, dolayısıyla TBK'nın 223. maddesine göre süresinde ihbarda da bulunmadığı ve 225. maddenin olayda uygulama alanı bulmadığı anlaşıldığından, davanın reddine ilişkin verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 346,9‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 40-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/12/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim