mahkeme 2021/2014 E. 2024/536 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/2014
2024/536
16 Nisan 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2014
KARAR NO: 2024/536
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/05/2021
NUMARASI: 2018/275 Esas - 2021/373 Karar
DAVA: Haksız Rekabetin Men'i ve Tazminat
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin havalı zımba tabancaları ve tutturma sistemlerinde üretim ve faaliyet gösteren firma olduğunu, bu havalı zımba tabancalarının birebir aynısının davalı firmalarca üretildiğini, ticaretinin yapıldığını, satışının gerçekleştirildiğini, bunun müvekkilinin tasarım haklarına bir tecavüz teşkil ettiğini, taklit ürünlerden müşterilerin beklediği performansı alamaması neticesinde müvekkilinin markasının değer ve itibar kaybedeceğini belirterek davalıların haksız rekabet teşkil eden fiillerinin durdurulmasına, uğranılan zararlardan ötürü maddi tazminata hükmedilmesine, 50.000-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ...Ltd Şti vekili; müvekkilinin çivi ve vida üretimi yaptığını, zımbalı tabanca üretimi yapmadığını, müvekkilinin Çin ve Tayvan'a gittiği zaman zımbalı tabanca alıp firmalara sattığını, ancak malları alırken herhangi bir teknik bilgiye sahip olarak alım yapmadığını, davaya konu zımbaların belirgin ayırt edici bir özelliğinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin hırdavat işiyle uğraşmasından dolayı ve sektörü farklı olduğundan diğer zımbaları dava konusu zımbalardan ayırt etmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin iş bu dava neticesinde böyle bir durumun varlığından haberdar olduğunu, davacının belirttiği gibi bir durumun mahkemece kabul edilmesi halinde müvekkilinin tedarikini durdurmaya hazır olduğunu, müvekkilinin gerekli özen ve dikkati gösterdiği halde hem konu hakkında teknik bilgi azlığı hem de üründeki ayırt edilmesini sağlayacak bir özellik söz konusu olmadığından müvekkilinin haksız rekabet ihlaline bilerek sebep olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...Ltd Şti'ye dava dilekçesi tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI VE SÜREÇ: Mahkemenin 30/11/2017 tarihli 2017/1073-1023 sayılı ilamı ile davacı tarafın davasının 556 Sayılı KHK hükümlerine dayalı olarak açılmış marka itibarının kaybı sebebiyle tazminat istemi olduğu kabul edilerek, davanın 556 Sayılı KHK'nın 63 ve 71. maddeleri uyarınca Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesinin gerektiği gerekçesiyle görev yönünden reddine dair verilen kararın istinafı üzerine Dairemizin 22/02/2018 tarihli 2018/107-146 sayılı ile ilamı ile "...Davacı, yurt dışında tasarım haklarına sahip olduğu havalı zımba tabancasının davalılar tarafından birebir aynı olarak üretildiğini, ticaretinin yapıldığını öne sürmekte ve bunun tasarım haklarına bir tecavüz teşkil edip etmediğinin tespitinin yanında haksız rekabet ve tasarım haklarına bir tecavüz teşkil edip etmediğinin tespitini de talep etmektedir. Davacının ürettiği ürünün Türkiye'de tescil edilmemiş bir ürün olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece dava tarihi itibariyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 191/3. Maddesi ile yürürlükten kaldırılan 556 sayılı KHK uyarınca davaya fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesinin bakması gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de davacının yurt dışında tescil edilmiş fakat Türkiye'de tescil edilmemiş ürününden kaynaklı haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve maddi ve manevi zararın giderilmesi davasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleri uygulanmayacak olup, 6102 sayılı TTK'nın 54 v.d maddelerinin uygulanması ve tartışılması gerekmektedir. Adı geçen maddeler de 6102 sayılı TTK'nın 4. Maddesinde tanımlanmış mutlak ticari davalar olduğundan, bu davalara 6102 sayılı TTK'nın 5. Maddesi uyarınca ticaret mahkemelerinde bakılması gerekmektedir..." gerekçesiyle kaldırılmasına, dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece; davalı ...Ltd Şti tarafından üretilen zımba makinesinin pazarlamasının davalılara ait internet sitesinde yapıldığı, bilirkişi incelemesinde davacının ürettiği ... markalı havalı zımba tabancası ile davalı ... Ltd. Şti.'nin ürettiği ... marka havalı zımba tabancaları arasında haksız rekabet teşkil edecek düzeyde benzerlik olmadığının tespit edildiği, ürünlerin resimlerinin incelenmesinde birbirleri ile benzerliklerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; dosyada farklı heyetlerden alınan 3 adet raporun hiçe sayılarak bu raporlar ile çelişen ve her yönü ile hukuka aykırı olan bilirkişi raporunun hükme esas alınarak karar verildiğini, gerek İstanbul 8. SHM'nin 2017/1235 D.iş sayılı dosyasında, gerekse Mersin 3. ASLHM'nin 2012/49 D. İş sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemelerinde davalıların ürünlerinin müvekkilinin ürünleri ile iltibas teşkil ettiğinin tespit edildiğini, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda da dava konusu ürünler incelenmek suretiyle haksız rekabetin açıkça ortaya konulduğunu, buna rağmen mahkemece dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edildiğini, her ne kadar önceki bilirkişi heyetinde haksız rekabet uzmanı bulunmadığı gerekçe gösterilmiş ise de bahsi geçen bilirkişi heyetlerinin makine yüksek mühendisi, marka patent uzmanlarından oluştuğunu, bu kişilerin haksız rekabet alanında çok daha uzman ve yetkin kişiler olduğunu, dosyanın son tevdi edildiği bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen kök raporda dava konusu ürünlerin değil, bambaşka ürünlerin incelendiğini, müvekkiline ait olan ... havalı zımba tabancası ile davalılar tarafından satışı yapılan, ..., ... ve ... seri zımba tabancasının iltibas teşkil ettiğini, dosyada mübrez 3 bilirkişi raporunda da davalıların eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği bu ürünler incelenmek suretiyle tespit edildiğini, ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu olan ürünler ile tamamen alakasız olan “... seri uzun burun zımba tabancası” üzerinde inceleme yapıldığını ve bu ürünün görselinin rapora yapıştırıldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda orjinal ürün ile davalılara ait sahte ürünlerin incelenmediğini, bilirkişinin raporu tanzim ederken davalıların internet sitesi üzerinde dahi bir inceleme yapmadığını, bilirkişinin ürünleri nicelik, nitelik, renk, boyut, yazı, dış görünüş özellikleri bakımından dahi hiç incelemediğini, hükme esas alınan raporda dava konusu ürünlerin muhatap aldığı çevrenin döşemecilik konusunda bilgi sahibi olan kişiler olduğu söylenmiş ise de bilirkişinin ürünlerin ne için kullanıldığından dahi haberi bulunmadığını, bahsi geçen ürünlerin normal şahıslar tarafından günlük hayatta da kullanılmasının mümkün olduğunu, hükme esas alınan raporda bilirkişinin, davanın ikame edildiği tarihte davalıların internet sitesi üzerinde yapılan incelemeleri, davalıların 2014 yılı ürün kataloğunu dikkate almaksızın 2020 yılındaki durum bakımından inceleme ve değerlendirme yaptığını, davada fikri mülkiyet hakkının tartışılmadığını, davanın TTK hükümlerine göre haksız rekabete dayalı olarak açıldığını, davalıların müvekkiline ait olan orijinal ... marka havalı zımba tabancalarının birebir aynılarının tanıtım ve satışını yaptıklarını, müvekkilinin ürünün Türkiye’de bir sicilde tescilli olmadığı ve bu nedenle de korunma talep hakkı olmadığı gerekçesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, haksız rekabetin men'i, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili tarafından üretilen ve satılan yurt dışında tescilli tasarım belgesine sahip havalı zımba tabancasının birebir aynısının davalılarca üretilip piyasaya sunulduğunu, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek haksız rekabetin tespiti ile men'ini, maddi ve manevi zararının tazminini talep etmiştir. Daha önceden yurt dışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de herhangi bir kişi adına tescilli tasarım niteliğinde olmayan tescilsiz tasarımlar kural olarak herkesin serbestçe kullanımına açıktır. Bu tasarımların uygulandığı ürünler nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıklar ise genel hükümlere göre çözümlenecektir. O halde, somut uyuşmazlıkta da yukarıda belirtilen kural ve TTK'nun 54. ve 55/1-a,4 maddelerinin birlikte değerlendirilmesi gereklidir. İlk defa yurt dışında kamuya sunulmuş bir tasarımın belli bir süre sonra Türkiye'de ticarete konu edilmesi durumunda bu tasarımın aynen kullanılmaya kalkışılmış bu davranışı haksız rekabet olarak nitelemeye yeterli değildir. Haksız rekabetin varlığı için; ilk defa yurtdışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarımın uygulandığı ürünün, Türkiye'de piyasaya sunulması veya üretilmesinin haksız rekabet oluşturması için bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanmasının yanında, ilaveten davalının taklit ürünlerini satması nedeniyle, davacı firma ile davalıya ait firmanın aynı veya aralarında bağlantı bulunan firmalar olduğu hususunda, ortalama tüketici kitlesi nezdinde karışıklığa yol açması (iltibas oluşturması) gerekir. Yukarıda da açıklandığı üzere, haksız rekabetin önlenmesindeki amaç, serbest piyasa düzeninde herkesin dürüstlük kuralları içerisinde hareket etmek suretiyle rekabet kurallarına uygun olarak piyasada faaliyet göstermesi ve sonuçta; mal ve hizmetlerin nihai tüketicilerinin aldatılmasına izin verilmeksizin kaliteli mal ve hizmetlerin piyasaya kurallarına göre oluşan en uygun fiyatla satışa sunulmasıdır. Bu durumda, sonradan aynı sektörde faaliyet gösteren kişiler ticari hayatta dürüstlük ilkesine uygun bir şekilde ve iltibastan kaçınmak suretiyle piyasaya mal veya hizmet ürettikleri takdirde, piyasada ilk kez üretim yapan ürünün tanınmasını sağlayan kişinin üstün hakkı bulunduğundan bahisle, sonradan faaliyete başlayan kişilerin eylemleri haksız rekabet olarak nitelendirilemez. Böyle bir üstün hakkın varlığının kabülü aynı zamanda, rekabet hukuku ilkelerine aykırı olarak piyasada o mal veya hizmetle ilgili tekel yaratılması ve serbest rekabetin ortadan kaldırılması suretiyle ekonominin sağlıklı bir biçimde gelişmesini engelleyeceğinden kabul edilemez. Davacı tarafından, yurt dışında tescilli tasarıma konu ürünlerin benzerinin Türkiye'de davalılar tarafından satışa konu edilmesi eyleminin haksız rekabet olduğu iddia edilmiş ise de, yurt dışında tescilli bir tasarımın ithal edilerek yurt içinde satışa sunulması tek başına haksız rekabet oluşturmaz. Haksız rekabetin meydana gelebilmesi için davacı tarafla özdeşleşen bir ibarenin ya da ayırt edici işaretin ürünle birlikte kullanılmak suretiyle iş ürünleri ve buradan hareketle her iki ürünü pazarlayan firmalar arasında iltibasa yol açılması gerekmekte olup, somut olayda, davalılarca satışa sunulan zımba tabancasında davalıların adı veya markası kullanılmak suretiyle iltibası önleyici tedbirler alınmış oldugu gibi, daha önce davacı tarafça satışa sunulan aynı görünümlü malların tamamen özgün ve yaygın kullanım ve tanıtım sonucu davacı firmayla özdeşleşmiş bir ürün olduğu da ispat edilemediğine göre davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir (Yarg. 11. HD. 18/10/2018 T. 2016/10703 E. 2018/6467 K.; 19/12/2014 T. 2014/11783 E. 2014/20103 K.; 21/03/2008 tarih 2008/1816 E. 2008/3687 K.; 30/05/2002 T. 2240/5406 E sayılı emsal kararları). Her ne kadar davalı ...Ltd Şti yetkilisi hakkında davacı şirketin marka hakkına yönelik tecavüz iddiasıyla açılan Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2023/277 Esas sayılı davanın derdest olduğu anlaşılmakta ise de eldeki davanın tescilli bir hakka dayalı olarak açılmadığından ve davalıların eylemleri haksız rekabet oluşturmadığından bahsi geçen ceza dava dosyasının sonucunun beklenmesine gerek bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 368,30-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 16/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.