mahkeme 2021/1051 E. 2025/532 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/1051
2025/532
7 Nisan 2025
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1051
KARAR NO: 2025/532
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/01/2021
NUMARASI: 2015/870 Esas - 2021/16 Karar
DAVA: Tazminat
BİRLEŞEN İSTANBUL 8 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN
2018/180 ESAS VE 2018/132 KARAR SAYILI DOSYASI;
DAVA: Tazminat
Asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine ilişkin verilen kararın asıl ve birleşen davada davacı ve Davalı Dorak ... A.Ş ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; dava dışı ... Yurtiçi ve Yurtdışı Taş. Tur. İnş. Taah. Otel. Ltd. Şti.'nin % 20 payının halen müvekkil adına, %80 hissesinin de davalı ... Turizm ve Gayrimenkul Yatırımları Holding A.Ş.'ye ait olduğunu, ... Şirketi, ... Holding'in iştiraklerinden sadece bir tanesi olduğunu, davalı ... , ... Holding yönetim kurulu başkanı; davalı ... ise davalı ...'nün kuzeni olup, ... şirketi yöneticisi olduğunu, ... şirketini bizzat-bilfiil zarara uğrattığından davalı gösterildiğini, müvekkilinin, ... Holding ve ... Holding yönetim kurulu üyeleri hakkında, şirket zararının karşılanması amacıyla sorumluluk davası açma hakkı bulunduğunu, aynı şekilde ... şirketi müdürü de fiili ve işlemleri sebebiyle ... şirketinin uğradığı zarardan sorumlu olduğunu, davalı ... Holding hâkim şirket sıfatıyla, davalı ... hâkim şirketin yönetim kurulu üyesi sıfatıyla, davalı ... da ... şirketinin müdürü sıfatıyla ... şirketinin zararından müteselsilen sorumlu olduğunu, ... Şirketi'nin, müvekkilin fikri ve emeği ile 6.1.2010 tarihinde kurulduğunu, turist gruplarının tüm ihtiyaçlarına cevap verecek bir alışveriş merkezi ile yanında benzin istasyonu yapılarak kısa sürede kara geçtiğini, ancak 2013 yılı ocak ayında yönetimden ayrılmaya zorlandığını, ... Holding'in diğer payları toplayıp hakim ortak olduğunu ve ... şirketi yönetiminin halı mağazasında ingilizce satış elemanı olan ve ... Holding yönetim kurulu başkanı davalı ... 'nün kuzeni olan davalı ...'a verildiğini, onun da ... Holding lehine işlemler yapmaya başladığını ve ... şirketinin zarara uğradığını, şirketin içinin boşaltıldığını, 2011 ve 2012 yıllarında ... Holding'e bağlı acentelere ... şirketi restoranlarında set menü ve açık büfe fiyatları kişi başı 7-TL iken 2013 ve 2014 yıllarında en azından enflasyon oranında arttırıma gidilmesi gerekirken % 15 indirime gidilerek kişi başı 6-TL yapması nedeniyle ... şirketinin zarar uğradığını, indirimin doğrudan ... Holding kasasına gittiğini, ... şirketine ait ... akaryakıt istasyonunda ... Holding bünyesindeki otobüslere karsız akaryakıt satışı yapıldığını, akaryakıt alımı nedeniyle promosyon adı altında senelik 200.000- TL gönderilip yağ hibesi yapıldığını, ... Holding' de muhasebe elemanı olarak çalışan 'un ... Şirketine Muhasebe Müdürü olarak atanıp maaşına geçmişe dönük zam yapıldığını, ... şirketi yöneticisi ...'a da şirket hesabından avans olarak çekip geri ödemesini yapmadığı 50.000- TL yi kapatabilmesi için geriye dönük maaşına zam yapıldığını, ... şirketi üzerinden ... Holding lehine; 2011 yılında 1.800.000-TL tutarında, 2014 yılı Ocak ayında 2.500.000-TL, Eylül ayında da 900.000-TL tutarında Rotatif kredi kullanılarak ... Şirketi'nin borçlandırıldığını, ... şirketinin en büyük satış mağazasının ... Turizm ünvanlı şirkete çok cüzi fiyatla kiralandığını, satış elemanı olarak ... şirketi personelinin kullanıldığını, satış ve hesapların da kontrol edilmeyerek zarara uğratıldığını, hakimiyetin kötüye kullanılması nedeniyle ... şirketinin uğradığı zararların tespiti ile şimdilik 100.000-TL'nin davalılardan müteselsilen tahsili ile ...... Ltd. Şti ye ödenmesine, bu talebin kabul edilmemesi halinde paylarının hakim şirket tarafından uğradığı zarar giderildikten sonra rayiç değer üzerinden satın alınmasını istemiştir.
TALEP DARALTIMI: Davacı vekili; 12.03.2020 tarihli oturumda davalarını şirketin zararının tazminine hasrettiklerini, davacının şirket ortaklığından çıkarılması talebini geri aldıklarını beyan etmiş, karşı taraf davalılar vekili de ortaklıktan çıkma talebinin geri alınmasına muvafakat ettikleri bildirmiştir. Bu halde davanın konusu davacının ortağı olduğu şirketin zarara uğratıldığı iddiası ile sınırlıdır.
CEVAP: Davalılar vekili, TTK nın 560 maddesi uyarınca 5 yıllık süre geçtiğinden 2010-2011-2012- 2013 yıllarına ait herhangibir tazmin olmayacağını, ... şirketinin müvekkil şirketin iştiraki olup şirket yönetimi konusunda gerekli özenin gösterildiğini, ... 'in işletmede yöneticilik yaptığı yıllar dahil Temmuz 2011 tarihinden bugüne ticari faaliyetlerde hedeflere ulaşılamaması nedeniyle personel istihdam politikalarında değişikliğe gidildiğini, ...'ın iyi niyet ve ahlak kuralları çerçevesinde işletme menfaatlerini ön planda tutarak çalıştığını, davacının ... şirketinin fikri ve emeği ile kurulduğu iddiasının kısmen doğru olduğunu, ... holding'e bağlı ortaklık konumunda olduğunu, lokasyon olumsuzluğuna rağmen davacı ısrarı sonucu ... Holding'in maddi ve manevi desteğiyle işletmeye açıldığını, kendilerinin marka değerinin yüksek olduğunu davacının bu sayede itibar kazandığını, davacının şirket menfaatleri doğrultusunda hareket etmeyip yöneticiliğini yaptığı dönemde yüklü miktarda piyasa fiyatı üstünde mal almış satılamaması nedeniyle şirketi zarara uğrattığını, şahsi işleri ile ilgili olarak yüklü miktarda benzin kullandığını bu nedenle İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile yapılan takibe itiraz nedeniyle İstanbul 5. ATM nin 2015/510 sayılı dosyada dava olduğunu, 2013-2014 yılları için oluşan net zarardan davacı payına düşen 146.040,29-TL için de İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyada yapılan icra takibine itiraz sonucu İstanbul Anadolu 9. ATM nin 2015/415 esas sayılı açılmış dava olduğunu, davacı yönetiminde iken kara geçtiği iddiasının doğru olmadığını, ... Akaryakıt şirketi ile yaptığı anlaşmanın kendi itibarları nedeniyle gerçekleştiğini, çekilen kredilerden davacının bilgisi olduğunu ve bizzat davacının imzasının bulunduğunu, kredilerin ... şirketi için kullanıldığını, ... şirketinin kullandığı rotatif kredinin ... tarafından ödendiğini, azınlık paylarının zararına yönelik işlem yapılmadığını, şirket restorantlarında set menü ve açık büfe fiyatlarında indirime gidilmesinin gezi olayları, İşid ve Daeş vakaları nedeniyle olumsuz etkilenen ülke turizminin canlanması için yapıldığını, pek çok restorantın da aynı şekilde davrandığını, Akaryakıt istasyonu için yıllık 10.000.000 litre akaryakıt taahhüdü verildiğini, ... Grubunun akaryakıt alımları nedeniyle alım taahhüdünün gerçekleştirildiğini, bir kereye mahsus promosyon alındığını ancak yağ hisbesi hiç yapılmadığını, ...'un ... şirketi çalışanı olduğu, ...'ın İngilizce bilen Japonya 'da dil eğitimini tamamlamış turizm alanında tecrübeli ve kalifiye olduğunu, şirketten avans çekmesinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili; birleşen İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/180 sayılı dosyasında asıl dava ile ilgili iddiaları tekrar ederek, 2016 yılında ... ile Akaryakıt sözleşmesinin yenilenmesi ile alınan 2.000.000-TL'nin akıbetinin araştırılması ve 2016 yılı için açıklanan 1.587.279,64- TL zarar da gözetilerek şirketin sürekli zarara uğradığını ileri sürerek hakimiyetin kötüye kullanılması nedini ile 16.9.2015 tarihinden sonrası için uğradığı zararların tespiti ile şimdilik 10.000-TL'nin ... Şirketine ödenmesini istemiştir.
BİRLEŞEN DAVADA CEVAP: Davalılar vekili; Birleşen dava için asıl davada verdikleri cevap dilekçesini aynen tekrar ettiklerini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; 2011 yılında kullanıldığı belirtilen kredinin, işletme yatırım kredisi olduğu ve şirketin yatırım maliyetlerinin finansmanında kullanıldığını, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında davalı ... şirketinden bazı alacak bakiyelerinin oluştuğu; ancak bu bakiyelerin üzerinde ... şirketine borçlanıldığını ve ... şirketinin ilk yıllarında yatırım kredisi olarak kullanılan kredinin 2013 yıl sonuna kadar önemli ölçüde kapatıldığı ayrıca dava dışı ... şirketinin sermayesi 4.500.000-TL’ye çıkartılıncaya kadarki dönemde şirketin yatırım finansmanı gereksiniminin önemli ölçüde davalı ... şirketinden borç olarak sağlanan kaynaklarla sağlandığını, 2014 yılında ise, ... Şirketi tarafından kullanılan araç kredileri dışındaki kredinin 3.442.000-TL düzeyinde bulunduğu; 2013 yılından devreden 200.000-TL düzeyindeki kredi bakiyesi ile birlikte kredi kullanımının toplam 3.642.000-TL tutarına ulaştığını, 31.12.2014 tarihi itibarıyla kullanılan kredi bakiyesinin ise; 2.511.229-TL’ye gerilediğini, şirketinin kredi kullanımına gereksiniminin bulunmadığından söz edilemeyeceğini, dava dışı şirketin ödenen sermayesinin ancak maddi duran varlıkları karşılayabilecek düzeyde bulunduğu, 2014 yılında dava dışı ... Şirketince raporlanan finansman giderleri toplamı ise; 63.818,66-TL ile sınırlı olup, kredi kullanımı nedeniyle zararın ispatlanamadığını, 2011 ve 2012 yıllarında ... Holding’e bağlı acentelere ... Şirketi restoranlarında set menü ve açık büfe fiyatları kişi başına 7-TL birim fiyatta iken ve 2013 - 2014 yıllarında enflasyon oranında artırılması gerekirken tersine %15 indirime gidilerek kişi başına 6-TL yapılmak suretiyle dava dışı ... şirketi zararına, davalı ... Holding yararına hareket edildiğinin ileri sürüldüğünü, davalı taraf ise; gelişen toplumsal olaylardan turizm sektörünün olumsuz etkilenmesine bağlı olarak ve dava dışı şirketin müşteri kazanması amacıyla söz konusu indirimin yapıldığı ve sektör bazında tüm turizm tesislerinde indirime gidildiğinin savunulduğu, yapılan indirim doğrudan müşteriye yapılan indirim olmakla satış politikası ve ticari karar mahiyetinde bulunduğundan yerindelik denetimi yapılamayacağını, ... şirketine ait ... Akaryakıt İstasyonu'nun davalı ... Holding bünyesindeki otobüslere karsız akaryakıt satışı nedeniyle şirket zararına davalı şirket yararına hareket edildiğinin iddia edildiği, davalı yan ise; şirketin dağıtıcıya olan taahhüdün yerine getirilebilmesi için diğer tüm dağıtım firmaları ile olan edinimlerini bırakarak ... Şirketi’nin sahibi olduğu ... Akaryakıt Tesisinden akaryakıt almaya başlandığının savunulduğu, dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarında ise; dava dışı şirketin 2014 yılındaki brüt satış karlılığı oranının 2013 yılına göre %8,38 düzeyinden %2,85 düzeyine gerilediğinin belirlendiği, 2014 yılında yapılan satışların büyük bir bölümünün ... Holding bünyesindeki otobüslere yapıldığı ve 2013 yılında raporlanan “brüt satış karı” oranında kar elde edilmesi gerektiğini, bu bağlamda yapılan hesaplama sonucunda; dava dışı ... şirketinin 2014 yılında ulaştığı karın 472.033,04-TL kadar düşük gerçekleştiğinin belirlendiği ancak sektörel yönde yapılan bilirkişi incelemesinde ise; önemli olanın satış taahhüdünün tutturulması olduğunu ve bu sebeple satış artışının sağlanmasına yönelik olarak düşük karla akaryakıt satışı yapılabileceğini ve kar kaybı olsa da bunun zarar olarak nitelenemeyeceği belirtilmişse de; 2013 yılında da satış taahhüdü bulunduğu ve akaryakıtın önemli kısmının davalı şirket otobüslerine satışının yapıldığını, bu bağlamda davalı yanca 2013 yılı akaryakıt satış şartlarından neden kar kaybına sebebiyet verecek şekilde dönüldüğü hususunun kanıtlanamadığını, birleşen dava kapsamında yapılan incelemelerde de satış kotasının tutturulamaması sebebiyle cezai şart ödemesi yapıldığı nazara alındığında davacının bu kapsamda akaryakıt satışından kaynaklı 472.033,04-TL zararı talep edebileceğini, ... Holding hesabına akaryakıt alımları nedeniyle “promosyon” adı altında ödeme ile yağ hibesi yapılması sebebiyle dava dışı şirketin zarara uğradığı iddia edilmişse de; bilirkişi raporunda bu hususta yapılan incelemede; dava dışı ... şirketi ticari defterlerinde; “Akaryakıt Komisyon Giderleri” başlıklı yardımcı-muavin hesapta (KDV hariç) 172.631,43-TL'lik tutarın kayıtlı olduğunu, benzer komisyon gelirlerinin başka akaryakıt bayilerinden de elde edildiğini, bu tür ödemelerin işletmelerin yönetim politikaları dahilinde rekabet ve karlılık bazında belirlendiğini, bu bağlamda davacının zararın varlığını ispat edemediği, Yine dava dışı ... Şirketi tarafından davalı ... şirketine yağ hibesi yapıldığına ilişkin bir tespitin yapılamadığını, davacı yanca, davalı ... Holding’te muhasebe elemanı olarak çalışan kişinin dava dışı ... Şirketine muhasebe müdürü olarak atandığı ve kendisine geçmişe dönük zam yapılması sebebiyle zarar oluştuğunun iddia edildiği, her ne kadar anılan kişinin dava dışı ... şirketinin finansman işleri için görevlendirildiği ve muhasebe müdürü olarak görevine devam ettiği belirtilmişse de; bahse konu çalışanın yaptığı işler ile ödendiği belirtilen tutarlar nedeniyle zararın oluştuğuna ilişkin iddianın ispatlanamadığı gibi yine davacı yanın davalılardan ...’ın yüksek maaş ile atandığı ve şirket hesabından çektiği avansın kapatılması için kendisine geçmişe dönük ayrıca zam yapıldığı iddia edilmişse de; dava dışı ... şirketi tarafından sunulan kayıtlar üzerinde bu doğrultuda yapılan inceleme sonucunda; ilgili davalıya verilmiş “İş Avansı”, “Personel Avansı” vs. hesaplarında raporlanmış tutarlara ve 2011, 2012, 2013, 2014 yıl sonları itibarıyla devreden alacak bakiyesine rastlanılmadığı belirlenmekle bu kapsamdaki iddialarının da ispatlanamadığını, Davacı yanca; dava dışı ... şirketinin en büyük mağazasının düşük bir fiyatla kiralanması ve kontrol dışında bırakılması nedeniyle zarara uğradığının iddia edildiğini, dosya kapsamına alınan talimat bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere; kiralanan taşınmazın 100 m2 değil 215,94 m2 olduğunu, bu bağlamda dava dışı ... Turizm şirketine yapılan kiralama nedeniyle daha az kira geliri elde edildiği anlaşılmakla; tazmini talep edilebilecek zarar miktarının 11.350-TL düzeyinde olduğunun hesaplandığı, belirlenen miktarda zarardan davalıların sorumlu olacağını, sair zarar taleplerinin ispatlanamadığından akaryakıt satışından kaynaklı 472.033,04-TL tutarındaki zarar ile düşük fiyat ile kiralanan mağaza nedeniyle uğranılan 11.350-TL zarar miktarından taleple bağlı kalınarak 100.000-TL tazminatın dava tarihi olan 16/09/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile dava dışı ... Taş. Tur. İnş. Taah. Otel Ltd. Şti.'ye verilmesine, fazla istemlerin reddine karar verilmiştir.Birleşen dava yönünden ise; dava dışı ... şirketinin 2016 yılı zararının oluşum nedenlerinin özellikle dava dışı ... firması ile yapılan taahhütnameye dayalı olarak düzenlenen “cezai şart” faturasından kaynaklandığının tespit edildiğini, bayilik sözleşmesi kapsamında verilen satış taahhüdüne karşın fiili satışların düşük miktarda kalmasına dayalı olarak ortaya çıkan bir zarar olduğunu, dolayısıyla davalıların bu zarar kaleminden sorumlu bulunduklarından bahsedilemeyeceğini; ayrıca 2015 yılında raporlanan faaliyet zararına göre 2016 yılında artış gösterdiği belirlenen 606.275,64-TL’lik tutarın ise; ağırlıklı olarak net satış gelirlerindeki düşüşten kaynaklandığını ve yine söz konusu zararın davalıların sorumlu olacakları nitelikte bir zarar kalemi olmadığı gibi 2016 yılındaki faaliyet zararını oluşturan çok sayıdaki kalem ile ilgili olarak ise, davacı tarafça sunulan herhangi somut delil bulunmadığından birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Asıl ve birleşen davada davacı vekili; mahkemece gözardı edilen hususun; ... Şirketinde oluşan dava konusu zararların davalı hakim ortak ... lehine menfaat oluşturması olduğunu, davalı ..., ... Şirketinin hakim ortağı olmasının yanında aynı zamanda müşterisi olduğundan finansal realiteye aykırı olarak yapılan kârsız akaryakıt satışı, yemek fiyatlarında yapılan indirimlerden, mağazalarda yapılan satışlardan aldığı komisyonlardan ve dava dışı ... Şirketinde oluşan sair zararlardan davalı ...'ın doğrudan faydalandığını, istinaf itirazlarının bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini; asıl davada; mahkeme tarafından, davalıların, dava dışı ... şirketini akaryakıt satışından kaynaklı 472.033,04-TL ve düşük fiyat ile kiralanan mağaza nedeniyle 11.350-TL zarara uğrattıkları tespiti isabetli olmakla birlikte diğer zarar kalemleriyle ilgili gerekçe ve değerlendirmelerin hatalı olduğunu, Hakim ortak davalı ...'a yapılan yemek satışları nedeniyle, ... şirketi 166.853,04-TL zarara uğratıldığını, zarar miktarı dosyada mübrez bilirkişi raporlarında da tespit edilmesine rağmen usul ve yasaya aykırı olarak bu zarar kalemi hüküm dışında bırakıldığını, 2012 ve 2013 yıllarında ... Şirketi restoranlarında set menü ve açık büfe fiyatları 7-TL iken, en azından enflasyon oranında artışa gidilmesi beklenen fiyatlarda aksine %14,29 oranında indirime gidilerek 6-TL'ye çekildiğini, bu indirim neticesinde ... Şirketi 166.853,04-TL zarara uğratılarak doğrudan davalı ... lehine menfaat temin edildiğini, turizmin kötüye gitmek bir yana aksine gerek kişi sayısı gerekse harcama tutarlarının arttığına dair resmi TÜİK, İRO verileri ve dosya kapsamıyla ilgili bilimsel mütalaa ve davalı ...'a ait restoranlarda yemek fiyatlarının yüksek tutulduğuna dair delillerin dosyaya ibraz edildiğini, akaryakıt komisyonu adı altında hakim ortağa 172.631,43-TL ödeme yapılarak şirketin zarara uğratıldığını, mahkemece, komisyon ödemelerinin olağan olduğu gerekçesiyle, 172.631,43-TL tutarındaki komisyon ödemesini zarar kalemi olarak hüküm altına almadığını, kâr edinimi söz konusu olduğunda komisyon ödemesi olağan karşılanabileceğini, fakat; kârsız akaryakıt satışı yapılması yanında bir de komisyon ödenmesinin ticari realiteyle bağdaşmayacağını, karsız akaryakıt satışı hasebiyle zarar oluştuğu kabulüne rağmen komisyon ödemesinin olağan görülmesinin açıkça çelişki teşkil ettiğini, ... Şirketi'nin finansal yapısı banka kredisi kullanımına ihtiyaç duymasa da, davalılar tarafından kredi kullandırılmak suretiyle hakim ortak ...'a aktarıldığını, nihayetinde davalı ... menfaat temin ederken ... Şirketi zarara uğratıldığını, ... şirketi haricindeki diğer bağlı şirketlerinde görülmeyen bu husus, ... şirketinin kredi kaynağı olarak kullanıldığını, krediler kalemi yönünden zarar oluşmadığı tespitinin kabulü mümkün olmadığını, ...'un maaşına geçmişe dönük zam yapılmak suretiyle ... şirketinin zarara uğratıldığı somut delil ile sabit olduğunu, ..., davalı ...'ta muhasebe elemanı olarak çalışmakta iken, ... tarafından dava dışı ... Şirketine gönderilmiş ve yaklaşık 2 yıl süreyle bilfiil ... Şirketinin muhasebe müdürlüğünü yaptığını, Davalı ...'ın mali müşaviri ... tarafından müvekkilime 06.09.2012 tarihinde gönderilen ...'un maaşının ... bünyesinde çalıştığı dönemi de kapsayacak şekilde geçmişe dönük, temmuz ayından itibaren geçerli olmak üzere 4.000- TL olduğuna dair e posta dökümü dava dilekçemizin 8 numaralı eki olarak dosyaya ibraz edildiğini, mahkeme dosya kapsamındaki somut delili yok sayarak hüküm verdiğini, Davalı ..., ... Şirketinden yüklü miktarda avans çekmiş, geri ödemesini yapmadığı, bu açığı kapatmak için de kendisine geçmişe dönük zam yapıldığını, defter ve muhasebe kayıtları davalıların uhdesinde olduğundan defterlerde kötü niyetli değişiklikler yapmış olmaları kuvvetle muhtemel olduğunu, birleşen dava yönünden ise ... Şirketinde oluşturulan zararın mevcudiyeti ihtilaf konusu olmadığını, zarar, ticari defter ve kayıtlarda açıkça belirli olup davalılar tarafından aksi dahi iddia edilmediği, zararın varlığı aşikâr olduğundan ispat külfetinin davalılarda olduğu, bilirkişilerin de tespit ve teyit ettiği üzere davalılar kusursuz olduklarını ispat külfeti altında olduğunu, 21.02.2018 yılında ikame edilen birleşen dava çerçevesinde, defter incelemesi 2015 yılının sonu ila 2016 yılıyla sınırlı kalmıştır. 2017 yılına ait hiçbir defter ve kayıt incelenmediğini ,gerekçeli kararda atıf yapılan raporda"Ağırlıklı olarak Net Satış gelirlerindeki düşüşten kaynaklandığı tespit edilen zarar kalemi ile ilgili olarak, davalıların sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ile ilgili değerlendirme yapılabilmesi, gerek gelirlerin elde edilmesi ile ilgili tüm işlemler gerekse bu gelirlerin elde edilmesi ile ilgili maliyetler bazında ilgili ve ilişkili taraflar nezdinde karşıt incelemeleri de içerecek denetim prosedürlerine muhtaç olduğu açıktır." denilerek eksikliği ortaya koyan, detaylı inceleme yapılması gereğini beyan eden heyetin, inceleme dahi yapılmayan 606.275,64-TL tutarındaki zarar kalemleriyle ilgili olarak davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği yönündeki değerlendirmelerinin hükme esas alınarak kabulünün hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek asıl davada; Hâkim ortak davalı ...'a yapılan yemek satışları nedeniyle uğranılan zarar nazara alınmadığından, Akaryakıt komisyonu adı altında hâkim ortak ...'a yapılan ödeme sebebiyle uğranılan zarar nazara alınmadığından, Hakim ortak lehine kullandırılan krediler sebebiyle uğranılan zarar nazara alınmadığından, ...’un maaşına geçmişe dönük zam yapılmak suretiyle uğranılan zarar nazara alınmadığından, ...'ın çektiği yüklü avans ve bu açığı kapatmak için maaşına yapılan geçmişe dönük zam sebebiyle, uğranılan zarar nazara alınmadığından,birleşen davada; Zarar konusunda uyuşmazlık olmadığından, Uğranılan zararda kusurlu olmadığını ispat yükü davalı da olduğundan İspat külfetinin davalıda olduğu hususu aslında mahkemenin de kabulünde olmasına rağmen kendi içinde çelişerek hüküm kurduğundan, 2017 yılına ait defterler hiç incelenmeden hüküm verildiğinden eksik inceleme ile hüküm verildiğinden kabulü ile, kararın kaldırılarak yeterli incelemenin yapılmasına ve nihayetinde asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... ... A.Ş ve ... vekili; kira gelirinin az olduğu gerekçe gösterilmiş ise de, 100 metrekare yer aylık 1000,00 TL + satılan hediyelik eşyadan %30 komisyon ile kiralandığını, ... şirketine bağlı şirketlerin uzakdoğudan getirilern turist kafilelerini buraya getirdiğini, komisyon giderleri eklendiğinde aylık ortalama 12.000-TL gelir elde edildiğini,ayrıca Mahkemenin yanlış değerlendiği bir diğer husus ise akaryakıt satışının %8,38'den %2,85 düzeyine indiği yönündeki kabulü olduğunu ,oysaki ... firması tarafından dava dışı ... Şirketinden akaryakıt alınmamış olması ihtimali değerlendirilmesi gerektiğini , ... Şirketinden akaryakıt alınmamış olsaydı değil %8,38 düzeyinde satış %2,85 düzeyinde dahi satış yapılamayacağını ,... firmasına yapılan satış neticesinde 243.272-TL olarak elde edilen satış karını,mahkemenin görmediğini ,... firması ile olan sözleşme bizzat davacının girişimleri, ön ayak olması ile imzalanmış ve davacı ortak tarafından ... Şirketi çok büyük taahhütler ve cezai şartlar altına sokulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılarak asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, hakim ortak ... şirketinin bağlı ortaklık ... ..Ltd Şti'yi hakim gücünü kötüye kullanarak zarara uğrattığı iddiasına dayalı uğranıldığı iddia olunan zararın hakim ortak ve yöneticilerinden tahsiliyle dava dışı şirketi ödenmesine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nın 202. maddesinde; "...bağlı şirketin her pay sahibi, hâkim şirketten ve onun, kayba sebep olan, yönetim kurulu üyelerinden, şirketin zararını tazmin etmelerini isteyebilir. hâkim istem üzerine veya re'sen somut olayda hakkaniyete uygun düşecekse, tazminat yerine bu maddenin ikinci fıkrası hükümlerine göre, davacı pay sahiplerinin paylarının hâkim şirket tarafından satın alınmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir başka bir çözüme karar verebilir...." hükmünü içermektedir. TTK nın 644 atfıyla uygulanması gereken TTK’nın 553/1 maddesi ise; “kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karsı verdikleri zarardan sorumludurlar.” hükmünü içermektedir. Davacının ortağı bulunduğu ... şirketinin; 03.01.2014 tarihinde tescil edilen 08.01.2013 tarihli genel kuruldan itibaren 0,22 payının ... Turizm AŞ, 0,22 payının ..., %79,56 payının davalı ... şirketi'ne, %20 payının davacıya ait bulunduğu, ... şirketi'nin davalı şirketin bağlı ortaklığı olduğu, aynı genel kurulda davalı ...'nün üç yıl süre ile temsile yetkili kılındığı,aynı zamanda davalı ... şirketinin yönetim kurulu başkanı olup; davacının aktif, davalıların pasif husumeti bulunduğu, anlaşılmaktadır. Davacının asıl davadaki talepleri; a)Bağlı şirket adına kredi kullandırılarak hakim ortağa aktarılması b)Yemek fiyatlarında indirim yapılarak hakim ortağın kazanç elde ederek bağlı ortaklığın zarara uğratılması ,c)personele gerekmediği halde fazla ücret ödenmesi d) karsız akaryakıt satışı ve karsız satışa rağmen alınan promosyon bedeli e)... şirketinin gelir getiren mağazasının bir şirkete verilerek karşı bir işten vazgeçilerek zarara uğratılması olarak gösterilmiştir. Davacı HMK nın 107 kapsamında açtığı davada 100.000-TL dava değeri göstermiş ise de ne kadarının hangi talep için olduğuna dair bir açıklama yapmadığı gibi mahkemece bu husus davacıya sorularak açıklatılmamıştır. "Bir davada davacı bakımından birden fazla talepler bakımından toplu bir alacak talep edilmesi halinde, davacı yanca, belirsizliğin kendiliğinden ya da belirlenen süre içerisinde giderilmediğinde mahkemece, her bir talep için mütesaviyen yani eşit tutarda talepte bulunulduğunun kabulü gerekir." (Yargıtay 11 HDnin 11.9.2019 tarih 2018/3469 tarih, 2019/5316 karar sayılı ve 11.9.2019 tarihli ilamı da aynı yöndedir.)Bu halde asıl davada davacı tarafından mahkemeye yönelik talepler hakkında eşit oranda talepte bulunduğunun kabulü gerektiği ve mahkemece düşük bedelle kiraya verme nedeniyle, karsız akaryakıt satışı nedeniyle davayı sabit görerek davalılardan taleple bağlı kalınarak asıl davada dava değeri olarak gösterilen 100.000-TL ile sınırlı olarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava değeri olarak bildirilen 100.000-TL toplam değer aşılmamış ise de; davada birden fazla taleplere dayalı olarak toplu tazmin talebinde bulunulduğundan, mahkemece bir kısım talepler yerinde görülmeyerek reddine karar verildiği belirtildiği halde; her bir talep için 100.000:5 =20.000-TL talep aşıldığından bu husus istinaf nedeni olarak ileri sürülmemiş ise de HMK'nın 26 maddesine aykırılık nedeniyle kararın bu kısmının resen incelenerek kaldırılmasını gerektirmektedir. A)Bağlı şirkete kullandırılan krediler bakımından yapılan incelemelerde; 30.11.2016 tarihli kök bilirkişi kurulu raporunda; dava dışı şirketçe 2011 yılında kullanıldığı belirtilen kredinin, işletme yatırım kredisi olduğu ve şirketin yatırım maliyetlerinin finansmanında kullanıldığı, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında davalı ... şirketinden bazı alacak bakiyelerinin oluştuğu; ancak bu bakiyelerin üzerinde ... şirketine borçlanıldığı ve ... şirketinin ilk yıllarında yatırım kredisi olarak kullanılan kredinin 2013 yılı sonuna kadar önemli ölçüde kapandığı, ayrıca dava dışı ... şirketinin sermayesi 4.500.000-TL’ye çıkartılıncaya kadarki dönemde şirketin yatırım finansmanı gereksiniminin önemli ölçüde davalı ... şirketinden borç olarak sağlanan kaynaklarla sağlandığı, 2014 yılında ise, dava dışı ... Şirketi tarafından kullanılan araç kredileri dışındaki kredinin 3.442.000-TL düzeyinde bulunduğu; 2013 yılından devreden 200.000-TL düzeyindeki kredi bakiyesi ile birlikte kredi kullanımının toplam 3.642.000-TL'ye ulaştığı, 31.12.2014 tarihi itibarıyla kullanılan kredi bakiyesinin ise; 2.511.229-TL’ye gerilediği, ... Şirketinin kredi kullanımına ihtiyacı olduğu, dava dışı şirketin ödenmiş sermayesinin ancak maddi duran varlıkları karşılayabilecek düzeyde bulunduğu, 2014 yılında dava dışı ... Şirketince raporlanan finansman giderleri toplamı ise; 63.818,66-TL ile sınırlı olup, tahakkuk edilen faizlerin davalıya borç/alacak dekontları ile yansıtıldığı belirlendiğinden kullandırılan kredilerin davalı ... şirketine aktarılması nedeniyle ... şirketinin zarara uğratıldığı iddiası ispatlanamamıştır. Şirketin kuruluş aşamasında finansmanın davalı tarafından karşılandığı, oluşan maliyetlerin de davalıya yansıtıldığının belirlenmesi karşısında davacı tarafın hakim ortağa aktarılan banka kredilerine ilişkin istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. b)Akaryakıt satışları ve ödenen promosyon,yağ hibesi nedeniyle; ... şirketi ile ... arasında 05.05.2011 tarihinde "akaryakıt bayilik sözleşmesi "imzalandığı ve tarafların müşterek beyanlarına göre istasyonda davalı ... şirketinin Tur otobüslerine akaryakıt temin edildiği anlaşılmaktadır. Yine kök bilirkişi raporunda, 2013 yılında ... Şirketi'nin yıllık %8,38 brüt kar elde ederek satış yaptığı ve 2014 yılında ... şirketinden aldığı akaryakıttan kar 714.848-TL kar elde etmesi gerekirken, karının 242.815-TL düzeyinde kaldığı aradaki farkın ise 472.033-TL olduğu hesaplanmıştır. Davalı ... şirketi ... şirketine verilen taahhütü tutturabilmek amacıyla satışları ...'a yönlendirdiğini, diğer dağıtıcılardan edinimlerinden vazgeçtiğini savunmuştur. Her iki taraf da işletmenin ücra bir yerde olduğu ve istasyonun ... Tur otobüslerine hizmet verdiğinde hemfikirdir. Buna göre ... şirketi; 2014 yılında cüzi bir kar karşılığı hakim ortağın otobüslerine hizmet vermiş, hakim ortak başka bir dağıtıcıdan temin etmesi halinde ödeyeceği kar dahil bedelden kurtulmuş, ancak bu oranda ... şirketi zarara uğramıştır.Bu eylem nedeniyle davalıların sorumluluğuna hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamış, Davalılar vekilinin bu kısma yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. ... şirketi, hakim ortağın ödemediği karı oranında zarara uğratıldığının kabulü gerekir. Tarafların hesaplanan zarar miktarına ilişkin itirazı bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince; promosyonun ticari hayatta olağan olarak uygulandığı gerekçesiyle promosyon ödemesi olan172.631,43-TL'lik tutarın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, benzer komisyon gelirlerinin başka akaryakıt bayilerinden de elde edildiği, bu tür ödemelerin işletmelerin yönetim politikaları dahilinde rekabet ve karlılık bazında belirlendiği, bu bağlamda davacının zararın varlığını ispat edemediği gerekçesiyle bu talebin reddine karar verilmiştir. Ancak yukarı bentte özetlendiği üzere ... şirketi 2013 yılı karlılık durumuna göre 2014 yılında cüzi bir kar ile satışlarını yapmıştır. Akaryakıt satışlarında bayiinin akaryakıt bedeli nedeniyle dağıtıcıya ödemesi gereken kök maliyeti bulunmaktadır.Ancak elde ettiği kardan bir miktarını büyük alım yapan alıcılarına promosyon vermesi sözkonusu olabilir.2014 yılında 242.815-TL brüt kar elde etmiş iken 172.631,43-TL (KDV hariç) promosyon ödemesi ile elde ettiği cüzi brüt karı da davalı şirkete aktarmış durumdadır. Karından mahrum bırakılan ... şirketinin bu kalemde zararının ispatlanamadığının kabulü doğru bulunmamıştır. Düşük kar ve yapılan promosyon ödemesinin bağlı şirketin zararı iken hakim ortağın karı niteliğindedir. Zarar olarak kabulü gerekir. Bedelsiz yağ verildiği hususu ise kanıtlanamamıştır. Çalışanlar davalı ... ve ...'a yapılan ödemeler nedeniyle zarar iddiası ise kanıtlanamamıştır. Satış mağazasının düşük bedelle kiraya verilmesine ilişkin; Davacı tarafça ;şirketin gelir elde eden önemli malvarlığının davadışı şirkete düşük bedelle kiraya verildiği, gelirden vazgeçildiğini iddia etmiş, davalı da yönetim politikaları nedeniyle ciro üzerinden komisyon karşılığı kiraya verildiğini savunmuştur. Satış mağazasının şirket tarafından işletilip işletilmeyeceği veya işletmesinin başka bir şirkete tevdii ile ciro üzerinden komisyon almak işletme politikaları ile ilgili olup yerindelik denetimi yapılamayacağından bu kaleme yönelik zarar iddiasının düşük bedelle kiraya verildiği gerekçesiyle kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde bulunmamıştır. Dosyaya sunulan cari hesap ekstresinde 01.02.2014 tarihinden itibaren ... şirketi tarafından düzenli olarak aylık kira faturaları yanında aylık %30(ciro üzerinden), 2015 yılında(%50) komisyon faturaları düzenlenmiştir. ... şirketinin ... Turizm şirketi ile sadece kira ilişkisi değil, satış bazında komisyon geliri elde ettiği belirlendiğinden bu kısım bakımından talebin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığından davalılar vekilinin bu kısma ilişkin istinaf nedeni haklı bulunmuştur. Restoran fiyatlarında yapılan indirim nedeniyle; ... şirketi davalı ... şirketinin müşterilerine yemek hizmeti vermektedir. Bir başka deyişle; Davalı ... ... şirketinden yemek hizmeti satın almaktadır. Tüketici müşterilerine sattığı yemek hizmetini ... şirketinden bedeli karşılığında temin etmekte, müşterilerine satmaktadır. Alınan bilirkişi raporlarında maliyetinin altında yapılan satışlar nedeniyle ... şirketinin 2014 yılında yapılan %14,29 oranında indirim uygulanması ve sabit maliyetler nedeniyle karlılık oranlarına göre olumsuz yansıdığı belirtilmiştir. Davacı; yemek fiyatlarında yapılan fiyat indiriminin davalı şirketin kasasına gittiğini ileri sürmüştür. Ancak bu konuda mahkemece bir inceleme yapılmamıştır. Sadece fiyat indirimine gidilmesine bakılarak zarara hakim ortağın sebep olduğu kabul edilemez. Davalı ...'ın ticari defterleri incelenerek ...'ın zararına sebebiyet veren bu indirimlerin davalı şirketin yararına olup olmadığı; ucuza elde ettiği yemek hizmetini hangi bedelden müşterisine sattığı yolunda bir tespit ve inceleme yapılmamıştır. ... zarar eder iken müşterilerine daha yüksek bir fiyattan satarak kar elde ediyor ise bu durumun bağlı şirketi zararlandırıcı eylem olduğunun kabulü gerekir. Bu konuda bir kanaate varılacak inceleme yapılmamıştır. Davacı vekilinin bu konuya ilişkin istinaf nedeni haklı bulunmuştur. Birleşen davaya ilişkin olarak; Birleşen davada davacı vekili asıl dava dilekçesinde aynı vakıaları tekrar ederek şirketin 07.07.2017 tarihinde yapılan genel kurulunda 1.587.279-TL zarar açıkladığını ileri sürerek şirketin uğradığı zarardan 10.000-TL sinin davalılardan tahsili ile şirkete ödenmesi talep edilmiştir. ... şirketinden alınan 2.000.000-TL bedelin akıbetinin ne olduğunun araştırılması gerektiğini ileri sürmüştür. Buna göre; asıl davada ki vakıaları tekrar etmiş farklı bir vakıaya dayanmamıştır. "6100 sayılı HMK'nın 119/1-d ve bentlerinde, vakıaların ve delillerin gösterilmesi aslında dilekçenin iki unsuru olarak belirtilmiştir. Dava dilekçesinde hiç vakıa gösterilmemesi ile belirli vakıaları gösterip bunların somut ve açık olmaması hallerini birbirinden ayırt etmek gerekir. Zira birincisi iddia yükünün yerine getirilmemesi iken diğeri somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesi olup, her ikisinin sonucu ve yaptırımı ayrı düşünülmelidir. Davacının vakıaları hiç belirtmemesi veya hiçbir delile dayanmaması ile bunları yeterli açıklıkta ve bağlantılı şekilde göstermemesi arasında bir ayırım yapılmalıdır. Zira davacının göstermediği bir vakıanın veya delilin araştırılması ya da dikkate alınması ancak re'sen araştırma ilkesinin uygulanması durumunda olduğu gibi kanunda öngörülen istisnalar söz konusuysa mümkündür. Kanundaki istisnalar dışında böyle bir yola gidilmesi 25. madde de gösterilen taraflarca getirilmesi ilkesine aykırı olacaktır. Hatta, hakimin bu yönde tarafın hiç ileri sürmediği bir vakıayı hatırlatması hakimin reddi sebebi sayılacaktır. Taraflarca getirilme ilkesine göre, dava malzemesinin, yani vakıaların ve delillerin getirilmesi işi taraflara aittir. Medeni yargılama hukuku, özündeki özel hukuktaki hakların yerine getirilmesini amaçladığı için, tarafların haklarını ararken de aktif olmalarını ve kendi iddialarını, bunların dayanaklarını ve delillerini getirmeleri -kural olarak- gerekli ve zorunludur... Davacının hiç bir vakıa ileri sürmemesi demek ,aslında iddia yükünü yerine getirmemek demektir. Davacının maddi meseleye ilişkin olup bir hukuk normunun aradığı koşul vakıalara karşılık gelen olaya ilişkin somut vakıaların varlığını mahkemeye bildirmesi, ileri sürmesi, iddia yükü olarak ifade edilmektedir. Çünkü, mahkemenin objektif soyut hukuk kuralını, sübjektif -somut duruma uyarlayıp kanundaki hukuki sonucu değerlendirerek somut bir karar verebilmesi, bu iddiaların mahkeme önüne getirilmesine bağlıdır. Sadece, mahkemeye yöneltilen "haksızlığa uğradım, hakkımı verin " ya da "alacağım tahsil edilsin" anlamında ki bir taleple ya da bir takım havada kalan ifadelerle kullanarak dilekçe yazıp sonuca gitmek mümkün değildir. İddia yüküne, kısaca tarafın talebini haklı kılacak hukuk kuralının gerektirdiği temel maddi vakıaları mahkeme önüne getirme yükü de diyebiliriz. (Prof.Dr. ... ...- Dava dilekçelerinde eksiklikler halinde yapılması gereken işler..) Sonuç itibariyle 2016 yılı mali yılı itibariyle sonuç olarak ... şirketinin zararda olması davalıların sorumluluğuna gidilebilmesi için tek yeterli veri değildir. TTK'nın 202 maddesindeki koşulların kümülatif olarak aranması gerekir. Ticari hayatta zarar sebepleri çeşitli şekilde oluşabilir.Soyut zararın varlığı sorumluluk davasının kabulüne yeterli olmayıp ;birleşen dava 2016 yılında genel kurulda onaylanan bilançoda yer alan zarar nedeniyle davalıların sorumluluğu talep edilmektedir. ... şirketinden alınan 2.000.000-TL'nin akıbetinin araştırılmasını talep etmekte ise de hukuk yargılamasında talebin kabulü için bir iddia ileri sürülmesi gerekir. Paranın akıbetinin araştırılması hukuk mahkemesinin görevi değildir. Yapılan bilirkişi incelemesinde; ... şirketinin ... şirketi ile imzaladığı 2011 tarihli bayilik sözleşmesinde alım taahhüdünü yerine getirmediğinden ... tarafından ... şirketi aleyhine cezai şart tahakkuk ettirilmiştir. Asıl davanın açıldığı tarihten sonra bayilik sözleşmesinin yenilendiği anlaşılmaktadır. Dosyaya sunulan 10.08.2016 tarihli taahhütname ile; Bayilik sözleşmesinin yenilendiği, ... tarafından ...'a "satış destek primi"olarak 2.milyon TL ödeneceği, ancak prim avansından 900.000-TL'nin nakden ödenmeyerek tahakkuk eden cezai şarta mahsup edileceği, kalan 1.100.000-TL'nin nakden ödeneceği kararlaştırılmıştır. Ancak yukarıda yazıldığı üzere; yapılan pirim ödemesi ile ilgili ileri sürülen bir iddia olmadığından bu konuda başkaca bir inceleme yapılması gerekmemektedir. 16.09.2015 asıl dava tarihinden sonra şirketin zararlarının devam ettiği 2016 yılı genel kurul toplantısında oluşan zarar miktarı belirtilerek, asıl davada ki vakıalar tekrar edilerek 21.02.2018 tarihinde zararın tespit edilerek şirkete ödenmesi talep edilmiştir. Yeni bir vakıaya dayanılmadığından; asıl davada dayanılan vakıalar ile bağlı kalınarak inceleme yapılması gerekir. Banka kredi sözleşmeleri, personele yapılan ödemeler, kiraya verilen mağaza bakımından zarar oluştuğu asıl davada ispatlanamamıştır. Asıl dava açıldıktan sonra yeni bir banka kredi sözleşmesi imzalandığı veya adı geçen personellere yeni bir ödeme yapıldığı birleşen davada ileri sürülmemiştir. Ayrıca satış mağazasının ciro üzerinden kiraya verilmesi zararlandırıcı işlem olarak kabul edilmediğinden bu kalemler bakımından ileri bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Ayrıca yeni promosyon ödemesi yapıldığı da ileri sürülmemiştir. Ancak asıl davada bağlı ortaklığı zarara uğratıcı eylem olarak tespit edilen; ayrıca sürekli ilişki kapsamında devam eden karsız akaryakıt kapsamında yapılan satışlar nedeniyle zarar oluşup oluşmadığı; yine yemek fiyatlarında ... şirketinin zararına, ... şirketinin yararına işlem yapılıp yapılmadığı belirlenmelidir.Birleşen davada bu yönde bir inceleme yapılmadığı, zararın 900.000-TL'nin cezai şart faturasından kaynaklandığı kalanın sebebinin belirlenmediğine ilişkin soyut bilirkişi görüşü benimsenerek davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Asıl dava tarihinden birleşen dava tarihine kadar olan dönem bakımından ... ve ... şirketinin ticari defter ve kayıtları mali müşavir bilirkişi tarafından incelenmek suretiyle kazanılmış haklar dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle; asıl ve birleşen davada tespit edilen hükme tesir edecek derecede eksiklikler nedeniyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüyle kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl ve birleşen davada davacı ve davalı ... ... A.Ş ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/01/2021 tarihli 2015/870 Esas - 2021/16 Karar sayılı kararın HMK'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Davacı ... tarafından yatırılan 118,60-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Davalı ... Yatırımları Holding A.Ş. tarafından yatırılan 1.707,75-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalılara iadesine, Davalı ... tarafından yatırılan 1.707,75-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/04/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.