mahkeme 2021/1027 E. 2024/773 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/1027
2024/773
21 Mayıs 2024
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1027
KARAR NO: 2024/773
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/03/2021
NUMARASI: 2019/346 Esas -2021/190 Karar
DAVA: Menfi Tespit (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Davanın kabulüne ilişkin kararın, davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili, davalı bankanın 20/09/2010 tarihli kredi sözleşmesine dayalı olarak müvekkili hakkında icra takibi başlattığını ancak bu sözleşmede müvekkilinin imzası olmadığını, bu kapsamda davalı tarafından müvekkiline karşı başlatılmış icra takibine konu borca ilişkin bir sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek, müvekkilinin icra takibi nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı-temlik eden banka vekili, müvekkilinin takibe konu alacağı 26/09/2014 tarihli sözleşme ile diğer davalıya temlik ettiğini, dolayısıyla müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı-temlik alan ... A.Ş. vekili, dava dışı asıl borçlu ile imzalanan 20/09/2010 ve 27/12/2010 tarihli 2 adet genel kredi sözleşmesi olduğunu, davalının 27/12/2010 tarihli sözleşmede imzası bulunduğunu, 20/09/2010 tarihli sözleşmede imzasının bulunmamasının ise davacıyı sorumlulukdan kurtarmayacağını, taksitli ticari kredi riskinin 27/12/2010 tarihinde açıldığını, esnek hesabın 19/07/2011 tarihinde eksiye düştüğünü, ... kartı için ayrı bir sözleşme yapıldığını ve bu sözleşmede davacının kefil olarak imzasının bulunduğunu, risklerinin 27/12/2010 tarihli sözleşmeden sonra oluşması nedeniyle borçtan sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece 16/01/2018 tarihli kararında, davalının takibe konu borcun dayanağı 20/09/2010 tarihli sözleşme olup bu sözleşmede de davacının imzası bulunmadığı, takip konusu olmayan ve davacının imzasını içeren sözleşme nedeniyle tahkikat yapılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının icra takibine konu 20/09/2010 tarihli sözleşme sebebi ile ve takip dosyası kapsamında davalı temlik alana borçlu olmadığının tespitine, davalı banka aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ve kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Anılan karara karşı temlik alan davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 2018/1152 Esas, 2019/732 Karar sayılı ve 23/05/2019 tarihli ilamıyla, mahkemece öncelikle icra takibine konu borcun hangi kredi sözleşmesi/sözleşmelerinden kaynaklandığının tespiti, alacağın davacı imzasını içeren 27/12/2010 tarihli genel kredi sözleşmesi ve/veya business (...) card sözleşmesinden kaynaklandığının tespiti halinde, davacının imza inkarı doğrultusunda ayrı bir inceleme yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği,sadece nakit alacakların temlik edildiği, gayrinakit alacağı kapsamadığı dikkate alınmadan davalı bankaya yönelik davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra Mahkemece, davalı bankanın davacı ve diğer borçlulara gönderdiği 28/11/2011 tarihli hesap hat ihtarında genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan taksitli ticari kredi, esnek ticari hesaba ilişkin borç ve ... kart borcu ile çek karnesine ilişkin gayri nakit borçtan söz edilerek ödeme talep edildiği, sonrasında 12/01/2012 tarihinde başlatılan icra dosyasında davalı bankanın davacı ile dava dışı borçlular hakkında nakit ve gayri nakit alacak istemiyle “kredi sözleşmesi, ihtarname ve hesap özeti'ne dayalı olarak takip başlattığı, ödeme emri ekinde sadece 20/09/2010 tarihli sözleşme suretinin yer aldığı, takibin kesinleştiği, 19/01/2015'tarihinde icra dosyasına 31/07/2014 itibariyle nakit alacaklara ilişkin 26/09/2014 tarihli temlikname sunulduğu, buna göre alacağın davacı imzasını içerdiği iddia edilen 27/12/2010 tarihli genel kredi sözleşmesi ve Business (...) Card sözleşmesinden kaynaklandığı, grafolog bilirkişiye yaptırılan imza incelemesi sonucunda sözleşmedeki imzanın dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının eli mahsulü olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davaya konu icra takip dosyası kapsamında davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ... A.Ş. vekili, davacının hesap kat ihtarına itiraz etmediği, icra takibinde yaptığı itirazda imza inkarının açıkça ileri sürülmediğini; bilirkişi tarafından imza incelemesinin davacının örnek imzalarının bulunduğu fotokopi belgeler üzerinde yapıldığını, Yargıtay kararlarına göre imza inkarına konu imzanın atıldığı tarihe en yakın tarih itibariyle belge asılları getirtilerek mukayese imzalarına göre inceleme yapılmasının gerektiğini, bu haliyle grafolog bilirkişi raporunun Yargıtay denetimine elverişli olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE: Dava, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan nakit alacağın tahsili ve gayrinakit alacağın depo edilmesi amacıyla başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Somut olayda, davalı temlik eden ... Bankası, 12/01/2012 tarihinde başlattığı davaya konu ilamsız icra takibinde 45.419,87-TL asıl alacak ve ferileri ile 5.240-TL gayrinakti (depo) alacağı talep etmiş, takibe dayanak olarak da kredi sözleşmesi, ihtarname ve hesap özetine dayanmıştır. 28/11/2011 tarihli kat ihtarnamesinde, dava dışı kredi asıl borçlusu ... Ltd. Şti. lehine genel kredi sözleşmesi kapsamında taksitli ticari kredi açıldığı ve kullandırıldığı, davalının ve dava dışı ...'ın müteselsil kefil oldukları, bu kredinin son üç taksidi ödenmediğinden tüm borcun muaccel hale geldiği ve 28.432,16-TL borç bulunduğu; aynı kapsamda esnek ticari hesabın katı nedeniyle 6.203,76-TL ve ... kart hesabı da kat edildiğinden 10.783,95-TL borç oluştuğu, ayrıca borçlunun uhdesinde bulunan çek yaprakları için nakit depo edilmesi gerektiği belirtilerek, toplam 45.419,87-TL borcun tebliğden itibaren 24 saat içinde ödenmesi ve çekler için 5.240-TL'nin depo edilmesi istenilmiştir. Söz konusu ihtarname davalıya, asıl borçluya ve dava dışı kefile de tebliğ edilmiştir. Takip talebinin ekinde üç sayfadan oluşan 20/09/2010 tarihli ve 50.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi eklenmiştir. Ödeme emrinin de davacıya 16/01/2012 tarihinde tebliğ edilmiş ise de davacı takibe itiraz etmemiştir. Davacı eldeki davada, icra takibinde 20/09/2010 tarihli kendisinin imzası bulunmayan genel kredi sözleşmesine dayanıldığını belirterek, takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı banka ise cevap dilekçesinde, dava dışı asıl borçlu şirketin 20/09/2010 ve 27/12/2010 tarihli iki adet genel kredi sözleşmesinden doğmuş borcu nedeniyle takibe başlanıldığı, davacının 27/12/2010 tarihli sözleşmede imzası bulunduğunu, taksitli ticari kredi riskinin de aynı tarihte açıldığını ve esnek hesabın da 19/07/2011 tarihinde eksiye düştüğünü ve ... kredi kartı için de ayrıca yapılmış sözleşmenin davacı tarafından imzalandığını savunarak, davacının borçtan sorumlu olduğunu belirtmiştir. Söz konusu sözleşmeler dilekçe ekinde mahkemeye sunulmuştur. 27/12/2010 tarihli 500.000-TL limitli asıl borçlusu dava dışı ... Ltd. Şti. olan genel kredi sözleşmesinde davacının müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunduğu görülmektedir. Yine 27/12/2010 tarihli "World Business Başvuru Formu" başlıklı dava dışı şirkete ilişkin kredi kartı sözleşmesinde, davacının müteselsil kefil olarak imzası mevcuttur. Ancak davalı vekilinin cevap dilekçesine karşı beyanlarını içeren davacı vekilinin 06/04/2015 tarihli dilekçesinde, sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığı itirazında bulunmuştur. Mahkemece, Dairemizin 23/05/2019 tarihli kaldırma kararından sonra adli belge inceleme uzmanı bilirkişiden alınmış 26/02/2020 tarihli raporda, davacının 27/12/2010 tarihli genel kredi sözleşmesindeki imzası, mukayese imzalarıyla birlikte incelenmiş ve raporun sonuç bölümünde, sözleşme sayfalarındaki 26 adet imzanın davacının eli ürünü olmasının muhtemel olduğu ancak imzaların basit tersimli olmaları nedeniyle kesinlik arz eden daha ileri bir tespite gidilemediği kanaati bildirilmiştir. Aynı bilirkişiden alınmış 02/12/2020 tarihli ek raporda da, sözleşmenin 51. sayfasındaki yazıların davacının eli ürünü olmadığı; imza hususunda da davacının imzalarının basit tersimli, polimorf imzalar olmaları nedeniyle kök raporda davacının eli ürünü olmasının muhtemel olduğu tespitine varıldığını, adli belge inceleme alanında iyi uygulamada sınırlılık arz eden imzalarda “eli ürünü olmalarının muhtemel olduğu” şeklinde rapor düzenlendiğini, bu teknik tespitin %100 oranında kesinlik arz etmediği, adli mercilere bu şekilde rapor verilmesinin amacının mahkemenin, bu tespiti diğer delillerle birlikte değerlendirmesi olduğu ve imzanın aidiyeti konusunda daha ileri bir tespite gidilemeyeceği" yolunda kanaatini belirtmiştir. İstinaf incelemesine konu ikinci gerekçeli kararda, takipteki alacağın davacının imzasını içeren 27/12/2010 tarihli genel kredi ve kredi kartı (Business -...- Card) sözleşmesinden kaynaklandığı, sözleşmedeki imzanın dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının eli mahsulü olmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece, davaya konu takipteki borcun 27/12/2010 tarihli genel kredi ve aynı tarihli kredi kartı sözleşmesinden kaynaklandığı tespiti yerindedir.Esasen takip borcunun ana dayanağını oluşturan davalı bankanın 28/11/2011 tarihli kat ihtarında her hangi bir kredi sözleşmesi tarihi belirtilmediği; kat ihtarındaki ve takipteki toplam 45.419,87-TL nakit ve 5.240-TL gayrinakti (depo) asıl alacağın, 28/12/2010 tarihli genel kredi sözleşmesinden sonrasında, 27/05/2011 tarihinde kullandırılmış taksitli ticari kredi, 30/09/2011 tarihinde açılan esnek ticari hesap ve 27/12/2010 tarihli kredi kartı sözleşmesine göre verilen ... kredi kartı hesaplarından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Grafolog bilirkişiden alınan raporda, 27/12/2010 tarihli sözleşmedeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun muhtemel olduğu tespitine, adli belge inceleme alanında iyi uygulamanın davacının imzası gibi basit tersimli imzaların ilgilinin "eli ürünü olmalarının muhtemel olduğu" şeklinde kanaat belirtildiği, bu teknik tespitin %100 oranında kesinlik arz etmediği ve ileri bir tespite de gidilemeyeceği beyan edilmiştir. Mahkemece her hangi bir gerekçe de gösterilmeden ve bilirkişinin kesin olmayan "muhtemel" imza aidiyeti tespiti açıklığa kavuşturulmadan sözleşmedeki imzanın davacıya ait olmadığının tespiti doğru olmamıştır.Sahtelik iddiasına konu 27/12/2010 tarihli imza incelemesi için çeşitli yerlerden temin edilmiş 4 adet tatbik imzasının iki tanesi asıl, ikisi tanesi ise fotokopi belgedir. Asıl belgelerden biri tarihsiz, diğeri 2014 tarihli; fotokopi belgelerden de biri 2015, diğeri de tarihsizdir. İncelemeye konu imzanın atıldığı tarihten 4 yıl sonraki tarihlerde atılmış imza ve fotokopi belgeler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine dayalı davalı aleyhine kesin kanaat belirtilmeyen rapora dayalı karar verilmesi yerinde bulunmamıştır. Buna göre mahkemece, 27/12/2010 tarihine mümkün olduğunca yakın önceki tarihlerde davacının imzasını taşıyan imza incelemesine yeter sayıda belge aslı toplandıktan sonra 27/12/2010 tarihli genel kredi sözleşmesi ve 27/12/2010 tarihli "World Business Başvuru Formu" başlıklı kredi kartı sözleşmesi asılları üzerinde davacıya atfedilen imzaların incelenmesi hususunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nden rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken,eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, Dairemizin önceki kaldırma kararında da davalı ... Bankası A.Ş. açısından davanın pasif husumetten reddine karar verilmesi hatalı bulnmuştur. Buna rağmen,kaldırma kararından sonra davalı ... Bankası A.Ş.'ye tebligat yapılmadığı, yargılamanın adı geçen davalının yokluğunda görülerek karara bağlandığı ve karar başlığında adı gösterilmediği gibi hakkında hüküm de kurulmamıştır. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde bulundurulması gerekir. Bu nedenle kaldırma kararından sonra, taraf teşkilinin sağlanmadan karar verilmesi de hatalı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle ;anılan eksiklikler hükme tesir edecek derecede görüldüğünden temlik alan davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Temlik alan ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/03/2021 Tarih 2019/346 Esas - 2021/190 Karar sayılı kararının HMK 353(1)a-4-6 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Yatırılan 972,10-TL istinaf harcının istek halinde temlik alan davalıya iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.