Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2026/119
2026/109
6 Şubat 2026
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/825 Esas
KARAR NO : 2026/92
DAVA : Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 15/09/2025
KARAR TARİHİ : 04/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşınmaz Alım-Satımı Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesini özetle; Davalılardan ... -------- ili --------- ilçesinde "---------" adı altında emlakçılık işi ile iştigal ettiğini, diğer davalı ... ile ortak emlakçılık işleri yaptıklarını, davacı müvekkilinin gayrimenkul yatırımı yapmak amacıyla davalılarla görüştüğünü ve davalıların müvekkiline yatırım amaçlı -------- ili, -------- ilçesinde hisseli taşınmaz toplayabileceklerini belirttiklerini, bunun üzerine davacı müvekkili ... -------- ili merkezinde ve ---------- İlçesinde faaliyet gösteren davacılar ... ve ... isimli emlak alım satım işi ile uğraşan kişilerle --------- ilçesi bölgesinde 13 parça hisseli tarla vasfında taşınmazların alımı konusunda anlaştıklarını ve toplamda bu kişilere hisseli tarlaların bedeli olarak 5.000.000,00 TL ödeme yaptıklarını, müvekkilinin bedelini ödeyip satın aldığı -------- ili --------- ilçesi ---------- köyünde ---------- ada/parselde bulunan yaklaşık 14 dönüm taşınmaz tarla vasfında ve hisseli olduğunu, ayrıca davalıların müvekkiline sattıkları tarlaların hisseli olduğunu ancak tapuları en kısa davacı müvekkile sattıkları tarlaların hisseli olduğunu ancak tapuları en kısa sürede müvekkiline devredileceğini söylediklerini, hatta müvekkiline satışlarını vaadettikleri taşınmazların 13 hissenin 12 hissesini aldıklarını bir hissenin kaldığını, vekaletlerin ellerinde olduğunu son bir kişi için ise son aşamaya geldiklerini kısa bir süre içinde alıp tamamını teslim edeceklerini söylediklerini, müvekkilinin davalılardan satın aldığı hisseli tarlaların karşılığını ödediğini ve tapu devri yapılıncaya kadar davalılardan 5.000.000TL.bedelli 25.01.2023 düzenleme ve 01.06.2023 vade tarihli bonoyu aldığını, müvekkilinin davalılardan almış olduğu bononun arka yüzüne davalılardan ...'ın kendi el yazısı ile satın aldığı tarlaların tapu bilgilerini ,ada ve parsel bilgilerini ve taşınmazların teslim edilmesi yani devir edilmesi halinde imzalanan senedin hükümsüz olduğuna dair yazısını da yazdırdığını, borçluların 5.000.000 TL. bedelli 25.01.2023 düzenleme tarihli bononun ön yüzüne davacı müvekkile borçlu olduklarını açıkça gösteren isim ve imzalarını attıklarını ve şimdiye kadar imzalarını inkar etmediklerini, davalılardan ...'ın bununla da yetinmeyerek bononun arka yüzüne de bononun neden verildiğini yani yukarıda tapu bilgileri verili tarlaların davacı alıcı müvekkile tapuda devrinin yapılması karşılığında verildiğinin açıkça belirtildiğini ve imzaladığını, özetle her iki davalının da bononun ön yüzüne imzalarını attığını ve bonoda yazılı bedeli alıcı müvekkiline ödemeyi kabul ettiklerini beyan ettiklerini, bononun arka yüzündeki kayıt ve imzaların ise asıl borç ilişkisini yani temel borç ilişkisine dair yazı ve imzalar olduğunu, buna göre her iki davalı ve borçlunun iş bu bonoyu imzalamakla davacı müvekkilden tarlaların devrine karşılık 5.000.000,00 TL para aldıklarını tapu devrini davacı müvekkile yapamadıkları takdirde tarlaların bedelini müvekkile iade etmeyi imzalarıyla kabul ettiklerini, borçluların bono bedellini ödememek için mallarını kaçırma çabasına girdiklerinden ötürü taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizleme ve kaçırma çaba ve alacağın tahsilini engellemek için hileli işlemlerde bulunma ihtimaline karşı menkul, g.menkul ve 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, davalıların bonodaki imzalarını inkar etmedikleri dikkate alınarak muaccel ve teminatsız 5.000.000,00 TL alacaklarının tahsili bakımından,öncelikle teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini, şayet mahkeme aksi kanaatte ise davacı müvekkilin tapuya kayıtlı gayrimenkulü üzerine teminat amaçlı şerh düşülmesine karar verilmesini, -------- ili -------- ilçesi --------- köyünde -------- ada/parselde bulunan taşınmazların davalılar tarafından davacıya tapuda devri yapılmaması nedeniyle; müvekkilin ödemiş olduğu bonoya dayalı alacağının, HMK 107.maddesine göre zararının bilirkişi incelemesi ve hesaplaması sonucu çıkacak bedelin talep artırım yoluyla artırılması hakları saklı kalmak üzere belirsiz alacak davası olarak açılan davada müvekkilinin uğradığı zararın telafisi bakımından satışı vaadedilen taşınmazların dava tarihindeki ikame piyasa rayiç değerlerinden hesaplanan bedelinin ve avans faizinin , bu olmazsa bono bedeli olan 5.000,000,00 TL’sının ve bono vade tarihinden itibaren işleyecek avans faizinin, bu da mümkün olmadığı takdirde müvekkili tarafından taşınmazların alım bedeli olarak ödenen bedelin denkleştirici adalet kuralı ve hakkaniyet gözetilerek, sözleşme tarihinde satış bedeli olarak verilen paranın, talep edildiği dava tarihi itibariyle enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaşları ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak suretiyle ulaşacağı alım gücü, paranın reel değeri tespit edilerek bu bedel yani davacı müvekkilin zararı denkleştirme ve hakkaniyet kuralları gözetilerek ödeme tarihindeki güncellenmiş değerinin ve avans faizinin belirsiz alacak davası olarak ,müvekkilinin uğramış olduğu aşkın zararı talep etme hakları saklı kalmak kaydıyla tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesini özetle; Davacının ikame ettiği davada kendisine verilen dosya içerisinde yer alan teminat niteliğindeki 5.000.000,00 TL değerindeki bono bedelini ve uğradığı zararı öne sürerek iş bu nedenle aleyhine alacak davası açtığını, müvekkilinin davacının iddia ettiği şekilde kendisinden 5.000.000,00 TL gibi bir bedel almadığı gibi herhangi bir taşınmaz satışı taahhüdünde de bulunmadığını, müvekkilinin dava dilekçesinde de iddia edilen satış vaat edilmiş taşınmazların maliklerinden olmadığı gibi tapu devri yapabilecek yetkisi de bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği ve dayandığı 01.06.2023 vadeli bono, davacının iddialarının aksine teminat senedi niteliğinde olduğunu kayıtsız şartsız ödeme vaadi içermediğini, bu hususun daha önce görülen ----------sayılı kararı ile de tespit edildiğini, ---------- Hukuk Dairesi tarafından da onandığını, dolayısıyla bonoya dayanılarak ihtiyati haciz talebinde bulunulması ve davacının bu senetle alacak talep etmesinin de hukuken mümkün olmadığını, davacının iddialarının, müvekkili haksız yere ve dayanaksız şekilde “borçlu” konumuna getirmeye çalışmaktan ibaret olduğunu, müvekkili ile davacı arasında doğrudan bir satış ilişkisi de bulunmadığını, davacının iddialarının, asıl olarak diğer davalı ... ile yaptığı görüşmelere dayandığını, davacının dilekçesinde yer verdiği “malların kaçırıldığı, hileli işlemler yapıldığı” yönündeki soyut iddiaların somut hiçbir delili olmadığını, ayrıca davacının dava dilekçesinde öne sürdüğü malvarlığının gizlendiğine veya alacaklılarını zarara uğratacak işlemlerin yaptığına dair hiçbir belge de ibraz edemediğini, bu nedenle ihtiyati haciz talebinin reddi gerektiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ... vekilinin cevap dilekçesini özetle; Davacının dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu hususların yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan iddialardan ibaret olup beyanlara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin davacı görünen tarafa herhangi bir borcu olmadığını, müvekkilinin ikamet adresinin dosyaya sunulan teminat senedinde de yer aldığı üzere ''------- Mah. ------- Sok. No:------- ---------'' olduğunu, HMK 6. Maddesi uyarınca genel yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunu, davayı görmeye yetkili mahkemenin --------- Mahkemeleri olduğunu, davalılardan ...'ın yerleşim yerinin --------- sınırları içerisinde olduğunu anacak davacının dava dilekçesinin deliller bölümünde dayandığı ve dosyaya celbini talep ettiği taraflar arasında daha önce görülen ---------sayılı itirazın kaldırılması davasında dava konusu alacak için müvekkiline karşı -------- dava açtığını, görüldüğü üzere davacının, huzurdaki davanın ---------- görülmesi gerektiğini bilmesine rağmen müvekkilimi sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirtmek amacıyla davayı ---------- adliyelerinde ikame ettiğini, bu durumun HMK.nın 7/2.maddesine aykırılık teşkil ettiğini, huzurdaki davaya dayanak teşkil eden belgenin kambiyo ya da kambiyo vasfına haiz belgelerden olmadığını, senedin arkasında yazılı ibarenin ise geçersiz bir gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi olduğunu, dava TBK hükümlerine dayanak açılan alacak davası olduğunu, davacının iddia ettiği gibi müvekkilinin emlak işiyle iştigal etmesinin söz konusu olmadığını bu sebeplerle davanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde genel hükümlere tabi alacak davası olarak görülmekte gerektiğini, davacının davayı belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yararı bulunmadığını, Müvekkiline husumet yöneltilirken ekli senedin, hem ön yüzünde isim ve imzasının bulunmasına, hem de arka yüzünde yazdığı ibareye dayanıldığını, senedin arka yüzünde ------- tarafından, ''Okudum. Bu ada ve parseller teslim edildiğinde senet hükümsüzdür.'' ibaresi yazıldığını ve imzalandığını, dolayısıyla müvekkiline yöneltilen husumetin mecburi dava arkadaşlığı sebebiyle -------- da yöneltilmesi zaruri olup, husumetin yalnızca müvekkiline ve kefile yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, takip dayanağı 5.000.000 TL bedelli senet, senet arkasında bilgileri yazılı taşınmazların ortaklığının giderilerek ...'a devri konusunda imzalatılmış teminat senedi olduğunu, taşınmazların paydaşı ---------, 400.000 TL ödemeyi alan ise ... olduğunu, ... parayı aldıktan sonra --------- ile işbirliği yaparak ortaklığın giderilmesi davası açmak yerine işleri sürüncemede bıraktığını, ...'ı müvekkile dava açması konusunda kışkırttığını, 400.000 TL yerine 5.000.000 TL tahsil etmesini öğütleyerek aralarında gizli iş birliği yaptıklarını, dolayısıyla davacıya borçlu olan kişi bononun arkasına ''Bu ada ve parseller teslim edildiğinde senet hükümsüzdür.'' yazan -------- ve 400.000 TL bedeli alan kişi ... olduğunu, dava dilekçesindeki aleyhe olan sair tüm hususları reddettiklerini, huzurdaki davanın haksız yere ikame edildiği ortada olup davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmişlerdir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde; Taraflar arasındaki uyuşmazlık Taşınmaz Satış Vaadi ve Sebepsiz Zenginleşme iddiasına dayanmaktadır. Davacının iddiaları ve senedin arkasındaki şerh incelendiğinde, temel ilişkinin gayrimenkul alım-satımı olduğu anlaşılmaktadır. Gayrimenkul satışından veya satış vaadinden kaynaklanan uyuşmazlıklar, Ticaret Mahkemelerinin değil, genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alanına girmektedir. Dava, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gereken genel bir alacak davasıdır. Huzurdaki dava, TTK m. 4/1-a uyarınca "kambiyo senetlerinden dolayı açılan" bir dava değildir. Zira takibe ve davaya konu olan belgenin arka yüzündeki şarta bağlılık kaydı ("Bu ada ve parseller teslim edildiğinde imzaladığım senet hükümsüzdür") nedeniyle, senedin kambiyo vasfını (bono niteliğini) kaybettiği İstinaf ilamıyla kesinleşmiştir. -------- sayılı kesinleşmiş ilamında, senedin kayıtsız şartsız ödeme vaadi içermediği ve kambiyo senedi niteliğinde olmadığı açıkça tespit edilmiştir. Kambiyo senedi vasfını yitiren bir belgeye dayalı alacak davaları, mutlak ticari dava niteliğinde olmayıp, Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine tabi alacak davası mahiyetindedir. Davacı taraf da bu işlemi ticari bir işletme faaliyeti kapsamında yaptığını iddia etmemiştir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
Somut olayda; iki gerçek kişi arasındaki şahsi bir taşınmaz satış vaadi ilişkisinden kaynaklanmakta olduğundan uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE,
2-Talep edenin karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ---------- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne gönderilmesine,
3-Yasal süre içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde, Mahkememize davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin iş bu kararın tefhim/tebliği ile İHTARINA,
4-Dava dosyasının talep üzerine gönderilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece hükmedilmesine,
Dair, taraf vekilleri yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dilekçe ile başvurulacak İSTİNAF yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı 04/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.