mahkeme 2023/527 E. 2024/368 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/527
2024/368
16 Nisan 2024
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/831 Esas
KARAR NO: 2024/438
DAVA: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/10/2022
KARAR TARİHİ: 09/05/2024
DAVA:Davacı vekili Mahkememize sunduğu 26/10/2022 havale tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle; davalı yanca müvekkil davacı aleyhine --------- İcra Müdürlüğünün --------- E. Numaralı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını, davalı şirketin davacı şirkete 200.000,00-TL tutarında elektrik malzemesi verdiği ve bunun bakiyesi olan 180.000,00-TL'nin ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlatıldığını, davacı şirketin, davalı şirketten elektrik malzemesi satın almadığını, sözkonusu satış faturasından bilgi sahibi olmadığını, -------- İcra Müdürlüğünün --------- E. Numaralı dosyasının e-tebligat şeklinde gönderildiği ve bu durumdan da haberdar olmadıklarını, taraflar arasında bir dönem taşeronluk anlaşması yapılmış ve bu kapsamda bir miktar avans gönderilmiş olsa da sözkonusu anlaşmanın iptal edildiğinin iddia edildiğini, --------- İcra Müdürlüğü'nün -------- E. sayılı dosyasından kötü niyetle başlatılan icra takibine ilişkin olarak ihtiyati tedbir yoluyla icra dosyasına gelen veya müvekkil şirketin banka hesaplarına haciz konulması nedeniyle bankalardan icra dosyasına gelme ihtimali olan paraların, huzurdaki dava kesinleşinceye kadar belirlenecek uygun bir teminat karşılığında, davalıya (alacaklıya) ödenmesine ve dosyadaki tüm hacizlerin fekkine, müvekkil davacı şirketin-------- İcra Müdürlüğü'nün -------- E. sayılı dosyasına konu takip dolayısıyla borçlu olmadığının tespiti ile anılan icra takibinin iptaline, icra dosyasında davalı tarafından tahsilat yapılması durumunda davanın istirdat davası şeklinde devamına, davaya konu icra takibinin kötü niyetli olarak başlatılması dolayısıyla % 20' den aşağı olmamak üzere hükmedilecek kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekili Mahkememize sunduğu 02/12/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle:-------- İcra Müdürlüğü'nün --------- E. sayılı dosya ile ilgili verilen 27/10/2022 tarihli ihtiyati tedbir kararına itirazlarının kabulü ile takibin devamına, davanın reddine, müvekkil lehine alacağın %20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:------- İcra Dairesi'nin --------- Esas sayılı dosyası celp ve tetkik edilmiştir.Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden davacının son tescil bilgeleri celp ve tetkik edilmiştir.
Vergi dairesine müzekkere yazılarak davacının Eylül-Ekim 2022 dönemine ilişkin BA formlarının mahkememize gönderilmesi istenilmiş ve gelen yazı cevabı dosya arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KANAAT :Dava fatura kaynaklı menfi tespit ve istirdat talebine ilişkindir.Öncelikle, menfi tespit davası ile ilgili genel bir açıklama yapılmasında ve ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır: Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde de borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi dayanaksız kalır ve borcu ödemekten kurtulur. İİK'nın 72. maddesinin beşinci fıkrası gereğince borçlunun açmış olduğu menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı almamış veya verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının herhangi bir sebeple kaldırılmış olması nedeniyle dava konusu borcu alacaklıya ödemiş olursa açılmış olan menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir. Bu durumda borçlunun menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştürülerek devam edilmesi için bir talepte bulunmasına gerek yoktur. Borcun ödenmiş olduğunu öğrenen mahkemenin yukarıda yazılı yasa hükmü gereğince davaya kendiliğinden istirdat davası olarak devam etmesi gerekir . Nitekim aynı ilkeler, --------- sayılı kararında da benimsenmiştir. İstirdat davası, menfi tespit davasının devamı olup, cebri icra tehdidi altında gerçekleşen ödeme sebebiyle borçlunun serbest iradesi dışında, kanun hükmü gereği kendiliğinden bu dönüşüm vuku bulduğundan, davacı borçlu istirdat davasına dönüşüm olmasaydı alacağı tazminattan, yoksun bırakılmamalıdır.İstirdat davasının biri takip hukukuna, diğeri maddi hukuka ilişkin olmak üzere iki şartı vardır. İstirdat davası açılması için ilk şart, geri verilmesi istenen paranın icra takibi sırasında ödenmiş olmasıdır. Borçlunun, ödeme emrine itiraz etmemesi veya itiraz etmiş olmasına karşın itirazının kesin kaldırılması nedeniyle, kesinleşmiş olan icra takibi dolayısıyla, bu parayı gerek nakden, gerek mallarının haczedilip satılması suretiyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması gerekir. İstirdat davasının açılmasının ikinci şartı ise, maddi hukuk bakımından, aslında borçlu olmadığı bir parayı cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olmasıdır (İİK.m.72/VII). Borçlar Kanununun 62. maddesinin aksine, (818 sayılı kanun) burada davacı (borçlu), yalnız borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kaldığını ispat etmekle yükümlü olup; bu parayı hataen, kendisini borçlu sanıp ödemiş olduğunu ispat etmek zorunda değildir.Menfi tespit konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri:2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran; iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Menfi tespit davasında borçlu, ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.Mali Müşavir bilirkişi mahkememize sunduğu 18/04/2023 tarihli raporunda; davalı şirketin e defter beyan sistemine dahil olduğunu, gerek davacı, gerekse de davalı şirketlerin uyuşmazlık konusu muhasebe kayıtlarında VUK'nun usul hükümlerine aykırı bir husus tespit edilmediğini, takip konusu faturanın davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı bulunmadığını, dava konusu satış faturasının davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğunu, icra takibine neden olan alacak hakkında davalı şirket tarafından satış faturası düzenlendiği iddia edilmiş olup sözkonusu fatura örneğinin dava dosyasında bulunmadığını, tarafların ticari defterleri üzerinde herhangi bir iade faturası tespit edilmediğini, davacı şirketin, 2022 dönemi yevmiye defterinin tetkiki neticesinde davalı şirkete 12/09/2022 ve 16/09/2022 tarihlerinde her biri 20.000-TL olmak üzere toplam 40.000-TL banka havalesi yaptığı sözkonusu ödemelerin "-------" hesabına borçlu kayıt yapılmak suretiyle ------- nolu yevmiye maddesine istinaden muhasebeleştirildiğini, davacının bağlı bulunduğu vergi dairesi tarafından dava dosyasına ibraz edilen 2022/09 ve 10. dönemlerine ait "Ba" formları üzerinde yapılan inceleme neticesinde; davalı şirketten alınmış herhangi bir fatura bildirimine rastlanmadığını, icra takibinde talep edilen yıllık % 17,25 oranındaki ticari temerrüt faizinin ilgili dönemde geçerli olan faiz oranı olduğunu, dava dosyasında bulunan taraflar arasındaki --------- yazışmalarının tetkikinden davalı ve davacı şirketler arasında --------- ofis binası için taşeronluk iş ilişkisine yönelik teklif verildiği, ardından davacı şirket tarafından davalıya avans ödemesi yapıldığı, kim olduğu anlaşılamayan bir şahsın, dava dosyasında net olarak görüntülenemeyen fotoğraflar göndererek işlemin tamamlandığını ifade ettiği tespit edilmiş olup sözkonusu yazışmaların içeriğinden işin tam olarak tamamlanıp tamamlanmadığının ve sürece ve anlaşmaya yönelik diğer detayların anlaşılamadığını, davacı şirketin bilirkişi incelemesine tabi ticari defterlerinin, karşı taraf ile uyumlu olmaması nedeniyle HMK'nun 222. Maddesi uyarınca kendi lehine delil teşkil etme vasfına haiz olmadığını beyan ve rapor etmiştir.HMK’nun “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. Maddesi (3). fıkrası İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.)Mahkememizce yapılan değerlendirmede; takip konusu faturanın davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, dava konusu satış faturasının davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, icra takibine neden olan alacak hakkında davalı şirket tarafından satış faturası düzenlendiği iddia edilmiş olup sözkonusu fatura örneğinin dava dosyasında bulunmadığı, davacının bağlı bulunduğu vergi dairesi tarafından dava dosyasına ibraz edilen 2022/09 ve 10. dönemlerine ait "Ba" formları üzerinde yapılan inceleme neticesinde; davalı şirketten alınmış herhangi bir fatura bildirimine rastlanmadığı, dava dosyasında bulunan taraflar arasındaki --------- yazışmalarının içeriğinden işin tam olarak tamamlanıp tamamlanmadığının ve sürece ve anlaşmaya yönelik diğer detayların anlaşılamadığı, davacı şirketin bilirkişi incelemesine tabi ticari defterlerinin, karşı taraf ile uyumlu olmaması nedeniyle HMK'nun 222. Maddesi uyarınca kendi lehine delil teşkil etme vasfına haiz olmadığı görülmekle davanın kabulüne, davacının --------- İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas sayılı dosyasına konu takip dolayısıyla borçlu olmadığının tespitine, yasal şartları oluşmadığından %20 kötü niyet tazminatı isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜNE,
Davacının ------- İcra Müdürlüğü'nün -------- Esas sayılı dosyasına konu takip dolayısıyla borçlu olmadığının tespitine,
2-Yasal şartları oluşmadığından %20 kötü niyet tazminatı isteminin reddine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 12.295,80 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.073,95 TL'nin mahsubu ile bakiye 9.221,85 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 28.800,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yargılama boyunca yapılan ve 80,70 TL başvurma harcı, 283,00 TL posta ve tebligat giderinden oluşan yargılama gideri ile peşin harç olarak alınan 3.073,95 TL olmak üzere toplam 3.437,65 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Yatırılan avanstan kullanılan kısmın mahsubu ile bakiye kısmın kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile --------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle açık duruşmada verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/05/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.