mahkeme 2022/541 E. 2025/619 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/541
2025/619
4 Eylül 2025
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/541 Esas
KARAR NO : 2025/619
DAVA : İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki))
DAVA TARİHİ : 05/04/2019
KARAR TARİHİ : 04/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan İpotek (İpoteğin Kaldırılması (Fekki)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: Davacının, 08/08/2016 tarihinde davalı--------Ş.'den-------- İli, --------- İlçesi -------- pafta, 3068 Ada, 27 parsel de kaim --------- Blok --------- bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazı Gayrimenkul Satış Vaadi ve Borçlanma Sözleşmesi ile satın aldığını, daha sonra -------- numaralı bağımsız bölümü de satın aldığını, satım bedelinin, sözleşmenin Satım Bedeli Ve Ödeme Planı başlıklı 9.maddesinde 156 numaralı bağımsız taşınmaz için KDV dahil 600.000TL olarak, 155 numaralı bağımsız bölüm için de KDV dahil 800.000TL olarak belirlendiğini, davacu tarafından peşin aylık taksitler şeklinde belirlenen satım bedelinden bu güne değin 155 numaralı taşınmaz için 512.500TL,-------- numaralı taşınmaz için de 430.000TL ödendiğini, geriye kalan borcunda aylık taksitler halinde ödendiğini, davacının tapu kaydında yaptığı incelemeler neticesinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Borçlanma Sözleşmesi'ne dayalı devir sözleşmesi ile satın almış olduğu taşınmazlar üzerinde satın alma tarihinden sonra davalı bankalar lehine ipotek tesis edilmiş olduğunu ve yine davalı --------- başlattığı kambiyo takibi ve diğer mağdurların açtıkları davalarda verilen ihtiyati haciz kararları neticesinde gayrimenkule ihtiyati haciz yoluyla haciz tesis edildiğini öğrendiğini, gayrimenkulü satın aldığı tarihte gayrimenkuller üzerinde hiçbir hak ve ipotek olmayan müvekkili ve diğer bir kısım tüketicilerin, yaşanan bu kaos ortamında ne yapacaklarını bilemeden ve aynı zamanda satın aldıkları evlerini kaybetme korkusu ve daha ilerleyen zamanlarda tapusunu alamama endişesi ile önce satın almış oldukları gayrimenkulü ayıplı olarak devir almayı reddetmişler iseler de, davacının da tapu üzerindeki hacizlerin her gün arttığını görünce ve davalı hacizlerin şirketin ilerleyen zamanlarda taşınmaz üzerindeki üm ipoteklerin ve kaldırılacağına yönelik beyanları ile evini tamamen kaybetmemek için davaya konu taşınmazı tapu devir harçlarını kendisi yatırmak suretiyle davaya konu taşınmazı 15/10/2018 tarihinde devraldığını, ancak davalı şirketin bu güne değin taşınmaz üzerindeki ipotek hakkını kaldıramadığı gibi taşınmaz üzerine konulan ihtiyati hacizlerin de halen daha devam ettiğini, müvekkilinin sözleşme ile hak sahibi olduğunu, yani her ne kadar dava konusu gayrimenkul tapuda müvekkili adına tescil edilmemiş olsa dahi, davalının bu gayrimenkulü müvekkiline sattığının ve ödemelerini aldığının bilançoları dahil tüm ticari kayıtlarında göründüğünü, müvekkilinin gayrimenkul satış vaadi ve borçlanma sözleşmesi ile satın ve teslim aldığı taşınmazlar üzerine taşınmazların müvekkiline satım ve teslim tarihinden hemen hemen 2 yıl sonra davalı banka lehine ipotek tesis edildiğini, davalı --------- o dönem başlayan ekonomik krizin içinden çıkabilmek için finansman arama ihtiyacı duyduğunu, alarca sağlanacak finansman karşılığında ise daha önceden müvekkili ve müvekkili gibi birçok tüketiciye satmış olduğu taşınmazları bankalara teminat gösterdiğini, bu noktada dava konusu taşınmazın halen daha tapuda davalı ---------- adına kayıtlı olduğundan kolaylıkla da işlemlerin tamamlandığını, somut durumda ve benzeri pek çok davada bankaların "Tapu Siciline Güven" ilkesine dayanarak kendi lehlerine tesis edilen ipoteklerin geçerli olduğunu savunduğunu, ancak bu savunmanın kabulü ve somut durumda uygulanabilirliğinin bulunmadığını, öncelikli olarak belirtilmesi ve açıklanması gereken hususun somut durumda davalı bankanın davaya konu taşınmazın müvekkiline satıldığını biliyor olması veya kesin olarak bilebilecek konumda olması olduğunu, zira davalı bankanın gerek taşınmazlar üzerinde yaptırdığı incelemeler gerekse davalı --------- defter ve bilançolarında yaptırdığı incelemeler ile taşınmazın müvekkiline satıldığını, hatta bedelini ve ödeme tarihlerini dahi görebilecek konumda olduğunu, ancak bu taşınmazların satıldığını bilebilecek durumda olan hatta bilen davalı bankanın kendi özel kanunları ile belirlenmiş özen yükümlülüğü ve güven kurumu olmaları ilkelerine aykırı hareket ederek satılmış olduğunu bildiği gayrimenkul üzerine ipotek tesis ettiğini, Yargıtay kararlarında yeknesak olarak "Güven Kuruluşu" olarak nitelendirilen bankaların somut durumda kredi ve finansman sağladığının tüm gerçek ve tüzel kişilerin finansmanları üzerinde tam hakimiyet sahibi olduğunun tartışmasız olduğunu, davalı bankanın İhlallerinin bulunduğunu, davalı -------- firmasının bilançosu, cirosu ve sermayesi ile son derece büyük bir şirket olduğunu, tüm defter ve kayıtlarının tutulması hususunda son derece titiz davranmak zorunda bulunduğunu, davalının --------- her bölgesinde kar amacı ile işçilere satılmak üzere projeler yapmakta ve bunları satmakta olduğunu, yani davacının en büyük gelir kaynağının taşınmazlarının satışı olduğunu, bu sebeple teminat olarak gösterilen taşınmazların aslında satılma amacı ile yapıldığını, bu kapsamda bir değerlendirme yapmak gerekirse, dava konusu taşınmazın satıldığının ve söz konusu taşınmazın bedelinin ödendiğinin davalı --------- ticari defter ve bilançolarında sabit olduğunu, üstelik davalı ---------- taşınmaz satışını bir ticari faaliyet olarak yürüttüğü göz önüne alındığında davalı bankanın en öncelikli olarak teminat olarak gösterilen taşınmazların satılıp satılmadığını değerlendirmek iken davalı bankanın bu yükümlüğünü de yerine getirmekten kaçındığını, oysa ki standart olarak uygulanması gereken prosedürün davalı bankanın tam erişim sahibi olduğu ticari defter ve bilançolarda inceleme yaparak dava konusu taşınmazın durumunu tespit etmek olduğunu, eş deyişle yapılacak bir inceleme ile davaya konu taşınmazın gerçekte satıldığını ortaya çıkabilecekken davalı bankanın kasti ve kasta varan ağır ihmali davranışları nedeniyle tespit edilemediğini,dava dilekçesi ekinde sunulan SPK raporu olduğunu, bu raporun --------- firmasının 2013-2014-2015 yıllarına ait bağımsız değerleme raporu olup Sermaye Piyasası Kurumu'na sunulduğunu, bu raporda özetle 2015 yılında davalının kaç adet taşınmazıolduğunu, tüm finansman durumunun özetlendiğini, ancak tüm bunlara ek olarak raporun S1. Sayfasında çok önemli bir tespitte bulunulduğunu, ekte sunulan ve bütün bankaların gördüğü ve bildiği SPK raporunun 51. Sayfasında "Grup, 48,133,905TL tutarındaki senetli alacaklarına teminat olması amacıyla daireleri müşterilerine teslim etmesine rağmen tapularını daire sahiplerine devretmemiştir. İlgili alacakların tahsil edilmesiyle birlikte tapu devirleri gerçekleşecektir. Daireleri teslim edilen fakat tapuları devredilmeyen --------- ve --------- projelerinde bulunan daireler üzerinde Grup'un finansal borçlarına teminat olması amacıyla finans kurumları lehine 306,223,800TL tutarında ipotek bulunmaktadır." dendiğini, görüleceği üzere 2013- 2014-2015 yılları finansal tabloları için düzenlenen 2015 yılı bağımsız değerleme raporu ile ayan beyan bir şekilde ortaya konulmuş bu durumun bankalar tarafından görmezden gelindiğini, bu sebeple de açık bir şekilde kötüniyetli olduğunu, kasıt ile ve yine davalı şirket ile işbirliği içinde hareket ettiğini, kasıt yoksa dahi kasta varan ihmali olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, bu kapsamda yukarıda yapılan tüm bu açıklamaları bankaların "Özen Yükümlülüğü" ve "Di stlük İlkesi" başlığı altında değerlendirmek gerekirse davalı bankanın bu iki hukuki kurumu da ihlal ettiğini, davalı bankanın gerek değerleme raporlarında eksikliklere gerekli özeni göstermediği gibi, davalı ---------- ticari defter ve bilançolarında da gerekli incelemeleri yapmadığını, yerine getirilmeyen bu yükümlülükler sebebi ile ortaya çıkan duruma karşı ise "Tapu Siciline Güven" ilkesine sığınmanın ise "Dürüstlük İlkesi'nin" ihlali niteliğinde olduğunu, bu sebeple de en hafif kusurundan dahi sorumlu olan bankanın ağır kusurundan dolayı doğan bu durumdan fayda sağlamasının kabul edilmesinin olanaksız olduğunu, tüm bu açıklamalar ışığında davacının satın almış olduğu taşınmazın kendi adına tescili ile davalı bankanın gerekli özeni göstermemesi sebebiyle ortaya çıkan ipotek hakkının fekkini talep ettiklerini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı --------- vekilinin, 08.05.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ---------- hakkında konkordato başvurusuna binaen kesin mühlet kararı verildiğini, dava dilekçesinin zorunlu unsurlarından olmasına rağmen dava değerinin dava dilekçesinde yer almadığını, davacıya, dava konusu taşınmazların, dava dilekçesinde de ikrar edildiği üzere eksiksiz bir şekilde teslim edildiğini, müvekkili şirket ile davacı tarafın dava konusu taşınmazlar hakkında gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerini 08.08.2016 ve 05.02.2017 tarihinde akdettiğini, dava konusu taşınmazların fiili olarak davacıya teslim edildiğini, müvekkilinin sözleşmenin gereği sorumluluklarını yerine getirdiğini, müvekkili şirketin, inşaatı süresinde tamamlayarak müşterilerine süresinde teslimleri gerçekleştirdiğini, davacının teslim tarihi itibarı ile taşınmazın semerelerinden yararlandığını, tapu devirlerindeki gecikmenin ve takyidatların kaldırılamamasının sebebinin de söz konusu ekonomik dar boğaz olduğunu, müvekkili şirketin hiçbir şekilde müşterileri yanıltıcı eylemlerde bulunmadığını, tapu devirlerinde yaşanan aksaklıklar sebebiyle dava açan başkaca müşteriler tarafından art arda müvekkil Şirket'in malvarlığı üzerine hacizler konulduğunu, müvekkili Şirketim ise bu durumun önüne geçebilmek için tüm hukuki haklarını kullandığını, müvekkili şirketin taahhüt ettiği üzere tapuları müşterilerine vermekten imtina etmediğini ve hatta bu konuda özverili bir çalışma içerisine girdiğini, şu aşamada da müşterileri talep ettiği takdirde, komiserlerden onay alınmasını mütcakip, müvekkili şirketin müşterilerine tapularını tereddüt etmeksizin devrettiğini, işbu davaya konu taşınmazların da tapu devrinin gerçekleştirildiğini, müvekkili şirketin tapu devri yapmaktan imtina etmediğini, döviz kurundaki hareketlilik, inşaat sektöründe yaşanan olumsuz durum, mali imkanların elverişsizliğinin şirketin tapu devri yapmasında gecikmeye sebep olduğunu, müvekkili şirketin, davacı müşteriye, Satış Vaadi Sözleşmesi kapsamında satışını yapmış olduğu taşınmazları fiilen teslim ettiğini, davacıların satım ve teslim tarihinden itibaren taşınmazdan aktif olarak yararlanmaya başladığını, müvekkili şirketin bu kapsamda ifadan kaçınmadığını, fiili teslimi gerçekleştirmediğini ve de mümkün olan en erken sürede taşınmazın mülkiyetinin devrini yapmak istediğini, ancak ülke çapındaki ekonomik kırılganlığın müvekkilinin edimini tapu devriyle tamamen ifa etmesini mümkün kılmadığını, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla, sayın mahkemenizin davacı tarafın ikincil talebini değerlendirmeye alması ihtimalinde, davacının sözleşmenin fesih tarihine kadar, uyuşmazlık konusu taşınmazlardan faydalanmış olduğu göz önünde bulundurularak her türlü kullanım bedeli ve yıpranma payının hesaplanmasını talep ettiklerini beyan ederek, her halükarda zamanaşımına uğrayan taleplerin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ---------Ş. vekili, 15.05.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle: davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile davalı banka yönünden reddine karar verilmesini, dava konusu taşınmazın kaydına ipotek tesis edilmesini engelleyen herhangi bir tedbir kararının bulunmadığını, müvekkilinin tapu siciline güven ilkesinden hareketle üzerinde herhangi bir şerh ve takyidat bulunmayan taşınmaz üzerine ipotek tesis ettiğini ve buna karşılık davalı ---------- firmasına ticari krediler kullandırdığını, davacı tarafından davadilekçesinde iddia ettiği mağduriyetin kendi kusurlu eylemi neticesinde doğduğunu, ipotek tesis edilmeden taşınmazlar ile ilgili taşınmazların içerisine girilmeden ekspertiz raporu yaptırıldığı iddiasının gerçek dışı olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ---------Ş. vekilinin, 24.05.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili banka açısından davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, bankanın, mevzuatın aradığı şekilde basiretli tacirin kendisinden beklediği tüm yasal yükümlülükleri yerine getirdiğini, borçlu şirketin kredi sözleşmelerinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine -------- Noterliği'nin 28.02.2018 tarih ve --------- yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek ---------- ve müşterek-müteselsil kefillerine tebliğ edildiğini, ihtarnamede öngörülen sürede de herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine muaccel alacağın tahsili amacıyla --------- sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alındığını, ihtiyati haciz kararı -------- İcra Müdürlüğünün --------- Esas sayılı dosyasından uygulandığını ve yasal süresi içinde aynı dosyadan Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz yolu ile kesin takibe geçildiğini, sonrasında --------- adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz malvarlıklarının ---------- İcra Müdürlüğü işlemiyle ihtiyaten haczedildiğini, davaya konu taşınmazın, diğer davalı ---------- adına tescilli iken ilgili tüm mevzuatın hükümlerine uygun olarak cebri icra işlemi sonucunda taşınmazın kaydına haciz şerhi işlendiğini, dava konusu taşınmazın tapu kaydında davacının var olduğunu iddia ettiği hakkını alenileştiren hiçbir şerh bulunmadığını, tapu kayıtlarında ---------- adına tescilli olduğu tespit edilen taşınmazlarla ilgili icra takibi kapsamında haciz tesis edilmesinin kaçınılmaz olduğunu, müvekkili bankanın diğer davalı --------- 36.000.000TL.den fazla alacağının bulunduğunu, --------- adına tescilli taşınmazlara konulan hacizlerin alacağın tahsilinin teminatını oluşturmakta olup hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi halinde müvekkili banka alacağının tahsilini imkansız hale geleceğini, diğer davalı ---------- tarafından davalı bankaya ibraz edilen bilançoda, kendi adına kayıtlı taşınmazların listesi, bu taşınmazların hangilerinin kime satıldığı, peşinat ya da taksit tutarları, satış vaadi sözleşmeleri gibi hiçbir bilgi bulunmadığını, bilançolarda bu yönde kayıtlar tutulmadığını, bilançoda taşınmaz tapu kaydı yazılı olmadığı gibi hangi taşınmazların satış vaadine konu edildiğinin bilanço incelemesi ile tespitinin mümkün olmadığını, bu hususların, bilirkişi incelemesi ile net olarak ortaya çıkacak olup bu yöndeki davacı beyanlarının dayanaksız olduğunun da anlaşılacağını, kısaca davalı bankanın davacı asil ile ---------arasındaki alım-satım ilişkisine vakıf olabilecek hiçbir belge ya da bilgiye sahip olmadığını, işbu davanın ikame edilmesine davacının neden olduğunu, adi yazılı belgelerin müvekkil banka aleyhine ileri sürülemeyeceğini, dava konusu taşınmazın davacı tarafından takyidatlar kabul edilerek devir alındığını, tapuya şerh edilmemiş bir gayrimenkulün satış vaadi sözleşmesinin üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceğini ve hukuken geçersiz olduğunu, icra takibine yapılan itirazın reddedildiğini, dava konusu olay ile benzer mahkeme kararlarının bulunduğunu, müvekkili bankanın tamamen iyiniyetli 3. kişi olduğunu, mevcut yasalar çerçevesinde hukukauygun hareket ettiğini ve bu çerçevede yasal haklarını basiretli bir tacir olarak kullandığını, bu doğrultuda ikame edilen icra takibinin tamamen yasal ve icra takip hukuku ve sair mevzuata uygun olduğunu, davacı taraf ile diğer davalı arasındaki ilişkiyi bilmesi mümkün olmayan müvekkili bankanın ihtiyati haciz kararına istinaden --------- İcra Müdürlüğü --------- Esas sayılı dosyası ile haciz işlemlerini gerçekleştirdiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ---------Ş. in, 17.05.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Arabuluculuğa başvurulmadan ikame edilen işbu davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın ipotek bedeli üzerinden harç yatırmasının yasal zorunluluk olduğunu, davalı ---------- firmasına müvekkili banka tarafından kredi kullandırıldığını, işbu kredilerin teminatı olarak dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkili banka lehine ipotek tesis edildiğini, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin sadece ve sadece Tapu Müdürlüğü'nde resmi şekilde yapılabileceğini, davacının adi yazılı şekilde akdettiği satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak tapu kaydına itibar ederek ipotek tesis eden müvekkili bankaya karşı herhangi bir hak iddia edemeyeceğini, müvekkil bankanın kötüniyetli olmadığını ve hiçbir takyidat yok iken davalı adına kayıtlı taşınmaz üzerinde ipotek tesis ettiğini, müvekkili bankanın diğer davalının bilançolarından davacının hangi taşınmazı aldığını bilebileceği varsayımının hatalı olduğunu, hiçbir mevzuatta bankalar lehine ipotek tesis edilecek taşınmazların içerisinde oturanın araştırılması yükümlülüğünün bulunmadığını, içerisinde bizzat ikamet etmeyen davacıya ait olduğunun bilinmesinin mümkün olmadığını, sözleşme tarihi olan 2016 yılından 3 yıl sonra huzurdaki davanın TMK 1023 madde uyarınca ayni hak elde eden davacıya karşı ileri sürülemeyeceğini, sözleşme tarihinden 3 yıl sonra açılan dava ile müvekkili aleyhine hüküm tesis edilmesinin talep edilemeyeceğini, davacının basiretli bir tacir gibi davranarak satım vaadi sözleşmesini tapu kütüğüne şerh ettirmiş olması halinde müvekkili bankanın söz konusu taşınmaz üzerine ipotek tesis etmeyeceğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekilinin 03/09/2025 tarihli feragat dilekçesi sunduğu görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava; TTK'nın 818/s atfıyla uygulanması gereken 757- 764. madde hükümlerine göre açılmış zayi nedeniyle çek iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili 26/03/2025 tarihli dilekçesi ile davadan feragat edildiğini beyan ve talep etmiştir. Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir (HMK m.307). Feragat, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği gibi, hüküm ifade edebilmesi de karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir, ancak feragat kayıtsız ve şartsız olmalıdır(HMK m.309). Feragat, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir(HMK m.310) ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur(HMK m.311).
Vekilin davadan feragat etmesi halinde, bu konuda vekaletnamesinde özel yetki bulunmalıdır(HMK m.74). Feragat beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir(HMK m.312).Yargı yetkisini, Anayasanın 9. Maddesine göre, Türk Milleti adına kullanan Mahkememizce, uyuşmazlık konusu hakkında, yapılan açık duruşmalar ve yargılama sonunda(Ay. m.141); toplanan deliller, feragat, iddia ve beyanlar ile tüm dosya mündericatı incelenip hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraf 26/03/2025 tarihli dilekçe ile kayıtsız ve şartsız olarak yargılama sırasında davasından feragat ettiğini bildirdiğinden, feragat beyanının yasal şartları taşıdığı, talep eden vekilinin vekaletnamesinde feragat özel yetkisi de bulunduğu, HMK m.312 maddesi gereğince yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmasına, davanın usulüne uygun feragat nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda belirtildiği gibi;
1-Davanın usulüne uygun FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Harçlar Yasasına göre alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı başlangıçta peşin alınan 5.977,13 TL'den mahsubu ile kalan 5.361,73 TL'nin karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca talep edene iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile --------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, istinaf yoluna başvurulmasının İİK'nın 36. maddesi saklı kalmak kaydıyla kararın icrasını durdurmayacağı, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesin hüküm ve kesin delil oluşturacağı açıklanmak suretiyle dosya üzerinden karar verildi. 04/09/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.