mahkeme 2021/328 E. 2023/855 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/328
2023/855
28 Aralık 2023
T.C. İstanbul Anadolu 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/328
KARAR NO: 2023/855
DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/05/2021
KARAR TARİHİ: 28/12/2023
DAVA:Davacı vekili mahkememize sunduğu 19/05/2021 tevzi tarihli ve aynı tarihte harçlandırdığı dava dilekçesinde özetle: -------- Esas sayılı takip dosyası ile davalı şirket tarafından davacı aleyhine icra takibi yapıldığını, ödeme emrinin usulsüz şekilde tebliğ edilmiş olması sebebiyle icra takibinden ancak takip kesinleştikten sonra haberdar olunabildiğini, davacı yanın icra takibi kapsamındaki borca ve ferilerine ilişkin alacaklıya hiçbir borcu olmamasına karşın, takibin usulsüz şekilde kesinleşmiş olması sebebiyle borca ve ferilerine ilişkin itirazlarının ileri sürülemediğini, bunun üzerine haciz baskısı altında kalan davacı tarafından 18.03.2021 tarihinde dosya borcuna istinaden 7.063,03 TL tutarında ödeme yapılmak zorunda kalındığını, davalı yanın haciz baskısı altında usul ve yasaya aykırı şekilde davacıdan tahsil ettiği 7.063,03 TL'nin davacı yana iadesi istemli olarak huzurdaki davayı açma gereğinin hasıl olduğunu beyanla, bu nedenlerle davanın kabulüne, davacı yanın davalı yana------- Esas sayılı dosyası sebebi ile borcu olmadığının tespitine, ödenen 7.063,03 TL'nin ödenme tarihi olan 18.03.2021 tarihinden itibaren işletilecek ticari faiz ile birlikte davalıdan istirdadına ve davacıya iadesine, davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahküm edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili mahkememize sunduğu 14/09/2020 tarihli cevap dilekçesinde özetle: Davalı şirketin restaurant işletmecisi olduğunu, et ve et ürünleri satışıyla iştigal eden davacı şirketten, restaurant hizmetinde kullanılmak üzere ticari amaçla et ürünleri alımı için anlaştıklarını, sipariş edilen ürünlere karşılık gelen ücretlerinde ödendiğini, davalı yanın ait cari hesap tablosu ve gerekli incelemelerle anlaşılacağı üzere davacı yana sözleşme süresi boyunca 35.550,00 TL ödeme yapıldığını, karşı tarafın ise 30.226,37 TL'lik ürün teslim ettiğini, bu sebeple davalı yanın 5.323,63 TL fazla ödemesi bulunduğunu, bunun üzerine, fazla ödenen tutarların geri verilmesi adına ilgili cariler dayanak belge olarak gösterilerek, davacı aleyhine --------- Esas sayılı genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, 13.02.2021 tarihinde ilgili ödeme emrinin, karşı tarafın iş yerinde, usulüne uygun olarak tebliğ edildiğini, bu ödeme emrine süresinde herhangi bir itiraz edilmemesi üzerine takibin kesinleştiğini, icra takibinin haklı olduğunu bilen davacı tarafından bu icra takibine ilişkin tüm borç, feriler ve masrafların, 18.03.2021 tarihinde ilgili icra müdürlüğü hesabına tevdi edilerek ödendiğini beyanla bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına” karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:---------- Esas sayılı takip dosyası UYAP sureti,
----------- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 01/06/2021 tarihli müzekkere cevabı,
---------- Vergi Dairesi'nin 01/06/2021 tarihli müzekkere cevabı,
-Mali Müşavir bilirkişinin 21/10/2021 tarihli raporu,
-Mali Müşavir bilirkişinin 27/12/2021 tarihli ek raporu,
-------- Merkezi'nin 06/05/2022 tarihli müzekkere cevabı,
-Mali Müşavir bilirkişinin 02/08/2023 tarihli ek raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava cari hesaptan kaynaklı menfi tespit ve istirdat talebine ilişkindir.Öncelikle, menfi tespit davası ile ilgili genel bir açıklama yapılmasında ve ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır: Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir. Başka bir deyişle hukuki bir yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde de borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi dayanaksız kalır ve borcu ödemekten kurtulur. İİK'nın 72. maddesinin beşinci fıkrası gereğince borçlunun açmış olduğu menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı almamış veya verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının herhangi bir sebeple kaldırılmış olması nedeniyle dava konusu borcu alacaklıya ödemiş olursa açılmış olan menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir. Bu durumda borçlunun menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştürülerek devam edilmesi için bir talepte bulunmasına gerek yoktur. Borcun ödenmiş olduğunu öğrenen mahkemenin yukarıda yazılı yasa hükmü gereğince davaya kendiliğinden istirdat davası olarak devam etmesi gerekir . Nitekim aynı ilkeler, -------- sayılı kararında da benimsenmiştir. İstirdat davası, menfi tespit davasının devamı olup, cebri icra tehdidi altında gerçekleşen ödeme sebebiyle borçlunun serbest iradesi dışında, kanun hükmü gereği kendiliğinden bu dönüşüm vuku bulduğundan, davacı borçlu istirdat davasına dönüşüm olmasaydı alacağı tazminattan, yoksun bırakılmamalıdır.İstirdat davasının biri takip hukukuna, diğeri maddi hukuka ilişkin olmak üzere iki şartı vardır. İstirdat davası açılması için ilk şart, geri verilmesi istenen paranın icra takibi sırasında ödenmiş olmasıdır. Borçlunun, ödeme emrine itiraz etmemesi veya itiraz etmiş olmasına karşın itirazının kesin kaldırılması nedeniyle, kesinleşmiş olan icra takibi dolayısıyla, bu parayı gerek nakden, gerek mallarının haczedilip satılması suretiyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması gerekir. İstirdat davasının açılmasının ikinci şartı ise, maddi hukuk bakımından, aslında borçlu olmadığı bir parayı cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olmasıdır (...m.72/VII). Borçlar Kanununun 62. maddesinin aksine, (818 sayılı kanun) burada davacı (borçlu), yalnız borçlu olmadığı bir parayı ödemek zorunda kaldığını ispat etmekle yükümlü olup; bu parayı hataen, kendisini borçlu sanıp ödemiş olduğunu ispat etmek zorunda değildir.Menfi tespit konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri:2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran; iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Menfi tespit davasında borçlu, ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir--------- E. Sayılı dosyasında 5.732,70 TL cari hesaptan kaynaklı olarak fazla yapılan ödemenin iadesi istemiyle takip başlatıldığı, davacı tarafından 18.03.2021 tarihinde dosya borcuna istinaden 7.063,03 TL tutarında ödeme yapıldığı ve davalı yanın haciz baskısı altında tahsil ettiği 7.063,03 TL'nin iadesi istemi ile huzurdaki istirdat davasını açtığı davalı tarafa borçlu olmadığı iddia ettiği anlaşılmıştır.Mali Müşavir bilirkişi mahkememize sunduğu 21/10/2021 tarihli raporunda sonuç olarak: "Davacı yan tarafından incelemeye sunulan 2019-2020-2021 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalı yan tarafından incelemeye sunulan 2019-2020-2021 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olduğu, davacı yanın davalı yandan ödeme tarihi olan 18.03.2021 tarihi itibarıyla 6.174,45 TL alacaklı olduğu, davacı yanın 6.174,45 TL alacağı için 3095 sayılı yasaya (Md.2) istinaden ödeme tarihi olan; 18.03.2021 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz talep edebileceği" hususlarında rapor ibraz etmiştir. Mali Müşavir bilirkişi mahkememize sunduğu 27/12/2021 tarihli ek raporunda sonuç olarak: "Tarafımızdan tanzim edilen kök raporda davalı yanın davacı yandan takip tarihi itibarıyla 132,50 TL alacaklı olması gerektiği kanaati bildirilmiştir. Buna mukabil yapılan alacak hesabında, davaya konu takip tarihi olan 04.02.2021 tarihi itibarıyla 132,50 TL'nin davacı aleyhine takibe konu edilmesi halinde; Davalı yanın davacı yandan ödeme tarihi itibarıyla alacağının 888,58 TL olduğu, yine yapılan ödeme dikkate alındığında iadesinin talep edilebileceği tutarın 6.174,45 TL olduğu, tarafımızdan hesap ve tespit edilmiştir. (Kök Raporda Vekalet Ücreti 132,50 TL alınması gerekirken sehven tam alınmıştır.) Davalı vekili itirazında; cari hesap farklarına ilişkin ödeme dekontlarını sunmuş, ki bu dekontlar kök raporda davalı ödemesi olarak da tarafımızdan kabul edilmiştir. Diğer bir ifade ile dekontların sunulması kök rapordaki hesaplamayı değiştirmemektedir. Yine cari hesap farkına konu davacı yan tarafından davalı yana düzenlenen 18.11.2019 tarihli ---------- nolu 2.940,92 TL tutarlı faturanın ve bu fatura muhteviyatındaki ürünlerin müvekkiline teslim edilmediği, beyan edilmiştir. Kök raporda da belirtildiği gibi, davacı yan tarafından davalı yana düzenlenen 18.11.2019 tarihli ---------- nolu 2.940,92 TL tutarlı faturanın davacı yan tarafından davalı yan adına ----------- ya imzası karşılığı teslim edildiği tarafımızdan görüldüğünden bu faturanın muhteviyatındaki ürünlerle birlikte (irsaliyeli fatura) davacı yan tarafından davalı yana teslim edildiği ve davalı yanın kayıtlarında yer alması gerektiği, kanaatine tarafımızdan varılmıştır. (Davalı yanın imza ve kişiye itiraz etmesi halinde Ekim/Kasım 2019 dönemine ait Davalı yanın ---------- Hizmet dökümünün ----------dan celp edilip-edilmemesi noktasında takdir. Sayın mahkemenize aittir) Takdir sayın mahkemenize ait olmak üzere muhteviyatındaki ürünlerle birliktte --------- imzası karşılığı teslim edildiği görülen faturanın davalı yana teslim edildiği kanaatine varılması halinde davalı yanın davacı yandan alacağının kök raporda belirtildiği gibi 132,50 TL olması gerektiği, yapılan alacak hesabında, davaya konu takip tarihi olan 04.02.2021 tarihi itibarıyla 132,50 TL'nin davacı aleyhine takibe konu edilmesi halinde; davalı yanın davacı yandan ödeme tarihi itibarıyla alacağının 301,08 TL olduğu, yine yapılan ödeme dikkate alındığında iadesinin talep edilebileceği tutarın 6.761,95 TL olduğu, tarafımızdan hesap ve tespit edilmiştir. Takdir sayın mahkemenize ait olmak üzere muhteviyatındaki ürünlerle birlikte--------- imzası karşılığı teslim edildiği görülen faturanın davalı yana teslim edilmediği kanaatine varılması halinde davalı yanın davacı yandan alacağının (132,50 TL * 2.940,92 TL) 3.073,42 TL olması gerektiği, buna mukabil yapılan alacak hesabında, davaya konu takip tarihi olan 04.02.2021 tarihi itibarıyla 3.073,42 TL'nin davacı aleyhine takibe konu edilmesi halinde; davalı yanın davacı yandan ödeme tarihi itibarıyla alacağının 4.020,00 TL olduğu, yine yapılan ödeme dikkate alındığında iadesinin talep edilebileceği tutarın 3.043,03 TL olduğu, tarafımızdan hesap ve tespit edilmiştir. Davacı vekilinin temel itirazının “davalı yanın davaya konu takibi tarafların ticari defterlerinde gözüken alacak tutarı üzerinden değil, farazi bir rakam üzerinden açtığı, bu noktada takibin dayanağının olmadığı, bakiyenin 132,50 TL olması durumunda takibe sebebiyet verilmeyeceğinden, takibin yok hükmünde kabul edilmesi ile ödenen bedelin 7.063,03 TL'nin aynen iadesi noktasında olduğu,” tarafımıza beyan edilmiştir. Bu hususun hukuki değerlendirmesi sayın mahkemenize aittir." şeklinde rapor beyan etmiştir. Mali Müşavir bilirkişi mahkememize sunduğu 02/08/2023 tarihli ek raporunda sonuç olarak: "Tarafların ticari defterlerinde ihtilaf konusu kayıtlar irdelendiğinde ve düzeltildiğinde, davalı yanın kendi ticari defterlerine göre davacı yandan 132,50 TL alacaklı olması gerektiği, yine davacı yanın ticari defterlerinde ise davacı yanın davalı yana borcunun 132,72 TL olması gerektiği, tarafımızdan tespit edilmiştir. Taraflar arası davacı lehine 22 kuruşluk (0,22 TL'lik) küsurat farkı tarafımızdan ihmal edilmiştir. Huzurdaki davada davalı yan tarafından başlatılan (kendi ticari defterleri ile bile örtüşmeyen) takibe konu dosyanın davacı yan tarafından 18.03.2021 tarihinde 7.063,03 TL tutarında ödeme yapılarak kapatıldığı, yapılan ödemenin (yada fazla ödemenin) iade edilmesi amacıyla davacı vekili tarafından huzurdaki istirdat talepli davanın ikame edildiği, tarafımızdan görülmüştür. Davalı yan tarafından 132,50 TL cari hesap alacağının, davaya konu takip tarihi olan 04.02.2021 tarihi itibarıyla tahsilinin takibe konu edilmesi halinde; davalı yanın davacı yandan ödeme tarihi itibarıyla alacağının 301,08 TL olduğu, yine yapılan ödeme dikkate alındığında iadesinin talep edilebileceği tutarın 6.761,95 TL olduğu, tarafımızdan hesap ve tespit edilmiştir. Davacı yanın 6.761,95 TL alacağı için 3095 sayılı yasaya (Md.2) istinaden ödeme tarihi olan; 18.03.2021 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz talep edebileceği, (Bilirkişi Notu: tarafımızdan tanzim edilen kök ve ek raporlarda hesaplama farklılıkları yoktur. Kök raporda vekalet ücreti hesabında tarafımdan sehven maddı hata yapılmıştır. Bilindiği gibi vekalet ücreti asil alacağı geçemeyeceğinin yargıtay kararları ile sabit olmasına rağmen, kök raporda yapılan hesaplamada, vekalet ücreti 132,50 TL alınması gerekirken sehven 720,00 TL olarak tam alınmıştır. Benzer açıklama tarafımızdan tanzim edilen ek rapor içesinde yapılmıştır. Nihai takdir sayın mahkemenize aittir.)" şeklinde rapor beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamı bitlikte incelendiğinde;davalının -------- E. Sayılı dosyası ile 5.732,70 TL cari hesaptan kaynaklı olarak fazla yapılan ödemenin iadesi istemiyle takip başlatıldığı, davacı tarafından 18.03.2021 tarihinde dosya borcuna istinaden 7.063,03 TL tutarında ödeme yapıldığı ve davacının 7.063,03 TL'nin iadesi istemi ile huzurdaki istirdat davasını açtığı davalı tarafa borçlu olmadığı iddia etmiş olup mali müşavir bilirkişinin 21/10/2021 tarihli raporu ile davacı yan tarafından incelemeye sunulan 2019-2020-2021 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, davalı yan tarafından incelemeye sunulan 2019-2020-2021 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olduğu belirtilmiştir. Yine defterlerde yapılan inceleme neticesinde tanzim edilen 27/12/2021 tarihli ek raporunda davalı yanın davacı yandan takip tarihi itibarıyla 132,50 TL alacaklı olması gerektiği davaya konu takip tarihi olan 04.02.2021 tarihi itibarıyla 132,50 TL'nin davacı aleyhine takibe konu edilmesi halinde davalı yanın davacı yandan ödeme tarihi itibarıyla alacağının 301,08 TL olduğu, yapılan ödeme dikkate alındığında 6.761,95 TL'nin iadesinin olduğu belirtilmiştir.Her ne kadar davacı tarafından muhteviyatındaki ürünlerle birlikte ------- imzası karşılığı teslim edildiği görülen faturanın davalı yana teslim edilmediği kanaatine varılması halinde davalı yanın davacı yandan alacağının (132,50 TL * 2.940,92 TL) 3.073,42 TL olması gerektiği ve davaya konu takip tarihi olan 04.02.2021 tarihi itibarıyla 3.073,42 TL'nin davacı aleyhine takibe konu edilmesi halinde; davalı yanın davacı yandan ödeme tarihi itibarıyla alacağının 4.020,00 TL olduğu, yapılan ödeme dikkate alındığında davacının3.043,03 TL'nin iadesini talep edebileceği belirtiş ise de mali müşavir bilirkişinin raporu ile davacı yan tarafından incelemeye sunulan 2019-2020-2021 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu ve davalı yan tarafından incelemeye sunulan 2019-2020-2021 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olması nedeniyle lehine delil vasfına haiz olmadığından davacı tarafından 2.940,92 TL'lik fatura muhteviyatındaki ürünlerin davalıya teslim edildiği yönünde kanaate varılmıştır. Açıklanan nedenlerle;27/12/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda hesaplanan davacının iadesini talep edebileceği 6.761,95 TL'den icra dosyasında komisyon olarak kesilerek davalıya ödenmeyen 2,40 TL'nin mahsubu sonucunda davacının menfi tespit ve istirdat taleplerinin kısmen kabulü ile--------- Esas sayılı takip dosyasından 6.759,55 TL borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasına ödenen toplam 6.759,55 TL'nin ödeme tarihi olan 18/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteminin reddine, davacının kötüniyet tazminat talebinin İcra İflas Kanunun 72. maddesi gereğince şartları oluşmadığından reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacının menfi tespit ve istirdat taleplerinin KISMEN KABULÜ ile;
a-Davacının -------- Esas sayılı takip dosyasından 6.759,55 TL borçlu olmadığının TESPİTİNE, icra dosyasına ödenen toplam 6.759,55 TL'nin ödeme tarihi olan 18/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan istirdatı ile davacıya verilmesine,
b-Davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine,
2-Davacının kötüniyet tazminat talebinin İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince şartları oluşmadığından reddine,
3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli olan 461,74 TL karar ve ilam harcından başlangıçta peşin olarak alınan 120,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 341,12 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 59,30 TL ve peşin harç 120,62 TL olmak üzere toplam 179,92 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu posta ve tebligat gideri 127,10 TL, bilirkişi ücreti 950,00 TL, olmak üzere toplam 1.077,10 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 1.030,81 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine , artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca kabul oranında hesaplanan 6,759,55 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
7-Davalı ... yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca ret oranında hesaplanan 303,48 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... verilmesine,
8-6325 Sayılı Yasa' nın 18/A maddesinin 11 ve 13. Fıkraları uyarınca zorunlu arabuluculuk nedeniyle arabulucuya hazine tarafından ödenen 1.320,00 TL'nin 1.263,28 TL'sinin davalıdan, 56,71 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair; davacı vekili ve davalı vekilinin (e-duruşma yolu ile) yüzüne karşı, HMK 341/2. ve Ek Madde 1/2. maddeleri gereğince karar tarihinde miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/12/2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.