mahkeme 2021/629 E. 2024/599 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2021/629
2024/599
31 Temmuz 2024
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/629 Esas
KARAR NO: 2024/599
DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/10/2021
KARAR TARİHİ: 31/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
İDDİA, SAVUNMA, DOSYA KAPSAMI:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ----------- arasında 25/08/2011 tarihinde yetkili işletme protokolü imzalandığını, bu protokolde müvekkili şirketin ------------ markası için yetkili satıcı ve yetkili servis adayı olarak tanımlandığını, müvekkili şirket ile --------- arasında 22/12/2011 tarihinde --------- Bayilik Sözleşmesinin koşullarına bağlı olan----------- Katılım Sözleşmesi imzalandığını, böylece müvekkili şirketin ----------- Yetkili Bayisi ve Yetkili Servisi olarak faaliyetine 2011 yılında başladığını, müvekkili şirketin ilk yıllarında davalı şirkete ilettiği çeşitli ------------ modellerindeki araç sipariş talepleri davalı şirket tarafından tedarik edildiğini, ilerleyen yıllarda davalı şirketin müvekkili şirket ve diğer ----------- bayilerinin en çok talep gören modellerdeki sipariş taleplerini karşılamamaya başladığını, ------------ satış bayilerinin ---------- model yeni araç talepleri 2012 yılından itibaren karşılanamadığını, davalı şirket 2016 yılından başlayıp 2017 yılına sarkan süreçte satış ağında yeni kurumsal kimlik uygulamasına geçtiğini, tüm görsel ve malzemelerde yenilemeye gidildiğini, müvekkili şirketinde yeni kurumsal kimlik uygulaması yatırımı olarak ---------- 233.360,04 TL ödediğini, davalı şirketin 2018 yılından itibaren satış bayilerinin yeni ----------- model araç tedarik taleplerini 2019 yılından sonra ise yine ------------- model araç tedarik taleplerini karşılayamadığını, bunun sebebi içinde ---------- gibi kamu kuruluşlarının verdiği kararları gösterdiğini, davalı şirketin yeni araç tedarik yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle müvekkili şirketin 2017 yılından itibaren satışlarında düşüşler yaşanmaya başladığını, bu düşüşün 2019 ve 2023 yıllarında %80'e varan oranlara ulaştığını, davalı şirketin----------- sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğinin ----------- yayınlanarak yürürlüğe girmesi sonucu yetkili satıcı ve yetkili servis olan bayileri ile mevcut sözleşmeleri, Tebliğ'e uyum sağlaması gerekçesiyle iki yıl ihbar önelli olarak feshettiğini, davalı şirket tarafından bildirilen feshin yürürlük tarihi olan 02/04/2020 tarihinden sonra da ---------- Bölgesinde--------- yetkili ve tek satıcısı olarak her türlü pazarlama ve satış faaliyetine devam ettiğini, davalı şirket tarafından yapılan feshin sonuç doğuracağı 02/04/2020 tarihinden sonra da, tek satıcılık ilişkisinin tüm edimlerini ve yükümlülüklerini karşılıklı olarak yerine getirmeye devam ettiklerini, böylece anılan tarih itibariyle aralarında belirsiz süreli fiili bir ---------- Sözleşmesi oluştuğunu, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiden kaynaklanana en temel yükümlülüğü olan tedarik yükümlülüğünü yıllardır kusurlu olarak yerine getiremediğini, taraflar arasında 2011 yılında yazılı sözleşme ile kurulan tek satıcılık ilişkisi, davalı şirketin 02/04/2018 tarihinde feshi sonrası fiili tek satıcılık ilişkisi olarak devam ettiğini, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkideki asli edimini kusurlu olarak yerine getirmediğini, taraflar arasındaki belirsiz süreli fiili tek satıcılık sözleşmesi müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshedildiğini, davalı şirketin sözleşmesel yükümlülüğünü kusurlu olarak yerine getirmemesi sebebiyle müvekkili şirketin gelir ve itibar kaybına uğradığını, davalı şirketin kusurlu davranışı sebebiyle müvekkilinin uğradığı zararın miktarının yargılama ve raporlar sonucunda ortaya çıkacağını, davalı şirketin kusuru sonucu tedarik edilmeyen araç satışlarına ve buna bağlı servis gelirlerine ilişkin kayıplar dahil bunlarla sınırlı olmayacak şekilde 2017 yılı başlangıcından sözleşmenin müvekkili şirket tarafından haklı nedenle fesih tarihine kadar bayilik faaliyeti ile ilgili mahrum kaldığı 50.000,00-TL müvekkili şirketin bayilik ilişkisini haklı nedenle feshettiği 27/04/2021 tarihinden itibaren 2 yıllık boyunca elde etmekten mahrum kaldığı kar kaybı olarak şimdilik 50.000,00 TL portföy tazminatı olarak 50.000,00TL, davalı şirketin kusurlu davranışı ile tarafların arasındaki sözleşmenini sona ermesine sebebiyet vermesi sebebiyle boşa çıkan ---------- markasına özgü yatırım bedelleri ve sair giderlerin tazmini olarak şimdilik 25.000,00 TL, olmak üzere davalı şirketin kusurunun neden olduğu müvekkilinin maddi tazminat alacağının sayılan zarar kalemlerini içerecek şekilde alacağın doğduğu tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, davalının kusuru sebebiyle müvekkili şirketin uğradığı müşteri ve itibar kaybına karşılık 125.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ve talepleri hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddi gerektiğini, huzurdaki davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını, hesaplanabilir tazminat talepleri yönünden belirsiz alacak davası açamayacağını, davacının talep edebileceği portföy tazminatı miktarını, yatırım bedelleri olarak ödediği miktarı ve kar kaybının ne miktar olacağının tam olarak belirleyebileceği, bu miktarları bilebileceği açık ve kesin olup belirsiz alacak davasının şartları oluşmayacağını, öte yandan manevi tazminat davasının belirsiz alacak şeklinde açılmayacağını, müvekkili ve davacı arasında ilk sözleşmenin 02/04/2018 tarihli 2 yıl önelli fesih ihtarı ile 02/04/2020 tarihi itibariyle feshedilmesinden sonra yeniden akdedilmiş yeni bir bayilik sözleşmesi veya fiili bir bayilik ilişkisi bulunmadığını, kesinlikle kabul etmemekle bir ana için feshin yürürlüğe girdiği 02/04/2020 tarihinden sonra taraflar arasında fiili bir sözleşme ilişkisinin oluştuğundan bahsedilse bile müvekkillerinin sözleşmeye aykırı bir davranışından da bahsedilemeyeceğinden davacının fesih ihtarındaki gerekçeler haksız ve dayanaksız olduğunu, davacının fesih gerekçeleri, taraflar arasında akdedilen 25/08/2011 tarihli feshedilen ilk sözleşme dönemine ilişkin olduğunu, sözleşmenin 02/04/2020 tarihinde sona erdiğini, bu tarihten sonra oluştuğu ileri sürülen fiili yeni sözleşme döneminde, ilk sözleşme dönemindeki sebeplere dayanılarak fesih yoluna gidilmesinin mümkün olmadığını, 2012,2018 ve 2019 yıllarından beri tedarik yükümlülüğünün yerine getirilmediğini iddia eden davacının, uzun süre bekledikten sonra fiili sözleşmeyi 2021 yılında feshetmesinin dürüstlük kurallarına da aykırı olduğunu, kaldı ki fesih ihtarında belirtilen araçların tedariğinin sağlanamadığı hususlarının da gerçek dışı olduğunu, davacının tazminat taleplerinin hukuki hiçbir dayanağı olmayıp tamamının reddi gerektiğini, davacı hem 2019 yılından fiili sözleşmeyi feshettiği kadarki dönem için hem de rekabet mevzuatı ile otomotiv sektöründe belirlenmiş 2 yıllık feshi ihbar süresine konu kar kaybını talep ettiğini, iki farklı kar mahrumiyeti talebinin yasal dayanağı olmadığını, keza taraflar arasındaki ilk sözleşme 02/04/2020 tarihinden önceki bir döneme ilişkin tazminat talebinde bulunulamayacağını, portföy tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiğini, 02/04/2020 fesih tarihinden sonra taraflar arasındaki fiili ilişki hukuki niteliği itibariyle tek satıcılık sözleşmesi olarak değil ancak münferit satış sözleşmesi olarak nitelendirilebileceğini, müvekkilince ne feshedilen sözleşme döneminde ne de sözleşmeden sonraki dönemde davacıya verilmiş bir münhasır bölge ve tekel yetkisinin olmadığını, bu nedenle davacının portföy tazminatı talep hakkının bulunmadığını, davacı kurumsal kimlik yatırımlarını 25/08/2011 tarihli sözleşme döneminde yapmış olduğunu, 02/04/2020 tarihinden sonra kurulduğu iddia edilen fiili sözleşme döneminde davacının müvekkilinin talimatıyla yapmış olduğu bir yatırım olmadığını, bu nedenle yatırım bedellerinin tazmine yönelik talebin reddedilmesi gerektiğini, kaldı ki bu yatırımların tamamı davacı mülkiyetinde kalmakta olduğunu ve talebin bu yönden haksız olduğunu, davacının maddi tazminat talebinin de reddedilmesi gerektiğini, öncelikle davacıya dava konusu olan alacak miktarlarının açıklattırılarak, davasını tam dava olarak sürdürmesi ve toplam alacak üzerinden eksik peşin harcı tamamlanması konusunda belirtilen yasa hükmü uyarınca kesin süre verilmesi davacının eksik harç yatırmaması halinde davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesini, eksiklerin giderilmesi ve davanın esastan reddini, vekalet ücreti ve yargılama masraflarının karşı tarafa bırakılmasını talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE :Dava, sözleşmeden kaynaklı tazminat talebine ilişkindir. Davacı vekili tarafından işbu davadan feragat edildiğine ilişkin 29/07/2024 havale tarihli dilekçe verildiği, davacı vekilinin vekaletname uyarınca açılan davadan feragat etme yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.Davalı vekili tarafından 29/07/2024 havale tarihli dilekçe verildiği, yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin bulunmadığı anlaşılmıştır.Davadan feragat HMK'nın 307. ve 311. maddeleri hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen, kesin hükmün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir. HMK 307. maddesi hükmüne uygun olarak davacının davadan feragatının mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Harçlar Kanununun "Davadan feragat, davayı kabul veya sulh" başlıklı 22. Maddesinde "Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulursa, karar ve ilam harcının üçte biri, daha sonra olursa üçte ikisi alınır." hükmü gereğince alınacak harç miktarı yönünden ön inceleme duruşmasından sonra yapıldığı dikkate alınarak davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 285,07 (maktu harcın üçte ikisi) TL harcın davacı tarafça yatırılan 232.429,25 TL peşin ve tamamlama harcından mahsubu ile bakiye 232.144,18-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan başvuru harcı ile yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Tarafların tüm yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden anlaştıklarından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 31/07/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.