mahkeme 2021/490 E. 2024/404 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/490

Karar No

2024/404

Karar Tarihi

21 Mayıs 2024

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/46
KARAR NO: 2024/465
DAVA: Alacak (Sebepsiz Zenginleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 16/01/2023
KARAR TARİHİ: 05/06/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Sebepsiz Zenginleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ----- ilçesi ----- Yolu mevkiinde bulunan 1505 ada 1 parselde kayıtlı bulunan taşınmazı satın almak istediğini, taşınmazın dava dışı ----- mülkiyetinde olup, davalı şirketin finansal kiralama sözleşmesi uyarınca taşınmazın maliki olacağını, taşınmazın müvekkiline satılması amacına yönelik olarak taraflar arasında gayrimenkul ön satış protokolü imzalanmış olduğunu, protokol gereğince kapora olarak 250.000,00 doların yediemine teslim edilmesi, toplam satış bedeli olan 5.289.000,00 doların 2.500.000,00 dolar tutarındaki kısmı ile davalının finansal kiralama borçlarının kapatılarak taşınmazın satın alabilmesi için sözleşmede belirtilen davalı şirkete ait banka hesabına paranın gönderilmesi, kalan 2.789.000,00 dolarının ise davalı şirketin ortağı ---- - ödenmesi, bu kapsamda yapılacak tüm ödemelerin aynı gün içerisinde tamamlanması gerektiğini, müvekkilinin
250.000,00 USD tutarındaki kapora bedelini yedieminin hesabına göndermiş olduğunu, müvekkilinin ------ hesabının bulunduğunu, ancak davalı şirkete ödenecek tutarın bir kısmının -----ödenecek olması nedeniyle müvekkili şirketten ------ hesap açmasının talep edildiğini, bankadan kaynaklanan nedenlerle hesap açma işlemlerinin uzun zaman aldığını, --- - - - şubesinin hesabı sadece söz konusu gayrimenkulün satın alınması için kullanılması ve satış
bedelinin -------- bir hesaptan transfer edilmesi koşuluyla
açmayı kabul ettiğini, bu sebeple müvekkili şirketin ----- bulunan banka hesaplarından doğrudan -----hesabına para gönderemediğini, para transferinin ----- yapılması için ----- bankaya talimat verdiğini, ----- bankanın ek bilgiler istemesi nedeniyle paranın 11 gün blokede kaldığını, 6 haftalık sürenin büyük
kısmının bu şekilde geçmiş olup, davalı şirketin sürece ilişkin bilgilendirilmiş olduğunu, ancak süre bittiğinde davalı tarafın protokolü sona erdirmek yerine süre uzatımı için yedieminde durması gereken kapora bedelinin kendi hesabına aktarılmasını talep etmiş olduğunu, tarafların kaporanın davalıya ödenmesi koşuluyla sürenin uzatılmasına yönelik tadil niteliğinde yeni bir protokol hazırlayarak satış sürecini devam ettirmiş olduklarını, tadil
protokolü ile tarafların yediemin hesabında bulunan kapora bedelinin 2 Aralık 2021 tarihine kadar davalı tarafın hesabına gönderilmesi ve tüm satış bedelinin 15 Ocak 2022 tarihine kadar ödenmesi koşuluyla anlaşmış olduklarını, bu kapsamda yediemin hesabında bulunan paranın davalı şirket hesabına aktarılmış olduğunu, tadil protokolü sonrasında tüm satış bedelinin de müvekkilinin ----- hesabında olup, tarafların satışı gerçekleştirmek üzere çalışmalara başlamış olduklarını, ancak protokolde belirtildiği şekilde aynı gün içerisinde taşınmazın önce davalıya, akabinde müvekkiline devri işlemlerinin gerçekleşmesinin kolay olmadığını, ayrıca müvekkili şirketin tek pay sahibinin ----- kurulu bir şirket olması nedeniyle işlemlerin uzayacağı düşünülerek, satış işleminin
müvekkili şirketin tüm hisselerinin ---- da bulunan bir gerçek kişiye devriyle mümkün olacağı hususunda tarafların mutabık kaldığını, bu nedenle müvekkili şirkette hisse devri ve yeni yetkilinin atanması sürecinin başlatılmış olduğunu, neticede Ocak ayı
içerinde tüm ön hazırlıkların tamamlanmış ve tadil protokolünde belirtilen şekilde 15 Ocak 2022 tarihine kadar satışın gerçekleştirilmesi için tarafların çalışmaya başlamış olduklarını,
bu itibarla davalı şirket ile -----. arasında fesih protokollerinin
imzalandığını, ancak sürecin tamamlanamaması nedeniyle fesih sürecinin ertelenmek zorunda kalınmış olduğunu, Aralık ayı sonunda sürecin tamamlanması planlanmaya çalışılmış, ancak şirketin tek imza yetkilisi ----- covid nedeniyle karantinaya girmesi ve akabinde ailesinin de hastalığa yakalanması nedeniyle ------ gelememiş olduğunu, bu sebeple sorunu çözmek için ----- adına geniş yetkili bir vekaletname çıkarmış ve ----- ------geleceği 17-22 Ocak 2022 haftası için davalı ile satış günü organizasyonu için görüşmelere başlamış olduğunu, ancak davalının 15 Ocak tarihinin geçmesini bahane ederek satışa devam etmeyi kabul etmemiş olduğunu, davalının sürenin uzatılması için satış bedelinin artırılması ve finansal kiralama şirketine ödenmesi gereken yaklaşık 1 milyon doların önden ödenmesi gibi haksız koşullar öne sürmüş olduğunu, önden ödenecek tutar sonrasında taşınmazın müvekkiline devredileceği garanti edilemediğinden
müvekkilince davalı şirketin teklifi reddedilmiş olup, taşınmazın satın alınamamış olduğunu, protokol ve protokol tadilinin adi yazılı şekilde yapılmış olması dolayısıyla hukuken geçerliliklerinin bulunmadığını, taşınmaz satış vaadi, alım ve satım sözleşmelerinin resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmayacaklarını, müvekkilinden alınan 250.000,00 USD kaporanın kanunda düzenlenen hali ile bağlanma parası olduğunu, sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle geri ödenmesi gerektiğini, ayrıca süresi içerisinde satışın tamamlanamamış olmasının da objektif, makul sebeplere dayandığını, davalının tüm süreç boyunca protokollerde yer alan süreleri fırsat bilerek kendisine ek menfaatler elde etmeye
çalışmış olduğunu, müvekkilinin hukuki süreç öncesinde davalıya defalarca ihtar göndermiş olmasına rağmen davalı taraftan olumlu ya da olumsuz bir dönüş yapılmamış olduğunu beyan ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 250.000,00 USD tutarındaki alacağın sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tadil protokolünün sona erme tarihi olan 15.01.2022 tarihinden itibaren ABD dolarına uygulanan en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu vekaletnamenin usul ve yasal mevzuata uygun olup olmadığının Mahkemece resen incelenerek aykırılığın giderilmesi için davacı tarafa kesin süre verilmesini, aksi halde davanın usulden reddedilmesini talep etiklerini, davacı tarafça dava değeri olarak gösterilen 250.000,00 abd dolarının dava tarihi itibariyle türk lirası cinsinden değerinin düşük gösterilerek dava harcının da bu doğrultuda eksik yatırıldığını, davacıya verilecek kesin süre içerisinde bu eksikliğin giderilmesi, aksi halde dava dosyasının işlemden kaldırılması gerektiğini, davacı tarafın dava konusu alacak iddiasını sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandırdığını, sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanarak açılan alacak davalarında görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, huzurdaki davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, taraflar arasında akdedilen protokol madde 10 ve tadil protokolü madde 4 ile açıkça düzenleme altına alındığı üzere ihtilafların çözümünde yetkili mahkemenin ---- Mahkemeleri olduğunu, davacının protokollerle belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmemiş olduğunu, bu durumda 250.000,00 doların davacıya iade edilmeyeceği hususunun sözleşmelerle sabit olduğunu, taraflar arasında akdedilen protokollerin gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceğini, böyle bir sözleşmeden bahsedebilmek için öncelikle taşınmazı satacak kişinin sözleşme konusu taşınmazın maliki olması gerektiğini, sözleşme konusu taşınmazın finansal kiralama sözleşmesi kapsamında kiralanmış olup, malikinin----. olduğu hususunun sözleşmelerde açıkça belirtilmiş olduğunu, protokolün 3.4 maddesi uyarınca davacının satış bedelinin usulüne ve 3.2 maddesinde belirtilen süresine uygun olarak
ödenmemesi nedeniyle müvekkilinin protokolü feshetmesi halinde toplam 250.000 dolara tekabül eden ilk ödemenin davacıya iadesinden gayrikabili rücu ettiğini ve bu tutarın yediemin tarafından müvekkiline verilmesini peşinen kabul ve taahhüt etmiş olduğunu, 13.09.2021 tarihli protokol gereği davacının 250.000,00 doları sözleşme tarihinden itibaren en geç 2 hafta içerisinde yedieminin hesabına göndermesi gerektiğini, ancak davacının
parayı 30.09.2021 tarihinde göndermiş olduğunu, dolayısıyla davacı tarafın başından itibaren sözleşme ile belirlenen yükümlülüklerini son derece özensiz takip etmiş ve yükümlülüklerine süresinde ve eksiksiz bir şekilde riayet etmemiş olduğunu, satış bedelinin ödenmesi gereken 6 haftalık sürenin ise 08.11.2021 tarihinde dolmuş olup, davacının bu
tarihe de riayet etmemiş olduğunu, buna rağmen iyi niyetini koruyan müvekkilinin davacı tarafla 01.12.2021 tarihinde yeni bir ödeme planı için tadil protokolü imzalayarak davacı tarafa ikinci bir şans vermiş olduğunu, tadil protokolünden anlaşılacağı üzere davacının ana protokolde belirlenen sürelere riayet etmediğini ve bu hususta kusurlu olduğunu kabul etmiş ve bu doğrultuda yediemin uhdesinde bulunan 250.000,00 doların müvekkiline
ödenmesine muvafakat ederek tadil protokolünü imzalamış olduğunu, tadil protokolüne göre 250.000,00 doların müvekkiline ödenmesi gereken tarihin 02.12.20201 olmasına rağmen müvekkiline ödemenin 03.12.2021 tarihinde yapılmış olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin davacı tarafça yerine getirileceğine olan inancını yitirmiş olması nedeniyle yeni bir tadil protokolü yapılmasının söz konusu olmadığını, davacının plansızlığından ve
ihmalkarlığından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davacının bu tutarsız ve özensiz tavırları sebebiyle müvekkilinin de dava dışı ---- karşı zor durumda kalmış olduğunu, davacı tarafın tadil protokolü ile belirlenen ikinci ödeme planına da uymayınca müvekkili ile yeni bir ödeme planı daha yapmak istediğini, ancak müvekkilinin oyalandığının farkında olarak davacı taraf ile olan ilişkiyi sonlandırmak istemiş olduğunu, ancak davalının ikinci bir tadil protokolü yapmak suretiyle süre istemesi üzerine
müvekkilinin de uğraması muhtemel zararları teminat altına almak istediğini, davacı tarafın ise bunu kabul etmediğini, davalı taraf yükümlülüklerine uyarak protokol konusu taşınmazı
zamanında satın almış olsaydı müvekkilinin dava dışı-----
yapacağı erken ödeme nedeniyle 327.956 USD faiz ödemek zorunda kalmamış olacağını, davacı taraf 250.000,00 doların bağlanma parası olduğunu iddia etmiş olsa da, protokol maddeleri birlikte değerlendirildiğinde söz konusu paranın bağlanma parası olmadığının, aynı zamanda sözleşme taraflarının yükümlülüklere riayet etmemesi halinde karşı taraf için bir teminat/güvence niteliğinde olduğunun, ihlal eden taraf için de bir cezai şart anlamına geldiğinin kolayca anlaşıldığını, protokolün 3.4 maddesi uyarınca davacının satış bedelini usulüne ve 3.2 maddesinde belirtilen süresine uygun olarak ödememesi nedeniyle
müvekkilinin protokolü feshetmesi halinde 250.000,00 dolar tutarındaki ilk ödemenin davacıya iadesinden gayri kabili rücu feragat ettiğini ve bu tutarın yediemin tarafından müvekkiline verilmesini peşinen kabul ve taahhüt etmiş olduğunu, bu hususun tadil protokolünde de geçerliliğini aynen korumuş olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı lehine bir hesaplama yapılmasına karar verilmesi halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilin uğradığı ve uğraması muhtemel her türlü zararın yanı sıra davacının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili şirkete yüklenen 327.956 USD faiz tutarının da değerlendirmede dikkate alınarak takas mahsup talebinde
bulunduklarını beyan ederek; davanın reddine, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı lehine bir hesaplama yapılmasına karar verilmesi halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilin uğradığı ve uğraması muhtemel her türlü zararın yanı sıra davacının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili şirkete yüklenen 327.956 USD faiz tutarının da değerlendirmede dikkate alınarak takas mahsup edilmesini, yine kabul ahnlamına gelmemekle birlikte , sebepsiz zenginleşmeye dayanan davacı tarafından, zamanaşımı süreleri geçtikten sonra dava ikame edildiğinden davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, sebepsiz zenginleşmede geri isteme hakkının, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini
talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibariyle taraflar arasında imzalanan gayrimenkul ön satış protokolü gereğince ödenen tutarın taşınmaz devrinin gerçekleşmemesi nedeniyle davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Davacı yan davasını sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandırmıştır. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin 05/07/2023 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilmiş deliller toplanıp bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir.Davalı yanın davacı tarafça sunulan vekaletnameye ilişkin olarak itirazda bulunduğu anlaşılmış davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan vekaletname incelendiğinde " ----...Avukatlık Ortaklığı"nın vekil olarak tayin edildiği görülmüştür.Avukatlık Ortaklığı, Avukatlık Kanunu’nun 44üncü maddesinde, aynı baroya kayıtlı birden çok avukatın bu Kanuna göre mesleklerini yürütmek için oluşturdukları bir tüzel kişilik olarak tanımlanmaktadır.--------Yönetmeliği (---- Gazete Tarihi: 25.11.2001 Sayısı: ----) Vekaletname ve Yetki Belgesi başlıklı 38 maddesinde " Ortaklığın takip edeceği işlere ait vekaletnameler ortaklık adına düzenlenir. Ortaklık, iş ve davayı takip edecek ortak veya çalışan avukatlarına usulüne uygun olarak düzenlenmiş yetki belgesi verir. Vekaletnamede tevkil yetkisi olması halinde ortaklık, ortakları ve çalışan avukatları dışında üçüncü bir avukata da yetki belgesi verebilir. Bu halde de ortaklığın Kanun ve bu Yönetmeliğe göre müteselsilen sorumluluğu devam eder." hükmü yer almaktadır. Tüm bu düzenlemeler karşısında davacı yana ait vekaletnamede herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşıldığından davalı yanın itirazının reddine karar verilmiştir.
Davalı taraf davanın değerinin eksik gösterildiğini, harcın tamamlanması gerektiğini ileri sürmüştür. Davanın değerinin 16/01/2023 dava tarihindeki ----- yayınladığı USD Döviz Satış Kuru üzerinden belirlendiği, aynı tarihli efektif satış kurunun esas alınması gerektiği, buna göre 1 USD = 18,8301 TL olmakla 4.707.525,00 TL dava değeri üzerinden yatırılması gereken eksik harcın 128,50 TL olduğu anlaşılmakla davacı vekiline ara kararda belirtilen eksik harcı tamamlaması gelecek duruşma gününe kadar olmak üzere kesin süre verilmiş davacı tarafça eksik peşin harç tamamlanmıştır.HMK 114/1-c maddesi uyarınca davalının mahkememizin görevine itiraz ettiği anlaşılmış tarafların tacir olmaları ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili olması nedeniyle mahkememizin görevine yönelik itirazın reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.--- ili, --- ilçesi, ----- mevkii, 1504 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı getirtilmiş taşınmazın ----- adına kayıtlı olup davalı lehine finansal kiralama şerhinin bulunduğu, son tapu malikinin ise dava dışı 3. Şahış olduğu anlaşılmıştır. Bu noktada davalı yanın taraflar arasında akdedilen protokolün ve tadil protokolünün hukuken taşınmaz satış vaadi veyahut taşınmaz satış sözleşmesi olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, böyle bir sözleşmeden bahsedebilmek için her şeyden evvel taşınmazı satacak kişinin yani sözleşmenin bir tarafının sözleşme konusu taşınmazın gerçek maliki olması gerektiği yönündeki itirazı değerlendirilmiş satış vaadi sözleşmesi düzenlenmesi için vaat borçlusunun satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı tarihte tapuda kayıtlı taşınmazın maliki olması gerekmediğinden davalının bu itirazı yerinde görülmemiştir.---mevkii, 1505 ada, 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davalı ile -----.arasında imzalanan ---- no.lu sözleşme ekleri istenmiş gelen 27/07/2023 tarihli cevabi yazı ekinde davalı -- -- Şirketi ile aralarında akdedilen ---- numaralı finansal kiralama sözleşmesine ilişkin ödeme planının ve 11.05.2021 tarihli tadil sözleşmesinin gönderildiği, ----Şirketi'nin ödemesi gereken finansal kiralama borçlarının 15.01.2022 tarihinde erken kapatılması halinde, faiz indirimi yapılmış hali ile ödenmesi gereken tutarın 13.167.819,39 TL olduğunun bildirildiği görülmüştür. Davacıya ait ----- Bankasındaki USD doları hesabının açıldığı 23/09/2021 tarihinden itibaren günümüze kadar ki tüm hesap hareketleri ile ---- şubesinde davacı adına olduğu bildirilen 16/11/2021 tarihinde açılan-----)hesaba ilişkin hesap hareketleri de dosya içine alınmıştır.
Taraflar arasında imzalanan 13/09/2021 tarihli protokol hükümleri incelendiğinde davalının dava dışı ----- finansal kiralama sözleşmesi kapsamında kiralamış olduğu taşınmazın davalı tarafından satıcı sıfatıyla ve protokol ile belirlenen şartlar uyarınca davacıya satışının vaat ve taahhüd edildiği, gayrimenkulün toplam satış bedelinin 5.289.000,00 USD olduğu, davacı tarafın protokolün imza tarihinden itibaren iki hafta içerisinde kapora olarak yediemin olarak belirlenen ------------ banka hesabına 250.000,00 USD havale edeceği, kaporanın yatırılması tarihinden itibaren 6 hafta içerisinde toplam satış bedelinin 2.500.000,00 USD tutarındaki kısmının devir tarihinden bir önceki güne ilişkin ----- efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının; a) finansal kiralama borcunu kapatmaya yetecek kısmın satıcı adına bir ----Bankası'ndan verilmiş bloke çek ile, b) bakiye kısmın ise aynı şekilde bir ---- Bankası'ndan verilmiş bloke çek ile tapuda gerçekleştirilecek devir anında ödeneceği, kaporanın yatırılması tarihinden itibaren 6 hafta içerisinde satış bedelinin bakiye kısmı olan 2.539.000,00 dolarının devir tarihinden bir önceki güne ilişkin ---- efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının ise - --- adına bir ---- Bankası'ndan verilmiş bloke çek ile tapuda gerçekleştirilecek devir anında ödeneceği, ödemelerin alıcı tarafından satıcıya ve satıcının göstermiş olduğu üçüncü kişiye usulüne ve süresine uygun şekilde gerçekleştirmiş olması koşuluyla, yedieminin kapora olarak kendisine ödenen 250.000,00 doları tapuda gerçekleştirilecek devir anında satıcıya ödeyeceği, satış bedelinin usulüne ve protokolün 3.2. maddesinde belirtilen süresine uygun olarak ödenmemesi nedeniyle satıcının protokolü feshetmesi halinde, alıcının kapora olarak ödenen 250.000,00 doların kendisine iadesinden gayri kabili rücu feragat ettiği ve bu tutarın yediemin tarafından satıcıya verilmesini peşinen kabul ve taahhüt ettiği, satıcının gayrimenkulün satışından vazgeçmesi veya protokolde belirtilen hüküm ve şartlarda imza tarihinden itibaren 6 hafta içerisinde gerçekleştirememesi halinde yedieminin kapora bedelini alıcıya iade edeceğini kabul ve taahhüt ettiği, satıcının, alıcının protokolden kaynaklanan yükümlülüklerini tam ve usulüne uygun olarak süresi içerisinde yerine getirememesi halinde protokolü feshedebileceği, bu durumda kapora olarak verilen 250.000,00 doların yediemin tarafından satıcıya verileceği, satıcı tarafından süresi içerisinde tapu devrinin yapılamaması halinde ise alıcının fesih hakkının olduğu, bu durumda ise kaporanın yediemin tarafından alıcıya iade edileceği hususlarında anlaştıkları, ancak tapu devri işlemi 13.09.2021 tarihli protokol ile belirlenen süre içerisinde gerçekleştirilemediğinden satışın gerçekleştirilmesi amacıyla süre uzatımına yönelik olarak bu kez 01.12.2021 tarihinde tadil protokolünün düzenlendiği ve bu protokolde kapora olarak yedieminin hesabında bulunan 250.000,00 doların 02.12.2021 tarihine kadar satıcının hesabına gönderilmesi, toplam 5.289.000,00 USD tutarındaki satış bedelinin ödenmesi konusunda önceki protokolde belirtilen sürenin 15.01.2022 tarihine kadar uzatılması, önceki protokolün 3.3. maddesinin protokolden çıkarılması, alıcının, satış bedelini 15.01.2022 tarihine kadar ödememesi nedeniyle satıcının protokolü feshetmesi halinde kaporanın kendisine iadesinden gayrikabili rücü etmesi, satıcının gayrimenkulün satışından vazgeçmesi veya protokol ile belirlenen şartlarda 15.01.2022 tarihine kadar gerçekleştirememesi halinde kendisine ödenen 250.000,00 USD tutarındaki kaporayı alıcıya iade etmesi şartlarını ilave edilmek suretiyle 13.09.2021 tarihli protokolün tadil edildiği anlaşılmıştır.Dosya kapsamında alınan bilirkişi heyeti raporunda "....Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtlarının incelenmesiyle; Şirketin 23.06.2021 tarihinde ---- Şirketi" unvanıyla 10.000,00 TL sermaye ile tek pay sahipli bir limited şirket olarak kurulmuş olup, tek pay sahibinin ---- Limited" unvanlı yabancı tüzel kişi olduğu, 09.09.2021 tarihinde şirket unvanının ----Şirketi" olarak değiştirilmiş olduğu, 23.12.2021 tarihinde şirketin tüm hisseleri T.C. uyruklu -----devredilmiş olup, tek pay sahibi ortağın süresiz olarak şirket müdürü seçildiği anlaşılmaktadır.Davacı taraf şirket ortaklık yapısının değiştirilmesi ve yeni yetkilinin atanması işlemlerinin sürecin uzamasında etkili olduğunu öne sürmüş olsa da, söz konusu prosedürün tadil protokolü gereğince satışın gerçekleşmesi gereken 15.01.2022 tarihinden 23 gün önce tamamlanmış olduğu görülmektedir.Dosyada bulunan dekontlara göre davacı taraf 250.000,00 USD tutarındaki kapora bedelini 30.09.2021 tarihinde yediemin ------ hesabına göndermiş olup, davalı tarafın yazılı talebi üzerine yediemin tarafından bu tutar 03.12.2021 tarihi itibarıyla davalı şirketin hesabına aktarılmıştır. ----- müzekkere cevabı ekindeki dökümanlarda davacı tarafın bankada 12.10.2021 tarihinde USD para birimi cinsinde hesap açtırmış olup, hesaba 17.11.2021 tarihinde 2.739.000,00 USD ve 29.11.2021 tarihinde 2.499.980,00 USD yatırılmasıyla 29.11.2021 tarihi itibarıyla hesap bakiyesinin 5.238.980,00 USD tutarına çıkmış olduğu görülmektedir. Ayrıca, 250.000,00 USD tutarındaki kapora bedeli de 30.09.2021 tarihinde yediemin hesabına yatırılmış olduğuna göre 29.11.2021 tarihi itibarıyla davacı tarafın banka hesaplarında protokol ile belirlenen taşınmaz bedelini karşılayacak kadar paranın bulunduğu anlaşılmaktadır.02.12.2021 tarihinde ise davacı şirketin ---- Bankası'ndaki hesabından -----Bankası'ndaki hesabına 2.500.000,00 USD para transferi yapılmış ve hesap bakiyesi 2.738.980,00 USD tutarına düşmüştür. Söz konusu havale işleminin protokol uyarınca finansal kiralama borcunun kapatılması amacıyla yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Davacı şirkete ait ---- Bankası hesap hareketlerinden anlaşılacağı üzere 02.12.2021 tarihinde ---- Bankası'ndan hesaba transfer edilen 2.500.000,00 dolar 06.04.2022 tarihine kadar hareket görmeksizin ---- Bankası hesabında tutulmuştur.Dosyaya sunulan ----- yazışmalarından, davacı tarafın geri dönüşlerinde gecikmelerin olduğu, davacı tarafça protokol takvimine uyulması açısından gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği anlaşılmaktadır. Davalı tarafın davacı tarafa yapmış olduğu 18.01.2022 tarihli "vaatlerin hiç biri yerine getirilmediğinden artık yeter ve eğer hala ilgileniyorsanız bunu tekrar müzakere etmeliyiz ve yerine getirilmemiş vaatleriniz nedeniyle fiyatımız iptal edildi, eğer ilgilenmiyorsanız da bizim için sorun yok" yönündeki ----- bildiriminden bu tarih itibarıyla protokolü sonlandırma İradesini karşı tarafa beyan etmiş olduğu anlaşılmaktadır. Buna karşılık davacı tarafın, davalı tarafa ulaşıp ulaşmadığı dosya içeriğiyle tespit edilemeyen 02.02.2022, 13.02.2022 ve 28.03.2022 tarihli ihtarname başlıklı yazılarıyla 250.000,00 USD tutarındaki kaporanın iadesini istemiş olduğu, davacı tarafın bu taleplerine davalı tarafça her hangi bir cevabın verilmemiş olduğu görülmektedir.Dava konusu protokolün belli bir taşınmazın satışına yönelik olarak düzenlenmiş olmasından hareketle taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olduğu kabul edilecek olursa ve Mahkemece resmi şekle tabi olarak noterde düzenlenmemiş olmakla söz konusu protokolün geçersiz olacağı sonucuna varılacak olursa; Bu durumda davacı taraf geçersiz sözleşmeye dayanarak ödemiş olduğu 250.000,00 USD tutarındaki kapora bedelinin ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte iadesini talep edebileceği hususunda takdir Mahkemeye aittir. Diğer taraftan, davalı taraf davacının özensiz davranışları sonucu satış işleminin gerçekleşmemiş olması nedeniyle 327.956,00 USD tutarında zarara uğradığını iddia ederek takas mahsup talebinde bulunmuş olsa da, somut olayda protokol konusu taşınmaz satış işleminin gerçekleştirilememiş olması nedeniyle davalı tarafın uğramış olduğu ilave bir zarar da söz konusu değildir. Zira, davalı tarafın zarar olduğunu iddia ederek takas mahsup talebinde bulunduğu faiz yükleri esasen dava tarihi itibarıyla henüz gerçekleşmemiş olup, finansal kiralama sözleşmesi uyarınca protokol konusu taşınmazın mülkiyetine sahip olabilmek için davalı tarafça finansal kiralama sözleşmesine bağlı ödeme planı gereği taksit ödemelerinin tamamlanacağı 17.06.2024 tarihine kadar ödenmesi gereken faizlerin toplamıdır. Dolayısıyla, sabit kur rejiminin geçerli olmadığı ülkemizde belli bir takvime bağlı olarak 17.02.2022 tarihinden 17.06.2024 tarihine kadar taksitler halinde ödenecek faiz tutarlarının, protokol gereği satış işleminin tamamlanması gereken 15.01.2022 veya 16.01.2023 dava tarihi itibarıyla USD cinsinden karşılığının tespit edilebilmesi teknik olarak mümkün değildir. Şüphesiz ki, davalı tarafın söz konusu taşınmazı 15.01.2022 tarihinden sonra başka bir alıcıya daha olumsuz koşullarda devretmek suretiyle zarara uğrama ihtimali bulunmakla birlikte, gerek dosya içeriğinden ve gerekse davalı taraf savunmalarından böyle bir zararın doğmamış olduğu anlaşılmaktadır." şeklindeki tespitlerden sonra GENEL DEĞERLENDİRME başlığı altında "Taraflar arasında akdedilmiş olan Gayrimenkul Ön Satış Protokolü başlıklı sözleşmenin “Protokolün Konusu” başlıklı 2 nolu maddesi hükmünden, bu sözleşmenin “Taşınmaz Satım Vaadi sözleşmesi” olarak nitelendirilmesi gerektiği kanaatine varıldığı belirtilmiş sözleşmenin geçerliliği noktasında ise bilirkişi raporunda "Taşınmaz Satım Vaadi Sözleşmesinin geçerli olması için, kural olarak “Noter tarafından Resmi Şekilde” düzenlenmesi gerekir (TBK.md.29/f.2, md.237/f.1, Noterlik Kanunu md.60/3).Sözleşme bu şekilde düzenlenmeyip, dava konusu olayda olduğu gibi “adi yazılı şekilde” düzenlenir ise, kural olarak “geçersiz (batıl)” olur. Sözleşmenin geçersiz olduğunun ileri sürülmesinin “somut olayın hal ve şartları” karşısında “Hakkın Kötüye Kullanılması” oluşturduğu hallerde, sözleşme geçerli sayılmalıdır. (TMK.md.2). Takdiri tamamen mahkemeye aittir. Bazı sözleşmelerin geçerli olmasının “belirli bir şekle uyularak” akdedilmesinin kanun tarafından zorunlu kılınmasının temel sebebi, bu sözleşmeyi yaparken tarafları, sözleşmeyi düşünerek yapmaya sevk etmek, tarafların yeterince düşünmeden sözleşmeyi yapmalarını önlemektir. Dolayısıyla, somut olayın hal ve şartlarından, tarafların sözleşmeyi düşünerek yaptıkları anlaşılıyorsa ve/veya sözleşmeden kaynaklanan borçlarının da ifasına başlanmışsa, artık sözleşmenin gereli şekle uyulmadan yapıldığı için geçersiz olduğunu iddia etmek, “hakkın kötüye Kullanılması” oluşturabilir. Takdiri tamamen mahkemeye aittir.Somut olaya baktığımızda; Davacı ile davalı arasında önce “Gayrimenkul Ön Satış Protokolü” başlıklı sözleşmenin 13.09.2021 tarihinde akdedildiği, bu sözleşmenin taraflarca müzakere edilerek akdedildiği ve sözleşmenin kapsamlı ve detaylı şekilde hazırlandığı ve de taraflarca imzalandığı; sonrasında taraflar arasında, bu sözleşmenin bazı hükümlerinde değişiklik yapılması amacıyla, “Gayrimenkul Ön Satış Protokolü Tadil Protokolü”nün 01.12.2021 tarihinde akdedildiği, bu sözleşmenin taraflarca müzakere edilerek akdedildiği ve sözleşmenin kapsamlı ve detaylı şekilde hazırlandığı ve de taraflarca imzalandığı; bu sözleşmenin akdedilmesinden sonra davacı 250.000 USD tutarında Kaparo ödendiği; bizzat davacının dava dilekçesindeki beyanlarına göre, bu sözleşmelerin akdedilmesinden sonra, davacı tarafından, sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin gerçekleştirilmesi (sözleşme bedelinin ödenmesi) için birçok “hazırlık işlemi” yapıldığı; “Yine raporumuzun Mali Kısmındaki tespitlerden de, davacının Bankalar nezdinde birçok azırlık işlemi yaptığı anlaşılmaktadır. Bütün bu durumlar karşısında, davacının bu sözleşmelerin gerekli yasal şekle uyularak yapılmadıkları için geçersiz olduğunu ileri sürmesi, somut olayın hal ve şartlarında, TMK.md.2 uyarınca “Hakkın Kötüye Kullanılması” oluşturacağından, bu sözleşmelerin geçerli sayılmaları (kabul edilmeleri) gerektiği kanaatine varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir.Taraflar arasında akdedilmiş olan 01.12.2021 tarihli Gayrimenkul Ön Satış Protokolü Tadil Protokolü”nün 3.1. nolu maddesi hükmüne göre; davacının satım bedelinin tamamını en geç 15.01.2022 tarihinde ödemiş olması gerekmektedir. Davacının bizzat kendisinin dava dilekçesindeki beyanlarından, bu tarihte satım bedelinin tamamını ödeyemediği anlaşılmaktadır. Gayrimenkul Ön Satış Protokolü Tadil Protokolü”nün 3.3 nolu maddesi hükmünün yorumundan çıkan anlama göre; davacı/alıcının satım bedelini süresinde ödememesi sebebiyle davalı/satıcının sözleşmeyi feshetmesi halinde, davacı/alıcı kaparonun iadesini talep etme hakkına sahip olmayacaktır. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir.Bu hükümde sözü edilen “davalı/satıcının sözleşmeyi (protokolü) feshetmesinin” nasıl gerçekleşeceği hususu hükümde açıkça belirtilmemiştir. Kanaatimizce, bu hususta hükümde bir boşluk (hüküm içi boşluk) bulunmaktadır. Bu “boşluk”, borçlunun temerrüdünü düzenleyen TBK.md.117 ve devamı hükümlerine göre doldurulmalıdır ve dolayısıyla da sözleşmenin feshi TBK.md117 ve devamı hükümlerine göre gerçekleştirilmelidir. Takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Kanaatimizce, davacı/alıcının satım bedelinin tamamını en geç 15.01.2022 tarihinde ödemediği için TBK.md.117/f.2 hükmü uyarınca satım bedelini ödeme borcunun ifasında temerrüde düşmüş olduğu ve dolayısıyla da davalı/satıcının kural olarak sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, davalı/satıcının sözleşmeyi feshetmeye hak kazanması için, TBK.md.123 hükmü uyarınca davacı/alıcıya, satım bedelini ödemesi (borcunu ifa etmesi) için uygun bir “süre” vermesi gerekir. Bu sürenin ne kadar olacağı, her somut olayda TMK.md.2'deki dürüstlük kuralına göre tespit edilir. Raporumuzun Mali Kısmındaki tespitlerden, davacının satım bedelini ödemek için gerekli olan hazırlıkları büyük ölçüde tamamlamış olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla da davacının taşınmazı satın olmaktan vazgeçtiği izlenimini uyandıran bir davranışının varlığı, dosya içeriğindeki delillerden anlaşılmamaktadır. Eğer davacının böyle bir izlenim veren davranışı sözkonusu olsaydı, davalı süre vermeksizin sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olurdu (TBK.md.124). Takdiri tamamen Mahkemeye aittir .Bu durumlar karşısında, davalının davacıya bir bildirimde bulunarak, satım bedelini ödemesi için TMK.md.2'deki dürüstlük kuralına uygun bir süre vermesinin gerekli olduğu olacağı kanaatine varılmaktadır. Ancak davalı tarafından davacıya, bir bildirimde bulunarak satım bedelini ödemesi için uygun bir süre verildiği hususu anlaşılmamaktadır. Bu hususu gösteren bir delile rastlanmamıştır. Bu sebeplerle, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiği kanaatine varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir. Davalı sözleşmeyi haksız olarak feshettiği için de, 250.000 USD'lik Kaparo tutarını davacıya iade etme yükümlülüğü altına girdiği kanaatine varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir.Davalının kaparoyu iade etme yükümlülüğü (borcu), kanaatimizce, “sözleşmeden (sözleşmenin feshi ile birlikte doğan tasfiye ilişkisinden) kaynaklanan bir iade borcu” niteliğinde olup, “sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan bir iade borcu” niteliğinde değildir. Bu sebeple davacının, 250.000 USD'lik Kaparoyu, ödeme tarihi olan 03.12.2021 tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talebe hak kazandığı (TBK.md.229/f.1/bent 1'e kıyasen); fakat dava dilekçesinde 15.01.2022 tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep ettiği için bu talebiyle bağlı olduğu, dolayısıyla da 15.01.2022 tarihinden itibaren işletilecek temerrüt faizi (3095 sayılı Faiz Kanunun md.4/a) ile birlikte tahsili gerektiği kanaatine varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir.
Davalı cevap dilekçesinde, davacının edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle davalıya yüklenen 327.956 USD'lik faiz tutarının, davacı alacağından takas mahsup edilmesini talep etmiştir. Raporumuzun Malı Kısmındaki tespitlere göre; işbu faiz tutarı, finansal kiralama sözleşmesi uyarınca protokol konusu taşınmazın mülkiyetine sahip olabilmek (taşınmazı kiraya verenden satın alabilmek) için davalının finansal kiralama sözleşmesine bağlı ödeme planı gereği taksit ödemelerinin tamamlanacağı 17.06.2024 tarihine kadar kiraya verene (kiralayana) ödemesi gereken faizlerin toplamıdır. Dolayısıyla, finansal kiralama sözleşmesi devam ettiği için, davalı her halükarda bu faiz tutarını ödemekle yükümlüdür. Kaldı ki davalı, davacı ile aralarındaki sözleşmeyi de haksız olarak feshetmiştir. Bu sebeplerle, davalının işbu faiz tutarınıntakas/mahsubunu talebe hak kazanamadığı kanaatine varılmakta olup, takdiri tamamen Mahkemeye aittir." şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmıştır.Yapılan yargılama toplanan deliller ve alınan bilirkişi heyeti raporu bir arada değerlendirildiğinde taraflar arasında düzenlenen protokolün adi yazılı şekilde düzenlenmiş taşınmaz satış vaadi sözleşmesi niteliğinde olduğu, ve bu sözleşme uyarınca davacının davalıya 250.000,00 USD ödeme yaptığı ancak taşınmazın resmi satışının gerçekleşmediği, bu yüzden davacının ödediği tutarın iadesini talep ettiği , sözleşme uyarınca ödediği tutarın bağlanma parası olduğunu ileri sürdüğü davalının ise bu paranın bağlanma parası olmayıp sözleşmede belirlenen yükümlülüklere riayet edilmemesi hali için karşı tarafça verilmiş bir güvence niteliğinde olduğunu cezai şart niteliği taşıdığını, paranın toplam satış bedelinden düşüleceğinin de kararlaştırılmadığını savunduğu anlaşılmıştır.TBK’nın “Bağlanma parası” başlıklı 177. maddesi;“Sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır.Aksine sözleşme veya yerel âdet olmadıkça, bağlanma parası esas alacaktan düşülür.” şeklinde olup, Türk Borçlar Kanunu'nun “Cayma parası” başlıklı 178. Maddesi de;“Cayma parası kararlaştırılmışsa, taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır; bu durumda parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır; almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir.”hükmünü içermektedir. Bağlanma parası (pey akçesi), sözleşme yapılırken bir kişinin vermiş olduğu paradır. Kaparo olarak da adlandırılan bu para cayma parası değildir. Sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır. Aksine sözleşme veya yerel adet olmadıkça bu para, alacaktan düşülür.Bağlanma parasının (pey akçesi) amacı, hem sözleşmenin yapıldığına delil oluşturmak hem de kısmi ifadır (----- Bağlanma parası, sözleşmenin geçerli olması için gerekli bir şekil şartı olmayıp sözleşmenin kurulduğu yönünde ispat aracıdır. Sözleşme yapılır yapılmaz taraflardan birinin diğerine bir miktar para vermesinin ne gibi bir maksada dayandığı açık bir şekilde anlaşılamıyorsa verilenin bağlanma parası (pey akçesi) olduğu karine olarak kabul edilir (-------). Verilen paranın cayma parası olduğunu iddia eden taraf bunu ispatlamak durumundadır.
Sözleşmenin butlan veya iptal gibi nedenlerle geçersiz hâle gelmesi durumlarında ise verilmiş olan bağlanma parasının akıbetini ortaya koymak gerekir. Bu durumda, bağlanma parası olarak parayı alan kişinin, aldığı parayı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre (TBK m. 77-82) iade etmesi gerekecektir. Çünkü bağlanma parası tahakkuk etmeyen bir sebep dolayısıyla verilmiş olacaktır. Bağlanma parası fer’î (yan) bir hak olması nedeniyle bağlı olduğu asıl sözleşme geçerli değilse, yan hak olan bağlanma parası da geçerli olmayacaktır (-----).Cayma parası ise; kişiye sözleşmenin yapılması sırasında verdiği şeyi (parayı) yitirme pahasına dilediği zaman sözleşmeden dönme hakkını sağlayan bir paradır, şeklinde tanımlanmaktadır. Sözleşmenin yapılması sırasında taraflardan biri diğerine bir miktar para verir ve aralarındaki açık ya da örtülü anlaşmaya göre parayı veren verdiği parayı karşı tarafta bırakması karşılığında sözleşmeden cayma yetkisine sahip olursa, burada cayma parası söz konusu olur. Cayma parası taraflara sözleşmeden dönme yetkisi verir. Cayma parasını veren taraf, verdiğini karşı tarafa bırakmak suretiyle, karşı taraf ise aldığının iki katını, cayma parasını verene vermek suretiyle sözleşmeden dönebilir. Görüldüğü üzere, cayma parası taraflardan her ikisine de sözleşmeden cayma hakkı vermektedir. Bağlanma parasında olduğu gibi cayma parasının istenebilmesi için de sözleşmenin geçerli olması gerekmektedir. Çünkü cayma parası da bir fer’î (yan) bir borçtur. Bu sebeple, sözleşme herhangi bir nedenle geçersiz ise, artık cayma parasından da söz edilemeyecektir. Sözleşme geçersiz olmasına rağmen, cayma parasının verilmesi durumunda, alınmış cayma parasının sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edilmesi gerekecektir. Tüm bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 10.03.2022 tarihli ve ---- sayılı kararında da belirtilmiştir.Cezai şart ise TBK’nın 179-182. maddelerinde “ceza koşulu” başlığı ile düzenlenmiştir. türk borçlar kanunu’nun 179. maddesi: “…bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır…” hükmünü içermektedir. Cezai şart, borçlunun asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle cezai şart, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Cezai şartın kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir ----- şartın, kanundaki ifadesi ile ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede buna ilişkin bir hüküm bulunması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi temerrüt hâlinde TBK’nın 125/I. maddesi hükmünce alacaklı gecikme tazminatı talep edebilir ise de, ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede bununla ilgili açık hüküm bulunması şarttır. Somut olayda; taraflar arasında taşınmaz satışına ilişkin harici olarak satış vaadi sözleşmesi düzenlenmiş ,sözleşmede alıcı tarafından satıcıya 250.000,00 USD kapora ödeneceği kabul edilmiştir. Sözleşmede açıkça kapora olduğunun belirtilmesi ve sözleşmenin diğer hükümleri incelendiğinde sözleşme toplam bedelinden bu tutar düşülmek suretiyle kalan tutarın ne şekilde ödeneceğinin de taraflar arasında kararlaştırılmış olması karşısında dava konusu ödemenin bağlanma parası niteliği taşıdığı, ceza koşulu olarak düzenlenmediği mahkememizce kabul edilmiş, davalı tarafın ceza koşulu olarak alındığı yönündeki savunması yerinde görülmemiştir. Ayrıca tapulu taşınmazlarda mülkiyetin devrini öngören her türlü sözleşmenin resmî şekilde yapılması zorunlu olup bu bir geçerlilik koşuludur (TMK m. 706; BK m. 213; TBK m. 217; Noterlik Kanunu m. 60/3; Tapu Kanunu m. 26). Resmî biçimde yapılmayan sözleşmeler hukuken geçersiz olup, geçerli sözleşmelerde olduğu gibi taraflarına hak ve borç doğurmaz. Geçersiz sözleşmenin varlığı hâlinde kural olarak taraflar sözleşmenin ifasını ya da ifa karşılığını isteyemezler ise de sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde aldıklarını iade ile yükümlüdürler. Bu durumda taraflar arasında yapılan sözleşme şekil şartına uyulmaksızın haricî olarak düzenlendiğinden geçersizdir. Her ne kadar sözleşme bir ön sözleşme olarak yapılmış ise de bu durum sonucu değiştirmeyecektir. Taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri için dahi resmî şekil şartı zorunludur. Bu konuda dosya kapsamında alınan bilirkişi raporundaki sözleşmenin geçerli sayılması gerektiği yönündeki görüşe mahkememizce katılınmamıştır. Geçerli olmayan sözleşmede bulunan hükümlerin de geçersiz olacağı her türlü duraksamadan uzak olduğuna göre, uyuşmazlığa konu sözleşme gereği ödenen tutarın cezai şart olduğu düşünülse dahi buna dair hükmün de geçersiz olduğu sabit olup, davacının sözleşme nedeniyle ödediği tutarın iadesini davalıdan talep edebileceği sonucuna varılmış ve yine yukarıda açıklanan gerekçeler ile geçersiz sözleşmelerde yer alan yetki şartı da geçersiz olacağından mahkememizde sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak açılan davada davalının ikametgahının mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle davalının yetki itirazı da yerinde görülmemiştir. Davalı tarafça zamanaşımı itirazı ileri sürülmüş olup sebepsiz zenginleşme zamanaşımı TBK 82 maddesinde düzenlenmiştir. Maddede sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkının, hak sahibinin geri isteme hakkını öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıllık sürenin geçmesiyle ve her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçmesiyle zaman aşımına uğrayacağı öngörülmüştür. Dava konusu ödeme davalı tarafa 03/12/2021 tarihinde yapılmış, davacı taraf ara bulucuya 10/05/2022 tarihinde başvurmuş ve anlaşmama tutanağı 31/05/2022 tarihinde düzenlenmiş mahkememizdeki dava ise 16/01/2023 tarihinde açılmıştır. Paranın gönderildiği tarih esas alındığında dahi zaman aşımının dolmadığı anlaşıldığından davalı yanın zaman aşımı itirazı da yerinde görülmemiştir.
Davalı yanın takas mahsup talebine konu ettiği faiz yüklerinin dava tarihi itibarıyla henüz gerçekleşmemiş olup, finansal kiralama sözleşmesi uyarınca protokol konusu taşınmazın mülkiyetine sahip olabilmek için davalı tarafça finansal kiralama sözleşmesine bağlı ödeme planı gereği taksit ödemelerinin tamamlanacağı 17.06.2024 tarihine kadar ödenmesi gereken faizlerin toplamı olduğu, dolayısıyla, sabit kur rejiminin geçerli olmadığı ülkemizde belli bir takvime bağlı olarak 17.02.2022 tarihinden 17.06.2024 tarihine kadar taksitler halinde ödenecek faiz tutarlarının, protokol gereği satış işleminin tamamlanması gereken 15.01.2022 veya 16.01.2023 dava tarihi itibarıyla USD cinsinden karşılığının tespit edilebilmesinin teknik olarak mümkün olmadığı bilirkişilerce belirlenmiş olduğundan davalının takas mahsuba konu edilebilecek bir alacağının da olmadığı sonucuna varılarak, davanın kabulüne 250.000,00 USD'nin 15/01/2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca işletilecek faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN KABULÜNE,
250.000,00 USD'nin 15/01/2022 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca işletilecek faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
2-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 321.571,03 TL harçtan davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 80.264,25 TL ile sonradan tamamlanan 128,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 241.178,28 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3- Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80.392,75 TL harcın davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 205,10 TL ilk masraf, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 173,50 TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 6.378,60‬ TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.'ye göre hesap ve takdir olunan 340.150,50 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
7-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazine adına irad kaydına,
8-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim