Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2018/959
2024/987
11 Aralık 2024
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/959
KARAR NO: 2024/987
DAVA: Menfi tespit
DAVA TARİHİ: 09/08/2018
KARAR TARİHİ:11/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı şirketin malzeme alım satımı konusunda karşılıklı olarak anlaşmış olduklarını, bu anlaşma kapsamında müvekkili şirketin davalı şirketten 711.563,26 TL’ lık malzeme satın alacağını, davalı şirketin ise söz konusu malzemeleri teslim edeceğini, taraflar arasında yapılan anlaşma gereğince teslim edilecek ürünlerin karşılığında müvekkili şirket yetkilisi ------tutarında 1 adet çek ile ---------- teslim edilmiş olduğunu, taraflar arasında yapılan anlaşma gereği müvekkili şirketin üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, ancak davalı tarafın anlaşmaya uymayarak söz konusu ürünleri müvekkili şirkete teslim etmediğini, davaya konu çeklerin halen davalı şirketin uhdesinde olup, müvekkili şirketin davalı tarafından söz konusu açık çekin doldurulup kullanılacağı tehditleriyle karşı karşıya olduğunu, bu nedenle huzurdaki davayı ikame etme zorunluluğunun doğduğunu, davalı ile müvekkili şirketin daha önceden yapmış oldukları ticari iş ilişkisi nedeniyle müvekkili şirketin ---------kstresine göre davalı şirketten 711.563,26 TL alacaklı olduğunu iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, -------- çek nolu 1 adet boş teminat çekinin tahsili halinde müvekkili şirketin ileride telafisi imkansız maddi ve manevi zararlara uğrayacağı muhtemel olduğundan, davaya konu çeklerin ödenmesini engeller mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davaya konu çeklerden dolayı müvekkili şirketlerin davalı şirkete borçlu bulunmadığının tespitine, yargılama gider ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı şirketin, keşidecisinin davacı taraf olduğu 1 adet çek karşılığında malzeme teslimi konusunda anlaşmış olduklarını, davacı taraf, dilekçesinde müvekkiline verilen çek karşılığında malzemelerin teslim edilmediğini iddia etmiş olmakla, durumun gerçeği yansıtmamakta olduğunu, müvekkili ile davacı şirketin 19/06/2018 tarihli yapmış oldukları sözleşmede verilen çek karşılığında yapılacak malzeme teslimi konusunda anlaşmış olup davacının dilekçesinde anılan sözleşmeden bahsetmemesinin şaibeli bir durum olup kötü niyetinin ispatı olduğunu, bahsedilen sözleşmede, tarafların müvekkilinin yüklendiği edimin ne şekilde yerine getirileceği hususunda anlaşmış olup, sözleşmeye göre taraflar arasında yapılan alışveriş neticesinde davacı tarafın taahhütlerini yerine getirmemiş olduğunu, bu durumdan müvekkilinin zararı ve davacı taraftan alacağının mevcut olduğunu, nitekim bu durumun cari hesap ekstresine bakıldığında açıkça anlaşılacağını, davacının, dilekçesinde davaya konu çeklerin iptalini sağlayarak, kendisini cari hesabına göre müvekkiline karşı alacaklı göstermek suretiyle sebepsiz zenginleşme saikini gütmekte olduğunu, bununla birlikte cari hesap ekstresinde 01.08.2018 tarihinde malzemenin teslim edildiği ve karşılığında alınan çeklerin ödenmesi durumunda teminatta kalıp satılmayacağı veya kullanılmayacağı, açık hesapta malzeme verilmeyeceği konularında taraflar mutabakat sağlamış olduklarını, 01.08.2018 tarihli yukarıda bahsedilen anlaşma tarihinden kısa bir süre sonra işbu davanın açılmasının davacının kötü niyetin ispatı ve müvekkilinin dava dilekçesinde bahsedildiği gibi borçlu olmadığının da izahı olduğunu, ayrıca davacı yanın davasına konu ettiği çeklerin akıbetine ilişkin zaten taraflar arasında bahsolunan ve davacı yanın davasına konu etmekten şüphe uyandıracak bir şekilde imtina ettiği bir anlaşma mevcut olup, söz konusu çeklere ilişkin tedbir talebinin de kötü niyetli olduğunu, davacı şirketin evvelinden ticari istikrarı olmadığı gibi, ticari güven ilkesinden rant sağlayıp sebepsiz zenginleşme amacı ile hareket etmesinin muhtemel olduğunu, söz konusu çeklere ilişkin verilen tedbir kararının da taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafça yazılı bir ispat aracı olmaksızın muhtemel zararın doğabileceğinde endişe edilmesi talebine istinaden tedbir kararı verildiğini, taraflar arasında davaya konu çekler ile ilgili zaten bir anlaşma mevcut olup tedbire hükmedilmesinin müvekkilinin zararına olmakla, ayrıca işbu cevaplarını müteakip davacının kötü niyeti sabit olup tedbir kararı verilecek ise dahi İİK 72. maddesine göre %15 ten daha fazla bir teminata hükmedilmesi gerektiği kanaatinde olduklarını savunarak, haksız ve dayanaksız davanın reddine, davaya konu çekler hakkında verilmiş olan tedbir kararının kaldırılmasına, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davacı taraf aleyhine %15 olan teminat miktarından daha fazla teminat miktarına hükmedilmesine, davacı taraf aleyhine en az %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İNCELEME ve GEREKÇE :Dava, hukuki niteliği itibari ile İİK 72 maddesinde düzenlenen menfi tespit davasıdır. Davacı, davalı ile aralarında mal alım satımı konusunda anlaşma olduğunu, davalıdan 711.563,26 TL tutarında malzeme alacağı, davalının malzemeleri teslim dereceği konusunda anlaştıklarını, bu nedenle davalıya -------- tutarında bir adet çek teslim ettiğini, ayrıca teminat maksadıyla da bir adet boş çek verdiğini ancak davalının malzemeleri teslim etmediği gibi çekleri de iade etmediğini daha önceki cari hesap ilişkisi nedeniyle davalıdan 711.563,26 TL alacaklı olduğunu belirterek her iki çekten ötürü borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiş, bankadan gelen cevabı yazı ile davacının davalı tarafa boş olarak verdiğini belirttiği ----- bedelli çek olduğu, davacı tarafından davalı lehine düzenlendiği anlaşılmıştır. Davalı vekili -------- tarafından sunulan cevap dilekçesinde taraflar arasında 19/06/2018 tarihli sözleşme düzenlendiğini ancak davacının taahhütlerini yerine getirmediğini, bu yüzden müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu savunmuştur. Bu dilekçe ekinde sunulan ----- tarihli sözleşme başlıklı belgenin imzasız olduğu, buna göre davacı adına davalı ile yapılan alış veriş için 1 adet aracın malzeme karşılığı davalıya ---- bedelle verileceği ,aracın 120.000,00TL borcunun da alıcı tarafından ödeneceği ve kalanı ile malzeme alınacağının yazılı olduğu görülmüştür. Yine cevap dilekçesi ekinde yer alan cari hesap ekstresinde de davacı şirket kaşesi ve yetkilisinin ismi ve imzasının yer aldığı, davalı şirket yetkisi ------ imzasının bulunduğu bu cari hesaba göre araç devri de dahil olmak üzere davacının 92.713,16TL alacaklı göründüğü anlaşılmıştır. Daha sonra davalı vekili sıfatıyla ---- tarafından cevap dilekçesi ibraz edilmiş ve bu dilekçe de mahkememizin yetkisine itiraz edilmiş, ------ mahkemelerinin yetkili olduğu belirtilmiş, bunu yanı sıra davalı vekili müvekkilinin alacaklı durumda iken taraflar arasında kararlaştırılan araç satışı üzerine 01/08/2018 tarihli mutabakat yapıldığını, bu mutabakatta araç devri yapılmış gibi gösterildiğini oysa araç devrinin gerçekleşmediğini, mutabakatta yazılı fatura içeriği malzemelerin teslim edilmediğini davacının ileri süremeyeceğini, müvekkilinin davacıya sattığı malların bir kısmını şirket çalışanı -------sevk irsaliyesi ile teslim ettiğini davacının 01/08/2018 tarihli mutabakat ile mal bedelinin ödenmemesi halinde aylık %3 oranında iskonto iadesi yapılacağını da kabul ettiğini, davacının iskonto iade bedeli borcu da olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş ayrıca %20 oranında kötüniyet tazminatı talep etmiştir. Davalı vekilinin dilekçe ekinde bu kez 19/06/2018 tarihli sözleşme başlıklı belgenin imzalı halini sunduğu yine cari hesap ekstresinin ilk sayfasını da ibraz ettiği görülmüştür. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde araç alım satış ilişkisini ve 19/06/2018 tarihli sözleşmenin imzalandığı kabul etmiş, aracın davalıya teslim edildiğini, bunun yerine cari hesap ekstresinin altındaki metnin doldurularak müvekkiline imzalatıldığını, davalının müvekkiline güncel borcunun 836.398,52 TL olduğunu beyan etmiştir. Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin 09/07/2019 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş tarafların sulh olma imkanı bulunmadığından uyuşmazlık noktalarının tespiti ile tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanarak, bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonuca gidilmiştir.Yargılama sırasında davacı tarafın boş olarak davalıya verdiğini belirttiği ------ bedelli olarak düzenlendiği ve bankaya ibraz edildiği anlaşıldığından davacı tarafça bu tutar üzerinden eksik peşin harcın yatırılması üzerine dava değeri Asliye Tİcaret Mahkemelerinde heyet sınırının üzerine çıktığından dosyaya mahkememiz heyetince bakılmaya devam edilmiştir. Davalı tarafın 10/12/2018 tarihli cevap dilekçesinin sunulmasından sonra bir başka vekil tarafından ibraz edilen cevap dilekçesinde mahkememizin yetkisine itiraz edildiği anlaşılmıştır. HMK 116. maddesinde ilk itirazlar arasında kesin yetkinin söz konusu olmadığı hallerde yetki itirazı da sayılmış olup ilk itirazların HMK 117. Maddesi uyarınca cevap dilekçesinde ileri sürülmesi zorunludur. HMK 131 maddesinde cevap dilekçesinin verilmesinden sonra cevap süresi dolmamış olsa bile ilk itirazların ileri sürülemeyeceği kabul edilmiştir. Bu yasal düzenlemeler karşısında davalı tarafın usulüne uygun olmayan yetki itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. -------- takip dosyasından dava konusu 110.834,83 TL bedelli çekin davacı ve yetkilisi ... aleyhine olmak üzere ------ tarafından icra takibine konu edildiği anlaşılmıştır. Tarafların ticari defter ve dayanak kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış, davalı yanın talimat mahkemesi aracılığı ile incelenen ticari defterleri uyarınca bilirkişi, davalının davacı adına düzenlediği faturaları defterlerine işlediği, 455.834,83TL tutarındaki çekin iade olarak kaydedildiği, fatura edilen ve çek tahsilinden kalan davacı borcunun 3.933.53TL olduğu, davacının davalıdan 892.481,52TL alacağının olduğu kanısına varıldığını raporunda belirtmiştir. Aynı inceleme davacı yanın ticari defter ve dayanak kayıtları üzerinde mahkememizce de yaptırılmış alınan 17/10/2021 tarihli kök raporda bilirkişilerce davacı şirketin davalı şirketle ticari ilişkisine dair kayıtları içeren muavin hesap ekstresinde davacı şirketin davalı şirketten 836.398,52 TL asıl alacaklı durumda bulunduğu, davacı şirketin davaya konu ettiği keşidecisi davacı şirket, muhatabı ------asıl alacağı oluşturan tutarın içeriğinde yer aldığı,---------sayılı icra dosyasının dayanağı olan işbu çekin arka yüzünde yer alan cirantalar incelendiğinde, çek lehdarı dava dışı ----- ciro ettiği çekin ciro silsilesinin, dava dışı --------- tarihinde ibraz edilen çekin işbu dava kapsamında verilen tedbir nedeniyle işleme tabi tutulmadığı, dosyada talimat yoluyla alınan bilirkişi raporundan tespit edildiği üzere, işbu çekin davalı şirket kayıtlarında da yer almadığı, davaya konu edilen diğer çekin keşidecisi davacı şirket, muhatabı ---- davalı şirket olan -------bedelli çekin gerek davacı şirketin gerekse davalı şirketin ticari kayıtlarında yer almadığı tespit edilmiştir. Yine raporda aynen "TALİMAT RAPORU: Sayın Mahkemece Talimat Yoluyla dosyaya kazandırılan ve Sayın Bilirkişi SMMM ---- tarafından Davalı Şirketin 2018 Yılı Ticari Defter ve kayıtları incelenmek suretiyle hazırlanan Bilirkişi raporunda listelenen Davalı Şirket Ticari Defter kayıtlarına göre, Davalı Şirketin Davacı Şirketten 3.953,33 TL Alacaklı durumda olduğunun tespit edildiği görülmüştür.
MUTABAKATSIZLIK TESPİTİ VE DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen Davacı Kayıtları itibarıyla, Davacı Şirketin davalı Şirketten 836.398,52 TL ASIL Alacaklı durumda bulunduğu, Talimat Bilirkişi Raporunda yer verilen Davalı Şirket kayıtları Şirketten 3.953,33 TL Alacaklı durumda bulunduğu, dolayısıyla taraflar arasında (836.398,52 TL 4 3.953,33 TL-) 840.332,05 TL Mutabakatsızlık bulunduğu hesaplanmış olup, 840.332,05 TL Mutabakatsızlığın; Davacı Şirket Kayıtlarında yer aldığı halde Davalı Şirketin kayıtlarında yer almadığı tespit olunan; Toplam Tutarı 510.834,83 TL olan 7 Adet Çek ile Davalı Şirket Kayıtlarında yer aldığı halde Davacı Şirketin kayıtlarında yer almadığı tespit olunan; Toplam Tutarı KDV dahil 329.497,22 TL olan 5 Adet Davalı Şirket satış Faturasından kaynaklanarak,(510.834,83 TL * 329.497,83 TL-) 840.332,05 TL Mutabakatsızlık teşkil ettiği tespit edilmiştir.
DAVALI TARAFINDAN SUNULAN CARİ HESAP DÖKÜMÜ :Davalı tarafından sunulan ve ikinci sayfası altında taraflar arasındaki ilişkiye dair bir takım kurallar koyan, ikinci sayfası her iki taraf yetkililerinin imzasını taşıyan döküm incelendiğinde, tarafların ticari defter kayıtları ile bağlantı kurulamamaktadır. Bu belgede yer alan kayıtların ---- yılından başladığı, taraf kayıtlarının ise ---- yılına dair olduğu tespit edilmektedir. ------- yılı ocak ayında kesilen ve taraf defterlerine işlenen faturalar ile belirtilen dökümde yer alan ve Toptan Satış başlığı altında kayda geçirilen miktarların da uyumlu olmadığı belirtilmelidir. Taraf defterlerinde bulunmayan nakliye bedellerinin bu kayıtta yer aldığı anlaşılmaktadır. Resmi kayıtlarda bulunmamakla birlikte söz konusu kayıtlarda -------kayıtların bulunduğu da anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtilen davacı kayıtlarında yer almasına rağmen davalı resmi kayıtlarında bulunmadığı belirlenen toplam 510.834,83 TL miktarlı çekler bakımından değerlendirildiğinde; bunların dökümde yer aldıkları anlaşılmaktadır. Diğer taraftan davalı tarafından sunulan belgede yer alan son işlemin 31.07.2018 olduğu anlaşılmakta olduğundan yukarıda belirtilen toplam 329.497,22 TL miktarlı beş adet faturanın söz konusu belgede incelenmediği, dolayısıyla davacı tarafın onayında bulunmadığı belirtilmelidir. Belirtilen dökümün ticari defterlerinden ayrı olması ve altının taraflarca imzalanması karşısında, bu belgeye de değer verilmesi gerekmektedir. Bu husus aşağıda incelenecektir.
DEĞERLENDİRME: Dava menfi tespit davasıdır. Nitelik olarak iki ayrı çekten dolayı borçlu bulunulmadığının belirlenmesi talep edilmektedir. Bu çekler incelendiğinde; Keşidecisi davacı -----seri numaralı çek olup, lehtarının ----- olduğu, miktarının 500.000 TL olup, keşide tarihinin 11.09.2018 tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu çekin ilk cirantası Lehtar firma olup, firma kaşesi ile tek imzanın bulunduğu, -------- kaşe ve imzası ile bir beyaz ciro yapıldığı, bunun ardından Lehtarın bir ikinci cirosunun bulunduğu görülmektedir. Dosyada söz konusu çekin görüntü kaydı, ---- tarihli yazı ekinde yer almaktadır. Keşidecisi davacı ------- seri numaralı çek olup, lehtarının dava dışı ----olduğu, miktarının ---olup, keşide tarihinin ---- tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu çekin lehtar ---- ciro edildiği, bu kişi tarafından ------- tarafından ciro edilmişse de, bu son iki cironun iptal edildiği (çizildiği) anlaşılmaktadır. Söz konusu çekin ------ sayılı icra dosyası üzerinden Alacaklısı ----olmak üzere takibe konulduğu ve öncesinde ------ D. İş sayılı üzerinden ihtiyati haciz kararı verildiği anlaşılmaktadır.----- KEŞİDE TARİHLİ VE --------- ÇEKE YÖNELİK İNCELEME :Söz konusu çeklerde 11.09.2018 keşide tarihli ve -------- numaralı çekin davanın tarafları arasında olduğu anlaşılmaktadır. Ancak söz konusu çekin taraf defterlerinde yer almadığı gibi, davalı tarafından sunulan cari hesap dökümünde de yer almadığı belirtilmelidir. Ancak davalı tarafından söz konusu belgede belirtilen çeke yönelik bir ifade yer aldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında ticari defterlerde bulunmayan söz konusu çekin, belirtilen beyanda geçen çek olduğu kabul edilerek Bu beyan ortada bir teminat çeki olduğunu göstermektedir Bu metinde yer alan ifade aşağıda alınmıştır. Belirtilen ifade davacının iddiası ile uyumludur. Diğer bir ifadeyle bir teminat çeki verildiği ve söz konusu çekin kullanılma şartlarının belirlendiği anlaşılmaktadır. Buna göre teminat çeki “geri dönen Müşteri çeki, açık hesapta verilen malzeme ödememe durumunda ---- alacağı kadar bir aylık tarih atarak çeki satabilecek veya kullanabilecek, --------- alınan çekler ödendiği sürece çek teminatta kalıp satılmayacak açık hesapta malzeme verilmeyecek. Bu durumda bir taraftan belirtilen çekin bir teminat çeki olduğu, çekin üzerinde teminat çeki olduğuna ilişkin bir açıklama (ibare) bulunmamakla birlikte kabul edilmelidir. Diğer taraftan söz konusu çekin boş olarak verildiği, miktarının belirli bir tarihte davalının mevcut alacağına göre belirleneceği, diğer taraftan üzerine yazılacak keşide tarihinin de o anki borcun bir ay sonrası olarak yazılması gerektiği kabul edilmelidir. Söz konusu çekin bedeli ---- tarihi olması itibariyle, davalının ----- tarihi itibariyle davacı şirketten --- alacağının bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.---- KEŞİDE TARİHLİ VE -----BEDELLİ OLAN ---- NUMARALI ÇEKE YÖNELİK İNCELEME :---- keşide tarihli ve ----- miktarlı çek ile davalı şirketin şeklen bir bağlantısı bulunmamaktadır. Burada çekin lehtarının (...) aynı zamanda keşideci davacı şirketin yetkilisi olduğu görülmektedir. Çekte bir sonraki ciro da davalı şirketin yetkilisi olduğu anlaşılan ------------Diğer bir ifadeyle davacı ve davalı şirket yetkilileri, çek üzerinde ciro eden ve ciro edilen olarak yer almaktadır. Davalı tarafından bu durum vurgulanarak huzurdaki menfi tespit davasının davacı şirket tarafından değil ancak şirket yetkilisi gerçek kişi tarafından açılabileceği vurgulanmıştır. Buna karşın davalı tarafından sunulan cevap dilekçesi ekinde yer alan cari hesap dökümünde ----------söz konusu çekin, davalı ve davalı arasındaki ticari faaliyete uygun bir biçimde kayda geçirildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla söz koşunu çekin davacı ve davalı arasında gerçekleşen iş ve işlemlerden olduğu kabul edilmelidir. Davalının husumete yönelik itirazı uygun değildir. Taraflar arasında ticari ilişkide kullanıldığı konusunda tekrar ifade etmek gerekirse, davacının usulüne uygun tutulmamış defter kayıtlarında bu çekin bulunduğu, davalının resmi ticari defterlerinde bu çekin bulunmamasına rağmen davalı tarafından sunulan ve kabulünde olduğu anlaşılan dökümde çekin varlığı karşısında, söz konusu çekin taraflar arasında ticari ilişki sebebi ile verilen bir çek olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu çekin bu kapsamda verilmiş olması, taraflar arasında genel borç alacak ilişkisi bakımından değerlendirme yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
TARAFLAR ARASINDAKİ BORÇ ALACAK İLİŞKİSİNİN BELİRLENMESİ BAKIMINDAN DEFTERLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Davacı defterlerinin lehine delil olarak kullanılması açısından davacı defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının bulunmadığı belirtilmelidir. Bu haliyle lehine delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Davalı defterlerinin kendi lehine delil oluşturabilecek biçimde usulüne uygun açılış ve kapanış onaylarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak özellikle yukarıda Mutabakatsızlık başlığı altında incelendiği üzere, davalının ticari defterlerinde yer almadığı tespit edilen yedi çekten altısının, davalı tarafından sunulan ve her iki tarafın da imzası bulunan cari dökümde yer aldığı anlaşılmakla, davalı defterlerinin taraflar arasındaki ilişkide ortaya çıkan borç ve alacak durumlarını doğru ve usulüne uygun bir biçimde işlendiği bir kayıt olarak kabul edilmesi ve böylece usulüne uygun tutuldukları ve sahibi lehine delil olarak kabul edilecekleri de benimsenemez.Her iki tarafın sunduğu kayıtlar kendi aleyhlerine değerlendirmeye konu edilebilecektir.
MUTABAKATSIZLIK KAYDINDA BULUNAN ÇEKLERİN İNCELENMESİ:Mutabakatsızlık kaydında bulunan çekler bakımındandeğerlendirildiğinde, yedi çekten altısının davalı tarafından sunulan cari hesap dökümünde bulunduğu kabul edildiğinden, bu çeklerin davalı tarafından alındığı benimsenmelidir. Buna karşın ------nolu çek bakımından böylesi bir sonuca eldeki verilerle varılması mümkün değildir. Talimat yoluyla alınan bilirkişi raporunda bu çeklerin tahsil edilememesi sebebiyle iade edildiği yönünde beyanda bulunulmuşsa da, söz konusu çeklerden birinin dava konusu olduğu ve icra takibine konu edilmiş bulunması sebebiyle iade edildiğinin kabul edilemeyeceği de belirtilmelidir. Söz konusu diğer çeklerin iade edildiğine ilişkin bir bilgi ve belgenin dosya kapsamında yer almadığı belirtilmelidir.
MUTABAKATSIZLIK KAYDINDA BULUNAN FATURALARIN İNCELENMESİ:Yukarıda da belirtildiği gibi, davalı kayıtlarında bulunmasına rağmen davacı kayıtlarında bulunmayan beş ayrı fatura bulunmaktadır. Söz konusu faturaların özellikle mal teslimine ilişkin kayıtlar açısından incelenmesi gerekmektedir. Bu durumda söz konusu faturaların davacı ve davalı arasındaki ilişkide değerlendirmeye alınması mümkün görünmemektedir.
DAVALININ SAVUNMASI OLARAK ARACIN SATIŞ BEDELİNE MAHSUP EDİLECEĞİ HUSUSU: Davalı tarafça sunulan cari hesap dökümü altında yazılı bulunan metinde, --------marka bir aracın satın alındığı anlaşılmaktadır. Metinde yer alan ifadenin bununla sınırlı olduğu belirtilmelidir. Söz konusu aracın marka ve modeli ile bilgileri, bilahare verilen vekaletname ile azilnameden anlaşılmaktadır. Söz konusu aracın satışının gerçekleşmediği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalının iddiası ile söz konusu aracın taraflar arasında ticari emtia satışına mahsuben alındığını veya alınacağını gösteren başkaca bir ibare bulunmamaktadır. Özellikle aracın değeri itibariyle satış bedelinin ne şekilde ödeneceği veya hangi borçlara mahsup edileceği yönünde bir bilgi ve belge sunulmadığı görülmektedir. Diğer taraftan teminat çeki bakımından değerlendirildiğinde, söz konusu çek ile taraflar arasında emtia alışverişinden kaynaklanan alacağın temin edildiği, yukarıda ortaya konulmuştur. Dolayısıyla araç alımından kaynaklanan sorunlara ilişkin olmak üzere teminat çekinin kullanılması da taraflar arasındaki bu protokole aykırı olmaktadır. Bu sebeple söz konusu araç ile ilgili hususlar ayrık tutularak alacak borç durumunun belirlenmesi gerekmektedir.
NİHAİ DEĞERLENDİRME:Yukarıda belirtilen ve bilgi ve değerlendirmeler ışığında; Davacı tarafından verildiği iddia edilen yedi çekten altı tanesinin davalı tarafça alındığının kabul edilmesi gerektiği, -------nolu çekin teslim alındığına ilişkin bir bilgiye ulaşılamadığı, davacı tarafından kesilen son beş faturanın ise kayda alınmaması gerektiği kabul edilmek suretiyle değerlendirme yapıldığında; Davacı kaydına göre alacağı : 836.368,52 TLDavacının karşı tarafça alındığınıİspat edemediği -------nolu çek bedeli : -55.000,00 TLDavacının alacağı : 781.368,52 TLDavacının söz konusu alacağı, aldığı emtia için verdiği çeklerin fazlalığından ileri gelmektedir.Buna göre: «Taraf kayıtlarının usulüne uygun olmadığı, davacı tarafından düzenlenen çeklerin davalı tarafından alındığı, karşılıksız kalan çeklerin iade edildiğine ilişkin bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı, davalı tarafından 2018 yılı Ağustos ayında kesilen toplam miktarı 329.497,22 TL olan beş adet faturaya konu emtianın teslim edildiğine dair belge bulunmadığı, davacı tarafından teslim alınmayan emtiaya karşı çek verildiğinin anlaşıldığı, davacı tarafından verilen fazla çek miktarının 781.368,52 TL olduğu, dava konusu çeklerden 110.834,83 TL miktarlı çekin de bu çeklerden biri olduğu, 500.000 TL bedelli ve 11.09.2018 düzenleme tarihli çekin teminat çeki olup, belirtilen tarih itibariyle davacının bu miktarda borcunun bulunmadığı kabul edilmesi gerektiği sonuç ve kanaatlerine varılmıştır." denilmiştir.Bilirkişi raporunda davalı şirket kayıtlarında yer almadığı belirtilen çekler yönünden bu çeklerin tahsil edilip edilmediği, ne gibi işlem gördüğü bankalardan sorulmuş, gelen banka cevabı yazılarının değerlendirilmesi için bilirkişi heyetinden----- tarihli ek rapor alınmıştır. Bu raporda ----- tarihli cevabi yazıda sorulan çeklerin ---- numaralı çekler oldukları, tümünün ----- nolu çek hesabına kayıtlı olduklarının belirlendiği, belirtilen çeklerden üçünün müşteri ---- tarafından iade olduğu------tarafından ----ibraz edildiği ve karşılıksız işlemi gördüğü, söz konusu çek için ----tarihinde düzeltme hakkının kullanıldığı, -----tarafından ----- ibraz edildiği ve karşılıksız işlemi gördüğü, belirtilen çek için bankanın sorumlu olduğu miktarın ----tarihinde ----- ödendiği, ------ ibraz edildiği ve karşılıksız işlemi gördüğü, belirtilen çek için bankanın sorumlu olduğu miktarın ödenmediği, takasa verilen ----- İstanbul tanzim yer ve tarihli iken bilahare tarih kısmının üzeri çizilmek ve paraflanmak suretiyle tarihin------ olarak değistirildiği, keşidecisinin davacı, lehtarının davalı olduğu, arka yüzünün incelenmesinde, sadece davalı lehtar cirosunun bulunduğu ,------ tanzim yer ve tarihli iken bilahare tarih kısmının üzeri çizilmek ve paraflanmak suretiyle tarihin -----olarak değiştirildiği, keşidecisinin davacı, lehtarının davalı olduğu, arka yüzünün incelenmesinde, davalı lehtar cirosunun bulunarak silindiği, ardından çizilmesi sebebiyle okunamayan bir ciro bulunduğu, bunun ardından tekrar lehtar davalı cirosunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Takasa verilen ----- tarafından ibraz edildiği ve karşılıksız işleminin yapıldığı belirtilmektedir. Çeke ilişkin görüntü kaydı incelendiğinde, -----düzenleme tarih ve yerinin bulunduğu, keşidecisinin davacı, lehtarının davalı olduğu, ilk cironun davalı şirkete ait olduğu bunun ardından ----cirosunun bulunduğu, bu ikinci cironun tam ciro niteliğinde bulunduğu ve---- ciro edilen olarak gösterildiği, ardından ------- edildiği görülmektedir. Kök raporda sunulan bilgiler ile dosyaya sunulan yeni belge ve bilgiler ışığında incelenidğinde, tarafların arasında ticari ilişki sebebi ile verilen altı ayrı çek bakımından kök raporda ticari defterler üzerinde gerçekleşen değerlendirme ile bunlardan beşinin halen davalı elinde bulunduğu kanaati ile değerlendirme yapılmıştır. Bankalardan gelen cevaplar incelendiğinde, söz konusu altı çekten dolayı üçünün bankaya iadesinin sağlandığı, üçünün ise iadesinin sağlanmadığı anlaşılmaktadır: ----- nolu çek için davacı tarafından teslim edildiği kök raporda benimsenmemekle birlikte ----- cevabi yazısı ile söz konusu çekin bankaya iadesinin sağlandığı görülmektedir. Dolayısıyla bu çek bakımından sonuca etkili bir değişiklik bulunmamaktadır. Zira davacı tarafından davalıya teslim edildiği ispat edilmemiş olması ile teslim edilmesi ve bilahare iade alınması arasında hesaplama bakımından bir fark bulunmadığı belirtilmelidir.-------------- nolu çek bakımından çekin karşılıksız çıktığı, ancak bilahare düzeltme hakkının kullanıldığının bildirildiği anlaşılmaktadır. Çekin iade edilmeyerek düzeltme hakkının kullanılmış olduğuna ilişkin açıklama belirsizdir. 3167 Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun (MÜLGA) 8. Maddesinde düzeltme hakkına yönelik açıklamaların, belirtilen çek bakımından uygulanabilir olmadığı görülmektedir. Eğer söz konusu düzenleme kabul edilirse, ilgili çeke yönelik bedel ve gecikme faizinin hesaba geçirilmesi olarak yorumlanabilecektir. Ancak dosyada söz konusu bedelin davalıya veya çeki ciro yoluyla devralan bir üçüncü kişiye ödendiğine yönelik herhangi açıklama bulunmamaktadır. Belirtilen gerekçe ile söz konusu çek bedeli olan 55.000 TL bakımından doğrudan bir sonuca varılamamaktadır.--- nolu çekin davalı şirket yetkilisi elinde bulunduğu ---- anlaşılmaktadır. Zira bankanın her bir çek yaprağı için sorumlu olduğu miktarın davalı şirket yetkilisi tarafından tahsil edildiği bildirilmektedir.----nolu çek bakımından bunun karşılıksız çıktığı ve davalı şirketin cirosu sebebiyle eline geçtiği benimsenmelidir. Çekin iadesinin ise ispatlanamadığı belirtilmelidir. ----nolu çekin davacı tarafından teslim edildiği kök raporda kabul birlikte ------cevabi yazısı ile söz konusu çekin bankaya iadesinin sağlandığı görülmektedir. Bu durumda söz konusu çeke yönelik olmak üzere çek bedeli olan 90.000 TL'nin hesaplamada tekrar dikkate alınması gerektiği kabul edilmelidir.----- nolu çek davacı tarafından teslim edildiği kök raporda kabul birlikte ---- cevabi yazısı ile söz konusu çekin bankaya iadesinin sağlandığı görülmektedir. Bu durumda söz konusu çeke yönelik olmak üzere çek bedeli olan 90.000 TL'nin hesaplamada tekrar dikkate alınması gerektiği kabul edilmelidir.Bu haliyle söz konusu altı çekten sadece bir tanesi yönünde mahsup işlemi yapılarak bir sonuca varılmışken bu çek ile ilgili bir değişiklik bulunmamakla birlikte, iade edildiği anlaşılan iki çek bakımından da mahsup işleminin yapılması gerekmektedir:
DÜZELTME HAKKI KULLANILAN ÇEK HARİÇ HESAPLAMA:
Davacı kaydına göre alacağı : -----
Davacının karşı tarafça alındığı ispat edemediği ----nolu çek bedeli mahsubu -----
İade edilen ----çek bedeli mahsubu :----
İade edilen ---- çek bedeli mahsubu ------
Davacının alacağı :-----
DÜZELTME HAKKI KULLANILAN ÇEK DAHİL HESAPLAMA:
Davacı kaydına göre alacağı : ----
Davacının karşı tarafça alındığı ispat edemediği------ nolu çek bedeli mahsubu ----
İade edilen ----çek bedeli mahsubu : ----
İade edilen---- çek bedeli mahsubu-----
Düzeltme Hakkı Kullanılan Çek : ----
Davacının alacağı 546.368,52TL
Kök raporda da belirtildiği üzere dava konusu 110.834,83 TL bedelli çek de dahil tüm çeklerin miktarı 510.834,83 TL olup, tüm çekler mahsup edilse dahi, davalı alacaklı hale geçmemektedir.
TÜM ÇEKLER:
Davacı kaydına göre alacağı : 836.368,52 TL
Tüm çekler : 510.834,83 TL
Davacının alacağı : 325.533,69 TL
Bu ihtimalde düzeltme hakkı kullanılan çekin hesaplama dışında tutularak mahsup edilmesi halinde dahi, davacı şirketin borçlu olmadığı yönündeki sonuçta değişiklik olmamaktadır.
Bir an için 329.497,22 TL toplam miktarlı beş faturanın karşılığı malın teslim edilmiş olması halinde, dava konusu 110.834,83 TL miktarlı çekin bir borcun karşılığı olduğu sonucuna varılabilecektir. Bu durumda ise davacının 110.834,83 TL bedelli çekten dolayı borçlu olduğu, teminat çekinden dolayı da (325.533,69 TL - 329.497,22 - 3.963,53 TL) sorumluluk bulunduğu sonucuna varılabilecektir. Ancak dosya kapsamında yer alan veriler bu sonuca varmayı heyetimiz bakımından mümkün kılmamaktadır." denilmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan 22/05/2023 tarihli ek rapora karşı beyan dilekçesinde mutabakattan sonra kesilen faturalara konu emtiaların davacıya teslim edildiğini, teslimatın çoğunlukla 3. Kişiler aracılığı ile yapıldığını, malların doğrudan müvekilinin deposundan değil, tedarikçisi konumundaki 3.kişiler aracılığıyla yapıldığını, malların doğrudan müvekkilinin deposundan değil, tedarikçisi konumundaki 3.kişiler eliyle sevk edildiğini, bazı sevk irsaliyelerinin ellerinde olmadığını, malların teslimine ilişkin olarak gerekirse yemin deliline dayanacaklarını beyan ettiği, daha sonra da 30/05/2023 tarihli delil ıslah dilekçesi ile toplam 329.497,22 TL tutarlı 5 fatura içeriği malın davacı tarafça teslim alındığına dair davacı şirket elemanı -------- imzasının yer aldığı faturaları sunarak gerekirse bu kişinin tanık olarak dinlenmesini istediklerini bildirdiği anlaşılmıştır.Davacı vekili davalı tarafın ıslah yoluyla faturaları tekrar delil olarak sunmasına muvafakat etmediklerini beyan etmiştir. Dosya kapsamında davalı vekili tarafında sunulan 02/09/2019 tarihli dilekçe ekinde aynı faturaların sunulduğu, faturaların alt kısmında teslim alan isim ve imzasına ilişkin hiç bir açıklama bulunmadığı, buna karşılık delil ıslah dilekçesi ekinde sunulan aynı faturalarda bu kez malzemeleri davacı adına teslim aldığına dair ------isim, imza ve beyanlarının yer aldığı anlaşılmıştır. Davalının yargılamanın başında sunduğu bu beyanları içermeyen faturalar itibariyle davacı lehine oluşan kazanılmış hakları ıslah yoluyla ortadan kaldırması mümkün olmadığından ıslah yoluyla aynı belgeleri sunması mahkememizce uygun görülmemiştir. Dosyada toplanan deliller itibariyle taraflar arasında mal alım satımına ilişkin ticari ilişki olduğu, bu ticari ilişki kapsamında davaya konu iki adet çekin davacı tarafından davalı tarafa verildiği uyuşmazlık konusu değildir. Yine bu ticari ilişki kapsamında davalının davacı için teslimi ihtilaflı olan 5 adet toplamı 329.497,22TL tutarlı faturalar da dahil olmak üzere toplam 1.040.433.40 TL tutarlı faturalar düzenlendiği, 2 taraf kayıtlarına göre ilişkinin ----- nolu fatura ile başladığı ve ------- tarihine kadar olan tüm faturaların iki taraf defterlerinde de kayıtlı olup karşılığının 710.936,18TL ye tekabül ettiği, aradaki farkın teslimi ihtilaflı faturalar tutarına denk geldiği, bu 5 adet faturanın davacı defterlerinde kaydının bulunmadığı, davalının bu fatura içeriklerinin davacı tarafa teslim edildiğine ilişkin süresinde sunulmuş delilinin de olmadığı anlaşılmıştır. Buna karşılık davacının davalıya çek ödemeleri de dahil olmak üzere ödeme yaptığı, ödemelerden 710.936,18 TL tutarlı fatura bedeli düşüldüğünde kendi kayıtlarında 836.398,52 TL alacaklı göründüğü, bu tutarın içinde dava konusu 110.834,83TL bedelli çekin de mevcut olduğu saptanmıştır. Bunun yarı sıra dava konusu 500.000TL tutarlı çekin ise iki taraf defterinde de kayıt altına alınmadığı bilirkişi raporunda belirtilmiştir. Davacı taraf defterlerinde yer aldığı halde, davalı kayıtlarında yer almayan çeklerin toplamının ise dava konusu 110.834,83TL bedelli çekte dahil olmak üzere toplam 510.834,83TL olduğu saptanmıştır. Gelen banka cevabı yazıları da gözetilerek dava konusu 110.834,83 TL bedelli çek dışında kalan toplam tutarı ------ nolu çek bedellerinin davalı tarafa ödendiği hususunda davacı vekiline yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış, davacı vekili yemin teklif etme hakkını kullanmamıştır. Bunun yanısıra davalı vekiline de dosyaya sunulan -----tutarlı fatura içeriklerini davacı tarafa teslim ettiklerine dair davacı tarafa yemin teklif etme hakkını kullanıp kullanmayacakları sorulmuş, davalı vekili tarafından yemin teklif etme hakkını kullanmıştır. Davacı şirket yetkilisi katıldığı 05/06/2024 tarihli duruşmada " yetkilisi olduğum davacı şirket adına bana yahut-------yine tarafıma gösterdiğiniz faturalara konu mallar teslim edilmemiştir, bu faturalar gönderilmemiştir, davalı şirkete aramızdaki ticari ilişki nedeniyle herhangi bir borcum yoktur, aksine şirketim alacaklıdır " şeklinde yeminli beyanda bulunmuş ve davalının da sunduğu 01/08/2018 tarihinden sonra düzenlenmiş 5 adet fatura nedeniyle davacıdan 329.497,22 TL alacaklı olduğunu ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda davacının ödemeleri davalı tarafın teslimini ispatladığı mal faturaları birlikte değerlendirildiğinde iki tarafın kayıtları itibariyle davacının davalıya borçlu değil aksine davalıdan alacaklı olduğu bu hususun bilirkişi heyetince düzenlenen raporlarda da saptandığı anlaşıldığından raporlar mahkememizce hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne, davacının dava konusu ------ bedelli keşidecisi davacı olan çek ile aynı bankanın-----nolu çeki nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulüne, Davacının dava konusu ----- bedelli ------ nolu çeki nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Karar harcı 41.726,12 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.892,79 TL harç ile tamamlama harcı olarak yatırılan 8.539,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 31.294,33 TL harcın davalıdan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 10.431,79 TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 41,10 TL ilk masraf, 1.473,60 TL tebligat, müzekkere ve talimat gidiş geliş gideri, 6.200,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.714,70 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,
5- Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 95.625,22 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı ve davalı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/12/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.