mahkeme 2025/197 E. 2025/1185 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/197
2025/1185
31 Aralık 2025
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/197
KARAR NO : 2025/1185
DAVA : Şirketin İhyası (TTK 547. Maddesi Uyarınca)
DAVA TARİHİ : 03/03/2025
KARAR TARİHİ : 31/12/2025
DAVA : Şirketin İhyası (TTK 547. Maddesi Uyarınca)
DAVA TARİHİ : 13/06/2025
KARAR TARİHİ : 31/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası (TTK 547. Maddesi Uyarınca) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Dava dışı ---- tarafından, kurum aleyhine, işçi alacaklarının ödenmesi talebiyle, ------ İş Mahkemesi'nde açılan davada mahkemenin 03.03.2022 tarihli ve ------ sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiğini, ve kararın kesinleştiğini, mahkeme kararındaki alacakların tahsili için kurumları aleyhine başlatılan icra takibinde ------ İcra Müdürlüğünün ----- sayılı takip dosyasında ilamlı icra takibi başlatıldığını, kurumca da icra dosyasına 55.115,69-TL ödeme yapıldığını, ,ilamlı icraya dayanak yapılan kararda, kurumlarının asıl işveren sıfatıyla sorumlu görüldüğünü, dava dışı işçi ile idare arasında sözleşmeye dayalı herhangi bir şekilde iş ilişkisi söz konusu olmadığını, 4857 sayılı İş Kanununun 2 inci maddesinin 6.fıkrasında yer alan; “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde; iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. İlişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü nedeniyle kurumlarının sorumluluğunun kanundan doğmuş olup kanundan dolayı sorumlu tutulanın da sözleşmeden dolayı sorumlu olana Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri çerçevesinde rücu edeceğinin açık olduğunu, bu sebeplerle Kurumumuzca yapılan söz konusu ödemenin, ödemeye sebebiyet veren davalı şirketlerden rücuen tazmini amacıyla ----- Asliye Hukuk Mahkemesinin ----- esasına kayden dava açıldığını, ------. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen anılan davada davalı Tasfiye Halinde ---- hakkında terkin kararı verildiği ve taraf teşkilinin sağlanamadığı bu sebeplerle Tasfiye Halinde ------ihyasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, husumeti yalnızca yasal hasım olan müvekkili olan müdürlüğe ve tüzel kişiliği bulunmayan terkin edilmiş şirkete yönelttiğini oysa usule ve Yargıtay içtihatlarına göre, husumetin aynı zamanda tasfiye memuru olan ------ yöneltilmesi gerektiğini, bu itibarla, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kuralları ve davacının iddiaları değerlendirirken anılan hususların göz önünde bulundurulması önemli olduğunu, huzurdaki davanın, olağan tasfiye sonucu gerekli prosedürün yerine getirilmesi ve talep üzerine ticaret sicilinden terkin edilen Tasfiye Halinde ------ek tasfiyesine karar verilmesi kapsamında olduğunu, TTK m. 547/2'ye göre, mahkemece istemin yerinde olduğuna kanaat getirilmesi durumunda şirketin ek tasfiye amacıyla ticaret siciline yeniden tescili ile birlikte bu işlemlerin yapılması için son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanması gerektiğini, zira Kanun'un gerekçesinde de ifade edildiği üzere, önceki tasfiye memurlarının görevi terkin işlemiyle birlikte sona erdiğini, Ticaret Sicili Müdürlüğü, Türk Ticaret Kanunu m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, Tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket “tasfiye memuru”nda olduğunu, Tasfiye memurlarının iddia edilen eksik işlemlerini, Müvekkil Sicil Müdürlüğü’nün tespit etmesinin müvekkilinin Müvekkil davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, dava konusu şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilebileceği ve tasfiye memuru atanması gerektiğini, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen ----ATM'nin----- Esas sayılı dosyasında;
DAVA; Bakanlıklarınca, Tasfiye Halinde ---- aleyhine dava açtıklarını, ----. Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- esas sayılı dosyasının 11.06.2025 günü yapılan duruşmasının 1 no lu ara kararında tasfiye memuru ------ aleyhine birleştirme talepli ihya davası açılması için tarafımıza süre verilmesi neticesinde iş bu davayı açma zorunluluğu olduğunu, davalı şirketin terkin olduğunu, ---- Gazetesi'nin 15.01.2010 tarihli ve ----- sayılı yayımında tasfiye işlemlerini yürütmek üzere TC uyruklu ------ tasfiye memuru olarak atanması kararı yayımlandığını, bu şirketin ihyasının gerektiğini, açtıkları davanın taraf teşkilinin sağlanabilmesi ve müvekkil idarenin alacağına kavuşmasını teminen, şirketin ihyasını talep ettiklerini, işbu davanın ------Asliye Ticaret Mahkemesinin --- esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, Tasfiye Halinde ----- ihyasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Dava dilekçesi ve tensip tutanağı davalı ----- usulüne uygun tebliğ edilmiş olup, davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, davalı şirketin---- Asliye Hukuk Mahkemesinin ------ Esas sayılı dosyası için ihyası talebidir.
TTK'nın 547. Maddesinde tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde şirketin yeniden tescilinin istenebileceği düzenlenmiştir.
Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir.Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına olacaktır.
Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp, tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden gelen müzekkere cevabının incelenmesi sonucu, şirket merkezinin yetki alanlarımız içinde olduğu tespit edilmiştir.
Davacının, davaya devam edebilmesi için şirketin ihyası davası açmasında ve tasfiye ve terkinden sonra dava açılması nedeniyle davacı bakımından tasfiyenin usulüne uygun sonlandırıldığının kabul edilemeyeceği ve dava açmakta hukuki yararı olduğu sabittir. Somut Olayda; davalı şirketin ----Asliye Hukuk Mahkemesinin ---- Esas sayılı dosyasında terkin edilmesinden dolayı taraf sıfatının sağlanması talebiyle ihyası talep edilmiştir. Dosya içerisine alınan ------ Ticaret Sicil kayıtları uyarınca dava dışı şirketin genel kurul kararı gereği 08.01.2010 tarihinde tasfiyeye girdiği ve tasfiye kararının 11.01.2010 tarihinde tescil edildiği ve alacaklılara usulüne uygun olarak 19.01.2010-26.01.2010-02.02.2010 tarihinde ----- Gazetesinde ilanların yapıldığı, üçüncü ilanın yayınlanmasının üzerinden 1 yıl süre geçtiğinden, tasfiyenin sonuçlandırılmasına ve tasfiye memuru olarak ----- ibra edilmesine karar verildiği tespit edilmiştir. Buna göre tasfiye işlemleri eksik yapılmış olup, tasfiye işlemlerinin eksik yapılmasından tasfiye memuru sorumludur.
Tasfiye halinde bulunan şirkete dava dilekçesinin tebliğ edilmemiş olması veya şirket kaydı silindikten sonra tebliğ edilmiş olması sonucu değiştirmeyecektir.
Dava konusu dosyada; şirketin fesih ve tasfiye işlemlerinden sonra -----. Asliye Hukuk Mahkemesinin ------ Esas sayılı dosyasında davanın görülebilmesi için davaya konu terkin edilen şirketin ihyası zorunlu bulunmakla davanın kabulü ile şirketin ihyasına karar vermek gerekmiştir.
Davacı tasfiye memuru tasfiye işlemlerini eksik bıraktığından dava açılmasına sebep olmuştur. Bu nedenle yargılama giderlerinden davacı tasfiye memurunun sorumlu tutulması gerekir.
Tasfiyenin gereği gibi yapılmaması nedeniyle açılan eldeki davada tasfiye sürecinden sorumlu olan tasfiye memurunun HMK'nun 326. maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olup, yasal hasım konumunda olan davalı sicil müdürlüğünün, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamaz.TTK'nun 547.maddesi uyarınca, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memuru bu ek işlemler sonuçlanıncaya kadar şirketin ticaret siciline yeniden tescilini isteyebilirler. Olayımızda ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşıldığından, talebin kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir. (Benzer nitelikte ----- BAM ---. HD -----
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Açılan davanın TTK 547. Maddesi uyarınca KABULÜ İLE,
---- Ticaret Sicil Müdürlüğünün ------ sicil numaralı Tasfiye Halinde -----. Asliye Hukuk Mahkemesinin ----- Esas sayılı dosyasında taraf olarak ve diğer işlemlerin infazı ile sınırlı olmak üzere İHYASINA,
2-Tasfiye Memuru olarak davalı ---- ATANMASINA,
3-Karar kesinleştiğinde ------- Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine,
4-Davacı kurum harçtan muaf olduğundan başlangıçta alınmayan, alınması gerekli karar harcı 615,40-TL'nin davalı ----- Ticaret Sicil Müdürlüğünün kusuru olmadığı ve yasal hasım olduğu anlaşılmakla; davalı Tasfiye Memuru ------- tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-Davacı taraf yararına takdir edilen 45,000,00-TL maktu vekalet ücretinin davanın açılmasında davalı ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün kusuru olmadığı ve yasal hasım olduğu anlaşılmakla davalı Tasfiye Memuru----- alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yargılama aşamasında müzekkere ve posta gideri olarak sarfedilen 858,50 TL yargılama giderinin davanın açılmasında davalı ---- Ticaret Sicil Müdürlüğünün kusuru olmadığı ve yasal hasım olduğu anlaşılmakla davalı Tasfiye Memuru ------ alınarak davacıya verilmesine,
7- Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,İlişkin olarak davacı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.