mahkeme 2021/684 E. 2024/683 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2021/684

Karar No

2024/683

Karar Tarihi

1 Ağustos 2024

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2021/684 Esas
KARAR NO:2024/683
DAVA:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:05/10/2021
KARAR TARİHİ: 01/08/2024

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 28.08.2013 tarihinde imzalanan “Yetkili İşletme Protokolü” ve aynı uğurda çeşitli tarihlerde imzalanan sözleşmeler ile müvekkili şirketin ------------olarak faaliyet göstermeye başladığını, yine 28.08.2013 tarihinde, taraflar arasında, ------------- araç sipariş toplama yazılım uygulaması olan -------- sipariş planlama aracını kullanarak yeni araç sipariş ve toplama sürecine katılımının sağlandığını, bu şekilde -------- bayileri tarafından sipariş edilen araçların sevk edildiği ------- Tesisinde araç bulunurluğunu geliştirmek ve bu sürece katılan ------ bayileri için -------------- müşterilerine araç teslimat süresini optimize etmek hedefiyle hazırlanmış ve aksi belirtilmedikçe, -------- şart ve koşullarına bağlı olan ------------ imzalandığını, müvekkilinin, ------- ilk yıllarında, ----------- üzerinden davalı şirkete iletilen çeşitli ------------- araç sipariş taleplerinin davalı şirket tarafından tedarik edilmekte iken, ilerleyen yıllarda davalı şirketin, müvekkili ve diğer ---------- bayilerinin en çok talep gören modellerdeki sipariş taleplerini karşılamamaya yani tedarik yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemeye başladığını, bu kapsamda ilk olarak, ----------------- model yeni araç taleplerinin ------ yılından itibaren karşılanmadığını, davalı şirketin -------- yılında başlayıp ------- yılına sarkan süreçte tüm satış ağında --------- yeni kurumsal kimliği uygulamasına” geçtiğini ve bu geçiş kapsamında tasarım, proje, işçilik, iç-dış dekorasyon elemanları, nakliye ve uygulama dahil tüm masrafları bayilerden tahsil edilmek üzere, tüm bayilerinde tabelalar ve ---------- ve malzemelerde yenilemeye gittiğini, müvekkilinin de söz konusu yeni kurumsal kimlik uygulamasına yatırım olarak ---------- ödediğini, müvekkilinin sözleşmesel ilişkiden kaynaklanan tüm edimlerini eksiksiz yerine getirmeye devam ederken davalı şirketin ---------- yılından itibaren satış bayilerinin yeni -------- araç tedarik taleplerini, ------------- yılından sonra ise yeni ------- model araç tedarik taleplerini karşılamamaya başladığını, söz konusu modellerin tedarikinin kesilmesinin gerekçesi olarak ise araç içi acil çağrı sistemlerine ilişkin Türk mevzuatında yapılan düzenlemeleri ve BTK gibi kamu kuruluşlarının verdiği kararları gösterdiklerini, davalı şirketin yerel mevzuattaki düzenlemelere uyum için gerekli olan bilişim sistem ve hizmetlerini yerli kaynaklardan teminine yönelik minimal tutardaki yatırım yapmak yerine bu düzenlemelerin söz konusu araçların ithal edilmesine engel olduğunu ileri sürerek, bayilerinin yeni --------------- ilişkin taleplerini karşılamadığını, davalı şirketin yeni araç tedarik yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilinin ----------- yılından itibaren satışlarında düşüşler yaşamaya başladığını, bu düşüşün -------- yıllarında ise --------aşan oranlara ulaştığını, yeni araç satışında yaşanan bu düşüşün, dolaylı olarak müvekkilinin servis gelirlerini de olumsuz yönde etkilediğini, davalı şirketin, yeni araç tedarik yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle, ------- çevresinde --------- tek satıcısı konumunda olan müvekkilinin, --------- adet araç satışı gerçekleştirmiş iken, bu rakamın ------- yıllarında ortalama ------------, takip eden son 2 yılda ise 8'e düştüğünü, ----------- ağının diğer rakip markalar ile rekabet gücünün zayıflatıldığını, bu durumun da --------satıcılarının maddi ve manevi olarak zarara uğramalarına neden olduğunu, bu arada davalı şirketin -------------- tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi sonrasında yetkili satıcı ve yetkili servis olan bayiler ile mevcut sözleşmelerini Tebliğe uyum sağlama gerekçesiyle iki yıl ihbar önelli olarak feshettiğini, bu kapsamda müvekkili şirkete 02.04.2018 tarihli ihbamame göndererek ihbarnamenin tebliğinden itibaren 2 yılın sonunda Yetkili İşletme Protokolünün ve Yetkili Servis Sözleşmesinin otomatikman fesh olunacağının, bu süre içerisinde mevzuata göre kurgulanmış yeni bir --------------- yetkili servis sözleşmelerinin imzalanması için irtibata geçilebileceğinin ihtar olunduğunu, her ne kadar ihtarname uyarınca 2 yıllık ihbar önelinin bitimine kadar taraflar arasında mevzuata uygun yazılı bir ---------- satış bayiliği sözleşmesi imzalanmamış ise de müvekkili şirketin davalı şirket tarafından bildirilen feshin yürürlük tarihi olan 02.04.2020 tarihinden sonra da ------------ yetkili ve tek satıcısı olarak her türlü pazarlama ve satış faaliyetine devam ettiğini, bu tarihten sonra müvekkili şirketin davalı şirket tarafından müvekkiline ödetilen kurumsal kimlik projesine uygun olarak dekore edildiğini ve --------- tabelasının asılı olduğu ------ istihdam ettiği 2 personel ile stoktaki --------------- teşhiri ve satışı için kullandığını, ---------- ettiği araçların satışına 02.04.2020 tarihinden sonra da devam ettiğini, 02.04.2020 tarihinden sonra da -------- tarafından düzenlenmiş olan hizmet bedeli, portal bedeli vb. faturaları ödediğini, ------- sitesinde ----------- yetkili satıcısı ve servisi sıfatıyla ------------ araç modellerinin tanıtımını yapmaya devam ettiğini, keza davalı şirketin de, feshin yürürlük tarihi olan 02.04.2020 tarihinden sonra, kurumsal internet sitesi -----------müvekkili şirketi --------- satış bayisi olarak tanıtmaya devam ettiğini, --------- en son 12.08.2021 tarihinde yapılan ------------- tarama sonucu ekran görüntüsünü dilekçede gösterdiklerini, böylece anılan tarih itibariyle aralarında belirsiz süreli fiili bir Tek Satıcılık Sözleşmesinin oluştuğunu, ancak davalı şirketin, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkiden kaynaklanan en temel yükümlülüğü olan tedarik yükümlülüğünü yıllardır kusurlu olarak yerine getirmediğini, müvekkili şirketin yeni araç satışı yapamaması nedeniyle gelir kaybına uğradığını, garanti kapsamında servise gelen ----------- araç sayısının da doğru orantılı olarak düştüğünü, yine servise gelen araç sayısının azalmasından dolayı uğradığı maddi kaybın yanında, ------ sipariş edilen yedek parçaların temininde yaşanan gecikmelerden dolayı servise gelen araç sahibi ---------- markasına, hem de ---------- yetkili servisi olan müvekkiline olan güveni zedelediğini, müvekkilinin bundan dolayı da ayrıca itibar ve müşteri kaybına uğradığını, tüm bu durumların davalı şirkete gönderilen ---------ihtarname ile bildirildiğini ve ----------- tedarik borcunu yerine getirmemesi şeklinde tezahür eden kusurlu ifası sonucunda, müvekkilinin araç satışlarına ve servis gelirlerine ilişkin kayıpları dahil ve/fakat bunlarla sınırlı olmayan son 2 yıldır mahrum kaldığı gelirin giderilmesi, özellikle en çok tercih edilen ve satılan ----------------- adet ve hangi zaman diliminde tedarik edileceğinin yazılı olarak bildirilerek tedarik yükümlülüğünü derhal yerine getirilmeye başlanmasını, aksi halde, taraflar arasındaki Tek Satıcılık Sözleşmesinin haklı sebeple fesh olunacağının ve müvekkili şirketin ilgili mevzuat kapsamında yasal olarak ileri sürebileceği her türlü talepten sorumlu tutulacaklarının ihtar olunduğunu, davalı şirket tarafından gönderilen cevabi ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin inkar olunduğunu, taraflar arasında sözleşme bulunması halinde dahi davalı şirketin talep edilen araçları getirmek gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığı, ------ araçlarının -------- yasal düzenlemeler nedeniyle ithal edilemediğinin, ------herhangi bir sözleşmesel ilişki kapsamında ------------ bayilerin erişimine açık tutma yükümlülüğünün bulunmadığını, bayiler arasında herhangi bir dönem ya da şekilde ayrımcılık yapılmadığını vb.beyanlarla müvekkilinin ihtar ettiği talepleri reddettiğini, davalı şirketin gönderdiği bu cevabi ihtarname ile kusurunu gidermek ve tedarik yükümlülüğünü yerine getirmek yönünde olumlu bir adım atmayacağı anlaşıldığından müvekkili şirket tarafından taraflar arasındaki Tek Satıcılık Sözleşmesi niteliğindeki bayilik ilişkisinin ------------------ ihtarnamesi ile haklı nedenle ve derhal hüküm ifade etmek üzere feshedildiğini, davalı geçerli ve haklı bir nedeni olmaksızın tedarik yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili şirketin satabileceği -----------marka yeni araçlardan elde edeceği kazançtan mahrum kaldığını,-------------- maddesi ile belirsiz süreli otomotiv dağıtım sözleşmelerinde fesih ihbarı süresinin hem sağlayıcı hem de dağıtıcı taraf için iki sene olarak belirlendiğini, otomotiv sektöründeki bayilik sözleşmelerinin feshinde 2 yıllık ihbar öneli verme zorunluluğunun --------------incelemesinden geçerek kesinleşmiş Mahkeme kararları ile yerleşik hale geldiğini, kusuru ile taraflar arasındaki sözleşmenin feshine sebep olan davalı şirket sebebiyle --------- satış bayisi olan müvekkili şirketin Tebliğ ile otomotiv bayilik ilişkisine getirilmiş olan 2 yıllık ihbar süresinde elde edebileceği kazançtan da mahrum kaldığını, dolayısıyla müvekkili şirketin, fesih tarihinden itibaren 2 yıl süre ile elde edeceği kazanç tutarını talep etme hakkının doğduğunu, bu kazancın hesabında doğal olarak kusurlu ifanın bulunmadığı yıllardaki satış adetleri ve bu adetlere ilişkin büyüyen sektör doğrultusunda makul artış beklentisi dikkate alınması gerektiğini, TTK'nin portföy tazminatını düzenleyen 122.maddesi uyarınca müvekkili şirketin denkleştirme (portföy) tazminatına hak kazanma koşullarının gerçekleştiğini, davalı şirketin geçerli veya haklı bir neden olmaksızın tedarik yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle devamı çekilmez hale gelen -------- Bayiliğini haklı nedenle fesh eden müvekkilinin ------------- yıllarında şirket tarafından talep edilen ve daha uzun yıllar devam edeceği inancıyla -------- -----kurumsal kimlik yatırım bedeli tutarında zarara uğradığını, yine --------- bayiliğine özgülenen personel gideri gibi sair kalemlerin de müvekkilinin aynı sebeple uğradığı maddi zararlar olduğunu, davalı şirketin taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine aykırı davranışı ile sözleşmenin sonlanmasına sebebiyet vermesi nedeniyle uğranılan zarar kalemi olarak söz konusu yatırım giderlerinin tazmin edilmesi gerektiğini, davalı şirketin haksız eylemleri nedeniyle yıllardır otomotiv sektöründe faaliyet gösteren müvekkili şirketin -------------markasının müşteri kitlesi gözünde ticari itibarının zedelenmesine de neden olduğunu, müvekkili şirketin ticari itibarının zedelenmesi nedeniyle uğranılan manevi zararın da BK 58 md. doğrultusunda giderimini talep ettiklerini iddia ederek, HMK 107 maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılan davada; davalı şirketin kusuru sonucu tedarik edilmeyen araç satışlarına ve buna bağlı servis gelirlerine ilişkin kayıplar dahil ve/fakat bunlarla sınırlı olmayacak şekilde 2017 yılı başlangıcından sözleşmenin müvekkili şirket tarafından haklı nedenle feshi tarihine kadar bayilik faaliyeti ile ilgili mahrum kalınan kazanç kaybına ilişkin olarak 50.000 TL, “Rekabet Kurumu, ilgili tebliğler ve Yargıtay kararları ile motorlu taşıtlar sektöründeki dikey anlaşmalar için getirilmiş olan 2 yıllık fesih ihbar süresi doğrultusunda müvekkili şirketin taraflar arasındaki bayilik ilişkisini haklı nedenle feshettiği 27.04.2021 tarihinden itibaren 2 yıllık boyunca elde etmekten mahrum kaldığı kar kaybı olarak 50.000 TL, “TTK 122 uyarınca hesaplanacak portföy tazminatı olarak şimdilik 50.000 TL, Davalı şirketin kusurlu davranışı ile taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesine sebebiyet vermesi nedeniyle boşa çıkan ----------- markasına özgü yatırım bedeli ve sair giderlerin tazmini olarak şimdilik 25.000 TL olmak üzere toplam 175.000 TL maddi tazminatın ilgili alacakların doğduğu tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte belirlenerek davalı şirketten tahsiline, davalının kusuru sebebiyle müvekkili şirketin uğradığı müşteri ve itibar kaybına karşılık 125.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin hesaplanabilir nitelikte olduğunu, belirsiz alacak davası olarak açılan davanın öncelikle hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, müvekkilinin -------- marka araçların ----------yaptığını, bu amaçla -------------marka araçlar için bayilik ve servis ağı kurduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasında 28.08.2013 tarihli Yetkili İşletme Protokolü imzalandığını, sözleşme devam ederken Rekabet Kurulu tarafından yayınlanan ve -------------- yayımlanması ile birlikte müvekkili şirketin tebliğ hükümleri ile getirilen yeni düzenlemelere uyum sağlamak ve sistemi bu çerçevede yenilemek için 02.04.2018 tarihli fesih ihtarıyla yürürlükte olan kurul tebliğine uygun olarak 2 yıl önel verilerek taraflar arasındaki sözleşmeyi fesh ettiğini, fesihten sonra davacı ile yetkili satıcılık/bayilik konusunda herhangi bir sözleşme imzalanmadığını, 28.08.2013 tarihli sözleşmenin sona ermesinden (02.04.2020'den) sonra, davacı tarafla müvekkili şirket arasında yeni bir bayilik sözleşmesi imzalanmadığını, yalnızca 3 adet bağımsız araç satışı yapıldığını, dolayısıyla fesihten sonra davacıya münferit satış işlemi ile sadece 3 adet araç satışı yapılmasının, taraflar arasında yeni bir bayilik ya da tek satıcılık sözleşmesi akdedilmiş olduğu şeklinde yorumlanamayacağının açık olduğunu, kabul etmemekle birlikte bir an için feshin yürürlüğe girdiği 02.04.2020 tarihinden sonra taraflar arasında fili bir sözleşme ilişkisinin oluştuğundan bahsedilse bile müvekkilinin sözleşmeye aykırı bir davranışından da bahsedilemeyeceğinden davacının fesih ihtarındaki gerekçelerin haksız ve dayanaksız olduğunu, davacının fesih gerekçesinin taraflar arasında akdedilen 28.08.2013 tarihli feshedilen ilk sözleşme dönemine ilişkin olduğunu, ilk sözleşmenin 2 yıllık önel verilmek suretiyle feshedildiğini ve bu önel süresinin 02.04.2020 tarihinde sona erdiğini, 02.04.2020 tarihinden sonra oluştuğu öne sürülen fiili yeni döneminde ilk sözleşme dönemindeki sebeplere dayanılarak fesih yoluna gidilmesinin mümkün olmadığını, fesih ihtarında belirtilen araçların tedarikinin sağlanamadığı hususlarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin araç siparişlerini 2019 yılından beri durdurduğuna ilişkin iddiaların gerçek dışı olduğunu, 2019 yılında da davacının aralarında bulunduğu tüm bayilerin sipariş verebildiğini, davacının tedarik yükümlülüğünün yerine getirilmemesini üç model araç üzerinden dile getirdiğini, bunların --------------araçlar olduğunu, -------------- tedarikinin yapılabileceğinin 08.02.2021 tarihinde tüm bayi ve servislere duyurulmasına rağmen davacının duyuru yapılmasından sonra 27.04.2021 tarihinde fesih ihtarında bulunduğunu, ayrıca davacının ------------- aracı için müvekkili şirkete sipariş de vermediğini, fesih konusu diğer bir araç olan ------aracın ise 2018 yılında üretimden kaldırıldığını, aracın son üretiminin 2018 yılı Haziran ayında yapıldığını, aracın üretimden kalkması nedeniyle en son hangi tarihe kadar siparişte bulunulabileceğinin davacının da dâhil olduğu tüm bayi ve etkili servislere bildirildiğini, üretimden kalkan bir aracın tedarikinin müvekkilince sağlanmasının Mümkün olmadığını, bu araç yerine üretilen --------- davacının herhangi bir sipariş talebinin olmadığını, yine -------içi piyasasında satışının yapılamamasının yurt dışından ithal edilmesinde mevzuat ve uygulamada yaşanan sıkıntılardan kaynaklandığını, ayrıca davacının, ------- araç siparişi de vermediğini, aksi yönde bir delil sunmadığını, feshe gerekçe olarak ileri sürülen hususların hiçbir dayanağının bulunmadığını, dolayısıyla fiili bir sözleşmenin varlığının kabulü halinde dahi bu defa davacının bu sözleşmeyi feshinin haksız ve dayanaksız olduğunun tereddütsüz olduğunu, davacının tazminat taleplerinin hukuki hiçbir dayanağı olmadığını, tamamen reddi gerektiğini, davacının hem 2017 yılından fiili sözleşmeyi feshettiği kadarki dönem için hem de ------------ belirlenmiş 2 yıllık feshi ihbar süresine konu kar kaybını talep ettiğini, iki farklı kar mahrumiyeti talebinin yasal dayanağının olmadığını, keza taraflar arasındaki ilk sözleşmenin 02.04.2020 tarihinde fesihle yürürlükle kalktığından 02.04.2020 tarihinden önceki bir döneme ilişkin tazminat talebinde bulunulamayacağını, bayi olduğunu, iddia eden ve bu süreyi müvekkiline tanımayan davacının bir de bu süre için mahrum kalacağı kârı talep etmesinin hukuka aykırı olduğu gibi mantık dışı olduğunu, bu nedenle davacının 2 yıllık feshi ihbar süresine ilişkin kâr kaybı talebinin reddi gerektiğini, Yargıtay içtihatları uyarınca bir sözleşmenin feshi nedeniyle tek bir kar kaybı talep edilebileceğini, taraflar arasındaki 28.08.2013 tarihli ilk sözleşmenin 2 yıllık fesih ihbar süresinin sonu olan 02.04.2020 tarihinde sona erdiğini, bu hususun davacının da kabulünde olduğunu, buna rağmen ilk sözleşmenin halen yürürlükte bulunduğu 01.01.2017-02.04.2020 aralığını kapsar şekilde kâr kaybı istenilmesinin yasaya aykırı olduğunu, 02.04.2020 fesih tarihinden sonra taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliği itibariyle Tek Satıcılık Sözleşmesi değil ancak Münferit Satış Sözleşmesi olarak nitelendirilebileceğini, müvekkilince ne feshedilen sözleşme döneminde ne de sözleşmeden sonraki dönemde davacıya verilmiş bir münhasır bölge ve tekel yetkisi bulunmadığını, gerek davacı tarafa hiçbir zaman bayilik sözleşmesi yürürlükte olduğu dönemde dahi tekel hakkı verilmemiş olması, gerekse tek satıcılık hakkı sağlamayan bayilik sözleşmesinin sona ermesinden sonraki fiili durumun sadece ve sadece 3 adet münferit satış sözleşmesinden ibaret olması, kaldı ki bir an için aksi kabul edilse dahi davacının ileri sebeplerin tümünün haksız olması nedenleri ile portföy tazminatı talebinin reddi gerektiğini, yine TTK 122/4 uyarınca portföy tazminatının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde gerektiğini, bayilik sözleşmesinin ise 02.04.2020 tarihinde sona erdiğini, bir yıllık hak geçtiğini, bu nedenle de talebin reddi gerektiğini, davacının kurumsal kimlik yatırımlarını 28.08.2013 tarihli sözleşme döneminde yaptığını, 02.04.2020 tarihinden sonra kurulduğu iddia olunan fiili sözleşme döneminde davacının müvekkilinin talimatıyla yapmış olduğu bir yatırım bulunmadığını, bu nedenle yatırım bedellerinin tazminine yönelik talebin reddi gerektiğini, bu yatırımların tamamının davacı mülkiyetinde kaldığını, talebin bu yönden de haksız olduğunu, Yargıtay içtihatları uyarınca bayinin bayilik süresince yaptığı yatırım bedellerini talep edemeyeceğini, sözleşme ilişkilerinde manevi tazminatın kabul edilebilmesi için salt sözleşmeye aykırı davranmanın yeterli olmadığını, sözleşmenin ihlaliyle birlikte kişilik haklarının da ihlalinin gerektiğini, somut olayda davacının kişilik haklarına tecavüz ispat edilemediğinden manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini savunarak, öncelikle hukuki yarar yokluğundan, aksi takdirde esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, bayilik sözleşmesinin feshinden kaynaklı portföy tazminatı, mahrum kalınan kar ve maddi tazminat talebine ilişkindir.Davacı vekili 29.07.2024 tarihli dilekçesinde davadan feragat ettiğini bildirdiği, vekaletnamesinde feragat yetkisinin bulunduğu, davalı vekili 29.07.2024 tarihli dilekçesinde davacı tarafça davadan feragat edildiğinden, feragat nedeniyle yargılama gideri ve avukatlık ücreti taleplerinin olmadığını beyan ettiği görülmüştür.HMK 307. vd maddeleri gereğince davadan feragatin, davayı kesin hüküm gibi sonuçlandıran taraf işlemlerinden olduğu, hüküm ifade edilmesi için karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine de bağlı olmadığı hükme bağlanmış olup davacı vekilinin vekaletnamesi incelendiğinde davadan feragat etmeye yetkisinin bulunduğu anlaşılmakla açılan davanın feragat nedeniyle reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Karar harcı 427,60‬-TL'nin davacılar tarafça peşin olarak yatırılan 5.123,25‬-TL harçtan mahsubu ile artan 4.695,65-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılar iadesine,
3- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4- Davalı vekili lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
5-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 1.118.64-TL arabuluculuk ücreti davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yokluklarında gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde ------------- Mahkemeleri İstinaf yasa yolu açık olmak üzere. Açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/08/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim