mahkeme 2025/778 E. 2025/672 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/778
2025/672
5 Eylül 2025
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/778 Esas
KARAR NO : 2025/672
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/09/2025
KARAR TARİHİ : 05/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili 03/09/2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili adına gemiye yakıt ikmali amacıyla davalıya ödenen 714.482 Amerikan Doları tutarındaki bedelin, davalılar tarafından yakıt tedarikçisine eksik ödenmesi sonucu, tedarikçi alacağını tahsil edemediğini ve ilgili geminin bağlanma riski doğduğunu, bu riski bertaraf etmek amacıyla, davalıların ödemediği 173.000 Amerikan Doları tutarındaki bakiye bedeli doğrudan yakıt tedarikçisine ödediğini, bu alacağının temlik aldığını, işbu davada, müvekkilinin mükerrer şekilde yapmak zorunda kaldığını, 173.000 Amerikan Doları tutarındaki yakıt ödemesinin, temlik alacağı kapsamında ve faiziyle birlikte davalılardan tahsili istemine, kabul edilmemesi halinde ise müvekkili tarafından yapılan haksız ödemenin faiziyle iadesine ilişkin olduğunu, müvekkili ile davalılar arasında 2021 yılından itibaren başlayan ticari ilişki kapsamında, yakıt temini ve diğer operasyonel hizmetlerde iş birliği tesis edildiğini, 2023 yılında, müvekkili şirketin hizmet verdiği bir gemi için gerçekleştirilen yakıt alımında, müvekkili şirket tarafından yakıt tedarikçisine aktarılmak üzere gönderilen ve davalı tarafından tahsil edilen bedelin, bir kısmının eksik ödendiğini, bu eksik ödeme nedeniyle, yakıt tedarikçisi alacağını tahsil edemediğini ve alacağını tam tahsil edemeyen tedarikçi tarafından gemi üzerinde ihtiyati tedbir uygulanması riski doğduğunu, bu riski önlemek amacıyla, müvekkili şirketin, davalıların ödemediği 173.000 USD tutarındaki yakıt borcunu yakıt tedarikçisine ödemek zorunda kaldığını ve böylece aynı tutarı ikinci kez ödediğini, bu ödemenin karşılığında ---------- şirketi alacağını temlik ettiğini, yaşanan bu gelişme, müvekkilinin maddi zararına yol açtığını, ticari itibarı ve müşteri ilişkileri bakımından bir çok ağır sonuç doğurduğunu, işbu davada, müvekkilinin almış olduğu temlik alacağının tahsili ve uğradığı maddi zararların tazmini giderilmesi amacıyla açıldığını, müvekkili şirketin --------Ş., uzun yıllardır denizcilik sektöründe gemi inşa projeleri yürüten, sektörde güvenilirliği ile tanınan ve profesyonel itibara sahip bir --------şirketi olduğunu, müvekkili ile davalı ...’un yolları ilk kez 2021 yılında, --------- yürütülen bir gemi inşa projesi kapsamında davalının müvekkili şirkete teknik survey hizmeti sunması vesilesiyle kesiştiğini, o dönemde müvekkili şirketin yürüttüğü proje kapsamında davalıdan sörvey hizmeti aldığını, davalının denizcilik sektöründe faaliyet gösterdiğini, üçüncü kişiler nezdinde güvenilir bir ticari aktör olduğunu, yurtiçi ve yurtdışında gemi işletmeciliği yaptığını beyan ederek; mürettebat temini, yakıt tedariki ve benzeri operasyonel hizmetlerde müvekkiline destek vermeye başladığını, müvekkili şirketin müşterisi olan armatör ----------- ----------- 2023 yılında yaptırdığı iki adet geminin yakıt ikmali için davalı ile iletişime geçildiğini, öncelikli olarak ---------- adlı gemi için gerçekleştirilen yakıt temin sürecinde işbirliği kurulduğunu, bu süreçte, ödenmesi gereken tutar müvekkili tarafından davalıya tam ve eksiksiz olarak yapıldığını, davalı da yakıt tedarikçisi ---------- ödemeyi tam ve zamanında gerçekleştirildiğini, sorunsuz geçen bu işlemin, hem müvekkili hem de --------- nezdinde davalıya karşı güven tesis edilmesini sağladığını. buna ek olarak, davalı ve bağlı bulunduğu şirketlerin deniz ticareti sektöründe faaliyet gösteren çeşitli medya platformlarında, büyük yatırımları, kârlı gemi portföyleri ve başarı hikâyeleri üzerine çok sayıda haber yaptırdığını, bu durum müvekkili şirket nezdindeki güvenin pekişmesine katkı sağladığını, bu güven ortamı neticesinde, müvekkili şirketin uzun süredir hizmet sunduğu müşterisi ------------ adına inşa ettiği ---------- isimli gemi için davalı ile çalışmaya devam ettiğini, bu kapsamda davalı tarafından, gemiye gerçekleştirilecek yakıt ikmali karşılığında ----------- şirketine ödenmek üzere müvekkilinden 714.482,00 Amerikan Doları tutarında ödeme talep edildiğini, ilk bakışta bu talep -----------, ------------ Şti. (davalı 1) ve ----------- (Davalı2) tarafından yapılmış gibi görünse de ödeme yönlendirmeleri ve fatura düzenlemeleri doğrudan davalı ...’a ait ----------- menşeli ----------- şirket olan ------------- şirketi üzerinden gerçekleştirildiğini, davalı ...'un, bu süreçte müvekkilleri ve -------- ile zaman zaman “-----------” imzası ile şahsi e-posta adresinden; zaman zaman ise ---------- tüzel kişiliği adına ve sorumluluktan kurtulmak için kurduğu ----------- isimli ---------- şirket adına hareket ederek iletişim kurduğunu, ancak neticede müvekkiline kesilen fatura ----------- adına düzenlenmiş ve ödeme de doğrudan ---------- ----------- Bankası’ndaki hesabına yönlendirildiğini, müvekkili tarafından 714.482,00 Amerikan Doları olarak tam ve eksiksiz şekilde 27.11.2023 gerçekleştirildiğini, aynı şekilde --------- kestiği fatura da ----------- adına kesildiğini, davalı tüzel kişilikler arasında kuvvetli bir organik bağ bulunduğunu, aralarındaki para transferleri ile hizmet ilişkilerinin iç içe geçtiğini, finansal anlamda bir ayrım gözetilmeksizin tek bir irade doğrultusunda hareket edildiğinin açık olduğunu, her ne kadar davalıların görünüşte farklı tüzel kişilikler gibi sunulsa da, fiiliyatta bunlar arasında geçirgenlik arz eden, yekpare bir yapılanma mevcut olduğunu, bu yapının, tüzel kişilik perdesinin kötüye kullanılmasına örnek teşkil ettiğini, farklı şirketler perdesi ardına gizlenerek sorumluluktan ve borçlardan kaçıldığını, alacaklıların haklarının ihlaline neden olunduğunu, bu nedenle, adaletin tesisi ve gerçek sorumluların tespiti açısından tüzel kişilik perdesinin aralanması ve sorumluluğun bu yapının arkasındaki fiili irade üzerinde tesis edilmesinin zaruri edildiğini, öte yandan, mal kaçırma ihtimali ve şirketler arasında paranın sistematik şekilde aktarılması karşısında, müvekkilinin hak kaybına uğramaması için bu aşamada ihtiyati haciz kararı verilmesinin büyük önem arz ettiğini, bu nedenle, yalnızca davalı görünen şirketler hakkında olmadığını, bu yapılanmanın parçası olan tüm tüzel kişiler hakkında da ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, yakıt tedariğini sağlayan ----------- şirketinin müvekkili şirkete ödemesini tahsil edemediğinden bahisle gemi üzerinde tedbir uygulayacaklarını söyleyerek ulaştığını, ödeme yapılmadığına ilişkin iddiaların gündeme gelmesi üzerine, müvekkili şirket yetkililerinin, 15.08.2024 tarihinde ---------- ----------- ofisini ziyaret ettiğini, şirketin ------------- ofisiyle çevrim içi bir toplantı gerçekleştirildiğini, mahkemenin de takdir edeceği üzere, denizcilik gibi dar çevreli ve itibar temelli bir sektörde faaliyet gösteren müvekkili şirket açısından, bu tür iddialar itibar zedelenmesi ve müşteri kaybedilmesi gibi son derece ciddi ticari sonuçlar doğurabilecek nitelikte olduğunu, yapılan görüşmelerde, müvekkili tarafından davalılara 714.482,00 Amerikan Doları tutarında ödeme yakıt tedariki için gönderilmek üzere yapılmış olmasına rağmen, bu tutarın tamamının ----------- aktarılmadığını, yaklaşık 173.000,00 Amerikan Doları tutarındaki kısmın eksik ödendiği ve bu nedenle ------------ tarafından ------------ isimli gemi hakkında ihtiyati tedbir talep edildiğini, geminin fiilen bağlanmasına kadar varabilecek bir sürecin başlatılacağı açıkça bildirildiğini, bu gelişme üzerine müvekkili şirketin, en büyük müşterilerinden biri olan ------------ gemisinin bağlanması ihtimali ile hem müşterisini kaybetme hem de sektör nezdinde ticari itibarının ciddi şekilde zarar görmesi ve önemli iş kayıplarına uğrama riskiyle karşı karşıya kaldığını, dahası, müvekkili tarafından müşterisinin gemisine ilişkin olarak yetkilendirildiğini, bir kişi eliyle gerçekleştirilen hukuka aykırı bir işlem nedeniyle geminin alıkonulması halinde, yalnızca ticari itibarın zedelenmesiyle kalmayacağını, aynı zamanda doğacak tüm zararlardan müvekkilinin sorumlu tutulması riskinin de doğduğunu, tüm bu riskleri bertaraf ettiğini ve ticari itibarı korumak amacıyla, müvekkili şirketin, yakıt bedeline ilişkin olarak davalı tarafa eksiksiz ve süresinde ödeme yapılmış olmasına rağmen, ikinci kez ödeme yapmak zorunda kaldığını, davalıların -------- olan ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilinin, doğrudan --------- ile temasa geçtiğini ve yapılan görüşmeler neticesinde bir mutabakata varıldığını, bu mutabakat uyarınca, müvekkili şirket tarafından 26.08.2024 tarihinde 90.000 USD ve 30.09.2024 tarihinde 83.000 USD olmak üzere toplam 173.000 USD tutarında ödeme doğrudan --------- yapıldığını ve aynı zamanda ---------- bu tutara ilişkin alacağı müvekkiline temlik edildiğini, buna ilişkin 07.01.2025 tarihinde temlik sözleşmesi imzalandığını, işbu davanın, müvekkili şirketin, yakıt bedelini daha önce davalılara tam ve eksiksiz olarak ödemiş olmasına rağmen, bu tutarın yakıt tedarikçisi ---------- Şirketine eksik aktarılması neticesinde müvekkilinin aynı bedeli ikinci kez ödemek zorunda kalması ve bu kapsamda ---------- davalılara karşı olan alacağını müvekkiline temlik etmesi üzerine açılmış bir alacak davası olduğunu. her halükarda, davalıların müvekkili tarafından kendilerine güven ilişkisi çerçevesinde teslim edilen 714.482,00 Amerikan Doları tutarındaki ödemeyi ------------- tam ve zamanında aktarmakla yükümlü olduklarını, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi suretiyle hem aralarındaki sözleşmeye dayalı edim ihlal edildiğini, hem de müvekkilinin ciddi hukuki ve ticari risklerle karşı karşıya bırakıldığını, davalıların bu eylemlerinin borcun ifasına aykırılık, güven ilişkisine dayalı yükümlülüğün ihlali ve haksız fiil hükümleri kapsamında sorumluluğu doğuran fiillerin teşkil ettiğini, müvekkili şirket ile ------------ arasında varılan mutabakat çerçevesinde, müvekkili tarafından 26.08.2024 tarihinde 90.000 USD ve 30.09.2024 tarihinde 83.000 USD olmak üzere toplam 173.000 USD, geminin bağlanmasına engel olmak amacıyla doğrudan ------------ ödendiğini, bu ödemeler karşılığında, ---------- davalılara karşı olan alacağı müvekkiline temlik edildiğini, Türk Borçlar Kanunu’nun 183 ve devamı maddeleri uyarınca, bir alacak, borçlunun rızası aranmaksızın üçüncü bir kişiye temlik edilebileceğini, usulüne uygun şekilde gerçekleştirilen bu temlik işlemi sonucunda, müvekkili, temlik edilen alacak yönünden doğrudan dava açma hakkını kazandığını, bu kapsamda işbu dava ikame edilmiş olduğunu, borcun muaccel olduğu 17.01.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte temlik edilen tutarın müvekkiline ödenmesi gerektiğini, yukarıdaki haklarının saklı kalmak kaydıyla, her halükarda davalılar, müvekkilinin yapmış olduğu ödemeyi bir yüklenici sıfatıyla teslim alarak, bu bedeli tedarikçiye eksiksiz ve zamanında aktarmakla yükümlü olduğunu, söz konusu yükümlülüğün ihlali, davalıların sözleşmeye, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne ve genel özen borcuna aykırılık teşkil ettiğini, davalıların, müvekkilinden tahsil ettikleri bedelin tamamını ----------- aktarmayarak, hem sözleşmesel hem de kanuni yükümlülüklerini ihlal ettiğini, bu suretle borcun ifasında kusurlu davrandığını, kaldı ki, davalıların müvekkilinden teslim aldıkları tutarı sözleşmeye veya herhangi bir hukuki dayanağa dayanmaksızın kendi malvarlıklarında tuttuklarını, bu durumda müvekkili, davalıların yerine getirmesi gereken bir edimi üstlenmiş ve ikinci kez ödeme yapmak zorunda bırakıldığını, bu ödeme sonucunda davalıların, haklı bir sebep olmaksızın müvekkilinin zararına zenginleşmiş ve onun malvarlığında doğrudan azalmaya yol açtıklarını, davalı gerçek kişi ile diğer şirketler arasında organik bir bağ bulunduğunu ve bu bağın ödeme sürecinde birlikte hareket edilerek kötüye kullanıldığı anlaşıldığını, bu bağlamda, davalıların tamamının temlik konusu alacaktan dolayı müvekkiline karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının açık olduğunu, aksi karar halinde müvekkili şirketin uğradığı zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalının müvekkiline yönelik kötü niyetli eylemleri yalnızca işbu davaya konu alacak ilişkisiyle sınırlı olmadığını, müvekkilinin, daha önce de davalı tarafından gemilere ortaklık vaadiyle benzer şekilde zarara uğratıldığını, bu kapsamda, davalı ... tarafından müvekkiline üç adet gemiye %30 oranında ortaklık teklif edildiğini, bu yatırım vaadi üzerine müvekkili tarafından toplam 420.000 Amerikan Doları ödeme gerçekleştirildiğini, ancak bu ödemeye rağmen, müvekkilinin fiilen hiçbir gemiye ortak edilmediğini, işletme süreçlerine katılmadığını, kar payı almadığını ve yönetim bilgilerine erişemediğini, yalnızca şeklen, bir gemiye 13 gün gibi son derece kısa bir süreyle ortak edilmişler, ardından söz konusu gemi müvekkilinin bilgisi ve onayı olmaksızın hurdaya ayrılarak söküme gönderildiğini, bu eylemlere ilişkin zararın tazmini amacıyla--------- Esas numaralı dosya ile hukuk davası açıldığını, ayrıca yukarıda yer verilen dolandırıcılık fiilleri nedeniyle ---------- sayılı dosyası kapsamında, davalı hakkında TCK m.152 (güveni kötüye kullanma) ve TCK m.158 (nitelikli dolandırıcılık) uyarınca ceza soruşturması başladığını, söz konusu ceza soruşturma konusunun, müvekkilinin farklı tarihlerde maruz kaldığı iki ayrı fakat benzer nitelikteki hukuka aykırı eylemi kapsadığını, müvekkili şirketin, yakıt bedelinin tedarikçiye ödenmesi amacıyla davalıya güven ilişkisi çerçevesinde teslim ettiği paranın eksik aktarılması nedeniyle aynı bedeli ikinci kez ödemek zorunda bırakılmasını, müvekkilinin yüksek kârlılık ve düzenli gelir vaadiyle hissedarı yapıldığı bir geminin, ortaklıktan yalnızca 13 gün sonra, bilgi ve onayları dışında hurdaya ayrılarak sökülmesi ve müvekkilinin yatırım haklarından tamamen mahrum bırakılmasını, her iki olayın da davalının sistematik şekilde güven ilişkisini kötüye kullandığını ve müvekkilini aldatma saikiyle hareket ettiğini açıkça gösterdiğini, ceza dosyası kapsamında yer alan çok sayıda hileli işlem ve beyan, davalının bu planlı hareket tarzını belgelendirdiğini, bu yönüyle, işbu davaya konu temlik alacağı ve mükerrer ödeme ihtilafı da, söz konusu kötü niyetli davranışlar zincirinin bir parçası olduğunu, aynı sistematik kötüye kullanımın devamı olduğunu, aşağıda açıklanan nedenlerle davalının; kendi ikamet adresini sürekli yurtdışında göstererek, şirketleri ve mallarlıklarını yakınlarına devir ederek, ticaretine devam ediyorken resmi kanallardan fakirlik belgesi alarak, şirketlerini tasfiye ettirerek, bir çok -------- ve ------------ şirketi paravan olarak kullanarak ve bu şirketler arasındaki organik bağ ve para akışı vesilesi ille sürekli ve itiraz edilemeyecek şekilde mal kaçırdığı ve her türlü hukuki sorumluluktan kaçtığının sabit olduğunu, davalı ...’un yurtiçinde sabit bir ikamet adresi bulunmadığı gibi, geçmişte ----------, halihazırda ise ----------- ----------- şehrinde ikamet ettiğinin bilindiğini, davalının bu şekilde yerleşiminin sürekli olarak yurtdışında sürdürmesinin, ---------- yargı makamlarından ve alacaklılardan kaçma niyetinde olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, öyle ki, bir dönem ikametinin bulunduğu belirtilen ----------- dahi giriş kaydının bulunmadığı anlaşıldığını, huzurdaki davaya konu eylemlerin davalı ...’un müvekkiline karşı kötü niyetli ilk eylemi olmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkiler süresince davalının gerçekleştirdiği haksız ve dolandırıcılığa varan fiilleri nedeniyle müvekkili şirket ve yetkilileri tarafından birden fazla ceza soruşturması başlatılmış olduğunu, bunlardan ilki ...'a karşı güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçundan ----------- Soruşturma numarası ile yürütüldüğünü, anılan dosyada da yer aldığı üzere, davalı ..., ---------- Şirketi yeni adıyla ----------Ş. isimli şirketin borçlarından kaçmak ve mal kaçırmak amacıyla yardımcısı konumundaki ------------ devrettiğini, bu muvazaalı ve mal kaçırma amacıyla yapılan devir işleminin yasal göstermek için devir işleminden önce davalıya ait olan ve davalının genelde mal kaçırmak için şirket perdesi arkasına sığındığı --------- adlı ---------- şirketi üzerinden ---------- 500.000 TL para transfer ettiğini, (23.08.2024 tarihinde saat 15.10 da), ardından aynı bedelin bir dakika içerisinde (23.08.2024 tarihinde saat 15.11 de) "----------" açıklaması ile kendi hesabına iade edilmesini sağlayarak söz konusu şirket devrini sanki bedelliymiş gibi göstermeye çalıştığını, bu para transferlerinin, şirket devrinin muvazaalı şekilde gerçekleştirildiğini hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya koyan açık bir delil olduğunu, aynı zamanda tüm bu işlemlerin, soruşturma dosyasına sunulan belgeler ile ve şüpheli --------- soruşturma dosyasındaki beyanları ile sabit olduğunu, yalnızca bu husus dahi, davalının mal kaçırma kastını ve bunu organize bir şekilde gerçekleştirdiğini açıkça ortaya koymakta ve ihtiyati haciz talebimizin derhal yerine getirilmemesi halinde telafisi imkânsız zararların doğacağını gösterdiğini, öte yandan, 5 numaralı alt başlık altında incelenen tüzel kişilik perdesinin kötü niyetli şekilde oluşturulduğunu ve taraflar arasında organik bağın mevcut olduğunun da sabit hale geldiğini, davalının şahsi malvarlığı ile şirketlerin malvarlıkları adeta iç içe geçtiğini, bu sebeple ihtiyati haciz taleplerinin davalının tüm malvarlığı ve şirketlerinin üzerinde değerlendirildiğini, mal kaçırma işlemlerinin salt bu şirket özelinde kalmamış olduğunu, mal kaçırma eylemleri şirket grubunda tek tek planlanarak ve organize şekilde ilerletildiğini, şirketlerini ve mal varlıklarını organize şekilde devir ederek, içleri boşlatılarak ve davalıya ait diğer ----------- şirketlere borçlu kılarak kaçırdığını, özellikle ekte sunulan delillerde görüleceği üzere: şirketlerin kapanışları, davalının hangi yakınlarına hangi oranda devir edilecekleri, yurtdışı şirkerlerinin kullanım şekli ve amacı, tüzel kişilik perdesinin nasıl kötü niyetli olarak kurulduğu ve şirketlerin hukuki olarak bağ kurulmaması için yapılan planlar bu yazışmalarda mevcut olduğunu, davalı mal kaçırma eylemlerini resmiyete dökmek için fakirlik belgesi almışsa da kendisinin fakir olmadığı faaliyetleri ile sabit olduğunu, başkaca mağdur edilen şirket olan dünyanın en büyük denizcilik şirketlerinden biri olan ---------- nezdinde hukuki süreçlerin başlatıldığını ve bu durumun medya ile çeşitli yargı dosyalarında ortaya çıktığının sabit olduğunu, ---------- karşı sorumluluğundan kurtulmak amacıyla davalı, ----------- Esas sayılı dosyasında fakirlik belgesi temin ettiğini, davalının, malvarlığını kaçırma amacını gizlemek için fakirlik belgesini almış olmakla birlikte, basında yer alan haberler ve kamuoyuna yansıyan faaliyetlerin, ekonomik durumunun bu beyana açıkça aykırı olduğunu gösterdiğini, özellikle, yaptığı hayır işleri ve maddi yardımlarla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda çok sayıda kişiyi istihdam ettiğini, çeşitli organizasyonlar düzenlediği ve bu faaliyetlerin tamamını basın aracılığıyla kamuoyuna duyurduğunun anlaşıldığını, bu tür organizasyonları yürüttüğünü, düzenli personel çalıştırmak ve faaliyetleri medya aracılığıyla tanıtmak, mali açıdan zor durumda olan bir kişinin yapabileceği iş olmadığını, fakirlik iddiasında bulunan bir kimsenin bu çapta sosyal faaliyetleri sürdürmesi insan istihdam etmesi sürekli ticaretini geliştirdiğini ortaya koyması hayatın olağan akışına aykırıdır ve davalının beyanlarının inandırıcılıktan uzak olduğunu ortaya koyduğunu, yansıttığı bu başarılı iş adamı profili ile çelişen fakirlik belgesinin alınmasını, sorumluluktan kaçmak maksadıyla gerçekleştirilen hileli mal kaçırma eyleminin açık bir sonucu olduğunu, işbu mal kaçırma eylemlerinin, resmi merciler nezdinde resmiyet kazanacak derecede sistematik ve organize şekilde yapıldığını, müvekkilinin telafisi güç zararlarla karşılaşmaması için ivedilikle ihtiyati haciz kararı verilmesi zorunlu olduğunu, davalının hileli eylem ve işlemlerini birçok şirkete yaptığı denizcilik sektörü tarafından bilindiğini, yukarıda ayrıntılı şekilde izah edildiği üzere, davalı, ------------ firmasına olan borcundan kurtulmak amacıyla gerçeğe aykırı şekilde fakirlik belgesi temin ettiğini, bu ve benzeri hileli işlemlerinin, ------------ veya müvekkili gibi denizcilik sektöründe faaliyet gösteren birçok şirketten mal kaçırmaya yönelik sistematik davranışlarının bir parçası olduğunu, davalı hakkında yerel basında yer alan haberlerde, birçok farklı şirketi dolandırdığına ilişkin iddialar kamuoyuna yansımış olup, bu haberler bile başlı başına müvekkili şirketin alacağının ciddi biçimde tehdit altında olduğunu ortaya koyduğunu, ----------- 13.01.2025 tarihinde "Armatörün hurda gemileri bakımlı göstererek pek çok şirket ve kişiyi dolandırdığı ileri sürüldü" başlıklı haberde davalının dünyanın en büyük dördüncü denizcilik şirketini ve---------- çok sayıda kişiyi dolandırdığı ifade edildiğini,. davalının bir çok alacaklısı olduğunu ve alacaklılarına ödeme yapmadığını gösteren bu haber alacağımızın tahsilinin tehlikeye düştüğünü göstermekte ve ihtiyati haciz kararının ne derece gerekli ve yerinde olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, davalının ---------- ve izi sürülemeyen şirketler vasıtasıyla mal kaçırması ve şirketler arasındaki organik bağ davalının kurduğu sistemin en önemli parçası olduğunu, tüm bu hususların birlikte değerlendirildiğinde, davalının alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla hareket ettiği, kontrolünde bulunan şirketleri kötüye kullandığını, işlemleri gizlemeye yönelik yapılar üzerinden tasarruflarda bulunduğu, IV/2 numaralı başlıkta izah olunduğu üzere bu şirketleri yakınlarına devir ettiğini, şirketleri birbirlerine borçlu gösterdiğini, şirketlerin alacaklarını başka şirketlere ödettiğini, şirketler arasında para aktarımları olduğunun sabit olduğunu, davalının sahibi ve fiili yöneticisi olduğu ---------- şirketi bünyesinde faaliyet gösteren ve aynı sermaye yapısı altında örgütlenmiş --------- isimli tüm bağlı şirketler ile ------------ Şirketi Ve ----------- Şirketi, ---------ş. ve halihazırda devri gerçekleştirildiğini, tasfiye halindeki -----------şirketi, ... yine davalının kontrolündeki ve bir çok şirketinin alacaklarını hesabına ödettiği --------- şirket -------- ve ----------- dahil olmak üzere bu sayılan tüm şirketlere ve mahkememizin yapacağı araştırma ile tespit edilecek diğer şirketlerine ihtiyati haciz kararı uygulanmasını, ileride telafisi imkânsız zararların önlenmesi bakımından zaruri olduğunu, ------------ şirketlerin malvarlığı kaçırma, vergi yükümlülüğünden kaçınma, mülkiyetin gizlenmesi, hukuki sorumluluktan kurtulma gibi amaçlarla kullanılabileceği bilinen bir gerçek olduğunu, Davalı ...’un yönetiminde veya dolaylı kontrolünde olan ----------- şirketleri arasında organik bağ bulunduğunu; bu bağın --------- hukukunda aranan şartları taşıdığı da somut delillerle sabit olduğunu, davalıya ait bu şirketler arasında gerek ortaklık yapısı, gerek yönetimsel kadrolar, gerekse ticari faaliyetler bakımından tam bir iç içelik söz konusu olduğunu, ayrıca, şirketler arasında gerçekleşen şüpheli mali transferler, şirketlerin borçlarının birbirlerine ödenmesi, ortak muhasebe süreçleri ve tasarrufların tek merkezden yönetiliyor olması şirketler arasında fiili hâkimiyet ilişkisini de açıkça ortaya koyduğunu, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; bu şekilde sermaye, yönetim, faaliyet ve karar birliği içinde olan şirketler arasında organik bağın varlığı kabul edilmekte olup, ihtiyati haciz/ tedbir kararları bakımından tüm bu şirketlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca, davalının yurt içindeki banka hesaplarına ilişkin halihazırda başlatılan araştırmalara ek olarak, --------- bankaları nezdindeki hesaplarının da tespit edilmesi ve varsa bu hesaplara da ihtiyati haciz uygulanması talebimiz bulunduğunu, davalının finansal hareketlerini bu tür banka kanalları üzerinden gizleyebileceği değerlendirildiğinden, bu yönde alınacak tedbirin etkili koruma sağlayacağı izahtan veraset olduğunu, müvekkili ile davalı arasında uzun yıllara dayanan ticari ilişkiler bulunmakla birlikte, bu ticari ilişkide bu organik bağ arasındaki para akışı net bir şekilde tespit edilebileceğini, örneğin --------- Esas sayılı dosyadaki olayda davalıya ait ---------- ve ----------- gibi şirketler üzerinden iş yapılmış olmasına rağmen, ---------- hesabına parayı istediğini ve en nihayetinde ...'un şahsi hesabına ödeme aldığını, somut olayda ise ----------, ---------- ve ----------- isimli şirketlerden işlem yapıp ödemeleri kendi kontrolünde bulunan --------- şirketlerinden birisi olan ----------- ait hesaplar aracılığıyla tahsil edilmesini talep ettiğini, bu husus şirketler arasındaki organik bağın ve malvarlığı kaçırma riskinin somut göstergesi olduğunu, bu sebeple para geçişlerindeki esneklik organik bağı oluşturur ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasının gerektiği aşikar olduğunu, sayılan tüm olgular birlikte değerlendirildiğinde; davalının gerek şahsi gerekse şirketlerine ait malvarlığını kaçırma riski açık olduğunu, müvekkili yönünden ileride telafisi imkânsız zararların önlenmesi açısından davalının tüm şahsi malvarlığı ile birlikte kendisiyle organik bağı sabit olan tüm şirketlerine ve şirketlerin malvarlıklarına yönelik ihtiyati haciz kararı verilmesini, yukarıda açıklanan nedenlerle borçluların mal kaçırma niyetleri olduğunun aşikar olduğunu, alacağının sürüncemede kalmaması ve dava neticelenince yapacağının icra takibinin sonuçsuz kalmaması açısından borçlunun menkul, gayrimenkul ve 3.şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İİK’da ihtiyati haciz için aranan koşullar bulunduğundan ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etme zorunluluğu doğduğundan bahisle fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; davanın kabulü ile müvekkili şirkete temlik edilmiş olan 173.000,00 Amerikan Doları alacağın, borç tarihinden itibaren işleyecek ticari temmerüt faiziyle birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, ayrıca, hilafı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, 1 nolu taleplerinin kabul edilmemesi halinde, davalıların müvekkili şirket ile aralarındaki sözleşmesel yükümlülüklere aykırı davrandıklarının, güven ilişkisini ihlal ettiklerini ve haksız fiil teşkil eden eylemleri neticesinde müvekkilinin malvarlığında doğrudan zarara yol açtıkları sabit olduğundan bu zararların da genel hükümlere göre davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davalıların, ödeme aczine düşme ihtimali ve malvarlıklarını kaçırma riskine binaen, dava konusu alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere, davalıya ait olan ----------- altında yer alan -------, ---------, ----------, ----------, ----------, --------- Ve --------- İle ----------- Şirketi ve--------- Şirketi, -----------Ş. ---------- Şirketi, ----------- Şirket, ---------- ve ---------- ve diğer davalı kontrolündeki --------- şirketler üzerinde bulunan tüm taşınır, taşınmaz, menkul gayrimenkul, banka hesapları, alacak hakları, taşınır ve taşınmaz rehni, teminat ve kefaletler dahil olmak üzere her türlü malvarlığı unsuruna teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasını, davalı ...'un tüm şahsi malvarlığı ile sorumlu olduğu sabit olup davalının taşınır, taşınmaz, menkul gayrimenkul, banka hesapları, alacak hakları, taşınır ve taşınmaz rehni, teminat ve kefaletler dahil olmak üzere her türlü malvarlığı unsuruna teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasını, davalıya ait olduğu ya da davalı ile organik bağ içerisinde bulunduğu tespit edilemeyen diğer şirketlerin de tespiti amacıyla kapsamlı araştırma yapılmasını, davalı ile organik bağı bulunan ve/veya davalının fiili yönetimi altında olan tüm şirketlerin tespitiyle birlikte, bu şirketler hakkında da teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini, davalıya ait olduğu taraflarınca bilinen, müvekkiline ödeme yaptığını, ---------- isimli yabancı şirketin ----------Ş.'de bulunan hesabı başta olmak üzere mahkemece tarafından tespiti yapılacak diğer bankalardaki hesaplarına da teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasını, haklı davanın kabulünü, yargılama giderlerinin ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :Dava, deniz ticaretinden kaynaklı gemi için satın alınan yakıt bedelinin tahsili istemine ilişkindir.Davacı adına yakıt alınan geminin ticari gemi olduğu, görevli mahkemenin belirlenmesinde temel ilişkiye bakılması gerektiği, temel ilişkinin TTK'nın 4. kitabında yer alan deniz hukukundan kaynaklandığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler başlıklı 5 nci maddesinin 2 nci fıkrası "Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir." hükmünü düzenlemiştir.TTK 5/2 maddesinde bir yerde ticaret davalarına bakan birden fazla asliye ticaret mahkemesi bulunması halinde iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Kurulunun asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçını münhasıran bu kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortasına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirebileceği düzenlenmiş, anılan kanuni düzenlemeye dayalı olarak da HSK tarafından --------- da deniz ticareti ve deniz sigortalarından kaynaklanan davalara bakmak üzere denizcilik ihtisas mahkemesi olarak -------- Asliye Ticaret Mahkemesi görevlendirilmiştir.Uyuşmazlık TTK'nın 5. kitabında düzenlenen deniz ticaretinden kaynaklandığından uyuşmazlığın çözümünde ihtisas mahkemesi görevlidir. Bu sebeple, HMK 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması ile ilgili dava şartı noksanlığı sebebiyle HMK 115/2. Maddesi gereğince davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- HMK 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması ile ilgili dava şartı noksanlığı sebebiyle HMK 115/2. Maddesi gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4 ve 5 nci maddeleri ile 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Uygulanması ve Yürürlüğü Hakkındaki Kanunun 8. maddesi gereğince görevli mahkeme ---------- Denizcilik İhtisas Mahkemesi olması sebebi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ---------- Denizcilik İhtisas Mahkemesine gönderilmesine, aksi taktirde mahkememizce re'sen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına ( ihtarat yapıldı)
3-HMK 331/2. Madde birinci cümlesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece karar verilmesine,
4-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı ve diğer hususların talep halinde HMK'nın 331/2. Madde ikinci cümlesi gereğince mahkememizce hüküm altına alınmasına,
5- Davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde --------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle tensiben karar verildi. 05/09/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.