Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/120
2025/106
11 Şubat 2025
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/120 Esas
KARAR NO: 2025/106
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/02/2025
KARAR TARİHİ: 11/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili 10.02.2025 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili -----------, 22.08.2023 günü saat 15:30 sıralarında --------- Mahallesi ---------- Caddesi üzerinde ------------- plakalı motorsikleti ile seyir halindeki iken ----------- Caddesi No:----------- bulunan yol çalışmasından kaynaklanan çakıl taşları ve inşaat malzemelerinin yola dökülmesi nedeniyle motorsikletinin direksiyon hakimiyetini kaybederek kaza geçirmiş ve müvekkil maddi hasar ve bedensel zarara uğramıştır. Konuya ilişkin olarak aynı gün sorumlulardan şikayetçi olmuş ve ----------- Sayılı dosyadan soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma sırasında alınan Adli Tıp Raporunda, müvekkilin meydana gelen kaza sebebiyle “ Sağ tibia plato, fibula boyun kırığı ile L1 vertebra transvers proçes kırığına neden olan yaralanmasının; 1- Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum OLMADIĞI, 2- Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte OLMADIĞI, 3- Vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi Hafif (1), Orta (2-3) ve Ağır (4-5-6) olarak sınıflandırıldığında ve birden fazla kırık olması nedeniyle skorlama yapılarak şahısta saptanan kırıkların müştereken hayat fonksiyonlarına AĞIR (6) derecede etkileyecek nitelikte olduğu”tespit edilmiştir. Adli tıp raporu dilekçemiz ekinde sunulmaktadır. Bahse konu olay yerinde İhale Makamının davalı ----------- Büyükşehir Belediyesi Başkanlığının, yüklenicinin ise davalılar ---------- Şti. ve --------- Şti. olduğu ---------- Yakası Geneli Yollarda Kullanılmak Üzere Yol Beton Elemanları Alımı Ve Yaya Alanları İle Geometrik Düzenleme Yapım, Bakım Ve Onarım işi kapsamında çalışma yapıldığı 26/12/2023 Tarihinde ------------ Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından ilgili soruşturma dosyasına bildirilmiştir. Ancak soruşturma dosyasında herhangi bir kusur tespiti yapılmadan soruşturma izni verilmediğinden bahisle soruşturma takipsizlikle kapatılmıştır. İlgili soruşturma dosyasının celbini talep ederiz. Müvekkilinin şikayeti takipsizlikle sonuçlandığından zararlarının tazmini için işbu davanın açılması zaruret arz etmiştir. Dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalılar yüzde yüz kusurludur. Zira, kaza tarihinde olay yerinde çekilmiş video ve resimlerden kazanın meydana gelmesinde davalıların kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Zira yol çalışmasına dair bölgede uyarı levhası vs. bulunmadığı gibi gerekli güvenlik önlemleri alınmamıştır. Yaşanan kaza sebebiyle müvekkilin fiziksel fonksiyonlarda kayıp yaşanmış ve çalışamaz hale gelmiştir. Halihazırda müvekkilin tedavisi devam etmekte olup herhangi bir iyileşme görülememektedir. Meydana gelen kaza sebebiyle müvekkil maddi olarak güç duruma düştüğü gibi ruhsal ve fiziksel olarak bir hayli yıpranmıştır. Müvekkilinin kaza sebebiyle oluşan hasarın etkileri elem ve ıstırabı artarak devam etmektedir. Müvekkilinin tedavisi hala devam etmekte olup çalışamamaktadır. Yakın zamanda tekrar ameliyat olacaktır. Yine müvekkile ----------- Hastanesinden verilen 13/01/2025 tarihli raporda %18 engel oranı tespit edilmiştir. İlgili rapor da dilekçemiz ekinde sunulmaktadır. Müvekkil ------------ Hastanesinde de fizik tedavi görmüştür. Müvekkiline aynı hastaneden yaklaşık bir buçuk ay sonrasına ameliyat günü verilmiş olup sakatlılığı süreklilik arz ettiğinden engel oranı değişiklik gösterecektir. Müvekkilinin yaşamış olduğu iş kazasının meydana geldiği alan iş güvenliği ve tedbirlerin alınması konusunda yetersizdir ve bu haliyle iş güvenliğine uygun bir ortam bulunmamaktadır. Şöyle ki; Kazanın meydana geldiği yerde yapılan çalışmaya ilişkin hiçbir uyarı levhası bulunmamaktadır. Dolayısıyla kazanın oluş şekline bakıldığında iş güvenliği anlamında hiçbir uyarıcı önleyici bir levha söz konusu olmadığı, koruyucu önlemlere yönelik hiçbir tedbirin sağlanmadığı ortaya çıkacaktır. Yukarıda somut olayın meydana geliş biçimi izah edilmiştir. Davalılar yol yapım çalışması sırasında gerekli tedbirleri almayarak kusurlarıyla kazanın meydana gelmesine sebebiyet vermişlerdir. Dava konusu olayda davalılar, teknik olarak tedbir alınabilecek iken, bu tedbirleri almamıştır. Davalılar ilgili yasal mevzuattan kaynaklanan hiçbir görev ve yükümlülüğünü yerine getirmeyerek işbu kazanın meydana gelmesinde asli ve tam sorumlusu olmuştur. Kazanın meydana geliş şekli değerlendirildiğinde, kazayı engelleyecek şekilde gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığı, risklerin değerlendirilmeyerek güvenli çalışma ortamının oluşturulmadığı, davalılar tarafından çalışmaların denetim ve gözetiminin yeterince yapılmadığı izahtan varestedir. Çalışma sahasındaki tehlike kaynaklarında alınacak teknik tedbirler, riskleri ortadan kaldıracak veya azaltacak tedbirleri almak davalıların yükümlülüğündedir. Mahkeme nezdinde toplanacak deliller, dinlenecek tanık beyanları, keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda davalıların, müvekkilin ağır şekilde yaralanmasına sebebiyet veren iş kazasının meydana gelmesinde %100 kusurluluğu açık şekilde anlaşılabilecektir. Kazanın meydana gelmesinde müvekkile atfı kabil hiçbir kusur bulunmamaktadır. Mahkemece yapılacak olan yargılamada davalılar dışındaki diğer kişi ya da şirketlerin kusur yahut sorumluğunun tespit edilmesi halinde tespit edilenlere karşı her türlü fazlaya ilişkin hak ve dava açma hakkımızı saklı tutmaktayız. Manevi Tazminata İlişkin Müvekkil meydana gelen kazada cismani zarara maruz kalmış ve ruhsal sağlığı ağır şekilde bozulmuştur. Olay anında müvekkil, derin ve dayanılmaz elem ve acıya maruz kalmıştır. Kaza sonrasında büyük bir travma yaşayan müvekkil kazadan sonra cerrahi operasyon geçirmek durumunda kalmıştır. Geçirdiği ameliyatlar sonrası fizik tedavi sürecine de girmiş olan müvekkilin bu tedavi süreçlerinde psikolojisi oldukça kötü etkilenmiştir. Ayrıca müvekkilde kazaya bağlı olarak sakat kalmıştır. Müvekkilin yaşadığı sakatlık manevi acı ve kederinin derecesini her geçen gün arttırmaktadır. Müvekkilin sakatlığı nedeniyle eşi terk etmiş çocukları ile bir başına kalmıştır. Çalışamamasının verdiği ekonomik bunalımda ailesinin yükünü taşıyamadığından ruhsal bunalıma sebebiyet vermiştir. Müvekkil bu şekilde hemen hemen her gün üzüntü çekmektedir. Vücut sağlığını ve bütünlüğünü kaybeden müvekkilin kazadan sonra psikolojisi bozulmuş olup kazanın etkisinden kurtulamamaktadır. Bu sebeple de halihazırda psikiyatrik tedavi görmektedir. Müvekkilimin kalıcı maluliyeti nedeniyle gerek sosyal hayatı gerek ekonomik hayatına yıllarca sirayet edecek olan işbu vahim hadisenin hiçbir telafisi olmayacağı malumdur. Bu nedenle müvekkilin çektiği üzüntü ve sıkıntıların giderilmesi gerekmektedir. Bu manevi acıların bir nebze karşılanması ve dindirilmesi amacıyla manevi tazminat da talep etmemiz zarureti hasıl olmuştur. Yaşamış olduğu ameliyat ve fizik tedavi süreci müvekkili oldukça yıpratmakla birlikte zor zamanlar geçirmesine sebebiyet vermiştir. Müvekkil geçirdiği cerrahi operasyonlar neticesinde hareket kısıtlılığı yaşamaktadır. Hareket etmekte dahi zorluk çeken müvekkilin kaza sonrasında yaşadığı sakatlık değerlendirildiğinde sosyal yaşamı oldukça olumsuz etkilenmiştir. Müvekkil tek başına dayanaksız yürümekte zorlanmakta ayakta da duramamaktadır. Müvekkili geçirmiş olduğu gerek tedavi süreçlerinde gerekse de sonrasında davalılardan maddi- manevi hiçbir destek görmemiştir. Davalılara kaza sonrasında başvuru yapılmasına rağmen taleplerimiz olumsuz karşılanmıştır. Müvekkilinin yaşı ilerledikçe daha da kötü olacağı düşüncesi ile karşı karşıya gele gele kaygı bozukluğu seviyesine gelecek şekilde umutsuz düşüncelere sahip bir birey haline gelmiştir. Tedavi süresince müvekkilin duyduğu manevi acıların derecesini tahmin etmek hiç zor değildir. Özellikle kazanın meydana gelmesinde Davalıların tam kusurlu olması müvekkil ile gerek maddi gerekse de manevi olarak hiç yardımcı olmaması yaşanılan bu travmayı daha da artırmıştır. Açıklanan hususlar da değerlendirilmek kaydıyla; müvekkilin geçirmiş olduğu kaza nedeniyle meydana gelen maluliyetin herkesçe görülebilir olması; bunun müvekkilin psikolojisini olumsuz yönde etkilemesi, tüm bunlarla da sınırlı kalmayıp sakatlık sebebiyle iş bulamaması hususları duyacağı manevi acı ve eziyetin derecesini arttırmaktadır. Yaşanan iş kazası sonrası müvekkilin vücut bütünlüğünde meydana gelen arızalar sebebiyle müvekkilin artık eskisi gibi olamayacağı aşikardır. Müvekkil bu şekilde hemen hemen her gün üzüntü çekmektedir. Vücut sağlığını ve bütünlüğünü kaybeden müvekkilin kazadan sonra psikolojisi bozulmuş ve etkisinden kurtulamamaktadır. Bu sebeple de psikiyatrik tedavi görmektedir. İşbu elim kaza sonrasında malul kalan müvekkilim manevi yönden hayatının sonuna kadar bu acı ve ızdırapla yaşamak zorunda kalacaktır. İzah edilen nedenlerle, müvekkilin manevi acıların bir nebze karşılanması ve dindirilmesi adına 500.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ediyoruz. Müvekkilin hastane raporlarından anlaşılacağı üzere davacı müvekkilin ciddi anlamda bedensel yoksunluğu olup, davacı müvekkil bir daha asla eski sağlığında olamayacak olup müvekkilin bedenen çalışan biri olduğu da göz önünde bulundurulduğunda- büyük maddi zararlara neden olmuştur. Müvekkilin iş gücü kaybı süreklilik arz etmektedir. İşbu dava öncesinde davalılara ihtar çekilmiş herhangi bir sonuç alınamamış bu nedenle öncelikle haksız fiilden kaynaklanan zararlarımızın tazmini için Ticari Dava Şartı Arabuluculuk yoluna başvurulmuş ancak anlaşma sağlanamamıştır. Arabuluculuk son tutanağı dilekçemiz ekindedir. Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle davacı müvekkilin maddi ve manevi zararlarının tazminini sağlamak amacıyla işbu belirsiz alacak davasını açma zorunluluğumuz hasıl olmuştur. Adli Yardım Talebimize İlişkin Müvekkil ----------- kendi imkanları ve çalışmaları ile hayatını idame ettirmekteydi. Ancak bu elim iş kazası ile birlikte müvekkilim uzun bir süre çalışamayacak duruma gelmiştir ve halihazırda çalışmadığından ve bir geliri bulunmadığından yargılama masraflarını karşılayacak imkanı bulunmamaktadır. Dosyadan alınacak mali ve ekonomik durum araştırmaları da müvekkilin durumunun iyi olmadığını, yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğunu gösterecektir. Maddi olarak zor durumda olan ve aktif bir geliri olmayan müvekkil kaza ile birlikte maddi çıkmaza girmiştir. Müvekkil geçirmiş olduğu kaza sonrasında uygulanan tedaviler için birçok masraf yapmak zorunda kalmıştır. Müvekkilim yargılama harç ve giderlerini karşılayabilecek durumda değildir. Geçirmiş olduğu kaza sebebiyle çalışamamaktadır. Oturarak çalışması gerektiği için de iş bulamamaktadır. Aktif herhangi bir geliri bulunmamaktadır. Çocuklarına dahi bakamamaktadır. Sosyal yardımlarla geçimi sağlamaktadır. Müvekkilin üzerine kayıtlı başkaca bir mal varlığı olmadığı için herhangi bir gelir elde etmesi söz konusu değildir. Bu sebeple müvekkilin kendi geçimini dahi sağlaması zorlaşmıştır. Davalılar tarafından da müvekkilime bugüne kadar herhangi bir yardım yapılmamıştır. Dolayısıyla, huzurda görülecek olan davadaki yargılama harçlarını müvekkilimin karşılaması mümkün değildir. İzah edilmeye çalışan nedenlerle, adli yardım talebimizin kabulüne karar verilmesini mahkemenizden arz ve talep ediyoruz. İhtiyati Tedbir Talebimize İlişkin Yukarıda müvekkilimin içinde bulunduğu durum kısaca özetlenmiş olmakla işbu davayı açmaktaki hukuki yararımız ve haklılığımız göz önünde bulundurulmak suretiyle: hali hazırda mağdur durumda bulunan müvekkilimin gelecekteki tazminat alacağımızın temini için davalı şirketlerin taşınmazları, taşıt araçları ve ticaret sicil kayıtları üzerine işbu dosyadan ihtiyati tedbir şerhi işlenmesine karar verilmesi gerekmektedir. HMK md. 389: (1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yukarıda ihtiyati tedbir şartları belirtilmiş olmakla içinde bulunduğumuz durum birebir bu şartları ihtiva etmektedir. Davalıların ticari birer işletme oldukları göz önüne alındığında ticari hayatın getirisi ve götürüsü değişiklik göstereceğinden mağdur olan müvekkilim adına tedbirli davranmak yerinde olacaktır. Zira bu olayda güçsüz ve mağdur olan müvekkilimin zararını tazmin etme olanağının davalı şirketlerde bulunmaması halinde malul ve zor durumdaki müvekkilimin zararları giderilememiş olacağından ivedi olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerinden bahisle Adli yardım talebimizin kabul edilmesine, Alacağımızın temini için ivedi olarak davalılara ait malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir şerhi işlenmesine, tüm hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz olan şimdilik 100,00 TL geçici işgöremezlik, şimdilik 100,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatı, şimdilik 100,00 TL sağlık giderleri olmak üzere şimdilik 300,00 TL maddi tazminat (ilerde arttırılmak üzere) ile 500.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, trafik kazasından kaynaklı bedensel zarar sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci bendinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." hükmü getirilmiştir.
Aynı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci bendinde; "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.",
5/A maddesinin birinci bendinde ise; "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 2 nci maddesinin birinci bendinde; "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalar ile şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." hükmüne yer verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) b. Bedensel zarar başlıklı 54 üncü maddesi "Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar." hükmünü düzenlemiştir.
Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Kanun'da 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki hâlinden farklı olarak, iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca resen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2 inci maddesi ile değişik 6102 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin dördüncü fıkrasıdır.Somut olayda; uyuşmazlık taraflar arasındaki haksız fiilden kaynaklanmakta olup, davacının tacir olduğuna dair bir bilgiye dosya içerisinde rastlanmamıştır. Diğer taraftan taraflar arasındaki haksız fiil ilişkisinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı açıktır. Hal böyle olunca, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığı asliye ticaret mahkemelerinin görevli olmadığı anlaşılmaktadır. Davaya bakmakta görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 (1) c) ve 115 (2) maddeleri gereğince görev dava şartı noksanlığından DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-HMK'nin 20. Maddesi uyarınca MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, görevli Mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA, HMK'nun 20. Maddesindeki yasal şartlar yerine getirildiğinde dosyanın görevli ----------- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK 20.maddesi uyarınca süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak karar kesinleşmişse kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde taraflardan birinin Mahkememize başvurarak dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesini talep etmesi aksi takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
4-HMK 323/1-a, ğ madde ve bentleri uyarınca yargılama giderinden olan karar ve ilam harcı, vekalet ücreti ve diğer yargılama giderlerinin HMK 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra davaya devam edecek olan --------- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedilmesine, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmez ise talep halinde yargılama giderleri hakkında Mahkememizce karar verilmesine,
5-Davacı vekilinin adli yardım talebi ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliğiyle karar verildi. 11/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.