Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/696

Karar No

2026/120

Karar Tarihi

4 Şubat 2026

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/696
KARAR NO : 2026/120

DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/02/2022
KARAR TARİHİ : 04/02/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ---- kurucu ortağı olan ---- torunu, ortaklardan-----oğlu olduğu, müvekkilinin ayrıca öncesinde -----, sonrasında seri şirket birleşme işlemleri ile oluşan --- paysahibi olduğu, müvekkilinin ayrıca dava konusu ------Şirketinin Yönetim ve Temsili Hakkında Paysahipleri ve Konsey Üyeleri Sözleşmesi (Pay Sahipleri Sözleşmesi) ile yararına düzenleme getirilen kişilerden olduğunu, müvekkilinin ---- ile ---- torunu olması sebebiyle, sözleşmede "----” olarak tanımlanan ailenin mensubu olduğu; davalılarının ise sözleşme ile kurulan ve konsey olarak adlandırılan kurulun üyeleri olduklarını, konseyin tüzel kişiliği bulunmadığını, konseyin sözleşme ile kurulmuş borçlar hukukuna tabi özel bir kurul olduğunu, davalılara konsey üyesi olmaları nedeniyle husumet yöneltildiğini, sözleşmenin --- A ve B grubu pay sahipleri arasında imzalandığını, bu şirketin ----- kontrol eden iki temel ortaktan biri olduğunu, şirketteki B grubu pay sahiplerinin ---- ve çocukları, A grubu pay sahiplerinin ise ---- ailesine mensup olmayan profesyonel yöneticiler olduğunu, ----- yönetim kurulu çoğunluğunda A grubu pay sahiplerinin bulunduğunu, bu yolla aile ile ailenin ortağı olduğu şirketlerdeki aile temsilinin davalılara bırakıldığını, bu sözleşme ile A grubu pay sahipleri konseyi oluşturularak ----- konsey vasıtasıyla yönetilmesine ilişkin esasların düzenlendiğini, davalıların pay sahipleri sözleşmesi ile üstlendikleri ---- ailesi menfaatlerini ------ nezdinde temsil sevk ve idarelerinde temerrüte düştükleri, ihmal ve kusurlu davrandıkları, haksız iş ve işlemleri, sebebiyle ----- ailesine ve dolayısı ile aile ferdi olan davacıya sağlamayı taahhüt ettikleri getiriyi temin edemediklerinden, davacının --- ortaklık pay değerinin azalmasına yol açtıklarını, olması gereken seviyede temettü sağlayamadıklarını, ----- bünyesindeki şirketlerin değerinde ciddi kayıplara sebep olarını, sözleşmenin 2.maddesinde ana amaç ve A grubu taraflarının görevlerinin düzenlendiğini, madde ile A grubu paydaşların ----- ailesinin üçüncü kişilerle olan ilişkilerinde çıkarlarını üstün tutmayı üstlendiklerini, bu amacın gerçekleştirilmesi için her türlü özveride bulunmayı taahhüt ettiklerini, diğer maddelerde de konsey üyelerinin sorumluluklarının düzenlendiğini, beklenen getirinin ihtara rağmen sağlanmadığını, TTK'da tanımlanan bir organ niteliğinde olmayan konseyin yönetim kurulunu aşan yetkilerinin bulunduğunu, davalıların TBK'nın 129. maddesi uyarınca, davacıya karşı tazminatla sorumlu olduğunu, sözleşme ile fiili organ olarak belirlenen konseyin vekil olarak yükümlülüklerini basiretli bir vekil gibi yerine getirmesi gerektiğini, ancak ailenin şirketlerdeki paylarını azalttıklarını, davalıların sözleşmenin 2.1.maddesindeki ---- ailesinin yararlarının üstün tutulması ile 8. maddesindeki ailenin sosyal durumlarına uygun kar payı dağıtılmasına ilişkin taahhütlere aykırı davranarak aile ferdi olan davacıya zarara uırattıklarını ileri sürerek, şimdilik 5.000.000 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faize ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, savunmasında özetle; davacının iddialarının soyut olduğunu, taleplerinin dayandırıldığı hukuki sebeplerin açıklanmadığını, zarara sebep olan kusur ve eylemlerden bahsedilmediğini, her bir davalının sorumluluğuna neden olacak davranışlar ile tazminat talebinin dayandırıldığı olguların ve hangi olgunun ne kadar bir zarara sebep olduğunun açıklanmadığını, ileri sürülen vakıaların davanın haklılığını ispata yeterli olmadığını, davacının taraf sıfatının bulunmadığını, sözleşmenin nispiliği ilkesinin tek istisnasının üçüncü kişi yararına düzenlenen sözleşmeler olduğunu, üçüncü kişi yararına sözleşmeden bahsedebilmek için geçerli borç ilişkisinin kurulması ve borç ilişkisinde ifanın üçüncü kişi yararına yapılmasının kararlaştırılması gerektiğini, sözleşmede başkası yararına şart koşuluna yer verilmişse, borç ilişkisini üçüncü kişi yerine değil, doğrudan alacaklı yararına kurulmuş sayılacağını ve ifayı talep yetkisinin alacaklıya ait olduğunu, ifa talebinin yalnızca vaat eden borçlu tarafından istenebileceği hallerde, eksik üçüncü kişi yararına sözleşme bulunduğunu, bu sözleşmelerde üçüncü kişinin ifayı bizzat talep edemeyeceğini ve ifanın yerine getirilmemesi halinde tazminat talebinde bulunabildiğini, sunulan imzasız ve tarihsiz pay sahipleri sözleşmesinde davacının taraf olmadığını, ayrıca davacının ----- pay sahibi olduğuna dair bir iddiasının bulunmadığını, sözleşmenin 2.1 maddesindeki ------ ailesi ifadesinin sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişiler lehine taahhütte bulunulması anlamına gelmediğini, centilmenlik anlaşması kapsamında tarafları hukuki yükümlülük altına sokmayan ahlaki bir temenniden ibaret olduğunu, sözleşmenin 11.maddesine göre zararların şirketçe talep edilebileceğini, şirket ibaresinden ----- Şirketinin anlaşılacağını, talebin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :
Dava, davacının taraf olmadığı ----- yönetim ve temsili hakkında pay sahipleri ile sözleşmede konsey olarak tanımlanan A grubu pay sahipleri arasında düzenlenen sözleşmedeki edimin yerine getirilmemesi nedeniyle aile üyesi olan davacının uğradığı zararların tazmini istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A- (Ek:6/12/2018-7155/20 md.) maddesinin birinci fıkrası "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmünü düzenlemiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun Dava Şartı Olarak Arabuluculuk Dava şartı olarak arabuluculuk ana ve alt başlıklı 18/A- (Ek:6/12/2018-7155/23 md.) maddesinin ikinci fıkrası "(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmünü düzenlemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Dava Şartları Dava şartları ana ve alt başlıklı 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası "(2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." ve Dava şartlarının incelenmesi başlıklı 115 nci maddesinin ikinci fıkrası "(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." hükmünü düzenlemiştir. Davacı tarafın, taraf olmadığı ----yönetim ve temsili hakkında pay sahipleri ile sözleşmede konsey olarak tanımlanan A grubu pay sahipleri arasında düzenlenen sözleşmedeki edimin yerine getirilmemesi nedeniyle aile üyesi olan davacının uğradığı zararların tazminini talep ettiği görülmüştür.
Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. Bununla birlikte, dava genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesine açılmakla mahkemece uyuşmazlığın ticari dava olarak nitelendirilmesi halinde dosyanın görevli Asliye Ticaret Mahkemesine intikalinden önce arabuluculuk dava şartının tamamlanması mümkündür (Yargıtay -----Karar sayılı ilâmı). Eldeki dosyanın 26.09.2024 tarihinde mahkememize intikal ettiği, ancak dava şartı arabuluculuk sürecine başvurulmadan dosyanın mahkememize geldiği anlaşıldığından zararın tazmini istemine yönelik davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Zararın tazmini istemine yönelik davanın dava şartı olarak arabuluculuğa tabi olup arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşıldığından, HMK 114 (2) ve 115 (2), TTK 5/A ve HUAK 18/A (2) maddeleri gereğince DAVANIN DAVA ŞARTI YOKLUĞU SEBEBİYLE USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 85.387,50 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 84.655,50 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar tarafından yapılan 370,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalılar vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ------ Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim