mahkeme 2024/560 E. 2025/683 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/560
2025/683
9 Eylül 2025
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/560 Esas
KARAR NO : 2025/683
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 06/08/2024
KARAR TARİHİ : 09/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkiline ait --------- plakalı aracın müvekkili şirket çalışanı şoför--------- tarafından evinin önüne park edildiğini, dava konusu hasarın oluşmasına sebebiyet veren kazanın gece saatlerinde gerçekleştiğini,--------- 08/06/2024 tarihinde sabah aracın yanına gittiğinde hasarlı olduğunu fark ettiğini, kolluk kuvvetlerine olayın ihbar edildiğini, trafik polisi tarafından aracın fotoğrafları çekilerek trafik kazası tespit tutanağının tanzim edildiğini, dava konusu olayla ilgili--------- başıyı soruşturma numarası ile şikayette bulunulduğunu, müvekkiline ait aracın --------- tarafından sigortalı olduğunu, sigorta şirketine başvuruda bulunulduğunu ve hasar dosyası açıldığını, hasar tazminatı ödemesinin davalı tarafından reddedildiğini, dava konusu aracın 24/07/2024 tarihinde müvekkili şirket yetkilisince servise götürüldüğünü ve aracın onarımının yaptırıldığını, aracın onarımı için servisin 44.500,00 TL'lik faturayı düzenlediğini, faturanın müvekkili tarafından ödendiğini, davalının müvekkiline ait aracın hasar faturasını karşılamaması sebebiyle müvekkilinin zararı olduğunu, aracın servis sürecinin 31/07/2024 tarihinde bittiğini ve aracın müvekkil şirket yetkilisine teslim edildiğini, bu sebeple 24/07/2024 - 31/07/2024 tarihleri arasında müvekkilinin araçtan mahrum kaldığını, bu nedenle araç mahrumiyet bedelini talep ettiklerini, meydana gelen kaza neticesinde müvekkil şirketin aracında değer kaybı oluştuğunu, kazanın araç park halindeyken gerçekleştiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşmanın sağlanamadığını iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL hasar tamirat bedelinin, 100,00 TL araç mahrumiyet bedelinin, 100,00 TL değer kaybı bedelinin kaza tarihi olan 08/06/2024 tarihinden itibarin işleyecek ticari avans faizleri ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, --------- plakalı aracın müvekkil sigorta şirketi nezdinde Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı olduğunu, davacının taleplerinin net olmadığını, taleplerin netleştirilmesi gerektiğini, müvekkiline yapılması gereken zorunlu başvurunun usulüne uygun olarak yapılmadığını, dava şartı eksikliği nedeniyle başvurunun reddi gerektiğini, davacının davasını kısmi dava şeklinde ikame etmesinde hukuki yarar bulunmadığını, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, alınan eksper raporunda da görüleceği üzere yapılan incelemede hasarın beyanda belirtildiği şekilde meydana gelmediğinin tespit edilmesi nedeniyle dosyanın olumsuz kapatıldığını, davanın reddi gerektiğini, dosyada bilirkişi tarafından inceleme yapılması gerektiğini, müvekkil şirket nezdinde düzenlenen Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında Değer Kaybı Ek Teminatı Klozu" ile düzenlendiği üzere sigortalı aracı kullanan sürücünün %100 kusurlu olduğu kazalar sonucu meydana gelen değer kaybı talepleri teminat kapsamı dışında bırakıldığını, huzurdaki davada tarafların kusur oranlarının bilirkişi marifetiyle tespiti akabinde değer kaybının da bilirkişi marifetiyle tespiti gerektiğini, dava konusu hasar bedeline ilişkin iskonto indirimi yapılmadan tazminat hesabı yapılmasının hukuka aykırı olacağını, davacının dava konusu talebin giderildiğine dair faturaları ibraz etmemiş olduğundan KDV ödeme yükümlülüğünün meydana geldiğini, müvekkilinin poliçe kapsamında araç mahrumiyeti zararından sorumlu olmadığını, dava konusu olayın çözümünün özel bilgi gerektirdiğini, ilgili kazanın tanzim edilen poliçe kapsamında teminat dışı hallere girip girmediği hususunda inceleme yapılması gerektiğini, müvekkilinin yapılan eksik evrakla başvuru sebebi ile temerrüdü gerçekleşmediğini, söz konusu faiz taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme aksı kanaatte ise hükmedilecek faizin yasal faiz olduğunu savunarak; davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER:-------- Başsavcılığı, ----------, ---------- Şti'ne, ---------- Başsavcılığı Müracaat İşlemleri Ve Nöbet Bürosu, ---------- Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı görüldü. 28/06/2025 tarihli bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu görüldü.
Tanık --------- 15/04/2025 tarihli duruşmada aşağıdaki şekilde beyanda bulunmuştur:"Ben davacı şirketin şoförü olurum, 2024 yılı haziran ayı idi, Cuma günü idi, evden işe çıktım, işimi hallettim, akşam 19:00-20:00 civarında işim bitti, saat 20:47'de ---------- giderek aracın tamirini bakımını yaptırdım, saati net olarak hatırlıyorum çünkü aracın durumuna ilişkin --------- grubundan görüntü gönderdim, ----------- işim yarım saat 40 dakika kadar sürdü, oradan eve gidişim 20 dakika, 21:40 gibi aracı evin önüne park ettim, ertesi gün birader sabah 09:00-10:00 civarında bize geldi, senin araca vurmuşlar dedi, aracın sol şoför farı, sol çamurluk ve ayna kırılmış/parçalanmış durumdaydı, ben gece herhangi bir çarpma sesi duymadım, komşulardan sordum gece 03:00 civarında kurban arabalarının geçtiğini söylediler, çarpma duyup duymadıklarını bilmiyorum, çarpan araç sürterek geçmiş, direk kafadan vurmamış, -------- aracı ne zaman alıp bıraktığım bellidir, 08 Haziran Cumartesi polisler geldiler, görüntü aldılar, ben şikayetimi doğrudan adliyeye savcılığa yaptım, akıbetini bilmiyorum, kimse beni çağırmadı" Makine Mühendisi --------- ve Sigorta Uzmanı --------- tarafından hazırlanan 28/06/2025 tarihli heyet raporunda aşağıdaki tespitlerin yapıldığı görülmüştür:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava, davacının maliki olduğu ve davalının ---------- numaralı kasko sigortacısı olduğu ---------- plakalı aracın karıştığı 07/06/2024 tarihli trafik kazası nedeniyle davacının maddi hasar, değer kaybı ve araç mahrumiyeti zararının giderilmesine ilişkin açtığı tazminat davasıdır.
Dava kısmi dava olarak açılmıştır.Dava konusu alacağın 07/06/2024 tarihli trafik kazası nedeniyle kaynaklandığı, alacağın KTK 109 maddesi uyarınca zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, alacağın kısmi dava ile talep edildiği, dava dilekçesine konu miktar yönünden 06/08/2024 tarihinde davanın açılmasıyla TBK 154/1-b.2 uyarınca zamanaşımının kesildiği, yine ıslah edilen kısım yönünden ıslah tarihi 11/07/2025 günü itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı, bu sebeple davaya ve ıslaha konu alacaklar yönünden zamanaşımının gerçekleşmediği kanaatine varıldığından davalının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir.Davalının yanlış ihbar nedenine dayalı olarak zararın kasko sigortası kapsamında kalmadığı yönündeki savunması bakımından;
Davalı tarafça ihbar beyanı ile hasarın uyumlu olmadığı, bu sebeple zarardan sorumluluğun bulunmadığı savunulmuştur. Bu kapsamda yapılan incelemede;
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409. Maddesi uyarınca "(1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. (2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir."6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1446. Maddesi uyarınca "(1) Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir. (2) Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması, ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir."---------- sayılı ilamı aşağıdaki gibidir:Mal sigortaları türünden olan kasko sigortasının teminat kapsamını belirleyen KSGŞ A/1 maddesine göre; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler ve fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin yol açacağı zararlar, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütünü sigortanın teminatı kapsamındadır.Diğer taraftan, poliçe tanzim tarihi ve olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 1409/1. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartları'nın A.5. maddesi ve TTK'nın 1446/2. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer.Mahkememizce yapılan değerlendirmede, yukarıda atıf yapılan yasa hükümleri ve Yargıtay ilamı da dikkate alındığında beyan yükümlülüğüne aykırı bir durum varsa, bunun ispat yükünü doğrudan değiştirmediği, somut olayın gerçekleşme biçimine göre olayın gerçekte sigortacının iddia ettiği şekilde ve teminat dışı olacak şekilde gerçekleştiği ispatlanırsa, aksini ispat külfetinin davacı üzerine geçtiği, yani olay davacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmemiş olması ihtimalinde dahi hala teminat kapsamında gerçekleşmiş olabileceği, aksini ispat külfetinin sigortacı üzerinde olduğu, somut olayda bilirkişi raporu ile yapılan tespitler dikkate alındığında, hasarın sigortalı aracın park edilmiş olduğu sokaktan geçen kamyonet ya da kamyon sınıfı kasalı bir aracın çarpması ile oluşmuş olabileceği, aksini ispat külfetinin davalı üzerinde olduğu, davalının aksini ispat edemediği, yine somut olayın gerçekleşme biçimine bakıldığında bildirimin doğru yapılmaması durumunda bile hasarın teminat kapsamında gerçekleştiği ve bu durumun tazminatın artmasına sebep olmadığı kanaatine varılmış, bu yöndeki davalı savunmalarına itibar edilmemiştir.
Değer kaybı ve araç mahrumiyeti zararının kasko poliçesi teminatı kapsamında olup olmadığı meselesi yönünden;
Zarar bir kimsenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalmadır. Malvarlığının zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durumla fiil sonucu aldığı durum arasındaki fark, zararı oluşturur. Zarar doğrudan olabileceği gibi dolaylı da olabilir. Dolaylı zarar, hukuka aykırı fiilin mağdura verdiği doğrudan zarara bağlı olarak eklenen bir sebeple mağdurun uğradığı zarardır. Dolaylı zararlardan hangilerinin tazmin edileceği uygun nedensellik bağının bulunup bulunmadığının araştırılmasını gerektirir.
Mahkememizce yapılan değerlendirmede, yukarıda yapılan açıklama dikkate alındığında değer kaybı zararının dolaylı zarar olarak kabul edilemeyeceği, zira (araç mahrumiyeti zararının aksine) doğrudan zarara bağlı olarak gelişen bir zarar kalemi olmadığı, zarara sebep olan haksız fiilin gerçekleşmesiyle oluşan doğrudan zarar kalemi niteliğinde olduğu, yerleşik Yargıtay içtihatları ile de değer kaybı zararının doğrudan zarar olarak kabul edildiği , bu anlamda değer kaybı zararının maddi hasardan kaynaklanan zarar kaleminden hukuki ve taraflar arasındaki kasko sözleşmesi bağlamında nitelik olarak farkının bulunmadığı, bu sebeple taraflar arasındaki kasko sigorta sözleşmesinin değer kaybı zararını da teminat altına aldığı, araç mahrumiyeti zararının ise aracın haksız fiil neticesinde hasara uğramasından dolayı onarım süresinde işletilememesinden dolayı araç sahibinin katlanmak zorunda kaldığı masraflara ilişkin zarar kalemi olduğu, bu anlamda dolaylı zarar kalemi olduğu ve kasko sigortası teminat kapsamında olmadığı kanaatine varılmış, davanın esası yönünden bu doğrultuda değerlendirme yapılmıştır. Maddi hasar ve değer kaybı zararının miktarına ve faize ilişkin Mahkememizce yapılan değerlendirmede, yukarıda açıklandığı üzere somut olayda zararın poliçe kapsamında olduğu, yine maddi hasar ve değer kaybına ilişkin taleplerin teminat kapsamında olduğu, araç mahrumiyeti zararının ise kasko teminatı dışında olduğu, bu yöndeki talebin reddinin gerektiği, yukarıda atıf yapılan bilirkişi raporu ile maddi hasar zararının 38.473,97 TL olduğu, değer kaybı zararının ise 9.600,00 TL olduğu, davanın kısmi dava olarak açıldığı, davacının maddi hasara ilişkin davasını 38.473,97 TL bedel üzerinden ıslah ettiği, değer kaybı ve araç mahrumiyeti zararına ilişkin talebini ise 100,00 TL üzerinden takip ettiği, davalının TTK 1427 uyarınca ihbar tarihinden itibaren 45 gün sonra temerrüte düşeceği, ancak bu süre geçmeden 04/07/2024 tarihinde tazminat talebinin reddedilmesi ile davalının temerrüte düştüğü, davacının tacir olması nedeniyle avans faize hükmedilmesi gerektiği, talebin de bu yönde olduğu kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Değer kaybına ilişkin vekalet ücreti yönünden;
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 5/2 maddesi uyarınca "Gerek kısmi dava gerekse belirsiz alacak ve tespit davasında mahkemece dava değerinin belirlenmesinden sonra davacı davasını belirlenmiş değere göre takip etmese dahi, yasal avukatlık ücreti, belirlenmiş dava değerine göre hesaplanır."
Mahkememizce yapılan değerlendirmede, her ne kadar değer kaybı yönünden davacı davasını 100,00 TL üzerinden takip etmişse de değer kaybı zararının 9.600,00 TL olarak tespit ve kabul edilmesi nedeniyle davacı lehine vekalet ücreti hesaplanırken değer kaybı zararına ilişkin alacağın tümü üzerinden değerlendirme yapılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davacının maddi hasar ve değer kaybına ilişkin tazminat davasının KABULÜ ile, maddi hasara ilişkin 38.473,97 TL ve değer kaybına ilişkin 100,00 TL olmak üzere toplam 38.573,97 TL maddi tazminatın 04/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının araç mahrumiyeti zararına ilişkin tazminat talebinin ESASTAN REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (38.573,97 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 2.634,98 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 427,60 TL peşin harç ve 655,34 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 1.552,04 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan 916,00 TL dava açma masrafı, 655,34 TL ıslah harcı ve 10.363,00 TL bilirkişi/posta masrafından ibaret 11.934,34 TL yargılama giderinin kabul/dava değeri oranına (38.573,97/38.673,97) göre 11.903,48 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan vekalet harcına ilişkin 148,30 TL yargılama giderinin ret/dava değeri oranına (100,00/38.673,97) göre 0,38 TL’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine,
7-Davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden tespit edilen alacak değeri (48.073,97 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (100,00 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 uyarınca hesaplanan 100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul/dava değeri oranına (38.573,97/38.673,97) göre 3.590,69 TL’sinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, bakiye 9,31 TL’sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile---------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/09/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.