Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/444
2024/930
10 Aralık 2024
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/444 Esas
KARAR NO: 2024/930
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/02/2021
KARAR TARİHİ: 10/12/2024
Mahkememiz -------- Esas, --------- sayılı kararı ---------- sayılı kararı ile bozularak mahkememize gönderilen İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalıdan olan fatura alacağı nedeniyle davalı aleyhine ---------İcra Müdürlüğünün ---------- E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının söz konusu takibe borcun aslına ve ferilerine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, Davalının itirazının haksız olduğunu, bu durumun fatura, defter, kayıtların incelemeleri sonucunda ortaya çıkacağını, dava açmadan önce arabulucuya başvurulduğunu, anlaşamamaya dair ----------- büro dosya numarası, ----------- arabuluculuk numaralı tutanak tutulduğunu, haksız itirazın kaldırılması için, işbu itirazın iptali davasını açmak zarureti doğduğunu, bu nedenlerle davalının icra dosyasına haksız itirazının iptali ile takibin devamına, davalı yanın 96 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, davacı yanın dava dilekçesinde taraflar arasındaki faturalar uyarınca davalıdan alacaklı olduğunu iddia ettiğini, bildirilen borç tutarının kabulü mümkün olmadığını, borcun hangi sebebe dayandığı, dayanağı, belgesi bilgisi ortaya konulmadığını, Davalı yanın davaya konu faturalara ilişkin herhangi bir hizmet almadığını, bu hususun ticari defter ve belgelerinin incelenmesi ile ortaya çıkacağını, haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep ettiklerini, davalının temerrüde düşürülmediğinden faiz talebi ve faiz oranının yerinde olmadığını, borcun likit ve belirlenebilir olmadığını, Takibin dayanağı olmadığından takibe konu asıl alacak ile birlikte istenen faizin, faiz tür ve oranının, sair ferilerinin de kabulü mümkün olmadığını, davacının faiz talebini gerektirir bir işlemi veya başka herhangi bir şekilde temerrüdün oluşmadığını, mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının reddine, davacı yanın % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki konaklama sözleşmesinden kaynaklanan konaklama bedeli alacağına ilişkin itirazın iptali davasıdır.
Mahkememizin --------- Esas ve----------- Karar sayılı 23/09/2021 tarihli ilamı ile "Tarafların tacir olması nedeni ile ticari defter ve kayıtlar kesin delil teşkil ettiğinden taraf ticari defter ve kayıtlarının mali müşavir bilirkişiden hizmetin verilip verilmediği hususunun tespiti noktasında rapor tanzimi istenilmiştir. Davacı tarafından ticari defter ve kayıtların ibraz edildiği, davalının ise ticari defter ve kayıtların ibraz edilmediği, davacı tarafından lehine delil teşkil eden ibraz edilen ticari defter ve kayıtlara göre davacıdan davalıdan muhtelif tarihli faturalara göre 8.039,15 TL alacaklı bulunduğu anlaşılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir" gerekçeleriyle "Davanı KABULÜ ile;1-Davalı borçlunun -------- İcra Dairesi ------- Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 8.039,15 TL ana para yönünden takibin DEVAMINA , işlemiş faize ve fazlaya ilişkin istemin REDDİNE," hükmedilmiş, anılan ilam --------- sayılı ilamı ile "Davalı borçlu vekili icra dosyasına verdiği itiraz dilekçesi ile; Borca ve ferilerine itiraz ettiğini belirtmişdir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davacının davadaki taleplerinin zamanaşımına uğradığını, takibe konu faturaların davalı müvekkiline tebliğ edilmediğini ve faturalara konu hizmetin alınmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davaya konu ---------İcra Müdürlüğünün ---------- E. Sayılı icra dosyası incelendiğinde; Alacaklı -----------Ş. Tarafından borçlu ---------Ş. Aleyhinde 06/12/2019 tarihinde konaklama bedeli açıklamalı 14/09/2017 tarih 1.934,40 TL., 18/07/2018 tarih 1.350,00 TL., 18/07/2018 tarih 1.729,00 TL., 27/07/2018 tarih 1.296,75 TL., 09/08/2018 tarih 1.729,00 TL. Olmak üzere toplam 8.039,15 TL. Asıl alacak, 910,85 TL. İşlemiş faiz olmak üzere toplam 8.950,00 TL. Alacağın tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe borçlunun itirazı üzerine 8.950,00 TL. Alacak üzerinden itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır.Davalı vekili cevap dilekçesi ile zamanaşımı definde bulunduğu, mahkemece 27/05/2021 tarihli ön inceleme duruşmasının 2 nolu ara kararı ile davalı vekilinin zaman aşımı itirazının tahkikat yargılamasında temel ilişkinin belirlenmesi sonrası değerlendirilmesine, karar verildiği halde mahkemece verilen hüküm gerekçesinde davalı tarafın zamanaşımı defi konusunda olumlu/olumsuz değerlendirme yapılmaması yerinde görülmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.Somut olayda, dava değeri 8.950,00 TL. olup mahmemece verilen hükümde, davanın kabulüne karar verildiği halde hükmün devamında takibin 8.039,15 TL ana para yönünden devamına , işlemiş faiz ve fazlaya ilişkin istemin reddine, yönelik kurulan hükmün kendi içerisinde ve hüküm gerekçesi ile de çelişki oluşturduğu ve verilen karar HMK'nun 297 ve 298/2 fıkralarına aykırılık oluşturmaktadır.Somut olayda, davalı tarafça takibe konu faturaların tebliğ edilmediği ve takibe dayanak faturalardaki konaklama hizmetinin alınmadığı ileri sürüldüğünden --------- sayılı içtihadı ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, fatura içeriği hizmetin verildiğinin ispat külfeti davacıya aittir.Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden rapor alınmasına karar verildiği, davalı tarafın bilirkişi incelemesine ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği, bilirkişi tarafından davacının ticari defterleri incelenmek suretiyle rapor düzenlediği ve mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır.Tek başına fatura düzenlenmesi ve faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olması alacağın ispatı için yeterli değildir. Davacının davalı tarafa fatura konusu konaklama hizmetinin verildiğini ve davalıdan alacaklı olduğunu ispatla yükümlü olup, davacı tarafından münhasıran davalının ticari defterlerine delil olarak dayanılmamış olduğuna göre davalı defterlerinin sunulmaması salt davacının ticari defterlerine göre davacının alacaklı olduğunun kabulüne olanak vermez. Davacının ticari defterlerinin dayanak belgelerle desteklenmesi gerekir.Bu nedenle mahkemece davacının ticari defterleri esas alınarak karar verilmesi doğru değildir.Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı verdiği 26/07/2021 tarihli beyan dilekçesinde; Davaya konu faturaların düzenlendikleri zamanlarda --------- ile davalıya gönderildiğini, tesellüm tutanağında geçen ---------, --------- eski adı olduğunu, faturaların kesinleştiğini, dilekçe ekinde kargo tesellüm belgelerini, faturaları ve davalı ile müvekkili arasındaki ticari ilişkiyi gösterir sözleşmeyi sunduğunu beyan edip beyan dilekçesi ekinde tesellüm içerik listesi başlıklı belge, kargo şirketi tarafından düzenlenen fatura ve davacı ile --------- arasında imzalanan Hotel Kontenjan Sözleşmesi başlıklı sözleşmeyi sunduğu, davalı vekili 23/09/2021 tarihli duruşmada; davacı iddiaları aksine --------- ve ---------- farklı şirketlerdir, faturaların müvekkili davalı şirkete teslim edildiği hususu ispatlanamamıştır, şeklinde beyanda bulunmuş olup bu durumda mahkemece, davacı vekilinin ibraz ettiği delillerin davalı vekilinin beyanları da gözetilerek incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Bu durumda mahkemece, öncelikle davalı tarafın zamanaşımı defi konusunda olumlu/olumsuz karar verilip alacağın zamanaşımına uğramadığı kanaatine varıldığı taktirde ise, -------- ve --------- aynı şirket olup olmadığının araştırılıp davacı vekili tarafından 26/07/2021 tarihli beyan dilekçesi ekinde ibraz edilen sözleşme, kargo tesellüm belgeleri de incelenerek sonucuna göre davaya ve takibe konu faturalardaki konaklama hizmetinin davacı tarafından davalıya verilip verilmediği, bu faturalardan kaynaklı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığının değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yukarıdaki şekilde karar verilmesi yerinde olmayıp davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde görülmüştür." gerekçeleriyle mahkememiz ilamı kaldırılmıştır. Eldeki davaya konu itiraz tarihinin 24/02/2020 olduğu, dava tarihinin 16/02/2021 olduğu, borca itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair bir delil bulunmadığı gibi, davanın da itiraz tarihinden 1 yıl içinde açılmış olduğu anlaşıldığından, davalının hak düşürücü süre itirazının reddine karar verilmiştir.Davanın konaklama bedelinden kaynaklanan itirazın iptali davası olduğu, alacağın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır: (...) 2. Otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi yerlerdeki konaklama bedelleri ile lokanta ve benzeri yerlerdeki yeme içme Bedelleri. (...)" hükmünü öngören 147/1-b.2 maddesi ve 149. maddesi uyarınca muacceliyetten itibaren 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, konaklama hizmetinin 14/09/2017 ilâ 09/08/2018 tarihleri arasında sunulduğunun iddia edildiği, zamanaşımının TBK 154/1-b.2 uyarınca 06/12/2019 tarihinde --------- İcra Dairesi'nin ---------- Esas sayılı takibinin yapılması ile kesildiği ve yeniden işlemeye başladığı, yine 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 16/2 maddesi uyarınca zamanaşımının 21/12/2020 ilâ 05/01/2021 tarihleri arasındaki arabuluculuk sürecinde durduğu, 16/02/2021 tarihinde davanın açılmasıyla TBK 154/1-b.2 uyarınca zamanaşımının yeniden kesildiği, bu sebeplerle dava tarihi itibariyle zamanaşımının gerçekleşmediği kanaatine varıldığından davalının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmiştir.Mahkememizin yukarıda ortaya konulan hükmünün davacı tarafından istinaf edilmediği anlaşılmakla hükmün takipteki faize yönelik alacak talebinin reddine dair kısmının davalı yönünden usulü kazanılmış hak kapsamında kaldığı anlaşılmış, bu yönden yeniden değerlendirme ve bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. Takip dayanağı faturalar bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere aşağıdaki gibidir:
Davalı ... ile dava dışı --------- Şirketi'nin --------- kayıtları UYAP üzerinden ve ---------- ---------- sitesinden (açık kaynaklardan) aşağıdaki şekilde incelenmiştir. -------- Şirketi'nin 30/01/2018 tarihli --------- ---------- Şirketi'nin 11/04/2019 tarihli --------- ----------- Şirketi'nin 15/04/2019 tarihli -----------11/03/2020 tarihli ------------
--------- Şirketi'nin 16/12/2022 tarihli --------- ---------- Şirketi'nin 14/06/2023 tarihli -----------Davalı ...'nin UYAP kayıtları üzerindeki yönetici ve ortakları --------- Davalı ...'nin 21/03/2018 tarihli ------------11/04/2019 Davalı ...'nin 27/12/2022 tarihli ----------- Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın taraflar arasındaki konaklama sözleşmesinden kaynaklanan konaklama bedeli alacağına ilişkin itirazın iptali davası olduğu, kaldırma ilamı kapsamında yapılan değerlendirmede, yukarıda da ortaya konulduğu üzere Davalı ... ile dava dışı ----------- Şirketi'nin yönetici ve ortaklarının kimlikleri ve şirketlerin adresleri itibariyle organik bağ bulunduğu, her ne kadar taraflar arasındaki sözleşme davacı ile dava dışı --------- Şirketi arasında akdedilmiş ise de davalıya kesilen dava konusu faturaların yine organik bağ bulunan dava dışı şirket tarafından teslim alındığı, şirketler arasındaki organik bağ sebebiyle davalının bu faturaları bildiği veya bilmesi gerektiğinin kabulünün gerektiği, faturalara süresi içerisinde itirazda bulunmadığı, bu sebeple aksini ispatlamakla mükellef olduğu, ancak bu yönde bir ispat faaliyeti de bulunmadığı, bu sebeple mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere davalının davacıya dava ve takip konusu faturalardan dolayı borçlu olduğu, kaldırma ilamına konu mahkeme hükmünün davacı tarafından istinaf edilmediği anlaşılmakla hükmün takipteki faize yönelik alacak talebinin reddine dair kısmının davalı yönünden usulü kazanılmış hak kapsamında kaldığı ve bu yönden yeniden değerlendirme ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek bulunmadığı, alacağın likit olması, alacaklının talebinin bulunması ve borçlunun itirazında haksız çıkması nedeniyle davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiği kanaatine varılmış, tüm bu gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalı borçlunun ----------- İcra Dairesi'nin ---------- Esas sayılı takibine yaptığı itirazın 8.039,15 TL asıl alacak yönünden İPTALİNE, takibin takip tarihi itibariyle 8.039,15 TL asıl alacak üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Kabul edilen alacağın (8.039,15 TL) yüzde 20'sine karşılık gelen 1.607,83 TL icra ve inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri (8.039,15 TL) üzerinden hesaplanan ve alınması gereken 549,15 TL karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak alınan 108,10 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 441,05 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan 175,90 TL dava açma masrafı, 38,40 TL vekalet harcı ve 1.050,00 TL bilirkişi/posta masrafından ibaret 1.264,30 TL yargılama giderinin kabul/dava değeri oranına (8.039,15/8.950,00) göre 1.135,63 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan 8,50 TL vekalet harcı ve 184,00 TL posta masrafından ibaret toplam 192,50 TL yargılama giderinin ret/dava değeri oranına (910,85/8.950,00) göre 19,59 TL’sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra resen ilgilisine iadesine,
7-Davacı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen dava değeri (8.039,15 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 uyarınca hesaplanan 8.039,15 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı yapılan yargılamada kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen dava değeri (910,85 TL) üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 uyarınca hesaplanan 910,85 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
9-6325 sayılı Yasa uyarınca genel bütçeden sarf edilen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul/dava değeri oranına (8.039,15/8.950,00) göre 1.185,66 TL’sinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, bakiye 134,34 TL’sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile----------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 10/12/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.