Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/364

Karar No

2024/905

Karar Tarihi

4 Aralık 2024

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/364 Esas
KARAR NO: 2024/905
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 20/07/2005
KARAR TARİHİ: 04/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ, DÜŞÜNÜLDÜ :
MAHKEMEMİZ ASIL DAVASINDA;İDDİA: Davacı vekili, dava dilekçesinde, özetle; müvekkili şirket ile davalı -------- arasında 02.02.1994 tarihli konut inşaat sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre müvekkilinin ---------- Mahallesi ----------- Pafta ---------- Ada ve ---------- Parselde kayıtlı arsa üzerinde davalı tarafından yaptırılmış, projeye uygun olarak ve 02.02.1994 tarihli sözleşmeyi tadil eden 12.07.1997 tarihli sözleşmenin 2. maddesi gereğince kooperatif tarafından verilen ödeme planı çerçevesinde işi yapıp, kooperatife teslim edeceğini, 12.07.1997 tarihli sözleşmenin 3. maddesinde "hakediş, tanzim edilen tutarı en geç 30 gün içerisinde müteahhide ödenecektir" hükmü bulunduğunu, bu çerçevede müvekkili tarafından konut inşaatına devam edilip, ---------- D. İş. dosyasında davalı tarafça yaptırılan tespitte de belirtildiği üzere konutların inşa edildiğini, davalı tarafından hakediş bedelleri imzalanmış olmasına rağmen bakiye 1.744.650.739 YTL hakediş bedeli alacağının halen ödenmediğini, bu yüzden davalı tarafa ----------- Noterliğinin 24.05.2005 tarih ---------- yevmiye nolu ihtarının keşide edilerek alacağı hakedişin imzalandığı tarihten 1 ay sonrasından başlamak üzere işlemiş ve işleyecek reeskont faizi ile birlikte ödenmesinin talep edildiğini ancak davalının ödeme yapmadığı gibi sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, davanın eser sözleşmesinden kaynaklı olarak hakediş bedellerinin davalıdan tahsiline yönelik alacak davası olup, sözleşmenin feshi üzerine kendileri tarafından -----------Noterliğinin 06.06.2005 tarih ------------ yevmiye nolu ihtarnamesinin davalı tarafa gönderilmek suretiyle feshin haksız olduğu ve bunun kendilerince kabul edilmediğinin bildirildiğini, davalı yandan olan alacaklarının gerek ticari defter ve kayıtlar, gerekse davalı tarafça imzalanmış hakediş bedelleriyle sabit olduğunu, değişik iş dosyasında 09.07.2004 tarihinde yapılan keşif neticesinde alman tespit raporu ile binaların %95'inin bitmiş olduğunun belirlendiğini, bu durumda sözleşmenin feshinin mümkün olmadığını, davalı tarafın temerrüde düşmüş olup öncelikle ifada geciktiği ödeme yükümlülüğünü faiziyle birlikte yerine getirmek zorunda olduğunu, müvekkili tarafından inşa edilen konutların hak sahiplerine teslim edildiğini belirterek davalı tarafından yapılan feshin haksızlığının ve geçersizliğinin tespitine, hak ediş bedellerinden bakiye 1.744.650,73 TL alacaklarından, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 60.000-TL alacağın işlemiş ve işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA-KARŞI DAVA: Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle: davacının taraflar arasında imzalanan sözleşmeler kapsamında belirlenen süreler dolmuş olmasına rağmen yapılması gereken işleri halen tamamlayıp teslim etmediğini, buna karşılık müvekkili tarafından peşin ödemelerin yapılmış olup sözleşme hükümlerinde belirlenen geçici kabul, kesin hesap, kesin kabul işlemlerinin taraflar arasında gerçekleştirilmediğini, bu noktada davacı tarafça yapılan imalatların kalite standart vs. gibi sorunları nedeniyle kooperatifin 05.06.2004 tarihli olağan genel kurulunda tüm hesap ve işlemlerin değerlendirilmesi için hesap tetkik komisyonu kurulmasına karar verildiğini ve ilk olarak davacı yana yapılan ödemelerin ve yaptığı işlerin kontrol edildiğini, inşaatların değerlendirilmesi için ---------- Asliye Hukuk Mahkemesinin ---------- D. İş dosyası ile bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, alınan rapora göre davacının yaptığı işlerin Bayındırlık fiyatlarıyla değerinin 11.2 Trilyon olduğu, müteahhit karı da eklendiğinde bedelin 11.9 Trilyona tekabül ettiği, buna karşılık davacı yana 2004 yılı Eylül ayına kadar yapılan ödemeler tutarının 13.3 Trilyon olduğunu, bu durumda davacı tarafa yaklaşık 1.3 Trilyon fazla ödeme yapıldığının tespit edildiğini, yapılan fazla ödeme nedeniyle önceki dönem yöneticileri hakkında ----------- Cumhuriyet Başsavcılığının ---------- sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, kooperatifin yeni dönem yönetim ve denetim kurullarınca detaylı inceleme yapılmak suretiyle rapor hazırlandığını ve davacı tarafça taahhüt edilen ancak tamamlanmayan işlerin derhal tamamlanması, iş teslimi sonrası taraflar arasında ibralaşmanın sağlanması, yarım kalan işlerin makul süre içerisinde davacı tarafça tamamlanmaması halinde kooperatif üyelerinin daha fazla mağdur olmaması için hukuksal yollara müracaat edilerek genel kurulun verdiği yetkilerin kullanılması gerektiği hususlarının tespit edildiğini, bu doğrultuda davacı yana --------- Noterliğinin 11.04.2005 tarih --------- Yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edilerek tespit edilen eksiklikler bildirilmek suretiyle süre de verilerek tamamlanması aksi halde gösterilen nedenlerden dolayı ifadan vazgeçilip sözleşmeden dönüleceğinin bildirildiğini, davacının cevabi ihtarname ile taleplerini kabul etmediğini ve hakediş tutarının ödenmesini istediğini, bunun üzerine de müteahhit firma ile aralarındaki sözleşmeyi feshettiklerini, mevcut durum itibariyle davacı firma tarafından taahhüt edilen işlerin taraflar arasında tesliminin ve geçici kabulün kesin hesabın yapılmadığını, kesin kabulün gerçekleşmediğini, kooperatif inşaatının büyük ölçüde tamamlanması ya da dairelerin kullanılıyor olmasının eserin teslimi anlamına gelmediğini, bu durumda davacı firmanın şartname hükümleri de dikkate alınarak temerrüde düşürülmesi ve akdin feshinin mümkün olduğunu, sözleşmede teslim tarihi açıkça yazmasına rağmen teslimin gerçekleşmeyip borcun uzun zaman önce muaccel olduğunu, sözleşme süresi içerisinde ifayı imkansız kılacak özel bir durum doğmadığını, kooperatif üyelerinin mecburiyetten dolayı teslim öncesi binaya yerleştiğini, bunun ifa anlamına gelmeyeceğini, müvekkilinin hiçbir mecburiyeti olmadığı halde davacıyı edimlerini ifaya davet edip makul süre vermesine rağmen sonuç alınamaması nedeniyle sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmelerde atıfta bulunulan Bayındırlık İşleri Genel Şartname Hükümlerine göre işin müteahhide teslimi için geçici kabulün yapılması bunun için de müteahhit tarafından iş sahibine yazılı dilekçe ile geçici kabul istediğinde bulunulması ve akabinde geçici kabul heyeti kurulması gerektiğini (madde 41/1) bu koşulların hiçbirinin gerçekleşmediğini, bu şartname hükümlerine dayanılarak da iş akdinin feshinin mümkün olduğunu, karşı davasında ise; ---------- D. İş dosyasında alınan bilirkişi raporunda belirlenen değerler dikkate alındığında karşı davalıya 1.3 Trilyon fazla ödeme yapıldığının belirlendiğini, bu maddi kaybın haricinde halihazırda yapımı bitmiş olan inşaat işlerinin önemli bir kısmının sözleşme koşullarına ve Bayındırlık Bakanlığı Teknik Şartnamesine aykırı olduğu, bu işlerin sözleşme koşullarına uygun hale getirilmesi için önemli harcamalar gerektiği, bir kısım işlerin eksik ve ilgili kurumların teknik şartnamelerine uygun olarak yapılmadığı, bu nedenle yeniden birçok harcama yapılması zorunluluğunun doğduğu, sözleşmede yazılı vergisel yükümlülüklerin yerine getirilmemiş olmasından dolayı kooperatif aleyhine ciddi vergisel sorunların doğacağı, kalan inşaat ve çevre düzenleme işlerinin tamamlanması için önemli harcamalar yapılmasının zorunlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla karşı davalı şirkete fazladan yapılan ödemelere mahsuben 5.000 TL, yapılan işlerin sözleşmelere uygun hale getirilmesi için harcanmak zorunda kalınacak bedele mahsuben 2.000 TL, bir kısım işlerin ilgili kurumların teknik şartnamelerine aykırı yapılmasından dolayı bu işlerin uygun hale getirilmesi için yapılacak harcamalara mahsuben şimdilik 1.000 TL, davalı şirketin tamamlamadığı inşaat ve çevre düzenlemesi işlerinin yapılması için harcanacak bedele mahsuben şimdilik 1.000 TL, sözleşmeden doğacak vergisel yükümlülüklerin yerine getirilmemesinden dolayı doğacak zararlara mahsuben şimdilik 1.000 TL'nin ilgili dönemlerden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte olmak kaydıyla toplam 10.000 TL'nin davalı taraftan tahsiline, asıl davanın reddine karar verilmesini talep ve karşı dava etmiştir.

---------- ESAS SAYILI DAVASINDA;İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı --------- arasında 02.04.1994 tarihli Konut İnşaat Sözleşmesinin imzalandığını, bu sözleşme ve yine taraflar arasında imzalanan 02.02.1994 tarihli sözleşmeyi tadil eden 12.07.1997 tarihli sözleşmenin 2. maddesine göre, müvekkilinin davalı --------- tarafından verilen ödeme planı çerçevesinde işi yapıp davalı Kooperatife teslim edeceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin sözleşme konusu iş ve imalatları eksiksiz olarak yerine getirdiğini, fakat davalı kooperatifin hakedişe bağlanan bedelleri ödemediğini, bu nedenle 1.744.650.739- TL alacağın ödenmesi için davalı kooperatife ihtarname gönderildiğini, ancak davalı kooperatifin ödeme yapmadığını ve gönderdiği ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini müvekkili şirkete bildirdiğini, feshin haksız olduğunu, ---------- değişik iş sayılı dosyasında yaptırılan tespitte binaların % 95'inin Tamamlandığının belirtildiğini, davalı -------- aleyhine 1.744.650.739 TL alacağın tahsili için --------- Esas sayılı davanın açıldığını, bu dava ile de sözleşme konusu inşaatın bodrum katında davalı kooperatifin isteği üzerine yapılan değişiklikler neticesinde, inşaat imalat alacak bedeli için 299.806,48 TL ve inşaat nakliye bedeli için 47.114,94 TL olmak üzere toplam 346.921,42 TL alacağın 14.06.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı kooperatiften tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

BİRLEŞEN DAVADA SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin 02.04.1994 ve 12.07.1997 tarihli sözleşmelere istinaden müvekkili kooperatifin inşaat işlerini, çevre düzenlemesi ve peyzaj işleri de dahil anahtar teslim usulü ile üstlendiğini, bu sözleşmelerde belirtilen sürelerin dolmasına rağmen yapılması gereken inşaat işlerinin tamamlanıp teslim edilemediğini, buna karşılık davacı şirkete kooperatif tarafından peşin ödemeler yapıldığını, ancak sözleşme hükümlerinde belirtilen geçici kabul, kesin hesap ve kesin kabul işlemlerinin taraflar arasında gerçekleşmediğini, hesap tetkik komisyonunun yaptığı tetkikte müvekkili kooperatifin davacı müteahhide hakedişinden yaklaşık 1.300.000 TL fazla miktarda ödeme yapıldığını tespit ettiğini, müvekkili kooperatifin davacıya 11.04.2005 tarihli ihtarnameyi göndererek taahhüt edilen işlerin 30 gün içinde tamamlanmaması halinde sözleşmeden dönüleceğini bildirdiğini, bu ihtar üzerine davacı şirketin müvekkili kooperatiften 24.05.2005 tarihi itibariyle 1.744.650.739 TL alacak iddiasında bulunduğunu, bunun üzerine müvekkili kooperatif tarafından 25.05.2005 tarihli ihtarname keşide edilerek sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, bunun üzerine davacı şirketin 1.744.650.739 TL alacak iddiasıyla --------- Asliye Ticaret Mahkemesinde müvekkili ---------- aleyhine dava açtığını, bu davaya müvekkili --------- tarafından 1,3 trilyonluk fazla ödemeden dolayı karşı dava açıldığını, davacı şirketin 5 yıl sonra yeniden aynı sözleşmelere dayanarak başka bir dava açmasının kötü niyetini gösterdiğini, davaların birleştirilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVANIN AŞAMALARI: Taraflar arasındaki asıl, birleşen ve karşılık “alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; kapatılan ---------- Asliye Ticaret Mahkemesince asıl davanın 1.735.262,82 TL. üzerinden kabulüne, karşı davanın reddine, taraflarca takip edilmeyen birleşen davanın ise açılmamış sayılmasına dair verilen 27.12.2011 gün ve -------- E.-------- K. sayılı kararın davalı-karşı davacı --------- vekili tarafından istenilmesi üzerine, yüksek ----------- sayılı kararı ile; “...Asıl dava, davalı iş sahibi --------- tarafından yapılan feshin haksızlığının tesbiti ile bakiye iş bedelinin tahsiline karar verilmesi; karşı dava, yüklenici şirkete fazla yapılan ödeme ile eksik ve kusurlu işler bedelinin tahsili ve tazminat, yüklenici şirket tarafından açılan birleşen dava ise sözleşme dışı yapılan fazla işler bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın ıslahla arttırılan miktar da dikkate alınarak kabulüne, karşı davanın reddine, birleşen davanın esası hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına dair verilen karar davalı ve karşı davacı iş sahibi -------- tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında 02.02.1994 tarihli “Konut İnşaat Sözleşmesi” ve 12.07.1997 tarihli “02.02.1994 tarihli konut inşaat sözleşmesine ek sözleşmedir.” başlıklı adi yazılı şekilde yapılmış sözleşmeler düzenlenmiş olup; bu sözleşmeler 818 Sayılı Borçlar Yasası'nın 355. maddesi hükmünde tanımı yapılan eser sözleşmesi niteliğindedir.Asıl davada, davacı yüklenici şirket, asıl ve ek sözleşme hükümleri uyarınca, edimini yerine getirdiğini, sözleşme konusu inşaatları %95 oranında tamamladıktan sonra davalı kooeparatifin sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini belirterek, feshin haksızlığının ve geçersizliğinin tesbitiyle bakiye iş bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Yüklenicinin iş bedeline hak kazanabilmesi için, inşaatı sözleşmeye, plân ve projesine, imar mevzuatı ve teknik kurallara uygun biçimde yapıp, iş sahibine teslim etmesi gerekmektedir. Somut olayda; mahkemece, alınan 02.06.2008 tarihli bilirkişi raporunda “davaya konu inşaatların belediyece tastik edilmiş mimari, statik, tesisat, kalorifer ve ısı yalıtım projeleri ile yine belediyesince düzenlenerek onaylanmış inşaat ruhsatı bulunmadığından dava konusu binaların kaçak yapı durumunda bulunduğu” belirtilmiştir. 3194 Sayılı İmar Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca, 26. maddede sayılan istisnalar dışında tüm yapılara yapı ruhsatı alınması zorunludur. Ruhsat verilmesi için gerekli şartlar İmar Kanunu'nun 22. maddesinde gösterilmiştir. Aksine sözleşmede hüküm yoksa ruhsat alma yükümlülüğü iş sahibine aittir. Taraflar arasındaki gerek asıl ve gerekse ek sözleşmede yapı ruhsatı alınması ediminin yükleniciye ait olduğu kararlaştırılmadığından 3194 Sayılı İmar Kanunu'nun 30. maddesi hükmü gereğince, yapı ruhsatını almak edimi iş sahibi kooperatife aittir. Ruhsat alınmadan ya da ruhsat alınsa bile alınan ruhsata uygun yapılmayan inşaatlar “kaçak inşaat” olarak tanımlanır. Daire'mizin yerleşik uygulama ve içtihatlarına göre de, emredici hukuk kurallarını içeren 3194 Sayılı İmar Kanunu hükümlerine aykırı yapılan yapı, “kaçak yapı” niteliğinde olduğundan yasal hale getirilmedikçe ekonomik değer ifade etmez. Ekonomik değer taşımadığı için de yüklenici bu nitelikteki iş ve imalâtın bedelini isteyemez. Ancak; işin yasal duruma getirilmesi halinde yüklenici, hakettiği iş bedelini talep edebilir.
Hâl böyle olunca, öncelikle davalı iş sahibi kooperatifin edimi kapsamında olduğundan inşaatların yasal hale getirilmesi ve yapı ruhsatının alınabilmesi için iş sahibi kooperatife yeterli süre ve yetki verilmesi; kooperatifin yapı ruhsatı alıp inşaatları yasal hale getirmemesi durumunda aynı sebeple, yüklenici şirkete yetki ve uygun süre verilmesi, verilecek yetki ve uygun süreye rağmen yasal hale getirilmemesi durumunda inşaatların ekonomik değerinden söz edilemeyeceğinden, yüklenici tarafından açılan asıl davanın reddine karar verilmesi gerekir.
İnşaatların yasal hale getirilmesi durumunda ise; dosya kapsamından ----------- Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11.09.2006 tarihli iddianamesi ile içlerinde yüklenici şirket yetkilisinin ve --------- yetkililerinin de bulunduğu birçok sanık hakkında zimmet ve görevi kötüye kullanmak suçlarından ---------- esas numarasına kayıtlı dosyasında kamu davası açıldığı ve bu davanın halen derdest olduğu anlaşılmaktadır. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca, ceza yargılamasında subuta eren maddi olgular hukuk hakimini bağlar. Bir başka deyişle, ceza davasında subuta eren maddi vakıaların hukuk davasında nazara alınacağı açıktır. Ceza mahkemesinin uyuşmazlık konusu olayın tesbitine, diğer bir söyleyişle olayın varlığına ve sanık tarafından işlendiğine ilişkin maddi olgular hakkındaki kesinleşmiş saptaması, aynı konudaki hukuk mahkemesinde de kesin hüküm oluşturur. O halde, görülmekte olan ceza davasının sonuçları temyize konu hukuk davasını etkileyeceğinden mahkemece ---------- Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılaması sürdürülen davanın sonucunun beklenmesi, ceza davasında verilecek karar kesinleştikten sonra, ceza davasında subuta eren maddi olgular ve toplanan tüm deliller de değerlendirilmek suretiyle gerçeğin ortaya çıkması için görevlendirilecek 3 kişilik konusunda uzman bilirkişi heyetiyle mahallinde keşif yapılması, denetime elverişli ve gerekçeli rapor alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde yüklenicinin hakettiği iş bedelinin tutarının saptanması gerekir.Açıklanan hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda dosyanın aktarıldığı Mahkememizin 15/04/2015 tarih, --------- esas, ---------- karar sayılı ilâmıyla önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararını davalı-karşı davacı vekili vekilleri temyiz etmiş olup, dosyanın gönderildiği yüksek ----------- sayılı ilâmındaki; "Asıl ve karşı dava ile birleşen davalar eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemlerine ilişkindir. Davacı vekili müvekkili ile davalı arasında akdedilen asıl ve ek sözleşmeler gereği davalıya ait arsa üzerinde inşaat yaparak teslim ettiğini, bağımsız bölümlerin kullanılmaya başlandığını ancak davalı yanca bedelin bir kısmının ödenmediğini ileri sürerek davalı tarafından yapılan feshin haksızlığının ve geçersizliğinin tespitine, hak ediş bedellerinden bakiye 1.744.650,73 TL alacaklarından, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 60.000,-TL alacağın işlemiş ve işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada ise (eldeki davanın açıldığı tarihte) yapılan ek işlere ilişkin alacak dava konusu edilmiştir. Davacı vekili 28.10.2010 günlü ıslah ile dava değerini 1.735.262,82 TL'ye çıkartmıştır. Davalı vekili davacının taahhüt ettiği sürede inşaatı tamamlayamadığını, binanın Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesine uygun evsafta olmadığını, bu sorunun giderilebilmesi için ilave masraf yapılması gerektiğini; davacının vergi ve diğer yasal sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle kooperatife mali külfet getirildiğini, davalı yetkilileri ile müvekkili kooperatifin eski yöneticileri arasında yapılan işlemlerle aslında 1.300.000,-TL civarında fazla ödeme yapıldığının saptandığın ve önceki yönetimin ibra edilmediğini, ayrıca ilgililer hakkında ceza kovuşturması başlatıldığını, eksikliklerin giderilmesi için ihtarla verilen sürenin sonunda karşı yanın edimini yerine getirmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, geçici ve kesin kabulün ve kesin hesabın yapılmadığını, bağımsız bölümlerin kullanılmaya başlanmasının teslim anlamına gelmeyeceğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiş;Karşı davasında davacıya yapılan 1.300.000,-TL civarındaki fazla ödemenin şimdilik 10.000,-TL'lik kısmının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece davacı yanın yaptığı imalatlar ve davalının ödemeleri dikkate alınarak asıl davanın 1.735.262,82 TL. üzerinden kabulüne, karşı davanın reddine, taraflarca takip edilmeyen birleşen davanın ise işlemden kaldırıldığından (HMK.m.150), bu dava hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına dair verilen karar, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazı üzerine Özel Dairece yukarıda gösterilen gerekçelerle bozulmuş, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkemece davacı yüklenicinin ruhsat alma yükümlülüğünün bulunmadığı, davacının eseri tamamlayıp teslim ettiğinin, böylelikle sözleşmeden doğan edimini tam olarak ifa ettiğinin tartışmasız olduğu ve bu aşamadan sonra ceza yargılaması sonucunun da eldeki davayı etkilemeyeceği gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından eser sözleşmesi uyarınca yapının ruhsata bağlanması yükümlülüğünün yüklenicide mi yoksa iş sahibinde mi olduğu, bu eksikliğin giderilmesinin mümkün olup olmadığı ve bedel talebinin buna bağlanıp bağlanamayacağı ve kooperatif yöneticileri ve davacı şirket yetkilisi hakkında sürdürülen ceza yargılamasının eldeki dosyaya etkisinin olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Asıl ve birleşen dosya davacısı ---------- yüklenici, davalı ve karşı davacı ----------- Kooperatifi ise arsa malikidir. Taraflar arasında 02.02.1994 günlü asıl ve 12.07.1997 tarihli ek eser sözleşmeleri yapılmış, bununla yüklenici arsa üzerine bedeli karşılığı bina yapmayı üstlenmiştir. İş sahibinin ödemeyi borçlandığı bir bedel karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirip teslim etmeyi üstlendiği sözleşmeye "eser sözleşmesi" denir . Tanımından da anlaşılacağı gibi eser sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Yüklenicinin sözleşmeden doğan asli borcu bir eser meydana getirerek bunu iş sahibine teslim etmektir . Meydana getirilerek iş sahibine teslim edilen eserin "ayıpsız" olması gerekir. Kanun ayıbın açık tanımını vermemiştir. Ancak ayıbın ağırlığı konusunda bir sıralama yapmıştır. Kanuna göre eserin "...iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı" olmasını, "aşırı masraf gerektirmemesi halinde onarımın mümkün olması" halinden ayırmıştır (818 s. BK.m.360/I-II; 6098 s. TBK.m.475/1-3). Öğretide ağırlıkla benimsenen tanıma göre; meydana getirilen eserin sözleşmede belirtilen nitelikleri taşımaması ya da dürüstlük kuralına göre eserde bulunması gereken niteliklerden yoksun olması halinde eserin ayıplı olduğu kabul edilmektedir Gerek öğretide gerekse uygulamada ayıp maddi, hukuki, ekonomik ve estetik ayıp olarak tasnif edilmektedir. Bu tasnif içinde "hukuki ayıp" üzerinde durmakta yarar vardır. Hukuki ayıp edim konusu üzerinde, alıcının ondan yararlanmasını veya onun üzerinde tasarruf etmesini engelleyen, malın değerini veya ondan beklenen faydayı etkileyen ve genellikle- kamu hukukundan doğan sınırların bulunmasıdır . Nitekim 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 21 nci maddesi uyarınca, anılan Yasanın kapsamına giren bütün yapılar için yapı (inşaat) ruhsatı alınması şarttır. Yasanın 22 nci maddesine göre yapı ruhsatı almak için belediye veya valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilmelidir; dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge), mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Eğer yapı ruhsatsızsa ya da ruhsat ve eklerine aykırı olarak inşa edilmiş ve ruhsata uygun hale de getirilemiyorsa binanın yıkılması gerekir (İmar K.m.32). Ayrıca ruhsatsız yapılarla ilgili idari müeyyideler de uygulanır (m.42). Hemen belirtmek gerekir ki İmar Kanunundaki hükümler kamu düzenine ilişkin olup mahkemeler ve Yargıtay'ca re'sen gözetilir. Meydana getirilen eserdeki ayıp hükümleri ile İmar Kanunu maddelerinin bir arada değerlendirilmesinden, ruhsatsız bir yapının fiziksel (maddi) anlamda eksiksiz olması halinde dahi hukuken ayıplı sayılacağı ve yüklenicinin ayıptan doğan sorumluluğuna gidilebileceği sonucuna varılmaktadır. Öte yandan yüklenicinin eser meydana getirip teslim etme borcunun karşısında, eser sözleşmesinin iş sahibine yüklediği edim "bedeli ödemek"tir . Sözleşmenin koşulları ya da özelliğine göre daha sonra ifa hakkı bulunmadıkça, karşılıklı edimler içeren sözleşmelerde, sözleşmenin ifasını isteyen tarafın öncelikle kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir . Eser sözleşmesinde de yüklenicinin bedelin ödenmesini istemesi, eseri ayıpsız biçimde teslim etmesi ya da etmeye hazır olduğunu bildirmesi koşuluna bağlıdır. İş sahibi ayıplı eseri teslim almaya zorlanamaz; bu durumda iş sahibinin bedel ödeme borcu da muaccel olmaz. İş sahibi ayıp giderilinceye kadar ödemeden kaçınabilir . Edim konusu inşaat (bina yapımı) olan eser sözleşmeleri bakımından binanın sözleşme ve eklerine, fen ve sanat kaidelerine, tasdikli projeye, ruhsata ve diğer imar düzenlemelerine uygun olması şarttır; aksi takdirde eserin ayıplı olduğu sonucuna varılır ve bu halde yüklenici iş bedeline hak kazanamaz. Sözleşmede aksi kararlaştırılmış olmadıkça yapı ruhsatı almak yükümlülüğü iş (arsa) sahibine aittir; bu mükellefiyetin yerine getirilmesi yükleniciden beklenemez. Ancak basiretli bir iş adamı sıfatını taşıyan ehil bir yüklenicinin de ruhsat ve proje olmaksızın inşaata başlamaması ve bunu sürdürmemesi gerekir. Yüklenici bu ilkenin aksine davranmış ise, başka deyişle ruhsat ve gerekli izinleri almaksızın binayı tamamlamışsa iş bedeline hak kazanamaz. Böyle bir durumda yüklenicinin iş bedeline hak kazanabilmesi eğer mümkünse proje ve ruhsat eksiklerinin giderilmesine bağlıdır. Aynı şekilde iş sahibi de projesi ve ruhsatı olmayan bir inşaatta mevcut eksiklik ve kusurlu işlerin giderim bedelini isteyemez. Somut olaya bakıldığında;--------- Belediye Başkanlığı İmar Müdürlüğünün cevabi yazısında dava konusu taşınmaz için bir projenin bulunmadığı belirtilmiş; aynı birimin 30.09.2014 gün ve -------- sayılı yazısında taşınmazla ilgili bir imar parselasyonunun bulunmadığı, bu nedenle herhangi bir imar uygulamasının yapılamayacağı ve inşaat hakkında çok sayıda yapı tatil zaptının tutulduğu bildirilmiştir. Yine dosyada bulunan ---------- İş sayılı dosyasında yapılan tespit sonucu düzenlenen 19.10.2004 tarihli bilirkişi raporu ile dava dosyasında görüşüne başvurulan bilirkişilerce hazırlanan 02.06.2008 günlü raporda da davaya konu inşaatların belediyece tasdik edilmiş mimari, statik, tesisat, kalorifer ve ısı yalıtım projelerinin bulunmadığı" ve ruhsatsız durumdaki dava konusu binaların "kaçak yapı" niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Yüklenicinin de proje ve yapı izin belgesi (inşaat ruhsatı) bulunduğuna dair bir iddiası yoktur. Yukarıdan beri açıklanan ilkeler ve somut olay bir arada değerlendirildiğinde ilke olarak ruhsata bağlanmamış inşaat nedeniyle yüklenicinin iş bedeli isteyemeyeceği tartışmasızdır. Ancak Yargıtay'ın son yıllardaki uygulamasında, sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesinin yüklenicinin mağduriyetine neden olduğu da dikkate alınarak, mahkemenin öncelikle onaylı projesi ve yapı izin belgesi bulunmadan yapılan inşaatın imar mevzuatına uygun hale getirilmesinin mümkün olup olamayacağının ilgili idarelerden sorulması ve bilirkişiden alınacak ek raporla saptanmasının gerektiği; bu araştırma ve incelemenin yapılmasından sonra binanın hiç bir şekilde proje ve ruhsata bağlanmasının mümkün olmayacağının anlaşılması halinde, ki böyle bir durumda yıkılması gereken binanın ekonomik değerinin de olmadığı gözetilerek, yüklenicinin açtığı imalat bedeline ilişkin davanın reddinin lazım geldiği benimsenmiştir. Binanın yasal hale getirilmesinin mümkün olduğunun anlaşılması halinde ise (yapı izin belgesi almak yükümlülüğü iş sahibine ait olduğundan) öncelikle iş sahibine gerekli projeleri hazırlayıp inşaatı ruhsata bağlatması için süre verilmeli, adı geçenin bunu yerine getirmemesi halinde yüklenicinin bu gerekliliği sağlayabilmesine olanak tanınmalı ve bina yasal hale getirilirse yüklenicinin imalat bedelini isteyebileceği aksi takdirde bedel isteyemeyeceği kabul edilmelidir. Karşı dava bakımından inşaatların yasal hale getirilmesi durumunda ceza yargılamasına ilişkin dosyanın bekletici mesele yapılması konusundaki bozma ve buna yönelik direnme kararına gelince;Bu noktada öncelikle ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, diğer bir deyişle ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayacağı konusu üzerinde durmakta yarar vardır:Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda 6098 s. Türk Borçlar Kanununun 74 üncü maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin medeni hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır.6098 s. Türk Borçlar Kanununun konuyu düzenleyen 74 üncü maddesi:
"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz" hükmünü amirdir. Bu açık hüküm karşısında ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır .
Hukuk yargılaması usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hakimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hakimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O halde ceza mahkemesinin maddi nedensellik (illiyet) bağını tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hakimini bağlamasına, Türk Borçlar Kanunu'nun 74 üncü maddesi bir engel oluşturmaz .Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut durum değerlendirildiğinde;---------- E. numarasına kayıtlı dosyasında "zimmet ve görevi kötüye kullanma" isnadıyla açılan dava sonunda verilen karar, ---------- sayılı kararla, içlerinde davalı --------- yöneticileri ile davacı şirket yetkililerinin de bulunduğu bir kısım sanıklar için araştırmaya yönelik olarak bozulmuştur. Bu haliyle anılan davanın halen derdest olduğu anlaşılmaktadır. Bozma sonrası yapılacak yargılamada verilen kararın eldeki alacak davasını etkileyeceği tartışmasızdır. Bu durumda Ağır Ceza Mahkemesinde yargılaması sürdürülen davanın sonucunun beklenmesi, ceza davasında verilecek karar kesinleştikten sonra, ceza davasında sübuta eren maddi olgular ve toplanan tüm deliller de değerlendirilmek suretiyle gerçeğin ortaya çıkması için görevlendirilecek konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetiyle mahallinde keşif yapılması, denetime elverişli ve gerekçeli rapor alınması ve bu suretle asıl ve ek raporlar ve ek raporların kendi aralarındaki çelişkilerin giderilmesi sağlanarak (HMK.m.281) oluşacak sonuç çerçevesinde yüklenicinin hak ettiği iş bedelinin tutarının saptanması gerekir. Son olarak; birleşen davanın açılmamış sayılmasına (HMK.m.150) karar verilmesine rağmen "...davalı vekili için takdir olunan 1.500,-TL. vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine," şeklinde kurulan hüküm de Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326/1 inci maddesine aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır." şeklindeki gerekçeyle Mahkememizin direnme kararının bozulmasına karar verilmiş ve Mahkememizce bozma ilâmına uygun şekilde yeniden yargılama yapılmıştır.

DAVANIN VE ÇEKİŞMELİ KONULARIN TESPİTİ, DELİLLER, DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ NEDENLER VE SONUÇ: 1-Davanın, istemlerin ve bozma ilâmları doğrultusunda yapılacaklarının tespiti: Asıl ve karşı dava ile birleşen davalar eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili ----------Şti. ile davalı ---------- arasında akdedilen asıl ve ek sözleşmeler gereği davalıya ait arsa üzerinde inşaat yaparak teslim ettiğini, bağımsız bölümlerin kullanılmaya başlandığını ancak davalı yanca "bedelin bir kısmının ödenmediğini" ileri sürerek davalı tarafından yapılan feshin haksızlığının ve geçersizliğinin tespitine, hak ediş bedellerinden bakiye 1.744.650,73 TL alacaklarından, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 60.000,-TL alacağın işlemiş ve işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada ise asıl davanın açıldığı tarihte yapılan ek işlere ilişkin alacak dava konusu edilmiştir. Davacı vekili 28.10.2010 günlü ıslah dilekçesi ile asıl dava değerini 1.735.262,82 TL'ye çıkartmıştır. Davalı vekili, davacının taahhüt ettiği sürede inşaatı tamamlayamadığını, binanın Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesine uygun evsafta olmadığını, bu sorunun giderilebilmesi için ilave masraf yapılması gerektiğini; davacının vergi ve diğer yasal sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle kooperatife mali külfet getirildiğini, davalı yetkilileri ile müvekkili kooperatifin eski yöneticileri arasında yapılan işlemlerle aslında 1.300.000,-TL civarında fazla ödeme yapıldığının saptandığın ve önceki yönetimin ibra edilmediğini, ayrıca ilgililer hakkında ceza kovuşturması başlatıldığını, eksikliklerin giderilmesi için ihtarla verilen sürenin sonunda karşı yanın edimini yerine getirmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, geçici ve kesin kabulün ve kesin hesabın yapılmadığını, bağımsız bölümlerin kullanılmaya başlanmasının teslim anlamına gelmeyeceğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiş, karşı davasında davacıya yapılan 1.300.000,-TL civarındaki fazla ödemenin şimdilik 10.000,-TL'lik kısmının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememizce davacı yanın yaptığı imalatlar ve davalının ödemeleri dikkate alınarak asıl davanın 1.735.262,82 TL. üzerinden kabulüne, karşı davanın reddine, taraflarca takip edilmeyen birleşen davanın ise işlemden kaldırıldığından (HMK.m.150), bu dava hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına dair verilen karar, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazı üzerine yüksek ----------- sayılı ilâmıyla bozulmuş, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkememizce davacı yüklenicinin ruhsat alma yükümlülüğünün bulunmadığı, davacının eseri tamamlayıp teslim ettiğinin, böylelikle sözleşmeden doğan edimini tam olarak ifa ettiğinin tartışmasız olduğu ve bu aşamadan sonra ceza yargılaması sonucunun da eldeki davayı etkilemeyeceği gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.Direnme kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Direnme yolu ile yüksek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından eser sözleşmesi uyarınca yapının ruhsata bağlanması yükümlülüğünün yüklenicide mi yoksa iş sahibinde mi olduğu, bu eksikliğin giderilmesinin mümkün olup olmadığı ve bedel talebinin buna bağlanıp bağlanamayacağı ve --------- yöneticileri ve davacı şirket yetkilisi hakkında sürdürülen ceza yargılamasının eldeki dosyaya etkisinin olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Asıl ve birleşen dosya davacısı -------- yüklenici, davalı ve karşı davacı ---------- ise arsa malikidir. Taraflar arasında 02.02.1994 günlü asıl ve 12.07.1997 tarihli ek eser sözleşmeleri yapılmış, bununla yüklenici arsa üzerine bedeli karşılığı bina yapmayı üstlenmiştir. İş sahibinin ödemeyi borçlandığı bir bedel karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirip teslim etmeyi üstlendiği sözleşmeye "eser sözleşmesi" denir . Tanımından da anlaşılacağı gibi eser sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Yüklenicinin sözleşmeden doğan asli borcu bir eser meydana getirerek bunu iş sahibine teslim etmektir. Meydana getirilerek iş sahibine teslim edilen eserin "ayıpsız" olması gerekir. Kanun ayıbın açık tanımını vermemiştir. Ancak ayıbın ağırlığı konusunda bir sıralama yapmıştır. Kanuna göre eserin "...iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı" olmasını, "aşırı masraf gerektirmemesi halinde onarımın mümkün olması" halinden ayırmıştır . Öğretide ağırlıkla benimsenen tanıma göre; meydana getirilen eserin sözleşmede belirtilen nitelikleri taşımaması ya da dürüstlük kuralına göre eserde bulunması gereken niteliklerden yoksun olması halinde eserin ayıplı olduğu kabul edilmektedir . Gerek öğretide gerekse uygulamada ayıp maddi, hukuki, ekonomik ve estetik ayıp olarak tasnif edilmektedir. Bu tasnif içinde "hukuki ayıp" üzerinde durmakta yarar vardır. Hukuki ayıp edim konusu üzerinde, alıcının ondan yararlanmasını veya onun üzerinde tasarruf etmesini engelleyen, malın değerini veya ondan beklenen faydayı etkileyen ve genellikle- kamu hukukundan doğan sınırların bulunmasıdır . Nitekim 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 21 nci maddesi uyarınca, anılan Yasanın kapsamına giren bütün yapılar için yapı (inşaat) ruhsatı alınması şarttır. Yasanın 22 nci maddesine göre yapı ruhsatı almak için belediye veya valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilmelidir; dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge), mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Eğer yapı ruhsatsızsa ya da ruhsat ve eklerine aykırı olarak inşa edilmiş ve ruhsata uygun hale de getirilemiyorsa binanın yıkılması gerekir (İmar K.m.32). Ayrıca ruhsatsız yapılarla ilgili idari müeyyideler de uygulanır (m.42). Hemen belirtmek gerekir ki İmar Kanunundaki hükümler kamu düzenine ilişkin olup mahkemeler ve Yargıtay'ca re'sen gözetilir. Meydana getirilen eserdeki ayıp hükümleri ile İmar Kanunu maddelerinin bir arada değerlendirilmesinden, ruhsatsız bir yapının fiziksel (maddi) anlamda eksiksiz olması halinde dahi hukuken ayıplı sayılacağı ve yüklenicinin ayıptan doğan sorumluluğuna gidilebileceği sonucuna varılmaktadır. Öte yandan yüklenicinin eser meydana getirip teslim etme borcunun karşısında, eser sözleşmesinin iş sahibine yüklediği edim "bedeli ödemek"tir . Sözleşmenin koşulları ya da özelliğine göre daha sonra ifa hakkı bulunmadıkça, karşılıklı edimler içeren sözleşmelerde, sözleşmenin ifasını isteyen tarafın öncelikle kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir . Eser sözleşmesinde de yüklenicinin bedelin ödenmesini istemesi, eseri ayıpsız biçimde teslim etmesi ya da etmeye hazır olduğunu bildirmesi koşuluna bağlıdır. İş sahibi ayıplı eseri teslim almaya zorlanamaz; bu durumda iş sahibinin bedel ödeme borcu da muaccel olmaz. İş sahibi ayıp giderilinceye kadar ödemeden kaçınabilir. Edim konusu inşaat (bina yapımı) olan eser sözleşmeleri bakımından binanın sözleşme ve eklerine, fen ve sanat kaidelerine, tasdikli projeye, ruhsata ve diğer imar düzenlemelerine uygun olması şarttır; aksi takdirde eserin ayıplı olduğu sonucuna varılır ve bu halde yüklenici iş bedeline hak kazanamaz. Sözleşmede aksi kararlaştırılmış olmadıkça yapı ruhsatı almak yükümlülüğü iş (arsa) sahibine aittir; bu mükellefiyetin yerine getirilmesi yükleniciden beklenemez. Ancak basiretli bir iş adamı sıfatını taşıyan ehil bir yüklenicinin de ruhsat ve proje olmaksızın inşaata başlamaması ve bunu sürdürmemesi gerekir. Yüklenici bu ilkenin aksine davranmış ise, başka deyişle ruhsat ve gerekli izinleri almaksızın binayı tamamlamışsa iş bedeline hak kazanamaz. Böyle bir durumda yüklenicinin iş bedeline hak kazanabilmesi eğer mümkünse proje ve ruhsat eksiklerinin giderilmesine bağlıdır. Aynı şekilde iş sahibi de projesi ve ruhsatı olmayan bir inşaatta mevcut eksiklik ve kusurlu işlerin giderim bedelini isteyemez. Somut olaya bakıldığında;----------- Belediye Başkanlığı İmar Müdürlüğünün cevabi yazısında dava konusu taşınmaz için bir projenin bulunmadığı belirtilmiş; aynı birimin 30.09.2014 gün ve ---------- sayılı yazısında taşınmazla ilgili bir imar parselasyonunun bulunmadığı, bu nedenle herhangi bir imar uygulamasının yapılamayacağı ve inşaat hakkında çok sayıda yapı tatil zaptının tutulduğu bildirilmiştir. Yine dosyada bulunan ---------- D. İş sayılı dosyasında yapılan tespit sonucu düzenlenen 19.10.2004 tarihli bilirkişi raporu ile dava dosyasında görüşüne başvurulan bilirkişilerce hazırlanan 02.06.2008 günlü raporda da davaya konu inşaatların belediyece tasdik edilmiş mimari, statik, tesisat, kalorifer ve ısı yalıtım projelerinin bulunmadığı" ve ruhsatsız durumdaki dava konusu binaların "kaçak yapı" niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Yüklenicinin de proje ve yapı izin belgesi (inşaat ruhsatı) bulunduğuna dair bir iddiası yoktur. Yukarıdan beri açıklanan ilkeler ve somut olay bir arada değerlendirildiğinde; ilke olarak "ruhsata bağlanmamış inşaat nedeniyle yüklenicinin iş bedeli isteyemeyeceği" tartışmasızdır. Ancak yüksek Yargıtay'ın son yıllardaki uygulamasında, sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesinin "yüklenicinin mağduriyetine" neden olduğu da dikkate alınarak, mahkememizin öncelikle "onaylı projesi ve yapı izin belgesi bulunmadan yapılan inşaatın imar mevzuatına uygun hale getirilmesinin mümkün olup olamayacağının" ilgili idarelerden sorulması ve bilirkişiden alınacak ek raporla saptanması, bu araştırma ve incelemenin yapılmasından sonra binanın hiç bir şekilde proje ve ruhsata bağlanmasının mümkün olmayacağının anlaşılması halinde "ki böyle bir durumda yıkılması gereken binanın ekonomik değerinin de olmadığı gözetilerek" yüklenicinin açtığı imalat bedeline ilişkin davanın reddinin lazım geldiği anlaşılmıştır. Binanın yasal hale getirilmesinin mümkün olduğunun anlaşılması halinde ise (yapı izin belgesi almak yükümlülüğü iş sahibine ait olduğundan) öncelikle iş sahibine gerekli projeleri hazırlayıp inşaatı ruhsata bağlatması için süre verilmeli, adı geçenin bunu yerine getirmemesi halinde yüklenicinin bu gerekliliği sağlayabilmesine olanak tanınmalı ve bina yasal hale getirilirse yüklenicinin imalat bedelini isteyebileceği aksi takdirde bedel isteyemeyeceği kabul edilmelidir.
Karşı dava bakımından inşaatların yasal hale getirilmesi durumunda ceza yargılamasına ilişkin dosyanın bekletici mesele yapılması konusunda ise, kapatılan --------- Ağır Ceza Mahkemesinin -------- E. numarasına kayıtlı dosyasında "zimmet ve görevi kötüye kullanma" isnadıyla açılan dava sonunda verilen karar, ----------- sayılı kararla, içlerinde davalı -------- yöneticileri ile davacı şirket yetkililerinin de bulunduğu bir kısım sanıklar için araştırmaya yönelik olarak bozulmuştur. Bu haliyle anılan davanın halen derdest olduğu anlaşılmaktadır. Bozma sonrası yapılacak yargılamada verilen kararın eldeki alacak davasını etkileyeceği tartışmasızdır. Bu durumda Ağır Ceza Mahkemesinde yargılaması sürdürülen davanın sonucunun beklenmesi, ceza davasında verilecek karar kesinleştikten sonra, ceza davasında sübuta eren maddi olgular ve toplanan tüm deliller de değerlendirilmek suretiyle gerçeğin ortaya çıkması için görevlendirilecek konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetiyle mahallinde keşif yapılması, denetime elverişli ve gerekçeli rapor alınması ve bu suretle asıl ve ek raporlar ve ek raporların kendi aralarındaki çelişkilerin giderilmesi sağlanarak (HMK.m.281) oluşacak sonuç çerçevesinde yüklenicinin hak ettiği iş bedelinin tutarının saptanması gereklidir. Birleşen davada verilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararla ilgili olarak da, vekalet ücreti davalı lehine verilmelidir. 2-Birleşen davayla ilgili inceleme ve gerekçe: Öncelikle birleşen ---------- esas sayılı dosyasındaki davanın HMK'nin 150. Maddesi uyarınca 18/02/2012 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına karar verilecek olduğundan bu davayla ilgili esastan inceleme yapılmasına gerek bulunmayıp, sadece hüküm fıkrasında, birleşen davayla ilgili yargılama masrafları ve vekalet ücretinin birleşen dava davacısı --------- Şti.'den alınarak, davalı ---------- verilmesine karar verilmesi gerekmiştir. 3-Asıl davayla ilgili inceleme ve gerekçe: Asıl davada, asıl dava ve karşı dava yönünden yüksek ---------- Hukuk Dairesi'nin bozma ilâmları doğrultusunda gerekli deliller toplanmış, onaylı projesi ve yapı izin belgesi bulunmadan yapılan inşaatın imar mevzuatına uygun hale getirilmesinin mümkün olup olamayacağı ilgili idarelerden sorulmuş, sonrasında konusunda uzman bilirkişi heyetiyle mahallinde keşif yapılmış, Ağır Ceza Mahkemesindeki davanın sonuçlanması beklenmiş, bilirkişi heyetinden önceki raporlardaki çelişkiyi giderecek şekilde denetime elverişli rapor alınmak suretiyle uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir.
3-a)Dava Konusu Taşınmazın Tapu Kaydı: Dava konusu taşınmaz; ---------- ilçesi, ---------- Mahallesi, ----------ada, ---------- parsel sayılı 86.316.13m2 tarla vasıflı taşınmazdır.
3-b)Sözleşmeler: Dosyaya örnekleri ibraz edilen sözleşmelerin incelenmesinde;3-b-1)----------- Şti. arasında 02.02.1994 tarihli “Konut İnşaat Sözleşmesi” imzalanmıştır. Sözleşmeye göre “---------, ---------- Mahallesi, ---------ada, --------- parsel ile belirlenen taşınmaz üzerinde konur yapılması kararlaştırılmıştır.Söz konu sözleşmede “Binaların belediyece tasdik edilen inşaat ruhsatı, mimari, statik, tesisat, kalorifer ve ısı yalıtım projelerine, Bayındırlık Bakanlığı Genel Teknik Şartnamesi ve her türlü teknik şartnameler esaslarına. ---------- malzeme ve uygulama ile ilgili yönetmeliklerine uygun olarak inşa edileceği.” Belirtilmiştir. Sözleşmenin 2. maddesinde “İnşa edilecek binalar ile ilgili her türlü imalatın Bayındırlık Bakanlığı 1993 yılı birim fiyatları ile nakliye fiyatlarına %10 ilave edilerek tespit edileceği. 1993 yılını takip eden yıllarda yapılacak imalatlar için de imalatın yapıldığı yılın Bayındırlık Bakanlığı birim fiyatları ve nakliye fiyatlarının %10 zamlı olarak uygulanacağı. Bayındırlık Bakanlığı uygulamaları gereği ödenen demir, çimento, akaryakıt vb. ile nakliye zamlarının müteahhide ayrıca ödeneceği, bunların dışında müteahhidin zam talep etmeyeceği.”Hükümleri yer almaktadır.Sözleşmenin 3.maddesinde; taahhüt edilen işin yapılmasında uygulanacak esaslar. 4. maddesinde; İşe başlama, iş müddeti, vergi, tazminat ve masraflar. 5. maddesinde; devir ve temlik işleri. 6.maddesinde; geçici kabul işlemleri, 7. maddesinde; kesin kabul işleri, 8. maddesinde; süre uzatımı. 13.maddesinde; işin kontrolü, 14. maddesinde; ödeme şartları, 15. maddesinde ise sözleşmenin fesih hususları belirlenmiştir.3-b-2)Taraflar arasında imzalanan 02.02.1994 tarihli Konut İnşaat Sözleşmesine ek 12.07.1997 tarihli ek sözleşmeye göre; taraflar arasında daha önce düzenlenen 02.02.1994 tarihli sözleşmenin aynen geçerli olup, ancak bu sözleşme istisna olarak taraflarca uyulması konusunda mutabık kalınan hususlar aşağıda açıklandığı şekilde belirlenmiştir.
Sözleşmenin 2. Maddesinde; "binalar ile ilgili her türlü imalatın yapıldığı yıl Bayındırlık Bakanlığı birim fiyatları ile nakliye fiyatlarına %7 zam ilave edilerek uygulanacağı, demir, çimento, akaryakıt vb. ile nakliye zamlarının müteahhide ayrıca ödenecek olduğu,"Sözleşmenin 3. maddesinde; "Müteahhit bu sözleşme ile yapmayı taahhüt ettiği mahal listelerinde kayıtlı bulunan bütün işleri, sözleşmenin ayrılmaz parçalarını teşkil eden projeler, inşaat teknik şartnamesi, elektrik, asansör, kalorifer, temiz ve pissu tesisatı şartnameleri, Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi, inşaat ve tesisat birim fiyat tarifleri ve şartnameleri ile usulüne göre tasdikli detay projelerine uymaya ve ona göre iş yapmaya mecbur olduğunu. Kooperatifin yapımını veya değişimini istediği imalatı müteahhidin yapmaya mecbur olduğu, ancak yapılan imalatın değerlendirilmesinin Bayındırlık Bakanlığı birim fiyat listesinde varsa, o listeye göre, yoksa kooperatif ile müteahhitçe birlikte hazırlanıp iki tarafın kabul edeceği fiyat analizine göre yapılacağı,”Sözleşmenin 14. Maddesinde; ödeme şartları ile ilgili olarak, “Her ay yapılacak imalat, ihzarat ve nakliye bedelleri ile ilgili olarak sözleşmenin 2.maddesinde belirtilen esaslar göre hak ediş tanzim edilerek tutarın en geç 30 gün içerisinde müteahhide ödeneceği, yapılacak ödemenin bu süreyi geçmesi halinde müteahhide ödeme tarihi baz alınarak ödeme tarihindeki Bayındırlık birim fiyatlarının uygulanmasını talep edebileceği veya gecikilen ödemde tutarına ---------- Bankasının belirlediği oranda ticari reeskont faizi ödenmesini talep edebileceği,” hususlarında değişiklik yapılmıştır.
3-c)--------- ile ------------ Belediyesi Yazıları: 3-c-1)Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 30.09.2019 tarih/---------- sayılı yazısının; “3194 sayılı İmar Kanunu’nun Geçici 16. maddesinin (9). ve (11).fıkralarında sayılan alanlar dışında kalan diğer bütün alanlardaki 31.12.2017 tarihinden önce ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılmış yapılar için yapı maliklerinden herhangi birisi veya vekili tarafından e-Devlet üzerinden müracaat edilmesi yapıya ilişkin bilgilerin beyan edilmesi ve yapı kayıt bedelinin ödenmesinden sonra Yapı Kayıt Belgesi e-Devlet sistemi üzerinden olmaktadır. Yani, Yapı Kayıt Belgesi için herhangi bir idareye müracaat veya herhangi bir idare tarafından belge verilmesi veya belgenin herhangi bir idarenin onaylaması söz konusu olmayıp, müracaatta bulunan tarafından e-Devlet sistemi üzerinden yapıya ilişkin bilgilerin beyan edilmesi üzerine sistem tarafından otomatik olarak üretilmektedir.Yapı kayıt sisteminde yapılan incelemede, ---------, ----------, ---------- Mahallesi, ---------- Sokağı, -------- pafta, ------- ada, --------- parselde 3194 sayılı Kanunun Geçici 16. maddesi kapsamında Yapı Kayıt Belgesi alınmadığı tespit edilmiştir.” içerikli olduğu tespit edilmiştir.3-c-2)--------- Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün 08.08.2018/---------- sayılı yazısı ise “.. ---------- Şti. ile ----------- arasında ihtilafa konu ‘----------- Sitesi’ adı altında kullanılan ve vatandaşlar tarafından fiili olarak oluşturulan ----------- Sokak’ta bulunan binalar ---------- ada, ----------- parsel içerisinde bulunmaktadır. Söz konusu binalar ile ilgili onaylı projesi ve yapı izin belgesi bulunmadan yapılan inşaatın imar mevzuatına hale getirilmesinin mümkün olup olmayacağı yönünden yapılan değerlendirmede; öncelikle ----------- ada, ---------- parselin onaylı imar planında; ‘Ticaret + Konut + Hastane + Park ve Yol alanında kalmakta olduğu tespit edilmiştir. Bu sebeple, ilgi yazınızda belirtilen ihtilaf konusu yapıların onaylı imar planına, plan notlarına, imar yönetmeliği hükümlerine uymak ve parselde yer alan diğer bütün hissedarların da muvafakatinin alınmasına ve ilgili mevzuatlara uygunluğunun sağlanması şartıyla ilgilisinin Belediyemize ruhsat işlemleri için müracaat etmesi halinde tarafımızca değerlendirmeler yapılabilecektir.Ayrıca yukarıda belirtilen müracaatın haricinde, 7143 sayıı Vergi ve Diğer Bazı Alacaklıların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen geçici 16. Madde imar barışı kanunu ile Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar kapsamındaki düzenlemeler ile 31.12.2018 tarihinde ---------- arsa sahibi vatandaşlar tarafından e-Devlet üzerinden yapılacak müracaatlar ile yapı kayıt belgesi verilerek iskan sorunlarının daha da kısa sürede çözümlenmesi hedeflendiğinden, ilgi yazına konu --------- ada,---------- parselde bulunan binalar ili ilgili olarak da öncelikle arsa sahibi tarafından gerekli müracaatın yapılmasının uygun olacağı kanaatinde olduğumuzu bildiririz.” Şeklindedir.3-c-3)---------- Müdürlüğü’nün 15.01.2020/--------- sayılı yazı ekindeki CD incelenmesinde, ---------- bağımsız bölüm maliklerinden ----------- adına Yapı Kayıt Belgesi düzenlediği anlaşılmıştır. 3-d)İlk yargılamada düzenlenen bilirkişi raporları: 3-d-1)Mahkememize dava açılmadan önce ---------- D.İş sayılı dosyasına verilmiş bulunan 19.10.2004 tarihli bilirkişi raporunda; 12 Blok halinde inşa edilen sitede toplam 280 bağımsız bölüm bulunduğu, toprak sahiplerine 99 adat, --------- üyelerine ise 181 adet bağımsız bölüm düştüğü, 12 bloktan oluşan binalarda toplam inşaat alanının 32.165.47 m2 olduğu, inşaatın tamamen bitirilmesi halinde toplam inşaat maliyetinin 32.165.47 m2 x 364.000.000 ETL/m2 = 11.708,231,080,000 ETL olduğu belirtilmiştir.Tespite konu 12 Blok binalara ait dosyasında tasdikli veya tasdiksiz projeler ve yapı ruhsatına rastlanmadığı, inşaatın %95 oranında tamamlandığı, tamamlanan işin bedelinin 32.165.47 m2 x 364.000.000 ETL/m2 = 11.708,231,080,000 ETL x % 95 = 11.122.818.526.000 ETL olduğu belirtilmiştir.Binaların kaçak yapı konumunda olduğu, sitede tespit edilen eksikliklerin tamamlanması için 32.165.47 m2 x 364.000.000 ETL/m2 = 11.708,231,080,000 ETL x % 5 585.411.554.000.-ETL, ve 4.5 ay süreye ihtiyaç bulunduğu, , şeklinde açıklanmıştır.3-d-2)Mahkememizin ---------- esas sayılı dosyasına verilen 18.04.2006 tarihli heyet raporunda; davacı ----------- Şti.’nin dava konusu eser sözleşmesine dayalı olarak hak edişlerden doğan bir alacağının bulunmadığı, mevcut defter ve ödeme kayıtlarına göre davalı/karşı davalı kooperatifin hak ediş ödemelerinden dolayı 1.409.735,09 TL fazladan ödemede bulunduğu, bu miktarı talepte haklı olduğu, yapılan inşaat işleri dolayısıyla kooperatifin yerine getirilmeyen vergisel yükümlüğünün 220.308,79YTL olacağı, şeklinde tespitte bulunulmuştur.3-d-3)Mahkememize sunulan 02.06.2008 tarihli bilirkişi raporunda, söz konusu yapıların ruhsatsız olarak inşa edilmiş olduğunu, 18.11.2009 tarihli birinci ek raporda, kesin hak ediş nedeniyle davacı müteahhit firmanın talep edebileceği tutar 1.034.711,49TL, 04.10.2010 tarihli ikinci ek raporda ise davacı alacağı tutar 1.735.262,82 TL olarak hesap ve takdir edilmiştir.3-e)Keşif: Bozma ilâmına uygun şekilde mahkememizce yapılan 30/10/2020 tarihli keşifte, davaya konu edilen yapıların, --------- ilçesi, ----------- Mahallesi, ---------- Yolu,--------- Sokak, No:---------- adresinde, ---------- Bloklu ---------- Sitesi isimli, takribi 20 yıllık yapılar olduğu, söz konusu yapıların, ayrık nizam, betonarme karkas tarzında inşa edilmiş blok tipinde olduğu, yapı inşasının tamamlanmış olduğu, çevre duvarı ile peyzaj düzenlemesinin tamamlanmış vaziyette hak sahiplerince kullanılmakta olduğu,
--------- Sitesinde;
------- Blok; 2bodrum+zemin+4 normal katlı olup, dükkan, depo ve daire vasıflı toplam 21 adet bağımsız bölüm bulunmaktadır.
------- Blok; 2bodrum+zemin+4 normal katlı olup, dükkan, daire vasıflı toplam 23 adet bağımsız bölüm bulunmaktadır.
-------- Blok; bodrum+zemin+4 normal katlı olup, daire vasıflı 22 adet bağımsız bölüm bulunmaktadır.
-------- Blok; bodrum+zemin+5 normal katlı olup, daire vasıflı 25 adet bağımsız bölüm bulunmaktadır.
-------- Blok; zemin+6 normal katlı olup, daire vasıflı 26 adet bağımsız bölüm bulunmaktadır.
-------- Blok; bodrum+zemin+4 normal katlı olup, daire vasıflı 22 adet bağımsız bölüm bulunmaktadır.
-------- Blok; bodrum+zemin+4 normal katlı olup, daire vasıflı 22 adet bağımsız bölüm bulunmaktadır.
------- Blok; bodrum+zemin+4 normal katlı olup, daire vasıflı 22 adet bağımsız bölüm bulunmaktadır.
------- Blok; bodrum+zemin+5 normal katlı olup, daire vasıflı 25 adet bağımsız bölüm bulunmaktadır.
------- Blok; bodrum+zemin+4 normal katlı olup, daire vasıflı 22 adet bağımsız bölüm bulunmaktadır.
------- Blok; bodrum+zemin+4 normal katlı olup, daire vasıflı 22 adet bağımsız bölüm bulunmaktadır.
------- Blok; bodrum+zemin+4 normal katlı olup, daire vasıflı 26 adet bağımsız bölüm bulunduğu,
Sitede toplam 269 adet daire, 9 adet dükkan ve 2 adet depo olmak üzere toplam 280 bağımsız bölümün bulunduğu tespit olunmuştur.
Keşif sırasında kooperatif yönetimince "söz konusu bloklarda giriş kat eksiklikleri ile, site içindeki beton parke kaldırım ve 5 yıl öncede mantolamanın kooperatifçe yapılmış olduğu" beyan edilmiştir.
3-f)Bozma öncesi düzenlenen bilirkişi raporlarının değerlendirilmesi ve bozma sonrası düzenlenen bilirkişi raporu: Dosya kapsamına ve --------- Müdürlüğü ile --------- Belediyesi ve önceki bilirkişi raporlarında da açıklandığı üzere; --------, --------- Mahallesi, -------- ada, ---------- sayılı parselde inşa edilen kooperatif binalarına ilişkin olarak, söz konusu blokların mimari-statik-elektrik- tesisat-kalorifer ve ısı yalıtım vb. gibi projeleri ile bu projelere göre alınmış resmi bir yapı ruhsatı bulunmamaktadır. Bu duruma göre de, davaya konu edilen yapılar; 3194 Sayılı İmar Yasasına hükümleri gözetilmesi soncunda ruhsatsız ve projesiz yapılar olup, bir başka anlatımla kaçak yapı durumunda bulunmaktadır. Diğer yandan bozma öncesi düzenlenen 18.11.2009 tanzim tarihli bilirkişi ek raporunda; davacı müteahhidin kesin hak ediş tutarı alacağı 5.727.249,63TL olduğu, bu tutardan %5 nefaset kesintisi olan 286.362.48 TL'nin tenzili sonrası kalan kesin hakediş tutarı 5.440.887,15TL olduğu hesap edilmiştir.
18.04.2006 tarihli bilirkişi raporunda, davacı/karşı davacı -------- ticari defter incelemelerinde, davacı/karşı davalı yana ödenen ve aldığı hizmet faturaları yıllar itibarıyla dökümü yapılarak ödeme tutarı 4.406.175,66 TL olarak kabul edilmiştir.Davacı alacağı ise; 5.440.887,15 TL-4.406.175,66 TL= 1.034.711,49 TL hesap ve takdir edilmiştir.
Gene, bozma öncesi bilirkişi heyetince düzenlenen 04.10.2010 tanzim tarihli ikinci ek raporda; "18.04.2006 tarihli bilirkişi raporunda, 2004 yılı sonu itibarıyla davalı/karşı davacı kooperatifin 2004 yılı sonu itibarıyla davacı müteahhitten (yapılan ödeme 4.406.175,66 TL- yapılan iş 700.551,33 TL)= 3.705.624,33 TL alacaklı olduğu" saptanmış olduğu kabul edilerek mahsup edilecek tutarın 3.705.624,33 TL olduğu kanaatine varıldığı sonucuna ulaşılmıştır.Bu duruma göre davacı müteahhit alacağı; 5.440.887,15 TL-3.705.624,33 TL= 1.735.262,82 TL olarak hesap ve takdir edilmiştir.18.8.2011 tarihli 3. Ek raporda; asıl davada taraflar arasında akdedilmiş bulunan 2.4.1994 ve 12.7.1997 tarihli sözleşmelere istinaden yapılan iş ve imalatlar nedeniyle talep edebileceği kesin hesap alacağının (5.440.887,15 TL – 4.406.175.66 TL =) 1.034.711.49 TL olduğu, karşı davada ise; davacı yüklenicinin 1.034.711,49 TL kesin hesap alacağı bulunduğundan, karşı davanın dayanaksız kaldığı, birleşen dava ise talep edilen imalatların daha önce mahkemeye sunulan raporlarda yer alan kesin hesap içinde ödenmiş olduğu ,bu imalatların davalının başka müteahhitlere yaptırdığı imalatlarla aynı nitelikte imalatlar olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Bozma sonrasında bilirkişiler inşaat mühendisi bilirkişi ---------, SPK Lisanslı gayrimenkul değerleme uzmanı bilirkişi ----------- ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi ---------- tarafından düzenlenen 21.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda; yapılan keşif ve önceki bilirkişi raporları üzerinde yapılan incelemede, önceki heyetin 18.8.2011 tarihinde tanzim etmiş olduğu üçüncü ek rapordaki (5.440.887,15 TL – 4.406.175.66 TL =) 1.034.711.49 TL olarak hesaplanan tutarın yerinde ve orantılı bir hesap tarzı olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
3-g)Bozma ilâmında bekletici mesele yapılması istenen ceza dosyası: ----------- esas sayılı dosyası ile davalı --------- eski yöneticileri aleyhine görevin kasten ihmali suretiyle ve zimmete yardımcı olmak suçlarından açılan davada; ---------- talimat sayılı dosyası ile alınan 16.7.2008 tarihli bilirkişi kurulu kök raporu ve 8.1.2009 tarihli ek raporunda; sanık --------- yöneticilerinin zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarının yasal unsurlarının oluşmadığı ve kooperatifi zarara uğratmadıkları kanaatine varıldığı, mahkemece 4.3.2009 tarihli kararı ile sanıkların beraatlerine karar verildiği, kararın temyiz edildiği, yüksek ----------- sayılı kararı ile; sanıklar --------- ve ---------- hakkındaki davaların zamanaşımı nedeni ile düşmesine, sanıklar ---------- yönünden ise "kooperatif kayıtlarının emekli sayıştay uzman deneticilerinden oluşturulacak bilirkişi heyetinin incelettirilerek zimmetlerinde kooperatif parası bulunup bulunup bulunmadığı varsa miktarının tespiti için" bozulmasına karar verildiği, Bozma ilâmından sonra ---------- esas sırasına kaydedilen dosyada, bilirkişi incelemesi yapılması için dosyanın --------- Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, ----------- talimat sayılı dosyasında alınan 26.6.2014 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; "Yargıtay İlamından sonra Sayın Mahkeme tarafından inşaat konusunda uzman bilirkişilerin iştiraki ile mahallinde keşif yapılıp, ---------- birim fiyatları esas alınarak toplam inşaat maliyetinin bilirkişiden alınan raporla saptandığına dair herhangi bir bilgi veya belgenin dosya kapsamında fiilen mevcut olmadığı, ------------ sayılı ilamında bahis konusu edilen "sanıkların fiili olarak görev yaptıkları dönem itibariyle kooperatife ait defter, kayıt, belgeler ve tüm dokümanların da kül halinde" dosya kapsamında fiilen mevcut olmadığı, yukarıdaki hususların bir bütün olarak tetkik ve değerlendirilmesi halinde, Bilirkişi Heyetimiz tarafından mevcut dosya kapsamı itibariyle, Sayın Mahkeme tarafından talep olunan:”...--------- Ceza Dairesi Başkanlığının bozma ilamında bahis konusu edildiği şekilde bir Bilirkişi Raporu hazırlanmasının..." fiili olarak mümkün olmadığı, böyle bir raporun, Yargıtay ilamında yer alan hususlar yerine getirildikten ve gerekli evraklar dosyaya kazandırıldıktan sonra iddiaların uzun bir dönemi kapsaması ve inceleme sırasında ihtiyaç duyulacak belgelere daha kolay ulaşma/temin etme imkanı da dikkate alınmak suretiyle, ----------- ikamet eden Emekli Sayıştay Denetçilerinden oluşturulacak bir Bilirkişi Heyetinden böyle bir raporun talep olunmasının, daha isabetli bir yaklaşım olacağı" yönünde görüş bildirilmiş, ancak ---------- sayılı ilâmıyla sanıklar -----------, ---------- hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan davanın ---------- Ceza Dairesi'nin 4.12.2012 tarihli ilâmı nedeniyle düşürülmesine karar verildiğinden bu sanıklar hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, sanıklar ---------- hakkında zimmet suçundan açılan davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 07/04/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.3-ğ)Asıl dava ve karşı dava ile ilgili delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hukuki nedenler ve sonuç: İşbu davada, davacı vekili müvekkili ile davalı arasında akdedilen asıl ve ek sözleşmeler gereği davalıya ait arsa üzerinde inşaat yaparak teslim ettiğini, bağımsız bölümlerin kullanılmaya başlandığını ancak davalı yanca bedelin bir kısmının ödenmediğini ileri sürerek davalı tarafından yapılan feshin haksızlığının ve geçersizliğinin tespitine, hak ediş bedellerinden bakiye 1.744.650,73 TL alacaklarından, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 60.000,-TL alacağın işlemiş ve işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 28.10.2010 günlü ıslah dilekçesi ile dava değerini 1.735.262,82 TL'ye çıkartmıştır. Davalı vekili, davacının taahhüt ettiği sürede inşaatı tamamlayamadığını, binanın Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesine uygun evsafta olmadığını, bu sorunun giderilebilmesi için ilave masraf yapılması gerektiğini; davacının vergi ve diğer yasal sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle kooperatife mali külfet getirildiğini, davalı yetkilileri ile müvekkili kooperatifin eski yöneticileri arasında yapılan işlemlerle aslında 1.300.000,-TL civarında fazla ödeme yapıldığının saptandığın ve önceki yönetimin ibra edilmediğini, ayrıca ilgililer hakkında ceza kovuşturması başlatıldığını, eksikliklerin giderilmesi için ihtarla verilen sürenin sonunda karşı yanın edimini yerine getirmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, geçici ve kesin kabulün ve kesin hesabın yapılmadığını, bağımsız bölümlerin kullanılmaya başlanmasının teslim anlamına gelmeyeceğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiş; karşı davasında davacıya yapılan 1.300.000,-TL civarındaki fazla ödemenin şimdilik 10.000,-TL'lik kısmının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkememizce, davacı yanın yaptığı imalatlar ve davalının ödemeleri dikkate alınarak asıl davanın 1.735.262,82 TL. üzerinden kabulüne, karşı davanın reddine, taraflarca takip edilmeyen birleşen davanın ise işlemden kaldırıldığından (HMK.m.150), bu dava hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına dair verilen karar, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazı üzerine yüksek ---------- Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş, Mahkememizce, davacı yüklenicinin ruhsat alma yükümlülüğünün bulunmadığı, davacının eseri tamamlayıp teslim ettiğinin, böylelikle sözleşmeden doğan edimini tam olarak ifa ettiğinin tartışmasız olduğu ve bu aşamadan sonra ceza yargılaması sonucunun da eldeki davayı etkilemeyeceği gerekçesiyle önceki kararda direnilmiş, bu karar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca “…Ruhsata bağlanmamış inşaat nedeniyle yüklenicinin iş bedeli isteyemeyeceği tartışmasızdır. Ancak Yargıtay’ın son yıllardaki uygulamasında, sırf bu nedenle davanın reddine karar verilmesinin yüklenicinin mağduriyetine neden olduğu da dikkate alınarak, mahkemenin öncelikle onaylı projesi ve yapı izni belgesi bulunmadan yapılan inşaatın imar mevzuatına uygun hale getirilmesinin mümkün olup olmayacağının ilgili idarelerden sorulması ve bilirkişiden alınacak ek raporla saptanmasının gerektiği. Bu araştırma ve incelemenin yapılmasından sonra binanın hiçbir şekilde proje ve ruhsata bağlanmasının mümkün olmayacağının anlaşılması halinde, ki böyle bir durumda yıkılması gereken binanın ekonomik değerinin de olmadığı gözetilerek, yüklenicinin açtığı imalat bedeline ilişkin davanın reddi lazım geldiği benimsenmiştir.Binanın yasal hale getirilmesinin mümkün olduğunun anlaşılması halinde ise (yapı izni almak yükümlüğü iş sahibine ait olduğundan) öncelikle iş sahibine gerekli projelerin hazırlayıp inşaatın ruhsata bağlatması için süre verilmeli, adı geçenin bunu yerine getirmemesi halinde yüklenicinin bu gerekliliği sağlayabilmesine olanak tanınmalı ve bina yasal hale getirilirse yüklenicinin imalat bedelini isteyebileceği aksi takdirde bedel istemeyeceği kabul edilmelidir.”gerekçesi ile bozulmuştur.Mahkememizce, bozma sonrasında 14.11.2018 tarihli ara kararla “ İmar barışı hükümlerine göre binanın yasal hale getirilmesi için 7143 sayılı kanuna göre müracaatını yapmak üzere davalı-karşı davacı kooperatife 31.12.2018 tarihine kadar süre ve yetki verilmesine ,aksi halde bu başvuru hakkından vazgeçmiş sayılmasına ve mevcut duruma göre karar verileceğinin ihtarına” karar verilmiştir.Dosyaya sunulan ---------- Müdürlüğü'nün 30.9.2019 tarih ve ---------- sayılı yazısında “Yapı kayıt sisteminde yapılan incelemede, -------- ili, --------- ilçesi, --------- mah. --------- sokağı.---------- pafta --------- Ada--------- parselde 3194 sayılı yasanın geçici 16.maddesi kapsamında yapı kayıt belgesi alınmadığı tespit edilmiştir.” denilmektedir.Dosyaya sunulan ------------Müdürlüğü'nün 15.1.2020 tarih ve ----------- sayılı yazısı ekinde gönderilen CD kayıtlarının alınan çıktılarından; --------- ili, ---------- ilçesi,---------- mah., --------- sokağı, ---------- pafta,--------- Ada, ----------- parselde 3194 sayılı Yasanın geçici 16.maddesi kapsamında taşınmazın tamamı için yapı kayıt belgesi alınmadığı, taşınmazda bir kısım binalara ayrı ayrı yapı kayıt belgesi alınmış olduğu anlaşılmıştır.
Dosyada bulunan işin devamı sırasında düzenlenen davalı --------- tarafından herhangi bir ihtirazı kayıt konulmaksızın mühür ve imza ile onaylanan hakkedişlerin;
------- nolu hakediş 31.12.1994 tarihli 5.994.741.335 TL
-------nolu hakediş 31.12.1995 tarihli 22.899.687.555 TL
------- nolu hakediş 30.11.1996 tarihli 32.838.372.590 TL
-------nolu hakediş 31.12.1996 tarihli 8.827.183.924 TL
------- nolu hakediş 30.10.1997 tarihli 32.216.188.176 TL
------ nolu hakediş 31.12.1997 tarihli 23.449.547.708 TL
------- nolu hakediş 31.12.1998 tarihli 108.807.912.552 TL
------- nolu hakediş 1.6.1999 tarihli 130.065.233.245 TL
-------nolu hakediş 31.12.1999 tarihli 158.635.746.520 TL
------ nolu hakediş 31.12.2000 tarihli 584.894.417.700 TL
------ nolu hakediş 31.12.2001 tarihli 880.491.769.303 TL
------ nolu hakediş 31.12.2002 tarihli 868.658.747.801 TL
------- nolu hakediş 31.12.2003 tarihli1.010.171.145.723 TL
------- nolu hakediş 15.5.2004 tarihli 2.295.889.240.536 TL olmak üzere toplam 6.170.005.864.711 TL olduğu hesaplanmıştır.
2.6.2008 tarihli bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişiler tarafından -------- ve müteahhit teknik elemanlarının katılımı ile yapılan çalışmalar sonunda varılan mütabakat sonucu hakkedişlerde gerekli düzeltmeler yapıldıktan sonra yüklenici tarafından yapılan imalat bedelleri toplamı 5.810.041.164.213 TL olarak hesaplanmıştır.Ancak bu hesaplamada Kooperatif teknik elemanları tarafından yapılan çalışmalar neticesinde söz konusu hakkedişlerdeki imalat kalemleri ile miktarlarına da itiraz edilmiştir. Davalı-karşı davacı vekili bu hakedişlerin Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi hükümlerine ve usulüne uygun düzenlenmediğini, hakedişlerin ve düzenlenen ataşmanların gerçeği yansıtmadığı, tamamının 2004 yılında imalatlar yapıldıktan uzun bir süre sonra düzenlendiğini ileri sürmüştür.Emsal Yargıtay kararlarından açıkça anlaşıldığı üzere; davacı yüklenicinin yapımını üstlendiği işi sözleşmeye uygun olarak yerine getirdiğinden söz edebilmek için inşaatı yapı ruhsatı alınarak onaylı projeye, imar mevzuatına ve kat mülkiyeti yasasına uygun olarak bitirip teslim etmesi gerekir.
Taraflar arasında akdedilen sözleşmeye konu inşaatın tamamına yapı kayıt belgesi alınmamıştır.---------- bozma ilâmında, mahkemenin öncelikle onaylı projesi ve yapı izni belgesi bulunmadan yapılan inşaatın imar mevzuatına uygun hale getirilmesinin mümkün olup olmayacağının ilgili idarelerden sorulması ve bilirkişiden alınacak ek raporla saptanmasının gerektiği, bu araştırma ve incelemenin yapılmasından sonra binanın hiçbir şekilde proje ve ruhsata bağlanmasının mümkün olmayacağının anlaşılması halinde (ki böyle bir durumda yıkılması gereken binanın ekonomik değerinin de olmadığı gözetilerek) yüklenicinin açtığı imalat bedeline ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Binanın yasal hale getirilmesinin mümkün olduğunun anlaşılması halinde ise (yapı izni almak yükümlüğü iş sahibine ait olduğundan) öncelikle iş sahibine gerekli projelerin hazırlayıp inşaatın ruhsata bağlatması için süre verilmeli, adı geçenin bunu yerine getirmemesi halinde yüklenicinin bu gerekliliği sağlayabilmesine olanak tanınmalı ve bina yasal hale getirilirse yüklenicinin imalat bedelini isteyebileceği aksi takdirde bedel istemeyeceği kabul edilmelidir.”----------- Beledeyi Başkanlığı'nın cevabi yazısında "binaların ruhsata bağlanmasının mümkün olacağı" konusunda herhangi bir beyan yer almamakta, ilgililerinin müracaatı halinde değerlendirme yapılacağı belirtilmektedir.Diğer yandan yüksek --------- sayılı ve 23.5.2019 tarih-------- sayılı ilâmlarında belirtildiği üzere, “Geçici 16. maddenin ilk fıkrasında belirtilen şartların taşınması halinde yapı kayıt belgesi verilebileceği hüküm altına alınmıştır. Burada taşınmaz malikine getirilmiş bir hak bulunmakta olup, bu hakkın kullanılması konusunda emredici bir ifade bulunmamaktadır. Bu durum dikkate alındığında, hiçbir kimse kendi rızası dışında, yapı kayıt belgesi almak için başvuru yapmaya zorlanamayacaktır. Karşılıklı edimler içeren bir arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde de, yüklenici imara aykırı olarak yapmış olduğu binaya yapı kayıt belgesi alması hususunda arsa sahibini zorlayamayacaktır. Diğer bir halde ise, arsa sahibi imara aykırı olan yapı ile ilgili yapı kayıt belgesi aldığında, binanın kullanılması sağlanabilecektir, ancak yapı kayıt belgesi yukarıda belirtildiği üzere binayı iskân alınacak şekilde imara uygun hale getirmeyecektir. Dolayısıyla arsa sahibi imara aykırı yapıya yapı kayıt belgesi alarak kayıt altına almış olsa dahi, bu belgenin alınması binayı iskân almaya uygun şekilde imara uygun hale getirmediğinden yüklenicinin edimini ifası sonucunu da doğurmayacaktır. Geçici 16. maddenin 10. fıkrasında belirtildiği üzere, yapı kayıt belgesi yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulanmasına kadar geçerlidir. Yine aynı fıkrada yapının yenilenmesi durumunda yürürlükte olan imar mevzuatı hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Geçici 16. madde de öngörülen yapı kayıt belgesi, imara uygun olmayan binalara verildiğine göre yüklenici açısından imara uygun yapılmamış bir yapıda edimin ifa edildiğinin kabulü mümkün değildir. Burada belirtildiği üzere yapının yeniden yapılması, bu alanın kentsel dönüşüme sokulması ve belgenin bu tarihe kadar geçerli olması öngörüldüğünden yeniden yapılması öngörülen binada bu belgenin alınmasıyla ifa yükümlüğünün yerine getirildiğinin kabulü mümkün değildir."Buna rağmen davacı yüklenicinin inşa ettiği binalara yapı kayıt belgesi alınmamıştır.Bu sebeple davacı yüklenicinin yapımını üstlendiği binayı yasal hale getirmesi söz konusu olmadığından imara aykırı binada yapılan imalatın ekonomik değeri de bulunmadığından davacı yüklenicinin imalat bedelini talep edemeyeceği kanaatine varılmıştır.Her ne kadar davacı-karşı davalı ---------şirketi vekili, Mahkememizin Yargıtay bozma ilâmına aykırı davrandığını, iş sahibine ruhsat alınması için süre verilmediğini, --------- Belediyesine yapılan başvuru sonucunun beklenmediğini, keşfin bu başvuru sonuçlandıktan sonra yapılması gerektiği halde, baştan yapılmasının hatalı olduğunu, --------- Belediye Başkanlığına yetki verilerek ifraz edilmesinin sağlanması gerektiğini, bilirkişi raporundaki binanın yasal hale getirilmesinin söz konusu olmayacağı yönündeki saptamanın hatalı olduğunu, bilirkişilerin davalı taraf lehine rapor hazırladığını, tüm bu nedenlerle ---------- Belediyesine yapılan başvuru cevabının beklenmesine, inşaatın imar mevzuatına uygun hale getirilip getirilemeyeceğinin sorulmasına, yükleniciye gerekli projeleri hazırlayıp inşaatı ruhsata bağlaması için süre verilmesine, en az Prof. Seviyeside alanında uzman bilirkişilerce oluşturulacak yeni bir heyetten rapor alınmasına, aksi halde itirazları tek tek karşılar şekilde ek rapor alınmasına karar verilmesini talep etmiş ise de, yüksek Yargıtay'ın tüm emsal kararlarında belirtildiği üzere, yapı kayıt belgesiyle yapılan işlem iskan yerine geçmez. Dolayısıyla yasal olarak arsa sahibine teslimin yapıldığını göstermez. Yani imar barışı dışındaki yollarla inşaatın ruhsata bağlanması ve inşaatın yasal hale getirilmesi mümkün değildir. Meselâ, arsa sahibinin imara aykırılık nedeniyle açmış olduğu sözleşmenin feshi davasında, inşaat yapı kayıt belgesiyle yasal hale getirilmiş olmasına rağmen yüksek Yargıtay bu yapı kayıt belgesinin iskân yerine geçmediği gerekçesiyle sözleşmenin feshi davasının kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Tüm bu nedenlerle, davacı-karşı davalı vekilinin bu taleplerinin reddine karar verilmiştir. Karşı dava açısından yapılan incelemede ise, davalı arsa sahibi kooperatifin yapı ruhsatını almadan davacı yüklenicinin işe başlamasına rıza göstermesi, ruhsatsız yapılan binalara ait hakkedişleri onaylayıp bedellerini ödemiş olması hususları karşı davacının müterafik kusurlu olduğunu göstermektedir. Bozma sonrası rapor düzenleyen bilirkişi heyetince, davalı-karşı davacı kooperatifle davacı-karşı davalı şirketin yarı yarıya oranında kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.Davalı eski --------- yöneticileri aleyhine---------- esas sayılı dosyasında; kooperatifi zarara soktukları, zimmetlerine para geçirdikleri ileri sürülerek cezalandırılmaları istenmişse de, bu dosyada alınan bilirkişi raporlarında davacı yükleniciye haksız bir ödeme yapıldığı tespit edilememiş ve tüm sanıklar hakkında davanın zamanaşımı nedeni ile düşürülmesine karar verilmiş, bu karar da kesinleşmiştir.Diğer yandan davacı yüklenicinin yapmış olduğu işlerden dolayı % 5 nefaset kesintisi yapıldıktan sonra davalı kooperatiften alacaklı bulunduğu anlaşıldığından ve davacı tarafından inşa edilen binaların ruhsatsız-kaçak binalar olduğu anlaşıldığından davalı kooperatifin karşı davasından dolayı davacıdan herhangi bir alacak talebinde bulunamayacağı kanaatine varılmıştır.Tüm bu nedenlerle; sonuç olarak, talebe konu binaların tamamı için yapı kayıt belgesi alınmadığı gibi İmar kanununun Geçici 16. maddesinde öngörülen yapı kayıt belgesi, imara uygun olmayan binalara verildiğine göre yüklenici açısından imara uygun yapılmamış bir yapıda edimin ifa edildiğinin kabulünün mümkün olmadığına, davacı yüklenicinin yapımını üstlendiği binayı yasal hale getirmesi söz konusu olmadığından imara aykırı binada yapılan imalatın ekonomik değeri olmadığından davacı yüklenicinin imalat bedelini talep edemeyeceğine, davalı eski ---------- yöneticileri aleyhine ceza mahkemesinde yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporlarında davacı yükleniciye haksız bir ödeme yapıldığı tespit edilemediğinden ve tüm sanıklar hakkında davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiğinden, ayrıca davacı yüklenicinin yapmış olduğu işlerden dolayı % 5 nefaset kesintisi yapıldıktan sonra davalı kooperatiften alacaklı bulunduğu anlaşıldığından ve davacı tarafından inşa edilen buna ruhsatsız kaçak binalar olduğundan davalı kooperatifin karşı davasından dolayı davacıdan herhangi bir alacak talebinde bulunamayacağı sonucuna varıldığından asıl ve karşı davanın reddine karar vermek gerekmiştir. 3-h)Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl dava ve karşı davanın reddine,---------- esas sayılı dosyasındaki davanın HMK'nin 150. Maddesi uyarınca 18/02/2012 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına ilişkin mahkememizce verilen 24/03/2021 tarih ve ---------- Esas ---------- Karar sayılı ilam davacı-karşı davalı yüklenici vekili tarafından temyiz edilmiştir. ----------- Karar sayılı ilamıyla özetle; "1- Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, davacı-karşı davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Taraflar arasında düzenlenen 02.02.1994 tarihli asıl ve 12.07.1997 tarihli ek eser sözleşmeleri ile yüklenici arsa üzerine bedeli karşılığı bina yapmayı üstlenmiştir. Asıl ve birleşen dosya davacısı ----------- Şti. yüklenici, davalı-karşı davacı ---------- ise arsa malikidir. ------------ sayılı ve ----------- sayılı kararlarında mahkemece yapılacak iş açıkça gösterilmiş, mahkemece bozma ilâmına uyulmuştur. Bozma ilâmına uyulduğuna göre bozmada belirtilen hususlar lehine olan taraf için usulî kazanılmış hak oluşturacağından mahkemece hükmüne uyulan bozma ilâmı uyarınca inceleme ve araştırma yapılması ve karar verilmesi zorunludur. Eldeki davada ise, mahkemece taraflara 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 16. maddesi kapsamında yapı kayıt belgesi alınması için yetki ve süre verilmiş, yapı kayıt belgesinin yüklenicinin sözleşme kapsamındaki edim yükümlülüğünü yerine getirdiği sonucunu doğurmadığı isabetli şekilde tespit edilmiş, ancak hükmüne uyulan bozma ilâmına uygun olacak şekilde inşaatın imar mevzuatına uygun hale getirilmesi, proje ve ruhsata bağlanması için gerekli yetki ve sürenin verilmediği anlaşılmıştır. O halde mahkemece yapılacak iş; gerekli projelerin hazırlanarak inşaatların yasal hale getirilmesi ve yapı ruhsatının alınabilmesi için yüklenici şirkete yetki ve uygun süre verilmesi, verilecek yetki ve uygun süreye rağmen yasal hale getirilmemesi durumunda inşaatların ekonomik değerinden söz edilemeyeceğinden yüklenici tarafından açılan asıl davanın reddine karar verilmesi, inşaatların yasal hale getirilmesi durumunda ise, HMK’nın 281/3. maddesi uyarınca maddi gerçeğin ortaya çıkması için HMK’nın 266. maddesi hükmüne göre yeniden oluşturulacak uyuşmazlık konusunda uzman üç kişilik teknik bilirkişi kurulu ile mahallinde keşif yapılması, denetime elverişli ve gerekçeli rapor alınması ve önceki bilirkişi raporları da değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuç çerçevesinde yüklenicinin asıl dava kapsamında hakettiği iş bedelinin tutarının saptanmasından ibarettir. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün davacı-karşı davalı yararına BOZULMASINA, 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davacı-karşı davalıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı-karşı davalı --------- Şti.'ye iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 29.11.2022 gününde oy çokluğuyla karar verildi." şeklinde karar bozularak mahkememize gelmiştir. Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, gerekli projelerin hazırlanarak inşaatların yasal hale getirilmesi ve yapı ruhsatının alınabilmesi için davacı yüklenici şirkete yetki ve 1 yıllık süre verilmesine karar verilmiştir.Bir yıllık sürenin sonunda inşaatların yasal hale getirilemediği ve yapı ruhsatının alınamadığı görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Asıl dava, eser sözleşmesinin feshinin haksızlığının ve geçersizliğinin tespiti ile hak ediş bedellerinin tahsili, karşı dava yapılan ve yapılacak masrafların tahsili, birleşen dava ise eser sözleşmesi kapsamında yapılan ek işler bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında düzenlenen 02.02.1994 tarihli asıl ve 12.07.1997 tarihli ek eser sözleşmeleri ile yüklenici arsa üzerine bedeli karşılığı bina yapmayı üstlenmiştir. Asıl ve birleşen dosya davacısı ... yüklenici, davalı-karşı davacı ... ise arsa malikidir.
Asıl dava, davacı tarafça imar mevzuatına aykırı inşaat yapıldığı, mahkememizce de verilen süre içerisinde gerekli projeler hazırlanarak inşaatların yasal hale getirilmediği ve yapı ruhsatının alınmadığı, yasal hale getirilmediğinden inşaatların ekonomik değerinden söz edilemeyeceğinden yüklenici tarafından açılan asıl davanın reddine karar verilmiştir.
Karşı dava, davalı eski --------- yöneticileri aleyhine ceza mahkemesinde yapılan yargılamada alınan bilirkişi raporlarında davacı yükleniciye haksız bir ödeme yapıldığı tespit edilemediğinden ve tüm sanıklar hakkında davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiğinden, ayrıca davacı yüklenicinin yapmış olduğu işlerden dolayı % 5 nefaset kesintisi yapıldıktan sonra davalı kooperatiften alacaklı bulunduğu anlaşıldığından ve davacı tarafından inşa edilen bina ruhsatsız kaçak binalar olduğundan davalı kooperatifin karşı davasından dolayı davacıdan herhangi bir alacak talebinde bulunamayacağı sonucuna varıldığından karşı davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen dava, ---------- Esas sayılı dosyasındaki davanın HMK'nin 150. Maddesi uyarınca 18/02/2012 tarihi itibariyle açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl davanın REDDİNE,
2-Karşı davanın REDDİNE,
3-Birleşen ----------- Esas sayılı dosyasındaki davanın HMK'nın 150. Maddesi uyarınca 18/02/2012 tarihi itibariyle AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
A-)Asıl dava yönünden;
A-1) Alınması gerekli 427,60 TL harcın davacı tarafından dava açılırken yatırılan 810,00.-TL peşin harç ile 24.878,00.-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 25.688,00.-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 25.260,40 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı ...'ne iadesine,
A-2) Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
A-3) Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 250.878,91 TL vekalet ücretinin davacı ...'nden alınarak davalı ...'ne verilmesine,
A-4) Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
B-) Karşı dava yönünden;
B-1) Alınması gerekli 427,60 TL maktu harcın karşı davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 135,00.-TL harçtan mahsubu ile bakiye 292,60 TL harcın karşı davacı ...'nden alınarak Hazineye gelir kaydına,
B-2) Karşı davacı tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
B-3) Karşı davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin karşı davacı ...'nden alınarak karşı davalı ...'ne verilmesine,
B-4)Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
C-) Birleşen dava yönünden;
C-1) Alınması gerekli 427,60 TL maktu harcın davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 4.683,50.-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 4.255,90 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
C-2) Davacı ... tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
C-3) Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
C-4) Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, davacı-karşı davalı vekili ve davalı-karşı davacı vekillerinin yüzlerine karşı YARGITAY temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/12/2024

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim