Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/239
2025/113
12 Şubat 2025
T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/239 Esas
KARAR NO: 2025/113
DAVA: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20.03.2014
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan), Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
ASIL DAVA YÖNÜNDENDAVA: Davacı vekili dilekçesinde; Müvekkil aleyhine --------- İcra Müdürlüğünün ---------- esas sayılı dosyası üzerinden takipte bulunulduğunu, müvekkili tarafından "---------- Şti."'ne ---------- nolu 200.000,0 TL bedelli ve 20/07/2012 tarihli çek keşide edildiğini, çekin keşide tarihinde müvekkilinin, "----------" unvanlı şirketin ortaklarından olduğunu, çekin keşide amacının, kredi kullanmak isteyen şirket için bankanın talebi üzerine verilen bir ek teminat içeren çek olduğunu, çekin bankaya ibraz tarihinde müvekkilinin şirket ortaklığından tamamen ayrılmış bulunduğunu, çek ciro silsilesinde çekin, dava dışı ---------- şirketinin ortağı ve imza yetkilisi olan ---------- tarafından cirolanarak kendisine geçirildiğini, çekin arkasındaki imza yeri ve adı karalanmış ise de imza sahibinin ---------- ait olduğunun açık bulunduğunu, bu çekte ---------- Şti'ne ait cironun sahte imza ile düzenlendiğini, bu durumun, --------- İcra Mahkemesine ait --------- sayılı dosya ile şikayet mevcut olup vaki durumun, bilirkişi raporuyla ortaya konduğunu,Alacaklı davalı şirketin, yine ---------- ortaklarınadn ---------- ait bir şirket olduğunu, olay incelendiğinde, müvekkili tarafından keşide edilen çekin ----------- ortağı ------------şirket adına imzalayıp ciro ederek, önce kendi şahsına devretmesi, onun üstünü karalayarak ---------- sahte imzayla cirolaması, daha sonra da diğer kendi şirketi ----------- üzerinden icra takibinde bulunması durumun müvekkil lehine tazminat durumu doğurduğunu,Takip konusu ek teminat kapsamındaki çekin, kredi sözleşmesinin teminat amacının ortaan kalkması nedeniyle bedelsiz kaldığını öne sürerek, ---------- İcra müdürlüğünün ----------- sayılı dosyasındaki 242.531,25 TL borçtan dolayı müvekkilinin borcu olmadığının tespiti ile %20 kötü niyet tazminatına mahkumiyetini istemiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkil şirket ile davacı arasında bir ortaklık söz konusu olduğunu, ----------- Şirketinde davacının kredi kullandığını ve tarafların şahsi kefaletlerini de kullanmak kaydıyla ----------Ş.'den banka kredisi kullandığını, ancak davacının ortağı olduğu ----------- şirketi adına kullanılan kredileri ödemediğini, bu ödemelerin müvekkil şirket tarafından yapıldığını, bu ödeme sonrasında davaya konu çekin davacı tarafından şirketten olan alacaklarına karşılık müvekkiline teslim edildiğini, davacının çekten dolayı borçlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
BİRLEŞEN ---------- ESAS SAYILI DAVA YÖNÜNDEN
DAVA : Davacı vekili dilekçesinde; müvekkil hakkında ----------- İcra Müdürlüğünün ----------- sayılı dosyası üzerinden takipte bulunulduğunu, takibin müvekkil tarafından --------- Şti.'ne keşide edildiğini, çekin 30/07/2012 tarih 200.000 TL bedelli olduğunu, müvekkilin keşide tarihinde ----------- şirket ortaklarından olup, çekin keşide amacının kredi kullanmak isteyen şirket için bankanın talebi üzerine verilen ek teminat içeren çek olduğunu, kredi sözleşmesinin teminat amacının ortadan kalkması nedeniyle bedelsiz kaldığını öne sürerek, ---------- e sayılı dosyadan 242.531,51 TL borçlu olmadığının tespitine ve %20 kötü niyet tazminatına mahkumiyetini istemiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı vekilinin davaya cevap vermediği, ancak icra dosyasında, davacıya tebligat yapılamamasına rağmen yapılan işlemlerden haberleri olmasının kafalarda soru işareti bıraktığını, kötü niyetle hareket edildiğini, hukuki yararının olmadığını, haksızlığa uğrayan ve mağdur edilenin alacaklı müvekkilinin olduğunu, teminat senedi olduğu iddialarının gerçeğe aykırı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Dava menfi tespit davasıdır.Taraf delilleri, icra dosyası suretleri ve tüm deliller toplanıp defter kayıtlarıda incelenerek bilirkişi incelemesi yaptırılıp rapor alınarak uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmiştir.Bilirkişi kurulu raporunda özetle(Asıl ve Birleşen dava, davacının,---------- İcra müdürlüğünün ----------- E ve ---------- Esayılı dosyası üzerinden takibe konulan çeke dayalı alacak talebinden dolayı, davalı tarafa borçlu olmadığının tespit talebine ilişkindirAlacaklı -----------, 02.04 2013 tarihinde, --------- İcra müdürlüğünün --------- E sayılı dosyası üzerinden, ---------- ve "---------- Şirketi aleyhine Kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla takibe geçerek,
200.000.00 TL çek
21.931.51 TL işlemiş faiz
20.000.00 TL tazminat
600.00 TL komisyon
Olmak üzere toplam 242.531 51 TL alacağın tahsilim talep etmiştir
--------- E sayılı takip dayanağı olarak 30.07 2012 tarih 200.000 TL bedelli (1) adet çek gösterilmiştir.
Çekin dokumu aşağıda gösterilmiştir,
Keşide Tarihi Çek nosu Çek Tutarı Banka
-----------------------------------------------------------------------------------
30/07/2012 ----------- 200.000,00 ---------
Çekin, (davacı) ---------- tarafından ---------- Şirketi" lehine keşide edildiği, ----------- tarafından-» ------------ ciro edildiği, 30.07.2012 tarihinde ----------- ibraz edilen çekin "karşılıksız" açıklamasıyla ödenmediği, çek üzerinde, "teminat çeki" olduğuna ilişkin bir açıklamanın bulunmadığı görülmüştür
---------- Şirketi:
Şirketin sermayesinin 500.000 TL olduğu, bu sermayeden,
250.000 TL -----------, (birleşen davada davalı)
125 000 TL ---------- (asıl davada davacı)
125000 TL ----------- ait olduğu görülmüştür
---------- şirketi ortaklar kurulunun 11/07/2012 tarih ---------- sayılı kararında; şirket ortaklarından (davacı) -----------, şirketteki 125.000 TL hissesinin tamamını, -------- Noterliği 11.07.2012/---------- hisse devir sözleşmesiyle ---------- devrinin kararlaştırıldığı, bu şekilde;
250.000 TL ----------,
250.000 TL ---------
Olarak sermayenin paylaştırıldığı görülmüştür.
---------- Şirketi ortaklar kurulunun 13/11/2012 tarihli kararında, şirket ortaklarından ----------- şirketteki 250.000 TL hissesinin tamamını, ---------- Noterliğinin 13,112012/--------- sayılı hisse devir sözleşmesiyle ---------- devrinin kararlaştırıldığı, bu şekilde,
250 000 TL ---------,
250,000 TL -----------,
Olarak sermayenin paylaştırıldığı görülmüştür
NOT: 2012 yılı sonrasına ait Ticari Sicil kayıtları dosyaya sunulmadığından takip eden süreçler görülememiştir.)
--------- Şti:Bu unvanda bir şirket kaydının olmadığı hususu, ---------- Ticaret Sicil Müdürlüğünün 30.04.2014 tarih ---------- sayılı yazısından anlaşılmıştır.
Yazı ekinde gönderilen ticaret sicil kaydında, "----------- şirketi'' unvanlı bir şirket olup, şirket ortaklarının, --------- ve ---------- olduğu görülmüştür.
Bununla beraber ---------- Ticaret Sicil Müdürlüğünden dosyaya gönderilen 12.09 2014 tarihlı ticari sicil kayıtlarında; "---------- Şti" şirket ortağının, --------- , ---------, ---------, -------- ve ---------, ---------, ---------, ---------- olduğu, görülmüştür
----------- Şirketi ile ----------- arasında 13 09 2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi düzenlenmiştir. ---------- şirketi adının unvan değişikliğinden dolayı, 2013 yılında "-------- Şti'1 olduğu, --------- dosyada mübrez 11.06 2015 tarihli yazısından anlaşılmıştır.
Kredi limiti 1.500 000 TL olup, "------------' şirketine ait incelenen cari hesap kartında, 23.12.2010 tarihi itibariyle 26.05.2015 tarihine kadar 1.280.185.05 TL'nin kullandırıldığı, bakiye kullanılmamış 219.814.95 TL kredi bakiyesinin kaldığı görülmüştür.
Davacı ----------, dava konusu çeki, kredi kullanılması için ----------- Şirketine verdiğini, --------- ----------- kredi kullandığını öne sürmüştür
----------- bu çekle ilgili olarak dosyaya gönderdiği 15.10.2014 tarihli yazıda; ----------- Şirketinin unvan değişikliğinden dolayı "--------- Şti." olduğunu, söz konusu çekin -------- şirketinin rotatif kredisi için teminata verilmek istenmiş olup, keşideci ---------- aynı zamanda ----------- şirketinin ortağı olduğunu, kredilendirme prosedürüne aykırı olması nedeniyle çekin işleme alınmadan iade edildiğim, söz konusu çek ile ilgili bir kredinin kullandırılmadığını beyan etmiştir.Davacının, menfi tespit davasının irdelenmesi:Davacı; ortağı olduğu -------- şirketinin -------- kullanacağı kredi için takıp konusu 200.000 TL lik çekin, ortağı olduğu ---------- Şirketi lehine kendi tarafından keşide edildiğini, kredi sözleşmesi tamamlanmakla 200.000 TL lik çekin bedelsiz kaldığını öne sürmüştür.
Yukarıda incelendiği üzere takip konusu çekin ciro silsilesine bakıldığında, ----------- şirketi kaşesi üzerine atılan ----------- imzasıyla, ---------- lehine ciro edildiği, çek bedelinin ödenmediği gerekçesiyle --------- E sayılı dosyasıyla, --------- tarafından, ---------- ve ---------- Şti. aleyhine icra takibine geçildiği görülmüştür.
Belirtelim ki dava konusu çekin, --------- şirketi adına kullandırılan rotatif krediye teminat vermek amaçlı olarak ---------- verildiği, ancak ---------- tarafından, keşideci -------- şirket ortağı olması nedeniyle kabul edilmediği anlaşılmıştır.Bu durumda şu üç ihtimal akla gelebilir.Birincisi; dava konusu çek; münhasıran. ---------- şirketinin banka kredisine teminat olmak üzere TEMİNAT amaçlı olarak davacı tarafından --------- şirketi lehine verilmiştir.2. ihtimal, --------- --------- şirketi adına kullanılan kredinin iddia edildiği gibi davacı tarafından ödenmemesi nedeniyle bu çek, kredi borcuna karşılık alınmıştır3. ihtimal ise, davacı, ortağı olduğu ---------- şirketine 200,000 TL borçludur. Bu borcun ödenmesi amacıyla dava konusu çeki şirket lehine keşide edilmiş, davalı ise aldığı bu çeki banka kredisinin kullanılması amaçlı ---------- vermiştir,Nitekim davalı cevap dilekçesinde, davacının, şirkete olan borçlarının tasfiyesi amacıyla verildiğini öne sürmüştür. Davacı ise şirkete herhangi bir borcunun olmadığını, borçsuz şekilde şirket ortaklığından ayrıldığını beyan etmiştir
Bu durumda davalı, dava konusu 200.000 TL bedelli çekin, davacının şirkete olan borcu nedeniyle alındığmı beyan etmekle çeki tal'il etmiştir O halde ispat yükü davalı tarafa geçmiştir Buna göre davalı, davacının, ---------- şirketine veya --------- şirketine 200.000 TL borcu olduğunu ispat etmek durumundadır. ---------- şirketine ait 2012 yılı ticari defterlerinden, zorunlu kapanış tasdikine tabi YEVMİYE defterinin, 6102 sayılı TTK'nun 64. maddesi uyarınca noter kapanış tasdikinin süresinde yaptırıldığı, 2012 yılı ticari defterlerin delil niteliğinde bulunduğu kanaatine varılmıştır.Ticari defterlerin incelenmesinde;Dava konusu çekin, ---------- şirketi lehine keşide edilmesine karşın ticari defter kayıtlarına girmediği, davacının, gerek ortak sıfatından kaynaklanan, sermaye borcu, avans borcu, vergi borcu veya herhangi bir borcu olmadığı, şirket adına kullanılan kredi borcunun, sunulan hesap kartonuna göre düzenli ödendiği, temerrüt nedeniyle bankaca hesabın katedilmedıği gibi şirket ortağı veya kefalet nedeniyle davacı tarafa bankaca da başvurulmadığı tespit edilmiş, şirket defterlerini ibraz eden Mali Müşavir --------- tarafından bilirkişiliğime, kredi borcunun. Herhangi bir takibe uğramadan ödenerek tamamen kapatıldığını da ifade edilmiştir.
Ticari defterlerin incelenmesinde; dava konusu çekin, herhangi bir sebeple davalı şirketin ticari defter kayıtlarına girmediği, davacının, herhangi bir ilişkiden kaynaklı olarak davalı şirkete borcunun olmadığı tespit edilmiştirYapılan bu tespitlerden anlaşılmaktadır ki davacının; gerek banka kredi borcu, gerek şirket borcu ve gerekse başkaca bir borcunun bulunmadığı, dava konusu çekin, ---------- şirketinin bankadan kullanacağı krediye teminat anlamında kullanılmak amacıyla ortağı olduğu ---------- şirketi adına keşide edildiği, ancak birleşen davanın davalısı ---------- tarafından, bizatihi kendisine ciro edilmek suretiyle kullanılmak istendiği, bu amaçla bankaya ibraz edildiği, ancak karşılığının olmaması nedeniyle çek bedelini tahsil edemediği, bu yüzden davacı aleyhine,---------- İcra müdürlüğünün ---------- E sayılı dosyası üzerinden takibe geçerek 200.000 TL çek bedeli ve fer ileriyle birlikte toplam 242.531.51 TL'nin tahsilini talep ettiği tespit edilmiş bulunmaktadır.Açıklanan bu nedenlerle davacının, gerek asıl ve gerekse birleşen davada, davalılara, ---------- İcra müdürlüğünün --------- E sayıh dosyası üzerinden yapılan takıp nedeniyle 200.000 TL çekten dolayı borçlu olmadığının kabulü gerektiği kanı ve sonucuna varılmaktadır.
Ayrıca meselenin hukuki yönden incelenmesi noktasında şu tespitlerde bulunmak mümkün görünmektedir. Her şeyden önce belirtmek gerekir ki, kambiyo taahhüdü mücerrettir. Mücerretlikten anlaşılması gereken hakkında farklı görüşler mevcut olmakla birlikte ortak fikir şudur ki, bu mücerrettik kavramı farklı iki anlam ihtiva etmektedir Kambiyo senedi düzenlemek suretiyle oluşturulan alacak hakkı temel alacak hakkından tamamen bağımsız bir alacak hakkıdır ve bu hak temel alacak hakkından ayrı olarak devredilir. Bilindiği gibi bir borç ikrarı, sorumluluğu gerektirecek sebep belirtilmemiş olsa dahi geçerlidir Kambiyo taahhüdünde bulunmak için alt bir hukuki rlışkının bulunması mümkündür ama gerekli değildir Kambiyo taahhüdü ifa yerine yüklenilmişse borç yenilemesinden söz etmek gerekir Yani temel borç ilişkisi düşer, onun yenni kambiyo ilişkisi alır.Kambiyo senetlerinin mücerretlığı kambiyo senetlerinin tedavül kabiliyetinin artmasına zemin hazırlayan bir unsurdur Asıl borç ilışkısindekı herhangi bir eksikliğin veya savunma vasıtasının ciro görmüş olan kambiyo senetlennde cirantalar için nasıl bir tehlike yaratacağı ve bu sebeple ticari hayatın tıkanma noktasına geleceği açıktır. Bu ilke sayesinde kambiyo senetlennin "kamu itimadına mazhar olması' mümkün hale gelebilmektedirKambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi özellikle senedin ciro görmüş olması ve bu yolla üçüncü kişilerin eline geçmiş olması halinde önem taşımaktadır Zira, senedin ciro yolu ile üçüncü kişilerin elinde bulunması halinde keşldeci ile ilk İehdar arasında ileri sürülebilecek olan şahsi def'ilerin üçüncü kişiye dermeyan edilebilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla kural olarak senedin ciro gördüğü hallerde, temel ilişkinin geçersiz olduğu veya senedin doğumuna yol açan hukuki ilişkinin bulunmadığı hususlarının sadece bu ilgililer arasında şahsi defi olarak dermeyan edilmesi söz konusu olabilecektir. Demek kı, kambiyo senedi ciro görmüşse ve bu surette iyi niyetli üçüncü kişinin elinde bulunursa bu şahsi def ilerin ve bu bağlamda temel hukuki ilişkinin yokluğu ya da geçersizliği savunmalarının iyi niyetli üçüncü kişiye dermeyanı mümkün olamayacaktır.Somut olayda takibe konu olan senedin bir ödeme vasıtası olan çek olduğu açıktır Davacı yanın iddiası ise böyle bir senedin tanzimini gerektirecek hiçbir hukuki ilişkinin bulunmadığı sadece bu çekin keşide sebebinin teminat amactna dayandığı yönündedir.Senedin teminat amacı ile keşide edildiği savunması senedin hüküm ve kuvvetini azaltmaya matıut ve senedin bedelsiz kalmasına sebebiyet verecek iddialardan olduğundan bu iddianın ancak kes>n delille i,spat edilmesi gerekir Somut olayda davacı yanın asıl ve birleşen davalar yönünden bu faaliyeti yerine getirdiğinden söz etmek mümkün değildir. Ancak; somut olayda senetler (asıl dava yönünden) ----------- tarafından "--------" e sahte cirolanmış, daha sonra da diğer kendi şirketi ----------- üzerinden icra takibinde bulunulmuş olduğu, birleşen dava yönünden ise davacı tarafından --------- şirketi adına keşide edildiği, ancak birleşen davanın davalısı ---------- tarafından, bizatihi kendisine ciro edilmek suretiyle kullanılmak istendiği anlaşılmaktadır.Kıymetli evrakın mücerretliği ilkesi çerçevesinde, TTK m.825 hükmünün zikredilmesi ve somut hayat olayları karşısında anılan hükmün değerlendirilmesinde yarar bulunmaktadır. Anılan hüküm "borçlu ile önceki hamillerinden birisi veya senedi tanzim eden kimse arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ilerin ileri sürülmesi, ancak senedi iktisap ederken hamilin bilerek borçlunun zararına olarak hareket etmiş olması halinde caizdir" şeklindedir. Buna benzer bir düzenlemeye TTK m.687 hükmünde de rastlamaktayız. Gerçekten de anılan hüküm, "poliçeden dolayı kendisine başvurulan kimse düzenleyen veye önceki hamillerden biriyle kendi arasındaki doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil poliçeyi iktisap ederken, bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun" şeklindedir.Görülüyor ki, kanun koyucu bir taraftan kambiyo senetlerinin tedavül kabiliyetlerinin artırılması için mücerrettik ilkesini benimsemiş ve bu surette şahsı def'ilerin üçüncü kişilere dermeyenini engellemiş, ancak diğer taraftan, senedi iktisap eden cirantanın, keşidecinin zararına hareket etmiş olması halinde, ya da bu senedin tanziminin keşidecinin aleyhine olarak ve kötü niyetle gerçekleştiğini bilmesi halinde artık mücerretlik ilkesinin uygulanamayacağını açık olarak hükme bağlamıştırSomut olayda asıl davaya konu olan senet yönünden --------- şirketinin diğer ortağı --------- ortağı olduğu şirkete çekin cirolanarak bu şirket tarafından takibin başlatıldığı durumda alacaklı konumundaki ---------- ile birleşen davanın davalısı --------- arasında bir organik bağın mevcut olduğu açık olarak anlaşılmaktadır Söz konusu ciroların kıymetli evraktan doğan şahsı defilerin cirantaya karşı ileri sürülememesı prensibinden istifade etmeye yönelik olarak ve kötü niyetli olarak gerçekleştirildiği de değerlendirilmektedir Nitekim yukarıda mali yönden izah edildiği üzere söz konusu senedin tanzimim haklı kılacak bir borç ilişkinin mevcut olmadığı açık olarak anlaşılmaktadır. ) şeklinde görüş bildirmişlerdir.Celp edilen ---------- İcra Müdürlüğünün -------- Esas sayılı dosyasında özetle; (----------- Şti'nin borçlular --------- Şti, ---------- Şti. Ve ---------- aleyhine 200.000,00 TL çek, 21.931,51 TL işlemiş faiz, 20.000,00 TL tazminat ve 600,00 TL komisyon olmak üzere toplam 242.531,51 TL yönünden takip başlatıldığı, yapılan itiraz üzerine ---------- İcra Hukuk Mahkemesi tarafından 27/03/2014 tarihli kararla takibin durdurulduğu) görülmüştür,Toplanan tüm delillere göre;Asıl davanın konusu olan çek davacı tarafından ----------- Şti'ne keşide edildiği, onun cirosuyla çek ---------- şirketine ondanda davalı ---------- Şti.'ne geçtiği, ara ciranta --------- şirketinin imzaya yönelik itirazıyla imza itirazının kabulüne karar verildiği birleşik davanın konusu olan çekte davacı tarafından ---------- Şti'ne onun cirosuyla da davalı ------------ ciro edildiği, çeklerde hamil olan ------------ Şti ve ------------ tarafından ayrı ayrı takip konusu yapıldığı, davalı ---------- çeklerin lehtarı --------- ve ----------- şirketinin ortağı olduğu, davacının da ----------- şirketinin ortağı olduğu dava konusu her iki çekin lehtar ---------- Şti'nin defterlerinde kayıtlı olmadığı ayrıca ------------ Şti.'nin de defterlerinde kayıtlı olmadığı tüm dosyadan anlaşılmıştır.Mevcut delillere, benimsenen rapora ve tüm dosya kapsamına göre; davalı --------- Şti'nin diğer ortağı davalı --------- tarafından cirolanmasına, ayrıca davalı -------- davalı ----------- şirketiyle de organik bağının olmasına çeklerin davalıların defterlerinde kayıtlı olmamasına, davalı ----------- şirketine cirolayan ara ciranta ---------- şirketinin ciro imzasının sahte olmasına göre; davalıların kötüniyetli olduğu dava konusu çeklerde davacının çeklerin tanzimini haklı kılacak bir borç ilişkisi olmadığı, davacının davasını kanıtladığı kanaatine varılarak her iki davanın kabulüne ilişkin mahkememizce verilen 04/05/2016 tarih ve -------- Esas - ---------- Karar sayılı kararı, asıl ve birleşen dava davalılar vekilince temyiz edilmiştir.---------- sayılı ilamıyla özetle; "Asıl ve birleşen davada davacı vekili, dava konusu edilen çeklerin keşide tarihinde davacının da ortağı olduğu lehtar ---------- Şti.’nin kredi kullanması için ek teminat olarak bankaya sunulmak üzere verildiğini, çeklerin teminat amacının ortadan kalkmasından sonra kendisine iade edilmeyip kötü niyetli davalılara geçtiğini iddia ederek bu çeklerden ve çeklerin takibe konulduğu icra takip dosyalarından dolayı borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davaya konu çekin, ------------ nolu, 20.07.2012 keşide tarihli, 200.000,00 TL bedelli, keşidecisi davacı----------, lehtarı ve ilk cirantası dava dışı ----------- Şti., ikinci cirantası ---------- Şti., hamili davalı ---------- Şti. olan çek olduğu anlaşılmaktadır. Birleşen davaya konu çekin ise, ------------ nolu, 30.07.2012 keşide tarihli, 200.000,00 TL bedelli, keşidecisi davacı --------, lehtarı ve ilk cirantası dava dışı ----------Şti., hamili davalı -------- olan çek olduğu anlaşılmaktadır. Asıl ve birleşen davacı tarafından ileri sürülen ek teminat iddiası, şahsi bir def’idir. TTK’nın 687. maddesinin birinci fıkrası, “Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun…” düzenlemesini içermektedir. Bu hükme göre şahsî def’îlerin kural olarak hamile karşı ileri sürülmesi söz konusu değildir. Ancak hamil poliçeyi devralırken bile bile borçlunun zararına hareket ederse, bu durumda şahsî def’îler hamile karşı da ileri sürülebilecektir. Anılan bu düzenleme TTK’nın 818. maddesinin birinci fıkrasının e bendi göndermesi nedeniyle çekler hakkında da uygulanmaktadır. Somut olaya gelindiğinde, asıl ve birleşen davacı öncelikle lehtar olan ---------- Şti.’ne karşı çeklerin ek teminat, başka bir deyişle bedelsiz olarak verildiğini ispat etmeli, bunu ispat ettikten sonra asıl ve birleşen davaya konu çeklerin hamili olan davalıların dava konusu çekleri ek teminat, yani bedelsiz olduğunu bilerek devraldığını ispat etmelidir. Ancak asıl ve birleşen davada, çeklerin lehtarı ---------- Şti. davalı olarak yer almamış olduğundan, çeklerin lehtarına karşı ek teminat, başka bir deyişle bedelsizlik iddiasının ispat edildiği bu aşamada söylenemeyecektir. Mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde inceleme ve değerlendirme yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken alınan bilirkişi raporunda yapılan tespitlere dayalı yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden asıl dava davalısı ve birleşen dava davalısı yararına bozulması gerekmiştir. 2) Bozma sebep ve şekline göre asıl dava davalısı ve birleşen dava davalısı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıdaki (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden asıl dava davalısı ve birleşen dava davalısı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bend uyarınca asıl dava davalısı ve birleşen dava davalısı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan asıl dava davalısı ve birleşen dava davalısı yararına Yargıtay duruşma tarihi dikkate alınarak takdiren 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin (bir kez) asıl ve birleşen dava davacısından alınarak asıl dava davalısı ile birleşen dava davalısına verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 27/12/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi." gerekçesiyle bozularak mahkememize gelmekle yeni bir esas numarası almıştır. Davacı vekiline, dava konusu çeklerin lehtarı --------- Şti. hakkında dosyamızla birleştirilmek üzere dava açması için 4 haftalık kesin süre verilmesine, açmadığı taktirde dosyadaki mevcut delil durumuna göre karar verileceği hususunun ihtar edilmiştir. Davacı vekili tarafından ---------- Esas sayılı dosyası ile ----------- Şti. hakkında dava açıldığı, mahkemesince dosyanın mahkememiz dosyası ile birleştirildiği, birleştirme tensip tutanağı hazırlandığı, davalı şirkete çıkan davetiyelerin bila tebliğ iade edildiği, yapılan dosya incelenmesinde; mahkememiz dosyasın da davamıza konu çeklerin lehtarı olan firmanın ----------- mersis nolu ---------- sicil kayıtlı ------------ Şti. olduğu yanlış firmaya dava açıldığı görülmüştür. Dava konusu----------- mersis nolu ------------ sicil kayıtlı --------- Şti.'nin ------------ Ticaret Sicili Müdürlüğünden kaydını ------------Ticaret Sicili Müdürlüğüne aldırdığı görülmüştür. ------------ Ticaret Sicili Müdürlüğünden gelen cevap yazısında dava konusu ----------- mersis nolu ----------- sicil kayıtlı ---------- Şti.'nin adının ----------- Şirketi olduğu görülmüştür. Davacı vekilinden, ------------ Mersis numaralı ----------- Şirketi'ne karşı dava açması ve dosyanın mahkememiz dosyası ile birleştirilmesi istenilmiştir. ----------- sayılı ilamıyla dosyanın mahkememiz dosyasıyla birleştirildiği görülmüştür. Dosya incelendiğinde; davacısının ------------, davalısının --------- Şirketi olduğu görülmüştür. Davacı vekili 18.11.2023 tarihli dava dilekçesinde özetle; 1.-------- Esas dosya numaralı davaları bulunduğunu, mahkemenin 28.12.2022 tarihli duruşmasında taraflarına, yargılama konusu çeklerin lehtarı olması sebebi ile ----------- ŞTİ. karşı dava açmaları için 4 haftalık kesin süre verdiğini, işbu sebeple yasal süresi içinde dava açma haklarını kullandıklarını, 2.-----------Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan davanın ----------Ş ----------- ŞB sine ait 30.07.2012 tarihli, ------------ numaralı ve 200.000.-TL bedelli çeke ilişkindir. Müvekkili --------- ------------ İcra Müdürlüğü’nün ------------- sayılı icra dosyası ile 02.04.2013 tarihinde icra takibinde bulunulmuştur. İlgili icra müdürlüğünün ödeme emrini 10.04.2013 tarihinde tebellüğ etmiş idik. Bunun üzerine iş bu davayı yasal süresine uygun olarak ikame ettik. 3. Yine müvekkili ---------- tarafından ----------- ŞTİ.'ne keşide edilmiş, ---------Ş -------- şubesine ait ----------- numaralı 200.000.-TL bedelli ve 20.07.2012 tarihli diğer çek konusunda ----------İcra Müdürlüğü'nün ----------- numaralı icra takibinde bulunulmuş ve bunun üzerine ----------- Esas sayılı dava ilk dava ile birleştirilerek görülmüştür. İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda talep ve savunmaları haklı ve yerinde bulunarak lehlerine, davacının davalıya borçlu bulunmadığının tespiti ile sonuçlanmıştır. Davalı vekilinin Yargıtay yolu ile temyize gitmesi ile dava başkan üyenin karara katılmama şerhi ile bozularak ilk derece mahkemesine geri gelmiştir. 4. İlgili dava dosyasında yer aldığı üzere davacı müvekkili, çekin keşide tarihinde -----------ŞTİ. ünvanlı şirketin ortaklarından biridir. Çeklerin keşide amacı ise, kredi kullanmak isteyen şirket için bankanın talebi üzerine verilen, bir ek şahsi teminat içeren çek olmasıdır. Söz konusu çekler, ---------- kredi istemi ile sunulmuş ancak, bankaca kredi verilecek şirketin yine ortağınca bir teminatın kabul edilemeyeceği sebebi ile şirkete geri iade edilmiştir. Ancak çekler, şirket ortağı ----------- tarafımıza geri iade edilmemiştir. Çekler şirket kayıtlarına da alınmaksızın haksız ve hukuksuz olarak, şahsın yine kendi şirketi üzerinden icra takibine konu edilerek alacak yaratılmaya çalışılmıştır. Söz konusu çeklerin bankaya ibraz tarihinde müvekkili, şirket ortaklığından hiçbir borcu ve şirkete ait sermaye borcu olmaksızın ayrılmış bulunmaktadır. Durum şirkete ait ticaret sicil bilgileri incelendiğinde açıkça anlaşılacaktır. Dava dosyasında mevcuttur. Ayrıca, ------------ Esas sayılı dosyada Davacı ------------- tarafından sermaye borcu bulunduğu iddiası ile açılmış bir dava mevcut idi. Bu dava lehimize sonuçlanmış, dava reddedilmiş, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Bu davada tarafımızca sunulan 09.07.2012 tarihli hisse devir ön anlaşmasıyla müvekkilinin ----------- şirketi dahil olmak üzere birkaç şirketteki hisselerini ------------ devir etmiştir. Devir alan şahıs aynı zamanda ------------- şirketinde ortaktır. Müvekkilinin hiçbir borcunun bulunmadığı bu anlaşmada açıkça yer almıştır. Protokole itiraz edilmemiş ve kabul edilmiştir. Müvekkilinin hiçbir borcu olmadığı açıkça ortaya konmuş ve varsa tüm borçların hisseyi devir alan tarafından üstlenildiği dava kayıtlarında mevcuttur. Bu tarihin akabinde yasal hisse devir işlemlerinin yapıldığı sicil kayıtlarında ve dosya içeriği belgelerinde görülecektir. ortağı ve imza yetkilisi olan ---------- tarafından cirolanarak kendi şirketi -----------ŞTİ. şirketine geçirilmiştir. Bu tarihte müvekkili ----------- şirket ortağı değildir. Tüm hisselerini ve doğmuş doğacak borçlarını hissesini devir alana geçirerek ortaklıktan ayrılmıştır. Davalı, müvekkilimin kredi borcu olduğunu iddia etmekte ve borcun kendisi tarafından ödendiğini iddia etmesine rağmen bu konuda dosyaya borcun varlığına dair hiçbir belge sunamamıştır. Olaylar ve dava dosyası incelendiğinde müvekkili tarafından keşide edilen çekler, ----------- ŞTİ. ortağı ---------- şirket adına imzalayıp ciro ederek, kendi şahsına devretmesi ve alacaklı sıfatı ile icra takibinde bulunmuştur. Bu çeklerden birinde davalı şirket ortağı ----------- ciro silsilesine ----------- şirketini sokmak suretiyle sahtecilik suçundan ---------- Esas sayılı dosyasında yargılanmış ve ceza almıştır. Bu duruma ilişkin kayıtlar dava dosyasında mevcuttur. Yukarıda açıkladığımız şekilde müvekkilinin çekin keşide tarihinde şirket ortağı olarak kendi şirketinin kredi kullanması için bankanın talebi üzerine ek teminat olarak yine kendi şirketine keşide ederek verdiği kambiyo senedi kredi sözleşmesinin teminat amacının ortadan kalkması ve hisse devir anlaşması şartları sebebleri ile bedelsiz kalmış bulunmaktadır. Bu bahsi geçen tüm sebeplerden dolayı sayın mahkemenizden dava konusu ----------Ş ---------- ŞB sine ait 30.07.2012 tarihli, ----------- numaralı ve 200.000.-TL ve ----------Ş ------------ ŞB sine ait 30.07.2012 tarihli, ------------ numaralı ve 200.000.-TL'lik çekleri ile ilgili olarak müvekkilinin borçlu olmadığına karar verilmesini talep ettiklerinden bahisle evvel emirde, huzurda açılan dava dosyanın ----------- Esas sayılı dosyasında birleştirilmesine, Müvekkili ----------- tarafından ---------- ŞTİ. keşide edilmiş ---------Ş ---------- ŞB sine ait 30.07.2012 tarihli, ----------- numaralı ve 200.000.-TL bedelli ve----------Ş ----------- şubesine ait --------- numaralı 200.000.-TL bedelli ve 20.07.2012 tarihli diğer çekler hususunda, borçtan dolayı borçlu olmadığının tespitine, takibe konu çeklerin yargılama sonunda şirketin uhdesinde ise, taraflarına iadesine, yargılama ve avukatlık ücretlerinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket temsilcisi 13.02.2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; USULE İLİŞKİN İTİRAZLAR Birleşen ----------- Esas sayılı, 29.11.2023 tarihli ara kararı ve mahkemenizin 24.01.2024 tarihli celse 3.nolu ara kararı gereği davacı tarafa Arabuluculuk son tutanak aslını veya onaylı suretini sunmak üzere 1 haftalık kesin süre verilmiş olup davacı 08.12.2023 tarihli beyan dilekçesi ile dava açılmadan önce Arabuluculuk sürecine başvurmadığını beyan etmiştir. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A maddesi gereği davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. İlgili Kanun Maddesi aşağıda ki gibidir. MADDE 18/A- (Ek:6/12/2018-7155/23 md.) (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Davanın öncelikle 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A maddesi gereği dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesini talep etmekteyiz. DAVAYA CEVAPLARIMIZ Davacı dava dilekçesinde çeklerin keside tarihinde ----------- STI. ünvanlı sirketin ortaklarından biri olduğunu, çeklerin keside amacının ise, --------- kredi kullanmak isteyen sirket için bankanın talebi üzerine verilen, bir ek sahsi teminat içeren çekler olduğunu iddia etmektedir. Davacının beyanları borçtan kurtulmaya yönelik olup kabul etmemekteyiz. Davacının ortağı olduğu şirket ---------- adına kullanılan krediyi ödememesi nedeniyle kredi taksitleri diğer davalılar tarafından ödenmek zorunda kalınmıştır. Bankaya yapılan ödemeler sonrası, davaya konu çekler banka tarafından davacıya teslim edilmiş davacıda ----------- aldığı dava konusu çekleri borcu sebebiyle diğer davalılara vermiştir. Kambiyo senedi düzenlemek suretiyle oluşturulan alacak hakkı temel alacak hakkından tamamen bağımsız bir alacak hakkıdır ve bu hak temel alacak hakkından ayrı olarak devredilir. Bilindiği gibi bir borç ikrarı, sorumluluğu gerektirecek sebep belirtilmemiş olsa dahi geçerlidir. Kambiyo taahhüdünde bulunmak için alt bir hukuki ilişkinin bulunması mümkündür ama gerekli değildir. Kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi özellikle senedin ciro görmüş olması ve bu yolla üçüncü kişilerin eline geçmiş olması halinde önem taşımaktadır. Zira, senedin ciro yolu ile üçüncü kişilerin elinde bulunması halinde keşideci ile ilk lehdar arasında ileri sürülebilecek olan şahsi def'ilerin üçüncü kişiye dermeyan edilebilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla kural olarak senedin ciro gördüğü hallerde, temel ilişkinin geçersiz olduğu veya senedin doğumuna yol açan hukuki ilişkinin bulunmadığı hususlarının sadece bu ilgililer arasında şahsi defi olarak dermeyan edilmesi söz konusu olabilecektir. Kambiyo senedi ciro görmüşse ve bu surette iyi niyetli üçüncü kişinin elinde bulunursa bu şahsi def ilerin ve bu bağlamda temel hukuki ilişkinin yokluğu ya da geçersizliği savunmalarının iyi niyetli üçüncü kişiye dermeyanı mümkün olamayacaktır. Asıl ve birleşen davada davacı tarafından ileri sürülen ek teminat iddiası, şahsi bir def’idir. TTK’nın 687. maddesinin birinci fıkrası, “Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun…” düzenlemesini içermektedir. Bu hükme göre şahsî def’îlerin kural olarak hamile karşı ileri sürülmesi söz konusu değildir. Ancak hamil poliçeyi devralırken bile bile borçlunun zararına hareket ederse, bu durumda şahsî def’îler hamile karşı da ileri sürülebilecektir. Anılan bu düzenleme TTK’nın 818. maddesinin birinci fıkrasının e bendi göndermesi nedeniyle çekler hakkında da uygulanmaktadır. Yargıtay bozma ilamında ; "Somut olaya gelindiğinde, asıl ve birleşen davacı öncelikle lehtar olan ---------- Şti.’ne karşı çeklerin ek teminat, başka bir deyişle bedelsiz olarak verildiğini ispat etmeli, bunu ispat ettikten sonra asıl ve birleşen davaya konu çeklerin hamili olan davalıların dava konusu çekleri ek teminat, yani bedelsiz olduğunu bilerek devraldığını ispat etmelidir. Ancak asıl ve birleşen davada, çeklerin lehtarı ---------- Şti. davalı olarak yer almamış olduğundan, çeklerin lehtarına karşı ek teminat, başka bir deyişle bedelsizlik iddiasının ispat edildiği bu aşamada söylenemeyecektir. Mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde inceleme ve değerlendirme yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken alınan bilirkişi raporunda yapılan tespitlere dayalı yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden asıl dava davalısı ve birleşen dava davalısı yararına bozulması gerekmiştir." şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur. Yargıtayın bozma ilamı gereğince asıl ve birleşen dosyaların davacısı şirketimiz adına keşide edilen çeklerin bedelsiz olarak verildiğini ispat etmeli, bunu ispat ettikten sonra asıl ve birleşen davaya konu çeklerin hamili olan davalıların dava konusu çekleri ek teminat, yani bedelsiz olduğunu bilerek devraldığını ispat etmelidir. Açılan dava haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup reddi gerektiğinden bahisle öncelikle davacı tarafça Arabuluculuk şartı yerine getirilmediğinden dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanatte ise davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.
Birleşen dosya davalı şirketin merkezinin bulunduğu ---------- bölgesinden görevlendirilecek mali müşavir bilirkişi eşliğinde dava konusu çeklerin davalı --------- şirketi kayıtlarında yer alıp almadığı, almışsa buna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin raporlanmasının istenilmesine karar verilmiştir. Mali Müşavir - Hesap Uzmanı bilirkişi ---------- tarafından sunulan 12/12/2024 tarihli raporda özetle; "6. GEREKÇELİ SONUÇ: Davalı ---------- ŞTİ. ile ilgili yaptığım araştırmada; Davalı Şirket'in merkez adresinin ---------- olması nedeniyle 2013 yılından beri -------- Vergi Dairesi'nin faal Kurumlar Vergisi mükellefi olduğu, Aralık-2024 ayı itibariyle Tüzel Kişiliği'nin devam ettiği, Mali Müşavir'inin ---------- SMMM.Odasına kayıtlı SMMM --------- olduğu, davalı şirketin Mali Müşaviri ile yapılan görüşmede davaya konu çeklerle ilgili olarak takvim yılının 2012 olduğu ve 10 yılı geçtiği için 2012 yılı ile ilgili Resmi Defter'lerin kendilerinde bulunmadığının belirtildiği tespit edilmiştir. Bu nedenle dava konusu çeklerin davalı ----------- Şirketi'nin kayıtlarında yer alıp almadığının tespiti, (Resmi Defterler tarafıma verilemediği için) mümkün olamamıştır. Takdiri Sayın Mahkemenize Ait Olmak Üzere Arz Olunur." şeklinde kanaat bildirdiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, dava konusu edilen çeklerin keşide tarihinde davacının da ortağı olduğu lehtar -------- Şti. kredi kullanması için ek teminat olarak bankaya sunulmak üzere verildiğini, çeklerin teminat amacının ortadan kalkmasından sonra kendisine iade edilmeyip kötü niyetli davalılara geçtiğini iddia ederek bu çeklerden ve çeklerin takibe konulduğu icra takip dosyalarından dolayı borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davaya konu çekin, -------- nolu, 20.07.2012 keşide tarihli, 200.000,00 TL bedelli, keşidecisi davacı -----------, lehtarı ve ilk cirantası dava dışı ---------- Şti., ikinci cirantası ---------- Şti., hamili davalı -------- Şti. olan çek olduğu, birleşen --------- Esas sayılı davaya konu çekin ise,---------- nolu, 30.07.2012 keşide tarihli, 200.000,00 TL bedelli, keşidecisi davacı ----------, lehtarı ve ilk cirantası dava dışı---------- Şti., hamili davalı --------- olan çek olduğu anlaşılmaktadır. Asıl ve birleşen davalarda davacı tarafından ileri sürülen ek teminat iddiası, şahsi bir def’idir. TTK’nın 687. maddesinin birinci fıkrası, “Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun…” düzenlemesini içermektedir. Bu hükme göre şahsî def’îlerin kural olarak hamile karşı ileri sürülmesi söz konusu değildir. Ancak hamil poliçeyi devralırken bile bile borçlunun zararına hareket ederse, bu durumda şahsî def’îler hamile karşı da ileri sürülebilecektir. Anılan bu düzenleme TTK’nın 818. maddesinin birinci fıkrasının e bendi göndermesi nedeniyle çekler hakkında da uygulanmaktadır. Somut olaya gelindiğinde, asıl ve birleşen davacı öncelikle lehtar olan ---------- Şti.’ne karşı çeklerin ek teminat, başka bir deyişle bedelsiz olarak verildiğini ispat etmeli, bunu ispat ettikten sonra asıl ve birleşen davaya konu çeklerin hamili olan davalıların dava konusu çekleri ek teminat, yani bedelsiz olduğunu bilerek devraldığını ispat etmelidir. Bu kapsamda davacı tarafça --------- Şti. aleyhine ---------- Esas sayılı davasının açıldığı ve mahkememiz dosyasıyla birleştirildiği görülmüştür. Mahkememizce davacı tarafın çeklerin ek teminat olarak verilip verilmediğinin ispatı açısından birleşen dosya davalısı --------- Şirketi ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak istenilmiş ancak defter saklama süresi geçtiği için inceleme yaptırılamamıştır. İspat yükü davacı tarafta olup asıl ve birleşen davalar davacı tarafı iddiasını ispat edemediğinden asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl ve birleşen davaların REDDİNE,
2-Asıl davada Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 615,40 TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 4.141,85 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 3.526,45 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı --------- Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ---------- Şirketi'ne verilmesine,
5-Davalı ---------- Şirketi tarafından yapılan 75,40 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı --------- Şirketi'ne verilmesine,
6-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
7-Birleşen--------- Esas sayılı davada Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 615,40 TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 4.141,85 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 3.526,45 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, ,
8-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı ------------ kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ----------- verilmesine,
10-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
11-Birleşen --------- Esas sayılı davada Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 615,40 TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 6.831,00 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 6.215,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
12-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
13-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca -------- bütçesinden ödenen 3.833,33 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,
14-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı --------- ve ---------- vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde YARGITAY TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.