mahkeme 2024/88 E. 2025/127 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/88

Karar No

2025/127

Karar Tarihi

11 Şubat 2025

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/88 ESAS
KARAR NO: 2025/127
DAVA: Menfi Tespit (Alım Satım)
DAVA TARİHİ: 29/01/2024
KARAR TARİHİ: 11/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Mobilya imalatı yapan bir şahıs şirketi olduğunu, davalı firma ile olan Ticari ilişkisi de davalı yanın müvekkiline mobilya siparişi ile mobilya yaptırması ile oluştuğunu, 30.03.2023 Tarihli Faturada görüleceği üzere verilen sipariş ile 50 Adet Hareketli keson, 2 Adet karşılama bankosu, 3 adet makam takımı siparişi karşılığında 159.000,00 + 12.720,00 KDV = 171.720,00 TL karşılığında imalat yapıldığını, davalı şirketin müvekkilinin düzenli ve temiz çalışmasından memnun olarak bu defa yine müvekkili firmaya, 50 Adet Hareketli keson, 2 Adet karşılama bankosu, 3 adet makam takımı siparişi verdiğini, bu imalat tutarının karşılığının ise 200.000,00 + 20.000,00 KDV = 220.000,00 TL olduğu 01.09.2023 tarihli faturadan görüleceğini, bu sipariş sonrasında da davalı şirket tarafından 10 adet keson siparişi verildiğini yapılan bu imalatın tutarı ise 16.500,00 TL olduğu 07.09.2023 Tarihli Faturadan da görüleceğini, müvekkilinin bir anda banka hesaplarına haciz gelmesi üzerine kendisi hakkında icra takibi yapılarak kesinleştirilmiş olunduğunu, kesinleşen bu takibe istinaden de hacizlerin geldiğini görmesi üzerine yapılan incelemede davalı şirket tarafından, 02.10.2023 Tarihinde iade faturası kesildiği, Kesilen bu iade faturasına istinaden müvekkilinden 220.000,00-TL alacaklı olarak icra takibi başlatıldığını ve ödeme emrinin e-tebliğ şeklinde yapılmak sureti ile kesinleştirilmiş olduğunu, bunun üzerine müvekkilinin davalı şirket yetkilisi ile görüştüğünde tehdit edildiğini beyan ettiğini, arabuluculuk müracaatında bulunduklarını ve uzlaşma sağlanamamıştır şeklinde tutanak tutulduğunu, davalı tarafın faturanın kabulünden sonraki süreçte 02.10.2023 Tarihinde yani aradan tam 1 ay geçmesinden sonra iade faturası düzenleyerek alacaklı olduğuna karine oluşturmasının hukuken kabul edilebilir olmadığını, kesilen faturayı 8 günlük sürede itiraz etmeyen ve ticari defterine işlemeden geri göndermesi gereken davalının yine bu 8 günlük sürede faturanın içeriğine de itiraz etmeyen davalının iade faturası keserek, alacaklı olduğundan bahisle yapmış olduğu takipte alacaklı olduğunun kabulüne imkan bulunmadığını, davalı tarafın sadece ödemekle yükümlü olduğu fatura karşılığını ödememek amacıyla kötü niyetli olarak iade faturası düzenleyip gönderdiği ve bu faturanın uets olarak gönderilmesi sebebi ile şahıs olan müvekkiline yapılan tebliğ işlemini fark edememesi sebebi ile icra takibini kesinleştirmek suretiyle müvekkilinden alacak tahsili ile haksız kazanç sağlamasının kabul edilemeyeceğini, söz konusu faturayı iade etmemiş olmasının altında başka arayış ve amaç peşinde koştuğunun çok açık bir biçimde görüldüğünü, yapılan icra takibinin haksız ve hukuka uygun olmamasının yanı sıra müvekkilinin davalıya borcu bulunmamakla iş bu menfi tespit davasını açmanın zaruret hasıl olduğunu beyan ederek davalı firmanın müvekkilinden böyle bir alacağının bulunmaması sebebi ile yapılan icra takibinin haksız ve mesnetsiz olması, borç bulunmaması sebebi ile takibin iptaline ve Menfi tespit istemimizin kabulüne karar verilmesine, haksız ve kötü niyetli olarak yapılan takip nedeni ile alacağın % 20 oranında Tazminat ödenmesine hükmedilmesine, yargılama dava masrafları ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini taleple dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirketin ----------- Sitesinde uzun yıllardan bu yana mobilya satışı yapmakta olduğunu, çeşitli mobilya imalat atölyelerinde sipariş yolu ile ürettirmiş olduğu ürünleri son kullanıcıya/tüketiciye sattığını, davacıya da en geç 01.10.2023 tarihinde teslim etmek üzere 50 Adet Hareketli keson, 2 adet karşılama bankosu, 3 adet makam takımı siparişi verdiğini, davacının teslimden önce müvekkili şirket hesaplarından kendisine avans mahiyetinde ödemeler yapılabilmesi için fatura kesmesi gerektiğini belirterek sipariş edilen ürünleri müvekkili şirkete teslim etmeden, 01.09.2023 tarih ve ------------ nolu faturayı tanzim ettiğini, müvekkili şirketin ise ürünlerin teslim edileceğine olan inanç ile davacıya çeşitli kerelerde en sonuncusu 02.10.2023 tarihinde olmak üzere bu sipariş için toplam 220.000,00 TL ödediğini, son olarak yapılması gereken ödemenin de yapılmış olması ancak davacıya sipariş edilen ürünlerin teslim edilmemesi üzerine, 02.10.2023 tarihinde müvekkili şirket yetkilisi ve çalışanlarının davacının işyerine gittiğini, davacının işyerinde olmadığı ve ürünlerin üretimine de hiç başlamamış olduğunu öğrendiklerini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından 02.10.2023 tarih ----------- iade faturası “ ürünler fiili olarak teslim edilmediği için düzenlemiştir” açıklaması ile tanzim edildiğini, ayrıca davacıya 05.10.2023 tarihinde ---------Noterliğinin -------- E. nolu ihtarname keşide edilerek, bu durum belirtilmiş ve sipariş edilen ürünlerin bir iş günü içinde teslimi aksi halde, 220.000,00 TL ödemenin iadesi talep edilmiştir. Dava dilekçesinde iddia edildiği gibi sadece iade faturası tanzim edilmediğini ayrıca davacıya ihtarname keşide edildiğini, ekinde iade faturası ile birlikte davacıya keşide edilen iş bu ihtarnamenin davacıya 10.10.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, davacının müvekkili şirket tarafından keşide edilen fatura ve ihtarname içeriğine yönelik herhangi bir itirazda bulunmadığını, bunun üzerine davacı aleyhine haksız olarak alınan 220.000,00 TL'nin tahsili için -----------İcra Müdürlüğünün ------------ Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, iş bu takipteki ödeme emrine de herhangi bir itiraz olmadığını ve takibin kesinleştiğini, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine sipariş verilen bu ürünleri hiçbir şekilde müvekkili şirkete veya müvekkili şirketin bildirdiği üçüncü bir kişiye teslim etmediğini, müvekkili şirketin ticari kayıt ve faturaları bilirkişi marifetiyle incelendiğinde bu ürünlerin müvekkili şirketin deposunda olmadığı, üçüncü bir kişiye satış v.b suretle satılmadığının açıkça anlaşılacağını, davacı tarafından cezai yaptırımı olan arabuluculuk görüşmelerinin gizliliği temel ilkesinin ihlal edildiğini, davacının ürünlerin teslim ediliğini gösterir imzalı herhangi bir belgeyi dosyaya ibraz etmediğini, davacının hukuka aykırı ve suç oluşturacak şekilde müvekkiline önce güven vermiş ve müvekkilinin bu güvene dayalı olarak ödeme yapmasını sağlamış ancak ödemesini aldığı ürünleri üretmemiş ve müvekkiline teslim etmediğini, tüm bu hususların tanık beyanları ile de ayrıca ispat edileceğini beyan ederek haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, davalı aleyhine dava konusu alacağın %20 oranında tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER ve GEREKÇE: Dava; ----------- İcra Müdürlüğünün ------------ Esas sayılı dosyasında davacının davalıya 220.000,00-TL asıl alacak yönünden borçlu olup olmadığının tespitine ilişkindir. Mahkememizce taraflara usulüne uygun tebligat yapılmış, ------------ Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkere cevabı ve ----------İcra Müdürlüğü'nün ---------- Esas sayılı dosyası incelenmek üzere dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek üzere dosya Mali Müşavir bilirkişiye tevdii edilerek, rapor alınmıştır. 07/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle:"Davacının T.T.K. ve V.U.K. hükümlerine göre tutulan İşletme Hesabı Defterinin tutulma şekline göre; Defterde düzenlenen faturalar Gelir ve yapılan mal alışları ve masraflarda Gider olarak kaydedilmektedir. Başka bir anlatımla İşletme Defteri’nde işletmenin müşterileri ile cari hesap (açı hesap) çalışsa dahi yapmış olduğu tahsilatlar veya ödemeler bu deftere kaydedilmez. İşletmenin müşterilerine düzenlemiş olduğu tüm faturalar gelir olarak deftere kaydedilir. Yapılan tespitlere göre Davacı şirketin ticari defterlerinin HMK 222. Md. Göre kendi lehine kesin delil teşkil ettiği kanaatine varılmakla, hukuki değerlendirme ve taktirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Davalı şirketin elektronik ortamda tutulan 2023 yıllarına ticari defterlerinin HMK 222. Md. Göre kendi lehine kesin delil teşkil ettiği kanaatini varılmakla nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Davacı ve davalının sunmuş oldukları ticari defter ve kayıtlarının karşılıklı incelenmesi sonucunda: Davacı tarafından davalı adına düzenlenen 01/09/2023----------- seri no.lu 220.000,00 TL faturanın muhteviyatı ile davalı tarafından düzenlenen 02.10.2023 tarih ------------ seri no.lu 220.000,00-TL tutarlı faturanın muhteviyatının yukarıdaki görsellerden de görüleceği üzere aynı olduğu, Davaya ve davalının icra takibine konu ettiği 02.10.2023 tarih ------------ seri no.lu “Ürünler fiili olarak teslim edilmediği için düzenlemiştir” açıklamalı 220.000,00 TL faturanın davacının defterlerinde kayıtlı olmadığı, ancak davalının ticari defterlerinde davacının hesabına borç kaydı yapıldığı ve davacıya ------------ Noterliğinin 05/10/2023 tarih ve ------------ yevmiye no.lu ihtarnamesi ekinde davacıya 10.10.2023 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından bu ihtarnameye karşı itiraza veya ihtarnameye dosya kapsamında rastlanmadığı, Yukarıdaki tüm tespitler çerçevesinde Davalı tarafından düzenlenen faturanın haksız yere düzenlendiğine kanaat getirilmesi halinde davacının davalıya borcunun bulunmadığı, aksi taktirde davacının davalıya 220.000,00 TL borcunun bulunacağı," tespit edilmiştir.Celse arasında bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraf vekillerinin beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. Bilirkişi raporu denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyettedir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Dava, satış ve hizmet ilişkisinden kaynaklanan faturaya dayalı alacak nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup uyuşmazlık; davacının faturadan kaynaklı alacağı olup olmadığı, ürünün teslim edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. --------- sayılı ilamında açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK md. 23/2). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK.m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. Faturanın karşı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü faturayı gönderen tarafta olup, faturayı gönderenin bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, TTK'nın 23/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise, karşı tarafa aittir. TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur.
Dosya kapsamına göre; davalının yukarıdaki ticari defter kayıtlarında davacı tarafından düzenlenen 01/09/2023- ---------- seri no.lu 220.000,00 TL faturanın davalı tarafından kayıtların alındığı,davacının hesabına alacak kaydedildiği, faturaya karşılık 07.09.2023-02.10.2023 tarihleri arasında 218.500,00 TL banka yolu ile ve 3.380,00 TL nakit olmak üzere 221.880,00 TL ödeme yaptığı, davalı, davacı tarafından düzenlenen 01/09/2023----------- seri no.lu 220.000,00 TL
fatura muhteviyatı malların fiili olarak teslim edilmemesi üzerine 02.10.2023 tarih ------------ seri no.lu “ürünler fiili olarak teslim edilmediği için düzenlemiştir”
açıklamalı 220.000,00 TL tutarlı İade Faturası düzenlendiği ve davacının hesabına borç kaydıyapıldığı görülmüştür.Dava konusu faturanın davalı şirketin ticari defterlerine 01/09/2023 tarihinde kaydedildiği sonrasında 02.10.2023 tarihinde iade edildiği, faturanın davalı şirketin ticari defterlerine kaydedilmesi ve sekiz günlük itiraz süresi içerisinde iade edilmemesi nedeniyle davalı şirket tarfaından icazet verildiğinin kabulü ile davacının iade faturadan dolayı borçlu olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ ile,
1-Davacının--------İcra Müdürlüğünün ----------- esas sayılı takip dosyasında davalıya 220.000,00 TL asıl alacak yönünden borçlu olmadığının TESPİTİNE,
2- Alınması gerekli 15.028,20-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 3.806,08-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 11.222,12-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3- a) Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 427,60-TL başvurma harcı, 3.806,08-TL peşin harcın toplamı olan 4.233,68-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
b) Davacı tarafından sarfedilen toplam 5.150,00-TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan 10,00-TL yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5- Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine,
6- Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı taraf için takdir olunan 35.200,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7- 6325 sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca ------------ tarafından karşılanan 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/02/2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim