mahkeme 2023/911 E. 2025/766 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/911
2025/766
7 Ekim 2025
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/911 Esas
KARAR NO : 2025/766
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/11/2022
KARAR TARİHİ : 07/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine -------- İcra Dairesi'nin --------- Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, takip konusu senet üzerindeki imza ve yazıların müvekkiline ait olmadığını, takibe dayanak olarak gösterilen senet üzerindeki imzalar müvekkiline ait olmadığı gibi, müvekkilin takip alacaklısına başkaca bir borcu da bulunmadığını, davacı müvekkilinin------- İcra Müdürlüğü --------E. Sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti ile takibin durdurulması bilahare iptali ile davacı-borçlunun -------- İcra Müdürlüğü -------- E. sayılı dosyasına konu alacak ve tüm ferileri yönünden borçlu olmadığının tespiti, haciz baskısıyla İcra veznesine girebilecek olan paranın dava süresince alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi ile davalının haksız takibinden dolayı % 20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya karşı -------- İcra Müdürlüğünün -------- Esas sayılı dosyasında bir icra takibi başlatılmış ve işbu takibine süresinde itiraz edilmemesi üzerine icra takibi kesinleştiğini, davacının mahkemeye ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde yer alan iddialar haksız ve mesnetsiz nitelikte olduğunu, uyuşmazlık konusunun “Asliye Hukuk Mahkemeleri”nin değil, “Asliye Ticaret Mahkemeleri”nin görev alanına girdiğinden mahkememizin yetkisizliğini, davanın menfi tespit davası, bir kambiyo senedine dayanılarak talep edilen alacağa ilişkin olduğu, kambiyo senetlerinden kaynaklı uyuşmazlıkların konu edindiği davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun TTK m.4/f.1/(a) hükmü uyarınca mutlak ticari dava olarak nitelendirildiğini, davacının imzasının ve yazısının bilirkişilerce incelenmesi gerektiği, karşı tarafın talep etmiş olduğu kötüniyet tazminatının ise hiçbir koşulunun oluşmadığı, yapılacak bilirkişi incelemesinde imzaların davacıya ait olduğu tespit edildiği takdirde, davacı aleyhine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere inkâr tazminatına ve takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına hükmedilmesini talep eder, davanın reddini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İcra dosyası: -------- İcra Müdürlüğünün ---------- Esas sayılı dosyasında davalı alacaklı ... . tarafından borçlu davacı ... ------ ve dava dışı ---------aleyhine 28.08.2019 düzenleme ve 25.10.2019 vade tarihli,20.380 TL. Bedelli bonoya istinaden toplam 15.575,72 TL'nin tahsili istemiyle kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla takip yapılmış, takip kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
Bilirkişi Raporu :Mahkememizce alınan 12/05/2025 tarihli raporun sonuç kısmında,
"Alacaklısı -------..., borçlusu ---------- olan, 28.08.2019 düzenleme ve 25.10.2019 vade tarihli,20.380 TL. bedelli emre muharrer senette, sağ alt bölüme atılmış borçlu imzalarının incelenmesinde:
1-Davacı ... mukayese imzalarının, herhangi bir harf ihtiva etmeyen, kendi aralarında büyük ölçüde değişiklik gösteren, polimorf (çok değişkenli) yapıda imzalar oldukları, ancak temel kalem hareketlerinin imzalarında mevcut olduğu,
2- Senetteki iki adedi sağ alt bölüme bir adedi senet alt çizgisi altına atılmış üçadet inceleme konusu borçlu imzasının, herhangi bir harf karakteri bulunmayan, tek el hareketiyle oluşturulmuş,sağa doğru 3-4 kısa zikzak ile devamında yukarı çekilen hattın burada bir köşe oluşturup tekrar aşağı indirilerek basık dairesel hareketle saat İstikametinde döndürülerek sağ aşağı indirilip, sağ tarafa birer nokta konulmak suretiyle tamamlandığı,
3-Yukarıda morfolojik özellikleri belirtilen mukayese imzalarıyla inceleme konusu imzaların karşılaştırılmasında:
Polimorf (çok değişkenli) yapıdaki mukayese imzalarının kendi aralarında da olduğu üzere, inceleme konusu imzaların da mukayese imzalarından şekil yönünden bazı farklılıklar göstermekle birlikte, eğim, cesamet, itiyatlar, imzaların temel unsurları, kalem yürütme alışkanlıkları gibi kaligrafik ve grafolojik özellikler bakımından, mukayese imzalarıyla aralarında uyum ve benzerlikler bulunduğu,
Bu itibarla, yukarıda belirtilen bulgular muvacehesinde inceleme konusu senetteki borçlu imzalarının mukayese imzalarını atmış olan davacı ... eli mahsulü olduğu"
Yönünde rapor tanzim edilmiştir.
Dava; hukuki niteliği itibariyle tarafların anlaşamadıkları konunun -------- İcra Müdürlüğünün --------- Esas sayılı dosyasında davacının davalıya borçlu olup olmadığına yönelik menfi tespit davasıdır.
Davacı vekili, takip konusu senet üzerindeki imza ve yazıların müvekkiline ait olmadığını, takibe dayanak olarak gösterilen senet üzerindeki imzalar müvekkiline ait olmadığı gibi, müvekkilin takip alacaklısına başkaca bir borcu da bulunmadığını, davacı müvekkilinin ------- İcra Müdürlüğü -------- E. Sayılı dosyada borçlu olmadığını ileri sürmüştür.
Davalı vekili, davacının imzasının ve yazısının bilirkişilerce incelenmesi gerektiği, karşı tarafın talep etmiş olduğu kötüniyet tazminatının ise hiçbir koşulunun oluşmadığı , davanın reddini savunmuştur. --------- sayılı İlamı; "...Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer . Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz konusuna değinmek gerekirse, bu husus 2004 sayılı İİK’nın 170. maddesinde düzenlenmiş, bu maddenin üçüncü fıkrasında aynen; “İcra mahkemesi, 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapacağı inceleme sonunda, inkâr edilen imzanın borçluya ait olmadığına kanaat getirirse itirazın kabulüne karar verir. İtirazın kabulü kararı ile takip durur. Alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkı saklıdır. İnkar edilen imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa ve itiraz ile birlikte takip ikinci fıkraya göre durdurulmuşsa, borçlu sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere inkar tazminatına ve takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkûm edilir ve itiraz reddedilir. Borçlu menfi tespit veya istirdat davası açarsa, hükmolunan tazminatın ve para cezasının tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve davanın borçlu lehine sonuçlanması halinde daha önce hükmedilmiş olan tazminat ve para cezası kalkar.” düzenlemesine yer verilmiş olup, bu hükümle icra mahkemesince incelemenin aynı Kanun’un 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılacağı açıklanmıştır.
İİK'nın 68/a maddesinin 4. fıkrasında ise, "...imza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkraları ve 310, 311 ve 312. maddeleri hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı HMK'nın 447. maddesinin 2. fıkrası gereğince Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan yollamalar 6100 sayılı HMK'ya yapılmış sayılır. Bu hüküm uyarınca HMK'nın yürürlük tarihinden sonra icra mahkemesinde 6100 sayılı HMK'nın 208, 211 ve 217. maddelerine göre imza incelemesi yapılması gerekmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun;
“Yazı veya imza inkârı” başlıklı 208. maddesi;
“(1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır.
(2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır.
(3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir.
(4) Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir”;
“Yazı veya imza inkârının sonucu” başlıklı 209. maddesi;
“(1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.
(2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz.
(3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir”
“Sahtelik incelemesi” başlıklı 211. maddesi ise;
“(1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir:
a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir.
b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir”. şeklinde düzenlemeler içermektedir.
Buna göre, 6100 sayılı HMK’nın 211/a maddesine göre yapılan incelemeye rağmen hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamış ise 6100 sayılı HMK’nın 266. ve devamı maddelerine göre çözümü özel veya teknik bilgi gerektirdiğinden bilirkişi incelemesine karar verilir. Aynı Kanun’un 211/b maddesine göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirilir. Bilirkişi o mahkemede elde edilen yazı ve imzalarla inceleme yapar. Bu husus maddenin gerekçesinde "...Bilirkişi incelemesinde, bu yazı ve imzalarla mahkemece elde edilen yazı ve imzalar esas alınır. Bilirkişi inceleme için gerekli görürse kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir..." şeklinde açıklanmıştır. Bu hükümden anlaşılacağı üzere takibe dayanak senedin sahteliğinin bilirkişi raporu ile ispatlanması gerekir. Bilirkişi incelemesinde kullanılacak belgeler mahkeme veya bilirkişi huzurunda alınan imza örnekleri ve mukayeseye esas belgelerdir.
İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, ---------- sayılı kararında da benimsenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 211. maddesinde yer alan ve imza incelemesi konusunda getirilen bu sıraya uyulması zorunludur. Buna göre hâkim imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verdiği hâlde, bu davete icabet edilmemesi imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğuracak ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç kalmayacaktır. Aynı şekilde inkâr edilen imza ile karşılaştırılan imzanın birbirine benzemediğinin ilk bakışta tespit edilebildiği hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur .
Diğer taraftan adli bilimler disiplininin bir dalı olan kriminalistiğin özel bir sahası olan adli grafoloji ve belge sahteciliği dalı, el yazısı ve imzaların grafolojik açıdan kişinin samimi yazı ve imzalarının karakteristik yazım özelliklerinin tespitini ve belirlenen karakteristiklerin, araştırılan (incelemeye konu olan) yazı ve imzalarda da var olup olmadığının incelenmesini içerir. Bilirkişi inceleme sonucunda senette borçluya atfen atılı bulunan imzanın borçluya ait olup olmadığına ilişkin bir kanaate ulaşır. Mahkemece bilirkişi raporu yeterli görülür ise bu rapora göre, yeterli görülmez ise ek rapor alarak veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonucuna göre karar verilir....Açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA, ..." Şeklinde karar verildiği görülmüştür.
Tüm dosya kapsamına göre; davacının takibe ve dava ya konu bonoyu düzenleyen olarak ismi ve imzası bulunan davacı ...------- yazı ve ve imza incelemesi için Grofolog Bilirkişisinin 12.05.2025 tarihli raporuna göre; ...'ın mukayese imzalarıyla inceleme konusu imzaların karşılaştırılmasında; Polimorf (çok değişkenli) yapıdaki mukayese imzalarının kendi aralarında da olduğu üzere, inceleme konusu imzaların da mukayese imzalarından şekil yönünden bazı farklılıklar göstermekle birlikte, eğim, cesamet, itiyatlar, imzaların temel unsurları, kalem yürütme alışkanlıkları gibi kaligrafik ve grafolojik özellikler bakımından, mukayese imzalarıyla aralarında uyum ve benzerlikler bulunduğu, inceleme konusu senetteki borçlu imzalarının mukayese imzalarını atmış olan davacı ...' ın eli mahsulü olduğu, sonucuna ulaşıldığı, davacının ve dava konusu bonodaki yazı ve imzalar kendisine ait olduğu halde iş bu menfi tespit davasını açmakta kötü niyetli hareket ettiği kabul edilmiş, davacının davasının reddine,Takip konusu alacağın % 20'si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Takip konusu alacağın % 20'si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Alınması gerekli 615,40-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 265,99-TL harcın mahsubu ile artan 349,41-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan 300,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına takdir olunan 12.480,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Tarafların artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı davacı vekilinin yokluğunda verilen karar KESİN olmak üzere açıkça okundu, usulen anlatıldı.07/10/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.