mahkeme 2023/303 E. 2024/270 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/303
2024/270
2 Nisan 2024
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/303 Esas
KARAR NO: 2024/270
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/04/2023
KARAR TARİHİ: 02/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, ticari ilişkiden kaynaklı cari hesaptan görüleceği üzere
alacaklı davacı şirket ile borçlu davalı arasında ticari ilişkiden kaynaklı bir borcun söz konusu olduğu, davalının davaya konu icra takibine itirazında davacıya borcu olmadığı iddiasında bulunmasına rağmen takibe konu borcun ödendiğine ilişkin herhangi bir belge sunamadığı açıklanan nedenlerle davanın kabulüne, davalı borçlunun -------- İcra Müdürlüğü -------Esas sayılı dosyasına itirazının iptali ile takibin asıl alacağa işleyecek ticari reeskont avans faiziyle birlikte devamına, davalının %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı yan tarafından iddia edilen cari hesap ilişkisinin kabulünün mümkün olmadığını, takibe konu kur farkı faturasının kabulünün mümkün olmadığını, davalı şirketin davacı yana hiçbir borcunun bulunmadığını, davacı yanın dava dilekçesinde belirtmiş olduğu faturanın hangi malların alım-satımına ilişkin olarak düzenlendiğini belirtmemiş olması sebebiyle, takibe konu alacağını neye dayandırdığının
anlaşılamadığını, davalının davada (icra takibinde) talep edilen tutarda ve türde borcu bulunmadığından açıklanan nedenlerle davanın reddine, davacının en az %20 oranında kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; hukuki niteliği itibariyle, cari hesap alacağına ilişkin olarak davacı tarafça davalı aleyhine başlatılan ------- İcra Müdürlüğünün ------- E. Sayılı icra dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.Mahkememizce her iki tarafın 2022 yılına ilişkin tüm yasal ticari defterleri üzerinde mali müşavir aracılığıyla inceleme yapılmasına karar verilmiş, alınan 20/02/2024 tarihli raporun sonuç kısmında,"Takdir Sayın Mahkemenize ait olmak üzere, kendi lehlerine delil niteliğine sahip olabileceği kanaatine varılan tarafların ticari defterlerine göre, davacı --------Ş.’nin, davalı -------Ş.’nden 2022 yıl sonu itibariyle 20.240,13TL asıl alacaklı olduğu kanaatine varıldığı, Taraflar arasında gerçekleşen en son ticari işlem (ödeme işlemi) tarihi ile icra takip tarihi aralığı için,
davacının icra takip öncesi işlettiği ve takibe konu ettiği 607,06TL tutarındaki avans faizini davalıdan talep edip edemeyeceğinin Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu" Yönünde görüş bildirmiştir.Davalı yetki itirazında bulunmuştur.“2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada, borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir .Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır Kaldı ki, itirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır” Davanın dayanağı faturaya dayalı cari hesap alacağı olup para alacağı talebini içermektedir. --------- sayılı ilamında da belirtildiği üzere para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde alacaklının ikametgahı icra dairesinin ve dolasıyla itirazın iptali davasına bakacak olan mahkemesinin yetkili olduğu değerlendirilerek davalının yetki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.------ İcra Müdürlüğünün -------- Esas Sayılı icra dosyası işbu dosya arasına alınmıştır.İcra takibine yapılan itirazın iptali 2004 sy. İİK md. 67'de düzenlenmiştir. Buna göre; "(1)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(2) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.(3) İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.İşbu davanın yasal bir yıllık süresinde açıldığı anlaşılmakla esastan incelemeye geçilmiştir. Davada aktif ve pasif taraf husumetinin sağlandığı anlaşılmış olup taraflar arasında bu hususta çekişme yoktur.7155 sayılı Kanun’un 20. Maddesi ile eklenen 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk başvurusunda bulunulmuştur. Arabuluculuk son tutanağında icra dosya borcunun ödenmesi hususunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağı dosya arasına alınmıştır.Davaya konu takip, faturaya dayalı cari hesap alacağına tahsiline ilişkindir. Fatura akdin kurulumuna değil, ifasına ilişkin belge olduğundan faturaya dayalı alacak talebinde bulunmak için öncelikle sözleşmesel ilişkinin kanıtlanması gerekir. Bu nedenle faturaya dayalı alacağın ispatı kural olarak davacıya aittir. Takibe konu fatura, faturaya konu mal veya hizmetin teslim edildiğini, faturadan dolayı davacının alacaklı olduğunu göstermez.Mahkememizce ticari defterlerin incelenmesi amacıyla taraflara 03/10/2023 tarihli celsede usulüne uygun olarak kesin ve ihtaratlı süre verilmiş, verilen kesin süre içerisinde taraflar ticari defterlerini sunmuş, tarafların ticari defterleri üzerinden inceleme yapılarak tanzim olunan, usulüne uygun olarak alınmış,20/02/2024 tarihli bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere tarafların ticari defterleri usulüne uygun olarak tutulmuş, sahibi lehine delil vasfında olup davaya konu faturalar da her iki tarafın ticari defterinde kayıtlıdır.-------- sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır.(Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK’nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK’nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK’nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu’nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa’nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu’nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK’nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.Faturaya itiraz etmemekle birlikte davalı taraf ispat külfetini kendi üzerine almış olup aksi yönde yani faturaya konu mal ve hizmetin alınmadığına dair davalı tarafça her hangi bir kanıt ileri sürülmemiştir. Ayrıntıları -------- sayılı lamında da belirtildiği üzere ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmış olduğundan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı taraf dava konusu icra takibinde aynı zamanda faiz talebinde bulunmuş, davalı taraf ise borca itirazla birlikte istenilen faize de itiraz etmiştir.-------- sayılı ilamında da belirtildiği üzere 6102 Sayılı TTK'nun 18/3. maddesine göre; “Tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden düşmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığı ile taaahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.” hükmünü içermekte olup Somut olayda, talep edilen alacak cari hesap alacağı olup, davacının davalı tarafı temerrüde düşürdüğüne ilişkin bir bilgi, belge ve delil bulunmadığı, temerrüt olgusunun gerçekleşmemesi nedeniyle takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, bilirkişi raporunda bu hususa işaret edildiği analaşıldığından takipten önceki davacının faiz talebinin yerinde olmadığı, davalı tarafın bu yönde yaptığı itirazın haklı olduğu değerlendirilmiş ve takibin kısmen iptaline karar vermek gerekmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talep etmiştir. İİK'nın 67/2.maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için İİK 67.maddesindeki itirazın iptaline özgü dava şartlarının yanında, davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Davaya konu alacak faturadan kaynaklanan alacak talebine ilişkin olup, davalı tarafından hesaplanabilir olduğundan alacak likittir. Bu nedenle itirazın iptaline karar verilen alacağın %20'si oranında (takibin kısmen iptal edilmesi diğer şartlar mevcut ise icara inkar tazminatına hükmetmeye engel değildir. davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE ;
1- Davacı tarafça --------İcra Müdürlüğü'nün-------- E sayılı icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın kısmen iptali ile 20.240,14 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE
2-Takip tarihinden tahsil tarihine kadar takip konusu alacağa Ticari Avans Faiz işletilmesine
3-Asıl alacak miktarı olan 20.240,14 TL nin %20 si oranında (4.048,02 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine
4-Alınması gerekli 1.382,60-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 241,42-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 1.141,18-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 179,90-TL başvurma harcı, 241,42-TL peşin harç toplamı olan 421,32-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından harç dışında harcanan 2.348,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı vekili için takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-6325 Sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca -------- tarafından karşılanan 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
9-Tarafların artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar KESİN olmak üzere açıkça okundu, usulen anlatıldı. 02/04/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.