Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2023/295

Karar No

2025/145

Karar Tarihi

13 Şubat 2025

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/295 Esas
KARAR NO: 2025/145
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/11/2020
KARAR TARİHİ: 13/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının 02.01.2016 tarihinden 06.02.2020 tarihine kadar müvekkili ---------- Şti.'nin bünyesinde çalıştığını davalının müvekkil şirketten ayrılırken tüm hak ve alacaklarını aldığını, davalının müvekkil şirket bünyesinde çalışırken görevi kapsamında edinmiş olduğu müvekkil şirketin bilgilerini, faaliyetlerini, ticari işlerini ve planlarını haksız ve hukuka aykırı olarak kullandığını davalının yetkisiz olarak müvekkil şirkete ait iş sırlarını kullanarak rekabet yasağına aykırı davranışlar sergilediğini davalının müvekkil şirkete ait iş ürünlerinden yetkisiz olarak yararlandığını müvekkil şirketin iş sırlarını dürüstlük kuralına aykırı olarak müvekkil şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren rakip şirketlerle paylaştığını davalının söz konusu haksız ve hukuka aykırı fiilerinin müvekkil şirket tarafından öğrenilmesi üzerine müvekkil şirket ---------- Noterliği’nin 23 Mart 2020 tarihli ---------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalının çalıştığı dönem süresince görevi kapsamında edinmiş olduğu müvekkil şirkete ait gizli bilgileri, faaliyetleri, ticari işleri müvekkil şirketin rakip firmaları ile paylaşımlarının hemen durdurulmasını talep ettiğini davalının ihtarnameye rağmen bilgi ve belgeleri iade etmediğini rekabet yasağına aykırılık teşkil elden fiillerde bulunmaya ve müvekkil şirketi zarara uğratmaya devam ettiğini davalının sözleşme ile kararlaştırılan rekabet yasağına aykırı davrandığını müvekkil şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren rakip portal olan ---------- şirketinde çalışmaya başladığını belirterek 1.500,00 TL maddi, 1.500,00- TL manevi tazminatın davalıdan tahsil edilmesine,dava haç, masraf ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin bir çağrı merkezi personeli olarak davacı şirketin gizli, sır içeren veya özel bilgi, belgelerine sahip olması, bunları kullanması ve bu sebeple şirketin uğradığı bir zarar, özetle rekabet yasağına aykırı bir durum söz konusu olmadığını, müvekkilinin 2016 yılı şubat ayında ---------Şti ile iş sözleşmesi imzalamış olsa da aslında fiilen baştan beri ----------Ş.'de çalıştığını, daha sonra da şirketlerin birleşmesi ile de sigorta kaydı da ----------- geçirilmiş ve fiili durum gerçeğe uygun olarak bu şirket çalışanı olduğunu, müvekkilinden işe girerken matbu bir sözleşme imzalaması istendiğini, sözleşmede müvekkilinin ne iş yapacağı yazmadığını, sözleşmedeki rekabet yasağı ve cezai şarta ilişkin hüküm esasında müvekkilinin çalışma alanına ilişkin olmasa ve onu ilgilendirmese de sözleşmede standart olarak yer aldığını, açıklanan nedenlerden dolayı davanın reddine karar verilerek, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; işçinin iş sözleşmesinde düzenlenen rekabet etmeme yasağı nedeniyle iş akdinin sonrasında buna aykırılıktan kaynaklanan tazminat davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık ise, davacı taraf davalı ile aralarındaki 02/01/2016 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesindeki rekabet etmeme yükümlülüğü (iş akdi sona erdikten sonraki yükümlülük) yanında sözleşmenin devamı sırasındaki davalının sadakat yükümlülüğü ve sır saklama yükümlülüğü borçlarına aykırılık iddiasına dayalı olarak tazminat talebine dayalı uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir.Eldeki dava, mahkememiz --------- Esas, ---------- Karar sayılı görevsizlik kararı verildiği, ---------- sayılı kararı ile mahkememizin görevli olması sebebiyle karşı görevsizlik kararı verildiği, işbu sebeple aradaki görev uyuşmazlığının çözülmesi için istinafa gönderildiği,--------- sayılı kararı ile mahkememizin yargı yeri olarak belirlendiği anlaşılmakla dosya mahkememize gönderilerek yukarıdaki esasa kaydedilmiştir.Taraflarca bildirilen tüm belge ve dokümanların toplanmış, tarafların bildirdiği tanıklara davetiye çıkarılmıştır.Tanık ... beyanında; "...Ben davacı şirkette projeler direktörü olarak çalışıyorum, davalıyı ben işe almıştım, davalı işe alındığında üniversiteden yeni mezun olmuş birisiydi, yaklaşık 6 ay 1 sene boyunca gerekli eğitimler verilerek , daha sonra performans göstermesi beklenir, davalıda verilen işleri yerine getirebilen performansı giderek artan bir personelimizdi, kendisi iş yeri ile ilgili ikametinin uzak olması gerekçesiyle işten ayrılmak istediğini söyledi ve işten ayrıldı, bir müddet sonra davalının rakip firmada işe başladığını öğrendik, sözleşme ile ilgili detaylı bilgim olmamakla birlikte rakip firmada 2 yıl çalışamayacağına dair hüküm olduğunu biliyorum, Know-now bilgilere sahipti.." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.Tanık ... beyanında; "...Ben ---------- çalışıyorum, ...'u da oradan tanırım, çalıştığı dönemde aynı birimde yöneticisi olarak çalışıyordum, 4 5 yıl öncesinde işten çıktı, bizzat görgüm yok ancak --------- ---------- isimli rakip firmamıza geçtiğine dair duyum aldım, başkaca bilgim yoktur.." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Mahkememiz 18/01/2024 tarihli 2 nolu ara kararı gereği, haksız rekabet uzmanı bilirkişiye tevdine karar verildiği, dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, 22/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "..somut olayda rekabet yasağı sözleşmesinin, hizmet akdinin eki şeklinde düzenlendiği, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yer, zaman ve konu bakımından kanunda getirilen sınırlamalara uygun olması gerektiği, zaman yönünden rekabet yasağı düzenlemesi incelendiğin,e TBK da öngörülen 2 yıllık azami sürenin sözleşmeyle getirildiğinin görüldüğü, bu yönüyle zaman bakımından kanuni sınırlar içinde kaldığı ancak 2 yıllık kanuni sürenin azami süre olarak belirlendiği, mahkemece somut olaydaki işin niteliği gereği bu sürenin indirilmesinin mümkün olduğu, konu bakımından ticari yazılımlar ve ---------- sistemleri altında hizmet veren gerçek ve tüzel kişiler olarak belirlendiği, somut olaydaki rekabet yasağı düzenlemesinde yer bakımından getirilen bir sınırlamanın bulunmadığı, bu haliyle rekabet yasağı sözleşmesinde yer bakımından bir sınırlama getirilmediğinden yargıtay kararları uyarınca coğrafi sınır içermeyen rekabet yasağı sözleşmelerinin geçersiz olduğu sonucuna varılabileceği.." şeklinde rapor sunulmuştur.Davacı vekiline mahkememiz 17/10/2024 tarihli 4 nolu ara kararı gereği, ıslah dilekçesi sunması için süre verildiği, ancak ıslah dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalı ...'un davacı şirkette 01/02/2016 tarihinde "çağrı merkezi personeli" olarak işe başladığı, davalının 06/02/2020 tarihinde iş sözleşmesini tek taraflı feshederek işten ayrıldığı, davacı ile davalı arasında akdedilmiş olan sözleşmesinin eki niteliğindeki "gizlilik ve rekabet etmeme taahhüdü" "nün 2. Ve 3. Maddesinde sözleşmenin feshinden itibaren 2 yıl süre ile şirketin iştigal konusu ile aynı alanda iştigal eden başka bir şirkette çalışmayacağını, çalışması halinde 50.000,00 USD cezai şart olarak ödeyeceğini taahhüt etmiştir. İşçi, işe alındığı andan işten çıkarılacağı ana kadar işverene karşı rekabet yapamaz. Zira söz konusu zaman parçası içinde yapılmış rekabet, sadakat borcuna aykırılık oluşturur. İşçinin İş Kanunu’nun 25/II- b,d ve e bentleri gereğince doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması sadakat borcunun ihlali olarak kabul edilmiş; bu hâlde işverenin iş akdini feshedebileceği gibi tazminat da isteyebileceği hükme bağlanmıştır. Rekabet etmeme borcu ise işçinin öteki borçları gibi her iş sözleşmesi için söz konusu olan borçlardan değildir. İş akdinin devamı süresince işçinin işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Buna karşılık taraflar iş ilişkisi devam ederken sözleşmenin bitiminden sonra işçinin rekabet etmeyeceğine dair bir hükmün iş akdine konulmasını veya bu konuda ayrı bir sözleşme (rekabet yasağı sözleşmesi) yapılmasını kararlaştırabilirler. İş akdi sona erdikten sonra işçinin işverenle rekabet etmeme borcu ancak böyle bir sözleşme ile kararlaştırıldığı takdirde söz konusu olmaktadır . Bu noktada, iş görme ve sadakat borçları ile rekabet etmeme borcu (rekabet yasağı) arasındaki ayrıma değinilmesinde yarar bulunmaktadır. İş görme ve sadakat borçları, açıkça kararlaştırılmasa bile her iş sözleşmesinde vardır. Rekabet etmeme borcu ise, ancak iş sözleşmesi taraflarının açıkça kararlaştırmaları hâlinde ortaya çıkar. Bundan başka, iş görme ve sadakat borçlarının yerine getirilmesi sadece sözleşmenin yürürlüğü sırasında söz konusudur. Buna karşılık Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olan rekabet etmeme borcu ise iş sözleşmesinden sonraki süre içinde yerine getirilir. Rekabet etmeme yükümüne dair sözleşmenin yazılı şekilde yapılması, iş ve süre ile sınırlandırılmış olması, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye sokmaması ve işçinin reşit olması gerekir.Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesinin son koşulu ise, bu yasağın getirilmesinde “İşverenin Korumaya Değer Haklı Bir Menfaatinin Olması” şartıdır. Bu gereklilik TBK m. 444/2 hükmünde “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir” şeklinde açıkça düzenlenmektedir. Bu hükümden hareketle işveren açısından iki koşulun arandığını söylemek mümkündür. Bunlardan ilki, işçinin iş sırlarına veya müşteri çevresine nüfuz etme imkanının olması; ikincisi ise bu sırların ya da müşteri çevresinin bilinmesinin işverene önemli ölçüde zarar verme tehlikesinin bulunmasıdır. Bu hüküm uyarınca, herkesin bilebileceği türden bilgilere ulaşabilen, pozisyonu gereği yukarıda sayılan türdeki bilgi ve sırlara erişme imkanı olmayan vasıfsız bir işçiye rekabet yasağı şartı getirilmesi düşünülemez. Vasıfsız bir işçinin gördüğü iş itibariyle üretim sırlarına vakıf olma ya da müşteri çevresini tanıma imkanı olamayacağından işvereni önemli bir zarara uğratma imkanından söz edilemeyecektir. Öğreti, vasıfsız bir işçiye getirilen sözleşmesel rekabet yasağının, işverenin haklı menfaatinin yokluğu sebebiyle geçersiz olduğunu kabul etmektedir.Somut olayda, davalı üniversiteden yeni mezun olduktan sonra davacı şirkette işe başlamıştır. İş tecrübesi olmayan, şirkette yeni işe başlayan bir işçinin davacı şirketin ticari sır niteliğindeki bilgilere erişebildiğini söylemek mümkün değildir. Davacı tarafından da bu hususta ispata yönelik herhangi bir bilgi ve belge sunulmamıştır. Dinlenilen tanıklarda bu hususta ispata yarar beyanlarda bulunmamıştır. Bu nedenle yapılan rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca taraflar arasında düzenlenen sözleşmede bölgesel sınırlamada düzenlenmemiştir. Bir an için bölgesel düzenlemenin hakim tarafından resen değerlendirmeye alınması gerektiği düşünülse dahi davacı şirket ile davalının sonradan işe girdiği şirketin farklı şehirlerde oluşu ve yazılım sektörünün zaten ---------- birkaç ilinde faaliyet gösterdiği dikkate alınarak bölgesel sınırlamanın çok geniş yorumlanmasının davalının çalışma hürriyetine aykırı olduğu, sözleşmenin bu yönüyle de geçersiz olduğu kanaatine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL harcın davacı tarafından yatırılan toplam 853,88 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 561,00 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinden bırakılmasına,
4-Artan gider avansı bulunması ve talep etmeleri halinde gider avansının ait olduğu tarafa iadesine,
5-Davalı kendini vekil ile temsil ettiğinden davalı vekili için AAÜT gereğince 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca ---------- tarafından karşılanan 680,00 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
Dair, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.13/02/2025

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim