mahkeme 2022/558 E. 2025/472 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2022/558
2025/472
17 Haziran 2025
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/558 ESAS
KARAR NO : 2025/472
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/07/2022
KARAR TARİHİ : 17/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının 03.07.2018 tarihli iş sözleşmesi uyarınca iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki 2 yıllık süre "Rekabet Yasağı Süresi" olarak tespit edildiğini, buna istinaden davalının iş akdinin sona ermesini takip eden 2 yıl boyunca ---------- bulunan ve işveren ile aynı iştigal sahasında faaliyet gösteren bir şirket veya işyeri ile ortaklık veya herhangi bir ilişki içinde bulunmamayı kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalının müvekkili işverenlikteki işinden ayrılır ayrılmaz ---------- ili sınırları içinde ve müvekkilimize doğrudan rakip, --------- Mah. ---------- Bulvarı ----------Sokak No: ---------- ------------ adresinde mukim ----------- Şti. bünyesinde işe başladığını, davalının rekabet yasağına aykırı fillerinin müeyyidesi ise 03.07.2018 tarihli iş sözleşmesinin 10. maddesinde düzenlendiğini, 03.07.2018 tarihli iş sözleşmesinin 10.1 maddesi, "ÇALIŞAN, iş akdi devam ederken İŞVEREN ile aynı iştigal sahasında faaliyet gösteren bir şirket veya iş yeriyle ortaklık veya herhangi bir ilişki içinde bulunamaz. Ayrıca, hangi sebeple ve kim tarafından feshedilirse edilsin, iş akdinin sona ermesinden sonra da 1 yıl boyunca, ------------- sınırları içerisinde, İŞVEREN'in iştigal sahasında faaliyette bulunan bir firma veya işletmede hizmet akdi de dahil olmak üzere gizli veya açık hiçbir ilişkide bulunamaz, ortak dahi olamaz, İŞVEREN'in müşterileri ve tedarikçileriyle hiçbir zaman ve hiçbir şekilde çalışamaz." şeklinde olup buna göre davalının sözleşmenin 10.2 maddesi uyarınca,"Bu madde hükmüne aykırı davranış halinde ÇALIŞAN, bu davranışı nedeniyle elde edilen kardan az olmamak üzere İŞVEREN'in uğradığı zarar yanında son aldığı brüt ücretin üç katını cezai şart olarak ödemeyi şimdiden kabul etmiştir." şeklindeki sözleşme hükmü gereğince son aldığı 3 aylık brüt maaşı kadar bir tutarı faizi ile birlikte müvekkiline cezai şart olarak ödemekle yükümlü olduğunu beyan ederek üç brüt maaşına denk gelen 18.508,08 TL cezai şart alacağının sözleşmenin fesih tarihinden itibaren bankalarca mevduata işleyecek en yüksek faiziyle birlikte tahsiline, ücreti vekalet ve yargılama harç ve giderlerinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi taleple dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı işveren ile davalı işçi arasında 4857 Sayılı İş Kanunu kapsamında iş ilişkisi olduğu hususunda herhangi bir ihtilafın bulunmadığını, 4857 Sayılı İş Kanunu Kapsamında işçi sayılan kişinin rekabet yasağı sözleşmesinin ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davalarda görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğunu, Taraflar arasında imzalanan 03.07.2018 tarihli İş Sözleşmesi'nin Rekabet Yasağı başlıklı 10. Maddesinde kararlaştırıldığını, Rekabet yasağının, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 444 - 447 maddelerinde, işçinin çalışma özgürlüğünün korunmasını sağlamak amacıyla sözleşme özgürlüğü sınırlandırılarak rekabet yasağı sözleşmesi için birtakım geçerlilik şartları ve sınırlamalar düzenlendiğini, 03.07.2018 tarihli İş Sözleşmesi ile belirlenen rekabet yasağı düzenlemelerinin, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun emredici nitelik taşıyan '4.Sona Ermesi' başlıklı 447. maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, Ayrıca taraflarca imzalanan iş sözleşmesinde, rekabet yasağının faaliyet ve coğrafi sınırı olarak. ---------- sınırları içerinde, işveren'nin iştigal sahasında faaliyette bulunan bir firma veya işletmede..." belirlendiğini, davacı şirketin sensör ve otomasyon malzemeleri üreticisi olarak faaliyet göstermekte olup davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren ve rekabet halinde bulunan çok sayıda üretici firma bulunduğunu, ayrıca rekabet yasağı ile belirlenen coğrafi alan sınırlaması ve davalı şirketin iştigal alanı kümülatif olarak değerlendirildiğinde söz konusu rekabet yasağının, davalı müvekkilinin ekonomik alanda mahvına sebebiyet verdiğini, davalı müvekkili bakımından çalışma yasağı niteliği taşıdığını, Mevcut ekonomik şartlarda davalı işçinin, başka bir ile taşınması mümkün olmamakla birlikte oldukça geniş bir alanı kapsayan rekabet yasağının geçerli olması halinde ekonomik olarak hayatını idame ettiremeyeceğinin açıkça ortada olduğunu, davalı müvekkilinin, davacı şirket bünyesinde üretim ve iş sırları hakkında bilgi sahibi olacağı bir pozisyonda çalışmadığını, Davalı işçinin, davacı şirket bünyesinde uygulama mühendisi olarak çalıştığını, görev tanımının ise satış temsilcilerinin yönlendirdiği alıcılara ürün bilgisi ve teknik destek sağlamak, müşterinin ürün seçimine teknik özellikler üzerinden yardım etmek olduğunu, öncelikle, davalı müvekkilinin müşterilere sağlamış olduğu 'ürün bilgileri' davacı şirketin web sitesinde halihazırda yayımlandığını, taraflar arasındaki iş ilişkisinin işçiye sağlamış olduğu ürün bilgilerinin, üretim sırrı niteliğinde olmamakla birlikte, web sitesine erişim sağlayan herkesin söz konusu ürün bilgileri hakkında bilgi sahibi olabileceğinin açıkça ortada olduğunu, kamuya açık bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olabilecek nitelikte olamaması sebebiyle rekabet yasağının geçerli olmadığını, Taraflar arasında imzalanan 03.07.2018 tarihli İş Sözleşmesinde belirlenen rekabet yasağı düzenlemeleri geçersiz olmakla birlikte; 'Bu madde hükmüne aykırı davranış halinde çalışan, bu davranışı nedeniyle elde edilen kardan az olmamak üzere işveren'in uğradığı zarar yanında son aldığı brüt ücretin 3 katını cezai şart olarak ödemeyi şimdiden kabul etmiştir." şeklindeki düzenleme ile rekabet yasağı maddesi doğrultusunda belirlenen cezai şartın, tek taraflı olarak işçi aleyhine konulmuş olması sebebiyle hükümsüz olduğunu, Yargıtay'ın bu hususta yerleşik içtihatları göz önünde bulundurulduğunda iş sözleşmesinde belirlenen rekabet yasağına ilişkin cezai şartın, sadece işçi aleyhine getirilmiş olması sebebiyle geçersiz olduğunu, Müvekkilinin davacı şirketten ücretine zam istediğini, bu isteği kabul edilmediği için ihbar süresinde çalışarak istifa ettiğini, bu esnada ------------ isimli firmada iş bulduğunu, ancak çalışma koşullarını beğenmediği için bu firmadan ayrıldığını, ardından yaklaşık 3 ay boyunca işsiz kaldığını, bunun üzerine --------- firmasında iş bularak çalışmaya başladığını, yani, davalı müvekkilinin ayrılma tarihinde---------- çalışmak gibi bir niyeti ya da bağlantısı bulunmadığını, daha önce davacı şirket bünyesinde çalışmış ve bu şirketlere geçmiş çalışanlara dava açılmadığını, Yine bu kapsamda, davacı şirketin müşterisi olup da davalı müvekkil sebebi ile yeni şirketin müşterisi olan tek bir şirket dahi olmadığını, davacı Şirket bünyesinde çalıştığı süre zarfında yaptığı iş ve hizmet ilişkisinin davalı işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlamadığı gibi aynı zamanda bu bilgilerin kullanılmasının davacı şirkete verdiği bir zarar da bulunmadığını, nitekim, dava dilekçesinde davacı şirketin uğradığı herhangi bir zarardan da bahsedilmediğini belirtmiş olup, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE: Dava; Hukuki niteliği itibariyle Haksız rekabetten kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmış, dava dışı ---------- Şti'ne müzekkere yazılarak, davalının iş başvurusuna ilişkin kayıtların ve iş yeri dosyası incelenmek üzere dosyamız arasına alınmıştır.
Davalı ...'ün davacı -----------Ş.'de 03.07.2018 tarihinde işe girişinin yapıldığı, davalının 23.09.2020 tarihli dilekçesi ile istifa ettiği, 1 aylık ihbar süresi sonunda 30.10.2020 tarihinde ayrılışının yapıldığı görülmüştür.Davalı ...'ün dava dışı ----------- Şti.'de 22.02.2021 tarihinde Elektrik-Elektronik Mühendisi - Ürün Grubu Sorumlusu olarak işe girdiği 03.04.2023 tarihinde “3-Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin İşçi Tarafından Feshi - İstifa” olarak çıkışının yapılmış olduğu görülmüştür. Davacı şirket tarafından düzenlenen “Hizmet Belgesi” nde davalı işçinin unvanının “uygulama destek & Satış Sonrası Hizmetler Mühendisi”, son görev yerinin de “Teknik” olarak yazıldığı görülmüştür.
Mahkememizce taraflarca bildirilen tanıklara tebligat çıkartılmış:Tanık ... 16/05/2023 tarihli duruşmaya katılarak beyanında; "Ben davacı şirkete 2004 yılından beri çalışıyorum, 5 yıldır pazarlama müdürlüğü yapıyorum, davalıyı aynı iş yerinde birlikte çalışmamızdan dolayı tanırım, kendisi uygulama mühendisi idi, ben davalının üst yöneticisiydim, iki sene kadar birlikte çalıştık, davalının çalışması ile ilgili bir sıkıntısı yoktu, işini yapabilen bir personeldi, kendisinin istifa ettiğini biliyorum, ancak sebebini bilmiyorum, davalı 9 ay kadar satış destek bölümünde çalıştı, burda müşteri datalarına ve fiyat tekliflerine dair bilgilere sahipti, daha sonra teknik altyapısı olduğundan uygulama mühendisiliğine geçti, burada kendi ürün grubu ile ilgili teknik bilgilere sahipti, ancak çalışması ile ilgili olumsuz bir davranışını görmedim, davalının ayrıldıktan sonra işe başladığı şirketten , birebir bizimle aynı işi yapan bir firmadır, ürün grupları aynıdır, ben davalının diğer şirketten ayrıldığına dair doğrudan bir bilgim yoktur, bu hususta bir şey duymadım, davalının vakıf olduğu bilgelerin % 60-% 70 internet sitemizden de ulaşılabilir " demiştir.Tanık ... 16/05/2023 tarihli duruşmaya katılarak beyanında;" Ben davalıyı davacı şirkette birlikte çalışmamızdan dolayı tanırım, yaklaşık iki yıl birlikte çalıştık, ben satış mühendisi olarak çalışıyordum, davalı ise satış destek mühendisi idi, davalı işini iyi yapan bir personeldi,işyerinde amirleriyle bir sıkıntısı yoktu, kendisi işten ayrıldı, ekonomik sebeplerle işten ayrıldığını biliyorum, başka bir bilgim yoktur, önce davalı ismini hatırlamadığım makine üreticisi bir firmaya geçti, sonra ordan ayrılıp , 3 -4 ay işsiz kaldı, sonra --------- firmasına geçti, davalının geçtiği firma , davacı şirket ile aynı iş kolundadır, ben sensör tarafından müşterilere vakıfım, davalı ile birebir her müşterimiz aynı değildir, örtüşen müşterilerimiz olmuştur, davalı destek bölümündeydi, diğer firmaya müşteri taşıyıp taşımadığı konusunda bir fikrim yoktur, biz davalı ile farklı bölümlerde çalışıyorudu, davalı ---------- firmasında ise sensörlerde çalıştığında, davalı ürün yönetiminde çalıştığını biliyorum " demiştir.Tanık ----------- 16/05/2023 tarihli duruşmaya katılarak beyanında;" biz davalı ile davacı şirkette 2017-2019 yılları arasında birlikte çalıştık, ben ----------- bölgesinde satış sorumlusuydum, davalı ise aynı bölgeye bakan teklif satış destek sorumlusu idi, davalı ... bey işini yapan bir personeldi, amirleriyle çalışması ile ilgili bir sıkıntısı yoktu, kendisi işten ayrıldı, sebebi konusunda doğrudan bir duyuyum yoktur, bildiğim kadarıyla makine üretici bir firmada işe başladı, kendisini 3 ay sonra ben aradım, ben davalıdan önce 2019 Nisan ayında işten ayrıldım, ----------- firmasında teknik iş geliştirme müdürü idim, ben firmama teknik departmanda uygulama ve teknik servis mühendisi olarak çalışmayı teklif ettim, bu vesile ile davalıyı ------------ firmasında işe başlattık, Ben ----------- çalışmasına bizzat şahit oldum, kendi firmama tavsiye ettim, ----------- teknik kısımda çalışırken, ben davacı şirketten çalışmıyordum, bu konuda bir bilgim yoktur, ----------- firmasında teknik servis ve uygulama mühendisi olarak çalıştı, bir müşteri gecişi olmamıştır" demiştir.Mahkememizce dava konusunda uzman Haksız Rekabet Uzmanı bilirkişiye verilerek rapor alınmıştır. 09/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olarak kurulduğundan bahsedilebilmesi için işçinin fiil ehliyetine sahip olması, adi yazılı şekilde bir sözleşmenin yapılmış olması ve işverenin korunmaya değer bir menfaatinin bulunması gerektiği, somut olayda davalının fiil ehliyetine sahip olduğu ve rekabet yasağının hizmet sözleşmesi içinde yer alıp adi yazılı şekilde şartını sağladığı, ancak dosya kapsamında davalının, davacıya ait ticari sırlara vakıf olduğu yönünde bir belirleme yapılmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla davacının korunmaya değer bir menfaatinin varlığından ve bu itibarla da geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesinden bahsedilemeyeceği, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olacağının kabulü halinde rekabet yasağı sözleşmesinin sınırları itibariyle değerlendirmeye tabi tutulması gerekeceği, rekabet yasağı sözleşmesindeki sınırlamaların yer, zaman ve konu bakımından eğerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda zaman yönünden getirilen sınırlama incelendiğinde, TBK'da öngörülen 2 yıllık azami sürenin altında bir süre (1 yıl) getirildiğinin görüldüğü, çok çeşitli bir coğrafi sınırda rekabet yasağının uygulanması istenen bu sözleşmede, ----------- büyük şehirlerin yazıldığı ve gerek konu gerek yer bakımından sınırlama dikkate alındığında, rekabet yasağının davalının çalışma özgürlüğünü kısıtlayıcı şekilde kaleme alındığının düşünüldüğü, rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranışın tespit edildiği hallerde, sözleşmede yer alan cezai şartların davacı tarafından talep edilebileceği," tespitinde bulunmuştur.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, taraf vekillerinin beyan ve itiraz dilekçesi sunduğu görülmüştür. Mahkememizce dava konusunda uzman Mali Müşavir bilirkişiye verilerek rapor alınmıştır. Davacı ve dava dışı ---------- şirketin defterleri incelenerek hazırlanan 24/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "Davacı şirketin 2018-2019-2020 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK veVUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, dava dışı ----------- Şti.'nin 2021-2022 ve 2023 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davalının sözleşmenin 10.1.maddesine aykırı olarak davacı şirketten ayrılışından yaklaşık 4 ay sonra davacı ile aynı iştigal sahasında faaliyette bulunan dava dışı---------- şirketinde işe başladığı, Bu kapsamda sözleşmenin 10.2.maddesinde kararlaştırılan, davalının son aldığı brüt ücretin 3 katı olan cezai şartın ödenmesi gerektiği hükmüne ilişkin hukuki değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, davacının talebinin yerinde görülmesi halinde, davalı ...'ün davacı şirketteki Eylül 2020 dönemi Bordrosunun incelenmesinde, kazancının brüt 6.169,36 TL olduğu, bu tutarın 3 katının 18.508,08 TL (6.169,36x3) olarak hesaplandığı Davalı işçinin son aldığı maaş Eylül 2020 bordrosunda brüt 6.169,36 TL” dir. Kıyaslama yapabilmek bakımından aynı tarihte geçerli olan brüt asgari ücret 2.943,00 TL'dir. Davacı şirketin imzasını taşıyan, fesih sonrası hazırlayıp davalı işçiye verdiği “Hizmet Belgesi” başlıklı belgesinde davalı işçinin unvanının “uygulama destek ve Satış Sonrası Hizmetler Mühendisi, ”, Son görev yerinin de “Teknik” olarak yazıldığı," şeklinde sunmuştur. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, taraf vekilleri bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını içeren dilekçe ibraz etmiştir. Bilirkişi raporu denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyettedir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Dava, haksız rekabet nedeniyle cezai şart tazminatın tahsili talebine ilişkindir.
Davalı ile davacı şirket arasında akdedilen 03.07.2018 tarihli İş Akdine istinaden, davalının davacı şirket bünyesinde “uygulama destek & Satış Sonrası Hizmetler Mühendisi” sıfatı ile çalışmaya başladığını; taraflar arasında ayrıca, 19.02.2020 tarihli Gizlilik ve Rekabet Yasağı Sözleşmesinin akdedildiğini; taraflar arasındaki iş akdinin davalının 23.09.2020 tarihli dilekçeyle istifa etmesi ile sonlandırıldığını ve davacı şirket tarafından davalıya ilişkin olarak 09.02.2022 tarihinde çıkış bildiriminde bulunulduğu; davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra dava dışı şirkette çalışmaya başladığı, davalının bu şirketteki pozisyonunun Elektrik-Elektronik Mühendisi - Ürün Grubu Sorumlusu olduğu, anlaşılmıştır.
Taraflar arasında davaya konu sözleşmeye rekabet yasağı hükmü konulduğu, davalının davacı şirket nezdinde işten ayrılmadan öncesinde teknik personel-mühendis pozisyonunda çalıştığı anlaşılmıştır. Haksız rekabet yasağının konulmasının sebebinin muhtemel bilgilerin korunması ihtiyacıdır. Davacı yanın dayandığı, davalının davacının operasyonel tekniklerine, ticari/iş sırlarına vakıf olduğu, davalının işe başladığı dava dışı şirkete bu bilgileri ve müşteri profilini taşıdığını ve kullandığını iddia edilmişse de iş sırrı teşkil eden “hangi bilginin” açıklandığı beyan ve ispat edilmelidir. Somut hangi personel bilgisinin, somut hangi organizasyonun ve somut iş sürecinin iş sırrı olmasına rağmen davalı tarafından açıklandığı hususunun soyut kaldığı görülmüştür. Anılı yasa maddesinin somut olayda uygulama yerinin olmadığı, yine yer ve konu bakımımdan yapılacak değerlendirmede ise rekabet yasağının işçinin ekonomik özgürlüğünü ve çalışma özgürlüğünü kısıtlayıcı şekilde olmaması gerektiği, işçinin yer bakımından çalışma özgürlüğünün sınırlandırıldığı,
aksi düşüncenin anayasal bir hak olan davalının çalışma hürriyetinin ihlali sonucunu doğuracağı, böylece dosya kapsamında davalı yanın fiillerinin rekabet yasağına aykırılık teşkil ettiğinin davacı yanca ispatlanamadığı ve davacı yanın davalı fiillerinden doğan cezai şart bulunmadığı anlaşılmakla, açıklanan gerekçelerle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40-TL harçtan davacı tarafça peşin olarak yatırılan 316,08-TL harçtan mahsubu ile 299,32-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT.ne göre hesaplanan 18.508,07-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Tarafların artan gider avansı bulunması ve talep etmeleri halinde yatıran tarafa iadesine,
7- 6325 sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca ---------- tarafından karşılanan 1.560,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
Dair, kararın davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/06/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.