Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/281
2024/1012
4 Aralık 2024
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/281 Esas
KARAR NO: 2024/1012
DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ: 22/04/2024
KARAR TARİHİ: 04/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; Müvekkili ---------- Şirketi'nin dava dışı Sigortalısı ----------Ş. (Sigortalı )'nin sicile kayıtlı maliki ve işleteni bulunduğu ---------- IMO no’lu "--------" römorkörünü ----------- nolu Tekne Maritim Sigorta Poliçesi tanzim etmek sureti ile sigortaladığını, Sigorta konusu “----------” adlı römorkör, 23.06.2023 tarihinde ---------- Liman Sahası içerisinde, ------------ Tersaneler Bölgesinde, 1 nolu Davalı -----------Ş.'ye ait ------------ Tersanesinin 12 nolu rıhtımına kıçtan karaya yanaşacak olan “----------” adlı ticari geminin yanaşma manevrası için hizmet verdiği sırada, dönüş manevrası başladığında, sancak baş omuzluk kısmından denizde bir cisme çarptığını, bu çarpma neticesinde sigortalı römorkörde yapısal hasarlar meydana geldiğini, bu esnada römorkörün yedeğindeki çektiği “---------” gemisi de sudaki ataleti ile römorköre doğru yaklaştığını, “----------” gemisi römorköre baş tarafı ile iskele kıç omuzluk kısmından yaslandığını, Römorkörün lastik usturmaçaları gemi gövdesi üzerine sürterek iz yaptığını, Geminin uyguladığı kuvvet ile römorkör yaklaşık 45° kadar sancak tarafa yan yattığını, Çeki halatı da sıkıştığını, Sigorta konusu römorkör, ----------- Tersanesinde 24.06.2023 tarihinde, hasar tespiti ve akabinde tamiratlar için, havuzda karaya alındığını, Römorkörün ---------- Tersanesinde havuzda karaya alınması akabinde Sigortacılık Kanunu 22. Maddesi uyarınca alanında uzman ve bağımsız eksper olarak ---------Şti. atandığını, Sigortalı geminin çarptığı / oturduğu batık cismin yer tespitinin yapılması akabinde cismin ne olduğunun / niteliğinin tespiti çalışmalarına başlanıldığını, bu kapsamda -------- adlı firma dalgıcı --------- tarafından su altı keşif çalışması yapıldığını, ayrıca, Gemi-İnşaatı ve Gemi Makinaları Mühendisi / Uzakyol Vardiya Zabiti / Bilirkişi -------- tarafından da incelemeler yapıldığını, Dalgıç tarafından yapılan ilk tespitler ve alınan görüntülerde söz konusu cismin, takribi 5-6 metre boyunda ve 3-4 metre genişliğinde sac malzemeden imal edilmiş (bükümlü ve geçmeli parçalar mevcut) ve bir tarafı düzensiz kesilmiş, cismin deniz dibine çakılmış / saplanmış bir yapı olduğu anlaşıldığını, davalı --------- tarafından söz konusu cismin deniz dibinden kesilerek çıkarılmasına karar verildiğini, cisim çıkartıldıktan sonra, yapılan incelemelerde söz konusu cismin perde şeklinde birbirine tırnaklı / geçmeli sistemde birleştirilmiş, inşaat çalışmalarında kullanılan, deniz içerisinde havuz oluşturma faaliyetleri kapsamında, deniz dibine hidrolik veya vibro-çekiç ile çakılan --------- adı verilen cisim kalıntısı olduğu anlaşıldığını, yapılan araştırmalar ve tespitler nihayetinde söz konusu cismin, bölgede bulunan ----------- Köprüsü İnşaatı çalışmaları sırasında, Ekim 2012’de köprünün kesonlarının imalatı için denizde oluşturulan kuru havuzda kullanılan palplanş yapılarından kalma olduğu, söz konusu batık cisim olan palplanşın köprü inşaatı sürecinde bölgede yapılan kuru havuz bölgesinde, inşaat bitiminde deniz dibinden çekilemeyip denizde bırakılan palplanş parçası olduğu, kuru havuzun görevini tamamlaması sonrası palplanşların çekiminde de zorluklar yaşandığı, ----------- şartlarında en yüksek kapasiteli titreşimli çekiç kullanımı ihtiyaç olduğu, bazı palplanşlar çekilememiş deniz tabanında kesilmek zorunda kalındığı tespit edildiğini,
---------- tarafından yapılan incelemeler neticesinde; Batık cismin bulunduğu mevkinin ------------ Tersanesinin ----------- Haritası kapsamında olduğu, davalı --------- tarafından dava konusu olayın meydana geldiği ---------Tersanesinde 2022 yılı içerisinde 4 nolu Davalı “------------ Şti” adlı firmaya tersane kıyı şeridi boyunca “Deniz Dip Tarama” işlemi yaptırıldığını, yaptırılan bu “Deniz Dip Tarama” çalışması akabinde de, 5 nolu Davalı “----------Şti.” adlı firmaya tarama yapılan bölgenin “---------- Haritası” hazırlatıldığı;nı, batık cismin bulunduğu koordinatın rıhtıma mesafesi (296 metre) değerlendirildiğinde, 200 metre civarındaki bir geminin yanaştırılması düşünüldüğünde, tersanenin rıhtım önü gemi yanaşma manevra alanı içinde olduğunu, ---------- harita üzerinde bu cismin yeri, pozisyonu ve derinliğe etkisi belirtilmediği, herhangi bir batık cisim işaretli olmadığını, bahse konu mevkinin tamamında derinlik seviyeleri 7,61 m ila 9,49 m aralığında olup ortalama derinliğin 8,00 metre civarında gösterildiğini, dolayısıyla batımetrik harita ile bölgenin fiziki konumu uyumlu olmadığını, ---------- Tersanesinin, kendi kıyı şeridinde yaptırdığı dip tarama / derinleştirme çalışması ve akabinde düzenlenen bu batimetrik harita ile bölgeye gelecek ticari gemilere ve hizmet verecek römorkör gibi deniz araçlarına bölgedeki derinliğin yanaşma, ayrılma ve muhtelif manevralar için uygun / emniyetli olduğunu teyit ettiği ve hazırlatılan batimetrik haritanın tersane tarafından sigortalı firmaya verilmiş olduğu ve fakat bu harita üzerinde batık cismin işaretli olmadığını, 2014 yılından günümüze dek ------------Tersanesi büyüyüp / alanını genişleterek rıhtım alanını -------- Köprüsü altına kadar genişlettiği, tersane genişlemesi ile birlikte rıhtım önlerindeki deniz alanını da kullanmaya başladığını, olayın meydana geldiği 12 no.lu rıhtımın ---------- Tersanesi tarafından sonradan yapıldığını, deniz dibinde bırakılan palplanş yapısı ---------- Tersanesi tarafından 2022 yılında yaptırılan deniz dibi tarama çalışmalarında etrafı kazılmak / derinleştirilmek suretiyle deniz yüzeyine yakın bir hale geldiğinin tespit edildiğini, buna göre dava konusu hasarlardan dolayı davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları ve dava konusu hasarların meydana gelmesinde davalıların müşterek kusurlarının bulunduğunu, Dava konusu olay nedeni ile sigortalının tespit edilen hasarlar ;Tersane onarım masrafları için 168.334,48 EURO,Hasar Onarım Masrafları ---------- için 90.314,10 EURO,Klas Kuruluşu Masrafları için 2.244,14 EURO,Diğer Masraflar için 1.483,64 EURO olmak üzere toplam 262.376,36 EURO,Dava konusu hasarlar nedeni ile müvekkili tarafından Sigortalılara ----------- numaralı poliçe kapsamında,19.875,00 EURO tutarında tenzili muafiyet düşüldükten sonra : toplam 242.501,36 EURO tutarında tazminat ödendiğini, sigortalılar, poliçe kapsamında kalan tüm zararlarının müvekkili tarafından tazmin edilmesi nedeni ile düzenlediği ibranameler ile müvekkilinin tam ve mutlak suretle ibra ederek 3. Şahıslara yöneltilecek talep ve davalar bakımından tahsil olunan miktara kadar haklarını müvekkiline devir ve temlik ettiğini, müvekkilinin Sigorta poliçesi kapsamında 3. kişilere yöneltilecek talepler yönünden halef/temlik alan haline geldiğini, dolayısıyla Müvekkilinin, TTK madde 1472/1 hükmü uyarınca zararı tazmin eden sigortacı sigortalısının haklarına kanuni halef olduğu gibi, sigortalısı tarafından düzenlenen ibraname ve temliknameler uyarınca da, sigortalı tarafından 3. Kişilere karşı dava ve talep hakları müvekkilimize temlik ve devir etmiş olduğundan müvekkilinin TBK madde 183 uyarınca da akdi halefiyete dayanarak rücu davası açma hakkını haiz olduğunu, Türk Borçlar Kanunu madde 49 uyarınca Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Davalıların tamamı sigortalı römorkörde meydana gelen hasar ve zararlardan dolayı TBK madde 49 ve adam çalıştıranın kusursuz sorumluğu ile organizasyon sorumluğunu düzenleyen Türk Borçlar Kanunu m. 66’ya ve yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluğu öngören Türk Borçlar Kanunu m. 116 hükmüne göre de müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, batık cismin bulunduğu alan 1 nolu Davalı ---------- Tersanesinin gemi yanaştırma manevra sahası içerisinde olduğunu, bu alanda 1 yıl önce ----------- Tersanesi tarafından 4 nolu Davalı ----------- dip tarama çalışması yaptırmış ve 5 nolu Davalı ------- yeni ----------- harita çıkarttırıldığını, gerek dip tarama işlemi yapan 4 nolu Davalı ---------- gerekse ----------- haritayı çıkartan 5 nolu Davalı ---------, bu çalışmaları sırasında dava konusu hasarlara neden olan batık cismi tespit edememiş ve ---------- haritaya işlememiş olmalarından dolayı kusurlu olup sorumlu olduklarını, dava konusu batık cismin 4 tarafının da tarama yapılmış ve derinliğinin artırılmış olduğu halde, bölgede batık cisim olduğuna dair batımetrik haritaya herhangi bir işleme yapılmamış, bölgede de bir şamandıra ile uyarı / ikaz koyulmadığını, 1 nolu Davalı ---------- de rıhtımı önünde / gemi yanaşma manevra alanı dahilinde bulunan ve 1,9 metre derinlikteki batık cisimden dolayı deniz sahasının ilgili operasyonlar için neta edilmemiş olmasından, söz konusu cisim ile ilgili liman başkanlığı, römorkör firması ve gemilere gerekli bildirimlerin yapılmamış olmasından ve cismin derinlik haritaları ve---------- haritaya işlenmemiş olmasından dolayı diğer Davalılar ile birlikte müştereken müteselsilen sorumlu olduğunu,---------- Köprü projesinin ana yüklenicisi 3 nolu Davalı ---------- adi ortaklığa dahil ---------- şirketleri ve 7 nolu Davalı ----------- ve ----------- Şti. Merkezi ---------- ----------- Şubesi olduğunu, ana yüklenicinin köprü inşaatı sırasında Kuru Havuz ve Palplanş çakma ile ilgili görev verdikleri diğer alt yüklenici müteahhit firmalar 2 nolu Davalı -----------Ş. ve 6 nolu Davalı -----------Ş ve 8 nolu Davalı ----------- Şti. olduğunu,-------- Köprüsünün ana yüklenicisi olan 3, ve 7 nolu Davalılar ile birlikte alt yükleneci olan 2, 6 ve 8 nolu Davalılar da Diğer Davalılar ile birlikte müştereken ve mütesilsilen sorumlu olduklarını, Zira, gemi yanaştırma manevrası sırasında hasara sebep olan, deniz yüzeyinden görünmeyen ve yüzeyden 1,9 m. derinde mevcut bir palplanş perde parçası özel tekniği gereği tırnaklarından geçirilerek deniz tabanına çakılmış 3 adet 750/800 mm. genişliğinde ----------- tip palplanştan oluştuğunu, yapısı ve mevkii gereği, -----------köprüsü keson imali için yapılan kuru havuza ait olan ve havuz görevini tamamladıktan sonra tamamen sökülmesi gerektiği halde, o dönem denizden “ çekilememiş ” üst kısmının “ deniz tabanından kesildiği ” --------- Üniversitesinin Mühendislik Dergisinde yayınlanan bilimsel makalede belirtilen palplanş perdelerin, kesildiği dipte gömülü kalmış bir parçası olduğu anlaşıldığını, sökülmesi gereken bu parçaları sökmeyerek üst kısmını deniz tabanından keserek bırakan davalılar müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, ayrıca, Davalı şirketlerin sorumluluklarının ispatı için, birbirleri ile akdettikleri sözleşmelerin tamamının davalılardan celbinin gerektiğini, Dava açılmadan önce Davalılara ödeme ihtarı gönderilmişse de, Davalıların herhangi bir ödeme yapmaktan imtina etmesi üzerine, işbu dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulduğunu, Arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını, Açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, davanın kabulü ile Davalılardan 242.501,36 EURO hasar tazminatının 10.10.2023 tarihinden itibaren EURO ya Devlet Bankalarının EURO cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi uygulanmak sureti ile faizi ile birlikte müştereken müteselsilen rücuen tahsili ile Davacıya ödenmesini, yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin ve arabuluculuk ücretinin Davalılar tarafından ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı ---------- Merkezi --------- ----------- Şubesi vekili cevap dilekçesi özetle ; Söz konusu köprünün inşası için gerekli olan ve dava konusu olan kuru havuzun inşası ve söküm işi müvekkili şirket tarafından alt yüklenici olarak ana diğer davalı ----------- şirketine verildiğini, müvekkili Şirket ve Diğer davalı ------------ arasında imzalanan sözleşmeye göre ---------, kuru havuz yapım ve söküm işlerini Anahtar teslim olacak şekilde üstlendiğini, sözleşmeler kapsamında söz konusu kuru havuzun yapımı ve sökümü işlerinin tümünden --------- ve alt yüklenicileri sorumlu olup, müvekkili şirketin bu kapsamda herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini,Müvekkili Şirket ve kuru havuz yapımında beraber çalıştığı taşeron şirketler 2014 ün Ocak ayında fiillerini tamamladığı için dava en azından "Kuru havuz inşasını yapan taraflar" açısından zamanaşımına uğradığını, daha sonrasında deniz zeminin kazılarak tersanenin genişletilmesi fiilinin sonraki tarihlerde yapılması müvekkili şirket açısından davanın zamanaşımına uğradığı gerçeğini değiştirmediğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olması karşısında, zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini,
Dava dilekçesinde; Tersane Onarım Masrafları İçin 168.334,40 EURO , Kasar OnarıM Masrafları ---------- için 90.314,10 EURO, Kals Kuruluş Masrafı için 2.244,14 EURO, Diğer Masraflar için 1.483,64 EURO olmak üzere toplam 262.376,36 EURO hasar olduğu beyan edildiğini, söz konusu miktarların kabulü mümkün olmayıp, davaya konu hasar kalemlerinin tümünün gerçek değerlerinin Mahkemece araştırılması gerektiğini, ayrıca hasar miktarının olay anındaki TL değerinin hesaplanması gerektiğini, davacı sigorta şirketinin sigortalısına yabancı para üzerinden ödeme yapmış olması, davayı yabancı para üzerinden ikame etmesi için yeterli olmadığını, -----------köprüsünün yapım işi ----------, konsorsiyumunun olduğunu, bu kapsamda köprü inşası için gereken kuru havuzun yapımı ve sökümü işleri de ----------- ve alt yüklenicilerine ait olduğunu, kuru havuz köprüye ait bir geçici yapı olarak tüm tasarım ve yapım sorumluluğu ile beraber ------------ konsorsiyumunun altyüklenicisi ------------ tarafından inşa edilmiş, kuru havuzun sökümü de yine ---------- tarafından gerçekleştirildiğini,
Kuru havuz yapım, söküm ve daha sonra köprünün tamamlanıp ------------ adi ortaklığına devri sırasında kuru havuz bölgesinde bir tersane ve liman bölgesi mevcut değildir, ve böyle bir tesise dair planlar köprünün onaylı imar planında mevcut olmadığını, bu sebeple kuru havuzun sökümü sonrası tahkimatlar yıkıldıktan sonra deniz derinliği 2mt ye getirilerek bölge eski haline uygun hale sokulduğunu, böyle bir derinlik herhangi bir liman yapısı için uygun olmadığını, nitekim inşaat sırasında veya sonrasında burası için ileride bir liman olacağı bilgisi olmadığı için derinlikler orijinal derinlik olan 2mt`de, su içerisinde hiç bir yapı kalmayacak şekilde doğal haline getirilerek bırakıldığını, Köprü inşaatının tamamlanmasından seneler sonra yakındaki bir tersane genişletmesi sırasında kuru havuz bölgesinin, tersanenin liman alanı bölgesi içine girdiği, bu davaya ilişkin arabuluculuk davetinin müvekkili şirkete ulaşmasından sonra ancak müvekkili şirketçe öğrenildiğini, Tersanenin sığ olan deniz derinliğini liman yapısına uygun olacak şekilde derinleştirilmiş, derinleştirme sonrası da deniz altı derinliğini gösteren derinlik haritaları hazırlatıldığını, dava dilekçesinde bahsedilen ve davaya dayanak olarak sunulan rapor da çelişkilerle dolu olduğunu, raporun kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu rapor, dikkat ve özen göstermeyen kaptan raporuna dayandığını, başka anlatımla kusurlu kişinin tuttuğu tutanak ile söz konusu rapor tanzim edilmiş olup, kabulünün mümkün olmadığını, Geçici bir yapı olan kuru havuz sökümü sonrası deniz derinliği doğal kotunda (2 metre) bırakıldığını, köprü inşaatı tamamlandıktan seneler sonra tersane tarafından yapılan derinleştirme çalışmasından kaynaklanan kazadan dolayı müvekkili şirketin herhangi bir kusuru, ihmali veya sorumluluğu bulunmadığını, burada eğer bir sorumluluk var ise o sorumluluk da genişletme yapan tersanenin, gerekli haritalamayı ve taramayı yapamayan şirketlerin olduğunu, köprü tarafının herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını,
T.B.K. 49. Maddesine göre haksız fiilin gündeme gelebilmesi için hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve illiyet bağı olmak üzere dört unsurun gerçekleşmesi gerektiğini, somut olayda müvekkili şirketin atfı kabil bir kusuru bulunmadığı açık olduğundan, haksız fiil sorumluluğunun söz konusu unsurların hiçbiri müvekkili şirket yönünden gerçekleşmediğini,
T.B.K. 66. Maddesine göre Müvekkil şirketin herhangi bir kusuru veya yükümlülük ihlali bulunmadığı gibi adam çalıştıran sıfatını da haiz olmayıp bu kapsamda yükümlülüğünü ihlal etmesi söz konusu olmadığını, Adam çalıştıranın sorumluluğuna gidilebilmesi için, çalışanın kendisine verilen işin yapması sırasında başkalarına zarar verdiğinin ispatlanması gerektiğini, Organizasyon sorumluluğu ise haksız fiil sorumluluğunun özel bir türü olduğunu, yani diğer olağan sebep sorumlulukları gibi organizasyon sorumluluğu da bir haksız fiil sorumluluğu olduğunu, bu nedenle organizasyon sorumluluğundan söz edebilmek için haksız fiil sorumluluğunun bütün unsurlarının gerçekleşmesi gerektiğini, Açıklanan nedenlerle Husumet itirazının kabulü ile, müvekkili şirket yönünden HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE DAVANIN REDDİNE, Davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olması karşısında ZAMANAŞIMI NEDENİYLE DAVANIN REDDİNE, Haksız ve kötü niyetle açılan DAVANIN REDDİNE, Vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı --------- Şti. vekili cevap dilekçesi özetle ; Davanın davaya konu yerin tesliminden yaklaşık 9-10 yıl sonra açıldığını, ibraz edilen 27.06.2012 Tarihli Taşeron Sözleşmesi gereğince müvekkili firma O tarihte köprü yapımı esnasında davalılardan ----------- Şirketi 'nin Alt Taşeronu olarak; Gergi Dolgu Ve Dry Dock Yapımı işlemlerini yaptığını, dolayısı ile sadece dolgu ve havuz içini kazarak işlem yapabilecek hale getirmek işleri ile uğraşan Kazaya konu Birbirbirine geçmeli kazıklarla hiç bir alakası ve işlemi olmayan davalı müvekkili yönünden hasım yokluğundan davanın reddi gerektiğini,Müvekkilinin davaya konu alanda 2012-2014 yıllarında görevi gergi dolgu havuzunun kazısını sağlamak ve sonra var olan dolgu kısımların -taş ve kum kısımların tahkimatını ( taş ve toprak dolguları denizden tekrar geri alarak) işlem yapmaktan ibaret ve başka bir görev ve alandan sorumlu olmayan, taşeron olarak görev yapan müvvekkili şirketin 2023 tarihinde olan olayla ilgili davaya dahil edilmesi usul ve yasaya aykırı olup davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, Davaya konu taraf müvekkili firma işlemlerinin bitişinden 10 yıl sonra ve daha sonra tarama yaptırılmak sureti ile çalışma alanı tamamen değiştirilip ikinci defa kazı yapılan ve artık sorumluluğundan tamamen çıkan yerle ilgili olup bu durumda da zaman aşımı söz konusu olmuş davalı müvekkili yönünden zaman aşımı defi de ileri sürerek davanın bu yöndende usulen reddi gerektiğini, Esasa ilişkin olarak ; 04.10.2023 Tarihli ----------- Sayı No.lu Bilirkişi Raporunda; " ---------- köprünün ayaklarının yüzdürülmesi için ön taraftaki dolguların boşaltılıp kazıkların alınması ile tüm kazıkları söker ve işlemlerini tamamlar şeklinde anlaşmış ve davaya konu kazıklar yerinden çıkmayınca kazıkları o zaman ki kum seviyesi olan 2 metre suyun altında kalacak şekilde dipte kesip bırakmıştır." dendiğini, yine bu işlemlerin Müvekkilin dolgu alanı oluşturulan kazıklarında içinde kalan havuzun içinde kazı yapması ve dolguları geri alması esnasındaki hiç bir ,işlem ve işleri ile kesişmemekte ve ilgi ve alakası bulunmadığını, dolayısı ile davaya konu olayla ilgili hiç bir zaman bir illiyet bağıda kurulmadığını, davanın iş bu sebeple hiç doğmayan illiyet bağı sebebi ile esas yönünden de reddi gerektiğini, bilirkişi raporlarında ve mahkemece gerekli görülmesi durumunda alınacak teknik bilirkişi heyet raprolarında da görüleceği üzere müvekkili şirket kazıklardan evvel dolgu işlemlerini başlatır ve havuzu suya karşı korur, yine kzıklar söküldükten sonra kendi havuz alanı kenarında yani iç tarafta boşaltma tahkim işlemlerini yaptığını, bu husus ----------Ş. İle yapılan hakediş raporları ve ödemelerinde de mahkemece celp edilmesi halinde açık ve net şekilde görüleceğini,Davalılardan--------- Merkezi -------- olan şirketin de yapılan sözleşmelerine bakıldığında buranın ----------- tarafından kazıklarının alımı ve eski hale getirilmesi hususunda sözleşme imzalamış olduğu ve eski hali ile gerekli kontrol ve özen yükümlülüğünü yerine getirerek yeri teslim almak zorunda olduğu bu hususlar yerine getirmese idi hak edişleri imzalamaz ve gerekli ödeneklerin yapılmasına izin vermeyeceğini, bu durumda iş sahibininde Üst işveren yükümlülüğünün sürdüğü açık ve kesin olduğunu, keza ---------- ve---------- Firmalarının davaya konu inşaat alanları ile ilgili mutlaka işveren mali mesuliyet ve 3. kişi sorumluluk sigortaları gibi sigortaları söz konusu olduğundan davanın bu belirlenecek sigorta şirketlerine de ihbar edilmesi ve ödemelerin bu teminatlar kapsamına alınan kaza sebebi ile bu sigorta şirketleri tarafından yapılması gerekliliği açık ve kesin olduğundan mahkemece celp edilecek bilgi ve belegeler ışığında bu sigorta şirketlerinin de davaya ihbar edilerek müdahil olmalarını talep ettiği, bahse konu poliçelere ilişkin müvekkili şirket ve diğer taşeron firmalardan bu poliçelerin kendilerine düşen kısmı ile ilgili primleri kesildiğini, bu hususun tespiti içinde ----------- ve üst işverenlerin hakediş ödemeleri ve defterleri incelendiğinde konu açıklığa kavuşacağını, hiç olmayan illiyet bağı yine davalılardan -------- tarafından Rapora göre 2022 yılında 8 metre ye kadar dip tarama ve ekskavatörler ile kazılar yapılarak topraklar boşaltılmış kendi aralarındaki anlaşma celp edildiğinde görüleceği üzere alt firma ---------- Şti. tarafından etraflıca yapılan kazı çalışmaları ile de Gemilerin yanaştırılması için temizlenmiş olması sebebi ile bir kez daha illiyet bağı koptuğunu ve kalmadığını, olayda bu davaya konu en uzak şirket müvekkili ---------Ş. olup davanın bu sebeplerle de müvekkili şirket yönünden reddi gerektiğini, davaya konu alanda dip tarama yapan ve bu işlemleri yaptırarak alanlarını genişleten ----------Ş.'nin sorumluluğu ve kusuru tartışılmak zorunda olduğunu, Açıklanan nedenlerle davacının haksız ve mesnetsiz davasının hem esas yönünden illiyet bağının olmaması hem de husumet yokluğu nedeni ile reddine ve yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ---------Ş. vekili cevap dilekçesi özetle ; Olay tarihi olan 23.06.2023 tarihinde yani davaya konu yerin tesliminden yaklaşık 10 yıl sonra açıldığını, müvekkili şirket ile diğer davalılardan “---------” arasında 07.08.2012 tarihinde “---------” konulu taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşme gereğince müvekkili şirket o tarihte ------------ alt taşeronu olarak; kuru havız yapımı kapsamında sheet piles çakımı ve güney servis iskelesi yapımı kapsamında çelik kazık borusu çakımı işlemlerini yapmış ve sözleşme hükümleri uyarınca yükümlülüklerini yerine getirerek, sözleşmenin kesin kabulü yapılarak sözleşme ile üstlendiğini, yine müvekkili şirket ile diğer davalılardan ------------ arasında 22.08.2013 tarihinde bir taşeronluk sözleşmesi daha imzalanarak bu sefer müvekkil şirket; “------------” kapsamında ------------ etrafında bulunan ------------ hatlarındaki Sheet Pile’ların çekilmesi işini üstlendiğini, bu sözleşmenin de kesin hakedişleri gerçekleştirerek müvekkili, üzerine düşen sözleşmesel yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirdiğini, müvekkili şirket taşeronluk sözleşmelerini ihlal etmemiş, sözleşmesel taahhüt ve yükümlülüklerini gereği gibi ifa ettiğini, dolayısıyla müvekkilinin, davaya konu kaza alanı ve kazaya neden olan cisim ile ilgili hiçbir ilgisi olmaması; davacının sözleşmesel ve yasal hiçbir sorumluluğunun olmaması nedeniyle, davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacak talebinde bulunması mümkün olmadığını, davaya konu alanda 2012-2013 yıllarında görevi kuru havız yapımı kapsamında sheet piles çakımı ve güney servis iskelesi yapımı kapsamında çelik kazık borusu çakımı ve --------- etrafında bulunan----------- hatlarındaki Sheet Pile’ların çekilmesi işinden ibaret olan ve başka bir görev ve alandan sorumlu olmayan; taşeron olarak görev yapan müvekkil şirketin 2023 tarihinde olan olayla ilgili davaya dahil edilmesi usul ve yasaya aykırı olup davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, davaya konu ----------- isimli römorkörü çarptığı cisim ile hiçbir alakası ve işlemi olmayan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğinden davanın öncelikle hasım yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davalılardan ----------Ş.; davacının dilekçesine ek yaptığı ekspertiz raporunda da görüleceği üzere davaya konu yeri köprü yapımının bitiminden tam 6 yıl sonra 2022 yılında davalılardan ---------- ŞTİ.’ye dip tarama kazı çalışmaları yaptırıp daha sonra da --------- Şti.'e batımetrik harita hazırlatmış ve faaliyetine başladığını, bu husus da haksız fiilden doğan tazminat yükümlülüğü adına müvekkili ile zarar arasındaki illiyet bağını ortadan kaldıran başka bir neden olduğunu, müvekkil şirketin işlemlerinin bitişinden 10 yıl sonra ve daha sonra dip tarama yaptırılmak sureti ile çalışma alanı tamamen değiştirilip/derinleştirilip ikinci defa kazı yapılan ve artık sorumluluğundan tamamen çıkan yerle ilgili olup bu durumda da zaman aşımı gerçekleştiğinden davalı müvekkili yönünden zamanaşımı defilerinin de ileri sürerek davanın bu yönden de usulen reddi gerektiğini, T.B.K. 49. Maddesine göre haksız fiilin gündeme gelebilmesi için hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve illiyet bağı olmak üzere dört unsurun gerçekleşmesi gerektiğini, somut olayda müvekkili şirketin atfı kabil bir kusuru bulunmadığı açık olduğundan, haksız fiil sorumluluğunun söz konusu unsurların hiçbiri müvekkili şirket yönünden gerçekleşmediğini, T.B.K. 66. Maddesine göre Müvekkil şirketin herhangi bir kusuru veya yükümlülük ihlali bulunmadığı gibi adam çalıştıran sıfatını da haiz olmayıp bu kapsamda yükümlülüğünü ihlal etmesi söz konusu olmadığını, Adam çalıştıranın sorumluluğuna gidilebilmesi için, çalışanın kendisine verilen işin yapması sırasında başkalarına zarar verdiğinin ispatlanması gerektiğini, Organizasyon sorumluluğu ise haksız fiil sorumluluğunun özel bir türü olduğunu, yani diğer olağan sebep sorumlulukları gibi organizasyon sorumluluğu da bir haksız fiil sorumluluğu olduğunu, bu nedenle organizasyon sorumluluğundan söz edebilmek için haksız fiil sorumluluğunun bütün unsurlarının gerçekleşmesi gerektiğini, Müvekkili şirket ilgili sözleşme kapsamında tüm edimlerini sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmiş ve bunun karşılığı olarak ----------, müvekkilin hiçbir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını tespit ve teyit ederek; 28.11.2012 tarihinde geçici kabulü, 30.12.2024 tarihinde ise kesin kabulü gerçekleştirdiğini, 30.12.2014 tarihinden itibaren geçerli olacak,--------- ve müvekkili şirket tarafından imzalanmış “Kesin Kabul Tutanağı” müvekkilin hiçbir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, davacının davasını müvekkili şirkete karşı da yöneltmesinin haksız olduğunu ve bu nedenle müvekkili şirket yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,Müvekkilinin palplanş kesme işi ile ilgili hiçbir yükümlülüğü ve görevi olmadığı ve kazanın kesilmiş bir palplanş nedeniyle meydana geldiği dikkate alındığında; yalnızca bu durum bile tek başına, oluşan kaza ile müvekkili arasındaki illiyet bağını ortadan kaldırdığını, davacı sorumluluğu davalılara yöneltirken müvekkili özelinde büyük bir yanılgıya düştüğünü, öyle ki, müvekkilinin sözleşme hükümleri kapsamında çekilemeyen palplanşlardan ya da palplanşların kesilmesi işlemlerinden sorumlu olmayıp böyle bir görev ile de görevlendirilmediğini, Çekilemeyen palplanşları çekme veya deniz dibinden kesme işlemleri alt yüklenici olan ---------- görev ve sorumluluğu kapsamındadır. Bu konuda ---------- veya ilgili konularda anlaşma yaptığı diğer taşeronların araştırılması ve kazaya konu palplanşı kesme işlemini hangi şirketin üstlendiğinin araştırılması gerektiğini, haksız fiil kaynaklı tazminat taleplerinin davacı tarafından müvekkiline yöneltilemeyeceğini, tazminat talebinin hukuken haklılığın kanıtlanması gerektiği gibi tazmin edilecek zararın illiyet bağı, türü ve miktarının da kanıtlanması gerektiğini, davacı bu iki şartı da sağlamadığını, Sözleşmeler ve yasal düzenlemeler ile ilgili yargı kararları uyarınca davacının müvekkilinden tazminat talep etme hakkının olmadığını, bu durumun aksini kabul ettiği anlamına gelmemek kaydıyla, davacı iddia ettiği zarar ile müvekkili arasındaki illiyet bağını da kanıtlayamadığını, davacının uygun illiyet bağı bulunan ve gerçekleşen zararlarını müvekkilinden talep edebileceğine dair herhangi bir delili bulunmadığını, müvekkiline yönelik zarar iddiaları çeşitli soyut iddialara dayanmakta, zararın müvekkilinin kusuru nedeniyle oluştuğunu ve miktarını gösteren hiçbir delil bulunmadığını, Açıklanan nedenlerle Davanın öncelikle zamanaşımı defi ve HUSUMET YOKLUĞU NEDENİ İLE REDDİNE, davacının hem tüm iddia ve talepleri haksız, afakî ve hukuki dayanaktan yoksun olması hem de müvekkilinin hukuka aykırı bir fiili ve esas yönünden illiyet bağının olmaması nedenleri ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ---------- Şti. vekili cevap dilekçesi özetle ;Müvekkil şirket ------------ uzun yıllardır hem ülkemizde hem de yurt dışında uzun yıllardan beri sahasında başarılı çalışmalar yaptığını, dava konusu olayın ceyran ettiği sahada davalılardan ----------Şti.'nin talebi ile ----------Şti. Tarafından dip tarama işlemi gerçekleştirildiğini , ---------- şirketi tersane bölgesinde ne kadar kazı ve tarama yaptığına dair kübaj(hacim) hesabı yapılmak üzere müvekkili şirket ----------- harita çalışmasını talep ettiğini, ---------- şirketinin müvekkili şirketten bu talepte bulunmasının tek sebebi yaptığı kazı ve tarama işleminin kübajını tespit edip tersaneden dip taraması sonucunda alacağı bedeli tespit ettirmek olduğunu, davanın müvekkili şirket ----------Şti. Açısından öncelikle husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini,Kaptanın ve baş makinistin kaza ile ilgili ifadelerinde herhangi bir haritadan bahsedilmemekte, hatta bir haritanın kullanıldığına dair herhangi bir ima dahi bulunmadığını, davacı kazayla hiç bir alakası olmayan haritayı olaydan sonra davaya sonradan monte ederek haksız bir iddiaya mesnet yapmaya çalıştığını, ekspertiz raporuna ve davaya konu edilen haritamız mühendislik hesaplamalarına yönelik olarak üretildiği halde, davacı bu haritanın, haritanın amacı dışına çıkarak ve ölçme raporu bütünlüğü ihlal edilerek üçüncü şahıslara, seyrüsefer amacıyla dağıtıldığını beyan ettiğini, bir harita yapılma amacı dışında kullanılamayacağını, yorumlanamayacağını ve başka amaçlara yönelik olarak dağıtılamayacağını, bu durum da haritanın kaza olduktan sonra, tazminat talebine mesnet olarak kullanılmak üzere, kötü niyetle elde edildiğini ortaya koyduğunu, Seyir güvenliği ve rota haritalarının yapımı için kullanılan yöntem ve metotların birçok farklı ölçümleri ve sunum tekniklerini de içerdiğini, bu cihetle, çalışmamızın hiçbir şekilde töhmet altında bırakılamayacağını, davacının iddialarını dayandırdığı ekspertiz raporu incelendiğinde, aynı kazanın meydana geldiği yer ile ilgili olarak, birden fazla nokta beyan edilmekte, bu noktalar arasında büyük bir mesafeler bulunduğunu, bu çelişkiler davacının iddialarını absürt hale getirecek kadar büyük olduğunu, davacının iddialarını dayandırdığı ekspertiz raporunda geminin çarptığı ifade edilen cismin boyunun 2.4 m olarak ölçüldüğü yazılı olarak beyan edildiği halde, dava dilekçesinin 4. maddesinde cismin boyunun dalgıcın ifadesine dayanılarak 5.-6. m olduğu ifade edildiğini, davacı bu beyanla iddialarını dayandırdığı ekspertiz raporuyla dahi büyük bir çelişkiye düştüğünü, kazanın yerinin kesin koordinatlarının --------- kayıtlı bir ölçme şirketi tarafından tespit ettirilmemesi, geminin çarptığı beyan edilen cismin boyu hususundaki birbiriyle çelişen beyanlar, kaza yerinin mesnetsiz bir şekilde batıya doğru taşınmaya zorlanması, geminin altındaki taşa/toprağa sürtünme izlerinin gösterdiği karaya oturma gerçeğinin ve haritanın ölçme raporuyla bir bütün olduğunun dava dosyasına dahil edilmemesi de delillerin karartılmasına yönelik bir çaba gösterildiğini ortaya koyduğunu,
Kaza yapan geminin kaptanı ve baş makinistin olayla ilgili yazılı ifadelerinde kazalı sefer sırasında bizim yaptığı herhangi bir haritanın kullanıldığına dair bir beyan, hatta ima bile olmadığını, buna rağmen, davacının tazminat talebiyle haksız bir şekilde hedef alarak tazminat talebinde bulunduğunu,Müvekkili davalı Şirketin dava konusu saha ile ilgili seyrü sefer güvenliği için kullanılmak üzere herhangi bir batimetrik haritası hazırlamamış olması, iddia edilen kaza sırasında kazaya karışan römorkun kaptan ve diğer yetkililerinin müvekkili şirkete ait herhangi bir haritayı veya veriyi kullanmadığının bizzat kaptanın beyanlarıyla sabit olması, haritanın özel amaçlı kullanım için ------------Şti. için nama özel olarak hazırlanmış olması, -------- haritada bu nedenle kaşe ve imzanın bulunmamış olması, kaşeli ve imzalı olmayan bir haritanın müvekkil şirketi 3 kişilere(davacıya)yönelik olarak hukuki sorumluluğa sokmayacağının her türlü izahtan vareste olması, bahsi geçen haritanın tarafından hiçbir şekilde ----------tarafından onaylanmamış olması, tersaneyi işleten ----------Şti.'ne müvekkil şirket tarafından seyir güvenliği için herhangi bir harita hazırlanmamış olması, esasen davacı Şirket tarafından izin ve muvafakat alınmadan anılan haritanın davada delil olarak kullanılmasının usul ve yasaya aykırı olması, kısacası olayın hiçbir aşamasında kullanılmayan kazadan sonra davacı yan tarafından esasen kendi sigortalısının tam kusurunu örtmek için ve olaya sorumlu bulabilmek için bir şekilde ele geçirdiği haritadan ötürü müvekkil şirketin sorumlu olamayacağının sabit olması hususları nazara alınarak dava konusu kazanın oluşumu ile ilgili hiçbir hukuki sorumluluğu ve rabıtası olmayan müvekkil ----------Şti. aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine,Hukuka aykırı delil olarak davacı tarafından batimetrik harita nedeniyle esasa ilişkin hiçbir hukuki sorumluluğu kabul etmemekle birlikte; davacının davasının esasına dair kullandığı ekspertiz raporunun bilimsel veriler nazara alınmadan, davacı taraf lehine olayın gerçekleştiği yerin değiştirilmesi suretiyle tek taraflı olarak düzenlenmiş olması, raporda kazanın olduğu yer ve palplanş hakkındaki açık çelişkiler nazara alındığında kazanın olay yerinin geminin --------- haritada kırmızı ile gösterilen geminin girmesinin uygun olmadığı sığ alanda gerçekleştiğinin sabit olması, römorkun draftı, palplanşın boyu, dalgıçın derinlikle ilgili tespitleri, geminin alt kısmında açıkça gözüken kuvvetli sürtünme izleri de dikkate alındığında geminin karaya oturmuş olması vs. durumlar nazara alındığında kazanın farazi verilere olarak düzenlenen rapora göre 8-9 metre derinlikte olmasının fiilen mümkün olmaması nazara alınarak davanın esas yönünden de reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı--------Şti. vekili cevap dilekçesi özetle ;Müvekkili şirkete davacı tarafından husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili şirket, işini yaparak teslim ettiğini, işveren gerekli incelemeleri yapmış, gerekli teknik incelemeler sonucu iş bitimi gerçekleştiğini, nitekim davacının da dilekçesinde söz ettiği üzere davalı ---------- Şti tarafından tarama yapılan bölgenin "--------- Haritası" çıkartıldığı, yapılan işin gereği bu çalışmanın işveren tarafından yapılarak işin teslim alındığını, bu kapsamda müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, bir alacağın temlik edilmiş olması durumunda zamanaşmı temlik tarihinden değil borcun doğduğu tarihte başlayacağını, T.B.K. 49. Maddesine göre haksız fiilin gündeme gelebilmesi için hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve illiyet bağı olmak üzere dört unsurun gerçekleşmesi gerektiğini, somut olayda müvekkili şirketin atfı kabil bir kusuru bulunmadığı açık olduğundan, haksız fiil sorumluluğunun söz konusu unsurların hiçbiri müvekkili şirket yönünden gerçekleşmediğini, T.B.K. 66. Maddesine göre Müvekkil şirketin herhangi bir kusuru veya yükümlülük ihlali bulunmadığı gibi adam çalıştıran sıfatını da haiz olmayıp bu kapsamda yükümlülüğünü ihlal etmesi söz konusu olmadığını,Müvekkili şirkete atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını, müvekkili şirketin herhangi bir kusuru, sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.Davalı ---------Ş. vekili cevap dilekçesi özetle ; Davacı, tazminat talebini sigortalısının halefi olduğunu ileri sürerek Türk Borçlar Kanunu madde 49 ve devamında düzenlenen haksız fiil sorumluluğu ile madde 66'da düzenlenen adam çalıştıranın sorumluluğu ve organizasyon sorumluluğu, madde 116'da düzenlenen yardımcı kişilerin fiillerinden doğan sorumluluğa dayandırdığını, Gemilerin yanaşmasına ilişkin izin ve planlama liman başkanlıklarının sorumluluğunda olduğunu, geminin fiilen yanaştırılması ise idare adına kılavuzluk ve römorkörcülük hizmeti sunan kişiler ve yanaşan geminin kaptanı tarafından gerçekleştirildiğini, huzurdaki davada römorkörcülük hizmeti bizzat Davacı'nın sigortalısı tarafından sunulduğunu, müvekkilinin sorumlulukları ise yanaşma alanının liman başkanlığı talimatlarına uygun hale getirilmesi ve diğer taraflarla koordineli hareket etmesinden ibaret olduğunu, yani Müvekkilinin, geminin hangi rotadan tersaneye geleceği, hangi noktadan itibaren römorkörlerin operasyona dahil olacağı, yanaşmanın hangi yönden yapılacağı gibi hususlarda hiçbir dahli bulunmadığını, bu kararlar kural olarak liman başkanlığı tarafından, fiili olarak ise idare adına hizmet sunan Davacı'nın sigortalısı tarafından alındığını, müvekkilinin ilgili bölgede ve yanaşma işlemlerinde fiili ve hukuki hiçbir tasarrufta bulunmasının mümkün olmadığını, Liman sahasında güvenli seyri sağlama yükümlülüğü ve gemilerin kıyı tesislerine yanaştırılmasına ilişkin yetkiler liman başkanlığına ait olmasına ve bu yetki fiilen bizzat Davacı'nın sigortalısı tarafından kullanılmasına rağmen müvekkilinin bu hususlardan sorumlu olduğu iddiası hukuka aykırı olduğunu, Limanlar Yönetmeliği m.8/9 "Liman başkanlıkları idari sahasındaki sığlık, batık, yarı batık ve kayalıkların tespit edilmesi ve markalanmasını sağlamak, liman başkanlığının görevidir." denilmektedir. Liman idari sahasındaki batıklar tamamıyla Liman Başkanlığının görev alanında olduğunu, bu görev yönetmelikle münhasıran Liman Başkanlığı'na verildiğini, doğal olarak davaya konu batık palplanşın işaretlenmesi görevi de ilgili liman başkanlığına ait olduğunu, hal böyleyken, Müvekkili tersanenin hiçbir bertaraf ve işaretleme yükümlülüğü olmayan bir batıktan dolayı sorumlu tutulması imkansız olduğunu, bu yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde batık palplanşın bulunduğu bölgede müvekkilinin hiçbir kontrolü ve tasarrufu bulunmadığını, hem ilgili bölgenin hem de bu bölgede gerçekleştirilecek seyirlerin güvenliği Liman Başkanlığı'nın yetki ve sorumluluğunda olduğunu, müvekkilinin tersaneye gemi yanaşması sürecinde müvekkilinin dahli oldukça kısıtlı olup seyire ilişkin kararlar liman başkanlığı, liman başkanlığı adına hizmet sunana kılavuz ve römorkörler ile yanaşan gemi kaptanı tarafından alındığını, yine müvekkilinin bu sürece müdahalesi olmadığını, neticede ise su altındaki batıkların işaretlenmesi yükümlülüğü münhasıran liman başkanlığına ait olduğunu, müvekkilinin kendisine ait olmayan yükümlülükten sorumlu tutulması ise hukuksuz olduğunu, davacının müvekkiline rücu etmesi hukuka aykırı olduğunu, zararların giderilmesi esnasında Davacı'nın sigortalısı tarafından tazminat yükümlülerinin durumunun ağırlaştırılması yasağı hiçe sayılmış, fahiş, gereksiz, adeta zenginleşme amacını matuf pek çok harcama yapıldığını, tersane masrafları dışındaki masraflarda da durum bu şekilde olduğunu, bu minvalde, gerçek zararın çok üstünde yapılan sigorta ödemesinin müvekkiline rücu edilmesi mümkün olmadığını, hiçbir kabul manasına gelmemek kaydıyla bir an için müvekkiline tazminat yükümlüsü olduğu varsayılsa bile davacı tarafından talep edilen rücuen tazminatın gerçek zararın çok üstünde olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ---------Ş. vekili cevap dilekçesi özetle ; müvekkili şirket ----------Ş.'nin, işveren---------- ile arasındaki taşeronluk sözleşmesine uygun olarak yükümlendiği işi yerine getirerek ayıpsız ve eksiksiz olarak işi teslim ettiğini, inşaat tekniği ve uygulamaları kapsamında, sökülemeyen palplanşların deniz tabanından kesilmesinin mutat ve işin tekniğine uygun bir uygulama olduğunu, bu itibar ile müvekkil şirket tarafından palplanşların deniz tabanından kesilmesi halinde de fiilen kendiliğinden söz konusu palplanşların yüzeye çıkma ihtimalinin olmadığını ve davaya konu zarara sebebiyet vermesinin teknik olarak mümkün olmadığını tekraren önemle belirtmek isteriz. Kaldı ki, 3996 sayılı “Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun” çerçevesinde yaptırılan ---------- Projesi'nin idare tarafından yaptırılması bakımından önemi ve büyüklüğü göz önüne alındığında müvekkil şirket tarafından işveren ---------- işin tekniğine uygun olarak, teknik olarak sökülmesi imkansız olan palplanşların deniz tabanından kesilerek bırakılmasına rağmen gerek --------- ve gerek idare tarafından işin kabul edilmiş olması da, sökülemeyen palplanşın deniz tabanından kesilerek bırakılmasının da teknik olarak mümkün olduğunun ve ayıp, eksik ifa olarak değerlendirilmediğinin en net göstergesidir. Aksi halde, gerek idare gerekse de---------- tarafından iş kabul edilmeyeceği gibi müvekkil şirkete bu sebeple yaptırım uygulanması kaçınılmaz olurdu. Lakin taraflar arasında böyle bir ihtilaf ve sorun bulunmadığını, işi tekniğine ve standartlara uygun şekilde yapan ve teslim eden müvekkili şirketi davaya konu kazadan sorumlu tutmanın mümkün olmadığını, Dava Dilekçesi ekinde yer alan Ekspertiz Raporu'nda belirtildiği üzere, müvekkili şirketin sözleşmeye konu işi teslim ettiği 2015 yılından kaza tarihine kadar olan süreçte gerek kıyı şeridi ve gerek deniz tabanında -------- ve/veya diğer ilgililer tarafından yapılan iş ve işlemler nedeniyle deniz tabanı ve/veya kıyı şeridi değiştirilerek, deniz tabanından kesilerek deniz tabanında bırakılan palplanşların yüzeye çıkmasına sebebiyet veren ilgililerin oluşan bu zararda kusurlu olduğunu, bu nedenlerle, huzurdaki uyuşmazlığa konu olayın vukuunda müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, iddia edilen zarar ile müvekkil şirket arasında illiyet bağının bulunmadığını/kesildiğini, müvekkili şirketin iddia edilen zarardan sorumlu tutulabilmesine imkan verebilecek herhangi bir fiili ve/veya hukuki sebebin bulunmadığını, davacı tarafından ileri sürülen sorumluluk iddialarına, zarara, zarar miktarına, talep edilen faize, faiz oranına, faiz başlangıç tarihine ve bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla müvekkili şirket aleyhine tüm hususlara itiraz ettiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddini istemiştir.Davalı --------Ş. vekili cevap dilekçesi özetle ;
Davacının iddia ettiği işyeri müvekkili şirkete ait bir işyeri olmadığını, müvekkili şirket 2013 yılında bu ticari girişiminden vazgeçmiş ve payını devrettiğini ve işveren sıfatı olmadığını, alacak talebiyle açılan bu davada müvekkili şirketin taraf sıfatı bulunmadığından dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi gerektiği, 2013 yılında --------Ş. şirketteki hisselerini devreden ----------Ş.'ye yöneltilen tüm talepler bakımından ZAMANAŞIMI Def'imiz mevcut olduğunu, Müvekkilinin herhangi bir kusuru veya yükümlülük ihlali bulunmadığı gibi herhangi bir personelinin de yükümlülüğünü ihlal etmesi söz konusu olmadığını, adam çalıştıranın sorumluluğuna gidilebilmesi için, çalışanın kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına zarar verdiğinin ispatlanması gerektiğini, müvekkili şirketin ortaklık bünyesinde çalışanı bulunmadığını, Organizasyon sorumluluğu ise haksız fiil sorumluluğunun özel bir türü olduğunu, yani diğer olağan sebep sorumlulukları gibi organizasyon sorumluluğu da bir haksız fiil sorumluluğunda olduğunu, bu nedenle organizasyon sorumluluğundan söz edebilmek için haksız fiil sorumluluğunun bütün unsurlarının gerçekleşmesi gerektiğini, Yargıtay Yerleşik içtihatlarında haksız fiil dolayısıyla tazminat davalarında aranan şartların hiçbiri müvekkili şirket bakımından gerçekleşmediğini, müvekkili şirkete atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını, müvekkili şirketin herhangi bir kusuru, sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.Bir kısım davalılar --------- ---------- Şubesi, ----------Ş., ----------Ş., ---------Ş. ve -----------Ş. vekili cevap dilekçesi özetle ;--------- ile 3996 sayılı “Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun” ve ---------- sayılı “3996 Sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun Uygulama Usul ve Esaslarına İlişkin” Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde özel yetkili bir anonim şirket olarak kurulan --------.Ş. arasın------- Projesi’nin yapım işleri için anahtar teslim, götürü bedel bir eser sözleşme imzaladıklarını, ana yüklenici sıfatıyla Müvekkil Ortaklık, projenin büyüklüğü ve hacmi nedeniyle söz konusu yapım işlerini onlarca farklı alt yüklenici vasıtasıyla ifa ettiğini,---------Ş. Müvekkil Ortaklık’taki (toplam ortaklık paylarının %18,6'sına tekabül eden) payının tamamını (Müvekkil Ortaklık’ın doğmuş ve/veya ileride doğacak kâr ve zararına katılım payı da dahil olmak üzere) 26 Kasım 2013 tarihinde ----------Ş., ---------Ş. ve ---------Ş.’ye devir ve temlik ettiğini, bu devir sonucunda ---------- 26 Kasım 2013 tarihi itibariyle Müvekkil Ortaklık’ta herhangi bir payı kalmadığını, ortaklık sıfatının sona erdiğini,
---------- kesiminde yer alan -----------Köprüsü’nün asma köprü ve iki adet bağlantı viyadüğünün yapım işleri için Müvekkil Ortaklık ile ---------- tarafından kurulmuş Konsorsiyum arasında 16.07.2011 tarihinde--------- Köprüsü’nün asma köprüye ilişkin olarak ankrajlar, reklamasyon dolgusu, temeller, bağlama noktaları, altyapılar, kuleler, halatlar, üstyapılar, tamamlama kalemleri, yardımcı işler ve bakım işlerinin projelendirilmelerini ve yapımını kapsayan işler için mühendislik, tedarik ve inşaat (anahtar teslim, götürü bedel) sözleşmesi imzalandığını, sözleşme konusu işin onaylı projelere uygun imalatların yapımından tümüyle --------- ve alt yüklenicileri sorumlu olduğunu, ilgili sözleşme kapsamında --------- Bölgesindeki ‘Geçici Kuru Havuz’un yapımı, kaldırılması gibi yapım işlerinde sorumluluk---------- ve alt yüklenicilerine ait olup, Müvekkil Ortaklık’ın işbu dava konusu zarardan müşterek ve müteselsil sorumluluğunun kabul edilebilmesi mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın, davalı Müvekkil Ortaklık yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, Müvekkil Ortaklık’ın, davacıya karşı, davalılar ile birlikte müşterek ve müteselsil sorumlu olması hukuken mümkün olmadığını, Müvekkil Ortaklık bir adi ortaklık olup Borçlar Kanunu’nun 620. Maddesine göre ayrı bir tüzel kişiliği bulunmadığını, Müvekkil Ortaklık’ın pasif dava ehliyeti olmadığını ve işbu davada taraf olamayacağını, ---------- Köprüsü ve ----------- reklamasyon dolgusu kıyı koruma amaçlı kaya tahkimat ve şevleri, bu konuda uzman ve yetkili kuruluş olan ---------- Müdürlüğü’nce onaylandığını, söz konusu onaylı projeler Kamu Özel Sektör Ortaklığı Bölge Müdürlüğü tarafından tarafına gönderildiğini, Karayolları Genel Müdürlüğü ----------- Müdürlüğü’nün 27.02.2015 tarih ve --------- sayılı yazısı ile ilgili imalatlar, onaylı hesap ve raporlara göre inşa edildiğini, söz konusu zarar talebi haksız fiil kaynaklı olup, somut olay dikkate alındığında haksız fiilin hukuka aykırılık unsurunun mevcut olmadığı, ilgili imalatın onaylanmış projeye ve ilgili mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiğini, Köprünün kuru havuz geçici kısımlarının sökümü; palplanşların sökümü, anroşman ve dolgunun karadan ve denizden kazılması faaliyetlerini içermekte olup söküm sonrası tahkimat planı eklendiğini, deniz dibinden çekilemeyen palplanşlar mevcut deniz tabanı ve kıyı şevine göre deniz dibinden kesildiğini, ayrıca, söz konusu bölgede --------- arıtma tesisinin deniz deşarj hattının deniz dibinde boruları ve difüzörü bulunması sebebiyle demirlemenin yasak olduğu, bu imalatların onaylı projelere göre yapılması ve tamamlanmasından yaklaşık sekiz yıl sonra ---------- tarama artışı yapmak istediğini, (tersane ve dolayısıyla manevra alanının genişletilmek istenmesi nedeniyle). Bölgede yeni yapılacak deniz ve kıyı faaliyetlerinin --------- Köprüsü ve yaklaşım viyadüklerinin parçası ve bu yapıları koruma amaçlı ikincil yapılara (anroşman, kıyı şevi) zarar verilmeden ve yetkili kuruluş olan Altyapı Yatırımlar Genel Müdürlüğü’nden onayı alınarak imalatının yapılması gerektiğini, söz konusu imalatlar yapılırken, daha önce bölgede yapılmış olan imalat projeleri dikkate alınması gerektiğini, dava dilekçesi eki olan ekspertiz raporundaki batimetrik harita alıntılarından bölgede ----------- tarafından 8,0-8,5 metre derinliklerde ve kıyıya yakın taramanın yapıldığını, tarama yapılan bölgede kıyı şevlerinin korunması, şevleri korumak için tahkimat yapılması, deniz dibindeki boru kablo gibi altyapıların korunması gerekiyorsa lokasyonunun değiştirilmesi, varsa batıkların çıkarılıp bertaraf edilmesi tarama yapan kuruluşun sorumluluğunda olduğunu, nitekim Ek-7’de yer alan ----------Ş.’nin cevabi yazısının 4 numaralı ekinde kuru havuz bölgeleri tahmini işaretlenmiş olup, ilgili bölgelerdeki derinleştirme çalışmalarında bu durumun göz önüne alınması gerektiği gibi,--------- harita çıkartılırken ilgili bölgenin ve çevresinin ekstra özen gösterilerek incelenmesi gerektiğini, dahası Ek-8’de yer alan ----------Ş.’nin cevabi yazısında da dip tarama amaçlı genişleme projesi sınırının Otoyol’un kamulaştırma sınırının çok yakınında olması hasebiyle hem Otoyol yapılarının korunması hem de sahil bölgesinin korunması amacıyla, ilgili işlemlerin, konusunda uzman ve yetkili kurum olan Altyapı Yatırımlar Genel Müdürlüğü’nün şartnamelerine uygun olarak tasarlanması taleplerini ve bu konudaki endişeler gündeme getirildiğini, ekpertiz raporundan da imalat işlemlerinin tamamlanmasından yaklaşık sekiz yıl sonra ---------- bu bölgede tarama faaliyetlerinde bulunmuş, deniz tabanını -8,50 metreye derinleştirdiğini, sökülemeyip deniz dibinde o günkü projelere göre uygun olarak deniz tabanından kesilerek bırakılmış olan palplanş yapısı ---------- 2022 yılında yaptırmış olduğu teniz dibi tarama ve derinleştirme çalışmalarında etrafı kazılmak suretiyle ortaya çıktığını, Ekspertiz raporunun 33. sayfasında yer alan notta “Bu tarama çalışmalarında batık cismin fark edilmemiş olma ihtimalinin olmadığı düşüncesindeyiz. Fark edilmiş ancak herhangi bir girişimde bulunulmamış olma ihtimali yüksektir. Cisim batımetrik haritaya işlenmemiştir.’ ve 46. sayfasında yer alan rücu yorumunda ‘Söz konusu cismin bu dip tarama faaliyeti sırasında tespit edilmiş olmaması olanaksızdır çünkü cismin 4 tarafının da tarama yapılmış ve derinliğinin artırılmış olduğu tespit edilmiştir. Ancak bölgede batık cisim olduğuna dair -------- haritada herhangi bir işleme yapılmamış, bölgede de bir şamandıra ile uyarı / ikaz koyulmamıştır.” tespitlerine ulaşıldığını, denizcilik faaliyetlerinde bulunan ve tarama işlemleri yapan firmaların deniz dibini derinleştirerek batığı ortaya çıkardığı, sonrasında bertaraf etmediği, işbu davaya konu zarardan, Müvekkil Ortaklık’ın usulüne uygun onaylı imalatları yaptırmasından yaklaşık sekiz yıl sonra ---------- tarafından yapılan ve bu nevi işlerin teknik ve hukuki gerekliliklerine aykırı işlemler/imalatlar nedeniyle Müvekkil Ortaklık’ın sorumlu tutulabilmesi hukuken mümkün olmadığını, ilgili imalatları, onaylı hesap ve raporlara göre--------- anahtar teslim götürü bedel sözleşme ile yaptıran Müvekkil Ortaklık’ın haksız fiil nedeniyle alacak talebinin esaslı unsurlarından biri olan uygun illiyet bağı ve hukuka aykırılık unsurlarının oluşmadığından herhangi bir sorumluluğu olmadığını, ekspertiz raporunda yer alan, bölgede bulunan --------- Köprüsü inşaatının ana yüklenicisinin silsile halinde sorumlu olabileceği tespitini Müvekkil Ortaklık açısından kabul etmediklerini, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği üzere davaya konu kazanın meydana gelmesinde Müvekkil Ortaklık’ın herhangi bir kusuru veya yükümlülük ihlali bulunmadığı gibi herhangi bir personelinin de yükümlülüğünü ihlal etmesi söz konusu olmadığını, Türk Borçlar Kanunu Madde 66’da düzenlendiği üzere adam çalıştıranın sorumluluğu “Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz.” şeklinde tanımlanmaktadır. Davaya konu kazanın meydana gelmesinde Müvekkil Ortaklık’ın personellerinin herhangi bir şekilde kusuru yahut ihmali bulunmadığını, zira tüm imalatlar ilgili hadisenin gerçekleşmesinden yıllar önce ---------- Müdürlüğü’nce onaylı hesap ve raporlara uygun olarak --------- firması tarafından yaptırıldığını, bu bağlamda inşaata ilişkin olarak sahada hiçbir personeli bulunmayan Müvekkil Şirket’in Borçlar Kanunu çerçevesinde düzenlenen “Adam Çalıştıranın Sorumluluğu”na ilişkin şartların somut olayda bulunmamasına bağlı olarak bu kapsamda sorumluluğuna hükmedilmesi hukuken mümkün olmadığını, davacının dava dilekçesinde öne sürdüğü diğer bir ihlal de TBK’nın Madde 66/3’te yer alan organizasyon sorumluluğudur. Buna göre; bir işletmede adam çalıştıran, işletme faaliyetlerinin sebep olduğu zararları gidermekle yükümlü olduğunu, Müvekkil Ortaklık, tüm imalatlarını zararın meydana gelmesini önleyecek şekilde onaylı hesap ve raporlara göre oluşturduğunu, iddia edilen sorumluluğun dayanağı, kanunun işletmede adam çalıştırana yüklediği objektif özen yükümünün ihlâl edilmesi, yani çalışma düzeninin zararın doğmasını önleyecek biçimde oluşturulmamasıdır. Müvekkil Ortaklık gerek aldığı onaylarda, gerek daha sonrasında --------- ve ----------- ile yaptığı yazışmalarda kendisinin üstüne düşen tüm görevleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmiş olup bu kapsamda Müvekkil Ortaklık’ın üzerine yüklenebilecek herhangi bir sorumluluktan söz edilemeyeceğinden bahisle davanın reddini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :Dava hukuki niteliği itibariyle Tekne Maritim Sigorta Poliçesine dayalı ödeme yapan sigortacının TTK 1472 ve TBK 183 maddeleri uyarınca kanuni ve akdi halef sıfatıyla zarar sorumlusu davalılardan 242.501,36 Euro'nun rücuen tahsiline ilişkindir.HMK.'nun 115/1.maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasından resen araştırılır.HMK.'nun 114/c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir.TTK.'nun 5/2 maddesi uyarınca, bir yerde birden fazla asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir. Bu çerçevede,---------- Asliye Ticaret Mahkemeleri HSK tarafında deniz ticaretine ve deniz sigortasına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilmiş ve bu mahkemelerin yargı çerçevesi ---------- ili olarak belirlenmiştir.Bu düzenleme bir görev düzenlemesidir.Davacı ---------Ş.'nin sigortalısı ---------Ş.'nin maliki ve işleteni bulunduğu ----------- IMO nolu römorkör'ün ----------- noluTekne Maritim Sigorta Poliçesi tanzim etmek suretiyle sigortalandığı, sigorta konusu -------- adlı römorkör'ün 23/06/2023 tarihinde ---------- liman sahası içerisinde ----------- Tersaneler bölgesinde davalı ---------- 'ye ait 12 nolu rıhtımına kıçtan karaya yanaşacak olan --------- adlı ticari geminin yanaşma menavrası için hizmet verdiği sırada, dönüş manevrası başladığında, sancak baş omuzluğu kısmından denizde bir cisme çarpma neticesinde sigortalı römorkörda yapısal hasarlar meydana geldiği belirtilmek suretiyle sigortalıya ödenen hasar bedelinin tazmininin istenildiği, kazanın denizde meydana geldiği, TTK'nun 5.kitabı 4.kısım 3.bölümde düzenlendiği, uyuşmazlığın deniz sigortasından kaynaklandığı mahkememizin görevsiz olduğu,TTK.5/2.maddesi uyarınca davaya bakma görevi deniz ticaretinden ve deniz sigortalarından doğan davalara bakmakla görevli ----------- Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğundan HMK.'nun 114/c ve HMK.nun 20.maddeleri uyarınca mahkememizin görevsiz olduğuna dair karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere :
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,
Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili Deniz İhtisas Mahkemesi gönderilmesine,
2-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına,
3-Yargılama gideri ve harçların görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekili ve hazır olan davalılar vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/12/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.