mahkeme 2017/739 E. 2023/683 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2017/739
2023/683
28 Eylül 2023
T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/739
KARAR NO : 2023/683
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 03/01/2017
KARAR TARİHİ : 28/09/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili ---- Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
DAVA :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ----- hamilelik sürecinin takibi amacıyla ----- Hastanesi'ne başvurduğunu ve hamilelik sürecini o dönem aynı hastaneye bağlı olarak çalışan Dr. ----- takip ettiğini, doktorun kontrollerde hamilelik sürecinin çok güzel gittiğini, herhangi bir problem olmadığını belirttiğini, müvekkilinin 24/03/2015 tarihinde yöne aynı doktor tarafından aynı hastanede doğum yaptırıldığını,ancak doktorun özensiz ve tedbirsiz davranışı neticesinde küçük -----doğumda oksijensiz kaldığını ve engelli olarak dünyaya geldiğin,i müvekkilinin sabah 08:00 civarlarında sancısı olduğunu ve----Hastanesi'ne başvurduğunu, açılma olması için kaba tabirle müvekkiline fitil verildiğini, 14:00 civarlarında 2 cm açılma meydana geldiğini, 15:00 civarlarında müvekkilinin suyunun patlatıldığını, saat 17:00 civarlarında ise doktor -----çocuğun başının sıkıştığını ve acil sezaryene alınması gerektiğini söyleyerek müvekkilinin acil sezaryene alındığını, küçüğün doğum anında kılcal damarlarında kanama meydana geldiği için engelli olarak dünyaya geldiğini, ayrıca doğumdaki doktor hatasına bağlı olarak küçüğün mikrosefali olduğunu, doktorun ihmali ve özensiz davranışı olmasaydı başarılı bir doğum neticesinde küçüğün sağlıklı olarak dünyaya geleceğini, ancak doktorun tedbirsiz ve özensiz davranışı nedeniyle oksijensiz kaldığını ve engelli olarak hayatına devam etmek durumunda kaldığını, Serebral Palside doğum öncesinde, doğum anında beyinde gelişen hasara bağlı olarak ortaya çıkan hareket ve şekil bozukluğu görüldüğünü, bu hastalığın beyindeki hasarın olduğu yere göre çeşitli özellikler gösterdiğini ve tiplere ayrıldığını, spastisite Serebral Palsi'de en sık görülen hareket bozukluğu tipi olduğunu, bu hareket bozukluğunun Serebral Palsi ile doğan çocukların %60'ında görüldüğünü, Spastisite, kol ve bacak kaslarında artan kas kasılması nedeniyle hareket kısıtlılığı ve şekil bozukluğu ile seyrettiğini, Spastisite'nin ülkemizde en önemli nedeninin ise bebeklerin çeşitli etkenlerden dolayı doğum sırasında oksijensiz kalması olduğunu, davaya konu olayda da doktorun tedbirsiz ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı neticesinde küçüğün doğum anında oksijensiz kaldığını ve özürlü olarak doğduğunu, hasta ile doktor arasındaki ilişkinin genellikle sözleşmeye dayandığını, hastanın doktora güvenerek onu seçmesinin, doktorun da uzmanlığı çerçevesinde tıbbi tedavi uygulamasının taraflar arasında sözleşme kurulduğu anlamına geldiğini, doktor ve hasta arasındaki hukuki ilişkinin doktrinde hizmet akdi, istisna akdi, vekalet akdi, kendine özgü bir sözleşme olarak tanımlandığını, hekimin, hastanın rahatsızlığını teşhis ve imkan dahilinde ortadan kaldırmak amacıyla çaba sarf etme yükümlülüğü altında olduğunu, hastanın doktor karşısında güçsüz durumda olduğunu, çünkü hastalığı konusunda aslında çoğu zaman kayda değer bir bilgi sahibi olmadığını, kendisine yapılacak tıbbi muamelenin içeriği ve muhtemel akıbeti hakkında da başkalarından duyduğundan daha fazlasına sahip olmadıklarını, bu noktada doktorun Aydınlatma Yükümlülüğünün gündeme geldiğini, hekimin aydınlatma yükümlülüğünün tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğu bakımından belirleyici bir role sahip olduğunu, tüm bu nedenlerle doktorun mesleki faaliyeti nedeniyle verdiği zararlara bağlı olarak müvekkili ----- için 75.000,00 TL , ------ için 75.000,00 TL ve ----- için 75.000,00 TL olmak üzere toplamda 225.000,00 TL manevi tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın fiilin gerçekleşmesinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ----- Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu dosya kapsamında sigortalı hekimin müvekkili nezdinde 06/08/2016-06/08/2017 vadeli ----- numaralı Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçe genel şartları uyarınca olay tarihi, sigortalının tazminat talebinden haberdar olma tarihi ve ihbar tarihi dikkate alınarak talebin teminatta olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde yalnızca müvekkilinin davalı olarak gösterildiğini, TTK ilgili hükümleri gereği aradaki uyuşmazlığın ticari olduğunu ve ticari işlerde Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğunu, davalı hekim ve hastanenin hukuki sorumluluğunun tespiti açısından söz konusu müdahalede bir komplikasyon mu yoksa malpraktis mi mevzu bahis olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, hekimin sorumluluğun doğabilmesi için gerçekleştirilen teşhis ve tedavi yöntemlerinde tıbbi standardın uygulanmamış olması gerektiğini, tıbbi standardın uygulandığı yerde, hekim müdahalesi tıp biliminin gereklerine uygun ise hekimin-hastanenin kusur veya sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, sigortalı hekime atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını, bebeğin sezaryenle doğurtulduktan sonra apgar skorunun 7,8,10 olarak ölçüldüğünü, kısaca doğum sonrası bebeğin normal değerlere sahip olduğunu, akabinde anne yanına verildiğini ve emzirildiğini, doğuma bağlı solunum sıkıntısı olmasının bu sebepten dolayı mümkün olmadığını, bu problemin sebebinin doğum değil, ailesel mikrosefali, metabolik hastalık yahut beynin büyümesini engelleyen ayrı bir hastalık olabileceğini, kaldı ki bu tarz ihtimallerin doğumla dolayısıyla sigortalı hekimle ilgili değil ancak çocuk doktorlarının yaptıkları işlemlerle alakalı olabileceğini, sigortalı hekimin gerektirdiği azami beceriyi gösterdiğini ve yapılabilecek en iyi tedaviyi yaptığını, hekimin mesleğinin gereğini başarılı bir şekilde uyguladığını, Serebral Palsi'nin ilerleyici olmayan, anormal hareket ve postür kontrolü ile seyreden klinik bir durum olduğunu, gelişimsel ve metabolik anormaliler, otoimmün ve koagulasyon bozuklukları, enfeksiyon, travma ve asfiki gibi çok farklı sebeplere bağlı olarak gelişebileceğini, doğum öncesinde fetusun iyilik halini değerlendirmek için kullanılan testlerin indirekt tesler olduğunu ve fetusun beyin fonksiyonlarını değerlendirmede yetersiz kaldıklarını, bu nedenle hangi bebeğin Serebral Palsi riski taşıdığını öngörmenin mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle davanın hekim -----ihbarına, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İhbar olunan ----- vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarını kabul etmediklerini, davaya konu olayda müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, davacının iddia ettiğinin aksine-----ve bebeğe hastane nezdinde yapılan tıbbi müdahale ve uygulanan tedavilerin tıbbın gereklerine ve usulüne uygun olduğunu, uygulanan tıbbi müdahalelerde ve tedavilerde müvekkiline atfı kabil kusur bulunmadığını, dava konusu olayda müvekkili tarafından yapılan hatalı bir işlem bulunmadığını, kendisinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, müvekkilinin kendisinden beklenen tüm özeni gösterdiğini ve bir hekim olarak yapmakta yükümlü olduğu teşhis, tedavi ve uygulamaları gereği gibi yaptığını, ancak tıbbi uygulamaları doğası gereği kabul edilebilir risk çerçevesinde ele alınması gereken belirli istenmeyen durumların ortaya çıkmasının her zaman mümkün olduğunu, hekimin tıbbi standart uygulamasından sapmadıkça bunların izin verilen risk olarak kabul edildiğini, davacı bebek ----- 37 haftalık Oligohydramnios yani suyunun çok azalması nedeniyle sezeryanla müvekkili hekim tarafından doğurtulduğunu, bebek doğduğunda ağladığını, apgar skorunun ise 7,8,10 olarak tespit edildiğini, doğum sonrası bebeğin normal değerlere sahip olduğunu, nitekim doğum sonrası bebek odasında çocuk doktoru tarafından muayene edildiğini, bebeğin normal değerlere sahip olması ve bir sorun olmaması sonucu anne yanına verildiğini ve anne tarafından emzirildiğini, doğumdan sonra bebekte solunum sıkıntısı olunca, kuvöze konulduğunu ve yaklaşık 15 gün burada takip edildiğini, davacı bebeğin bu süreçte genel durumunun iyiye gittiğini, solunumunun rahat ve solunum seslerinin doğal olduğunun görüldüğünü, emme ve diğer yenidoğan reflekslerinin de canlı olduğunun tespit edildiğini, yapılan tetkiklerin de normal sınırlarda tespit edilmesi üzerine, oral alımı yeterli olan ve oksijen ihtiyacı kalmayan hastanın davacı anneye bakım ve beslenme eğitimi verilerek kontrole gelmek üzere externe edildiğini, bebeğin doğuma bağlı oksijensiz kalmasının mümkün olmadığını, dava konusu iddia edilen zararın müvekkili tarafından uygulanan teşhis ve tedavi işlemleri ile illiyetinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, Mental Retardasyonun oluşmasına neden olan birçok neden olduğunu, bu nedenlerin doğum öncesinde, doğum sırasında ve doğum sonrasında ortaya çıkabileceğini, kalıtım, annenin gebelikte geçirdiği enfeksiyonlar, doğum sonrası enfeksiyonlar, yetersiz beslenme gibi nedenlerin mental retardasyona neden olabildiğini, davacı bebekte ise ailesel mikrosefali, metabolik hastalık, beynin büyümesini engelleyen bir hastalık gibi durumlar mevcut olabileceğini, tüm bu nedenlerle davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddini, müvekkili hekime ve davalı hastane çalışanlarına kusur atfedilemeyeceğinin ispatı için davacıya uygulanan tedavilerin tıbba uygunluğu hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE :
Dava: davacı küçük ----- doğumu sırasında tıbbi uygulama hatası yapıldığından bahisle ihbar olunan sigortalı doktorun sigortacısı olan davalı sigorta şirketine karşı Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası çerçevesinde açılan maddi- manevi tazminat davasıdır.Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, ibraz ettikleri tüm deliller, tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.
Dava öncelikle----- Tüketici Mahkemesi'nde açılmış mahkemece 09/05/2017 tarih ---- Esas----- Karar sayılı görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememizin esasına tevzi olunmuştur.
Davacı küçük ve annesinin doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrasına ait tüm teşhis, tedavi ve takip belgeleri dosyaya cebedilmiş akabinde uyuşmazlığın çözümü teknik bilgiyi gerektirmekle dosya ----kurumuna davacı küçüğün mevcut teşhisi serebral palsi hastalığı ile ihbar olunan doktorun yapmış olduğu tedavi arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığı, yapılan tıbbi uygulamanın hatalı olup olmadığı konularında rapor düzenlenmesi için sevk edilmiş,21/05/2020 tarihli ---- raporunda özetle; doğumunda yaşanan hatalı ve gecikmiş tıbbi müdahaleler nedeniyle serebral palsi hastalığı geliştiği iddia edilen ----kızı/oğlu 24.03.2015 doğumlu ----- hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde; Anne ----- gebelik takiplerinin ----- Hastanesi'nde yapıldığı ve önceki takiplerinde patolojik bulgu tespit edilmeyen kişinin 17.03.2015 tarihinde yapılan kontrol muayenesinde oligohidroamniyos tespit edildiği, yatış önerildiği, 24.03.2015 tarihinde saat: 08.00'da sancı şikayetiyle başvurduğu, muayenesinde servikal açıklığın 1-2 cm olduğu, Propess uygulandığı, NST altında travay takibi yapıldığı, saat: 16.00'da yapılan muayenesinde; servikal açıklık 3 cm, % 50 efasman tespit edilmesi üzerine oligohidroamniyos, ilerlemeyen travay tanılarıyla sezaryen ameliyatına alındığı, 3060 gram ağırlığında, 50 cm boyunda, canlı bir erkek bebek doğurtulduğu, küçüğün saat: 17.30'da Çocuk Hastalıkları Uzmanı tarafından yapılan ilk muayenesinde APGAR skorunun 7-8-10 saptandığı, sistem muayenelerinde patolojik bulgu tespit edilmediği, saat: 18.30’da anne yanına verildiği, emzirtildiği, saat: 20.00’da inlemesi olması üzerine oksijen verilmeye başlandığı, saat: 23.00'da inlemenin devam etmesi üzerine TTN tanısı ile yoğun bakım ünitesine yatırıldığı, ancak NST takipleri, kan gazı tetkikleri, yoğun bakım ünitesinde küçüğe yapılan muayene, tetkik, takip ve tedavi notlarının dava dosyasında bulunmadığı, 25.03.2015 tarihinde yapılan kraniyal USG'de; sağ lateral ventrikül anteriorda periventriküler parankimde minimal (5x4 mm) şüpheli ekojen alan (periventriküler hemoraji?) tespit edildiği, 26.03.2015 tarihinde başka bir hastaneye sevk edildiği, Dr. -----tarafından düzenlenen epikriz raporuna göre; küçüğün borderline preterm AGA ve RDS ön tanılarıyla yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırıldığı, muayenesinde; genel durumunun kötü, hipotonik ve hipoaktif olduğu, emme refleksi olmadığı, Moro refleksinin eşit ve azalmış, solunumunun inlemeli ve çekilmeli olduğu, 28.03.2015 tarihinde çekilen kraniyal ve batın USG tetkiklerinin normal olarak değerlendirildiği, entübe edilerek mekanik ventilasyon ve medikal tedavi altında takip edildiği, 08.04.2015 tarihinde taburcu edildiği, -----Sağlık Müdürlüğü’nün 24.03.2015-24.12.2015 tarihleri arasındaki bebek/çocuk izleminde normal fizik muayene bulguları, normal gelişim görüldüğü, 24.03.2016 tarihli muayenede gelişim bozukluğu tespit edildiği, ----Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 15.11.2017 tarihinde yapılan muayenesinde ağır düzeyde zihinsel yetersizlik ve serebral palsi tanısı konulduğu anlaşılmakla; kurullarının 20/06/2018 tarih ve ----- karar numaralı müzekkeresinde istenen, ----Hastanesi'nde; anne -----doğum travayı sırasında çekilmiş NST tetkikleri, bebek ----- ait kan gazı tetkikleri, yoğun bakım ünitesinde küçüğe yapılan muayene, tetkik, takip ve tedavi notlarının tarafımıza gönderilmemiş olması nedeniyle sorulan hususlarda değerlendirme yapılamadığı, eksik tıbbi belgelerin gönderilmesi halinde sorulan hususlarda rapor düzenlenebileceği bildirilmiştir.
----tarafından düzenlenen rapor taraf vekillerine tebliğ edilmiş, raporda bildirilen eksik belgeler de celbedilmekle dosya tekrar ----- Kurumuna sevk edilmiş, 06/09/2021 tarihli ----Kurumu raporunda özetle; Anne ----- gebelik takiplerinin -----yapıldığı ve önceki takiplerinde patolojik bulgu tespit edilmeyen kişinin 17.03.2015 tarihinde yapılan kontrol muayenesinde oligohidroamniyos tespit edildiği, yatış önerildiği, 24.03.2015 tarihinde saat: 08.00'da sancı şikayetiyle
başvurduğu, muayenesinde servikal açıklığın 1-2 cm olduğu, Propess uygulandığı, NST altında travay takibi yapıldığı, saat: 16.00'da yapılan muayenesinde; servikal açıklık 3 cm, % 50 efasman tespit edilmesi üzerine oligohidroamniyos, ilerlemeyen travay tanılarıyla sezaryen ameliyatına alındığı, 3060 gram ağırlığında, 50 cm boyunda, canlı bir erkek bebek doğurtulduğu, küçüğün saat: 17.30'da Çocuk Hastalıkları Uzmanı tarafından yapılan ilk muayenesinde APGAR skorunun 7-8-10 saptandığı, sistem muayenelerinde patolojik bulgu tespit edilmediği, saat: 18.30’da anne yanına verildiği, emzirtildiği, saat: 20.00’da inlemesi olması üzerine oksijen verilmeye başlandığı, saat: 23.00'da inlemenin devam etmesi üzerine TTN tanısı ile yoğun bakım ünitesine yatırıldığı, ancak NST takipleri, kan gazı tetkikleri, yoğun bakım ünitesinde küçüğe yapılan muayene, tetkik, takip ve tedavi notlarının dava dosyasında bulunmadığı, 25.03.2015 tarihinde yapılan kraniyal USG'de; sağ lateral ventrikül anteriorda periventriküler parankimde minimal (5x4 mm) şüpheli ekojen alan (periventriküler hemoraji?) tespit edildiği, 26.03.2015 tarihinde başka bir hastaneye sevk edildiği, Dr. -----tarafından düzenlenen epikriz raporuna göre; küçüğün borderline preterm AGA ve RDS ön tanılarıyla yenidoğan yoğun bakım ünitesine yatırıldığı, muayenesinde; genel durumunun kötü, hipotonik ve hipoaktif olduğu, emme refleksi olmadığı, Moro refleksinin eşit ve azalmış, solunumunun inlemeli ve çekilmeli olduğu, 28.03.2015 tarihinde çekilen kraniyal ve batın USG tetkiklerinin normal olarak değerlendirildiği, entübe edilerek mekanik ventilasyon ve medikal tedavi altında takip edildiği, 08.04.2015 tarihinde taburcu edildiği, ----- Sağlık Müdürlüğü’nün 24.03.2015-24.12.2015 tarihleri arasındaki bebek/çocuk izleminde normal fizik muayene bulguları, normal gelişim görüldüğü, 24.03.2016 tarihli muayenede gelişim bozukluğu tespit edildiği, -----Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 15.11.2017 tarihinde yapılan muayenesinde ağır düzeyde zihinsel yetersizlik ve serebral palsi tanısı konulduğu anlaşılmakla; Küçükte saptanan hipoksik iskemik ensefalopatinin genel tıbbi bilgiye göre prenatal (doğum öncesi), perinatal (doğum sırasında) ve post natal (doğum sonrası) olarak 3 grupta incelendiği, NST'de meydana gelen bozulmaların bebekte gelişmiş olan asfiksinin en geç döneminde ortaya çıkan bulgu olduğunun tıbben bilindiği, daha erken dönemde bebekte mevcut asfiksiyi tespit edebilecek herhangi bir klinik bulgu, laboratuvar tetkik veya teknolojik yöntemin mevcut olmadığı, serebral palsi hastalığının nedeninin tam olarak bilinemediği, bununla birlikte dosyada ekli belgeler arasında anne----- travay takibinde çekildiği belirtilen NST’lerin bulunmadığı bu nedenle annenin doğum sürecine katılan sağlık personelnin uygulamaları hususunda adli tıbbi değerlendirme yapılamadığı, doğum sonrası küçüğün takip ve tedavisine katılan hekimlerin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinden sorumlu idarede organizasyon hatası tespit edilmediği kanaati bildirilmiştir.
Rapor taraf vekillerine tebliğ edilmiş, raporda eksik olarak bildirilen NST testleri de dosyaya celbedilmekle dosya tekrar -----Kurumuna tevdii edilmiş, 04/04/2023 tarihli---- Kurumu raporunda özetle; Doğumda oksijensiz kalması nedeniyle engelli kaldığı iddia edilen ---- oğlu 24/03/2015 doğumlu ------ hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin değerlendirilmesinde; 19/08/2014 tarihinden itibaren çeşitli tarihlerde ------Hastanesinde gebelik takipleri yapılan kişinin 11/10/2014 tarihli ikili test sonucunda down ve trisomi 18/13 taramalarının negatif geldiği, 23/12/2014 tarihinde yapılan osbtetrik USG tetkikinde patoloji tariflenmediği, 17/03/2015 tarihinde yalancı doğum eylemi ile yatış önerildiği, ancak herhangi bir yatış belgesin yer almadığı, 24/03/2015 tarihinde 36W2 günlük sancılı gebelikle aynı sağlık merkezine başvurduğu, servikal açıklığın 1-2 cm, %50 efase olduğu, propess ve sabalaks uygulanıp travay takibine alındığı, saat 08:00'da collum 2 cm olduğu, ÇKS takiplerinin yapıldığı, saat 17:00'da ilerlemeyen travay, oligohidramnios, miadından önce doğum endikasyonları ile sezaryen ameliyatına alındığı, Apgar 7-8-10 ile 3060 g, 50 cm boyunda erkek bebek doğurtulduğu, asfiksi yenidoğan geçici takipnesi tanısı ile yoğun bakıma alındığı, kan gazında pH 7.29 pCO2 5, HCO3 22.4 gelen bebeğin kuvözde hood ile O2 aldığı, 25/03/2015 tarihinde inlemesi ve takipnesi artması üzerine NCPAP ile O2 verilmeye başlandığı, ikili antibiyotik aldığı, kan gazı takibi yapıldığı, saat 07:00'da tespit edilen kan gazı değerlerine göre mekanik ventilatöre bağlandığı, ertesi gün saat 08:00'da kan gazı değerlerine göre NCPAP'a geçildiği, Vanko neronem eklendiği, saat 15:00'da satürasyonları düşmesi üzerine mekanik ventilatöre bağlandığı, albumin verilip Na replasmanı yapıldığı, saat 16:00'da KTA bradikardik ve satürasyonları düzelmemesi nedeniyle-----sevk edildiği, ---- 26/03/2015 tarihinde kontrol kan gazı değerleri gazlarında pH: 7.31, PC02:42, P02:32, HC03:20.9 ve BE: 5.3 gelen bebeğin 08/04/2015 tarihine kadar takiplerinin yapıldığı, 16/04/2019 tarihinde---- Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan muayenesinde serebral palsi, epilepsi ve mikrosefali tanısı ile takipli olan küçüğün hırıltılı olduğu, bazallerde krepital ralleri olduğu, solunum seslerinin bazallerde kaba olduğu anlaşılmakla; Kişinin dava konusu ----- gebelik takiplerinin tıbben uygun olduğu, 24/03/2015 tarihinde sancılı 36 hafta 2 günlük gebelik ve 1-2 cm açıklık ile başvuran kişinin mevcut servikal muayene bulguları, gebelik haftası süresine göre doğumun indüklenmeden travay takibine alınarak normal vajinal yoldan spontan doğumun gerçekleştirilmesinin beklendiği, ilerlemeyen travay ve oligohidroamnios tanısı ile sezaryen ameliyatına alındığı, sezeryan ile gerçekleştirilen doğum işleminin küçükteki mevcut klinik durumla illiyetinin bulunmadığı, dosya içerisinde travay takibine ait tek bir NST testi yer almakla birlikte tek bir NST ile travay takibinin optimal değerlendirilemeyeceği, ancak mevcut NST’nin Kurulumuzca değerlendirilmesinde; reaktif olup, fetal distresi düşündürecek tekrarlayan geç deselerasyonların bulunmadığı, doğum sonrası apgarı 7-8-10 olan küçüğün daha sonraki süreçte asfiksi ile yenidoğanın geçici takipnesi tanısıyla yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yapılan takip ve tedavisinin uygun olduğu, bebekte doğum sonrası tespit edilen nörolojik bulguların yapısal nedenlere (mikrosefali) ya da hipoksiye bağlı gelişebileceği, bunlar arasında ayrımın yapılamadığı, hipoksik iskemik ensefalopatinin genel tablosunun prenatal (doğum öncesi), perinatal (doğum sırasında) ve post natal (doğum sonrası) olarak 3 grupta incelendiği, her ne kadar dosyaya ekli NST'de bebeğin asfiktik olduğunu gösteren bulgular yok ise de, NST'de meydana gelen bozulmaların bebekte gelişmiş olan asfiksinin en geç döneminde ortaya çıkan bulguları gösterdiği, fakat daha erken dönemde bebekte mevcut asfiksiyi tespit edebilecek herhangi bir klinik, laboratuvar veya teknolojik yöntemin mevcut olmadığı, serebral palsi hastalığının nedeninin tam olarak bilinemediğinin tıbben bilindiği, dolayısıyla annenin gebelik takip süreci ve doğumuna katılan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. ----- uygulamalarına tıbbi hata atfedilmediği mütalaa edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: davanın davacı olan küçük------ doğumu sırasında doğumu gerçekleştiren doktorun tıbbi kötü uygulama yaptığı ve bu sebeple davacı küçüğün serebral palsi hastalığına düçar olarak malul kaldığından bahisle ihbar olunan doktorun sigortacısı olan davalı şirkete karşı açılan maddi, manevi tazminat talepli olduğu, mahkememizce gerek davacı küçüğün gerekse davacı annenin doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası tüm teşhis, tedavi ve evraklarının dosyaya celbedildiği, davacıların iddiasının ihbar olunan doktorun tıbbi kötü uygulama yaptığı ve sonucunda davacı küçüğün ağır düzeyde mental retarder ve serebral palsi hastalığına düçar olmuş şekilde dünyaya geldiği yönünde olduğu, mahkememizce aldırılan 04/04/2023 tarihli ----- Kurumu raporunda da ayrıntılı olarak belirtildiği üzre, davacı küçükte meydana gelen ağır düzeyde mental retader ve serebral palsi hastalığının davacılar tarafından doğumda oksijensiz kalması nedenine bağlandığı, davacı annenin 19/08/2014 tarihinden itibaren çeşitli tarihlerde ihbar olunan doktorun çalıştığı-----Hastanesinde gebelik takiplerinin yapıldığı, davacı anneye ikili test de önerildiği ve yaptırıldığı, 11/10/2014 tarihli ikili test sonucunda down ve trisomi 18/13 taramalarının negatif geldiği, 23/12/2014 tarihinde yapılan osbtetrik USG tetkikinde de herhangi bir patolojik bulguya rastlanmadığının rapor edildiği, 17/03/2015 tarihinde hastaneye müracaat eden anneye yalancı doğum eylemi ile yatış önerildiği, ancak dosyada yatışın yapıldığına dair belge olmadığı, nihayet 24/03/2015 tarihinde davacı annenin gebeliğinin 36. haftasında iken sancı sebebiyle aynı hastaneye müracaat ettiği ve travay takibine alındığı, saat 17:00'da ise ilerlemeyen normal doğum süreci ve amniyon sıvısının azalması sebebiyle sezaryen ameliyatına alındığı ve doğumun gerçekleştiği, yeni doğan bebeğin Apgar skorunun da 7-8-10 olduğu, kilosunun 3060 g, boyunun ise 50 cm olduğu, akabinde asfiksi yenidoğan geçici takipnesi tanısı ile yoğun bakıma alındığı, 25/03/2015 tarihinde inlemesi ve takipnesi artması üzerine oksijen verilmeye başlandığı, ikili antibiyotik tedavisi uygulandığı, kan gazı takibi yapıldığı, akabinde solunum cihazına bağlandığı ve raporda belirtilen tedavilerin uygulandığı, daha sonra kandaki oksijen miktarının düzelmemesi sebebiyle dava dışı ----- sevk edildiği, bu hastanede de yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi gördüğü, yatışının 14. gününde de rahat solunumlu, yeni doğan refleksleri ve emme refleksleri normal, oral alımı yeterli ve oksijen ihtiyacı kalmayan davacı küçüğün davacı annesine emme ve bakım eğitimi verilerek küçüğün taburcu edildiği, davacı küçüğün doğumdan takriben 4 sene sonra 16/04/2019 tarihinde ------ Hastanesinde yapılan muayenesinde serebral palsi, epilepsi ve mikrosefali tanısı ile takipli olan küçüğün hırıltılı olduğu, bazallerde krepital ralleri olduğu, solunum seslerinin bazallerde kaba olduğunun raporlandığı, ezcümle davacı annenin dava dışı -----Hastanesindeki gebelik takiplerinin tıbben uygun olduğu, 24/03/2015 tarihinde sancılı 36 hafta 2 günlük gebelik ve 1-2 cm vajinal açıklık ile başvuran davacı annenin mevcut muayene bulguları doğrultusunda, gebelik haftası süresine göre doğumun suni ağrı ve sancı verilmeden travay takibine alınarak normal vajinal yoldan doğumun gerçekleştirilmesinin beklendiği, ancak ilerlemeyen travay ve amniyon sıvısının azalması sebebiyle davacı annenin sezaryen ameliyatına alındığı, sezeryan ile gerçekleştirilen doğum işleminin küçükteki mevcut klinik durumla illiyetinin bulunmadığı, dosyada bulunan tek NST testinin değerlendirilmesinde de reaktif olup, fetal distresi düşündürecek tekrarlayan geç deselerasyonların bulunmadığı, doğum sonrası apgarı 7-8-10 olan küçüğün daha sonraki süreçte asfiksi ile yenidoğanın geçici takipnesi tanısıyla yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yapılan takip ve tedavisinin uygun olduğu, bebekte doğum sonrası tespit edilen nörolojik bulguların yapısal nedenlere (mikrosefali) ya da hipoksiye bağlı gelişebileceği, bunlar arasında ayrımın yapılamadığı, hipoksik iskemik ensefalopatinin genel tablosunun prenatal (doğum öncesi), perinatal (doğum sırasında) ve post natal (doğum sonrası) olarak 3 grupta incelendiği, her ne kadar dosyaya ekli NST'de bebeğin asfiktik olduğunu gösteren bulgular yok ise de, NST'de meydana gelen bozulmaların bebekte gelişmiş olan asfiksinin en geç döneminde ortaya çıkan bulguları gösterdiği, fakat daha erken dönemde bebekte mevcut asfiksiyi tespit edebilecek herhangi bir klinik, laboratuvar veya teknolojik yöntemin mevcut olmadığı, serebral palsi hastalığının nedeninin tıbben tam olarak bilinemediği, tüm bu açıklamalar ve değerlendirmeler doğrultusunda davacı annenin gebelik takip süreci ve doğumu gerçekleştiren doktorun tıbbi uygulamalarına hata atfedilmediği, davacı küçükte meydana gelen hastalık ile ihbar olunan doktorun yapmış olduğu müdahale ve tedavi arasında illiyet bağı olmadığı, haksız fiilin bir unsurunun da nedensellik bağı olduğu, bu şart gerçekleşmediği takdirde sorumluluğun olmayacağı mahkememizce değerlendirilmiş, 06/09/2021 tarihli ve 04/04/2023 tarihli bilirkişi raporları gerekçeli, bilimsel ve denetime uygun olmakla hükme esas alınmış ve açılan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 269,85 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 771,79 TL harçtan mahsubu ile arta kalan 501,94 TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
3-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davalı vekili için takdir olunan 35.900,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde----BAM nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.