mahkeme 2023/250 E. 2024/148 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2023/250
2024/148
17 Mayıs 2024
T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/250
KARAR NO : 2024/148
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/12/2023
KARAR TARİHİ : 17/05/2024
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Hükümsüzlüğü talep edilen markaların aynı sektörde faaliyet gösteren müvekkilinin ticari menfaatlerini zedelemesi sebebiyle müvekkilinin taraf ehliyetini haiz olduğunu, bununla birlikte dava konusu edilen markalara ilişkin olarak davalı tarafça, müvekkiline karşı -----. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ------ Esas sayılı dosyası ile marka tecavüzü davası açıldığını, dava konusu markaların işbu davada hükümsüzlüğünün tespiti ile sicilden terkinine karar verilmesi halinde, tescilli bir marka kalmayacağından anılan tecavüz davasında davanın kabul edilmesi ihtimali kalmayacağını, bu nedenle de müvekkili olan şirketin taraf ehliyetini haiz bulunduğunu, Davalı tarafa ait markaların 6769 sayılı Kanun'un 5. maddesinde sayılan mutlak ret sebeplerinin varlığına rağmen hukuka aykırı bir şekilde tescil edildiğini, davalı tarafça kullanılan markanın ayırt edici niteliği haiz olmadığını, Somut olayda "------" ibaresinin ilgili mal ve hizmetler bakımından tanımlayıcı olduğunu, herkesin kullanımına açık olduğu ve ayırt edicilik vasfı bulunmadığını, "-----" ibaresinin "-----" anlamında yaygın bir kullanımı olduğundan ve ayırt edicilik vasfı bulunmadığından binlerce marka içinde kullanıldığını, "------" ibaresinin herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayıp genel nitelikte bir isim olduğunu, "-----" kelimesi ile enerji sektörünün özdeşleşmiş durumda olduğunu, "------" denildiğinde akla enerji sektörünün geldiğini, bu nedenle "------" kelimesinin marka isminde esas unsur olarak kullanılmasının kanun koyucunun markada bulunmasını zorunlu tuttuğunu “ayırt edici özellik” ile bağdaşmadığını, Davacıya ait markalarda yer alan “------” ibaresinin ayırt edici vasfı bulunmamakta olup, bu ibarenin esas unsur olduğundan bahsedilemeyeceğini, "------" ibaresinin tanımlayıcı olduğu açık olup, 6769 sayılı Kanunun m.5/1-c hükmü gereğince marka olarak tescili mümkün olmadığından hukuka uygun yapılmış bir marka tescilinin söz konusu olmadığını, Marka isminde yer alan "-----" ibaresi de tanımlayıcı nitelik arz etmekte olup, ayırt edici vasfı bulunmamakta ve herkesin kullanımına açık olduğunu, Marka işaretinin devamında yer alan "----- Şirketi" unsurlarının ise neredeyse tüm Limited Şirketlerde ticaret unvanı olarak kullanılmakta olup, ayırt edici vasfının bulunmadığını, bu nedenle anılan markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, "---- -" markasındaki "-----" ibaresinin esas unsur olamayacağını ve ayırt edici vasfı bulunmadığını, "----" kelimesinin ise "-----" anlamına gelmekte ve "-----" kelimesi ile beraber enerji sektörünü akla getirdiğini, "-----" kelimesi ile enerji sektörünün özdeşleşmiş durumda olduğunu, "-----" denildiğinde akla enerji sektörünün geldiğini, bu nedenle "-----" kelimesinin marka isminde kullanılmasının kanun koyucunun markada bulunmasını zorunlu tuttuğu “ayırt edici özellik” ile bağdaşmadığını, "---- -" markasında yer alan her iki işaretin de tanımlayıcı olması ve ayırt ediciliğinin bulunmaması sebebiyle anılan markanın da hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, Davalı tarafa ait "---- Şirketi" ve "---- -" markalarının hükümsüzlüğünün tespitine ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:Davalı Dilekçelerinden Özetle; 6769 sayılı Smk m. 25/6 hükmü uyarınca 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde dava açılmaması nedeniyle hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, Mutlak red nedenlerinin SMK m.5'de düzenlendiğini, bu nedenlerin tescil edilmek istenen işaret üzerinde hak sahibi olanların menfaatini koruma amacından ziyade, toplumun genel menfaatlerini koruma amacına yöneldiğini, Türk Patent ve Marka kurumunun, herhangi bir kişinin itirazı olmasa bile tescil edilmek istenen işarette bu nedenlerin mevcut olup olmadığını re'sen incelemek zorunda olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından gerekli incelemeler yapıldıktan sonra mutlak red nedeni bulunmaması üzerine müvekkilinin markalarının tescil edilmiş olduğunu, Müvekkili adına tescilli "----- ibaresinin içinde yer alan "-----" harfinin ----- şeklini içeren kelime ve şekil markası olduğunu, markanın bakış açışı ile esas unsurunun -----+şekil+şirketin unvanı ve faaliyet alanı olduğu, yine müvekkili adına tescilli "------" markası¸şeklinde Şekil+----- markasının öncesinde ---- - olduğu, şekilden hemen sonra ----- ibaresinin içinde yer alan "------" harfinin ------ şeklini içerdiğini ve devamında ----- puntolarla "----" ibaresinden oluşan kelime ve şekil markası olduğu, markanın bütünsel bakış açısı ile esas unsurunun ------ ibare+şekil olduğunu, Davacının 6769 sayılı Kanunun 5/1-b maddesi kapsamında ayırt edicilikten yoksun ve 5/1-c maddesi kapsamında tanımlayıcı, 5/1-e kapsamında herkesin kullanımına açık ibarenin bir kişinin tek eline bırakılamayacağı yönündeki iddialarının tamamı kötüniyetli ve hukuki temelden yoksun olduğunu, müvekkiline ait markaların tescil edilen hizmetler bakımından taşıdığı tamamlayıcılık nedeni ile ancak tescil edildiği formla birlikte korunmasının tescil ilkesinin doğal bir sonucu olduğu, uzun zaman gerçekleşen kullanımın da, anılan form içerisinde müvekkilinin marka ve ticaret unvanının ayırt ediciliğini güçlendirdiği hususları nazarıyla huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İNCELEME GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibari ile marka haklarına yönelik ihlalin ve haksız rekabetin durdurulması yönünde marka davasıdır.
Davacı vekili tarafından işbu davadan feragat edildiğine ilişkin 16/05/2024 tarihli dilekçe verildiği, masraf ve ücreti vekalet talebinde bulunmadığı, yargılama giderinin taraflar üzerinde bırakılmasını talep ettiği anlaşılmıştır.
Davalı vekili tarafından 17/05/2024 tarihli dilekçe verildiği, masraf ve ücreti vekalet talebinde bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin vekaletnamede davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.Davadan feragat HMK'nın 307. ve 311. maddeleri hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen, kesin hükmün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir. HMK 307. maddesi hükmüne uygun olarak davacının davadan feragatının mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş, davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin talep gibi davacı üzerinde bırakılmasına ve davalı tarafın yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığı gözetilerek davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2- 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Taraflarca karşılıklı olarak vekalet ücreti talebi olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,Dair, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.