Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2026/163
2026/177
17 Şubat 2026
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/163 Esas
KARAR NO : 2026/177
DAVA : PAY DEVRİNİN İPTALİ
DAVA TARİHİ : 15/02/2026
KARAR TARİHİ : 17/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin eski eşi -------- 28/10/2025 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçıları olarak müşterek çocuklarının kaldığını, müvekkili davacı ile murisin 2020 yılında boşanmış olup müşterek çocukların velayeti davacı annede olduğunu, çocuklardan -------- 23/10/2008, -------- ise ------- doğumlu olup 18 yaşından küçük olduklarını, muris --------vefatından 1 ay önce davalı şirketteki hisselerini (8.000 adet payını 8.000.000,00 TL karşılığında) davalı şirketin tek yetkilisi------- devrettiğini, bu husus da mirasçılardan mal kaçırma ihtimalini güçlendirmekte ve muvazaalı işlemle pay devri yapıldığını düşündürdüğünü, fakat bu devir sonucunda ne -------- ne de mirasçıları ------ ve --------- pay devri nedeniyle ödenmesi gereken bedeller ve pay devri öncesindeki kar payları ödenmediğini, müvekkilinin, şirketin mali durumunu incelemek istediğini, davalı tarafından bu talebin reddedildiğini, ayrıca sözlü olarak şirketin borca batık olduğu aleyhlerinde çokça haciz dosyaları olduğu ifade edildiğini, bu hususta müvekkili hesap kaleminin muhasebe standartlarına uygun tutulmayan gerçeğe aykırı borçlanmalar olduğunu düşündüğünü, şirket, müvekkilinin eski eşinin ortaklığı döneminde son 5 yıl hiç kar payı dağıtmadığını, amacı para kazanmak olan şirketin, kar payı dağıtmadığı gibi kötü yönetilmekten dolayı zarar ettiği düşünüldüğünü, son yıllarda kar edip etmediği, malvarlığı durumu, finansal bilgi ve belgelerinin incelenmesine izin verilmediği için taraflarınca bilinmediğini, müvekkilinin eski eşinin devir öncesinde % 33 pay sahip olduğunu, 6100 sayılı HMK'nın 389 maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindeki düzenlemeye yer verildiğini, davanın mahiyeti gereği şirketin feshine ya da seçenek ihtimallere karar verilmesi durumunda şirketin mal varlığına göre pay değeri belirleneceğinden, taşınır taşınmaz mal varlığının 3. Kişilere devrini önlemek için ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle öncelikle şirket mal varlığı üzerine 3. Kişilere devrini önlemek için ihtiyati tedbir kararı uygulanmasını talep ettiklerini, ayrıca şirketin olası kötü yönetiminin mirasçılar------- ve --------- menfaatlerini de zedeleneceğinden şirkete kayyum atanması gerektiğini beyan ederek pay devrinin iptaline, uygun görülmez ise diğer pay sahipleri payının bedeli karşılığı müvekkiline devrine, uygun görülmez ise hüküm tarihine en yakın tarihteki gerçek değeri üzerinden müvekkiline ait pay değerinin ödenmesine, öncelikle şirket malvarlığı ve hesapları üzerine ihtiyati tedbir kararı uygulanmasına, adli yardım talebimizin kabulüne yargılama süresince şirkete tedbiren kayyum atanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, muris muvazaası sebebine dayalı şirket pay devirlerinin iptali, uygun görülmez ise diğer pay sahipleri payının bedeli karşılığının davacılara devri, uygun görülmez ise hüküm tarihine en yakın tarihteki gerçek değeri üzerinden müvekkiline ait pay değerinin ödenmesi talebine ilişkindir. HMK'nun 138. maddesinde; "Mahkeme, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verir." hükmü yer almaktadır. Her ne kadar--------- Sayılı kararında da davanın tensip ile birlikte dava şartı noksanlığından usulden reddedilmesinde HMK'nun 30. maddesi de gözetildiğinde bir isabetsizlik olmadığı kabul edilmiştir." yönünde karar verilmiş ise de basit usule tabi iş bu davada teati aşamasının tamamlanması beklendikten sonra dosya ele alınmış ve ilk olarak dava şartları ve ilk itirazlar bakımından incelenmiştir.
Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü olup bu muvazaa türünde, miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemekte ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli ---------sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de TMK m. 706, TBK m.237 ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. İçtihadı birleştirme kararları kapsamları ile sınırlı gerekçeleri ile yol gösterici ve sonuçları ile bağlayıcı kararlar olduğundan tapuda yapılan temlikler dışındaki işlemler yönünden belirtilen içtihadı birleştirme kararı uygulanamaz. Ancak, böyle hâllerde genel muvazaa hükümlerinin uygulanması gerekir. Gerçekten de TBK m. 19 hükmünde genel muvazaa düzenlenmiş olup, “…..tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır” hükmü getirilmiştir. Mirasçı sözleşmenin tarafı olmadığından sözleşmenin muvazaalı olarak yapıldığı iddiası her türlü delille kanıtlanabilir. Özellikle, resmi sicillere bağlı tutulan malların muvazaalı devrinde TBK'nın 19. maddesinin uygulanabileceği ve muvazaa iddiasının araştırılacağı yasal ve yargısal uygulama gereğidir. Somut dosya kapsamında davacı tarafça muvazaalı olduğu ileri sürülen limited şirket hisse devrinin iptali ile devreden murise ait payların adına tesciline karar verilmesine ilişkindir. Davacı müteveffanın ölümünden evvel yaptığı hisse devirlerinin muvazaalı olduğunu, bu bağlamda tereke üzerinden miras payının zedelendiğini ileri sürerek hak iddia etmektedir.Miras payına dahil olduğu ve muvazaalı olarak devredildiği öne sürülen malvarlığı haklarının (ticari şirket hisseleri) 6102 sayılı TTK'da tanımlanmış olması, davayı ticari dava kılmaz, davanın (iddianın) temeli muris muvazaasıdır. Muvazaanın var olup olmadığı yönündeki iddia ve savunmaya ait delillerin tartışılması anlamında davanın konusunu oluşturan hisse senetlerinin reel değerlerinin belirlenmesi sürecinde ticari defterlerin ve kayıtların incelenmesi gereği de davayı ticari dava kılmaz. Genel bir ilke olarak görevli mahkemenin belirlenmesinde temel ölçüt, muris muvazaasına konu malvarlığı haklarını oluşturan unsurların niteliği olmayıp murisin mirasçılarının hukukun zedeleyen malvarlığı haklarına yönelik muvazaalı bir işlemi olup olmadığıdır. Bunu değerlendirme görevinin de 6100 sayılı HMK'nın 2 maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. Açıklanan gerekçe ile mahkememizin davaya bakma görevi bulunmadığı, görevli ve yetkili mahkemenin---------- Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu belirlenmekle HMK'nın 115. maddesi düzenlemesinde dava şartlarının yargılamanın her aşamasında resen değerlendirilebileceği usul kuralı dikkate alınarak, aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın HMK m. 1 ve 2, TTK m. 4, 5/3 ve HMK m. 114/1-c ve 115/2 hükümleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığından USULDEN REDDİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunun tespitine,
2-HMK m. 20 hükmü uyarınca, iş bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık süre içerisinde başvuru yapılması halinde, dava dosyasının görevlİ ---------- NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK m. 331/2 hükmü uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 17/02/2026
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.