Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/674
2024/884
2 Aralık 2024
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2024/674 Esas
KARAR NO: 2024/884
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 17/09/2024
KARAR TARİHİ: 02/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı ... ile müvekkili şirket arasında 18.07.2019 tarihinde akdedilen iş sözleşmesi uyarınca Davalının müvekkil şirket bünyesinde 18.07.2019 tarihinde “Danışman” pozisyonunda çalışmaya başladığını, Davalının 11.07.2024 tarihinde Müvekkil Şirketten istifa ettiğini akabinde, müvekkil şirkete hiçbir bilgilendirme yapmaksızın ve yine müvekkil şirketten yazılı yahut sözlü hiçbir onay almaksızın rakip firmada çalışmaya başladığını, rakip firma bünyesinde çalışmaya başlaması, iş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağını açıkça ihlal ettiğini, davalının müvekkili şirket bünyesinde elde ettiği bilgi ve deneyimle rakip firma’da çalışmaya başlaması sonucunda, müvekkil şirketin iş faaliyetlerinin doğrudan ya da dolaylı olarak engellenmesi ve şirket portföyünde yer alan müşteriler ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişkinin sekteye uğramasının muhtemel olduğu, yeni iş fırsatlarının kaybı ve mevcut iş birliklerinin sekteye uğraması gibi mali ve operasyonel zararlar verebileceğini, davalıya bağlı olan müşterilerin, rakip şirkete yönelme ihtimali dahi müvekkil şirketin pazar payını küçültebilecek ve rekabet gücünü zayıflatabileceğini, müvekkil şirketin iş gücünün ve kaynaklarının zayıflaması, iş ortaklıklarının bozulması ve rekabet gücünün azalması, bu ihlalin doğurabileceği doğrudan zararlar olduğunu, rekabet yasağının ihlalinin yalnızca ticari değil, aynı zamanda stratejik kayıplara da yol açmasının kaçınılmaz olduğu, geçerli olarak akdedilen rekabet etmeme hükmünde çalışanın müvekkil şirket ile doğrudan rekabet teşkil edecek faaliyetlerden uzak duracağı ve müvekkili şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren rakip bir müessesede her ne sıfatla olursa olsun şirketin yazılı onayı olmadan işe başlayamayacağı açık hükmüne rağmen Davalının işten ayrıldıktan sonra Müvekkili Şirketin rakiplerinden olan --------- çalışmaya başladığını, konuya ilişkin TBK’nın 446. maddesinde ise işbu sözleşmenin ihlal edilmesi halinde yasağa aykırı davranan işçinin, ihlalin sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlü olduğu ve eğer yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçinin öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabileceği ve eğer bu miktarı aşan bir zarar doğmuşsa işçinin aşan kısmı da gidermekle yükümlü olduğunun belirtildiği, Davalının, Müvekkil Şirketin bilgisi olmadan, Şirketten sözlü ya da yazılı hiçbir izin almadan, Rakip Firma’da işe başlayarak TBK 444. maddesini ve delil listemiz ekinde yer vermiş oldukları İş Sözleşmesi’nin 14. maddesinde düzenlenen rekabet yasağını açıkça ihlal ettiğini bu nedenlerle taraflar arasında karşılıklı olarak imza altına alınan iş sözleşmesinde düzenlenen rekabet yasağına aykırı davranışın sonucu olarak fazlaya, faize ve sözleşme ile kanundan doğan her türlü hakları ile müvekkil şirketin uğrayabileceği aşkın zararı talep ve dava etme hakkı saklı kalmak kaydıyla, sözleşme kapsamında öngörülen 678.000,00 TL tutarındaki cezai şartın işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı tarafın rekabet yasağına aykırılık iddiası iş sözleşmesine dayandığından davaya bakmaya İş Mahkemelerinin görevli olduğunu, görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, davacı tarafça dayanılan rekabet yasağı hükmünün, birçok nedenle hukuka aykırı ve geçersiz olduğunu, iş sözleşmesinin imzalandığı sırada ve sonrasında işveren, iş sözleşmesinin bir örneğini müvekkile vermediğini, İş sözleşmesinin daha önce müvekkiline verilmediğinden, müvekkilinin sözleşmenin içeriğini ve bu bağlamda rekabet yasağı hükmünü bilmediğini, dolayısıyla rekabet yasağına aykırılığın oluşmasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin başka bir şirket nezdinde işe girerken söz konusu rekabet etmeme kaydını bildiğinden söz edilemeyeceğini, geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesinin varlığı kabul edilse bile yasağa aykırılıktan söz edilemeyeceğini, bir kimsenin bilmediği bir yasağı ihlâl etmesinin düşünülemeyeceğini, ihlâlin varlığı için aranan “kasıt” kusur unsurunun gerçekleşmediğini, somut olayda rekabet yasağı kaydının mevcut olduğunu kabul etmediklerini, öncelikle tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, söz konusu rekabet yasağının ağır derecede hukuka aykırı ve geçersiz olduğunu, davacı tarafın, yaklaşık 150 çalışanı olan büyük bir şirket olduğunu, sunulan iş sözleşmesinin, davacı tarafından çok sayıdaki (yüzlerce) çalışana imzalatılmak üzere, tek taraflı olarak, tüm hükümleri lehine olacak şekilde ve önceden hazırlanan bir sözleşme olduğunu, diğer bir deyişle, bu sözleşmenin davacının tek taraflı olarak hazırladığı, müvekkili ile müzakere etmediği, kişiye ve taleplere göre revize etmediği, sadece kendi lehine hükümler içeren “matbu” bir sözleşme olduğunu, sözleşmenin formatının da zaten “matbu” bir sözleşme olduğunu ortaya koyduğunu, davacı şirket tarafından, müvekkilinden 1 yıl sonra işe giren --------- imzalatılan iş sözleşmesinin de dava konusu iş sözleşmesi ile kelimesi kelimesine birebir aynı olduğunu, müvekkilinin henüz 29 yaşında bir genç olduğunu, bilgi ve tecrübe sahibi olduğu bir alanda, karşılığında herhangi bir tazminat da almadan 2 yıl boyunca çalışmayacağının düzenlenmesi, müvekkilinin çalışma hayatının sona erdirilmesi anlamına gelmenin yanı sıra, hayatının idamesini ve en temel ihtiyaçlarını dahi gidermesini sona erdirecek nitelikte olduğunu, rekabet yasağı kaydı geçerli kabul edilse dahi, somut olayda rekabet yasağına aykırılık teşkil edecek bir durum olmadığını, dolayısıyla müvekkilinin rekabet teşkil edecek bir eylemi ve davacı tarafa verdiği bir zarar söz konusu olmadığını, davacı tarafın, müvekkilinin çalışmaya başladığı ---------- “rakip firma” olarak nitelendirmesinin tamamen mahkemeyi yanıltmaya yönelik, hatalı ve gerçek dışı bir iddia olduğunu, zira ------------, davacının rakibi değil yetkili iş ortağı olduğunu,-----------Ş.’nin --------- incelendiğinde, “İş Ortakları” altında --------- yer verildiğinin görüldüğünü, o kadar ki, ---------- tek ortak ve yöneticisi ile birlikte kurulan şirketin adresi ile davacının adresinin dahi aynı olduğunu, davacı şirketin --------- “iş ortağı” olarak nitelendirip kamuoyuna bu şekilde açıklamışken ortak ve yöneticisi olan kimselerin ----------- tek ortak ve yöneticisi ile birlikte üçüncü bir şirket kurduğunu, davacı ile ---------arasındaki ilişkinin “rekabet” olmadığı ve ---------- “rakip firma” olarak nitelendirilmesine hiçbir şekilde olanak bulunmadığı bu nedenlerle mahkeme görevsiz olduğundan görevsizlik nedeniyle davanın reddine, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemiş olması sebebiyle davanın usulden reddine, esasa ilişkin nedenlerle davanın esastan reddine, masraf ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE : Davada aktif ve pasif taraf husumetinin sağlandığı anlaşılmış olup taraflar arasında bu hususta çekişme yoktur.7155 sayılı Kanun’un 20. Maddesi ile eklenen 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk başvurusunda bulunulmuştur. arabuluculuk son tutanağında icra dosya borcunun ödenmesi hususunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağı dosya arasına alınmıştır. Davacı vekili 29/11/2024 tarihli Feragat dilekçesi ile özetle ; Davalı ... ile müvekkil Şirket arasında görülmekte olan davadan gördükleri lüzum üzerine feragat ettiklerini, bu nedenlerle, feragat istemi yönünde karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili 02/12/2024 tarihli beyan dilekçesi ile özetle ; Davacının davadan feragat etmesi karşısında, davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, bununla birlikte vekalet ücreti ve yargılama gideri talep edilmediğini, mahkemece feragat nedeniyle davanın reddine karar verirken, lehlerine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesini talep ettiklerini, feragat nedeniyle davanın reddine, davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ve davalı vekilinin vekaletnamesinin denetlenmesinde davadan feragat yetkilerinin olduğu görülmüştür.
HMK'nun 307 - 309 ve devamı maddeleri gereğince feragat davayı kesin hüküm gibi sonuçlandıran, karşı taraf ve mahkemenin muvafakatına bağlı olmayan taraf işlemi olmakla, davacı yanın feragati nedeniyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın feragat sebebiyle REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince Davadan feragat veya davayı kabul veya sulh, muhakemenin ilk celsesinde vuku bulduğundan, maktu karar ve ilam harcının üçte biri olan 142,53-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 11.436,02 TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine,
5-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde ----------- Arabulucuk Başvuru Nolu dosyada taktir olunan 3.600,00-TL ücretin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/12/2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.