mahkeme 2024/19 E. 2025/293 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/19
2025/293
8 Nisan 2025
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/780 Esas
KARAR NO : 2025/340
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : 10/10/2018
KARAR TARİHİ : 15/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Bankanın ----------- Şubesi borçlusu ----------- bankada kullandığı kredilerin teminatı olarak, keşidecisi ... (TC: ...) olan ----------- Bankası ----------- Şubesine ait, 16/11/2015 keşide tarihli, keşide yeri ------------- olan 22.000,00 TL bedelli çek verildiğini, iş bu çekin kambiyo vasimi yitirmesinden dolayı 30/10/2017 tarihinde ------------ İcra Müdürlügü'nün ------------ Esas sayılı genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, icra dairesi tarafından sehven kambiyo senetlerine özgü ödeme emri gönderildiğini, borçlunun ----------- esas sayılı dosyaya yapmış olduğu şikayet neticesinde ödeme emrinin iptaline karar verildiğini, bu karar üzerine borçluya karara ve takip talebine uygun ödeme emri gönderildiğini, davaya konu ----------- esas sayılı dosya istendiğinde söz konusu itirazın asılsız olduğunun anlaşılacağını beyan ederek, davalının itirazının iptali ile birlikte takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu icra takibine dayanak olan -------- Bankası --------- Şubesine ait 16/11/2015 keşide tarihli 22.000,00 TL bedelli çekte keşideci olan müvekkil, çeki dava dışı ----------- Şti.'ne "Hatır Çeki" olarak verdiğini, söz konusu çek -------- Şirketi tarafından, davalı bankadan bu şirketin kullandığı kredilere karşılık teminat olarak verildiğini, takibe dayanak çek süresinde bankaya ibraz edilmediğini, yasal süresi içinde muhatap bankaya ibraz edilmediği için, kambiyo vasfını yitiren çek hakkında, davalı tarafından genel haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, davalı banka, ---------- Şti. ile birlikte müvekkili de takip borçlusu olarak gösterdiğini, davacı taraf, sayın mahkemeye sunduğu dava sebebini değiştirir ıslah dilekçesinde; müvekkilin davaya ve takibe konu çek sebebi ile sebepsiz zenginleştiğini ve TTK 732. maddesi uyarınca, kendi zararlarına zenginleşilen kısım kadar müvekkilin borçlu kalacağını ileri sürmüş, sebepsiz zenginleşme nedeniyle müvekkil hakkında davaya konu icra takibinin yapıldığını beyan ettiğini, öncelikle; davacı tarafın her ne kadar usul hukuku kapsamında dava sebebini ıslah yoluyla değiştirme hakkı bulunsa da; somut durumda bu şekilde bir yol izlenmesi mümkün olmadığını, eğer bir taraf karşı tarafın sebepsiz zenginleştiğini iddia ediyorsa, öncelikle bunun tespitini yaptırıp iddiasını ispatlamak zorunda olduğunu, bu ispat ve tespitin ardından belirlenen sebepsiz zenginleşme miktarınca alacak ve tahsilat hakkı doğacağını, bu aşamalardan sonra icra takibine geçilebileceğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.----------- sayılı ilamında; "...Dosya kapsamından; davacı bankanın ---------- Şubesine ait keşidecisi davalı olan, hamiline yazılı, 16.11.2015 keşide tarihli ve 22.000 TL bedelli çekin
dava dışı ---------- Şti. tarafından ciro edilerek davacı bankaya verildiği, süresinde ibraz edilmeyerek kambiyo vasfını yitirmesi nedeniyle davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine konu edildiği, çekin temlik cirosu ile devredildiği, üzerinde rehin cirosu yapıldığına dair bir ibarenin olmadığı anlaşılmıştır. Davacı taraf, ilk dava dilekçesinde çekin dava dışı kredi borçlusu ----------- Şti. tarafından teminat amaçlı olarak verildiğini beyan etmişken, davasını tamamen ıslah ederek sunduğu yeni dava dilekçesinde çekin borca mahsuben, ödeme amacıyla verildiğini iddia etmiştir. Davanın tamamen ıslahı ile dava sebebinin değiştirilmesi mümkün ise de, dava dilekçesi ile ikrar edilen bir vakıanın değiştirilmesi mümkün değildir. Nitekim husus HMK'nın 179. maddesinde ıslahın etki etmeyeceği işlemler başlığı altında düzenlenmiştir. Buna göre gerek davacı tarafın kendi beyanı, gerekse davacı bankaya yazılan yazıya verilen 02.11.2020 tarihli cevapta bildirildiği üzere dava konusu çek, dava dışı şirket tarafından davacı bankaya kredi borçlarına teminat olarak verilmiştir. Öte yandan davalı taraf, ilk ve davanın tamamen ıslahı üzerine verdiği cevap dilekçesinde çekin, dava dışı şirket tarafından davacıya teminat amacıyla verildiği, davacının yetkili hamil olmadığı ve TTK'nın 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanamayacağına dair bir savunma sebebi ileri sürmemiştir. Mahkemece de kabul edildiği üzere çeke uygulanacak poliçe hükümlerinin sayıldığı 6102 sayılı TTK'nın 818. maddesinde aynı Kanun'un 689. maddesine atıfta bulunulmadığı için çekte rehin cirosu yapılması mümkün değildir. Çekte açık veya gizli (örtülü) rehin cirosu geçersizdir. Bununla birlikte ------------- sayılı ve 24.04.2024 tarihli ilamı ile ---------- sayılı ve 01.07.2014 tarihli emsal ilamında açıklandığı üzere; diğer kambiyo senetlerinde olduğu gibi çekte de teminat amacıyla inançlı temlik cirosu yapılabilir. Her ikisi de görünüşte temlik cirosu olarak yapıldığından bu cironun teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu, yoksa gizli (örtülü) rehin cirosu mu olduğunun tespit edilmesi gerekir. Zira, çeklerde yapılan cironun gizli (örtülü) rehin cirosu kabul edilmesi halinde ciro geçersiz olurken, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu olarak kabul edilmesi halinde ise geçerli bir cironun varlığından söz edilecektir. Tereddüt bulunması halinde her ikisi de teminat vermek amacıyla yapılan ve birbiriyle karıştırılma ihtimali yüksek olan bu iki tür ciroyu birbirinden ayırmak için tarafların iradesine bakılmalıdır. Bu kapsamda tarafların kambiyo sözleşmesinde veya ellerinde bulunan belgelerde kullandıkları "rehin" ve "teminat" sözcüklerinden gizli (örtülü) rehin cirosunun, "temlik" sözcüğünden ise teminat amaçlı inançlı temlik cirosunun varlığı sonucu çıkarılmamalıdır. Çek üzerine yapılan görünüşte temlik cirosunun gizli (örtülü) rehin cirosu mu yoksa teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu olduğu hususunun tam olarak belirlenememesi halinde, sırf rehinde borçlunun durumunun daha avantajlı olduğu hususuna bakılarak değil, uygulamada (özellikle bankacılık uygulamasında) hangi işlemin tercih edilmekte olduğuna ağırlık verilerek karara varılması gerekir ki, kambiyo senedi üzerinde tam bir hak sağlaması ve alacağın rehne göre daha kolay elde edilebilmesi sebebiyle bankalar tarafından kredi işlemlerinde, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu tercih edilmektedir. Dolayısıyla bankacılık uygulaması kapsamında taraflar arasında yapılan teminat işleminin rehin mi yoksa inançlı temlik mi olduğu hususunda ihtilaf çıkması halinde, inançlı temlik lehine fiili bir karine bulunmaktadır.
Çekte rehin cirosu geçersiz olduğundan bir çeki rehin cirosuyla devralan kişinin yetkili hamil olmadığı hususu düzenleyen tarafından mutlak def'i kapsamında ileri sürülebilecek bir konudur. Ancak teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda devreden (inanan) ile devralan (inanılan) arasındaki inanç anlaşmasına konu olan teminat hususu, inanç anlaşmasının taraflarını ilgilendirdiğinden düzenleyen tarafından hamile karşı ileri sürülemez. Başka bir deyişle teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda senet borçlusu, devreden ile devralan arasındaki teminata ilişkin inanç anlaşmasına konu teminat hususuna dayanamaz. Zira teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda inanç anlaşması sadece devreden ve devralanın dayanabileceği bir kişisel def'idir. Bu kapsamda senet borçlusu, devreden ile devralan arasındaki teminata ilişkin inanç anlaşmasına dayanamasa da görünüşteki temlik cirosunun esasında gizli (örtülü) rehin cirosu olduğunu iddia edebilir. Bu durumda bir çekte görünüşteki temlik cirosunun esasında gizli (örtülü) rehin cirosu olduğunu ispat yükü bu hususu iddia eden tarafa aittir.Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; takibe dayanak olan ve süresinde bankaya ibraz edilmeyen çekte davalı keşideci, davacı ise hamil olup davalı tarafından süresi içerisinde sunulan cevap dilekçelerinde, çekin dava dışı şirket tarafından davacı bankaya teminat amaçlı olarak verildiğine dair bir savunma sebebi ileri sürülmemiş, çekin dava dışı şirkete hatır çeki olarak verildiği iddia edilmiştir. Çekin dava dışı şirkete hatır çeki olarak verildiği iddiası kişisel def'i niteliğinde olup davacı bankaya karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Her ne kadar davalı tarafından esasa ilişkin son beyanda çekin teminat çeki olduğu ileri sürülmüş ise de, çekte bulunan temlik cirosunun gizli rehin cirosu olduğu iddia edilerek bu yönde bir delil ibraz edilmemiştir. Bu minvalde tüm dosya kapsamına göre Mahkemece, çekin davacıya gizli (örtülü) rehin cirosuyla değil, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu ile devredildiği, davacı bankanın yetkili hamil olduğunun kabulü ile davanın TTK'nın 732. maddesine dayanan sebepsiz zenginleşme davası ve ispat yükünün davalıda olduğu gözetilerek bu yönde bir değerlendirme yapılması gerekirken, davacı bankanın yetkili hamil olmadığı ve TTK'nın 732. maddesinde dayalı olarak talepte bulunamayacağından bahisle reddine karar verilmesi hatalı olmuştur..." şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, kambiyo vasfını yitirmiş çeke dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir.
------------ sayılı ilamıyla görevsizlik kararı verilmesi üzerine dava ------------ Esas sayılı dosyasına kaydının yapıldığı ve------------ sayılı kararı ---------- sayılı ilamıyla kaldırırak görevli mahkemenin mahkememiz olduğuna dair kesin karar verildiği, bunun üzerine mahkememizin ----------- Esas sayısına kaydının yapıldığı, mahkememizden verilen 07/05/2024 tarih ve ---------- Esas sayılı kararı ----------- sayılı ilamıyla kaldırılarak dava mahkememizin esasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunduğu anlaşılmıştır.Davacı taraf, ilk dava dilekçesi ile davacı bankanın ---------- Şubesine ait keşidecisi davalı olan, 16.11.2015 keşide tarihli ve 22.000 TL bedelli çekin, bankanın kredi borçlusu dava dışı ----------- Şti. tarafından kredi borcunun teminatı olarak verildiğini, çekin süresinde bankaya ibraz edilmemesi nedeniyle kambiyo vasfını yitirdiğini, bu nedenle davalı hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının çekten dolayı borçlu olduğunu; davanın tamamen ıslahı dilekçesi ile de; çekin dava dışı kredi borçlusu ----------- Şti. tarafından borca mahsuben temlik cirosu ile devredildiğini, her ne kadar çek süresinde bankaya ibraz edilmeyerek çek vasfını yitirmiş ise de, davalının çekin keşidecisi olarak TTK'nın 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca borçtan sorumlu ve takibe itirazının haksız olduğunu beyan ederek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, çekin dava dışı ---------- Şti.'ne hatır çeki olarak verildiğini, davacı banka ile arasında herhangi bir hukuki ilişki olmadığını, her ne kadar davacı taraf sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmış ise de, öncelikle bu hususu tespit ettirmesi ardından icra takibi yapması gerektiğini, çekten dolayı sebepsiz zenginleşmediğini, davacının sebepsiz zenginleşme iddiasını ve miktarını ispat edemediğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Dosya kapsamından; davacı bankanın ------------ Şubesine ait keşidecisi davalı olan, hamiline yazılı, 16.11.2015 keşide tarihli ve 22.000 TL bedelli çekin dava dışı ---------- Şti. tarafından ciro edilerek davacı bankaya verildiği, süresinde ibraz edilmeyerek kambiyo vasfını yitirmesi nedeniyle davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine konu edildiği, çekin temlik cirosu ile devredildiği, üzerinde rehin cirosu yapıldığına dair bir ibarenin olmadığı anlaşılmıştır. Davacı taraf, ilk dava dilekçesinde çekin dava dışı kredi borçlusu ------------ Şti. tarafından teminat amaçlı olarak verildiğini beyan etmişken, davasını tamamen ıslah ederek sunduğu yeni dava dilekçesinde çekin borca mahsuben, ödeme amacıyla verildiğini iddia etmiştir. Davanın tamamen ıslahı ile dava sebebinin değiştirilmesi mümkün ise de, dava dilekçesi ile ikrar edilen bir vakıanın değiştirilmesi mümkün değildir. Nitekim husus HMK'nın 179. maddesinde ıslahın etki etmeyeceği işlemler başlığı altında düzenlenmiştir. Buna göre gerek davacı tarafın kendi beyanı, gerekse davacı bankaya yazılan yazıya verilen 02.11.2020 tarihli cevapta bildirildiği üzere dava konusu çek, dava dışı şirket tarafından davacı bankaya kredi borçlarına teminat olarak verilmiştir. Öte yandan davalı taraf, ilk ve davanın tamamen ıslahı üzerine verdiği cevap dilekçesinde çekin, dava dışı şirket tarafından davacıya teminat amacıyla verildiği, davacının yetkili hamil olmadığı ve TTK'nın 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanamayacağına dair bir savunma sebebi ileri sürmemiştir. Mahkemece de kabul edildiği üzere çeke uygulanacak poliçe hükümlerinin sayıldığı 6102 sayılı TTK'nın 818. maddesinde aynı Kanun'un 689. maddesine atıfta bulunulmadığı için çekte rehin cirosu yapılması mümkün değildir. Çekte açık veya gizli (örtülü) rehin cirosu geçersizdir. Bununla birlikte ----------sayılı ve 24.04.2024 tarihli ilamı ile ---------- sayılı ve 01.07.2014 tarihli emsal ilamında açıklandığı üzere; diğer kambiyo senetlerinde olduğu gibi çekte de teminat amacıyla inançlı temlik cirosu yapılabilir. Her ikisi de görünüşte temlik cirosu olarak yapıldığından bu cironun teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu, yoksa gizli (örtülü) rehin cirosu mu olduğunun tespit edilmesi gerekir. Zira, çeklerde yapılan cironun gizli (örtülü) rehin cirosu kabul edilmesi halinde ciro geçersiz olurken, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu olarak kabul edilmesi halinde ise geçerli bir cironun varlığından söz edilecektir. Tereddüt bulunması halinde her ikisi de teminat vermek amacıyla yapılan ve birbiriyle karıştırılma ihtimali yüksek olan bu iki tür ciroyu birbirinden ayırmak için tarafların iradesine bakılmalıdır. Bu kapsamda tarafların kambiyo sözleşmesinde veya ellerinde bulunan belgelerde kullandıkları "rehin" ve "teminat" sözcüklerinden gizli (örtülü) rehin cirosunun, "temlik" sözcüğünden ise teminat amaçlı inançlı temlik cirosunun varlığı sonucu çıkarılmamalıdır. Çek üzerine yapılan görünüşte temlik cirosunun gizli (örtülü) rehin cirosu mu yoksa teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu olduğu hususunun tam olarak belirlenememesi halinde, sırf rehinde borçlunun durumunun daha avantajlı olduğu hususuna bakılarak değil, uygulamada (özellikle bankacılık uygulamasında) hangi işlemin tercih edilmekte olduğuna ağırlık verilerek karara varılması gerekir ki, kambiyo senedi üzerinde tam bir hak sağlaması ve alacağın rehne göre daha kolay elde edilebilmesi sebebiyle bankalar tarafından kredi işlemlerinde, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu tercih edilmektedir. Dolayısıyla bankacılık uygulaması kapsamında taraflar arasında yapılan teminat işleminin rehin mi yoksa inançlı temlik mi olduğu hususunda ihtilaf çıkması halinde, inançlı temlik lehine fiili bir karine bulunmaktadır. Çekte rehin cirosu geçersiz olduğundan bir çeki rehin cirosuyla devralan kişinin yetkili hamil olmadığı hususu düzenleyen tarafından mutlak def'i kapsamında ileri sürülebilecek bir konudur. Ancak teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda devreden (inanan) ile devralan (inanılan) arasındaki inanç anlaşmasına konu olan teminat hususu, inanç anlaşmasının taraflarını ilgilendirdiğinden düzenleyen tarafından hamile karşı ileri sürülemez. Başka bir deyişle teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda senet borçlusu, devreden ile devralan arasındaki teminata ilişkin inanç anlaşmasına konu teminat hususuna dayanamaz. Zira teminat amacıyla inançlı temlik cirosunda inanç anlaşması sadece devreden ve devralanın dayanabileceği bir kişisel def'idir. Bu kapsamda senet borçlusu, devreden ile devralan arasındaki teminata ilişkin inanç anlaşmasına dayanamasa da görünüşteki temlik cirosunun esasında gizli (örtülü) rehin cirosu olduğunu iddia edebilir. Bu durumda bir çekte görünüşteki temlik cirosunun esasında gizli (örtülü) rehin cirosu olduğunu ispat yükü bu hususu iddia eden tarafa aittir.Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; takibe dayanak olan ve süresinde bankaya ibraz edilmeyen çekte davalı keşideci, davacı ise hamil olup davalı tarafından süresi içerisinde sunulan cevap dilekçelerinde, çekin dava dışı şirket tarafından davacı bankaya teminat amaçlı olarak verildiğine dair bir savunma sebebi ileri sürülmemiş, çekin dava dışı şirkete hatır çeki olarak verildiği iddia edilmiştir. Çekin dava dışı şirkete hatır çeki olarak verildiği iddiası kişisel def'i niteliğinde olup davacı bankaya karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Her ne kadar davalı tarafından esasa ilişkin son beyanda çekin teminat çeki olduğu ileri sürülmüş ise de, çekte bulunan temlik cirosunun gizli rehin cirosu olduğu iddia edilerek bu yönde bir delil ibraz edilmemiştir. Bu minvalde tüm dosya kapsamına göre çekin davacıya gizli (örtülü) rehin cirosuyla değil, teminat amacıyla inançlı temlik cirosu ile devredildiği, davacı bankanın yetkili hamil olduğunun kabul edilmiştir. Davanın TTK'nın 732. maddesine dayanan sebepsiz zenginleşme davası ve ispat yükünün davalıda olduğu,------------ sayılı ilamında da belirtildiği üzere TTK'nin 732. Maddesine dayalı açılan davalarda talebin temel borç ilişkisi ile ilgisi bulunmadığı dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kabulü ile davalının ---------- İcra Dairesi'nin ----------- esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına,
2-Asıl alacak likit olduğundan asıl alacak miktarının %20'si oranında (4.400,00-TL) icra inkâr tazminatının davalı borçludan alınarak davacı alacaklıya verilmesine,
3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 2.315,02-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan; 1.450,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 1.450,00TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı miktar itibari ile KESİN olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/04/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.