Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2019/458
2025/109
11 Şubat 2025
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2019/458 Esas
KARAR NO: 2025/109
DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ: 11/07/2019
KARAR TARİHİ: 11/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı “------------” tarafından davalı şirket ile müvekkili idare aleyhine ---------- E. sayılı dosyası ile işçilik alacaklarının tahsili istemiyle açılan davanın yapılan yargılama sonunda mahkemece 04.11.2016 T. ----------- sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne ve müvekkili idare ile davalı şirketin müşterek ve müteselsil sorumluluğuna karar verilmiş olup anılan kararın ------------ sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, davalı şirketin müvekkili idarenin müteahhidi olup yaptığı iş kapsamına dava dışı işçinin işvereni olduğunu ve adı geçen işçinin davalı şirket bünyesinde sayaç okuma görevi yaptığını, müvekkili idare ile dava dışı işçi arasında akdedilmiş olan bir sözleşme bulunmadığını ve iş ilişkisinin davalı şirketle olduğunu, dava dışı işçi vekili tarafından anılan ilama bağlı alacakların tahsili amacıyla başlatılan icra takibinde müvekkili idarenin abonesi olan ----------- su faturalarına haciz uygulanması sonrasında adı geçen site yönetimi tarafından icra dosyasına asıl alacak, işlemiş faiz, vekalet ücreti, mahkeme ve icra masrafları toplamı olan 61.892,98.TL.sının 22.03.2017 tarihinde ödendiğini, müvekkili idarenin abonesi tarafından dosyaya yapılan ödeme sonucunda, davalı müteahhit firmanın müvekkili idareden de herhangi bir alacağı bulunmadığından bu ödemenin yasal yoldan tahsili zorunluluğu hasıl olduğunu ve dava dışı işçi tarafından açılan dava sonucunda müvekkili idare tarafından yapılan ödemenin asıl sorumlusu davalı şirket olup yapılan ödemenin rücuen tazmini ile ödenen bedelin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte ödenmeni teminin huzurdaki davanın açıldığını beyanla, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile ödenmek zorunda kalınan toplam 61.892,98.TL.sının 22.03.2017 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.Davalı şirket yetkilisi cevap dilekçesinde özetle; Davacı idarenin dava dışı işçiye ödediği meblağın tamamını alt işveren olan davalı şirketten talep etmesinin iş yasasına ve yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, 4857 sayılı İşK. 2/6. madde hükmüne göre asıl işveren ile ihale ile iş alan yüklenicilerin işçilik alacaklarından müteselsilen sorumlu olduklarını, yasanın bu hükmünü daha da açıklığa kavuşturan Yargıtay kararlarında ise sorumluluğun %50’sinin asıl işverende ve %50’sinin ise alt yüklenicilerde ve işçiyi çalıştırdıkları süreler göre alacağının hükme bağlandığını, bu hususta ------------ sayılı kararında; “Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işçiye ödenen bu tazminattan hangi tarafın veya tarafların ne oranda sorumlu olduklarına ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine, aynı sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkla ilgili verilmiş mahkeme kararları ve genel hukuk prensipleri dikkate alınarak bir sonuca gidilmelidir. Bu cümleden olarak, davacı ile davalı arasında düzenlenen sözleşmenin 23.maddesinde; yüklenicinin çalıştıracağı personele ilişkin sorumluluklarının ilgili mevzuatın emredici hükümleri ile genel şartnamenin 6.bölümünde düzenlenmiş olduğu yüklenicinin bunlara aynen uymakla yükümlü olduğu belirtilmiş ise de, Genel Şartnamenin 6.bölümünde dava konusu ile ilgili bir hüküm bulunmadığı anlaşılmaktadır. Sözleşmelerin diğer hükümleri incelendiğinde, davacı Bakanlığın çalıştırılacak işçiler ile ilgili işe başlama, çalışma koşulları, denetleme, mali haklarının ödenmesi ile ilgili denetim ve kontrolün tamamen elinde bulundurduğu, ancak taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinde, işçilerin iş akitlerinden doğacak tazminattan hangi tarafın ne oranda sorumlu olduğu hususunda bir düzenlemenin bulunmadığı görülmektedir. Dairemizce aynı nitelikteki sözleşmeden kaynaklanan ve işçilerin iş mahkemesinde açtığı benzeri davalarda, işveren kurum ile yükleniciler arasında sözleşmelerin asıl işveren-alt işveren ilişkisi olmayıp muvazaa olduğu sonucuna varılmış ve benzeri kararlar derecattan geçerek kesinleşmiştir. Hal böyle olunca tacir olan davalının çalıştırdıkları işçilerin fiili işçilik dışında sair tazminat haklarından sorumlu olacaklarını bilebilecek durumda oldukları ancak, davacı Bakanlığın da asıl işveren durumunu muhafaza etmesi nazara alındığında doğan zararlardan tarafların yarı yarıya sorumlu olduğunun kabulü gerekir. O halde mahkemece, davalının bu ilkeler çerçevesinde sorumluluğunun belirlenmesi gerekirken, aksi düşüncelerle dava dışı işçiye ödenen tazminat miktarının tamamı yönünden, ancak çalıştığı dönemle sınırlı olarak davalılara rücu edilebileceği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ye yasaca aykırı olup, bozma nedenidir.” şeklinde hüküm kurduğunu, aynı dairenin---------- E. ve ------------ K. ve 10.05.2012 tarihli kararının da bu yönde olup daha sonraki yıllarda da benzer Yargıtay kararlarının mevcut olduğunu, İşK. 2. madde kapsamında dava dışı işçi tarafından hak kazanılan alacak ve tazminatların asıl işverenden tahsili durumunda, asıl işverenin 6098 sayılı Borçlar Kanunu 62. maddesinin müteselsil sorumluların iç ilişkide rücu hakkını düzenleyen hükmü uyarınca; İş Kanunu’na göre değil 6098 sayılı Borçlar Kanunundaki borçlular arasındaki iç ilişkiyi düzenleyen madde gereğince paylaşılması gerektiğini, öncelikle bu sorumluluğun %50 oranında ----------- ve %50 oranında ise davalı şirketlerine ait olduğunu ve rakamlarının da neler olduğunun açıkça ortaya konması sonrasında faiz hesaplarına geçilmesi gerektiğini, işçinin 6552 sayılı yasaya göre durumunun nasıl olduğunu, yani bu yasa kapsamına girip girmediğinin ortaya konulması gerektiğini, eğer işçinin durumu bu yasaya giriyorsa o takdirde sorumluluğun tamamının asıl işveren olan ----------nin üzerinde olduğunu, şöyle ki; 10.09.2014 tarih ve 6552 sayılı kanunun 8. maddesinde; “Alt işverenlerinin değişip değişmediğine bakılmaksızın aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde çalışmış olanların bu şekilde çalışmış oldukları sürelere ilişkin kıdem tazminatına esas hizmet süreleri, aynı kamu kurum veya kuruluşuna ait işyerlerinde geçen toplam çalışma süreleri esas alınarak tespit olunur. Bunlardan son alt işverenleri ile yapılmış olan iş sözleşmeleri 1475. İş Kanunu’nun 14. Maddesine göre Kıdem Tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde sona ermiş olanların Kıdem Tazminatları ilgili kamu kurum veya kuruluşları tarafından, işçinin banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenir.” denildiğini, yani bu son yasal düzenleme ile alt işverenlerin çalıştırdıkları işçilerin kıdem tazminatlarının tamamının artık asıl işveren kamu kurum ve kuruluşları tarafından ödenmekte olduğunu, bu düzenlemenin yukarıdaki yarı yarıya sorumluluk durumuna da ortadan kaldırdığını ve tamamını asıl işverene yüklediğini beyanla, dava dışı personelin durumunun 6552 sayılı yasanın kapsamına girip girmediğinin yani 10.09.2014 tarihinde işçinin işine devam edip etmediğinin davacı idare ve ------------ sorularak tespiti ile hazırlatılacak bilirkişi raporu ile personelin 6552 sayılı yasa kapsamına giriyorsa ödenen meblağın tamamının davacı idarenin sorumluluğunda olduğuna, alt işverenin hiçbir sorumluluğu olmadığını, dolayısıyla herhangi bir miktarda rücu hakkının olamayacağını, bu yasa kapsamına girmiyor ise ------------ yukarıda açıklanan yasa ve Yargıtay kararlarına göre davacının %50 oranında sorumluluğuna karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.Mahkememizce alınan 26/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişi; Dava dışı -------------, mahkeme ilamında kıdem tazminatına esas alınan11 yıl 5 ay 18 gün içerisindeki, davacı asıl işveren ile birlikte alt işveren olarak sorumlu olan yüklenicilerdeki çalışma surelerini gösterir, sigorta dökümleri dosya içerisinde bulunmadığından, kıdem tazminatına yönelik detaylı bir hesaplama yapılamadığı Taraflar arasındaki sözleşmede atıf yapılan genel şartname bulunmadığından, işçilik alacakları ile ilgili olarak davalı yüklenicinin sorumlu tutulup tutulmadığının da bilinemediği, dosyadaki mevcut verilerle; a-Atıf yapılan genel şartnamede, davalının işçilik hak ve alacaklarının tamamından sorumlu tutulması ve işçinin kıdem tazminatı süresi içerisinde, dava dışı başkaca bir alt işverenin bulunmaması halinde, davacının, 61.892,98 TL’ yi 22.03.2017 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep edilebileceği, b-Atıf yapılan genel şartnamede, davalının işçilik hak ve alacaklarının tamamından sorumlu tutulduğuna dair bir kayıt olmaması ve işçinin kıdem tazminatı süresi içerisinde dava dışı başkaca bir alt işverenin bulunmaması halinde, davacının 61.892,98 TL’ nin yarısı olan 30.946,49 TL’ yi, 22.03.2017 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilinin talep edilebileceği yönündeki görüş ve kanaatlerini rapor olarak mahkememize sunmuştur. Mahkememizce alınan 02/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda bilirkişi; Davacının dava dışı işçiye yaptığı işçilik alacaklarına ilişkin olarak davalı şirketten rücu istemine yönelik tarafımca yapılan hesaplamalar sonucunda ödenen miktar nazara alınmak suretiyle sorumluluk miktarlarının; davalı ------------- Şti.'nin ½ Sorumluluk 11.287,09.TL olduğu, Tam Sorumluluk 22.574,18.TL olarak hesaplandığına yönündeki görüş ve kanaatlerini rapor olarak mahkememize sunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ödenen işçilik alacaklarının rücuen tahsili istemine ilişkindir.Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. ---------- kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Somut olayda; dava dışı ---------- tarafından davacı ve davalıya karşı ------------ esas sayılı işçilik alacaklarının tahsili talepli dava açıldığı, ----------- esas ----------- karar sayılı ile verilen kararın, ----------- sayılı ilamı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilerek kesinleştiği, dava dışı ------------- tarafından ------------ İcra Müdürlüğü'nün ------------ esas ile icra takibi başlatıldığı, 22.03.2017 tarihinde davacı tarafından 61.892,98 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.Her ne kadar UYAP sistemi üzerinden alınan dava dışı ---------- ---------- hizmet dökümünde işe başlangıç tarihi 02.03.2001 olarak gözüküyor ise de iş mahkemesindeki dosyadaki tanıkların 1999 yılında işe girdiğini beyan ettikleri, dosya arasında bulunan --------- ile --------- şirketi arasındaki teklif şartname tarihinin 16.11.1999 tarihi olduğu, ----------- sayılı kararında davacının işe başlangıç tarihinin 15.11.1999 tarihi olarak esas alındığı dikkate alınarak istinaf mahkemesi tarafından esastan ret kararı ile kesinleşen hüküm neticesinde dava dışı ------------- işe başlangıç tarihinin 15.11.1999 olduğu kabul edilmiştir.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve yukarıda anlatılanlar dikkate alındığında davalı kıdem tazminatı açısından dava dışı işçi ----------- kendisinde çalıştığı dönemin oransal olarak tamamından sorumlu olacağı, davalının son alt yüklenici olduğu gözetildiğinde de ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağının tamamından sorumlu olacağı, mahkememizce alınan 01.08.2024 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir ve denetime elverişli olduğu dikkate alınarak rapordaki saptamalara itibar edilerek davacının ödemiş olduğu miktarın 22.574,18 TL'lik kısmını rücu edebileceği ve ödeme tarihi olan 22.03.2017 tarihinden itibaren avans faiz talep edebileceği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın kısmen kabulü ile; 22.574,18 TL'nin ödeme tarihi olan 22.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davacı taraf harçtan muaf olduğundan, harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 1.542,04-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan; 4.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 487,45-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 4.487,45-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 1.647,35-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan 31,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 11,38-TL lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Dava şartı olan arabuluculuk görüşmeleri neticesinde takdir olunan 1.320,00-TL ücretin kısmen kabul kısmen red oranı dikkate alınarak 484,57-TL'lik kısmının davalıdan, 835,43-TL lik kısmının da davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 22.574,18-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.11/02/2025
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.