mahkeme 2025/308 E. 2025/652 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2025/308
2025/652
5 Eylül 2025
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/308
KARAR NO : 2025/652
DAVA : Adi Ortaklığın Tasfiyesine Bağlı Alacak
DAVA TARİHİ : 21/10/2024
KARAR TARİHİ : 05/09/2025
Mahkememizden verilen 30/10/2024 tarih ve ----- Esas, ------- Karar sayılı karara karşı İstinaf yoluna başvurulması üzerine ------ Bölge Adliye Mahkemesi ------. Hukuk Dairesi'nin 118/03/2025 tarih ve ------- Esas, ------ Karar sayılı kesin nitelikli ilamıyla kaldırılması üzerine Mahkememizin başlıktaki esasına tevzi edilen davanın tensiben yapılan incelemesi sonunda:
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir talepli olarak ibraz edilen ve gerekli-yeterli kısımları:
"...
------ NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİSAYIN BAŞKANLIĞINA
İHTİYATİ TEDBİR VE HACİZ TALEPLİDİR
......
DAVA KONUSU: Belirsiz alacak davası, hesap hatalarının düzeltilmesi ve davacı müvekkilin payına düşen tutarın tespiti. İhtiyati tedbir ve bilirkişi incelemesi taleplidir.
DAVA DEĞERİ: Sayın mahkemenizce belirlenecek eksik ödeme miktarı tarafımızca tespit edilemediğinden fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100000,00-TL
AÇIKLAMALAR:
1. Müvekkilim ..., davalılarla aralarında mevcut iş ve ticari ilişkilerde sermaye ve kâr paylaşımı esasına göre işlemler yürütmektedir bu işlerin birinde de -----şirketi ve yetkilisi olan ... ile ------- adli sitenin inşaatı için resmi olmayan bir adi ortaklık kurulmuştur, müvekkil bu ortaklıkta sermaye ve kar ortağı olarak yer almaktadır. Bu ortak iş ilişkisinde davacı, ------ Şirketi’ne sermaye yatırımı yapmış ve %1/4 oranında pay sahibi iken EK-1'de sunmuş olduğumuz protokol ile 24.11.2023 tarihinde ortaklıklarını alacak ve borç rakamları belirtilerek feshetmişlerdir. Müvekkil ek1'deki protokole göre davalılardan 31.000.000,00-TL alacaklıdır, bu alacağın bir kısmı ödenmiştir ancak borç bakiyesi henüz kapanmamıştır. Davalı tarafların fesihten sonra yapmış oldukları eylemler dolayısıyla müvekkilin aslında payına düşen tutarın çok daha altında bir ödeme aldığı anlaşılmıştır. Bu ortaklık neticesinde davacının alacağı, çeşitli muvazaalı işlemler neticesinde eksik hesaplanmıştır. ----- şirketi ile yapılan pay devrine ilişkin protokole göre ------- firmasının hesaplanan değeri 339.500.000,00-TL'dir ve müvekkilin firmadaki payı yüzde 12.5'tir.
2. EK'lerde bulunan, son yapılan kârsız sermaye ödeme tablosunda, -------’den gelen 38.575.000 TL tutarındaki sermayenin 1/4 payı olan 9.643.000 TL davacıya ait olup bu tutarın doğru hesaplanmadığı, 350.000 USD karşılığı bir tutar ile eksik ödemenin yapıldığı anlaşılmıştır.
3. Ayrıca, ------- diğer mal varlıklarında, özellikle daire satışlarından elde edilen gelirlerde ciddi hesaplama hataları yapılmıştır. 73 milyon TL olarak belirtilen daire satış gelirine iki kat değer artışı yapılmamış, oysaki diğer kalemlerde bu artış sağlanmıştır. Bu artış yapılmış olsaydı, daire satış gelirleri 146 milyon TL olacak ve davacının bu artıştan 1/4 oranında 18.25 milyon TL alacağı olacaktı. Bu tutar, o günkü döviz kuru olan 27.60 üzerinden hesaplandığında, 662.000 USD’ye denk gelmektedir.
4. Yine müvekkilime gizlenen mülk satışları yapılmış olup, bu satışlardan elde edilen gelirlerin 1/4 oranındaki payı davacıya ödenmemiştir. Özellikle -------- İnşaat projesinde yapılan dubleks daire ve iki artı bir bir daire satışları müvekkilimden gizlenmiş ve bu nedenle bir dublex daire fiyatı olan 13.2 milyon TL ve iki artı bir daire fiyatı olan 4.5 milyon TL tutarında bir kayıp söz konusudur. ------- inşaatinda 4 adet dublex 10 adet iki arti bir 2 adet 3 artibir vardir. Bu tapular 1/4 oraninda paylaşim yapilsaydi 30 milyon ortalama değerde mülk her pay sahibine düşecekti.
-------- tarafindan ödeme yapılacak tutar 13.2 milyon hesaplarda görülmektedir. Müvekkilin sadece bu hesaptan dahi 17 milyon ortalama zararı olmuştur. Ayrıca, bu gizli satışlar neticesinde müvekkilimin toplam zararı tarafımızca yaklaşık 27 milyon TL olarak hesaplanmıştır.
5. Tüm bu maddi gerçekler ve belgeler ışığında, davacı müvekkilim zarara uğratılmış ve kendisine düşen sermaye payı ve kâr payları eksik ödenmiştir. Bu nedenle, belirsiz alacak davası açma zorunluluğu doğmuştur.
DAVAYA KONU PROTOKOL İÇERİĞİ:
EK'1 de paylaşılan protokolün ANLAŞMA ŞARTLARI başlıklı kısmında;
...''1) CARI HESAPLAR ek 1DE OLDUĞU GIBiDiR. ------- CARI HESAPLARDAN 52.500 USD ------BORÇLUDUR.
2)--------- SIRKETININ DEGERI ek 2DE HESAPLANMISTIR VE İKİ TARAFTA KABUL ETMiSTiR. MUTABIK KALINAN DEGER 339.500.000 TL (ÜÇYÜZOTUZDOKUZMiLYONBESYÜZBIN TÜRK LiRASI) DIR. ----- TÜM PAYDA %12.5 PAYA SAHIP OLDUGUNA GÖRE ; ------ PAYINA DÜSEN BEDEL 42.500.000 LT (KIRKiKiMILYONBESYÜZBIN TÜRK LiRASI) DIR.
3)------ SITESI INSAATININ HESABI EK 3DE OLDUGU GIBIDIR VE İKİ TARAFTA KABUL ---- BU HESAPTAN -------- 13.200.000 LT (ONÜÇMILYONiKiYiZBiN TÜRK LiRASI) BORÇLUDUR.
4) EK2'DE DEGERLEME TABLOSUNDA ------ ATI OLAN ------ ILÇESi ------ SITESINDE BULUNAN ------- MARKETE KIRAYA VERILEN TICARi İKİ ADET TASINMAZ 20.000.000 TLYIRMIMILYON TÜRK LiRASI )BEDELE ----- DEVIR EDiLECEKTiR.
5) ---- TARAFINDAN ------- YAPILAN ÖDEMELER: -DEVRI YAPILAN ARSA 2.000.000 LT (iKiMiLYON TÜRK LiRASI)
-NAKIT OLARAK ODENEN 500.000 TL (BESYÜZBIN TÜRK LiRASI)
------- SITESI DARIE TAKASI FARKI 750.000 TL(YEDIYÜZELLIBIN TÜRK LiRASI) TOPLAM YAPILAN ÖDEME 3.250.000 LT (ÜÇMILYONiKiYÜZELLiBiN TÜRK LiRASI)
SONUÇ OLARAK; ------:
-CARi HESAPTAN 52.500 USD BORÇLU (1.450.000 TL)
-------- GELEN PAYDAN 42.500.000 LT (KIRKiKiMiLYONBESYÜZBIN TÜRK LiRASI) ALACAKLI
--------- SITESI iNSAATINDAN13.200.000 LT (ONÜÇMiLYONIKiYiZBiN TÜRK LiRASI) ALACAKLI
-DEVRI YAPICAK OLAN TICARI TASINMAZ(B-4 MADDESI) 20.000.000 TL(YIRMIMILYON TÜRK LIRASI ) BORÇLU
- B-5 MADDESI YAPILAN NAKIT ÖDEMELERDEN 3.250.000 LT (ÜÇMILYONKIYÜZELLiBIN TÜRK
LIRASI) BORÇLU
TOPLAM ALACAK OLDUGU TUTAR: 42.500.000 TL+13.200.000 TL=55.700.000 LT
TOPLAM BORÇLU OLDUGU TUTAR: 1.450.000 TL+20.000.000 TL+ 3.250.000 TL=24.700.000 LT
-------- ÖDENECEK NET TUTAR:55.700.000-24.700.000=31.000.000 TLOTUZBIRMILYON TÜRK LiRASI)'DIR..''
Yukarıda açıkladığımız ödeme planı taraflarca imza altına alınmıştır Ancak;
Portokol imza tarihinden önce ve imza tarihinde ------- Sitesi kar paylaşimi ve bölüşümü hesabinda 4/1 oraninda toplam ciro TL şeklinde paylaşim yazilmiş ve karşilikli onaylanmiştir. Fakat ------ sitesi SATİŞ yetkisi ve tapular müvekkilin yetkisinde olmadiğindan kaç adet tapu üzerinde hesap görüldüğü bilinmemektedir, imza tarihinde sözlü olarak sorulduğunda ise TÜM TAPULARIN SATIŞI yapıldiği ve sadece bir adet bağimsiz bölümün tapuda şerhli olduğu için satilmadiği bilgisi verilmiştir.
FAKAT sözleşme sonrasi hesaptan saklanmiş olan birkaç tane tapunun mevcut olduğu ve öğrenilme tarihi itibariyle hala satışının yapılmamış olduğunu ------- adlı sitenin ilan sayfasindan tesadüfen fark etmiş bulunmaktayız. İlan görseli tarihli olarak iş bu dilekçenin Ek'inde mevcuttur.
......
SONUÇ VE İSTEM:
Yukarıda açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla;
1. Davacının alacağının tespiti ve bu alacak için bilirkişi incelemesi yapılmasına,
2. Davalıların, müvekkilimin alacağı olan 9.643.000 TL tutarındaki sermaye payı ile 18.25 milyon TL tutarındaki daire satışından doğan alacağın tespiti ile tahsil edilmesine,
3. Müvekkilin haklarının korunması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine,
4. Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederiz.21.10.2024..."
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan dava dilekçesinde ileri sürülen sebeplere bağlı olarak taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesinin muvazaalı işlemlere dayalı olduğunun sonradan öğrenildiği ve çeşitli muvazaalı işlemler neticesinde davacının alacağının eksik hesaplandığı ileri sürülerek dilekçenin başlığındaki dava değeri bölümünde belirsiz alacak davasına bağlı olarak şimdilik 100.000 TL'nin talep edildiği ifade edildiği halde sonuç ve istem bölümünde 9.643.000 TL sermaye payı ile açılanmaya muhtaç bir ifade olarak 18.25 milyon TL daire satışından doğal alacak şeklinde 2 kaleme bağlı olarak alacağın tahsiline ve ayrıca dilekçenin başlığında "ihtiyati tedbir ve haciz taleplidir" şeklindeki ibareye ve dilekçe içeriğinde ne şekilde tedbir istendiği açıklanmadan sonuç ve istem bölümünde "müvekkilin haklarının korunması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine" şeklinde ifadeyle ihtiyati tedbire karar verilmesi talep ve dava edilmiş olup Mahkememizin ----- Esas sayılı dosyası üzerinden 30/10/2024 tarihinde verilen Mahkememizin görevsizliğine ve Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin ------ Karar sayılı görevsizlik kararına karşı İstinaf yoluna başvurulması üzerine ------ BAM ---Hukuk Dairesinin 18/03/2025 tarih, ------ Karar sayılı kararı ile davada taraf olan gerçek kişilerin tacir olup olmadıklarının ilgili ticaret odası ve ticaret sicil memurluğundan araştırılarak ve ayrıca davacı ve davalı gerçek kişinin vergi kayıtları, gelirleri ve esnaf kayıtlarının da olup olmadığının ilgili yerlerden sorulması sonucuna göre değerlendirme yapılması gerekirken bu şekilde tacir araştırması yapılmadan görevsizlik kararı verilmesinin uygun olmadığı gerekçesiyle ve kesin nitelikli olarak İstinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesi üzerine dosya bu kez Mahkememizin başlıktaki esasına tevzi edilmiş olduğundan ------- Esas sayılı bu dosya üzerinden 11/04/2025 tarihinde yapılan tensiple birlikte:
"...
A) BAM KARARI YÖNÜNDEN:
Yasal zorunluluk nedeniyle söz konusu BAM karar gereğinin yerine getirilmesine ve aşağıdaki kararların buna göre oluşturulmuş olduğuna,
------- Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığına gerçek şahıslar hakkında gerekli bilgilere de yer verilmek suretiyle müzekkere yazılarak;
a) Oda kaydının bulunup bulunmadığı,
b) Esnaf ve Sanatkar İle Tacir Ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun 13/06/2007 tarih ve ------- sayılı ------ Gazatede yayınlanan 1 nolu ara kararı ile belirlenen sanatkar kollarından birine dahil olup olmadığı,
hususlarının sorulmasına ve,
c) Varsa oda kayıt örneğinin gönderilmesinin istenmesine,
------- Ticaret ve Sanayi Odasına davanın taraflarından gerçek şahıslar hakkında ayrı ayrı gerekli bilgilere de yer verilmek suretiyle ayrı ayrı müzekkere yazılarak adlarına kaydının bulunup bulunmadığı hakkında bilgi verilmesinin ve varsa kayıt örneğinin gönderilmesinin istenmesine,
Davanın yazılı yargılama usulüne tabi ve dilekçe teatisi aşamasında olduğuna,
Taraflar adına çıkarılacak ilk davetiyelere söz konusu BAM karar örneğinin de eklenmesine,
B) YUKARIDAKİ KARARIN AKIBETİNE GÖRE GEREKLİ İRDELEME GÖZETİLMEK ÜZERE GEÇECEK SÜRENİN BÜTÜN İHTİMALLER YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRİLEBİLMESİ İÇİN AŞAĞIDAKİ KARARLARIN OLUŞTURULMASINDA YARAR GÖRÜLMEKLE BUNA GÖRE VE SONUÇTA
DİLEKÇE TEATİSİ YÖNÜNDEN:
Dava dilekçesinde HMK.119/1.maddesinde bulunması gereken zorunlu unsurlarda eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından dava dilekçesinin kabulüne,
Yargılamanın HMK. 118 vd.maddeleri uyarınca YAZILI YARGILAMA usulüne göre yürütülmesine,
..."
şeklinde ara kararlar oluşturularak BAM kararı yönünden yasal zorunluluğa bağlı tespitle birlikte söz konusu BAM kararında işaret edilen tacir araştırması yönünden ilgili yerlere müzekkereler yazılmasına karar verilerek ihtimali olarak geçecek sürenin değerlendirilmiş olması yönünden dilekçe teatisi de gözetilmiştir.İhtimali dilekçe teatisine bağlı olarak davalı vekili tarafından ibraz edilen ve gerekli-yeterli kısımları:
"...
KONUSU : Davaya cevap ve itirazlarımızın sunulmasıdır.
AÇIKLAMALAR : 1-Davanın görülmesi için dava şartlarından temerrüt şartı noksandır. Davacı tarafından huzurdaki dava açılmadan evvel davalı tarafa keşide edilmesi gereken ihtar ve talep bulunmamaktadır. Davalı yan temmerüde düşürülmeden açılmış olduğu, talep ve davanın zamanaşımına uğradığı gözetilmelidir.
2-Taraflar arasında herhangi bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı ve davalı ------ firmasındaki hisselerinin tamamını karşılıklı anlaşma ile davacı tarafından 2014 yılında davalı ...'a devredilmiş olduğu, davanın adi şirketin tasfiyesine bağlı alacak istemli ilişkin olduğu, davalılar adına kayıtlı malvarlıkların dava konusu olmadığı”
Adi ortaklığın elbirliği ortaklığı olarak düzenlendiği TBK. m. 638/1 e göre, “ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde elbirliği halinde bütün ortaklara ait olur.” BÖYLECE ORTAKLIK İLİŞKİSİ KAPSAMINDA, ORTAKLIK GELİRİ İLE ORTAKLIK ADINA ELDE EDİLDİĞİ İSPAT EDİLEN MAL VARLIĞINDA ORTAKLAR, ELBİRLİĞİ İLE HAK SAHİBİ OLARAK KABUL EDİLMİŞTİR. Davacı bu hususa yönelik herhangi bir yazılı delili dosya kapsamına sunmuş değildir.Bununla birlikte, dava dilekçesinde davacı yanın 24.11.2023 tarihli protokol yok hükmünde olup hukuki sonuç doğurma kabiliyetini haiz değildir. Söz konusu sözleşme uyuşmazlığı çözecek nitelikte hükümler içermediği, davacı tarafın huzurdaki davanın hukuki niteliği konusunda hataya düştüğü de ortadadır. Bu hükme göre, adi ortaklık mallarının üzerinde, adi ortaklığı oluşturan gerçek ve tüzel kişilerin elbirliği ile mülkiyet hakları bulunmaktadır. Herhangi bir şeyin tamamının veya bir hissesinin üzerinde adi ortaklığın mülkiyetinin var olabilmesi için, bu şeyin adi ortaklık adına kayıtlı olması gerekmektedir. (Yargıtay ------. HD. -------
3-Tasfiye talep eden ortağın dava tarihi itibariyle ortaklık sıfatının devam etmesi gerektiği, yani davacının şirketten çıkma veya çıkarılma gibi bir nedenle ilişkisi kesilmemiş olmalıdır. Bu kapsamda davacı yanın açık beyanlar karşısında, protokol ve hisse devrine ilişkin işlemlerden anlaşılacağı üzere davacının ortaklık sıfatı sonlanmış olduğundan taraf sıfatının bulunmadığını,
Türk Medenî Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına göre, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olup, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Toplumda geçerli ahlakî ölçülere, adetlere ve hakları sağlayan ilişkilerin amacına göre, kişiden namuslu ve dürüst bir insan olarak beklenen davranışı ifade eden dürüstlük kuralı, hakların kullanılması, borçların yerine getirilmesi, hukuki işlemlerin yorumlanması ve tamamlanmasında geniş uygulama alanı bulur. Yukarıda ileri sürdüğümüz ve açıklayacağımız maddi gerçekler, davacının dürüst davranmadığını ortaya koymaktadır.
Davacı yanın dava dilekçesindeki talep ve açıklamalarında "ekte sunulan 24.11.2023 tarihli protokole göre taraflarca alacak ve borç rakamları belirtilerek adi ortaklığın bu tarih itibariyle feshedildiğini" protokole göre bir kısım ödemeler yapılmış ise de yapılmayan ödemeler olduğunu, ortaklığın feshinden sonra davacı yanın az bir ödeme kabul edere payını aldığının anlaşıldığı, oysa daha çok alacağının olması gerektiğini düşündüklerini ve hesap ettiklerini, davalı ------ firmasının mal varlığı ve değerinin çok çok daha yüksek olduğunu 1 yıl sonra hesaplayabildiklerinden ----- sitesi ile ------ firmasından protokol gereği ödenen nakit ödemeler, taşınmaz mal devrinden (protokole göre 42.500.000,00TL'den ödenmeyen sadece -----. İcra Dairesi ------- Esas dosyası ile başlatılan 3.855.857,01TL) sonra çok mağdur edildiğini 28milyon daha alacakları kalmış olması gerektiğini dava ve talep edilmiştir.
HER NE KADAR HUZURDAKİ DAVA BELİRSİZ ALACAK DAVASI OLARAK AÇILMIŞ İSEDE, gerek davaya dayanak belgeler gerekse davanın açıklanmasında taraflar arasında adi ortaklığın tasfiyesine bağlı uyuşmazlıkların bulunduğu, davacı ile davalılardan -------- arasında düzenlenmiş 24.11.2023 tarihli protokol başlıklı ------ SİTESİ İNŞAATININ SONLANDIRILMASI ile -------- firmasındaki resmi olmayan payın devri tespitiyle yapılan karşılıklı belirli şartları ve edimleri kapsayan sözleşme bulunduğu, uyuşmazlığın çözümünün dayanak protokolün geçerliliği, taraflarca protokole bağlı kalınarak yapılan ve yapılamayan edimlerin olup olmadığı, protokolün yapılmasından sonra taraflarca protokolün geçerliliğini etkileyen ortadan kaldıran durumların bulunup bulunmadığı, protokolün konusunu oluşturan adi ortaklığın veya pay devrinin adi ortaklığın veya sözleşme konusu ticari firmaların başkaca hissedarlarının bulunup bulunmadığının, bulunuyor ise diğer hissedarların taraf olmadığı yahut muvafakati olmadan yapılan protokolün bağlayıcılığı, protokolün sadece davacı tarafa yapılan ödemelerden müteşekkilmiş gibi dava ve taleplerde bulunulmasının, davacı tarafa yüklenen edimlerden örnek vermek gerekirse "madde.5-davacı yanın -----blok müstakil evin intikali ve taşınmazda bulunan payların ------(davacı ve davalı ...'un anneleri) devri için vekalet vermesi yönündeki edimi yerine getirip getirmediği, getirmediği gibi davacı tarafından işbu taşınmazdaki hissesini 31.10.2024 tarihinde ----- sattığı, yine aynı tarihte ----- İcra Dairesi ------ Esas dosyası ile protokolden kalan alacağının tahsili için takip başlattığı, taşınmazın satış ile ilgili anneleri tarafından ------ Asliye Hukuk Mahkemesi ------ Esas sayılı dosyası ile muvazaaya bağlı tapu iptali davası açıldığı, icra takibiyle ilgili ------. Asliye Hukuk Mahkemesi ------ Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığı, hal böyleyken bir an için protokolün geçerli olduğu kabul edilse bile dürüstlük ve güven ilişkisinin bu derece davacı yanca su istimal edildikten sonra davalının protokole uymasının beklenemeyeceği değerlendirilmelidir.
DAVACI İLE DAVALILARDAN ...'nun kardeş, diğer davalı ------- firmasında davacı yanın hissedar olmadığı, bu firmada davalı ...'un dışında da hissedarlarının olduğu, bu haliyle taraflar arasında 2023 yılında adi ortaklığın tasfiyesi için protokol düzenlenemeyeceği, düzenlenen protokolün sakat olduğu, diğer hissedarların haklarını etkileyecek tarzda protokol yapılamayacağı değerlendirilmelidir.
Zaten bu itirazımızın haklılığını ortaya koyan davacı tarafından ----- İcra Dairesi ------ Esas dosyası ile başlatılan icra takibiyle aynı gün 21.10.2024 tarihinde açılan takip dosyanın bulunması bunu göstermektedir.
Öte yandan, davacı tarafından hisselerinin tamamının devir akdinde belirlenen bedel karşılığı 2014 yılında ----- Ticaret Sicilde devrettiği ------- firması ile hiçbir hukuki ilişkisi kalmamışken, 2023 yılında hissedarlığı veya almadığı hakları kalmış gibi protokol yapılması manidardır. Davacı tarafından davalı ...'u böyle bir protokol yapmaya zorlandığı, davacının sanık olarak yargılandığı ve diğer erkek kardeşleri ------- karşı 14.04.2023 tarihinde yani protokolün yapılmasından önce giriştiği silahla tehdit yaralama suçlarından ötürü ----- ASCM ------ Esas sayılı dosyasında açılan ceza dosyası ile süreçteki olumsuz tavır ve davranışlarının etkisiyle olduğu değerlendirilmelidir.
Yukarıda belirtiğimiz itirazın iptali davasında ileri sürülen iddialar ve talepler ile davamızın konusunun aynı olduğu, aynı hukuki ilişkiden neşet ettiği değerlendirilmelidir.
Bununla birlikte usul ve esasa aykırı olarak açılan davaya karşı uyuşmazlığın ve akdi ilişkinin niteliği, davalıların ----- Ticaret ve Sanayi Odalarında kayıtlı olmaması, davalı/ların ticaret sicil kaydının bulunduğu yerin -------- olması nedeniyle GÖREV ve YETKİ itirazında bulunuyoruz, görevli ve yetkili yer mahkemenin ------ Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitini,
Davalı -------- firmasının hissedarlardan biri tarafından protokolün tarafı yapılamayacağı, davacının hissesini devrederek ayrıldığı 2014 yılından sonra, ortaklık ve sermaye yapısı bir çok kez değişikliğe uğramış firmanın böyle bir uyuşmazlıkta taraf yapılamayacağından davalı ------- firmasının husumet yönünden itirazımızı sunuyoruz.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ;
1- ------. Asliye Hukuk Mahkemesi ------- Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesinin değerlendirilmesine, sonucunun bekletici mesele sayılmasına,
2- ----ASCM ----- Esas sayılı dosyası ile----- Asliye Hukuk Mahkemesi ------Esas sayılı dosyasının incelenmek üzere istenilmesine,
3- Davalı ------ firmasının protokolün düzenlendiği 24.11.2023 tarihindeki ortaklık yapısının, ortakların yetki ve görevlerinin belirlenmesini, davacının ortaklık paylarının devrine ilişkin hisse satış sözleşmesi dahil ilanların dosyamıza celbinin istenilmesine,
4- Davalıların ikametgah ve ticaret sicili adreslerinin, takip talebi ile ödeme emrinde de -------- olarak gösterilmesi nedeniyle ilk itirazlarımızdan görev ve yetki itirazımızın kabulüne,
5- Davanın temelinin adi ortaklığın tasfiyesine dayalı olarak alacak olmasından ötürü davalı ------- firmasının adi ortaklığından bahsedilemeyeceğinden, davalı ----- firması yasal mevzuata uygun şekilde kurulmuş ve halen------ ticaret sicilinde kayıtlı şirket olmasından ötürü ticaret şirketine karışı zamanaşımı dolduktan sonra bu istemle bir dava açılamayacağından adi ortaklığın taraflarından değil taraflar arasındaki ödemelere konu bazı çeklerin davalı firmaya ait olmasının davanın tarafı olarak gösterilmesine yasal imkan vermeyeceğinden, husumet yönünden itirazımızın kabulüne,
6- Tarafların annesi --- - ile kardeşleri --- - uyuşmazlık hakkında bilgi ve görgüsünün tespiti için tanık sıfatıyla dinlenilmelerine,
Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine,
..."
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan cevap dilekçesinde görev de dahil olmak üzere dava şartları ile yetki yönünden itirazlarla birlikte zaman aşımı itirazında da bulunulmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
Yukarıya aynen aktarılan dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere davanın ticaret mahkemesinde görülmesi ihtimalinde dava şartı niteliğinde zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığı anlaşılmıştır.
Dava adi ortaklığın tasfiyesine bağlı olarak alacak talebine ilişkin olup, bu vasıflandırmaya ve davanın taraflarına başka bir ifadeyle adi ortaklığın paydaşlarına bağlı olarak zorunlu arabuluculuk gibi diğer dava şartlarından önce irdelenmesi gereken görev kuralı yönünden irdeleme yapılması gerekmiştir.
BAM kararında işaret edilen şekilde yapılan araştırmalara bağlı olarak ------- Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinin cevabi yazılarına göre davacı ve davalı gerçek kişilerin esnaf kaydına rastlanmadığı; ------- Ticaret Sicili Müdürlüğünün cevabi yazılarına göre davacı ve davalı gerçek kişilerin herhangi bir ortaklık kayıtlarının bulunmadığı gibi tek pay sahibi oldukları anonim şirket kaydının da bulunmadığı, davacının -------Şirketi" ünvanlı şirketin ortağı olduğuna dair limited şirket kaydı bulunduğu ve ayrıca ------- Sanayi Odasının cevaplarına göre de davacı ve davalı gerçek kişilerin sanayi odasında kayıtlı firmalarda ortaklıklarının bulunmadığı belirlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili maddeleri:
''...
Madde 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,
öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.
(2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri beş yüz bin 1 Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır.
......
Madde 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K./2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
(2) Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere asliye ticaret mahkemesinde bakılır. Bir yerde ticaret davalarına bakan birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, asliye ticaret mahkemelerinden biri veya birkaçı münhasıran bu Kanundan ve diğer kanunlardan doğan deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilebilir.
(3) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır.
(4) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresindeki bir ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması, görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez; asliye hukuk mahkemesi, davaya devam eder....''şeklinde olup yukarıya aynen aktarılmıştır.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen hususlar ticari davalardır. 6102 sayılı TTK. 5/1. Maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı TTK.'nın yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. Maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü olmaktan çıkmış ve görev ilişkisi haline gelmiştir. HMK. 1. Maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Söz konusu yasal düzenlemelere göre ticaret mahkemeleri ticari davalara bakmakla görevli olup, ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır.
Mutlak ticari davalar tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeni ile ticari sayılan davalardır. Buna göre TTK Madde 4/1 bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alan veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilen davalar mutlak ticari dava niteliğinde olup, görevli mahkeme ticaret mahkemeleridir.Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. Bu kritere ve TTK Madde 4/1 düzenlemesine göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için hem her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve hem de iki tarafın tacir olması şartlarının birlikte bulunması gerekli olup, ayrıca belirtilmelidir ki esas alınan kriter ''ticari iş'' olmayıp, ''ticari işletme'' kriteridir.Görev kriterleri yönünden emsal ---- BAM -------. Hukuk Dairesi'nin ------ Esas ve ------ Karar sayılı kararı ışığında yukarıya aynen alınan ilgili yasal düzenlemeler, mutlak ve nispi ticari davalara ilişkin söz konusu kriterler, davanın niteliği, davacının tacir olmaması, davacı tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığının açıkça belli olması, söz konusu BAM kararında da ifade edildiği üzere görev yönünden uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olmasının veya TTK. Madde 19/2 düzenlemesinde yer alan ticari iş karnesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılmasının, davanın ticari dava olması için yeterli olmaması, BAM kararına göre yapılan tacir araştırma sonuçlarına göre davacı-davalı gerçek kişilerin tacir olmadıklarının belirlenmiş olması, ticaret sicilinin cevabına göre davacı-gerçek kişinin yukarıda belirtilen limited şirketin ortağı olması yönünden yapılan irdelemede limited şirketin şahıstan bağımsız tüzel kişiliği ile söz konusu tacir araştırmaları sonucu birlikte değerlendirildiğinde şahsın salt limited şirket ortağı olmasının kendisini tacir kılmayacak olması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesini gerektirir bir yönü olmayıp Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gereken bir dava olduğu, nitekim cevap dilekçesinde belirtilen şekilde taraflar arasında Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülen derdest davalar olduğu, taraflardan birinin şirket olmasının bu görev kriterlerine bir etkisinin olmayacağı sonucuna varıldığından Mahkememizin görevsizliğine ve yukarıda dilekçe bölümünde belirtildiği üzere açıklanmaya muhtaç tedbir/haciz talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine ilişkin olmak üzere aşağıdaki hüküm kurulmuştur.Son olarak belirtmek gerekir ki görev kurallarının dava şartı olduğuna ilişkin HMK 114/1-c maddesi,HMK.nun 115. maddesine göre Mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmak zorunda olması, HMK.nun 30. Maddesine göre Hakimin lüzumsuz masraf yapılmamasını sağlamakla yükümlü olması,HMK.nun 138. maddesinde öncelikle dava şartlarının dosya üzerinden karar verileceğinin düzenlenmiş olması,hususları birlikte değerlendirildiğinde tensiben görevsizlik kararı verilmesinin usul hükümlerine ve tarafların menfaatlerine daha uygun olduğu değerlendirildiğinden Mahkememizin görevsizliğine ilişkin olmak üzere tensiben karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE ve davanın görev yönünden dava şartı yokluğuna bağlı olarak USULDEN REDDİNE,
Kararın kesinleşmesine bağlı olarak ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20/1 maddesinde belirtilen 2 haftalık süre içinde, taraflardan birinin talebi halinde dosyanın görevli ------ Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, Gerekçede belirtilen şekilde açıklanmaya muhtaç nitelikte olan tedbir/haciz ile ilgili hususların açıklığa kavuşturulması ve karara bağlanması konularının görevli Mahkemece değerlendirilmesine,
Gerekçede açıklanan dava değerine ve talebe/kalemlerine ilişkin olup, açıklanmaya muhtaç hususların görevli mahkemece gözetilmesine,
Gerekçede işaret edilen ve görevden sonra ele alınması söz konusu olabilecek sair ve muhtemel dava şartlarının görevsizlik kararının akibetine de bağlı olarak görevli mahkemece gözetilmesine,
Süresinde başvuruda bulunulması halinde harç ve yargılama giderleri ile avansa ilişkin hususların 6100 sayılı HMK.'nın 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Süresinde başvuruda bulunulmaması halinde HMK. Madde 20 düzenlemesine bağlı olarak davanın açılmamış sayılmasına yönelik gerekli usuli kararın resen verilmesi gereğinin gözetilmesine,
Yukarıdaki hüküm fıkralarında belirtilen ihtimallerde gözetilerek yargılama sonucunda ve resen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse resen yapılacak giderde mahsup edilmek ve HMK. Madde 333 düzenlemesi gözetilmek sureti ile avansın kullanılmayan kısmının yatırana iadesine,
İlişkin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile tensiben karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.