Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Mahkeme Kararı
2024/565
2025/163
13 Şubat 2025
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/565
KARAR NO : 2025/163
DAVA : Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ : 14/08/2024
KARAR TARİHİ : 13/02/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ /
DAVA/TALEP ;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirkete ---- sayılı birleşik kasko sigorta poliçesi ''Genişletilmiş Kasko' ile sigortalı ---- plakalı araç, 24/10/2022 tarihinde ----- istikametinde seyir halinde iken plakası tespit edilemeyen bir araçtan düştüğü değerlendirilen yol üzerinden kaldırılmamış olan lastik parçasına çarptığını ve kaza meydana geldiğini, olay yerine 24.10.2022 tarihli kaza tutanağında, sigortalı araç sürücüsü ---- lokasyonundan----- plakalı araçla geçişi sırasında yerdeki lastik parçasına çarpması sebebiyle aracın radyatör, ön tampon ve muhtelif yerlerinden hasarlandığı tespit edildiğini, söz konusu kazanın meydana geldiği yer davalının yetki alanında bulunduğunu, bu sebeple otoyolun bakım, güvenlik ve idare yükümlülüğü davalıda olduğunu, davacı şirkete sigortalı araç trafik kurallarına uygun olarak seyretmesine rağmen davalının ihmali sebebiyle kazanın oluşumuna engel olamadığını, belirlenemeyen araçtan düşen ve uzun süredir otoyoldan kaldırılmayan ve otoyolun ortasında duran lastiğe çarptığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı aracın kusuru bulunmamakta olup davalının hizmet kusuru bulunduğunu, kaza sebebiyle davacı şirkete sigortalı bulunan araçta meydana gelen hasarın tespiti için 21/11/2022 tarihinde ekspertiz incelemesi yapıldığını ve bu incelemeye göre araç üzerindeki hasarın, yazılı beyanda ifade edildiği gibi olduğu kanaatine varıldığını, ayrıca ekspertiz incelemesi ile sigortalı araçta meydana gelen hasarın 31,442.62 TL olduğu tespit edildiğini, söz konusu hasar bedeli 20.12.2022 tarihinde davacı şirket tarafından sigortalıya ödendiğini, yapılan 31,442.62 TL tutarındaki hasar tazminatı ödemesinin davalıdan tazmini için huzurdaki davayı açma zarureti doğduğunu, arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, görüşme sonunda anlaşamama şeklinde tutanak tutulduğunu, arz ve izah edilen sebepler ve sayın mahkemece re'sen dikkate alınacak nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü ile 31,442.62 TL tutarındaki maddi tazminatın davalıdan ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konuda kazada davalının kusurlu olmadığına dair ekte sunulan Adli Tıp Raporu dahil karar aşamasındaki dosyalar hariç tam yedi mahkeme kararı bulunmakta olup, davalı şirkete doğrudan sorumluluk yüklenmesi kabul edilemeyeceğini, davacı tarafından dava dilekçesinde sigortalısının kopan lastik parçasına çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiği ve KTK madde 13 uyarınca davalı şirketin zararın tazmininden sorumlu olduğu belirtildiği, ancak kazanın oluşumuna sebep olduğu iddia edilen kopan lastik parçasının ne zaman koptuğu, kazaya karışan araçların işbu kazaya karşı gerekli önlemleri alıp almadığı, lastik parçasının ne kadar süre yolda kaldığı gibi durumlar tamamen belirsiz olduğunu, davalı şirket sorumluluğundaki otoyolun kilometrelerce uzandığı düşünüldüğünde, davalının her an her noktaya müdahale edebilir olmasının kendisinden beklenemeyeceği, yolda seyir halinde olan araçtan kopan lastik parçasına anında müdahale imkanının bulunmadığı izahtan vareste olduğunu, davacının sigortalısı konumunda olan ---- tarafından değer kaybı ve ikame araç bedeli yönünden ikame edilen --- Asliye Hukuk Mahkemesi -----Sayılı mahkeme ilamında; ispat edilemeyen davanın reddine dair hüküm kurularak yerel mahkeme tarafından verilen karar kesin nitelikte olduğunu, dolayısıyla davacının sigortalısı tarafından açılan davanın kaza ile davalı şirketin sorumluluğu arasında bir illiyet bağının bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiği göz önüne alınarak benzer olaylardan açılan davalarda alınan bilirkişi raporları ve mahkeme kararları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiği tartışmasız olduğunu, bu çerçevede, lastik parçasının ne zaman düştüğü, bu hususa ilişkin davalı şirkete bir ihbar yapılıp yapılmadığı, kazanın lastik parçasının düştükten ne kadar sonra olduğu gibi hususlar açığa kavuşmamış olduğundan, davalı şirketin ihmalkar davrandığı gerekçesiyle meydana gelen kazada kusurlu olduğunun kabulü mümkün olmadığını, kusur yönünden inceleme yapmaya yetkin olmayan kişilerce yapılan kusur tespitine itibar edilmesi de mümkün olmadığını, davacı tarafından, trafik kazası sonucunda araçta meydana geldiğini iddia ettiği 31.442,62-TL bedel nezdinde işbu tazminat davası ikame edildiğini, meydana gelen zararda davalı şirketin hiçbir sorumluluğu olmadığı açık olmasına rağmen, bir an için sorumlu olduğu dahi düşünülse davacı tarafından talep edilen tazminat miktarının gerçeği yansıtmadığı ve hakkaniyete aykırı olduğu açık olduğunu, arz ve izah edilen nedenler neticesinde; öncelikle usule ilişkin itirazlarını tekrarla, Mahkemece yetkisizlik ve görevsizlik kararı verilerek, dosyanın yetkili olan ---- Tüketici Mahkemelerine gönderilmesine, Mahkeme aksi kanaatte olması halinde, kopan lastik parçası neticesinde meydana geldiği iddia edilen trafik kazasında, lastiğin ne zaman koptuğu, ne kadar süre yolda kaldığı, kazaya karışan sürücülerin gerekli önlemleri alıp almadığı hususları belirli olmadığından ve ek olarak sunmuş oldukları bilirkişi raporları da göz önüne alınarak davalının söz konusu olayda KUSURSUz olduğunun tespiti ile davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, Fotoğraflar, Hasar dosyası, Trafik Tescil Kayıtları, Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ :
Dava; davacı sigorta şirketinin, sigortalısı araçta meydana gelen hasar onarımı için genişletilmiş kasko sigorta poliçesi kapsamında ödediği maddi tazminatın ; 6102 sayılı TTK'nin 1472. maddesi uyarınca dava dışı sigortalısının haklarına halefi sıfatıyla, zararın meydana geldiği karayolunu (ücretli otoyol) işleten davalı şirketten rücuen tahsili istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce ön inceleme için duruşma açılmış ve taraf teşkili sağlanmıştır. Ancak 6100 sayılı HMK'nin 30, 114, 115, 117/2 ve özellikle 138. maddelerinde bulunan düzenlemeler kapsamında duruşmada; duruşmaya katılan taraf vekilleri de dinlenmek suretiyle dava şartlarına yönelik yapılan ilk inceleme ve değerlendirme sonucunda somut olay yönünden görev dava şartı eksikliği tespit edilerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Şöyle ki;
2709 Sayılı T.C. Anayasasının 37. maddesine göre "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz". 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesine göre, "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(1)-c maddesine göre, mahkemenin görevli olması dava şartıdır. 115. maddesine göre, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Bu yasal çerçevede mahkemelerce görev konusu her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu değildir. Bu kapsamda davanın basit yargılama usulüne tabi olması ve usul ekonomisi ilkesi gözetilerek dosyanın tensiben görev yönünden incelenmesi ve sonuçlandırılması gerekmiştir.
6102 Sayılı TTK'nin 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlığın konusu işin her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde özel düzenleme olmalıdır. Yine Türk Ticaret Kanunun 19/2.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılmasının görevin belirlenmesi yönünden bir etkisi bulunmamaktadır.
Bu durumda somut olayda davanın açıldığı 14/08/2024 tarihinde yürürlükte olan 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamına bakılarak görev hususunun değerlendirilmesi gerekmiştir.28.11.2013 tarihli ---- Gazetede yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun amaç başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun'un amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerinin korucuyu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir. hükmü, (TKHK) 2. maddesinde Kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Aynı kanunun “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (k) bendinde tüketicinin ''Ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi' ifade edeceği, (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK'nin 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanunun 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir.Yukarıda anılan yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalara göre somut olaya bakıldığında; bilindiği üzere sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, --- Esas, ---- Karar sayılı (03.07.1944 tarihli ---- Gazete'de yayımlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekmektedir. Somut olayda davacı sigorta şirketi, sigortalısı gerçek kişiye halef olarak açmış olduğu davada görevli mahkeme, sigortalı ile davalı arasındaki ilişkiye göre belirlenecektir. Davacının halefi olduğu sigortalısı gerçek kişi; davacıya genişletilmiş kasko sigortalı ----- plakalı hususi otomobilin malik ve sürücüsü olduğu anlaşılan -----ile davalı şirket arasındaki ilişki, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince doğrudan tüketici ilişkisidir. Bu tespitlere ve dosya kapsamına göre dava dışı gerçek kişi sigortalının 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında tüketici sıfatını sahip olması nedeniyle uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerektiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. (6502,2-73) Binaenaleyh; 6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle; davanın, 6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine, miktar itibarıyla kesin olmak üzere karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. (Bkz; ----- BAM ----HD----BAM ---HD.-----
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın, 6100 sayılı HMK'nin 114/1-c maddesi uyarınca mahkememizin görevli olmaması nedeniyle; 6100 sayılı HMK'nin 115/1-2 maddesi uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-)6100 sayılı HMK'nin 114/1-c ve 6502 sayılı TKHK'nin 3/k,l 73/1,83/2 maddeleri uyarınca görevli mahkemenin ---- TÜKETİCİ MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,
3-)6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birininin, süresi içinde Kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; veya Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak talepte bulunması halinde dava dosyasının GÖREVLİ -----TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE
4-)Yargılama giderlerinin 6100 Sayılı HMK'nin 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmezse talep halinde dosya üzerinden davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
5-)6100 Sayılı HMK'nin 20/1 maddesi uyarınca taraflardan birininin,süresi içinde Kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde mahkememiz tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek 6100 Sayılı HMK'nin 331/3 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı; 6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle miktar yönünden (31.442,62 TL < 40.000,00) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.