mahkeme 2024/124 E. 2024/500 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Mahkeme Kararı

Esas No

2024/124

Karar No

2024/500

Karar Tarihi

12 Temmuz 2024

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/124
KARAR NO : 2024/500

DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/02/2024
KARAR TARİHİ : 12/07/2024

Tarafları yukarıda belirtilen davanın Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından ibraz edilen ve gerekli kısımları:
''...
KONU : Yukarıda ünvanları belirtilmiş şirketlerin, müştereken imza yetkilisi olan yönetim kurulu üyesi davalıların kusuruyla, kanundan ve şirket esas sözleşmesinden doğan başta özen yükümlülüğü olmakla beraber tedbirli birer yönetici olarak şirketin menfaatlerini dürüstçe korumaması, eylem ve işlemleri ile dava konusu anonim şirketlere----- verdikleri zararların tazmini ve davalıların temsil ve yönetim yetkilerinin davanın açılmasıyla birlikte dava hakkında karar verilene kadar ihtiyaten kaldırılması talebidir.

AÇIKLAMALAR :
Müvekkil ... diğer davacı anonim şirketlerin(-----hakim pay sahibi ve yönetim kurulu başkanıdır.(Ek-1:Şirketler hazirun cetvelleri.) Davalılar, ... ... ise ünvanları belirtilmiş şirketlerin dört yönetim kurulu üyesinden ikisidir.(Ek-2:Yönetim kurullarını gösterir -----gazeteleri.)
Şirketler Hisse Durumunu Gösterir Tablo-1-----
Davacı şirketler hakim pay sahibi ve Yönetim Kurulu Başkanı ... ile yönetim kurulu üyesi olan kız kardeşleri arasında yaşanan aile içi anlaşmazlıklar, davalıların kanuna, şirket esas sözleşmesine ve bunlardan kaynaklı yükümlülüklerine aykırı davranışları sebebiyle davacı şirketlerin ve şirket pay sahiplerinin ağır ve telafisi güç zararlara uğramasıyla şirketlerin ticari hayatların tehlikeye girmesine sebebiyet vermiştir.

DAVALILAR ANONİM ORTAKLIKLARA KARŞI ÖZEN VE BAĞLILIK YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ İHLAL EDEREK HEM ANONİM ORTAKLIKLARIN HEM DE ANONİM ORTAKLIK PAY SAHİPLERİNİN TELAFİSİ GÜÇ ZARARLARA UĞRAMALARINA SEBEBİYET VEREN DAVRANIŞLARDA BULUNMUŞLARDIR.
Davalı yönetim kurulu üyeleri, sınırsız müşterek imza yetkisine haiz olup davacı müvekkil şirketleri temsil ve ilzama yetkilidirler. Davalılar, aşağıda ayrıca değineceğimiz ihtarnamelerinde de bizzat ifade ve ikrar ettikleri üzere şirketlerin fiili yönetiminde bulunmamakta, şirket ana faaliyetlerinin yürütüldüğü şirket merkezine hiç gelmemekte, şirket yönetimi hakkında bilgi ve deneyim sahibi olmalarına imkan verecek hiçbir faaliyette bulunmamaktadırlar.----- bünyesinde faaliyetlerini yürüten şirketlerin tamamında, müvekkil ... Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmaktadır. Yönetim Kurulu Başkanı ..., şirketleri ticari hayatta; yurt içi ve yurt dışındaki iş ortaklarına, rakip firmalara, kamu kurum ve kuruluşları ile finans/kredi kuruluşlarına karşı temsil etmektedir. Şirketlerin kurucusu ve müvekkilin babası --- hastalanması üzerine Türkiye'ye kesin dönüş yapan müvekkil ... ----.Sulh Hukuk Mahkemesinin----Sayılı dosyası ile de babasına geçici vasi olarak atanmıştır.(Ek-3: ----Sulh Hukuk Mahkemesinin------ Sayılı dosyasındaki vasilik kararı.) Babasının ALS hastalığından sonra şirketleri bulunduğu ekonomik buhran içerisinden çıkarmak için ---- kariyerinden vazgeçerek tabiri caizse elini değil adeta taşın altına koyarak şirketlerin içerisinde bulunduğu ekonomik durumu değiştirmek için genç yaşında olağanüstü bir efor sarf etmiş ve de her şeye rağmen sarf etmeye devam etmektedir.
Ancak; müvekkil ...'in kız kardeşleri, aynı zamanda da grup şirketler yönetim kurulu üyesi olan davalıların aşağıda yer verilen ve detaylıca anlatılan eylemleri sebebiyle, şirketlerin yönetimi oldukça güçleşmiş, grup şirketler Yönetim Kurulu Başkanı ...'in ve de dolayısıyla şirketlerin itibarı, yurt içi ve yurt dışındaki iş ortakları, rakip firmalar, kamu kurum ve kuruluşları ile finans/kredi kuruluşları gözünde adeta yerle bir olmuş ve böylece şirketler bir kısmının telafisi dahi mümkün bulunmayan zararlara uğramışlardır. Davalıların, dava konusu tüm şirketlerde yönetim kurulu üyesi sıfatını taşımalarına, hatta --- Firmasının azınlık hisse sahibi olmalarına rağmen aşağıda sıralanan eylemleri gerçekleştirmeleri hayatın olağan akışına, ticari teamüllere ve özellikle de yönetim kurulu üyelerinin kanundan ve esas sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerine açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
DAVALILAR, YÖNETİM KURULU ÜYESİ SIFATLARINA BİNAEN TTK m. 392 UYARINCA ŞİRKETTEN BİLGİ ALMA VE BELGE İNCELEME HAKKINA SAHİPKEN, ŞİRKETLERDE ÇALIŞAN PERSONELLERE İHTARLAR GÖNDERMİŞ VE AVUKATLARI ARACILIĞIYLA FİZİKİ OLARAK ŞİRKET PERONELLERİNE BASKI UYGULAYARAK, KORKUTMAK SURETİYLE GAYRİ RESMİ YOLLARDAN ŞİRKETLER HAKKINDA BİLGİ TALEP EDEREK, ŞİRKET PERSONELLERİNİ KORKUTMUŞ, ŞİRKET İŞLEYİŞİNE MANİ OLMUŞLARDIR.
Bilindiği üzere yönetim kurulu üyeleri TTK'nun 392. Maddesi uyarınca bilgi alma ve belge inceleme hakkına sahiptirler. Yine aynı maddenin 3.fıkrasında yönetim kurulu üyelerinin, yönetim kurulu toplantıları dışında, yönetim kurulu başkanının izniyle, şirket yönetimiyle görevlendirilen kişilerden, işlerin gidişi ve belirli münferit işler hakkında bilgi alabileceği düzenlenmiştir. Davalılar ise bu kanuni yolu takip etmek yerine, ... ile olan ailevi/ticari anlaşmazlıkları yüzünden, avukatları aracılığıyla şirketlerde çalışan personellere ihtarlar(Ek-4:Davalılar tarafından şirket personeline yönelik keşide edilen ihtarnameler.) göndermiş ve gayri resmi yollardan şirketler hakkında bilgi talep etmiştir. Bu yolla şirketlere ilişkin bilgi ve belge elde edemeyen davacılar, kendilerine avukatları marifetiyle istedikleri her türlü bilgi ve belgenin verileceği şifahen tarafımızca belirtilmişse de bilgi alma ve belge inceleme taleplerine ilişkin ----Asliye Ticaret Mahkemesi ----- Sayılı dosya ve -----. Asliye Ticaret Mahkemesi ----- Dosyaları üzerinden şirketlere yönelik bilgi ve belge talebinde bulunmuşlardır.
Davalılar şirket personeline hem şirket merkezine avukatlarını yollayarak hem de doğrudan muhatapların şirket personeli olduğu ihtarnameler keşide ederek, şirket personellerini korku ve paniğe sevk etmiş, şirket iç işleyişinin sekteye uğratarak şirketin ve şirket pay sahiplerinin zarara uğramasına sebebiyet vermişlerdir.
DAVALI YÖNETİM KURULU ÜYELERİ, YÖNETİM KURULU BAŞKANI MÜVEKKİL ... HAKKINDA SALT YANLIŞ BEYANLARLA, HİÇBİR DELİL VE BELGE İLERİ SÜRMEDEN KORUMA KARARI ALDIRARAK, YÖNETİM KURULUNUN TOPLANMASINA, GENEL KURUL KARARI VE DİĞER ŞİRKETİN İÇERİSİNDE BULUNUDĞU DURUM HAKKINDA KARAR ALINMASINA MANİ OLMUŞTUR.
Davalılar 22/09/2023 tarihinde-----Aile Mahkemesine başvurarak ... tarafından tehdit ve şiddete maruz kaldıklarını ve şiddet tehlikesinin devam ettiğini ileri sürerek, hiçbir delil, belge veya tanık sunmaksızın koruma kararı verilmesini talep etmişlerdir. Davalılar işbu gerçeğe aykırı beyanları ile hem müvekkilin mahkemeler önündeki itibarını sarsmaya çalışmışlar hem de böylece yönetim kurulunun toplanarak genel kurul kararı almasına engel olmuşlardır.(Ek-5:Koruma kararları.) Bilindiği üzere anonim şirket olağan genel kurul toplantıları her faaliyet dönemi sonundan itibaren 3 (üç) ay içerisinde yapılmak zorundadır (TTK md.409/1). Ancak ---- bünyesindeki şirketlerde, davalıların yönetim kurulu toplantılarına katılmaktan kaçınmaları sebebiyle genel kurul toplantı kararları alınamamış ve 2022 yılı olağan genel kurulları toplanamamıştır.
Nitekim davalılar, ... tarafından birçok defa gerek sözlü gerek yazılı olarak yönetim kurulu toplantısı için çağrılmalarına rağmen iştirak etmedikleri gibi, imzanın elden dolaştırılması yoluyla (TTK md.390/4) alınacak kararları da imzalamaktan kaçınmışlar, bunun üzerine müvekkil ... tarafından ilgililere ----Noterliği vasıtasıyla ---- yevmiye numaralı ihtarnameler (Ek-6:Yönetim kurulu toplanmasına ilişkin ihtarname.) 01/09/2023 tarihinde keşide edilmiş ancak davalılar bu ihtarnameleri de yanıtsız bırakarak yönetim kurulunun, olağan genel kurul çağrısı yapmasına mani olmuşlardır. Davalıların bu ihtarnameyi yanıtsız bırakması üzerine ----Noterliği vasıtasıyla ---- yevmiye numaralı ihtarname (Ek-7:----- firmasında genel kurulu çağrısı yapılması talepli ihtarname.) de keşide edilip kendilerine tebellüğ olmasına rağmen yine ihtarnameye cevap vermemişlerdir. Daha sonra müvekkil ... TTK'nun 410 vd. Maddelerine başvurmak suretiyle zaman kaybetmemek, şirketlerin içerisinde bulunduğu ekonomik durumun derinleşmemesi, şirketlerin sahibi olduğu lisansların yenilenmesi ve bağımsız denetim raporlarının ivedilikle imzalanması ve genel kurul çağrısı yapılması için tekrardan ---Noterliğinin ----yevmiye numaralı ihtarnamelerini de keşide etmiş ancak bunlara da olumlu cevap alamamıştır.(Ek-8:İlgililere çekilen son ihtarnameler.)
Hal böyleyken davalılar, hem müvekkil yönetim kurulu üyesi ... hakkında salt yanlış, gerçeğe aykırı beyanlarla koruma kararı alarak hem de birçok defa gerek sözlü gerek yazılı son olarak da keşide edilen ihtarnameler vasıtasıyla yapılan çağrıları yanıtsız bırakarak şirketlerin yönetim kurullarının toplanmasını engellemişlerdir.Tüm bu çabaların sonuçsuz kalması üzerine TTK'nun ilgili hükümleri uyarınca mahkeme kararı ile genel kurulların toplanması hakkında davalar ikame edilmekle birlikte henüz davalarda nihai kararlar verilmemiştir. Genel kurul istemli olarak müvekkil ... tarafından ikame edilen davalar----Asliye Ticaret Mahkemesi ----.--Asliye Ticaret Mahkemesi----.Asliye Ticaret Mahkemesi -----., -- Sayılı davalardır.
Bilindiği üzere yönetim kurulu toplantılarına katılmak ve böylece gerekli kararların alınmasını sağlamak şirket yönetim kurulu üyeleri bakımından her şeyden önce bir "görev/yükümlülük"tür. Anonim şirket kural olarak yönetim kurulunun karar alması suretiyle yönetilir ve nitekim anonim şirket yönetim kurulunun "Devredilemez görev ve yetkiler"ini düzenleyen TTK m. 375'te şirketin üst düzeyde yönetimi yönetim kuruluna bir görev olarak yüklendiği gibi, genel kurulu toplantıya çağırma "görev"inin de kural olarak yönetim kuruluna ait olduğu TTK m. 410'da düzenlenmiştir.
Davalılar, yönetim/genel kurul toplantıları bu kadar elzem olmasına ve ivedilik arz etmesine rağmen, yönetim kurulu üyeliği sıfatının gerektirdiği görevleri yerine getirmemek suretiyle şirketlerin organlarını işlemez hale getirmişler ve şirketin durumunun ekonomik ve idari olarak kötüleşmesine sebebiyet vermişlerdir. Bu durum da hem şirketlerin hem de şirket pay sahiplerinin zarar görmesine sebep olmuştur.
DAVALILAR TAMEMEN KÖTÜNİYETLİ OLARAK 31 YAŞINDAKİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI ... HAKKINDA KISITLANMASI, YÖNETİM KURULU ÜYELİĞİNİN DÜŞÜRÜLEREK YERİNE KAYYIM ATANMASI, MALVARLIĞINA TEDBİR KONULMASI TALEPLİ DAVAYI İKAME EDEREK, HEM ŞİRKETLERİN HEM DE MÜVEKKİL ...'İN TİCARİ İTİBARININ AĞIR ZARAR GÖRMESİNE SEBEBİYET VERMİŞTİR.
Davalılar, müvekkil ... ile aralarındaki ticari/ailevi anlaşmazlıkları sebebiyle, müvekkil ...'i kısıtlamak ve kendisi yerine şirketlere kayyım atatmak marifetiyle şirketlerdeki kontrolü ele geçirmek amacıyla bu kez de henüz ...'in babaları ---- geçici vasi olarak atanmasının üzerinden 15 gün geçmemişken, ----Sulh Hukuk Mahkemesinin ------ ve kötü yönetim olgularının gerçekleştiğini ayrıca bipolar rahatsızlığı sebebiyle akıl hastası olduğunu ileri sürerek kısıtlanmasını, mal varlığına vesayet tedbir şerhi işlenmesini, yönetim kurulu başkanı ve üyesi olduğu tüm şirketlere kayyım atanmasını talep etmişlerdir.(Ek-9:----Sulh Hukuk Mahkemesinin ------ Sayılı dosyası davalıların dava dilekçesi.)
Davalılar işbu iddialarını ispatlayıcı herhangi bir doktor/heyet raporu sunmamış, alkol ve uyarıcı madde bağımlılığına ilişkin herhangi bir rapor veya kayıt gösterememiş, savurganlık ve kötü yönetim olgularının gerçekleştiğine ilişkin olaraksa ancak kendi şahsi kefaletlerinin de bulunduğu şirket yönetimince ortak iradeyle kullanılan kredileri ileri sürmüşlerdir.
Davalılarca yukarıda açıklandığı üzere kötü niyetle ikame edilen davada mahkemece yanılgıya düşülerek 24/10/2023 tarihli tensip zaptı (Ek-10:----Sulh Hukuk Mahkemesinin 24/10/2023 tarihli tensip zaptı.) ile ---- eğitim görmüş, üç farklı yabancı dil bilen, gerek sosyal gerekse ticari hayatta tanınan, saygın, 31 yaşındaki ---- Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ...'in adına kayıtlı tüm taşınır, taşınmaz ve banka hesaplarına vesayet tedbir şerhi işlenmesine ve ayrıca müvekkilin yönetim kurulu başkanı olduğu şirketlerin mahkemeye bildirilerek, yerine atanması için kayyım önerisinde bulunulmasına karar verilmiştir. İşbu hukuka aykırı karara karşı tarafımızca mahkemesine başvurulmuş ve neticede şirketler hakkındaki karardan rücu edilmiştir. (Ek-11: ---- üzerine mahkemece müvekkilin hesabının bulunduğu bankalara müzekkere yazılarak, ... adına kayıtlı tüm banka hesaplarının mahkemeye bildirilmesi ve banka hesaplarına vesayet tedbir şerhi işlenmesi talep edilmiştir.(Ek-12:------Sulh Hukuk Mahkemesinin bankalara gönderdiği müzekkere.)Cirosu milyon dolarları bulan grup şirketler Yönetim Kurulu Başkanının şahsi hesaplarına tedbir şerhi işlenmesi, hem müvekkilin hem de yönetim organının başı konumunda olduğu şirketlerin gerek iş ortakları gerekse de finans kuruluşları karşısındaki itibarlarını telafisi güç şekiilde yerle bir etmiş, kredi derecelendirmelerini olumsuz etkilemiştir. Bu kötüniyetli eylemin sonuçları öylesine ağır olmuştur ki -----şirket hesaplarına da bloke konularak, şirketin finans işlemlerinin gerçekleştirilmesi engellenmiş, bunun sonucunda banka ile yapılan görüşmeler neticesinde bankaca şirkete gönderilen mailde aynen:"Şirketiniz imza yetkilisi ... hakkında ---- Sulh Hukuk Mahkemesince Bankalarda bulunan hesaplarına Vesayet Tedbir Şerhi İşlenmesi kararı verilmiş olup, talimatınız adıgeçenin vermiş olduğu vekaletname ile imzalanmış olduğundan,... yönetim kurulu üyesi olduğu şirketlerin hesapları üzerinde bu şahsın imzasıyla yapılacak işlemler için de, ehliyetsizlik gerekçesiyle geçersizlik iddiasının ileri sürülmesi riski bulunduğu düşünülmektedir. Zira TTK m.363/2 uayrınca "Yönetim kurulu üyelerinden birinin iflasına karar verilir veya ehliyeti kısıtlanır ya da bir üye üyelik için gerek kanuni şartları yahut esas sözleşmede öngörülen nitelikleri kaybederse, bu kişinin üyeliği, herhangi bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden sona erer."Bu itibarla, TMK m.420/1 kapsamında verildiği tahmin edilen tedbir kararının kapsamı hususunda ----- Sulh Hukuk Mahkemesinden;"Kısıtlı adayı ...'in yönetim kurulu üyesi sıfatıyla temsil yetkisini haiz olduğu şirketlerin hesaplarında bu şahıs veya daha önce atamış olduğu vekil tarafından ilgili şirketi temsilen işlem yapılmasının da tedbir kapsamında olup olmadığı" hususunda talimat sorulması ve gelecek talimata göre işlem yapılması gerekmektedir. ...." (Ek-13:----- Bankası'nın mahkemeye göndermiş olduğu yazı.)Şeklinde şirketlere cevap verilmiştir. Bu durum da başlı başına yukarıda ifade ettiğimiz gibişirketlerin finans kuruluşları gözündeki itibarının ne kadar kötü etkilendiğinin gözler önüne sermeye yetmektedir. Davalılar böylece ... ile olan ailevi sorunları sebebiyle ikame ettikleri vesayet davası ile şirketleri ve pay sahiplerini bir çırpıda ağır ve telafisi güç zararlara uğratmaktan çekinmemişler, yönetim kurulu üyeliğinin gerektirdiği özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı olarak şirketin mahvı pahasına şahsi menfaatlerini üstün tutmuşlardır.
DAVALILAR, 26 FİNANS KURULUŞUNA GÖNDERMİŞ OLDUKLARI 06/11/2023 TARİHLİ BİLDİRİ İLE FİNANS KURULUŞLARININ ŞİRKETE KARŞI HUKUKİ VE İCRAİ İŞLEMLERE BAŞLAMALARINI, ŞİRKET MALVARLIKLARINA YÖNELMELERİNİ TALEP ETMİŞLER VE ŞİRKETLERİN MAHVINI AMAÇLAMIŞLARDIR.
Müvekkil ... ve onun yetkilendirdiği, finans kuruluşlarında yıllarca çalışmış yetkin personeller, şirketler ile finans kuruluşları arasındaki ilişkileri davalıların yapmış oldukları ve yukarıda aktarılan her türlü eylem ve işlemlere rağmen şirketin içerisinde bulunduğu ekonomik durumdan çıkarmaya çalışırken, bu kez de davalıların anonim şirket yönetim kurulu üyesi sıfatından kesinlikle beklenmeyecek, yönetim kurulu üyelerinin özen ve bağlılık yükümlülüğüne ve ticari hayatın olağan akışına tamamen aykırı, akıl almaz bildirileri sebebiyle finans kuruluşları ile yapılan yapılandırma görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Yönetim Kurulu Başkanı ... amacı finans kuruluşları ile yapılandırma işlemleri tesis ederek hem döviz cinsi borçların Türk Lirasına çevrilmesini hem de yüksek faiz ve komisyon tutarlarıyla kullandırılan kredilerin daha düşük faiz ve komisyon tutarıyla uzun vadeye yaydırılarak, borçlar ödenirken şirketin borçları ödeyecek ticari faaliyetlerini sürdürmeye devam etmesiydi. Ancak şirketlerin yönetim kurulu üyesi davalılar açıkça, kendi ifadeleri ile "...şirketlerde herhangi bir icrai etkileri ya da fiili yönetimleri bulunmamasına...", "...şirketlerin yönetiminde ya da operasyonunda icrai bir faaliyet yürütmemiş..." olmalarına rağmen 26 finans kuruluşuna gönderdikleri 06/11/2023 tarihli bildiri aracılığıyla yine aynen kendi ifadeleriyle "..bankacılık mevzuatının imkan verdiği, özellikle kredi sözleşmelerinden (hisse rehinlerinden) doğan intifa haklarını kullanmak, şirket hesaplarını blokaja almak ve şirketlerin malvarlıklarını güvence altına almak da dahil olmak üzere her türlü tedbiri ve aksiyonun" bankalarca ivedilikle alınmasını açık açık talep etmişlerdir.(Ek-14:Davalılarca, 26 finans kuruluşuna gönderilen 06/11/2023 tarihli bildiri). Böylece, ne hukuken ne de mantıken hiçbir şekilde izah edilemeyecek bir biçimde, borçlu sıfatına sahip olan şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan davalılar, şirket alacaklıları olan finans kuruluşlarından, "kredi sözleşmelerinden ve hisse rehinlerinden doğan intifa haklarını kullanmalarını", "şirket hesaplarını blokaja almalarını", "şirket malvarlıkları üzerinde her türlü tedbiri almalarını" istemişler, kısacası TTK m. 369 uyarınca "şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek"le yükümlü olan davalılar, şirketin zarara uğratılması için bizzat çağrıda bulunmuşlardır.
Nitekim alacaklı oldukları şirketlerin yönetim kurulu üyelerinden gelen ve ticari hayatta eşi benzerine asla rastlanamayacak bu bildiri neticesinde tüm finans kuruluşları, kredilerin tamamını, yüksek temerrüt faizleri, yüksek komisyonlar ile geri çağırmış, hesapları kat etmiş, ihtiyati haciz kararı alarak şirketlerin tüm mal varlığına haciz işlemi tesis etmiş, şirket merkezi, şubeleri, fabrikaları ve depolarında fiili haciz işlemi yapmıştır. Köklü firmaların hem ticari hayattaki itibarları hem de finans kuruluşları karşısında yılların kazandırmış olduğu pozisyon kaybolmuştur. Söz konusu icrai işlemler sebebiyle sektöründe öncü olan firmaların faaliyetleri sona erme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Sürdürülebilir borç yapısı, davalıların akıl almaz, ticari hayatta hiçbir karşılığı olmayan mantıksız işlemleri neticesinde sürdürülemez hale getirilmiştir. Davalılar bu eylemleri ile yönetici sıfatıyla kanundan doğan yükümlülüklerine aykırı davranmak suretiyle hem şirketleri hem de şirket pay sahiplerini maddi zarara uğratmışlardır.
Müvekkil ..., davalıların bu işlemlerine karşı da yılmamış, şirketlerin faaliyetlerini yürütmesini, faaliyetlerini yürütürken de yapılandırılmış, uzun vadeye yayılmış, Türk Lirasına dönüştürülmüş borçların, şirket faaliyetlerinden elde edilecek gelir ve şirket öz mal varlıklarıyla ödenmesi amacıyla davacı şirketler için son çare olarak 09/11/2023 tarihinde konkordato başvurusunda bulunmuştur. Müvekkilin konkordato başvurusu hakkında mahkeme, konkordato başvurusu hakkında yönetim kurulu kararının sunulması için 1 haftalık kesin süre vermiştir. Müvekkil tek pay sahibi olduğu ----- Şirketi için genel kurul toplantısı yaparak yeni bir yönetim kurulu seçmiş ve yeni yönetim kurulu konkordato başvurusu için karar almış ve karar mahkeme dosyasına sunulmuştur.

DAVALILAR SON OLARAK KENDİ ORTAKLIKLARININ BULUNMADIĞI, ----FİRMALARININ TÜM MALVARLIKLARINI, ŞAHSİ KEFALETLERİNİN VE ORTAKLIKLARININ BULUNDUĞU ŞİRKETLERİN BORCUNU SONA ERDİRMEK AMACIYLA, TEMSİL VE İLZAM YETKİLERİNİ KÖTÜYE KULLANARAK KENDİ AVUKATLARININ DA VEKİLLİĞİNİ YÜRÜTTÜĞÜ İKİ FİNANS KURULUŞUNA İPOTEK ETTİRMİŞLERDİR.
Yukarıda birinci sayfada yer verilen Tablo-1 incelendiğinde görüleceği üzere davalıların -----Firmalarında ortaklıkları bulunmamaktadır. Söz konusu firmalar geçmişte enerji sektöründe faaliyetlerini yürütmüş firmalar olmakla birlikte, halihazırda sektördeki daralma ve grubun kaynaklarının gaz sektörüne kaydırılması sebebiyle faaliyetlerine ara vermişlerdir. Söz konusu firmaların tek mal varlıkları da şirketin merkezi olan ---- adresinde bulunan ----- içerisinde yer alan ofis, restoran spor salonu, klinik ve apartlardan oluşan bağımsız bölümlerdir. Söz konusu taşınmazlar hem imalatların son derece lüks olması hem de taşınmazın bulunduğu muhit sebebiyle paha biçilemez değerdedir.Davalılar, davacı şirketlerin alacaklılarının adi alacaklarını, konkordato projesini sekteye uğratmak ve kendi maddi menfaatleri uğruna rüçhanlı/imtiyazlı alacak haline getirmişlerdir. Söz konusu adreste ----40'dan fazla taşınmazı olmakla birlikte bu taşınmazlar 16/11/2023 ve 17/11/2023 tarihinde hiçbir yönetim ve genel kurul kararı bulunmaksızın, yalnızca davalıların imzalarıyla ipotek olarak ----- Şirketine verilmiştir.(Ek-15:Taşınmazlardan birinin ipotek olarak verildiğine ilişkin webtapu kaydı.)
Bilindiği üzere TTK'nun 408/2-f hükmü uyarınca "Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı." genel kurulun devredilmez görev ve yetkilerinden biridir. -----firmalarının söz konusu taşınmazlar haricinde hiçbir mal varlığı bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda davalılar tarafından tesis edilen işlemin şirketin yegane malvarlığının elinden çıkması ve böylece şirketin sona ermesi sonucunu doğurabilecek bir karar olduğu aşikardır. Nitekim TTK m. 408/2-f hükmünün önemli miktarda şirket varlığının sadece teknik anlamıyla "satış"ı niteliğindeki işlemler bakımından değil, ayrıca ayni mali sonuçları doğuracak tüm işlemler ve bu kapsamda "ipotek" bakımından da uygulanması gerektiği doktrinde de kabul edilmektedir (bu yönde bkz. ----
Yine TTK'nun 371/1 hükmü gereğince yönetim kurulu üyeleri ancak şirketin amacına giren işlemleri yapabilirler. Şirketlerin yegane malvarlığını teşkil eden taşınmazların iki finans kuruluşu lehine ipotek ettirilmesinin, şirketin sona ermesine yol açabilecek nitelikte bir işlem olduğu ve bu sebeple hiçbir şekilde şirketin amacına dahil kabul edilemeyeceği ise izahtan verastedir.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde davalıların, yönetim kurulu üyesi oldukları şirketlerin yegane malvarlıklarını, TTK m. 408/2-f ve TTK m. 371/1 hükümlerine açıkça aykırı bir şekilde ve doğrudan doğruya bu şirketleri zarara uğratmak amacıyla, iki banka lehine ipotek ettirmeleri şeklindeki eylemlerinin, TTK m. 553 anlamında kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kasten ihlal etmek suretiyle hem şirkete, hem pay sahiplerine ve hem de diğer şirket alacaklılarına zarar vermek niteliğinde olduğu ve dolayısıyla aynı madde uyarınca sorumluluklarını gerektirdiği açıkça ortadadır.

İHTİYATİ TEDBİR TALEBİMİZ HAKKINDA AÇIKLAMALARIMIZ.
Yukarıda belirtildiği üzere davalılar, davacı şirketlerde halen yönetim kurulu üyeliği görevini yürütmektedirler. İlgili şirketlerin geçmiş tarihli yönetim kurulu kararları gereğince de müştereken imza ile sınırsız olarak temsil ve ilzama yetkilidirler. Davalılar tarafından yukarıda belirtilen eylemler yönetim kurulu üyeliği görevinden alınmak için yeterlidir. Bu sebeple de ...'in tek pay sahibi olduğu---- genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyeliklerine son verilmiş, temsil ve ilzam yetkileri kaldırılmıştır. Ancak diğer firmalar yönünden, bizzat davalıların katılmaktan kaçınmaları sebebiyle yönetim kurulları toplanamadığından ve dolayısıyla genel kurul toplantıları da yapılamadığından, davalıların yönetim kurulu üyeliği görevleri halen devam etmekte ve böylece halen kötü niyetli eylem ve işlemleriyle hem şirketlere hem de pay sahiplerine maddi ve telafisi güç zararlar vermeye devam etmektedirler.Davalılar, TTK'nun 369. Maddesiyle düzenleme altına alınan yönetim kurulu üyelerinin özen ve bağlılık yükümlüğüne tamamen aykırı eylem ve işlemler gerçekleştirmiş ve gerçekleştirmeye devam etmektedir.
Kanun koyucu ilgili hükümde aynen; "Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar." şeklinde düzenlemede bulunmuştur.
Nitekim yönetim kurulu üyelerinin şirkete karşı olan bağlılık borcunun bir gereği olarak, menfaat çatışması halinde, kendilerinin menfaati yerine, şirketin menfaatini üstün tutmakla yükümlü oldukları da açıktır.
Şirketin/ şirket pay sahiplerinin açtığı veya şirket aleyhine açılan davalarda şirket, yönetim kurulu tarafından temsil edilir. Ancak kimi hallerde şirket yönetim kurulu ile şirket yahut pay sahipleri arasında menfaat çatışması doğmaktadır. Şirket ile yönetim kurulu arasında doğan menfaat çatışması hallerinde; şirketin, azlık pay sahiplerinin ve alacaklılarının menfaatlerinin yargı mercileri önünde etkin bir şekilde korunabilmesi için temsil kayyımlığı kurumuna müracaat edilmesi faydalıdır.Kayyımlık, şirketi temsil veya yönetim yetkisinin kullanılamaması durumunda oluşan boşluğun mahkeme tarafından atanacak bir kişiyle doldurulmasını amaçlayan geçici bir hukuki korumadır.
Hukukumuzda, kayyımlık temsil ve yönetim kayyımlığı olmak üzere iki şekilde düzenlenmiştir. Temsil kayyımlığında fiili veya hukuki bir nedenden ötürü temsil yetkisinin geçici olarak kullanılamaması ve bu yetkinin mahkeme tarafından atanacak bir kayyım vasıtasıyla kullanılması söz konusudur
Temsil kayyımlığı kurumunu, pay sahipleri veya alacaklılar tarafından açılacak sorumluluk davası özelinde incelemek yararlı olacaktır. Anonim şirketi doğrudan doğruya zarara uğratan bütün işlemler pay sahipleri açısından uğranılmış bir zarardır ve kanun koyucu bu kimselere dava açma hakkı tanımaktadır. “Sorumluluk davası” olarak adlandırılan bu davada hükmedilecek tazminat ise davacı pay sahibine değil şirkete ödenmektedir. Tazminat, yönetim kurulu tarafından şirkete ödeneceği için şirket ile yönetim kurulu üyeleri aralarında menfaat çatışması doğacağı aşikardır. Bu doğrultuda, pay sahipleri ve/veya alacaklılar tarafından dolaylı zararlar nedeni ile görevdeki yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davalarında, davalı yönetim kurulu üyelerinin temsil yetkisi kaldırılarak mahkemece temsil kayyımı/kayyım heyeti tayin edilmesi gerekmektedir. Özetle, temsil kayyımlığı müessesi sayesinde, sorumluluk davası sürecinde anonim şirketin bağımsız bir temsil kayyımı vasıtası ile temsili sağlanarak, menfaat çatışması ve yönetim kurulu üyeliğinin kötüye kullanılması nedeni ile ortaya çıkabilecek birçok hukuki risk bertaraf edilmiş olacaktır.
Davalıların, -----firmalarında pay sahibi olmayıp, yönetim kurulu üyesi olmaları böylece menfaat çatışmasının meydana gelmesi sebebiyle temsil yetkilerinin dava sonuna kadar tedbiren kaldırılmasını, yerlerine temsil kayyımı atanmasını da talep etme zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ DAYANAKLARIMIZ.
Anonim şirket yönetim kurulu üyeleri, TTK m. 369 uyarınca "görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek" yükümlülüğü altındadırlar. Bu genel düzenleme dışında da TTK'da anonim şirket yönetim kurulu üyelerine yüklenmiş olan, başta şirketin yönetimi (TTK m. 375/1-a) ve bunun için gerekli olan faaliyetleri gerçekleştirmek olmak üzere çok sayıda görev ve yükümlülük bulunmaktadır.TTK m. 553 gereği; şirket kurucuları, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları kanundan veya şirket esas sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete, hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına verdikleri zarardan sorumludurlar. Yönetim kurulu üyesi kanundan kaynaklanan sadakat ve özen yükümlülüğüne uygun hareket etmek zorundadır. Yönetim kurulu karar süreçlerinde krize neden olunması, temsil yetkisinin kötüye kullanılması suretiyle şirketin zarara uğratılması gibi durumlarda bu madde kapsamında sorumluluk davası süreci işletilmek suretiyle zararların telafisi mümkün olabilecektir.
........................
NETİCE-İ TALEP :
Yukarıda açıkladığımız ve mahkemenizce resen gözetilecek nedenlerle;
Fazlaya ilişkin tüm hak ve alacaklarımız saklı kalmak kaydıyla, mahkemenizce yapılacak tespit ile ortaya çıkacak zarar miktarının tam ve kesin belirlenmesinden sonra arttırılmak üzere şimdilik davacının uğramış olduğu 10.000,00 TL (On Bin) zararın müteselsilen sorumlu olan davalı şirket yetkililerinden dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte TAHSİL EDİLEREK MÜVEKKİLİN PAY SAHİBİ OLDUĞU DAVA KONUSU ŞİRKELEREE ÖDENMESİNE,
Davalıların, -----firmalarında pay sahibi olmayıp, yönetim kurulu üyesi olmaları neticesinde menfaat çatışmasının meydana gelmesi, ----- Anonim Şirketi'ne zarar veren eylemleri sebebiyle temsil yetkilerinin anılan firmalarda dava sonuna kadar tedbiren kaldırılmasına, yerlerine temsil kayyımı ATANMASINA,
...''
şeklinde olup yukarıya aynen aktarılan dava dilekçesinde ileri sürülen sebeplere bağlı olarak davalılar tarafından sebep olunduğu belirtilen şirket zararlarından fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacının pay sahibi olduğu dava konusu şirketlere ödenmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.İbraz edilen Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağına göre --- Arabuluculuk Bürosu, Büro dosya numarası -----ve arabuluculuk numarası ------ numaralı, 12/12/2023 tarihinde yapılan başvurunun taraflarla ilgili olduğu, tarafların davete uyduğu ancak görüşme sonunda anlaşma sağlanamadığına dair 08/01/2024 tarihli son tutanak düzenlendiği, arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirilmiş olduğu belirlenmiştir.Davacı vekili duruşmada dilekçesini tekrar etmiş ve 05/06/2024 tarihli aynı duruşmada davalılar vekili cevap dilekçesini tekrarla davanın ve tedbir talebinin reddine karar verilmesini istemiş olup, söz konusu 05/06/2024 tarihli duruşmada -----. Sulh Hukuk Mahkemesinin ------Esas sayılı dosyası üzerinden işlem gören davanın dava şartına etkisi nedeniyle bekletici mesele yapılmasına karar verilerek buna yönelik ara kararlar oluşturulup tedbir talebi hakkında da söz konusu bekletici meseleye bağlı olarak dava şartı aydınlandıktan sonra değerlendirme yapılmasına karar verilerek ön inceleme duruşmasının ötelenmesine karar verilmiştir.Ön inceleme duruşmasının ötelenmiş olduğu bu süreçte davacı vekili tarafından UYAP üzerinden gönderilen 28/06/2024 tarihli dilekçe ile vekaletnamedeki özel yetkiye dayalı olarak davadan feragat edildiği anlaşıldığından davayı sona erdiren taraf işlemi ve dosya kapsamı gözetilerek resen ele alınan bu dosya üzerinden işlem gören davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin olmak üzere aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
Vazgeçme aşamasına göre belirlenen maktu karar harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 284 TL harcın kararın kesinleşmesine bağlı olarak ve talep halinde davacı tarafa iadesine,6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun madde 18/A-(13) ve (14) düzenlemelerine ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesine bağlı olarak Arabulucuk Bürosu tarafından yapılan ve Adalet Bakanlığı Bütçesinden gerekçede açıklanan şekilde karşılanan/karşılanacak olan 3.800,00 TL zaruri giderin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,Davacı tarafça yapılan harç ve yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafça yapılan bir gider olmadığından bu konuda başkaca bir karar oluşturulmasına yer olmadığına,
Ön inceleme duruşması öncesi aşamada feragat edilmesi ve buna ilişkin tarife düzenlemesi de gözetilerek davalılar vekili için tarife gereğince belirlenen maktu avukatlık ücretinin yarısı olan 8.950,00 TL maktu avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalılara müştereken verilmesine,
Artan avansın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
İlişkin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla
Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim